1000Kitap Logosu
F. Scott Fitzgerald

F. Scott Fitzgerald

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.5
7,4bin Kişi
22,7bin
Okunma
677
Beğeni
20,2bin
Gösterim
Tam adı
Francis Scott Key Fitzgerald
Unvan
İrlanda Asıllı Amerikalı Yazar
Doğum
St. Paul, Minnesota, ABD, 24 Eylül 1896
Ölüm
Hollywood, Los Angeles, ABD, 21 Aralık 1940
Yaşamı
Francis Scott Key Fitzgerald (d. 24 Eylül 1896, St. Paul, Minnesota - ö. 21 Aralık 1940, Hollywood) İrlanda asıllı ABD'li yazar. Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından kabul edilir. 1890'larda doğmuş olan ve I. Dünya Savaşı sırasında yetişen neslini "Kayıp Kuşak" olarak tanımlar. Fitzgerald, Princeton Üniversitesi'nde başladığı öğrenimini tamamlamadı. I. Dünya Savaşı'na katılan yazar, savaş sonunda gazetecilik yapmaya başladı. Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi. 1920 yılında Cennetin Bu Yanı adlı romanıyla adını duyurmaya başladı. Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood'da hayata veda etti.
Muhteşem Gatsby
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sevecendir Gece
OKUYACAKLARIMA EKLE
Caz Çağı Öyküleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Kıyıdan Uzakta
OKUYACAKLARIMA EKLE
Cennetin Bu Yakası
OKUYACAKLARIMA EKLE
Son Patron
OKUYACAKLARIMA EKLE
1 Mayıs
OKUYACAKLARIMA EKLE
Kış Düşü
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sana Borcum Var
OKUYACAKLARIMA EKLE
Cazibe
OKUYACAKLARIMA EKLE
Mazisi Olan Kadın
OKUYACAKLARIMA EKLE
Babil’e Dönüş
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Beautiful And Damned
OKUYACAKLARIMA EKLE
Image on the Heart
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Intimate Strangers
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Love Boat
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Last of the Belles
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Pat Hobby Stories
OKUYACAKLARIMA EKLE
All The Sad Young Men
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Crack-Up
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Diamond as Big as the Ritz
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ne de Hoş Bir Çift
OKUYACAKLARIMA EKLE
56 syf.
·
8/10 puan
-Spoiler içermez-
"Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık.                                                                                       -Mark Twain Dünyaya yaşlı bir adam olarak gelip öldüğünde bir bebek olan Benjamin Button'ın bu tuhaf hikayesini çoğunuz ya okumuş ya izlemiş ya da duymuşsunuzdur. Bir oturuşta okunulacak bu 50 sayfalık mini kitabın içeriğine dair bir şeyler yazmayacağım ben bu incelememde. Zaten gereğinden fazla ince olması hasebiyle ne konuyu derinlemesine işlemiştir yazar ne de altı çizilecek cümle bırakmıştır fazla. Ben bugün, yazarın hikayeyi yazmasında esin kaynağı olarak nitelediği cümlenin üzerinde duracağım. Yukarıda yazdığım cümlenin... Biraz irdeleyelim istiyorum ne anlatmak istediğini Twain'in. Çocukluk ve gençlik zamanlarını 'iyi' olarak adlandırırken; olgunluk ve yaşlılık dönemlerini 'kötü' olarak adlandırıyor yazar. Peki ama niye? İnsanın zihinsel ve bedensel olarak birbirinden çok farklı olduğu bu dönemlerden çocukluk ve gençlik bedensel açıdan daha iyiyken, zihinsel olarak daha iyi olduğumuz çağ olgunluk ve yaşlılık dönemleri değil midir? Sırf bedenimiz gençken daha kuvvetli, hareketli, hızlı, sağlıklı diye gençlik yaşlılıktan daha mı iyidir? Ya yaşlılığın hiç iyi bir yönü yok mudur?  Cicero der ki; "İyi ve mutlu yaşama kabiliyeti bulunmayan insanlara her çağ ağır gelir." ve ekler; "Herkes yaşlılığa ulaşmak ister, ulaşınca da onu suçlar, işte böyle büyüktür budalalığın tutarsızlığı ve huysuzluğu!" Herkes yaşlılığa ulaşmak ister doğru, çünkü hayatın en anlamlı çağıdır yaşlılık. Elde etmişliğin verdiği huzurla kaplıdır yaşlı insanların içi. Yaşamışlığın, deneyimlemişliğin... Tatlı bir yorgunluktur yaşlı insanların üzerindeki. "Ama ya ölüm?" dediğinizi duyar gibiyim. Buna da tıpkı Platon gibi cevap vereceğim. Eğer ölümün bir son olduğunu düşünüyorsanız korkmanıza gerek yok çünkü rahat bir uyku sizi bekliyor olacak. Ama eğer ölümün son değil ebediyete açılacak kapı olduğunu düşünüyorsanız o halde onu arzulamalısınızdır. Ama zaten ölüm diyince neden aklımıza hep yaşlılar gelir ki? Sanki ölüm yalnızca yaşlıların başına gelen bir şeymiş gibi... Bu kitabı ama daha da önemlisi Cicero'nun yazmış olduğu Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine isimli kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Yaşlılığa bakış açınızı tamamen değiştirecek nitelikte bir kitap olduğu kanaatindeyim. Okuyanların beğeneceğine de eminim. Her iki kitabı da okuyacak herkese iyi okumalar dilerim:) Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine #80290987
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Okuyacaklarıma Ekle
4
198
56 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Giderek gençleşiyorum...
Yalnızca elli sayfalık, yaklaşık bir saatimi alacak bir kitap okuyup ardından üç saate yakın filmini izledim. Geçen dört saatlik zaman dilimi ise asla bir kayıp değil. Aksine hayatıma ve duygularıma dokunan anlardı. Bazen yüzlerce sayfadan oluşup bittiğinde "bana ne kazandırdı?" Diye sorguladığım kitaplardansa bir sayfaya birden çok duyguyu sığdıran eserlerin hayranıyım. Kitabı gördüğümde çerezlik okuyup bitiririm sonra da diğer kitapların arasında yerini alır diye düşündüm. Ama hikaye öyle fantastik ve hatta fazlaca ütopik ki; okurken etkilenmemek elde değil. Bir solukta nefesimi tutarak okudum. Ardından 2008 beyaz perdeye uyarlanan ve Brad Pitt'in muhteşem oyunculuğuyla daha da keyifli hale gelen filmini izledim. Ve üzerine basa basa söylüyorum ki kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap içeriğinde ise; yazarımız Mark Twain'in "Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık." sözünden esinlenip yazmış olduğu konu okuyucuya aktarılmıştır. Dünyaya seksen yaşında gibi yaşlı bir şekilde gelen bir bebeğin, hayatın kuralı olan doğmak, büyümek ve yaşlanmak şeklinde olması gerekirken, Benjamin'in tam tersi olacaktır. Benjamin'in garip hayatını anlatan aşk ve duygu yüklü fantastik bir eser. Yazar yaşın insan kimliği üzerindeki etkisini hayalgücünü zorlayacak bir şekilde anlatmıştır. Okur kalın...
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Okuyacaklarıma Ekle
5
234
80 syf.
·
1 günde
·
8/10 puan
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi - F. Scott FITZGERALD
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi... Yıllar önce filmini izlemiştim. Ufak farklılıklar olmasına rağmen konu ve ana fikrin kemiği korunmuştu sinemaya aktarılırken. İnsanlar doğar, büyür ve vakti gelince ölürler. Bilmem hiç sorguladınız mı bu neden böyle ya da bu aşamalarda bir farklılık olsa ne olur, diye? Yazar belli ki sorgulamış ve farklı bir eser meydana getirmiş. Kısa ama insanı düşünmeye sevk eden bir eser. Aslında çok benzerlik gösteriyor insanın hayatının ilk yıllarıyla son yılları. Her ikisinde de başkalarına bağımlı ve duygusal oluyorsun. Her iki dönemde de insan bir unutma süreci yaşıyor. Çok güzel özetlemiş bu durumu yazar: "İnsanların unutması kaçınılmaz bir sondu her zaman." Unutuyoruz vesselam. Bebekliğimizi unutuyoruz, yaşlandığımızda olup bitenleri unutuyoruz. Biz gidince geride kalanlar bizi unutuyor. 21. yüzyılda gerçekten de uzun sürmüyor ölümün acısı. Kısacık bir kitap neler sorgulatıyor insana. İşin içine incelemenin yapıldığı saati de ekleyince derin düşüncelere dalıyor insan. Hayatı tersten yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız size göre bir kitap. Kitapla kalın...
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Okuyacaklarıma Ekle
104