Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Damga
8/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2021 85. kitabı
Merhabalar Bugün bende çok ayrı yeri olan bir yazarla, Reşat Nuri Güntekin ile geldim. Reşat Nuri demek benim için lise yılları demek. Lisede neredeyse birçok eserini okumuşumdur. Başta Çalıkuşu olmak üzere, Dudaktan Kalbe, Yaprak Dökümü , Acımak, Yeşil Gece, Anadolu Notları ve daha niceleri... Onu okumak öyle bir sevdaydı ki, Çalıkuşu'nu okurken kitabı kapatıp kalbime bastırdığımı falan hatırlıyorum. :D Ahaha ya belki de ergenlik dönemi duyguları vb her şey etken olabilir ama gerçekten yazarımızın kalemi o kadar güzel,sade ve akıcıydı ki adeta büyüleniyordum. Eskiden edebiyat derslerinde ayrıca kompozisyon sınavları olurdu. Şimdi de var mı bilmiyorum. Kompozisyonu yazar ve sonuna, onun bir kitabında yazılarının sonuna eklediğini gördüğüm "vesselam" kelimesini yazardım. :)) ************************** Önce biraz yazarımız hakkında bilgi vermek istiyorum. Reşat Nuri İstanbul doğumlu bir yazar. Babası askeri doktormuş ve onun görevi nedeniyle il il dolaşmışlar küçükken. Kendisi de daha sonra öğretmen, okul müdürü ve müfettişlik görevlerinde bulunduğundan, Anadolu'yu karış karış gezme şansı olmuş. Bundan dolayı, kitaplarını okuduğunuzda ülke gerçeklerine yakından tanıklık ediyorsunuz. Gözlem yeteneği muhteşem. Yaklaşık yedi yıl milletvekilliği yaptıktan sonra "Memleket" gazetesini çıkaran Reşat Nuri, en son Paris kültür ateşeliği yapmıştır. ************************** Gelelim kitabımıza :) Aşk için her türlü fedakarlık yapılabilir mi ve buna değer mi? Kitapta bu soruların cevabını sorgulatıyor bize yazar. Kitapta geçen bir söz var ki kitabın özeti adeta : Bir şeyin "şüyu-u vuku-undan beterdir." Yani kötü bir olayın, (gerçekleşmemiş olmasına rağmen) gerçekleştiği söylentisinin çıkması, gerçekleşmiş olmasından daha kötüdür.Yine kitabın en son cümlesi de her şeyi anlatır
Roman
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
10/10
·189 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Reşat Nuri Gültekinin ölümsüz eserlerinden birisi olan damga, iftiraya uğrayarak toplumdan dışlanan bir memurun onur mücadelesini, yalnızlığını ve insanların ön yargılarıyla savaşını anlatır. Kitap iftira, toplumsal baskı ve insan psikolojisi üzerine güçlü bir eleştiri sunar. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
Damga Üzerine
Puan vermedi·143 syf.··
2023 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2023 02:41
Reşat Nuri'nin 3. romanı olan Damga oldukça kısa ve hızlı bir roman. Bu eseri okurken kitabın muhtemelen yazarın ilk eserlerinden biri olacağını düşünmüştüm ve araştırdığımda tahminim doğru olduğunu gördüm. Reşat Nuri'nin Çalıkuşu veya Dudaktan Kalbe'de var olan güçlü üslubu, dili kullanma istidadı bu kitapta tam olarak kendini hissettirmiyor. Eser sanki bir çırpıda deyim yerindeyse "çalakalem yazılmış " izlenimi uyandırıyor. Eserde Reşat Nuri'nin klasik karakter seçimlerinden birini görüyoruz munis ve güzel bir mizaca sahip fakat küçük yaşta anne ya da babasını kaybetmiş, ardından yaşadıklarıyla kendini derin buhranlara sürükleyen minik bir Raskolnikov havası uyandıran erkek karakter bu kitapta da karşımıza çıkıyor. Kitabın ana karakteri olan İffet, küçükken halasından dinlediği bir hikayenin kendi hayatını heba etmesine yine kendi elleriyle izin veriyor. Yasak aşkı olan Vedia'yı aynı dinlediği hikayedeki gibi kurtarmak isterken kendi hayatını hiç ediyor. Aslında ufak kurgu hileleriyle çözülebilecek olan bu düğüm zorlama bir trajediye sürükleniyor. Yazarı eleştirdiğim bir diğer nokta bu. Hemen her kitabında karakterlerin içine büründüğü hava çok yapay, zorlama bir ahlaki tutum, Yeşilçamvari bir dram ve sonrasında gelen trajik sonlar; bunları daha doğru şekilde kurgulayarak vermek istenen mesajın, okuyucuda hissettirilmek istenen dramın yine hissettirilebileceğini düşünüyorum. Öyle ki kitabı okurken kendini "Damgalı" olarak gören İffet bir süre sonra okuyucuyu bunaltmaya başlıyor çünkü İffet'in tutumu oldukça yapay, yüzeysel kalıyor. Karşılaştığı birkaç ufak durum onda hemen infial yaratıyor ve derin bunalımlara sürüklüyor fakat biz neden bu kadar ağır bir bunalım yaşıyor bunu tam olarak hissedemiyoruz bu konuda yazar, anlatımı derinleştirerek bu duyguyu tam olarak
Edebiyat
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
Bir vehme kurban edilen hayat...
8/10
·143 syf.··
2023 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2023 23:18
Okumuş olduğum Reşat Nuri GüntekinReşat Nuri Güntekin adlı yazarın bu kitabında bir insanın sevdiği için ne kadar büyük bir fedakarlık yapabileceği ve bunun sonucunda başına gelen tatsız ve nahoş olaylar ile kitabın sonunda buna değip değmediğinin cevabını,yaşadığı bir olay ile sevdiği kız tarafından acı bir şekilde anlaşılmasını konu ediniyor...Kitapta ayrıca eskiden aşkın ve insan gururunun ne kadar önemli olduğunu ve insanların onuru için kendini hiçe sayanların aşkı için her şeyi yapılabileceğini çok güzel bir şekilde anlatmış.Keşke her şey eskisi gibi olsa,şu zamanda olsa kitapta anlatılanları yapabilecek kaç kişi var ki ? Toparlayacak olursam bir vehme kurban edilen hayat uğruna birçok şeyden vazgeçtiğin insanlar, gerçekten buna değer mi?Gençliğin delice bir aşkı uğruna tüm bu cefalara katlanmaya değer mi?Sorularına cevap arıyor. Oldukça etkileyici bir kitaptı benim için. Birçok dersler aldım kendi payıma...Herkesin mutlaka okuması gereken ve öğrenilecek dersler içeren bir kitap...
Edebiyat & Roman
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
Damgalandın da vuruldun!
9/10
·143 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 16:15
Reşat Nuri GÜNTEKİN'in "Acımak" kitabından sonra okuduğum ikinci eseri DAMGA. Her iki kitabının da baş karakterleri bu hayattan minimal istekleri olan, gayet makul ve deyim yerindeyse "çiçek" gibi erkeklerdi. Hayattan tek beklentileri bir iş sahibi olmak, küçük ama sıcakcık bir yuvada mutlu ve mesut bir şekilde yaşamak olan bu erkeklerin nedense ekmeğe tükürmüş, ateşe işemiş, inkar etmiş gibi başlarına gelmeyen kalmadı. Acıdı, acıttı ve damgaladı! Her insanın yüreği kendinden yanadır ama vicdan denilen kavram doğrudan yanadır her zaman. Senin, benim, onun doğruları değil! Evrensel ve bir otu bile "doğru!" dercesine dile getirecek doğrulardan bahsediyorum. Hani özellikle kendi yüreklerinden yana olan kadınlar ve kadınlarımızın ünlü bir kadın şairin yazdığı "neden her aşk mutlaka bir kadının cenazesini kaldırır" mısrası var ya? Üzgünüm ama külliyen yalan ve eksik! Aşk; kadın erkek demeden bir çok cenaze kaldırabilir. Aşk adına yapılmış fedakarlıklar, çekilen acılar, ödenen bedeller sadece kadına ya da sadece erkeğe mâl edilemez. Kime mâl edilir? En çok sevene, en çok emek verene, en çok elini taşın altına koyana mâl edilir. Edilmeli! Bunu başarabilen ama sonunda kaybettiğini sanan kadın ve erkeklerin gözlerinden öpüyorum. Çünkü; aşkta kazanan taraf yoktur, bunu sonra anlarsınız, ayrılığın acısını kaldırıp saklayabileceğiniz tek bir yer bulamazsınız. Siz şimdi sizi sakız gibi çiğneyip tükürdü sanırsınız, vaziyeti şaşırıp algıda hata yaparsınız. O sadece çiğnemiştir, siz tükürün gitsin. Haydi gelin bir ayrılık şarkısı söyleyelim, Allah gidenleri affetsin! youtu.be/QKrx30AGWFA Romanın baş karakteri Paşa çocuğu İffet Bey, halasından duyduğu bir aşk hikayesinin ve yaşadığı aşkın da derin tesiri altında kendini yakmış, ateşten gömlek giymiş ve o gömleğe petrol
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
“Hayatımı bir vehme kurban etmiştim.”
9/10
·189 syf.··
Beğendi
·
2024 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 22:44
Aşka, dürüstlüğe ve fedakarlığa adanmış acı bir hayat o kadar akıcı anlatılmış ki, kitabı elinizden asla bırakamıyorsunuz. Benim de başlıkta yer verdiğim final cümlesi ise zaten kurşun gibi ağır. Eserin son sayfasında, Tren İstasyonunun bekleme salonunda, İffet’in onca fedakarlığına ve hatta esere de ismini veren damga yediği hadiseye rağmen, Vedia ona: “Hiç olmazsa bu kadar şeyi göze alacağımıza göre, büyük bir aşk mazereti olsa...” cümlesini kuruyor. O satırları okurken en az İffet kadar yüreğim acıdı. Roma imparatorlarından Septimus’un sevdiğim bir sözü var; “Omnia fui, nihil expedit,” Yani: “Her şey idim; hiçbir şeye değmezmiş.” Gerçekten hiçbir şeye değmiyor. Kesinlikle okunmasını tavsiye edeceğim bir eser. İyi okumalar değerli 1K Okurları :)
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
9/10
·143 syf.·
2023 69. kitabı
Kitabımız İffet isimli birinin hayatını konu ediyor. Meşrutiyetin ilanının öncesinden başlayıp sonrasına kadar süren bir dönemde kahramanın yaşadıkları ele alınmış. Dolayısıyla o dönemin siyasi durum ve düşünce akımlarından da izler görülüyor. Çocukluk döneminde hareketli bir kişilik olmasına karşın babasının Paşa olmasından dolayı evine kapatılıp, sosyal hayattan ve arkadaşlarından uzaklaştırılır kahramanımız. Yetişkinlik döneminde ise oldukça olgun bir karakter olarak görüyoruz. Ailesinde ve arkadaş çevresinde yaşadığı olaylar onu yeni hayatlara sürükler. Siyasi ve ideolojik düşüncelerinin yanında daha çok aşk hayatında aldığı yaraların etkisi görülür. Kendince yaptığı fedakarlık sonrasında uğradığı umutsuzluk ve yoksulluk dönemleri de ele alınıyor. Ve en sonunda yavaş yavaş hayatı şekillenir hatta yeni bir sevda edinmeye başladığını düşünür ama uğruna hapse girdiği kişi ile karşılaşıp onunla tekrar bir yola girmek istemesi sonucu yaşadığı düş kırıklığı ile biter kitabımız. Olaylar ve kişiler genel olarak kahramanın gözünden değerlendirilir ama yazardan da sohbet havasında esintiler olduğunu söyleyebilirim. Üslubu, anlatılan döneme göre oldukça yumuşak ve pürüzsüzdü bence. Bunun yanında yazarın samimiyeti de okurken keyif verdi. Düş kırıklıklarınızı onarıp daha güçlü kalkabilmeniz dileğiyle...
Edebiyat
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
9/10
·189 syf.··
2020 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2020 18:30
Okuduğum ilk Reşat Nuri Güntekin romanı. Aşka, fedakârlığa ve dürüstlüğe adanmış acı verici bir hayat o kadar akıcı anlatılmış ki, kitabı elinizden ancak mecburiyetten bırakabiliyorsunuz. Kısa bir roman olması sebebiyle de bir çırpıda bitiyor. Final cümlesi ise insanı kalbinden kurşun gibi vuruyor. Dokunaklı bir eser. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
Edebiyat
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2021 18:50
“Şimdiye kadar sevdiğim, hürmet ettiğim insanların, benim için öldüğünü anlıyordum. Ben, artık damgalı bir sefildim.” kendi deyimiyle hayatını bir vehme kurban eden İffet’in yürek yakan hikayesini #okudumbitti Hayatının geri kalanını, başına neler geleceğini hiç düşünmeden sevdiği kadın uğruna büyük bir damga yedi ve bu damga hayatının her anında onunla birlikteydi. Elini uzattığı her işte karşısına bu damga çıktı. Peki değer miydi ömrü boyunca bu damga ile yaşamaya kitabın sonunda anlıyor ve İffet için daha çok üzülüyorsunuz. Kısa olmasına rağmen ders çıkarmak adına etkileyici bir kitap, Reşat Nuri sevenlere ve sevmek isteyenlere tavsiyemdir.
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma
Sevenlerin Gözleri Kördür...
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2018 113. kitabı
Damga, usta yazar Ömer Seyfettin'in ilk olarak 1924 yılında yayınladığı kısa romanıdır. Yazar bu romanda Osmanlının son yıllarını ve özellikle İkinci Meşrutiyet sonrasını anlatmaktadır. Yazar bireylerin duygusal dünyaları ile sosyal gerçekleri ve sosyal sorunları birarada ele almaktadır. Romanın kahramanı olan İffet adlı delikanlı, aşkı uğruna hırsızlık damgası yemeyi göze almaktadır. Bu damga yüzünden hem toplumsal hem de bireysel olarak yaşadığı sıkıntılar romanın genel konusunu oluşturmaktadır. Damga'da, seven kişinin gözleri kör olduğundan gerçekleri görememesi ve hayatını mahvetmesi anlatıldığından okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,169 okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."