nalkan

nalkan
"Kitap okumak ruhu besler, aydın bir dost ise onu teselli eder" (Voltaire).
3369 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şiir onu yazana değil, ihtiyacı olana aittir!
9/10
·194 syf.··
2024 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 00:00
Ben şiir yazmazsam Yitirir dilini içimdeki çocuk Dünya mahzun olur Çıkarır giysilerini sözün teninden İmge denen o esrarlı konuk (s.53). İnsan Şükrü Erbaş'ın şiirlerini okudukça hayal ile gerçekliğin buluştuğu bir dünyada yüzer mi? Bir ömür boyu içinde taşıdığı çocukluğuna gidip gelir mi? Gökkubbe altında yaşananları duydukça yüreği acır, ruhu paramparça olur mu? Onun şiirlerini her okuduğunda insan öfkelenir mi? Dostluğun, arkadaşlığın, aşkın, özlemin, umudun, acının, hüznün, yalnızlığın, ölümün kıyılarında dolaşır mı? İnsan bir yandan hayatın anlamını sorgularken, bir yandan da acısıyla tatlısıyla yaşamın her anına şükreder mi? Evet, insan Şükrü Erbaş'ın şiirlerini her okuduğunda bu duyguların hepsini aynı anda yaşayabiliyor. Şiirlerinin herbir mısrasında kendini gördüğü anlam yüklü kelime bulutlarıyla karşılaşabiliyor. Nitekim o, kelimeleri öylesine ince, öylesine zarif kullanıyor ki okurken yüreğiniz dinleniyor, ruhunuz hafifliyor. İyi ki yazmışsın Şükrü Erbaş. İyi ki kelimeleri ve biz okuyucularını mahzun bırakmamışsın. İyi ki içindeki çocuğu konuşturmuş ve anlam yüklü kelimeleri bizimle buluşturmuşsun. Sözün teninden giysilerini çıkaran kelimelerinle coşup sağanak sağanak kalplerimize yağmışsın... İyi ki yazdığın herbir kelime ve mısrada şiirin şifa olduğunu bize göstermişsin. "Şiirin onu yazana değil, ona ihtiyacı olana ait olduğunu"¹ kulağımıza fısıldamışsın. "Yaşamak ağrısı" çektiğimiz şu dünyada bize bazen bir nefes, bazen bir liman olmuşsun. Kapanmayan yaralarımıza bazen ağrı kesici, bazen merhem olmuşsun... Özcesi, Şükrü Erbaş'ın okurken insanın kalbini ve ruhunu sarıp sarmalayan " Bütün Şiirleri 1"ni tüm okurlara içtenlikle öneriyorum. İncelememe onun; Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim Koşardım Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde...(s.58)²
Şiir
Bütün Şiirleri 1Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202511,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir iç yolculuğun izinde seyahat!
9/10
·276 syf.··
2024 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 20:04
Dünya edebiyatında en çok sevdiğim yazarların başında Lev Tolstoy geliyor. O nedenle olsa gerek ne zaman günlük yaşamın telaşından ve hayhuyundan yorulsam zihnimi ve ruhumu dinlendirmek için hemen onun eserlerinden birine sığınıyorum. Zira onun eserleri yaşamın olumlu ve olumsuz tüm alanlarını konu edinmesine rağmen bir su gibi berrak, hava gibi temiz, toprak gibi yumuşak, güneş gibi sıcak, doğa gibi dingin ve dağ havası kadar serin bir ruha sahip. Bu yönüyle onun tüm romanlarınlarını, bazılarını ise tekrar tekrar aynı duygu ve düşünceler içerisinde bir solukta okuduğumu söylemeliyim. Tolstoy'un günümüzde dünyada hâlâ en çok okunan ve beğenilen yazarlardan biri olmasının en önemli sırlarından birisi ise, abisi Nikolayla birlikte Kafkaslarda iki yıl askerlik hizmetinde bulunması ve savaşlara katılmasıdır. Nitekim o, bu dönemde edindiği tecrübe, bilgi birikimi ve gözlemlerini sonraki yıllarda Kafkas halklarını konu edinen Hacı Murat, Kafkas Tutsağı, Sivastopol, Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) gibi kurguyla gerçeğin harmanlandığı muhteşem eserlere dönüştürüyor. İşte onun Kafkas halklarını anlattığı eserlerinden biri de Kazaklar'dır. Tolstoy bu romanında asil ve zengin bir aileden gelmesine rağmen Moskova'daki hayatından bıkarak Rus ordusuna katılan ve Kafkaslarda ücra bir köye gönderilen kahramanı Olenin'in hikayesi üzerinden Kazak toplumunu anlatıyor. Doğa ile iç içe yaşayan bu halkın ekonomik, sosyal, kültürel ve dini tüm özelliklerini bir bir gözler önüne seriyor. Coğrafyanın, gelenek, görenek ve adetlerin bir toplumun karakteri, kimliği ve kişiliği üzerindeki etkilerinin genç, yaşlı, kadın ve erkek karekterler üzerinden adeta fotoğrafını çekiyor. Tüm bunların yanında Tolstoy, romanın satır aralarında farklı kültürlerin etkisi altında yaşayan zengin ve aristokrat bir kültür dünyası ile kendi gelenek ve
Edebiyat
KazaklarLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20185,3bin okunma
Anlayana "sessizlik" büyük bir çığlıktır!
9/10
·160 syf.··
2024 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2024 00:00
"Kendi uzletim ve sessizliğimde yaşamaya neden bırakmıyorlardı ki beni? Sessizliğim onları niye rahatsız ediyordu?" (s.15). Modern Arap edebiyatının ülkesinde tutunamayan aykırı ve önemli yazarlarından biri de Nihad Siris'tir. O, 2004 yılında yayınladığı "Sessizlik ve Gürültü" adlı romanıyla ülkesi Suriye'de şimşekleri üzerine çekiyor. Dünyaya geldiği coğrafyada birçok düşünür, sanatçı ve yazarın başına geldiği gibi o da sürgünde yaşamak zorunda kalıyor. Zira en sonda söylemem gerekeni en başta ifade etmem gerekirse Nihad Sîris, romandaki kahramanı Fethi Şiyn'i konuşturarak tıpkı George Orwell'ın "1984"ü, José Saramago'nun "Körlük" romanlarının adeta Ortadoğu coğrafyasında yaşanan versiyonunu kaleme almış. Nitekim Fethi Şiyn'in yirmi dört saat içerisinde yaşadığı olaylar dizisini konu alan roman, ülkenin tek ve mutlak hakimi olan Lider'in iktidara gelişinin yirminci yıl kutlamalarıyla başlıyor. Nihad Sîris, distopya ile gerçekliğin ince çizgisinde gidip gelen eserinde her ne kadar olayların geçtiği zaman ve mekânı tam olarak belirtmese de Suriye'de tarihsel olarak yaşanan ekonomik, sosyal, siyasal değişim ve dönüşümler ile içinde bulunduğu baskıcı ortamı muhteşem bir edebî kurguyla aktarıyor. Lider'in iktidara gelişini ve iktidarda kalmak için geliştirdiği stratejileri "gürültü" metaforu üzerinden anlatan Sîris, kahramanı Fethi Şiyn'in şahsında muhalif ve tarafsız insanların bu gürültü karşısında yaşadığı baskı ve ruh haletini ise "sessizlik" metaforu üzerinden okuyucuya aktarıyor. "Sloganların ve hoparlörlerin yürüyüşlerimizde meydana getirdiği gürültü, düşünmeyi devre dışı bırakmak için zorunludur. Düşünmek lanetli bir eylemdir, suçtur, daha doğrusu Lider'e ihanettir. Sessiz ve sakin ortam, insanı düşünmeye sevk ettiğinden, kitleleri ikide bir bu gürültülü yürüyüşlere
Edebiyat
Sessizlik ve GürültüNihad Siris · Jaguar Kitap · 2015450 okunma
Vatandan aşka, aşktan vatana...
9/10
·72 syf.··
2024 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2024 00:00
Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten¹ Edebiyatımızda vatan şairi olarak tanınan ve yaşamını bu uğurda mücadeleyle geçiren en önemli şairlerimizden biri de Namık Kemal'dir. Kısa ömründe o, yalnızca bir şair olarak değil, aynı zamanda bir yazar, düşünce ve devlet adamı olarak ardında sayısız eser bırakıyor. Yazdığı her bir şiir, makale ve kitapta; aldığı her bir nefes ve attığı her bir adımda yüreği vatan ve hürriyet diye atan Namık Kemal, bu uğurda zindanlarda yatıyor. Ülkenin bir çok köşesine sürgünlere gönderiliyor. Olmadı yurtdışına kaçmak zorunda kalıyor. Ama o hangi koşulda olursa olsun doğru bildiği yoldan sapmadan, bedelini ödemeyi göze alıp sanatı ilk defa toplumun hizmetine sunarak düşüncelerini yaymaya devam ediyor. Bu yönüyle " Vatan Yahut Silistre", onun bedelini peşin ödediği eserlerinin başında geliyor. Dört perdeden oluşan ve edebiyatımızda romantik tiyatronun ilk örneklerinden kabul edilen eser, sahnelendiği gün izleyicileri heyecanlandırıyor. Bu heyecanla galeyana gelen seyirciler başlattıkları gösterilerle bazı taşkınlıklara neden oluyor. Çıkan bu olaylar üzerine Namık Kemal Mağusa'ya, üç arkadaşı ise farklı adalara sürgüne gönderiliyor. Konusu "vatan sevgisi" olan bir oyun nedeniyle Namık Kemal ve arkadaşları sürgüne gönderilse de ilk adı "Vatan" olan eser, sansür ve yasaklardan dolayı bir dönem "Silistire" adıyla yüzlerce kez farklı şehirlerde oynanmaya devam ediyor. Eser sonraki yıllarda "Vatan Yahut Silistre" adıyla sahnelendiği için bu isimle meşhur oluyor.² Vatan sevgisi başta olmak üzere aşkın, vefanın ve dostluğun anlatıldığı böyle bir eseri okuyup bitirdiğinde insanın aklına birçok soru geliyor. Her şeyden önce daha ilk gösteride neden Namık Kemal³ ve arkadaşları tutuklanarak sürgüne gönderiliyor?
Edebiyat
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Yapay zekâ bize hükmetmeden!
8/10
·152 syf.··
2024 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2024 23:48
"Yapay zekâ bize hükmetmeden bizim ona hükmetmeyi öğrenmemiz, yirmi birinci yüzyılın en önemli görevlerinden biridir" (s.72). 1950'li yıllarda başlayan yapay zekâ araştırmaları, 1990'lı yıllardan itibaren daha da hızlanarak yaşamımızın birçok alanını derinden etkileyecek bir pozisyona doğru evriliyor. Henüz beklenen büyük değişim gerçekleşmemiş olsa da günümüzde gelişmiş yapay öğrenme algoritmaları, "tıpta ve ulaşımda devrim yaratıyor; meslekleri ve piyasaları dönüştürüyor; yemek yeme alışkanlıklarımızdan, okuma ve öğrenme yöntemlerimize kadar birçok tercihimizi şekillendiriyor."¹ Elbette sunduğu büyük imkân ve kolaylıkların yanında yapay zekâ teknolojisinin bazı riskleri de beraberinde getirdiği söylenebilir. Bu riskleri araştırmak için bir form oluşturan ekonomist Daron Acemoğlu, yapay zekâ çalışmalarının mevcut doğrultuda devam etmesi durumunda meslekleri etkileyebileceğini, sosyal medya ve gözetim teknolojilerinin demokrasiyi ve bireysel özgürlükleri baltalayarak toplumsal karışıklıklara neden olabileceğinı dile getiriyor.² Acemoğlu, bu risklerin hangi düzeyde yaşanabileceği ve yaşanmaması için ne tür erken uyarı sistemlerinin geliştirilebileceğini farklı disiplinlerden uzmanları ve araştırmacıları kurduğu bu araştırma formunda tartıştırarak ortaya koymaya çalışıyor. Gerçekten de konuyu kendi uzmanlık alanından hareketle ele alan araştırmacılar bir yandan Acemoğlunun endişelerini tartışırken, diğer yandan da teknolojinin bir etik ve ahlâk çerçevesinde kullanıldığında insanlığa nasıl hizmet edebileceğini örnekleriyle açıklıyorlar. Özcesi, sessiz ve derinden "yapay zekâ çağı"na doğru hızla ilerlediğimiz şu günlerde " Yapay Zekayı Yeniden Tasarlamak" kitabında ekonomistlerden bilgisayar ve yazılım mühendislerine kadar birçok uzmanın kaleme aldığı yazılar, bu konuda gelecekte ne tür sorunlarla
Bilim Teknoloji Mühendislik
Yapay Zekayı Yeniden TasarlamakDaron Acemoğlu · Efil Yayınevi · 202250 okunma