Adı:
Pervane
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059908191
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baş Dönmesi

Çığlığı yansıtmayan tek bir dize var mıdır?
Ve biz bulutlara gömdük çocuklarımızı
Ve biz çocuklarımızın kirpiklerine astık babalarını
Ve biz öldürenden hayatımızı bağışlamasını bekledik
Ve biz katilimizle geleceğe şarkılar söyledik
Ve biz yoksulluğun acısından sessizce uzaklaştık
Ve biz kadınlarımızı arzularından tavanlara astık
Var mıdır gerçekten tek bir dize
İnsanın haysiyetinden doğmamış olsun...

-Aragon-
(Tanıtım Bülteninden)
76 syf.
·9/10
Ne desem nasıl başlasam şimdi bilemiyorum. Elbette Şükrü Erbaş'ı kötülemek değil amacım ancak okumadığım son bir şiir kitabı kalmış iken içlerinde en içime sinmeyen kitabı oldu. İçime sindi sinmesine ama daha çok etkileyen, insanı kendinden alıp götüren kitapları var Şükrü Erbaş'ın. Bu sebeple insan her zaman beklentiyi yüksek tutmamıza neden oluyor.

Benim okurken içinde bulunduğum duygu psikolojisinden mi kaynaklı yoksa Şükrü Erbaş'ın yazarken içinde bulunduğu duygu psikolojisinden mi kaynaklı bilemedim. Şiirlerden çok yazılarını beğendim. Şiirlerde çok güzel ama sanırım altın portakallı Bağbozumu Şarkıları kitabının üstüne hafif kaldı bana göre çünkü o bir Şükrü Erbaş daha mükemmellerini yazmış birisi. Peşpeşe aşırı derecede Şükrü Erbaş okumak iyi olmuyor son kitabı Yaşıyoruz Sessizce ye ara vermek en iyisi sanırım.
76 syf.
Her aşkta bir Pervane bir Mum vardır.
İsimler, yüzler, çağlar değişir;
değişmez aşk ateşiyle yanmak .


***

Şükrü Erbaş okuduktan sonra kendi kendimle konuşmuyorum artık; yağmurla, toprakla, ağaçla da konuşuyorum, gördüğümde kafamı çevirmiyorum, selamlaşıyoruz.
Şükrü Erbaş da mevsimlerle konuşur, insanla, çiçekle, böcekle, kuşla, rüzgârla...
Aslında dünyayla konuşur, kapalı kapının ardındakiyle de, sokaktakiyle de, mezardakiyle de...
Pervane de öyle.

Şükrü Erbaş serüvenim 2. şiir kitabı Pervane ile başladı.
İlk aşk, ilk acı, ilk ihanet unutulmaz ya Pervane o'dur bende.


Şükrü Erbaş dili, sade ve anlaşılırdır.
Bu demek değil ki sanatsız, süsü olmayan dizeler yazar.
Aksine öyle söz sanatları yapar ki, göze batmadan, tatlı tatlı.
Kişileştirir, benzetir, betimler, kinaye yapar...

Küçük alıntılarla:

"Hatıranın yaraları dedi
Hayal gücünün yaraları dedim"


"Yaşıyoruz sedir ağaçlarının gölgesine tutunarak"


Şükrü Erbaş şiirleri;
toplumun yaralarını ve merhemlerini, doğayı sevmeyi ve onu bir çocuğun başı gibi okşamayı, yalnızlığı, ölümü, acıyı, hüznü, sevgiyi, tutkuyu, özlemi vb. konuları çok içten ele alır.

Küçük alıntılarla:

"Kendini sevmeden
kimseyi sevemezmiş insan..."


"Yalnızlık bizden yayılıyor dünyaya..."



"Bir adam hergün biraz daha ölüyor..."


Hani hoca dersi aynı ses tonuyla anlatır da bakar ki herkeste bir mahmurluk; sesini yükseltir, farklı konular açar, kendinize gelirsiniz.
Şükrü Erbaş da böyle yapıyor.
Bakıyor ki bir iç sıkıntısına sürüklüyor; sevdiğiniz şairlerden, yazarlardan, türkülerden, şarkılardan alıntılarıyla filtre kahve etkisi yapıyor, karamelli.

Alıntılardan alıntılar:

Çamlığın başında söylenirdi:
Üç gün akıllıysam beş gün deliyim.*

* Yozgat Sürmelisi


Kendi yokluğuna rıza göstermeyen kişi akıl hastasıdır.

E. M. CIORAN


Pervane 2015 yılı Aralık ayında 'Türkçem benim ses bayrağım' diyen Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü'ne layık görülmüştür. Erbaş bu ödülü, bir kaç ay önce vefat eden eşine adamıştır.


"Ben, ölümün mazlumuyum Hatice.
Seni sevmenin kapanmaz yarasıyım. Sen, 
ölümden sonra da kaderimsin benim."



Bu duygu geçişlerini hissetmemek ne mümkün... Korkuyu, sevgiyi, rüyayı, gerçeği, geçmişi, geleceği karıştırıyor ve belki bu daha çok yaralıyor.
Benim bu kitapta en değerlilerim, yüz bin tane hisse kapılarak okuduğum; Baş Dönmesi ve Taşın Çiçeklenmesi şiirleri.

Aydın sohbetlerinden geri kalmamak gibi bir amaçla değil(ortamlardan geri kalmamak), kendi ruhunuz için okuyun. Bir yerlerde kendinizi bulacaksınız oldu ki bulamadınız, gözünüzden kaçmıştır, dert etmeyin, o sizi bulur.


Pervane'den esen yel yüreğinize dokunsun.

Keyifli okumalar.
76 syf.
Şükrü Erbaş ile tanışmam, ben çok memnun oldum. Zaten memnun olacağımı bildiğim için okudum :) ve tavsiyeli kitap olduğu için kötü olduğunu hiç düşünmedim.
Şiir çok farklı bir dünya, içine girince çıkamıyorsun. Hem bitmesin istiyorsun hem de su gibi akıp gidiyor sayfalar gerçi ben o sayfaları hissedemiyorum okurken ama diyorum ki bu kitabı almalıyım çizmelim tüm mısaraların altını kalmalı kitaplığımda istediğim zaman elime alıp gezinmeliyim sayfalarda.
Sitede okuyan kişi çok az ama eğer şiir seviyorsanız (ki şiir sevilmez mi ya) okuyun derim. Elbet bulacaksınız kendinizi bu kitapta. Keyifli okumalar...
76 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
"Bağbozumu Şarkıları" ve "Yaşıyoruz Sessizce"den sonra okuduğum 3. kitabı. Özellikle "Yaşıyoruz Sessizce" beni son derece etkilemişti. Ancak bu kitabında aynı duygu yükünü bulamadım. Kitapları birbiriyle kıyaslamak ne kadar doğru bilemiyorum ancak diğerlerine kıyasen biraz daha zayıf bir kitap.
76 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Şükrü Erbaş ile tanışma şiir kitabımla karşınızdayım. 2015 yılında "Dağlarca Şiir Ödülünü" alan bu kitap bende merak uyandırdı ve kitabı okumaya başladım.

Sadece şiir yazmadı, denemeler de “yazmak zorunda kaldı”. Denemelerini “İnsanın Acısını İnsan Alır” (1995) ve “Bir Gün Ölümden Önce” (1999) adlı kitaplarında topladı. Bununla ilgili bir röportajında diyor ki Şükrü Erbaş: “Ben düzyazıdan hep uzak durmaya çalıştım. Sanki şiire kuma getiriyormuşum gibi bir garip duyguyla uzak durdum.”

Erbaş “beş duyunun algı alanına giren her şeyin, insanı nakış nakış oluşturduğuna” inanıyor. En önemlisi de kurduğu “duygusal özdeşlikle” zihnimizin en hassas yerlerine dokunuyor.

Onun için şiir, “insanın var oluş hallerinden birisi” oldu hep.

Divan Edebiyatında önemli imgelerden biridir Pervane..

Mum bir ışık yayar, bu ışık aşkın aydınlatılması manasına gelir. Bir şairin dediği gibi aşk ateşi önce maşuku sonra aşıkı yakar. Mum sevilendir ve etrafındaki pervane ona aşık olan kişidir. Aşkın oluşması bir bakışla yani tek bir kıvılcımla olur; işte bu kıvılcım mumun üzerindeki ateşi yakar. Daha sonra pervanenin mum etrafında dönüş süreci başlar. Tıpkı pervanenin mum ışığına giderek yakınlaşmak istemesi gibi aşık da tutkunu olduğu sevgiliye giderek daha çok yakınlaşmak ister...Ta ki mumun alevine dokunup kanadını yakıncaya kadar. Mum bu esnada kovalandıkça yakalanmak isteyen bir sevgili gibidir. Aşk, sevgili merkezli bir dönüşten ibarettir. Ne yapsanız, ne etseniz, ne okusanız ne yazsanız; yolunuz hep sevgiliye çıkar. Mumun alevinden etkilenip ona ilk dokunuşu yapan pervanenin yanan kanadı, azap içindedir. Azabın anlamı “acı, elem, ıstırap”dır ve bir diğer anlamı da “lezzet”tir. Aşığın tattığı bu acı, bir zaman sonra onun tabi hali olmaya başlar. Öyle bir nokta gelir ki pervane metaforundaki aşık, mumun alevinden aldığı şevkle iki kanadıyla ateşe sarılmak ister ve tamamıyla yanar. Bu benzetme, aşığın sevgili huzurunda can vermesi ile özdeşleşir; ve mumun bundan hiç haberi yoktur. Kaldı ki aşk, sevgili için olmaktır. Divan şairleri, “sevgili için can taşıyan aşıktır; canı için sevgili arayan ise menfaatperesttir” der.

Şükrü Erbaş, bu kitabında divan edebiyatının etkisiyle aşkın ıstırabının lezzetinden bahseder. Aslında aşk, sevdiğine kendini vermektir. ne kadar acı çekersen hayatı o kadar yaşadığını düşünür.

Pervane'nin kanatlarıyla hayatı yaşamak...

Hayattaki olayları; aşk, doğum, hayal, doğa, hüzün, hayal kırıklığı, umut, mutluluk gibi duygularla anlatarak insanın kendisini sorgulamasını sağladı.

Şükrü Erbaş “sanat”ın anlamını-daha çok şiirle- dünyayı yorumlamak, topluma yön vermek, söylenmemiş olanı söylemek, kaosu biçimlendirmek ve her insanın yine insanı kendi merkezine oturtmasıyla varlığını keşfetmek olarak görür. Şair, şiire; yazar esere uzak olmamalıdır, kısaca kalem metne değmelidir: Yazar, okur, eser. Bu üçlü bir denklemdir. Bu üçünün arasında, gerçekliğin köpüklü bir su gibi aktığı dil bağı olmadan şiirden söz edilebilir mi? Bu üç altın halka olmadan şiir var olamaz.

Ona göre şiir yazılmıştır, şair sözünü söylemiştir ve okuyanlar kendileri bir anlam çıkarmalıdır.
76 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Şükrü Erbaş’ın Pervanesinden esenler, sonra Bağbozumu Şarkılarının tınıları, Didem Madak’ın Grapon Kağıtları ve Ahlarımı döken Ahlar Ağacı...
Ne çok şey birikiyor insanın kalbinde.
Geleceklerin korkusuna teselli bulmak için falcılara gidenler gibi,hissettiklerimin yankısına teselli bulmaya gittim ben de, şairlere...
Güzel insanlar iyi ki varsınız!
76 syf.
·Beğendi·7/10
Okunması gereken bir yazardır Şükrü Erbaş...
Şiirleri de okunası ve sayfaların arasında kaybolunası bir eser.Keyifle okudum.Okumanızı tavsiye ederim.
76 syf.
·9/10
"Çığlığı yansıtmayan tek bir dize duydunuz mu?" diyor Şükrü Erbaş ben onun kaleminden asla duymadım. Yazdığı her dizede öyle güzel anlatmış ki içinin yangınını ben de onunla beraber kül oluyorum, okuduğum her kitabıyla... Şükrü Erbaş içime gömüp saklamaya çalıştığım her duyguyu tekrar açığa çıkarıyor, kitaplarını ne zaman okusam ağlamak istiyorum. Duygularımı bana en derinden yaşatıyor her dizesi. Şiir özlemi duyuyorsanız, kendinize 'Vay be' demelik şiirler arıyorsanız Şükrü Erbaş okuyun. O sizi şiire doyuracaktır.
76 syf.
·1 günde·7/10
Şiir kitabı HİÇ bir zaman bitmez.
Birde sözler gözlerden kalplere iniyorsa
tekrar tekrar farklı ANların aynı lezzetini almak için hep okumaya devam edilir.
Şükrü ERBAŞ da bu nitelikleri sağlayanlardan....
76 syf.
·9/10
Şükrü ERBAŞ'tan okuduğum ikinci şiir kitabı... Gökyüzü ağlarken elinize bir çay alın ve toprak kokusu ve sözcükler ve şiir ve şiirler... Keyifli okumalar...
71 syf.
·Puan vermedi
Sadece okuyup bitirecektim
işte.Kendimce anlamlar çıkarıp devam edecektim yaşamaya.Sen bu kadar canımı yakmamalıydın.İçime gömdüğüm duygularımı öyle birden ansızın gün yüzüne çıkarmamalıydın.Sen kitap beni bana bu kadar anlatmamalıydın.Kalbimden tek hamlede vurmamalıydın beni.Sevgili kitap beni duyuyor musun? Duyuyorsan eğer helal olsun güzel öldürdün.
76 syf.
·Beğendi·8/10
Zamanımızın en gözde şairlerinden biri Şükrü Erbaş. Şiire doymak istiyorsanız Pervane okuyun. Pişman olmazsınız. Kitabın doyurucu dilinin yanında sizi akıcılığıyla büyülüyor.
•••
Ve biz bulutlara gömdük çocuklarımızı
Ve biz çocuklarımızın kirpiklerine astık babalarını...
Ve biz kadınlarımızı arzularından tavana astık
Şükrü Erbaş
Sayfa 52 - kırmızıkedi 3.Basım
Herkes bir ihanet sureti
Devlet şımarığı
İnsanların ezikliğinden bir şenlik alayı
Üç düğmeli ceketlerin baş dönmesi
Düştüğünü bir gün öğrenecek
Kalabalık onu söndürmezse
O kalabalığı söndürecek.
Şükrü Erbaş
Sayfa 63 - kırmızıkedi 3.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pervane
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059908191
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baş Dönmesi

Çığlığı yansıtmayan tek bir dize var mıdır?
Ve biz bulutlara gömdük çocuklarımızı
Ve biz çocuklarımızın kirpiklerine astık babalarını
Ve biz öldürenden hayatımızı bağışlamasını bekledik
Ve biz katilimizle geleceğe şarkılar söyledik
Ve biz yoksulluğun acısından sessizce uzaklaştık
Ve biz kadınlarımızı arzularından tavanlara astık
Var mıdır gerçekten tek bir dize
İnsanın haysiyetinden doğmamış olsun...

-Aragon-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 441 okur

  • Şira
  • mathilda
  • Zehra çabuk
  • M U R A T  Ç E L İ K’
  • Fatma Esin
  • Tuana
  • Neslihan
  • Seyran Ekiz
  • Büşra Zafer
  • Melissa Mina Kılıç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.6
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%37
25-34 Yaş
%39.1
35-44 Yaş
%9.8
45-54 Yaş
%1.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.5
Erkek
%25.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.1 (39)
9
%18.7 (25)
8
%26.1 (35)
7
%19.4 (26)
6
%0
5
%3 (4)
4
%0.7 (1)
3
%2.2 (3)
2
%0.7 (1)
1
%0