Adı:
Yaprak Dökümü
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751026491
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
(1930 yılı) Osmanlıca baskısından birebir olarak yayıma hazırlanmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra kendine batılı olarak bakmaya çalışan Türk toplumunun, batılı toplum ve kendi toplumu arasında yaşanan kültür farkını da ortaya koyan roman, bir memur ailesinin bu yeni batılı tarzla karşılaşmasından doğan sorunları, etik değerlerin kayboluşunu ve bu ailenin çöküsünü dramatik fakat gerçekçi bir şekilde ele alır.
Uzun bir aradan sonra bir kitabı bitirmenin verdiği hazzı tekrardan hatırlamakla oldukça mutlu olduğumu ve sizlerle tekrardan düşünce alışverişinde bulunacak olmamın heyecanını yaşadığımı belirterek yazıma başlayayım istedim. Sizde hak verirsiniz ki hissiyatlar üzerinden bir girizgâh ile pek değerli yazarımız Güntekin’e de selam durmuş olacağım.

Güntekin’in okuduğum üçüncü kitabı olmasına rağmen diğer kitaplarının ardından ne hissettiysem yine şu an aynı vaziyetteyim; boğazına düğümlenmiş birkaç yumru ile ne diyeceğini bilemez halde... Peki bir aile dramı mıdır yoksa sorgulanması gereken örnek bir vaka mıdır Ali Rıza Bey’in yaşadıkları? Bu soru üzerinden hem kitabı hem de günümüz aile yapılarına dair naçizane düşüncelerimi belirtmeyi umuyorum.

Ali Rıza Bey kendi halinde kıt kanaat geçinen bir memurdur. Geç yaşında evlenmesine mukabil artarda beş çocuğu ile zor bir hayata merhaba der. Çocuklar büyüyesiye değin ciddi bir sıkıntı ile karşı karşıya kalmaz ancak bir gün bir kızcağıza yardım etmek münasebeti ile giriştiği işin gayri ahlaki nedenlerle ters tepmesi sonucu işinden istifa etmek zorunda kalır ve asıl hikâye bundan sonra başlar. Bu olayın ardından tüm ailenin yükü büyük evlat Şevket’e kalır ve musibetler silsilesi ile bir ailenin dağılışına şahit oluruz.

Paranın bir arada tuttuğu ailelerin ne kadar çabuk dağıldığına ve para olmadığında ortaya çıkan gerçek benliklere hazır hale getiriyor bizi kitap. Bir baba olarak tek derdin çalışmak, evdekilere maddi anlamda yokluk yaşatmamak amacında isen bunun büyük bir hata olduğunu anlatmaya çalışıyor kitabımız. Sevgiden, saygıdan ve değerlerden uzak büyüyen aile bireylerinin maddi gücün de ortadan kalkmasıyla nasılda farklılaştığını, söylemlerinin ne derece değiştiğini görüyoruz. Güntekin, genel anlamda sorun üstüne sorun her çıkışta bir engelle karşı karşıya kalan karakterlerin yitişini gözler önüne seriyor ve en sonunda ahlak diye direnen ana karakterimize de ahlaksız bir birey olarak veda etmemizde bir vehim görmüyor.

Bundan sonrası günümüz aile yapılarına eleştirel bir bakış açısı içermektedir. Kitapla konu bakımından ilişkili olmasına mukabil bağımsız bir konudur dileyen arkadaşım okumayı burada bırakabilir. Günümüzün en büyük hastalığı sosyal medya ile artık çoğu kavramın yapmacıklaşmaya başladığı hepimizin malumudur. Mutlu olduğuna bizleri inandırmaya çalışan insan sürüleri, annelerine babalarına sürpriz yapan sahtekarlar, can çekişen ilişkilerini gün batımında çekilmiş bir story ile uzatmaya çalışan çiftler ve daha niceleri… Keşke bu insanların fotoğrafları üzerine basılı tuttuğunda gerçeği göster diye bir özellik olsaydı. İnanın bu onlar içinde biz tiksinti içinde olan insanlar içinde en iyisi olurdu. Kitabın karakterleri Leyla ile Necla’nın misafir varken can ciğer, misafir gittiğinde ise kedi köpek oluşu gibi…

Gerçeğe gittiğimizde mutsuzluğun dibini görenleri, anne babalarının kalplerini kıranları ve birbirine küfürler savuran çiftleri görebilseydik keşke. Neden kendimizi kandırmak istiyoruz ki yoksa Prestijde ki o meşhur sahne hepten tek gerçeğimiz mi olmuştu yani biz gerçeği bilmek istemiyor da kandırılmak mı istiyoruz. Sadece aile, sevgili ya da arkadaş ilişkilerimizde değil siyasette de böyle durum. Her şeyin o kadar kötü gittiğini içten içe bildiğimiz halde bir şeylerin iyi gittiğini söyleyen haber kanalarına veyahut gazetelerine ihtiyaç duyuyoruz. Gerçek ile karamsarlık birbiri ile bağdaşmış durumda ve çıkış için hiç ışık gözükmüyor.

Joker gibi bir delinin gelip bu topluluk artık yok edilmeli deyip hepimizi yeryüzünden silmesini isteyecek kadar karamsar olmak istemiyorum ama her geçen gün yapmacık insanları görmekten, haksız hukuksuz bir dünyada nefes almaktan mustarip olduğumu itiraf etmem gerek.

Güzel günler göreceğimiz geleceği umut ediyor, karamsarlık çukurundan kurtulmak istiyorum. Okumak güzel şey aynı zamanda gerçekleri gösterdiği içinde tehlikeli. Kandırılmış bir adamın sahte mutluluğu mu? Hiçte fena durmuyor bu haliyle ama bu mutluluk için zannediyorum ki geç kalan bir adamım ben, geç kalanlara selam olsun, keyifli okumalar diliyorum.
Eser, konusu, anlatımı ve kurgusu itibariyle belki de edebiyatımızın en önemli aile içi yaşam ile dış dünya arasındaki etkileşimi anlatan romanıdır. Açmazları, yıkımları, arayışları ve verdiği dersleriyle okunması gereken yoğun duygusallık ihtiva eden bir roman.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.280 Oy)19.041 beğeni43.314 okunma3.013 alıntı182.684 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.697 Oy)13.397 beğeni34.482 okunma3.409 alıntı145.845 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.561 Oy)9.065 beğeni25.312 okunma1.503 alıntı126.342 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.690 Oy)11.433 beğeni28.472 okunma1.561 alıntı149.277 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.880 Oy)8.834 beğeni26.293 okunma2.645 alıntı114.517 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (4.930 Oy)5.614 beğeni18.467 okunma897 alıntı94.007 gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.3/10 (3.133 Oy)3.350 beğeni14.979 okunma831 alıntı46.484 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.459 Oy)7.862 beğeni21.353 okunma3.977 alıntı129.124 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.309 Oy)5.092 beğeni16.964 okunma3.512 alıntı109.208 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.647 Oy)5.753 beğeni19.634 okunma835 alıntı100.996 gösterim
Öncelikle bana bu kitabı hediye eden değerli arkadaşıma teşekkür ederim:)

"Yaprak Dökümü dizinin birkaç bölümünü izlemiştim. Hemen hemen, kitapla aynı olaylar anlatılmakta Reşat Nuri Güntekin'in okuduğum ilk eseri. Bir ailenin dramını ele alıyor. Romanın kahramanı Ali Rıza Bey çocuklarının birer birer, kendisinden ayrılmalarını ise bir ağacın savrulan yapraklarına benzetiyor. Okurken bazı yerlerde sıkılmaya başladım. Lakin kitabı elimden düşüremedim. Ali Rıza Bey'in Leyla, Necla, Ayşe, Fikret, ve Şefket adında beş çocuğunun yok oluşlarına çaresizlikle seyirci oluyordu. Hayatları hep fakirlikle sefalatle geçiren bir ailenin romanını yazmış. Reşat Nuri Güntekin'in okumadığım eserleri şimdiden merak uyandırdı. Tavsiye ederim, keyifli okumalar."
Bu kitabı ilk lisedeyken okumustum. O zamanlar ne yalan soylim cokda fazla kitap okuyan bir insan değildim. Ama hiç kaçırmadan dizisini izlemisligim vardır :) sırf meraktan okumuştum.Bugün tekrar baktığımda daha farklı bir gözle okudum. Öncelikle şunu söylemeliyim Reşat Nuri Güntekin gerçekten iyi bir yazar.kalemi kuvvetli kelimeleri nasıl isleyecegini iyi biliyor .Kitap okuyucuyu hiç sıkmadan ilerliyor.Karekterler disinda diziyle alakası bile yok ben çok oturtamadim kafamda.Son olarak şu sozude eklemeden geçemeyeceğim "Bir babanın çocuklarına birakacagi en kıymetli miras temiz bir isimdir".
Bir babanın ailesi için çırpınışını, fakat bir türlü istediğini yapamadığını anlatması üzerine yazılmış kitap. Çocuklarına sahip çıkmak isteyen ama çoğu zaman çaresiz kalan, bazen hataları olsa da tek isteği ailesinin mutluluğu olan bir babanın hikayesi...
Okumanızı tavsiye ederim.:)
Hepinize iyi geceler. :))
Yayınevi: İnkılâp Kitabevi     Sayfa: 160
Aile içi dramı anlatan Cumhuriyet döneminde yazılmış gerek konusu gerekse de dili bakımından çok beğendiğim bir kitap. Değişen dünya algısını etkili bir biçimde verebilmiş yazar. İnsanların değer yargıları ve bu değer yargılarında meydana gelen aşınma ile birlikte evlat, eş ve çevre unsurlarını da göz önünde bulundururak yıkıma giden süreç. Dizisini de üç aşağı beş yukarı izlemiş biri olarak kitabını daha çok beğendim. (Diziyle kitap arasında gidip geldim, dizideki Fikret ile buradaki biraz farklı gibi) 160 sayfa olan kitabın dizisinin 174 bölüm olmasına da şaşırdım. Kitap biraz daha uzun olsaydı tadından yenmez olurdu. Biraz o bakımdan olaylar çabuk bitirilmiş.
Reşat Nuri Güntekin'in en sevdiğim kitabı. Lise yıllarımda okumuştum. Televizyonda birkaç sezon süren dizisini de izlemiştim. Gerçek bir Türk klasiği, çok güzel bir kitap.
Ali Rıza Bey Amca ile benzer özelliklerimiz bir hayli fazla umarım sonumuz da aynı olmaz . Bu devirde devrin adamı olmamak çok zor . Şimdi özlü sözler zamanı değil zaten filmini izlediniz
Lise döneminde adını vermek istemediğim bir kitapçıya gittim o dönemde bunun filmi çok popilikti kızın biri minnak sözleriyle
- Aaaa kanka gördün mü filmin kitabı çıkmış dedi
şahsen dükkan sahibine olan saygım olmasaydı ki her ne kadar dükkan sahibi ile bir tanışıklığımız olmasa bile . Düşüp bayılmam bayılıp acile kaldırılmam an meselesiydi :glck
Kitap herkese tavsiyemdir.. Kitapça çok üzüldüğüm yerler oldu.. Birçok atasözünün vücut bulduğu bir kitap olmuş bana göre..
1) Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.. Ali Rıza Bey, ahlaklı, erdemli, özü sözü bir, kültürlü bir adam.. Doğruluk ve dürüstlüğe verdiği önem yüzünden işlerinden oluvermiş bir adamdır..
Kitap adını kitabın girişinde bir adam Ali Rıza Bey'le konuşup, para krizinin olduğu bir yerde evlatlarının yaprak dökümünü yaşatacağını söylemesinden geliyor.. Ali Rıza Bey'in işten, dürüstlüğü ve ahlaklı oluşu çıkartıyor.. Ali Rıza Bey sineye çekemediği bir olay için işten ayrılıyor.. Zavallı adamın başına gelmeyen kalmıyor! Kitapta Ali Rıza Bey ve Fikret hariç hepsinden nefret ediyorsunuz.. Erdemli insanlar için bazı şeylerin açıklanması oldukça zordur.. Namus için yaşanır kavramını bilmeyen bir şahıs burada Ali Rıza Bey'i aptal konumuna sokabilir ki işten ayrılmasını biraz fazla tepkili buldum.. Her şeye rağmen karakterinden fire vermeyen bir adamdır Ali Rıza Bey.. Bazen büyükler bir şeyi yaptığında biz küçükler onu saçma bulup onu önemsemeyiz oysa ki adab-ı muaşeret kuralları denen, toplumda yazılı olmayan, bir süre ders olarak verilen bir toplum kuralları vardı ve ona uyuldukça sorun çıkmazdı, kültür yozlaşmazdı.. Zaten günümüzün en büyük sorunu da bu değil mi?!
2) Gülme Komşuna Gelir Başına.. Ali Rıza Beyin işi bırakma sebebini oğlu Şevket de yapmıştır ve Ali Rıza Bey "göz yummam!" dediyse de susturulmuştur.. Aynı örnekler kızları Necla ve Leyla'nın davranışlarında da görülüyor.. (Ali Rıza Bey dini konularda konuşan bir adamın kızlarının fena yollarda olduğunu duyunca kınadı..)
3)Alma soysuzun kızını, sürer anası izini.. Tanımadıkları bir kızı gelin aldıkları için başlarına gelmeyen kalmadı..
Kitapta nefret ettiğim noktalardan biri kesinlikle şu batılaşma çabaları.. Öyle ki açlıktan nefesi kokan kızların dandik insanların toplaştığı partiler için her şeyi feda etmeleri sinirlerimi bozdu.. Parayı sokağa atmak değil de neydi bu.. Ali Rıza Bey ne yaparsa yapsın, ne düşünürse düşünsün önüne geçemiyordu bunun..
4) Battı balık yan gider.. Bu rezil gidişatın önüne geçilememesi borçlara ve harçlara sebebiyet verir.. Şevket hapse girer..
5) Kızını dövmeyen dizini döver.. Bu sözü illa fiziki algılamamak gerek.. Bunu sözsel dövüş olarak da algılayabiliriz ki ailelerimiz bizi dövmeselerdi doğru yolu bulamazdık.. Nitekim Ali Rıza Bey ipin ucunu bırakınca işler sarpa sardı ve her kızı ayrı bir halay başını tuttu..
6)Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.. Şevket hırsızlıktan girdi.. Ali Rıza Bey artık utanma perdesini kaldırdı, utanılacak ne çok şey varsa bir bir yüzleşti..
Ne de güzel yazmış Reşat Nuri Güntekin. Bir ailenin yıkımını ve ailenin her bir dalının kopuşunu, yapraklarının dökülüşünü, duygusallığı da ön planda tutarak yazmış. Az sayıdaki sayfalarında o kadar çok ders alınması gereken cümleler var ki keşke ders alabilirsek ya da ders almamız gerekmeden tüm insanoğlu olarak hakim olabilsek.

Sayfa sayısının aksine aslında çok dolu dolu olan bir eser ama okurken keşke daha uzun olsa önümüzde bu lezzetten 600 - 700 sayfa olsa diye düşünmedim değil.
Anadolu Notları 1-2 kitabından sonra edebiyatın başka bir türü olan romandan devam ettim Reşat Nuri’ye. Kitap öylesine akıcı ve güzel ki size ne kadar övsem de yeri az. Diziye uyarlanması ve günümüzde dahi hala yayınlanması ( ki ben de izledim ) belki de bu yüzden olayları bilmemden ötürü hızlıca ilerledi. Merak etmedim mi ? Bilsem de ettim inanın.

Kitabın akışıyla ilgili bilgiler içerir.

Memur maaşıyla kıt kanaat geçinen Ali Rıza Bey çok geç evlenir ve ard ardına 5 çocuk yapar. Emekli olup başka bir yerde çalışır ve oraya bir komşunun kızını işe aldırır. Sonrasında o kızın patrona aşık olup çocuk düşürmesiyle kendini suçlu bilir ve işten ayrılır. Benim başıma böyle ahlaksızlar gelmesin, namusumu korumam gerek der ve işten çıkar. İşte tüm bu olaylardan sonra kurgu başlıyor. Şevket’in iş bulması, aşık olup dul kadınla evlenip aile saadetinin bozulması, aile içi kavgalar, borç batağına saplanma,
Ama yaprak dökümü şimdi başlıyor. Fikret’in evlenip gitmesiyle ilk yaprak kopuyor. Şevket’in hapse girmesiyle ikinci yaprakta dökülüyor. Nejlaydı, Leylaydı derken en son kendisi de tek umudu Fikret’in yanına gidiyor ama faydasız. Gözünü hastanede açıyor. Sonra yine bir umut ve kitabın bitmesi…

Olayların iç yüzüne gelirsek namuslu bir insanın başına ne gelirse gelsin bildiklerinden şaşmaması olmuş. Evet bazı yapmak istediklerini yapamamış Ali Rıza Bey ama Leyla’yı eve almayarak, Nejla’yı kabul etmeyerek ve Fikret’i geri teperek taviz vermiyor. Şevket’in ailesi için, karısı için borç yapması ve hırsızlığı ise günümüz gerçekleri örtüşmekte. Babanın parası bitince otorite kaybı ise çok iç acıtıcı. Babayı değil, parayı seven bir ailenin dramı aslında. Leyla’nın kötü yola düşmesi de yine parasızlık. Kız kardeşler arası kıskançlık yine para. Parasız saadet olmuyor diyor Reşat Nuri. İnsanların gerçek yüzü parasız durumda da değişmiyorsa asıl kişilik sahibi olan birisidir. Para, eğlence suyunu çekince gerçek yüzleri ortaya çıkanları eleştiriyor.

Şevket’in şu sözü : Her şey gibi sevmek de parası, vakti, az çok rahatı olan insanlara mahsus bir imtiyazmış baba. Bu ailede parasız bir sevgi olmayacağını açıklıyor. Ha tabi bu genel geçer bir terim mi ? Kanımca maalesef öyle. Günümüz gerçekleri eskiler gibi değil. Tutumlu, sabırlı ve zorluklara katlanabilen bireyler bulmak gerçekten zorlaştı. Ailenin dağılmasında gerçek sebeplerden biri de bu. Arsız büyüyen gençliğin, parayı seven bir eşin, lafı geçmeyen daha doğrusu çocukları idare edemeyen bir ebeveynlerden oluşan aileler ileride bunların güçlüğünü çekiyor, dağılıyor.

Ama şu söz bu hayatta ne kadar uğraşsan da :
Ali Rıza Bey: Üzülme Şevket, dedi, insan olanın başına her şey gelir.
Akıcı ve güzel bir dille anlatılmış, sürükleyici bir kitap.
Her biri bir başka yere savrulmuş, hepsinin ayrı birer acıklı hayatı olan talihsiz bir ailenin yaşamı ve gözü önünde yitip giden hayatlara karşın bir şey yapamayan bir aile babası Ali Rıza Bey...
Bir ağacın sonbaharda yapraklarını dökmesi gibi, herkesin farklı yerlere savrularak bir ailenin dağılması anlatılıyor.
İki büyük kabahati vardı: Evvelâ zayıf bir adamdı. Sonra parasızdı, ki her halde bu, daha affedilmez hır cinayetti
Çirkin bir kalbin içine uyanık bir ruh koymak niçin? Beğenilmediğini, her yerde, her şeyde ihmal edildiğini daha çabuk fark etsin diye mi? Çirkinin ağzındaki güzel söz, acizin ağzındaki haklı söz kadar faydasız bir şeydi.
Ben eski bir insanım. Anlaşmamıza imkan yok. İnsanların paradan başka şeylerle de mesut olacaklarına inanarak yaşadım. O kanaatle öleceğim.
Temiz bir isim, bir miktar dünyalıkla beraber olursa âlâ; fakat züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaprak Dökümü
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751026491
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
(1930 yılı) Osmanlıca baskısından birebir olarak yayıma hazırlanmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra kendine batılı olarak bakmaya çalışan Türk toplumunun, batılı toplum ve kendi toplumu arasında yaşanan kültür farkını da ortaya koyan roman, bir memur ailesinin bu yeni batılı tarzla karşılaşmasından doğan sorunları, etik değerlerin kayboluşunu ve bu ailenin çöküsünü dramatik fakat gerçekçi bir şekilde ele alır.

Kitabı okuyanlar 5.614 okur

  • Harley Quinn
  • Sevgi ŞENER
  • Esra Kan
  • Aylin Yılmaz
  • Şüheda
  • derya yılmaz
  • Çağrı Beyceoğlu
  • Özlem Damla Arık
  • Hüseyin Cantürk
  • Emine Büşra Bal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7
14-17 Yaş
%7.5
18-24 Yaş
%21.7
25-34 Yaş
%32.6
35-44 Yaş
%20.1
45-54 Yaş
%8.4
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.8
Erkek
%19.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (203)
9
%18.8 (172)
8
%24.9 (228)
7
%17.8 (163)
6
%7.9 (72)
5
%4.7 (43)
4
%2 (18)
3
%0.9 (8)
2
%0.7 (6)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları