n@lkan profil resmi
Erkek
1501 okur puanı
29 Ağu 2020 tarihinde katıldı.
  • n@lkan tekrar paylaştı.
    "Ben ki hislerimi söylemek değil,
    hissetmekten bile utanırım..."
    Halide Edib Adıvar
    Sayfa 34 - Can Yayınları, 2019
  • n@lkan tekrar paylaştı.
    399 syf.
    ·5 günde
    Cemil Meriç, yaşamını ülkemizin kültürüne ve düşünce hayatına adamış bir “fikir işçisi”dir. O, ilk gençlik yıllarından itibaren yaşadığı hayal kırıklıkları, acıları, yalnızlıkları ve korkularıyla yoğrulmuş; umutsuzluğa kapıldığı demlerde ise kitapların limanına sığınarak onların koynunda yaşamış bir düşünce insanıdır. Okuduklarıyla batıdan doğuya bütün kültür havzalarında dolaşmış, öğrendiklerini “fildişi kulesi”nden seslenerek bu ülkenin insanına duyurmaya çalışmış bir mütefekkirdir. Okumak onun için yemek yemeden, su içmeden ve havayı solumadan daha öte bir tutkudur. Öyle ki bu tutkusu nedeniyle zayıflayan gözlerini otuz sekiz yaşında kaybediyor.      
    • • •
    Göz ameliyatı için 1955 yılında Paris’e giden Meriç, oradan da olumlu bir sonuç alamıyor ve yeniden görme umudunu tamamen yitiriyor. Kendisini çaresiz, kimsesiz ve yalnız hissediyor. İşte o dönemde içine düştüğü buhranı ve bunalımı aşmak için “Jurnal”i yazmaya başlıyor. Aralıklarla da olsa bu çabasını yirmi dokuz yıl sürdürüyor. Meriç, bu yirmi dokuz yıl boyunca “Jurnal”ine okuduklarını, acılarını, ıstıraplarını, ihtiraslarını, aşklarını, özlemlerini, hayallerini, umutlarını ve umutsuzluklarını adeta nakış nakış işliyor. Kimseyle paylaşmadığı/paylaşamadığı iç dünyasını döküyor satır aralarında. Kimi zaman kendisini yargılıyor, kimi zaman canını sıkan olayları ve insanları kritiğe tabi tutuyor. Kimi zaman tarihin arka odasında dolaşıyor, kimi zaman da edebiyatın, sanatın, sosyolojinin, felsefenin ve teolojinin koridorlarında.             
    • • •
    Nitekim Meriç'in birinci cildi 1955-1965 yıllarını, ikinci cildi ise 1965-1983 yıllarını kapsayan Jurnal’i neden yazdığını bir başka Jurnal yazarının şu sözleri çok iyi özetliyor: “Neden bu Jurnal’e devam ediyorum? Devam ediyorum, çünkü o benim kendimle diyalogum, çevrem, dostum, sırdaşım. Tesellim aynı zamanda. Hafızam, yankım. Acılarımı da paylaşıyor. Jurnalim kişisel deneyimlerimin deposu, psikolojik güzergâhım, düşüncelerimin paslanmasına karşı bir önlem. Yaşama bahanem, neredeyse benden sonrakilere bırakacağım tek şey…”*
    • • •
    Gerçekten de Jurnal’de çocukluğundan itibaren kendini yetiştirmiş bir entelektüelin çektiği acı ve ıstıraplarının yanında, yetiştiği aile ortamı ve sosyal çevrenin izlerini de görüyorsunuz. Kişiliğinin, kimliğinin, huy ve mizacının nasıl şekillendiğini okuyorsunuz satır aralarında. Batı’dan Doğu’ya etkilendiği ve eleştirdiği şairlerin, yazarların, sanatçıların, büyük filozof ve sosyologların düşüncelerini okuyorsunuz bir bir. Balzac’tan Dostoyevski’ye, Goethe’ye, Milton’a, Stendhal’a, Zola’ya, Nietzche, Freud’a, Weber’e, Durkheim’e, Marx’a, Tarde’ye, Sokrat’a, Eflatun’a, Bergson’a, Spinoza’ya, Rousseau’ya, İbn Haldun’a, Gandhi’ye, Ahmet Cevdet’e kadar.  
    • • •
    Meriç’in etkilendiği ve eleştirdiği şairlerin, yazarların, büyük filozof ve sosyologların listesi o kadar uzun ki kitabı okurken sık sık bahsettiği isimlerle ilgili araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Özellikle kullandığı bazı kavramları anlamak için bir sözlüğe bakmadan geçemiyorsunuz. Bu da ister istemez kitabın okunma süresini uzatıyor. O nedenle Jurnal’i okumak isteyen okurların, eserin bu özelliklerini göz önünde bulundurarak okumaya başlamalarının daha isabetli olacağını belirtmeliyim.
    • • •
    Ama her ne olursa olsun Cemil Meriç gibi ülkemizin yetiştirdiği nadir entelektüellerimizden birinin eserlerini okurken, Jurnal’i okumanın istifadeyi artıracağını düşünüyorum. Zira Jurnal’de Meriç’in, insanın bazen kendisine dahi itiraf etmekte zorlandığı, ruhunun derinliklerinde bazen bilinçli bazen de bilinçsizce bastırdığı zaafları, istek ve arzuları, duygu ve düşünceleri var. Kitapta yer alan günlüklerini ve mektuplarını kaleme alırken herhangi bir sansüre tabi tutmadan kendine ayna tuttuğu özyaşamı var. Velhasıl her eser yazarının kimliği, kişiliği ve özyaşamının bir yansımasıdır. O nedenle Jurnal’i özellikle Cemil Meriç’i tanımak isteyen ve onun eserlerini okumayı seven okurlara mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
     
    Cemil Meriç, “Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim” diyor. Cemil Meriç gibi dünyanın hayhuyundan, dertlerinden, sıkıntılarından ve koşuşturmalarından kitapların limanına sığınanlara…
    Keyifli okumalar dilerim! 
    ..........................................
    *Henri Frédéric Amiel, Fragments d'un Journal Intime, 2. Cilt, Paris, 1927; Aktaran. Mahmut Ali Meriç, "Cemil Meriç Külliyatı ve Jurnal Üzerine", Jurnal Cilt 1, İstanbul, İletişim Yayınları, 2002, s.10.
  • n@lkan tekrar paylaştı.
    "Kalbimde hep bahar akşamlarının okşayıcı,
    dinlendirici sakit ziyaları, kokuları var!"
    Halide Edib Adıvar
    Sayfa 22 - Can Yayınları, 2019
  • 399 syf.
    ·5 günde·İnceledi
Erkek
1501 okur puanı
29 Ağu 2020 tarihinde katıldı.
2021
51/100
51%
51 kitap
13bin sayfa
31 inceleme
661 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 1112. sırada.

Okuduğu kitaplar 94 kitap

  • Jurnal
  • Koku
  • Tarihin Sınırlarına Yolculuk
  • %100 Düşünce Gücü
  • Han Duvarları
  • Biri, Hiçbiri, Binlercesi
  • Sis
  • Kendime Düşünceler
  • Vanya Dayı
  • Mecburiyet