Giriş Yap

Şükrü Erbaş

Yazar
8.6
14,1bin Kişi
55,4bin
Okunma
9,4bin
Beğeni
264bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

7 Eylül 1953 tarihinde, Yozgat'ta dünyaya geldi. Annesi, Lalezar Hanım; babası Doğan Erbaş'tır. İlk ve orta öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nden 1978'de mezun oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nde memurluk ve yöneticilik yaptı, bu kurumdan emekli oldu. 1984 yılında başladığı edebiyat hayatının ilk yıllarında, Yarın dergisinde kurul üyesi olarak yer aldı. Edebiyatçılar Derneği'nde 1993-1995 yılları arasında genel sekreterlik, 1998-1999 yılları arasında başkanlık yaptı. İlk şiiri 1978 yılında, Varlık Dergisi'nde yayımlanan sanatçı; "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987'de Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne layık görüldü. Şiir dışında deneme ve antoloji dallarında da eser veren Erbaş, halen PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı (1984). Edebiyatçılar Derneği'nde yöneticilik görevinde bulundu (1993-1999). Şair, halen Antalya'da yaşamaktadır. Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı. Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.
Unvan:
Türk Şair ve Yazar
Doğum:
Yozgat, Türkiye, 7 Eylül 1953
Reklam
·
Reklamlar hakkında

İncelemeler

Tümünü Gör
256 syf.
·
8 günde okudu
·
8/10 puan
İnsanın Acısını İnsan Alır - Ş. ERBAŞ (İçtenliğimizden Yaralıyız!)
"Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben." Kitabı eline alır, incelersin. Sayfaları şöyle bir açar koklar, kitabın kokusunu içine çekersin. Ben çok severim mesela kitap kokusunu. Yeni basılmış ya da sararmış bir kitapsa muhteşem bir kokusu olur. Açar bir göz atarsın içine. Olur ya ilk cümle olarak böyle bir cümle çarpar gözüne. Hadi gel de okuma şimdi bu kitabı! "Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acı­sından hafif bilmedim acını." (s. 7) Şükrü Erbaş! Nasıl bilirsiniz? Ben çok iyi bilirim mesela, hele ki şiirlerini... Zamanında az can çekişmedim dizelerinde. Aralara serpilmiş satırlar da şiirlere güzellik katıyordu adeta. Satır demişken orada duralım! Ele aldığımız eser şairin düzyazı şeklinde kaleme alınmış bir eseri. Şiirlerine o kadar alışmıştım ki biraz yadırgamadım değil. Ama okudukça çekti içine. Hele bir de onun kaleminden imzalıydı. Okumadan duramazdım. Yeniden teşekkürü borç biliyorum buradan bana bu kitabı imzalı olarak ulaştıran arkadaşa. 1000Kitap deyip geçmeyin, nice güzel yürekler barındırıyor içinde! "Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duy­muyor artık." (s. 132) "İyi günler bile acı vermeye başlamıştı." (s. 126) "Garip değil mi, yaşadığı acıları bile özlüyor insan." (s. 95) Sahi, acıyla ilgili ne kadar cümle var içinde. İçimizde de ne kadar acı var değil mi? Hangisini paylaşsam o kadar ilgi gördü ki... Biliyorum bolca acı var içinizde. Belki de acılarımız yakınlaştıyor bizi birbirimize. Yıllarca tartışıldı; sanat sanat için yok efendim toplum için. Sanatçının topluma karşı görevleri vs. Kendi hayat görüşünü açık açık yansıtmış eserinde Şükrü Erbaş. Hatta bazı cümleler o kadar gerçeği yüzümüze çarpar nitelikte ki neden toplum olarak bu halde olduğumuzu açıklıyor adeta. "Namusu cinsel organlara indirgeyen adamların mutsuz kadınları, bedenlerini soğuk yataklara çarpa çarpa tiksintiyi ve şiddeti doğuruyor." (s. 101) Birkaç bölüme ayırabiliriz eseri: Yazarın dünya görüşünü yansıttığı, siyaset, özgürlük, toplumun yaşayışı ve hayata bakışı, bir coğrafyanın kendine özgü yapısı ve karşılaştıkları güçlükler ilk bölümü oluşturuyor. Sonraki bölüm daha çok sanat ile ilgili, edebiyat, şiire dair düşünceler yer alıyor. Bu bölümde en çok beğendiğim şairin farklı edebiyatçıların düşüncelerinden yararlanmış olması. Esere doluluk, nitelik kazandırmış bu durum. Kimler yok ki... Sartre, Canetti, Dostoyevski, Camus... Hepsi de çok sevdiğim sanatçılar. Öyle olunca daha bir ilgiyle okudum o bölümleri. Aksi takdirde biraz sıkıcı gelebilirdi. Nihayet son bölüm kıymetli sanatçılara ayrılmış: Nazım Hikmet Pablo Neruda Cahit Külebi Ceyhun Atuf Kansu Orhan Veli Gülten Akın ve daha niceleri Onlarla ilgili bilgiler, yapıtlarından alıntılar... Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da/ Hatta aşk yüzünden ölmek de. (s. 186) Bu eseri mi yoksa şiirleri mi derseniz hiç düşünmeden şiirleri derim. Düşünürsem yine şiirleri derim. Ama yine de okumaya ziyadesiyle değer bir eser diye düşünüyorum. Her cümlesi alıp götürüyor uzaklara. Gelmeniz uzun zaman alıyor. Okurken yer yer boğuldum. Yer yer yıprandım. O da yetmedi sizi de yıprattım. İncelemelerim ne kadar uzun olursa olsun beni sonuna kadar okuyanlar var biliyorum. Onlar iyi ki var. Şimdi de paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasını sağlarsınız beni mutlu edersiniz.
İnsanın Acısını İnsan Alır
8.6/10 · 7,8bin okunma
·
15 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17