8,2/10  (71 Oy) · 
340 okunma  · 
57 beğeni  · 
1.806 gösterim
Reşat Nuri Güntekin'in kısa romanlarından biri. Güntekin, çocukluk anılarının dile getirildiği eski İstanbul günlerini anlatıyor. Vedia'ya duyulan büyük aşkın, sonunda boş bir kuruntu nedeniyle umutsuzluğa dönüşmesini hüzünlenip severek okuyacaksınız. Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yolaçıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    1995
  • Sayfa Sayısı:
    143
  • ISBN:
    9789751026729
  • Yayınevi:
    İnkılâp Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 07 Tem 21:34 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Reşat Nuri Güntekin'in en sevdiğim iki romanı Çalıkuşu ve Acımak. Miskinler Tekkesi'ni geçen yıl severek okudum ve Damga'da olayların anlatılış tarzı bana biraz Miskinler Tekkesi'ni hatırlattı. Kısa kısa olaylar art arda akarken, yazar senelerin geçişini, olayların akışından çok zamanın kaybolup gidişini ve nihayetinde karakterlerin pişmanlıklarını, üzüntülerini, bu hislerin kalıcılığını ve yapılan yanlış seçimleri, yanlış kabullenilmiş değerleri anlatıyor, herşey zeval bulurken karakterlerimiz ya yeni yüzleşmelerle doğruları buluyor ama artık çok geç kalmış oluyor, ya da doğru seçimler yapmayı nihayet başarsalar da yüklü bir geçmişin ağırlığının altında ezildiklerini görüyoruz. Karakterler muhakkak pişman oluyorlar: ya affetmekte, ya kavramakta ve anlamakta, ya doğruyu görmekte, muhakkak bir konuda pişmanlar. Damga'da da aynı şey söz konusu: romanın son cümlesi oldukça kısa ama baş karakterimiz İffet'in başına gelen şeyi ne de güzel özetliyor. İffet'in eğlenceli çocukluğundan ilk gençlik dönemlerine, ekonomik durumu yerinde bir delikanlı olarak sonra hayatının en büyük ve etkileri bütün hayatına yayılacak seçimini yapan, kitabın son sayfasına dek tanığı olduğumuz küçük ama inançlı, kendisi lekeli görse de yine de güzelliklerle dolu masum hayatının hızlı bir dökümü gibi romanı okurken, İffet'i sevmeden edemiyoruz, aynen kitabın sarı yaprakları ve eski dili gibi, eski bir basım olmasının da etkisiyle belki. İffet geride kalmış ve çok daha incelikli değerlerle yaşayan insanların bir hatırası gibi bir yandan. Kitapta İffet hayatını mahveden ve bir damgayla yaşamaya mahkûm eden olayın zilletini yaşarken karşısına çıkan insanlardan bazılarının kendi damgalarına rağmen hayattan keyf alabildiğini ve hiç birşeyi umursamadığını da görüyor. Bu olaylar kitapta birbirini etkileyen, ana konuyu geliştiren olaylar değiller, bu anlamda eserden çıkarılsalar acaba birşey fark eder mi bilmiyorum. Aynı şeyi Miskinler Tekkesi için de söyleyebiliriz. Olaylar değil, ama duygunun, esas duygunun veya duyguların sürekliliği anlamında ise bir bütünlük hissi kesinlikle var ve bu anlamda Reşat Nuri Güntekin bu eserinde de bu bütünlük hissini verebiliyor.

Ben İffet'i çok sevdim. Kitabı herkese öneririm.

Serdar Poirot 
12 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Usta yazardan tek kelime ile mükemmel bir roman. İffet adında bir paşa çocuğu güzel bir şekilde büyümektedir. Ancak meşrutiyet ilan edildikten sonra babası sürülür ve durumu kötüleşir. Özel ders veren İffet bey ev sahibinin eşi olan Vedia'ya aşık olur. Ancak bir gün basılırlar ve kadının namusunu kurtarmak için hırsızlık yaptığını söyler. Hapse giren İffet bey damgalanmıştır ve bundan sonra hayat onun için daha zordur. Türlü sefaletle karşılaşan İffet bir gün beklemediği bir anda zengin olur ve sonra Vedia ile yine karşılaşır. Ancak hiç bir şey eskisi gibi değildir. Çok güzel karakter analizleri içeren muhteşem bir eser. Mutlaka okunması gerekenlerden.

vurkan i 
08 Şub 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Reşat Nuri 'nin bir nevi otobiyografik romanı.Zira romanın baş karakteri olarak İffet adıyla kendini seçmiş.Zaten İffet adı da roman konusu ile gayet manidar.Zira İffet hırsızlık gibi yüz kızartıcı bir suçla damgalanmak zorunda kalıyor.Bu ismiyle bir ironi.Küçüklük yıllarından başlıyor.Bir paşa çocuğu fakat halk çocuklarıyla iç içe onlarla hemhal oluyor.Özel dersler alıyor.İdadide ise kendisine teklif edilen muhbirlik önerisini ben jurnalci değilim deyip reddediyor.Özgürlükçü bir eğilimle büyüyor.Meşrutiyetin ilanı ile adeta sarhoş oluyor.Ama bu babasının da sonunu getiriyor.Sürgüne yollanınca o da onunla iki yıldan fazla kalıyor ve yoksulluk çekiyor.Ölünce ona arkadaşı avukat Celal ile hocası yardım ediyor.Ve özel ders verdiği evde evin genç hanımına aşık oluyor.Gizli buluşmalar oynaşmacalar sonucu iş ilerliyor.Aynı odada vakit geçirirken yakalanmamak için Vedia' nın namusuna leke sürülmesin diye hırsız olarak yakalanmayı tercih eder.Onun hırsız olmadığını aşk macerasını Celal hemen anlar ama 6 ay hapsine sırrını ifşa etmediği için mani olamaz.Çıkınca artık kendini damgalı olarak görür.Herkesin onu bildiğini ve hakkında kötü düşündüğünü zanneder.Bir türlü iç huzura kavuşamaz.Aç , sefil bir yaşam sürer.Babasının mirasını mahkeme ile alınca artık rahata erer.Rastgele o olaydan sonra hiç görmediği Vedia ile karşılaşır.Boşandığını duyunca evlenebiliriz der ama Vedia ben eski kocasının hırsızı ile evlendi dedirtmem der hem aşk da yoktu aramızda zevk aldık bitti der.İffet her şeyi boş bir kuruntu üzerine yaptığını o zaman anlar.

Uğur 
25 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

hırsız damgası yemek zorunda kalan biçare karakteri gözünüzde canlandıracak, bu soğuk damganın getirmiş olduğu paronaya gibi psikolojik bunalımlarına şahit olacaksınız. ders çıkartılması gereken bazı durumlarda bencil olabilmek lazım diyeceğiniz sonla biten güzel bir kitap...

Reşat Nuri'nin yine kendini ortaya koyduğu o yalın anlatımıyla mükemmelleşen bir kitabıydı. Hiç sıkılmadan böyle film gibi geçecek türdendi. Eline geçen mutlaka okumalı. Güzel bir deneyim olacak okuyanlara.

Furkan 
03 Nis 16:41 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bazı kitaplar sayfalardan ibaret değildir.Başka bir şey vardır onda.Adını koyamiyorum.Çok da zor iş esasen bu ad koyma meselesi..Bundan yaklaşık 2 sene önce.Dersten derse denemeden denemeye sınavdan sınava koştur(ul)duğum zamanlar.Yine bir gün rizenin puslu her an ağlayacak gibi duran havasının altında üniversiteye hazırlanmaya çalışıyordum.Kütüphaneye ellerim dolu girmiştim soru bankalarıyla.O boğucu sıkıcı havada değil ders çalışmak yaşamak bile insanı bitkin düşürüyordu.Ya da benim ruh halimdi her şeyin sorumlusu havanin bi suçu olmayabilir.Ders aralarinda gelen hayatı sorgulama insanları sorgulama anlari "Dur bi dakika ya şu üniversiteyi kazan sonra" telkinleriyle bölünüyordu haliyle.Bu kadar sıkıcı olmak zorunda mıydı.Güçlü olmak büyük erdemdi.Daha da kötüsü gereklilik.
Elimde kollarımda zar zor taşıdığım kitaplarla, her an düşmeye meyilli silgi kalemlerle gözüme sakin bi köşe kestirdim.Hayret edilecek şekilde kütüphanenin yarısından çoğu boştu.Sandalyeme oturdum ,özenle dizdim kitapları.Kinle karışık ve buruk bir tebessümle etrafi ve test kitaplarımı süzerken onu gördüm.Adı da ilginç geldi Damga.Aldirmadim önce.Şimdi hatirlayamadigim bir süre ders çalıştıktan sonra.Sen misin Damga deyip kitabi aldığım gibi sayfalarını çevirmeye başladım.Eski bir basımdı.Zamana karşı inatla dik durmaya çalışan yapraklarını yirtmamaya özen gösterdim.Canim da sıkılmışti zaten şöyle 1 2 sayfa okuyayım dedikten sonra saate bakma fırsatım oldu, şaşırdım.Okumaya başlamanın üzerinden saatler geçmişti.Böyle olmuyo deyip pılı pırtı topladıktan sonra yurtta odama gidip okumaya devam ettim ve kısa bir kitap olmasına rağmen günlerce okudum okudum.
Bilmiyorum.Kitabın beni çeken yönünü en net nasıl ifade ederim bilemiyorum ama benim için yeri apayri.Reşat Nuri zaten okuduğumdan aşinaydim tarzina.Fakat bu aşinalik değildi.
Üsküdar sahaflar festivalinde 1987 basim Damga gördüğümde içimden gol diye bağırmak geçti fakat neyseki sakinleştim.Geçenlerde 2. defa başladım okumaya.
Bir kitabın sizin için en değerli kitap olması için satış rekorları kıran ya da tüm zamanlarin klasiği olması gerekmez."Herkesin okuduğu kitapları okuyanlar herkes gibi düşünür." der Murakami.Çok da doğru demiş.
Neyse o puslu havada içimde soğan katmanları gibi katman katman ruh boşlukları açtı o kitap ve sayfaları çevirdikçe o boşluklar o kelimelerle doldu.
Baş karakter olan İffet her tereddütünde yanıma oturup tartıştık.Ama benim ondan bir farkım yoktu ki.Onu daha kötü etkilerim diye vazgeçtim beylik laflar etmekten.İffeti tanıdıkça canlandi, kitaba sığmaz oldu.Ama yanıma çağıramadım.
Bu kitap kadar içime işleyen bir kitap olmadi.Bence her sayfası onlarca yaprakta olabilecek duygu, his yoğunluğuna sahip.Tek cümleyle anlat deseler bunu derim.
Bu incelemeyi neden bugün yaptığımı soranlara cevap veremem.Belki de denizin ya da deniz otobüsünün yarattığı hülyalardan dolayıdır bilemem.Belki de az sonra gideceğim hastane ortamının kasvetinden.
Çok ağır bir şekilde son darbeyi bir cümle ile vurmuş usta yazar.Defalarca kez okuduğum her okuyuşumda ayrı keyif aldığım şu cümle ile.
“Hayatımı bir vehme kurban etmiştim.”

Oğuz Aktürk 
21 Şub 18:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kendi adıma okuduğumun ilk kitaplardan biri, belki de ilkiydi. Ödev için okumuştum. Kitap dünyasına girişimi sağlayan kitaptır. Merak ettirici bir üslup ve nostalji kokan bir kitap. Klasik Reşat Nuri seçimi bir kurgu, harika.

Ayşe Gül 
19 Ağu 23:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir gencin çocukluğundan başlayan roman, ailesinin başına gelenlerle ve kendisinin yaşadığı şeylerle devam ediyor. Vedia isimli kadına gönlünü kaptırır, bunun için değirmendeki İsmail olmayı kabul eder -değirmendeki İsmail kitapta geçen bir öykünün kahramanı- Ancak aşkı için seçtiği yol onun sonraki hayatında bir damga olur. Gönlünü bir başka güzeli kaptırır gibi bile olur ama damgası yüzünden unutur, hayalindeki aile yuvasından vazgeçer. Kısa sürede okunabilecek güzel bir kitap. Ders verir nitelikte.

Tuncay YILDIRIM 
29 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Anlamı ve içeriği dolu bir kitap. Sevdiği uğruna hırsız damgası yiyen ve tüm hayatını bu utançla yaşamak zorunda olan, karşılığında hayal kırıklığı yaşayan bir gencin hikayesi. Yorum yetersiz kalır.

Ubeydullah Demirayak 
27 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İnsanların ön yargıları hatta koyun psikolojisi olarak adlandıra bileceğimiz şekilde davranmalarını anlatabilmeyi başarmış en iyi kitaplardan bir tanesi

2 /

Kitaptan 21 Alıntı

Derya Yalınkılıç 
03 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan için, her şeyi söylerler... Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun...

Damga, Reşat Nuri GüntekinDamga, Reşat Nuri Güntekin
kitapları seven 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ticaret işlerinden pek anlamadığımı itiraf ettim...
Ziyanı yok, dedi. Gençsiniz öğrenirsiniz. Sonra gülerek: ben bu işi iyi bilirim diyenden daha korkarım, diye ilâve etti.

Damga, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 75)Damga, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 75)
Aysel 
31 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Kanun bana damga vurdu. Namuslu insanların arasından sürüp çıkardı. Bütün sevdiklerimin yabancısı oldum. Bu gece,bu serseriler arasında geçirdiğim iki saat, bana anlaşılmaz bir sükun ve kuvvet verdi. Acaba ben, sahiden bu alemin adamı mı oldum?Bilmiyorum. Fakat, muhakkak olan şu ki: insan, kimin yanında yüz karası yoksa, kimin yüzüne çekinmeden bakarsa, kendini ona yakın buluyor..."

Damga, Reşat Nuri GüntekinDamga, Reşat Nuri Güntekin

"Bir kere daha yüzüme bakmağa cesaret edemeden yanımdan uzaklaştı.Hayatımı bir vehme kurban etmiştim.."

Damga, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 140)Damga, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 140)
kitapları seven 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ben, oğullarımın göreceği yere hiç para saklamadım. Babamdan da öyle görmüştüm , dedi.
Evlerde olsun, devletlerde olsun, herkes hırsızlık yapabılırmış. Marifet, insanların çalmasına meydan vermemekte imiş...
Kabahat çalanda değil, Çaldıranda imiş...

Damga, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 77)Damga, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 77)
3 /