Kitap
Ateşten Gömlek

Ateşten Gömlek

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.2
2.729 Kişi
12,7bin
Okunma
2.575
Beğeni
75,1bin
Gösterim
224 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 21 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Temmuz 2019 · Karton kapak · 9789750723322
Diğer baskılar
“Bu sabah doktor geldi. Yanımda uzun oturdu, konuştu. Bu haftanın sonunda ameliyat muhakkak. Bende bugünlerde düşüklük var. Zannediyorum ki, ben denilen şey başımdaki birkaç sima ve onların hatıralarından ibaret. Bunları anlattıkça boşalıp yavaş yavaş bitiyorum. İçimde dökeceğim son bir Sakarya kaldı; asıl facia ve son perde. (...) bende ancak son perdeyi anlatacak kadar nefes var. Ondan evvelki günler hep perde arası.” Güzel ve önemli Kurtuluş Savaşı romanları sonradan yazılmıştır. Birçoğunu bugün de tutkuyla okuyabiliriz. Ama pek azı Halide Edib’in Ateşten Gömlek’i ölçüsünde “içten” tanıktır. Handan’da aşkı ve kadın özgürlüğünü sayıklamalarla dile getirmiş romancı, Ateşten Gömlek’te de bir toplumun, bir ulusun yeniden varoluş mücadelesini aynı şiddetle, aynı buhranla, adeta nöbetler içinde söylüyor. -SELİM İLERİ-
5 mağazanın 13 ürününün ortalama fiyatı: ₺16,95
8.2
10 üzerinden
2.729 Puan · 359 İnceleme
Mert Can Yazıcı
Ateşten Gömlek'i inceledi.
250 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitap hakkında uzun bir inceleme yazacağım, kitabı okumadan önce okumayınız. Umarım canınızı sıkmadan, beni çok etkileyen bu roman üzerine uzun bir inceleme yazacağım. Halide Edip Adıvar'ın Kurtuluş Savaşı yıllarında orduda onbaşı rütbesiyle gönüllü olarak görev yaparken yazdığı Ateşten Gömlek, okuyucunun, özellikle bir Türk okuyucunun, heyecanla okuyacağı, sürükleneceği ve kıpır kıpır olacağı bir roman . Kitabın ön sözünde Yakup Kadri'ye yazdığı açık mektupta belirttiği gibi aslında Yakup Kadri'nin tasarısı olan Ateşten Gömlek ismini o kadar beğeniyor ki kendi romanına da bu adı koymak istediğini söylüyor. Bu açık mektupta ayrıca bu iki Ateşten Gömlek 'i zaman eğer söndürüp atmazsa Türk romanları arasında aynı isimde iki kurtuluş romanı olacağını ve belki elli sene sonra raflarda yan yana oturacağını ve uzak Türk gençliğini harlayacağını, yüksek umutlarla belirtiyor. Yazar, romanda ilginç bir anlatım tekniği kullanmış, hastanede iki bacağını savaşta kaybetmiş Peyami'nin hatıra defterinden ve anılarından dinliyoruz olayları. Silik, cansız bir Hariciye memuru iken tanıdığı birkaç insan "sayesinde" nasıl ateşten gömleği giydiğine tanık oluyoruz. Aslında olayın kahramanlarının onlar olduğunu, kendisinin ise yalnızca onların arasında bulunduğunu ve kendi hayatının da onların hikayesiyle başladığını söylüyor bize. Etkileyici bir girişe sahip roman beni daha ilk cümlelerden heyecanlandırmayı başardı. Annesi bir şişli hanımı olan Peyami, annesinin onu uzak akrabaları olan Ayşe adında bir köylü kızıyla evlendirme ısrarı üzerine Peyami'nin yurdun karışıklığından da faydalanıp yurtdışına kaçması ve geri döndüğünde Ayşe'nin abisi Cemal' ile iyi ilişkiler kurmasıyla başlar hikayemiz. Cemal Peyami ile savaş konuşurken, İzmir'de evli ve çocuklu olan Ayşe'nin ailesinin öldürülmesi ve Ayşe'nin kendisinin de yaralanması üstüne İstanbul'a gelişiyle harlanır olaylar. Bir savaş gazisi görülen Ayşe gözlerindeki ateş ve intikam hırsı gençleri arkasına alarak İzmir'in Kurtuluşu simgesine dönüşür. Birlik beraberlik sanki o zamana dek bir işaret bekliyormuş gibi oluşur ve İstanbullu gençler Anadolu'nun kurtuluşu için gözlerini karartıp yollara düşlerler. Peyami bu anıları anlatırken ara ara kendi zamanına döner ve kafatasında olan merminin ameliyatla alınacağını, bundan biraz tedirgin olduğu belirtir ve hafızasını yitirmekten de korkuyordur. Sathı müdafaya geçen Türk milleti, komutanların da katılımıyla bir kurtuluş savaşı başlatır. Peyami' de İhsan , Cemal ve Ayşe ile bu savaşın içindedir. Anılarının sonunda hepsi ölür ve Peyami'de anlatmaya son verip girdiği ameliyatta hayatını kaybeder. Doktorlar ameliyatta sayıklayan Peyami'nin bağırdığı isimleri araştırırlar fakat ne İhsan adında bir komutan ne de Ayşe adında bir kadının varlığına dair en ufak bir bilgi bile bulamazlar. Halide belki de yaşananları bir kabus gibi gördüğü için böyle bir final yapmıştır. Halide Edip Adıvar bu olayları Peyami'nin hatıra defterinden bize o kadar ustaca kurgulayıp anlatmış ki yaşanmış bir gerçeğe ek olarak, harika bir roman görüyoruz. Karakterleri bize Peyami'nin anı defterinden tanıtırken karakterlerin nasıl öldüğünü öğreniyoruz. Biz artık öleceğini bildiğimiz karakterlerin hikayesini dinliyoruz. Sonunu bildiğimin bu karakterler, bizim onların peşinden gitmemize engel olmuyor. Bu kurgu biçimini bir de Gabriel Garcia Marquez' in " Kırmızı Pazartesi" adlı kısa romanında görmüştüm. Orda da hoşuma gitmişti fakat bu romandan sonra kimin daha yaman bir yazar olduğunu kendimce çok net bir biçimde anladım. Bu eşi benzerine rastlamadığım güçlü eser üzerine çokça düşündüm, kıyasladım. Bu roman ancak keskin bir zeka, yoğun bilgi birikimi ve hepsinden daha önemlisi savaşın içinde, ölülerin arasında, vatan için gözünü karartmış, her şeyi geride bırakıp hayatının sadece bir amaçta birleştirmiş ve bunun uğruna savaşmış olmanın verdiği tutku ile yazılabilirdi ve bu yüzden okuduğum diğer tüm romanlardan daha güçlü ve samimi geldi bana. Hatta " daha " demek yanlış olur, bu roman kıyaslanacak bir eser değil. İçinde bir insanlık var çünkü. Zaten bir eser bir şey anlatıyorsa, sahibinin anlattığı şeyi yaşaması gerekir diye düşünüyorum. Büyük bir sanat eseri oluşturmanın bence ilk şartı budur. Bu eserin yaşanmışlığı ise büyük bir gerçektir. Bir vatan kurtuluşu , bir çocuğun silah tutuşu, halktan yaşlı, genç herkesin giydiği ateşten gömlek... Bunlar kumar borcu yaşanmışlığına benzemeyen şeyler. Üstelik savaş henüz devam ederken yazılmış. Çok fazla edebiyat yapmak istemiyorum ama resmen mürekkep kandanmış. Tüm bunların yanında ustaca kurgulanıp, şairane diyalogları da ekleyince olağanüstü bir iş olmuş. Sadece savaştan bahsedilmemiş, bu karmaşanın ve zorluğun içinde bizi sürükleyen karakterlerin insanoğlu olduğunu unutturmayacak bir aşk hikayesi de var. Üstelik baş karakter Peyami'nin tüm olaylar gibi bu olaya da yalnızca bir gözlemci gibi. Romanda yer alan her karakterin kendi sorunları, kendi istekleri var fakat hepsinin de bir ortak amacı var ,o da kurtuluş. Mesela baş karakter Peyami iki bacağını kaybetmekten yakınmıyor, sadece yoldaşlarının onu bu halde göremediği için, kendisinin de onlar gibi bu mücadelede yer aldığını, ateşten gömleği giydiğini, pasif bir hariciye memuru olmadığını kanıtlamadan öldükleri için üzülüyor. Yani her karakterin psikolojik boyutları da ustaca ele alınmış. Romanın çok yönlülüğünü vurgulamak için şöyle bir alıntı yapmak istiyorum. "Allah kalbimi olduğu gibi görüyor. Ben, demir gibi şeref ve haysiyete bağlı asker utanmadan itiraf ederim ki,o bir gün bana “muharebeden kaç! ”diyeydi, beş dakika sonra beynimi kendi elimle parçalamak şartıyla o söyledi diye hattı-harbı terk ederdim." Syf. 110 Sonuç olarak yüce gönülden çıkma yüce bir roman olmuş. Bu romandan çok etkilendim ve Halide Edip Adıvar'ı merak edip biraz daha araştırdım, araştırdıkça daha da etkilendim. Hemen Sinekli Bakkal adlı romanını da okudum ve ustalığına tamamen inandım. Böyle bir gerçeği fark ettiğim, böyle bir yazarı daha iyi tanıdığım için şanslı hissediyorum.
Ateşten Gömlek
8.2/10
· 12,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
20
220
Beyza Vural
Ateşten Gömlek'i inceledi.
224 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ateşten Gömlek Halide Edip Adıvar tarafından Sakarya ordusuna ithafen kaleme alınmış yaşanmışlıklardan ve yaşanmış ruhlardan oluşturulmuş bizzat yazarının da ruhuna dokunabildiğimiz tarihi roman özelliğiyle edebiyatımızda önemli bir yer edinmiş olan eserlerdendir . Eser Halide Edip Adıvar’ın Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na yazdığı teşekkür mektubuyla başlayarakta bir kitapta romancının romancıya seslenmesi farkını göstermektedir . Eser adı bir sohbet arası Yakup Kadri Beyin dudakları arasından boşluğa düştükten sonra Halide Edibin ruhunda can bulmuş ve 1922 de güçlü yazma hummaları esnasında doğmuştur . Milli mücadele ruhunu zihniyetini farklılarıyla ortaya sunarak başarılı tasvirlerle okuyucuyu sayfalar arasında gezintiye zorlamaktadır.Toplumu temsilen İngiliz himayesini kabul için uğraşanlarla buna katiyen karşı çıkanlar tıpkı o dönemde olduğu gibi aynı ortamda yansıtılmış ve zihniyetlerine inilmiştir . Yine taşra ve İstanbullu terimleriyle bölgesel ayrımcılığa değinilmiş farklılıklar göz ardı edilerek tek bir amaç uğruna birleşim sağlanmıştır bu amaç şüphesiz İstiklal - Kurtuluştur.Sosyal zıtlıklara değinildiği gibi mekan çatışmalarına da yer verilerek birbirinden farklı ruh hallerine göre çevrenin değişimi betimlenmiştir . Okuyucu tarihi roman sıkıcıdır klişesiyle yaklaşsa da klasik akışın ötesinde olan bir kitaptır sonunu beklenmedik bitirerek okurlarını şaşırtmayı başarmıştır . Okurken farklı ruhsal dengesizliklere denk gelmek olasılığı söz konusudur bir yanda Türk milletinin verdiği büyük mücadele bir yanda İhsanın ruhunun azabı olarak et kemik bırakmayacasına acı çektiği aşkı . Savaşında katmanlarında küçük toz tanecikleri kadar kalmış ruhların birde kendi içlerindeki ruhsal can çekişmelerini görmekte ve maddi kavuşamamanın acısını bizzat çekerken mücadelenin kutsallığında Sakarya da heyecanla bayraktarlardan birisiyken buluyorsunuz kendinizi. Yazarın akıcı bir üslubu konu bütünlüğü ve karakter kopukluğu olmadan tek bir düzlükte iyilerin iyi olarak kötülerin kötü olarak yazıldığı bir kitap . Çoğu insan tarafından dili ağır bulunsada dönemine göre yadırganacak bir şey olarak görülmez ve sadeleştirilmiş basımlarının tercih edilmesi önerilmektedir kişisel lügatına güvenmeyen okuyuculara göre . Nitekim sadeleştirilmiş halinde yer verilen kelimeler şaşırtacak zorlukta kullanımı olan kelimeler değillerdir yine de bilinmesi güç olabilecek kelimelerin anlamlarına yer verilmiş açıklamalarda bulunulması güzel ve yeterli olmuştur . Bu da eserin her okuyucunun anlayabilirliği açısından önemlidir . Benim için okunması gereken ve fazlasıyla ruha dokunan tasvir ve tanımlarıyla insan içine dokunup akılda kendisine yer edinen bir eser . İnsan yıllar sonra bile aynı etkiyi hissedebilmektedir. Anadolu’nun çaresizliği “ Bu ıssız Anadolu mezarlıklarında ne kadar sevgili bıraktık geçtik ..s/84” de de vurgulandığı gibi ilmek ilmek işlenmiştir . Hayran kalınası ruhsal yansımlar oldukça iyi ele alınmıştır “ Bu sıkıntılı gecenin , ruhların ağzını açıp vücuttan taşıran tılsımlı bir hali vardı “ cümlelerinde de görülmektedir . Benzetmelere yer verilmiştir ordu kalın bir meşeye benzetilmiş ve şöyle satırlara yer verilmiştir “Hep o meşenin eğilmeyen sağlamlığı ona bu sessizliği veriyor , onu kesemezsiniz , yakarsınız fakat eğemezsiniz.”diyerek Türk ordusunun eğilmez ruhuna değinilmiştir . Ve en güzel ölüm korkusu şöyle özetlenmiştir “Allah’ım , korkmaktan korkuyorum .” S.189 Görüldüğü gibi ruhsal derinlemeler o kadar güzel yansıtılmıştır ki her bir kahramanla farklı bir boyuta merhaba diyebiliyoruz. Okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Ateşten Gömlek
8.2/10
· 12,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Sevinç Aktaş
Ateşten Gömlek'i inceledi.
224 syf.
·
Beğendi
Öncelikle Halide Edip Adıvar'ın romanlarından okuduğum ilk kitabı Tatarcık idi. Ve kitap beni çok etkiledi , yazarın betimlemesi, olaya bakış açısı kısacası her şeyiyle.. Sonrasında diğer kitaplarını biran önce okumak istedim ardından Sinekli Bakkal ve şimdi de Ateşten Gömlek romanını okudum. O kadar sürükleyici oldu ki bırakamadım. Bu kitabı okurken kurtuluş savaşının dönemini göz önüne getirmeyi bırakıp adeta yaşıyor buluyorsunuz kendinizi.. Okumakta geç kaldığımı anladım hatta. Ayşe bu romanda benim aşık oldum ve hayran olduğum karakter. Özellikle bir kadın karakterinin böylesine zor bir savaş sürecinde her şeyi göze alarak Vatan için hizmet etmesi koşuşturması ve korkmaması gözlerimi doldurdu.. iyiki okudum seni Ayşe. Kitabı mutlaka okuyun, okutturun..
Ateşten Gömlek
8.2/10
· 12,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
Dilek Hayta
Ateşten Gömlek'i inceledi.
224 syf.
·
6 günde
·
9/10 puan
Türk ihtilalinin ilk romanı...
Yazar bizzat kurtuluş savaşında yer aldığı için savaşı okumayıp bizzat yaşatacağı düşüncesi ile başladım romana lakin tam olarak bu şekilde ilerlemedi... Ya da benim beklentim daha farklıydı... Her neyse o günleri yaşayıp savaş henüz bitmeden yazılmış bir romanımız var. Okuyalım okutalım....
Ateşten Gömlek
8.2/10
· 12,7bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9