Ateşten Gömlek

Halide Edib Adıvar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2017 00:00
Kitap hakkında uzun bir inceleme yazacağım, kitabı okumadan önce okumayınız. Umarım canınızı sıkmadan, beni çok etkileyen bu roman üzerine uzun bir inceleme yazacağım. Halide Edip Adıvar'ın Kurtuluş Savaşı yıllarında orduda onbaşı rütbesiyle gönüllü olarak görev yaparken yazdığı Ateşten Gömlek, okuyucunun, özellikle bir Türk okuyucunun, heyecanla okuyacağı, sürükleneceği ve kıpır kıpır olacağı bir roman . Kitabın ön sözünde Yakup Kadri'ye yazdığı açık mektupta belirttiği gibi aslında Yakup Kadri'nin tasarısı olan Ateşten Gömlek ismini o kadar beğeniyor ki kendi romanına da bu adı koymak istediğini söylüyor. Bu açık mektupta ayrıca bu iki Ateşten Gömlek 'i zaman eğer söndürüp atmazsa Türk romanları arasında aynı isimde iki kurtuluş romanı olacağını ve belki elli sene sonra raflarda yan yana oturacağını ve uzak Türk gençliğini harlayacağını, yüksek umutlarla belirtiyor. Yazar, romanda ilginç bir anlatım tekniği kullanmış, hastanede iki bacağını savaşta kaybetmiş Peyami'nin hatıra defterinden ve anılarından dinliyoruz olayları. Silik, cansız bir Hariciye memuru iken tanıdığı birkaç insan "sayesinde" nasıl ateşten gömleği giydiğine tanık oluyoruz. Aslında olayın kahramanlarının onlar olduğunu, kendisinin ise yalnızca onların arasında bulunduğunu ve kendi hayatının da onların hikayesiyle başladığını söylüyor bize. Etkileyici bir girişe sahip roman beni daha ilk cümlelerden heyecanlandırmayı başardı. Annesi bir şişli hanımı olan Peyami, annesinin onu uzak akrabaları olan Ayşe adında bir köylü kızıyla evlendirme ısrarı üzerine Peyami'nin yurdun karışıklığından da faydalanıp yurtdışına kaçması ve geri döndüğünde Ayşe'nin abisi Cemal' ile iyi ilişkiler kurmasıyla başlar hikayemiz. Cemal Peyami ile savaş konuşurken, İzmir'de evli ve çocuklu olan Ayşe'nin ailesinin öldürülmesi
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
10/10
·224 syf.··
2024 27. kitabı
Halide Edip, cepheden izinli geldiğinde yoğun duygulanımların etkisiyle Kurtuluş Savaşı'nın ilk romanı olan Ateşten Gömlek'i 1922 yılında yayınlar. Aslında bu roman "yaşanmakta olan tarih "in romanıdır. Roman tekniği olarak aslında anılardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu anıları yazan roman kahramanlarından Peyami'dir. Yine roman coşkulu bir dil ile canlı betimlemelerden oluşmuştur. Burada konusuna ve olay örgüsüne değinmek isterim. Mutlaka herkesin az çok bilgisi vardır. İzmir'in işgali sırasında Yunanlılar tarafından kocası ve oğlu öldürülen Ayşe, İstanbul'a Peyami'nin yanına gelir. Ayşe ile Peyami evlenecektir fakat Peyami istemez. Daha sonra ikisinin yanına İhsan da katılır. Hep birlikte Kuvayı Milliye'ye yardım amaçlı Anadolu'ya giderler. Ayşe hasta bakıcı olur, Peyami çevirmendir. İhsan ve Peyami Ayşe'ye aşık olmuşlardır. İhsan evlenme teklifi eder fakat Ayşe bunun cevabını İzmir'i aldığımızda vereceğim der. Peyami ise bu süreçte aşkını içine atmıştır. Bu aşk ikisi içinde ateşten gömleğe dönüşür. Cephedeyken İhsan ve Ayşe ölürler. Peyami'nin ise kafasında kurşun kalmıştır. Bu sırada Ankara’da hastanede olan Peyami anılarını yazmayı tamamlar. Ve ameliyata girip vefat eder. Bu ölümden sonra doktorlar yazdıklarını okurlar ve araştırırlar. Kolordu da görev alan ne Ayşe isminde hasta bakıcı ne de İhsan isminde alay komutanı yoktur. -Doktorlar o halde? diye sorarlar. Ve o an anlaşılır ki Peyami'nin beynindeki kurşundan dolayı girdiği bunalımın etkisiyle bu anıları yazmıştır.
1000Kitap
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
vatan aşkı
8/10
·224 syf.··
2024 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2024 18:26
Halide Edib Adıvar, Türk yazar, siyasetçi, akademisyen ve öğretmendir. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının gerçekçi roman geleneğinin öncüleri arasında yer almış bir yazardır. Kurtuluş Savaşı’na katılmış; Mustafa Kemal’in yanında sivil görev yapmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansının kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın haklarını savunmuştur. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. Şimdi incelemesini yapmış olduğum Ateşten Gömlek kitabının da hem filmi, hem de dizisi mevcuttur. 1923 yapımı olan Ateşten Gömlek filmi ünlü yönetmen Muhsin Ertuğrul'un da rol aldığı bir yapımdır. 1987 yapımı olan Ateşten Günler dizisi de yine çok iyi bir kadroya sahiptir. Diziyi izledim. Güzel bir uyarlama olduğunu söyleyebilirim. Kitabın dışına pek çıkmamışlar. Ayrıca dizinin kadrosunda Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Can Gürzap, Müşfik Kenter, Zafer Ergin, Cezmi Baskın gibi değerli oyuncular da yer alıyor. Halide Edib, 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler ile zamanının yurt dışında en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. Eserlerini 3 ana başlığa bölmekte fayda vardı; Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini anlatan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İstanbul Üniversitesinde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. 1. TBMM Hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan
Bidünyakitapgrubu
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Sırtında ateşten bir gömlek taşımak!
10/10
·224 syf.··
2022 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 23:04
"Bu ıssız Anadolu mezarlıklarında ne kadar sevgili bıraktık, geçtik..." (s.88). Milli Mücadele denilince hemen herkesin aklına gelen en önemli isimlerden biri de Halide Edib Adıvar'dır. Gerçekten de o, kadınların henüz sosyal yaşamın içerisinde çok da görünür olmadığı bir dönemde İzmir'in işgalini protesto amacıyla İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda yaptığı konuşmayla dikkatleri çekmiş, Milli Mücadelenin tüm aşamalarında yaptığı hizmetlerle de gönüllerde ve hafızalarda yerini almayı başarmış nadide yazarlarımızın başında geliyor. • • • Öyle ki o, tarihin sayfalarını karıştırdığımızda miting meydanlarında ateşli bir konuşmacı, cephede bir onbaşı, başkomutanın yanında bir tercüman, sahra hastanelerinde bir hemşire, Milli Mücadelenin dünyaya duyurulmasında bir gazeteci, yaşanılan acıları, ıstırapları ve yoklukları genç kuşaklara aktarırken bir öğretmen ve yazar olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bu görevleri ifa ederken onu unutulmaz kılan en önemli özelliğinin, Milli Mücadele Dönemini içeriden bir göz olarak hikâye, roman ve hatıra kitaplarıyla ölümsüzleştirmesi olduğunu düşünüyorum. • • • Nitekim kendi yaşamından da kesitlerin olduğu "Ateşten Gömlek", bu eserlerinin başında geliyor. Eserin hikâyesi kahramanı Ayşe Hanım'ın İzmir'in işgalinde eşini ve çocuğunu kaybetmesi üzerine İstanbul'a akrabası Peyami'nin yanına gelmesiyle başlıyor. Ardından da Peyami, Binbaşı İhsan ve abisi Cemal'le birlikte Milli Mücadeleye katılmasıyla devam ediyor. Roman, her ne kadar Ayşe Hanım'ın hikâyesi etrafında örgülenmiş olmakla birlikte Binbaşı İhsan ve Peyami'nin hikâyeleriyle zenginleşiyor. • • • Doğrusu Halide Edip, Milli Mücadele Dönemiyle ilgili yazılan bu ilk romanın hikâyesini öyle güzel kurgulamış ki okurken bir belgesel izliyormuş tadı alıyorsunuz. İzmir'in Yunanlılar tarafından işgaliyle kederleniyor,
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
10/10
·224 syf.·
2024 59. kitabı
Günlerden 18 Mart Çanakkale Zaferi yıldönümü olunca, aklıma ilk milli mücadele romanımız düştü... Bu şahane eseri sizlere nasıl anlatsam bilemiyorum. Çünkü edebi diliyle, kurgusuyla, tarihsel gerçekleriyle, anlatılmakta olan dönem ve dönemin şartları ile okurken milli duygu seline kapılmamak elde değil. Ben bu romanı Halide Edib Adıvar'ın yarı otobiyografik eseri olarak kabul ediyorum! Çünkü başta tarihi Sultanahmet mitingindeki seslenişi de kitabımız içindeki anekdotlardan. Yazarımız olay geçişlerinin arasında işgal altında yaşamış insanlarımızın acılarını, çaresizliklerini, duygularını kalemiyle bizim hayal dünyamıza aktarmayı çok çok iyi bilmiş. Anılarından yola çıkan anlatıcımız hariciye memuru Peyami, İzmir kızı Ayşe ve binbaşı İhsan romanımızın ana karakterleri. Okuyucu bu üçlü arasında kalınca aşk da hikayede bi anda hücum ediyor, demiş olayım. İşgal altındaki, insanlarımızın bastırıldıkça bastırıldığı, birbirinden alındığı İstanbul şehrimizde başlıyor roman. Direnişe ışık tutacak olan, oğlunu ve eşini yeni kaybetmiş Ayşe o kadar güzel hikayenin merkezine alınmış ki... Daha sonrasında üçlümüz anadoluda cephe cephe birbiriyle kesişiyor, mektuplaşıyor ve yolun sonunu İzmir görüyor. Hayatta en beklenmedik şeyler gibi hikayemizin finali de orda bizi bekliyor diyebilirim :) Hikaye bittiğinde sizin için İzmir kızı Ayşe, Ayşe değildir. "Ayşe artık İzmir'dir" Aşkın savaştan derin olduğunu Silahlara Veda'da, İngiliz Hasta'da okuyabilirsiniz. Fakat vatani duyguların aşkı himayesinde koruduğuna Ateşten Gömlek'ten başka roman da şahit olamazsınız! Bence bu topraklardaki savaşımız adına en önemli edebi eserimiz. Okumayanın kalmamasını çok diliyorum...
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2023 32. kitabı
İlk başta şunu belirtmek isterim; Bir elimde sözlük bir elimde kitap sabırla okumaya çalıştım; dili yönüyle ağır sindirerek okumak gerek. Sonradan fark ettim kitabın arkasında sözlük kısmı varmış zaten. Bu kitabı alacaksanız da “Günümüz Türkçesi” ibaresi olanı alırsanız daha rahat edersiniz. Ama ben ekstradan TDE bölümü okuduğum için Osmanlıca Türkçesi olanı okumak istedim. Kelime hazineme fayda sağlamasını istediğim için.. Halide Edib Adıvar’ın bu romanını lisedeyken okumuştum fakat yarım bırakmıştım ağır gelmişti. (Dil ve anlatım özelliklerinden dolayı) kısmet bu zamanaymış. Halide Edib; Adnan Adıvar’ın eşi. Aynı zamanda da Kurtuluş Savaşına katıldığından “Halide Edib Onbaşı” olarak da bilinir. Ateşten Gömlek; Kurtuluş Savaşını işleyen ilk romandır edebiyatımızda oldukça önemli bir eserdir. Kitabı Sakarya Ordusuna ithafen yazmış Canım Halide Edib. Kitabın önsözünde Kitabın adının “Ateşten Gömlek” olmasının öncüsünün “Yakup Kadri Karaosmanoğlu” olduğunu belirtmiş. Selim İleri’nin sonsözüyle de bitiyor. Kurtuluş Savaşı sırasında iki bacağını kaybeden Peyami’nin hastanede yattığı sırada anılarını derlemiş olduğu bu romanımız hatıra/roman niteliğinde. Romanın kahramanları: Peyami, Cemal, İhsan ve Ayşedir. Cemal; Peyami’nin çok yakın arkadaşı. Ayşe’nin de abisidir. İhsan; Cemal’in yakın arkadaşı. Ayşe ise Cemal’in kardeşidir. Salime Hanım; Peyami’nin annesi Karakterleri bu şekilde oturttuktan sonra okumanız daha iyi olacaktır yoksa kopukluk oluşabiliyor kim kimdi neydi diye.. :) Önce VATAN diyerek Ateşten Gömleği nasıl giydiklerini anlatıyor bu kitap. Kitap farklı bir sonla bitiyor. Okumanızı tavsiye ederim mutlaka.. Okuduktan sonra da vaktiniz olduğunda “Ateşten Günler” adlı diziyi izlemenizi öneririm.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Herkesin Ateşten Gömlek'i Farklı
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2022 22:56
Bu sefer “Ne kitaptı be?”, “Ne okudum ben?” diye sorguladığım kitabın incelemesini yapacağım ama dedim ki iki cümle de olsa yap bu incelemeyi öyle etkileyici bir kitapmış. Mış’ladım çünkü daha önce elime alıp okumaya çalıştığımda anlayamamış bırakmıştım. Geçen ay elime alıp okumak bir anda hücum etti bana. Çünkü Halide Edip’in kullandığı dil eski Türkçe dili, anlamak için o mutlaka altındaki küçük açıklamalara bakma gereksinimi duyuyorsunuz. Bir de o anlamları unutmamamız lazım. Bundan ötürü ben daha önceki okuyuşumda anlamakta güçlük çekmiştim. Buradan yine yazmak isterim Ateşten Gömlek’i okumak için lütfen acele etmeyin. Hatta mümkünse sindirerek okuyun. O kadar etkilendim ki bazı zamanlar kitabı kapatıp hayalimde canlandırdığım karakterleri bizzat yaşar oldum. Evet şimdi size abartı gelebilir. Ne yapayım ben kitapları yaşamayı seviyorum ve öyle bir kitaba denk gelmişim ki gerçek gibi yaşamamak mümkün değildi. Bu kadar içten bire bir yaşanılmış hikayeler ve en önemlisi verdiğimiz Kurtuluş Savaşını Halide Edip kendi gözlemleriyle yazmış olması müthiş, dehşet verici gerçeklik sağlıyor. Bundan sonraki yazımda kitabın içeriği hakkında bilgiler barındırmaktadır! Kitabın konusuna gelirsek Kurtuluş Savaşı özellikle Sakarya Cephesini anlatan bir roman. İçinde belki bunu kimse bahsetmemiştir aşırı Türkçülüğe bağlı olan zamanında Atatürk’ün bile kontrol edemediği isyanlara bağlı köylüleri ayaklandırmalar bile geçiyor. Tabi romanımızda herkesin Ateşten Gömlek’i farklı. Ayşe’nin İzmir’e olan sevdası onu kovalayıp duran İhsan’ın Ayşe’ye sevdası tüm bu olanlara şahit olan Peyami’nin Ateşten Gömlek sevdası. Tüm olayları Peyami’nin pasif anlatış tarzından gözlemliyoruz. Bir de konusunu edemeden bitirmeyeceğim 163. Sayfayı özellikle not almışım. Sadece aslında Halide Edip’in
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
8/10
·224 syf.··
2025 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 20:22
Ateşten Gömlek – Kalbime Ateş Düşüren Hikâye Halide Edib Adıvar’ın kaleminden çıkan Ateşten Gömlek, sadece bir roman değil; içinde yaşanmış acıların, kayıpların ve yeniden dirilmenin kitabı. Okurken içimde hem bir savaşın gölgesi dolaştı, hem de bir kadının gözünden vatanın nasıl sevilebileceğini yeniden anladım. Zehra… Ah Zehra. Onun hikâyesini okurken sanki boğazıma bir yumru oturdu. Bir kadının hem ailesini hem ülkesini kaybedip yine de ayakta kalabilmesi, güçlü durabilmesi bana ilham verdi. Kadın olmak ne demekti, savaşın ortasında sevmek ne demekti, Zehra’yla öğrendim. Kitap boyunca sürekli düşündüm: insan vatanını ne kadar sevebilir? Ve bir yandan da şunu sordum kendime: ya sevdiği adamla vatan sevgisi arasında kalırsa? Halide Edib, bunu öyle incelikle anlatmış ki, sanki bir kadın kalbinden dökülenleri okur gibi oldum. Her cümlede içime işleyen bir acı, bir umut, bir gurur vardı. Bazı yerlerde yüreğim daraldı, bazı satırları iki kez okudum. Çünkü bu kitap sadece bir aşkı değil, bir halkın uyanışını, fedakârlığını, yeniden doğuşunu anlatıyor. En çok da şu cümlesi kaldı aklımda: “Ateşten bir gömlek bu; giymesi de zor, çıkarması da…” Bu kitabı bitirdiğimde sadece bir roman bitirmiş olmadım. Kendimle, insanlığımla ve kadınlığımla bir kez daha yüzleştim. Ateşten Gömlek, içimde iz bırakan kitaplardan biri oldu. Ve bence bu kitabı herkes, özellikle de kadınlar, mutlaka okumalı. Keyifli okumalar..
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 233. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 10:10
“Ateşten bir vicdan, sessiz bir direniş…” Halide Edib’in Ateşten Gömlek’i sadece bir roman değil; bir milletin, bir aşkın ve bir özgürlük arayışının yangınına tanıklık etme çağrısı. İşgal altındaki bir vatanın gölgesinde yaşananlar, savaşın yalnızca cephede değil, insanın iç dünyasında da sürdüğünü gösteriyor. Aşk, kayıp, fedakârlık ve direnç… Her sayfası insan olmanın derin anlamlarını sorgulatıyor. Bu romanı okurken bir milletin acısını omzunuzda, bir insanın suskun cesaretini kalbinizde taşıyorsunuz. Çünkü Ateşten Gömlek, yalnızca geçmişin hikâyesi değil; hâlâ içimizde devam eden mücadelelerin sessiz yankısı.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Puan vermedi
Herkese merhabalar (Bidunyakitapgrubu ) Emre Bulut Bugün edebiyat dünyasının harika bir ismi ile geldim. #halideedipadıvar dan #ateştengömlek diyeceğim. Ateşten Gömlek Halide Edib Adıvar Nasıl anlatsam nereden başlasam bilemiyorum. Halide Edip hayatı muhteşem. Eser ise şahanee. Film zaten başlı başına insanı alıp götürüyor. Evettt yazarımızdan bahsederek başlayalım diyorum. Halide Edip Adıvar İstanbul doğumlu olan yazarımız. Amerikan Koleji'ni bitirmiş olup, eğitimi sırasında Edebiyat, Felsefe , Matematik ve Arapça dersleri almıştır. Edebiyat ve Felsefe öğretmeni Salih Zeki tarafından hem düşüncesel olarak etkilenmiş daha sonrada onunla evlenmiştir. Meşruiyetin ilanından sonra yazı yazmaya Halide Salih olarak başlamış . 31 Mart olayı ile Mısır'a kaçmış. Daha sonra öğretmenlik ve müfettişlik yapmış, İzmir'i işgali sırasında Sultan Ahmet Meydan'ında konuşması ile sesini duyurmuştur. Zaten bu konuşmadan sonra resmen devleşen Halide Edip Adıvar bunun ardından Kurtuluş Savaş'ına katılmış Onbaşı ve Üstçavuş rütbeleri almış, savaş esnasında hemşirelik yapmış askerlerin yardımına koşmuştur. Bazı Cemiyetlerin kurulumunda yer almaktadır. Adıvar soyismini ikinci eşi Adnan Adıvar'dan almakta ve bu süreden sonra bütün yazılarında bu soyismini kullanmaktadır. İstanbul'u işgalinden hemen sonra Ankara'ya gider burada tren istasyonunda onu karşılayanların arasında Mustafa Kemal Atatürk de vardır. Bu sürenin sonrasında bir araya gelmeleri ve fikir alışverişinde bulunmaları söz konusudur. İlerleyen süreçlerde tarihe mutabık durumlar oluşur ve yaşanır. Siyaset ile bir durumu olur. Milletvekili seçilir ve bunun ardından senelerini evinde daha sakin geçirmeye başlar. Daha sonra vefat eder. Birazda esere değinelim istiyorum Eser Halide Edip Adıvar'ın Yakup Kadri Bey'e bir açık mektubu ile
Edebiyat & Roman
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)