Ateşten Gömlek

7,9/10  (278 Oy) · 
1.581 okunma  · 
234 beğeni  · 
7.720 gösterim
Ateşten Gömlek, cepheden, romanda anlatılan kişilerle omuz omuza yaşamış birinden gelen bir yapıt. Kurtuluş Savaşı’nın ateşten gömleğinin içinden çıkmış bir roman. Halide Edib Adıvar, her birini yakından tanıdığı roman kişilerini, yani silah arkadaşlarını içtenlikle, çağına ve yaşanan acı olaylara sorumlulukla tanıklık ederek anlatıyor. Bağımsızlık savaşımızı bütün gerçekliği ve canlılığıyla anlatan belki de en önemli roman, Ateşten Gömlek.

İhtilal ve isyan günlerinden beri koza, kurt, kelebek devirleri tetkik edilen mahlûkat gibi Sakarya silâh arkadaşlarımın "Ateşten Gömlek"te birkaç solgun aksini İstanbul, ihtilal ve ordu günlerinden alıp kâğıt üstüne koymaya çalıştım. İstediğim gibi olmadığı için silâh arkadaşlarımdan af dilemek isterdim. Bize onlar ilham ettiler.
HALİDE EDİB ADIVAR
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2016
  • Sayfa Sayısı:
    250
  • ISBN:
    9789750723216
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mâsiva 
04 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

İnceleme yazısı yazmayı beceremediğim için inceleme yapmayacağım diye bir karar almıştım ki bu kitabı okuyana kadar.
Kurtuluş Savaşımızın ilk romanı olma özelliğini taşımakta ve 1922'den belli kütüphanelerimizde yerini almaktadır.
Halide hanımın okuduğum ilk kitabı iyi ki bu kitapla başlamışım dedim ve neden bu kadar geç kalmışım diye de kızdım kendime.
İçinde bulunduğu ortamı o kadar güzel analiz etmiş ve bunu bize o kadar güzel yansıtmış ki... Dilinin ağır olması bile kitabın akıcılığını bozamıyor.
Vatan aşkının yanı sıra İhsan beyin Ayşe hanıma olan aşkı gözlerimi doldurdu.
Okumalı ve okutmalıyız.

BİROL COŞKUN 
20 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Belki kitapta biraz fazlaca bilmediğimiz kelimeler çıkabiliyor ama eğer kendi yazarlarımızı tanımak, okumak, o dönemlere şahitlik etmek istiyorsak, zamanla üstesinden daha kolay gelebileceğimiz bu kelimeleri öğrenmeliyiz. Zira yazarlarımız olsun, tarihimiz olsun her yönüyle okunmayı hak ediyorlar. "Ateşten gömlek" gerek vatan gerekse aşk uğruna, her yönüyle tam bir mücadele örneği. Bu kitap, bugün yaşadığımız bu toprakların bedelini ödeyenlerin, kanlarıyla yazılmış hikayesidir.

meliha gök 
15 May 17:42 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 8/10 puan

Ateşten Gömlek romanı, İzmirli Ayşe etrafında, Anadolu’da, önce çetelerle başlayan, sonra düzenli ordu ile devam eden ve zaferle sonuçlanan Türk Kurtuluş savaşının hikâyesini anlatıyor. Okumanızı tavsiye edrim :-) :-)

Meşrebi Kalender 
26 Şub 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Epeyce ses getiren filmin bir sahnesinde; komutan, gece üç-beş nöbetinde uyuya kalan askere en karizmatik sesiyle bağırıyordu: “ Sen uyursan herkes ölür…”

Bu kitap da sanki bize bağırıyor: “ o rahmetlilerden sadece biri bile savaşa katılmasaydı, bu vatan ölürdü…”

Kaybedilmesi “mantıklı” ve “ realist” zihinlerde kesin gözüyle bakılan bir savaşa koşa koşa giden , “mantıksız”, “hayalperest” ve dibine kadar duygusal atalara sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyor.

Ve son olarak aşktan bahsediyor, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşine inat; zaman, koşul, mekan tanımayan, en minöründen en majörüne, her daim hep önde olan aşktan…

Cebren okutunuz efenim…

Mert Can Yazıcı 
16 Oca 03:18 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap hakkında uzun bir inceleme yazacağım, kitabı okumadan önce okumayınız. Umarım canınızı sıkmadan, beni çok etkileyen bu roman üzerine uzun bir inceleme yazacağım.

Halide Edip Adıvar'ın Kurtuluş Savaşı yıllarında orduda onbaşı rütbesiyle gönüllü olarak görev yaparken yazdığı Ateşten Gömlek, okuyucunun, özellikle bir Türk okuyucunun, heyecanla okuyacağı, sürükleneceği ve kıpır kıpır olacağı bir roman . Kitabın ön sözünde Yakup Kadri'ye yazdığı açık mektupta belirttiği gibi aslında Yakup Kadri'nin tasarısı olan Ateşten Gömlek ismini o kadar beğeniyor ki kendi romanına da bu adı koymak istediğini söylüyor. Bu açık mektupta ayrıca bu iki Ateşten Gömlek 'i zaman eğer söndürüp atmazsa Türk romanları arasında aynı isimde iki kurtuluş romanı olacağını ve belki elli sene sonra raflarda yan yana oturacağını ve uzak Türk gençliğini harlayacağını, yüksek umutlarla belirtiyor.

Yazar, romanda ilginç bir anlatım tekniği kullanmış, hastanede iki bacağını savaşta kaybetmiş Peyami'nin hatıra defterinden ve anılarından dinliyoruz olayları. Silik, cansız bir Hariciye memuru iken tanıdığı birkaç insan "sayesinde" nasıl ateşten gömleği giydiğine tanık oluyoruz. Aslında olayın kahramanlarının onlar olduğunu, kendisinin ise yalnızca onların arasında bulunduğunu ve kendi hayatının da onların hikayesiyle başladığını söylüyor bize. Etkileyici bir girişe sahip roman beni daha ilk cümlelerden heyecanlandırmayı başardı. Annesi bir şişli hanımı olan Peyami, annesinin onu uzak akrabaları olan Ayşe adında bir köylü kızıyla evlendirme ısrarı üzerine Peyami'nin yurdun karışıklığından da faydalanıp yurtdışına kaçması ve geri döndüğünde Ayşe'nin abisi Cemal' ile iyi ilişkiler kurmasıyla başlar hikayemiz. Cemal Peyami ile savaş konuşurken, İzmir'de evli ve çocuklu olan Ayşe'nin ailesinin öldürülmesi ve Ayşe'nin kendisinin de yaralanması üstüne İstanbul'a gelişiyle harlanır olaylar. Bir savaş gazisi görülen Ayşe gözlerindeki ateş ve intikam hırsı gençleri arkasına alarak İzmir'in Kurtuluşu simgesine dönüşür. Birlik beraberlik sanki o zamana dek bir işaret bekliyormuş gibi oluşur ve İstanbullu gençler Anadolu'nun kurtuluşu için gözlerini karartıp yollara düşlerler. Peyami bu anıları anlatırken ara ara kendi zamanına döner ve kafatasında olan merminin ameliyatla alınacağını, bundan biraz tedirgin olduğu belirtir ve hafızasını yitirmekten de korkuyordur. Sathı müdafaya geçen Türk milleti, komutanların da katılımıyla bir kurtuluş savaşı başlatır. Peyami' de İhsan , Cemal ve Ayşe ile bu savaşın içindedir. Anılarının sonunda hepsi ölür ve Peyami'de anlatmaya son verip girdiği ameliyatta hayatını kaybeder. Doktorlar ameliyatta sayıklayan Peyami'nin bağırdığı isimleri araştırırlar fakat ne İhsan adında bir komutan ne de Ayşe adında bir kadının varlığına dair en ufak bir bilgi bile bulamazlar. Halide belki de yaşananları bir kabus gibi gördüğü için böyle bir final yapmıştır.

Halide Edip Adıvar bu olayları Peyami'nin hatıra defterinden bize o kadar ustaca kurgulayıp anlatmış ki yaşanmış bir gerçeğe ek olarak, harika bir roman görüyoruz. Karakterleri bize Peyami'nin anı defterinden tanıtırken karakterlerin nasıl öldüğünü öğreniyoruz. Biz artık öleceğini bildiğimiz karakterlerin hikayesini dinliyoruz. Sonunu bildiğimin bu karakterler, bizim onların peşinden gitmemize engel olmuyor. Bu kurgu biçimini bir de Gabriel Garcia Marquez' in " Kırmızı Pazartesi" adlı kısa romanında görmüştüm. Orda da hoşuma gitmişti fakat bu romandan sonra kimin daha yaman bir yazar olduğunu kendimce çok net bir biçimde anladım. Bu eşi benzerine rastlamadığım güçlü eser üzerine çokça düşündüm, kıyasladım. Bu roman ancak keskin bir zeka, yoğun bilgi birikimi ve hepsinden daha önemlisi savaşın içinde, ölülerin arasında, vatan için gözünü karartmış, her şeyi geride bırakıp hayatının sadece bir amaçta birleştirmiş ve bunun uğruna savaşmış olmanın verdiği tutku ile yazılabilirdi ve bu yüzden okuduğum diğer tüm romanlardan daha güçlü ve samimi geldi bana. Hatta " daha " demek yanlış olur, bu roman kıyaslanacak bir eser değil. İçinde bir insanlık var çünkü. Zaten bir eser bir şey anlatıyorsa, sahibinin anlattığı şeyi yaşaması gerekir diye düşünüyorum. Büyük bir sanat eseri oluşturmanın bence ilk şartı budur. Bu eserin yaşanmışlığı ise büyük bir gerçektir. Bir vatan kurtuluşu , bir çocuğun silah tutuşu, halktan yaşlı, genç herkesin giydiği ateşten gömlek... Bunlar kumar borcu yaşanmışlığına benzemeyen şeyler. Üstelik savaş henüz devam ederken yazılmış. Çok fazla edebiyat yapmak istemiyorum ama resmen mürekkep kandanmış. Tüm bunların yanında ustaca kurgulanıp, şairane diyalogları da ekleyince olağanüstü bir iş olmuş. Sadece savaştan bahsedilmemiş, bu karmaşanın ve zorluğun içinde bizi sürükleyen karakterlerin insanoğlu olduğunu unutturmayacak bir aşk hikayesi de var. Üstelik baş karakter Peyami'nin tüm olaylar gibi bu olaya da yalnızca bir gözlemci gibi. Romanda yer alan her karakterin kendi sorunları, kendi istekleri var fakat hepsinin de bir ortak amacı var ,o da kurtuluş. Mesela baş karakter Peyami iki bacağını kaybetmekten yakınmıyor, sadece yoldaşlarının onu bu halde göremediği için, kendisinin de onlar gibi bu mücadelede yer aldığını, ateşten gömleği giydiğini, pasif bir hariciye memuru olmadığını kanıtlamadan öldükleri için üzülüyor. Yani her karakterin psikolojik boyutları da ustaca ele alınmış. Romanın çok yönlülüğünü vurgulamak için şöyle bir alıntı yapmak istiyorum.

"Allah kalbimi olduğu gibi görüyor. Ben, demir gibi şeref ve haysiyete bağlı asker utanmadan itiraf ederim ki,o bir gün bana “muharebeden kaç! ”diyeydi, beş dakika sonra beynimi kendi elimle parçalamak şartıyla o söyledi diye hattı-harbı terk ederdim." Syf. 110

Sonuç olarak yüce gönülden çıkma yüce bir roman olmuş. Bu romandan çok etkilendim ve Halide Edip Adıvar'ı merak edip biraz daha araştırdım, araştırdıkça daha da etkilendim. Hemen Sinekli Bakkal adlı romanını da okudum ve ustalığına tamamen inandım. Böyle bir gerçeği fark ettiğim, böyle bir yazarı daha iyi tanıdığım için şanslı hissediyorum.

Ceren Acer 
10 Tem 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Halide Edib Adıvar kalemi ne kadar da ağır... Anlamını bilmediğim çokça sözcüklere yer verilmişti. Ya benim kelime hazinem çok zayıf, ya da hakikaten ilk cümlemde belirttiğim gibi kitabın dili fazla ağır... Osmanlıca kelimelerin, eski Türkçe ağırlıklı kelimelerin hakim olduğu bir romandır. Okurken çok sıkıntıya girdiğim ayrıca, en uzun sürede bitirebildiğim romandı. Fakat, Halide Edib Adıvar kalemini dili ağır da olsa okurum diyorsanız, savaş dönemini anlatan Ateşten Gömlek romanını okuyabilirsiniz.

Nurgül TUNÇBİLEK 
 21 Nis 20:38 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ne kadar çok seviyorum Kurtuluş Şavaşımızı anlatan eserleri. Birde mücadele devam ederken yazılmış olması , Kurtuluş Şavaşımızı anlatan ilk kitap olması, yazarın anlattığı olayları birebir yaşamış olması esrin değerini kat ve kat arttırıyor. Nasıl yaşayarak okudum ve kitap bitti anlamadım. Birebir yaşadım sanki tüm mücadeleyi , çaresizliği , 'ateşten gömlek' giyen o üstün insanların içlerinde yaşadıkları fırtınaları !..
Cansız (!) bir hariciye memuru iken annnesinin Ayşe diye bir kızla evlendirmek istemesiyle bir fırsatını bulup yurtdışına kaçmasıyla ve tekrar yurda döndüğünde ' ateşten gömlek' giyen Cemal, İhsan ve Ayşe ile tanışmasıyla nekadar sıradan basit bir hayat yaşadığının farkına varan Peyami onlardan etkilenerek aslında kendisi de vatan için savaşacak o 'ateşten gömleği' giyecektir. Fakat arkadaşları bunu göremeyeceklerdir. Kitap sondan başa doğru ilerler. Kitapta kim nedir olayların sonu nasıldır bilirsin . ama bildiğin halde kitabı elinden bırakamazsın. Eser savaşta iki ayağını kaybeden beyninde bir kurşun olan ve ameliyatı bekleyen sonunda hayata veda eden Peyami'nin anı kitabından ağzından anlatılır. Kurtuluş Savaşı hiçbirsey yokken nasıl kazanılmış bizzat mücadelede bulunan kişinin müthiş anlatımıyla yaşamak ve yaşatmak istiyorsanız nacizane tavsiyemdir okuyunuz !..

Rümeysa Başakın 
07 Nis 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Evet doğru başlarda anlamadığımız ve sürekli sayfanın altından açıklamasına bakıp okumak ,okuma zevkini biraz zorlaştırıyor.Ama bu kitap bana asıl saf Türkçe kelime öğretmekle birlikte beni o yıllara götürdü .Gerçekten okunması gereken bi kitap. Sonunda şaşıracağınıza eminim :)

Mehmet Y. 
07 Şub 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Halide Edip’in Ateşten Gömlek’i TRT’de Ateşten Günler adıyla dizi olarak gösterilmişti. Ben o zamanlar 9-10 yaşlarımda idim. Romanı daha lise yıllarımda okumam lazımdı ve kabul ediyorum bu benim eksikliğimdir. Halide Edip’in başka kitaplarını okuduysam da Ateşten Gömlek’i okumak nasip olmamıştı.

Ateşten Gömlek, bende değişik duygular uyandırdı. Romanı okuduğum neredeyse bütün zaman diliminde ‘ağır işleyen ve bir tıkanıklık hissi veren’ bir roman olarak gördüm, düşündüm. Hatta sıkıldığımı dahi söyleyebilirim. Ancak ilginçtir, roman bittiğinde, özellikle de son bölümlerin de tesiriyle olsa gerek bir anda romanı beğendiğimi ve pek çok sahnesinin bende kalıcı bir etki oluşturduğunu fark ettim.

Tabii romanın esas özelliği Milli Mücadelenin ilk romanı olmasıdır. Öyle ki, roman bittiğinde henüz Milli Mücadele bitmemiştir bile. Bu nedenle muhteviyatında o tazeliği ve gerçeklik hissini de görmek pekala mümkün.

Halide Edip, İhsan ile Ayşe’nin sıra dışı aşklarına da yer verdiği romanını savaşta yaralanan ve iki bacağı da kesilmek zorunda kalan bir asker olan Peyami’nin ağzından vermektedir. Dönemin pek çok hadisesi ve kahramanı da romanda karşımıza çıkıyor. Yine romandaki Mehmet Çavuş karakteri dönemin iyilikle kötülük, kahramanlıkla hainlik arasında gidip gelen kişileri için iyi bir prototip olmuş.

Demem o ki, Ateşten Gömlek okuması biraz zormuş, sıkıcıymış gibi olan ama bittiğinde zihnimizde epeyce makes bulan bir roman.

Bir Milli Mücadele romanı…

Gamze tatar 
20 Nis 09:41 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aslında buradaki yorumları okuyunca dili ağır düşüncesiyle biraz önyargılı başladım kitaba.Ama şimdi diyorum ki ,kitabın konusu ruhu insanı öylesine içine çekiyor ki ,dilinin ağırlığını farketmiyorsunuz bile. Kurtuluş savaşını günlük hayatın içine öyle güzel oturtmuş ,savaşta dahi insani duyguları öylesine içine işlemiş ki ,Aysenin merhameti ,İhsan'in aşkı ,kıskançlığı ,kini ,öfkesi ,Peyaminin sırrı öyle güzel anlatılmış ki...keşke hiç bitmeseydi.

Kitaptan 145 Alıntı

Hüseyin DEMİR 
18 Tem 20:16 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Her azamız kopuncaya kadar İzmir yolunda kılıcımızı kınına koymayacağız.

Ateşten Gömlek, Halide Edib AdıvarAteşten Gömlek, Halide Edib Adıvar
Yasin 
11 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

--- Allahım, sen küffarı hak sar eyle, diye dua ediyordu.

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 74 - Can yayınları)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 74 - Can yayınları)
İlayda G. 
18 May 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ne zamana kadar kan, ne zamana kadar meşakkat! Ne zaman bu kadar mebzul akan genç kanı ve gözyaşına mukabil bir avuç toprağımız bize kalacak?

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 110 - Can Yayınları)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 110 - Can Yayınları)
Yasin 
11 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ne ıssız ve insansız, yeknesak ebedi bir arz. Ne rengi, ne hayatı, ne tenevvüü var.

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 105 - Can yayınları)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 105 - Can yayınları)
BİROL COŞKUN 
17 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ateşten gömlek taşıyanlar sıcağın ısıttığı kadar yaktığını da bilirler.

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 86)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 86)
Çalıkuşu 
18 Eki 14:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"-Çanakkaleye bunlar girmesin diye saatte on bin Türk'ün şehit düştüğü harpler yaptik, dedi."

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 33)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 33)
Murat Tüke 
18 Eki 21:03 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Başlamak istiyorum. Fakat nereden? Yemek yemeden yemiş yemek isteyen çocuklar gibi hep sonunu söylemek istiyorum.

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 18 - Can Yayınları)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 18 - Can Yayınları)
Yasin 
12 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

yalnız İzmir 'i almak yetmez. Memleketi temizlemek lazım. Anadolu ordusu İzmir 'den sonra öyle bir harp açacak ki... Köhne şeyleri, halkı sefil ve esir eden şeyleri hep temizleyecek ve yıkacak...

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 121 - Can Yayınları)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 121 - Can Yayınları)
M. 
20 Haz 10:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Alman imparatoru gelse sigaramın verdiği sükûnu bozamaz.

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 19)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 19)
Çalıkuşu 
18 Eki 14:17 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ben de bu ezeli şeyler için, bayrak İçin, namus için parçalandım.""

Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 33)Ateşten Gömlek, Halide Edib Adıvar (Sayfa 33)