Kuş Uçar Kanat AğlarŞükrü Erbaş

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.965
Gösterim
Adı:
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981924
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Buradan dağlara bakarım. Gün, eteklerini toplayıp giderken bir küçük anne gelir. Yatağındaki boşluğa bakar. Tülbentlerini açar, katlar. Kırlentleri düzeltir. Kitapları toplar. Çocukları sorar. Gözyaşımı kurular. “Göğsümdeki çiçeklerin dili yok, unutma.” Evine gülümser. Alın çizgilerimi düzeltir. Sonsuzluğun ağzıyla öper. Yalnızlığımı alır. Yalnızlığını verir. “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara...
"Dünya görmüşün hali başka oluyor" derdi hep babam. Bu kitap, bir insanın haykırışı, çığlığıdır... Dünyanın türlü halini görmüş ve en son sevdiğinin toprağına dokunmuş bir adamdır o. "Zaman değil de dünya geçiyormuş insanın üzerinden." Ay bahçesi, cam güzeli, cezayir menekşesi olan 45 yıllık hayat arkadaşını kaybetmiş, kolay mı? "Sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte..."

"Ömür Hanım...
Gelmiyorsun, gitmiyorsun
Sesin yok, yüzün yok."

Yalnızca anlaşılmak istemişti, acılarını biri anlasın istemişti. Yaralarını anlatacak kimse bulamayan Erbaş başlamış yazmaya. "Pencereler siz baktıkça kapanır. Kimse acınızı duymuyordur!" (Pervane)

Her sayfasında Şükrü Erbaş'ın feryatlarına şahit oluyorsunuz. Söylemesi ayıp çok da güzel sevmiştir kendisi, herkesin imreneceği cinsten. "Kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm."

Kitap, şiir ile hikaye arasında bir yerde yeni bir tür olan ŞiirHikaye olarak yazılmış. Sevgi, umut, acı, aşk, yalnızlık... Yüreğimizde ne varsa hepsini şu 96 sayfalık incecik kitaba iliştirmiş. Bazen ruhunuz daralacak, "yeter kaldıramıyorum acını!" diye şikayet edeceksiniz, bazen de ne güzel bakıyor bu adam hayata diyeceksiniz. Okuyun efendim, okuyun Şükrü Erbaş'ı çok seveceksiniz.
Öncelikle bu güzel kitap için kıymetli abimiz Gökhan Aktaş a teşekkür ediyorum.

Şükrü Erbaş ın söylediği gibi kuş olup uçuyorum ama kanatlarım ağlıyor şu anda. Mutluluk maskemi bir tarafa bırakıp yola çıktım. Dağıma sırtımı yaslamaya gidiyorum. Ona biraz dert anlatacağım. O beni dinler, anlar, kızmaz, öfkelenmez.

İşte tam burada, https://yadi.sk/i/WA4ngiqc3TSqW6 sanki dünya kanatlarımın altında. Rüzgar dertli dertli esiyor. Dağım yüce dağım ne kadar da yorgunsun böyle. İnsanlar, insanlara olan hasretini, acısını azaltmak için hep sana of çeker. Ey dağ bilirim insanlardan güçlüsün. Yıkılmazsın. Ama seni bile tüketmişiz. Şimdi yine ben geldim. Toprağına ayak basıyorum. Yine o kelebekler peşinde koşup duran küçücük kız oldum sana sığınmaya geldim al beni içine...

Sayın Şükrü Erbaş ’ın on altıncı kitabı ile nihayet kendisi ile tanışabildim.

“Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok ama ilerde şiir-hikâye diye, şiirle hikâye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum.”
Kitap Behçet Necatigil 'in bu sözüyle başlıyor olsa da aslında hikaye değil. Şiirin düz yazı şeklinde yazılmış hali. Hikaye ise hiç böyle güzelini okumamıştım. Çok şahane olmuş çok beğendim.

Şiirler açık, düz, biçimsiz, mısrasız.
Şiirler çok yürekten, duygulandıran, içine çeken, sizi sizden eden

''Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı... Bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine.''
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.566 Oy)18.075 beğeni40.953 okunma2.592 alıntı172.072 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.281 Oy)12.828 beğeni32.802 okunma3.090 alıntı137.633 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.145 Oy)8.447 beğeni27.067 okunma744 alıntı131.951 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.806 Oy)8.742 beğeni23.919 okunma1.594 alıntı110.889 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (5.652 Oy)5.334 beğeni15.392 okunma1.826 alıntı82.622 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.202 Oy)8.629 beğeni24.000 okunma1.245 alıntı117.742 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.488 Oy)8.430 beğeni24.861 okunma2.208 alıntı107.207 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.166 Oy)3.677 beğeni12.193 okunma1.108 alıntı49.929 gösterim
  • Ah'lar Ağacı
    9.0/10 (685 Oy)737 beğeni1.986 okunma890 alıntı12.647 gösterim
  • Ermiş
    8.5/10 (1.591 Oy)1.323 beğeni3.988 okunma2.442 alıntı23.856 gösterim
Şükrü Erbaş okudukça aradığım şey her ne ise onu bulmaya daha çok yaklaştığımı hissediyorum. Sanki bana bu sırrı bir yerde verecekmiş gibi düşünerek heyecanla çeviriyorum sayfaları.
Her kitabı ayrı ayrı okunmaya değer. Tıpkı bu kitap gibi.
" Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok , ama ilerde ' siir-hikaye ' diye şiirle hikaye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum."

Erbaş , kitaba Behçet Necatigil'in bu alıntısıyla bir giriş sağlıyor. Kitaptaki biçem de bu tarzda kaleme alınmış zaten . Siir ve hikayenin iç içe harmanlandığı bir mükemmellik. Şükrü Erbaş benim için bir mikenk taşı. Gerek kullandığı dil gerek imgesel çağrışımlar gerek içinde taşıdığı hüzün. Özellikle babasına dair . Bu kitapta bunu fazlasıyla duyumsayabilirsiniz.

Şükrü Erbaş ile birlikte lisanıma yeni kelimeler ekledim. Menevisler , eşikler, avurtlar , burgaclar...
Daha bir sürü. Hayatınızda en azından bir kez dahi olsa bir kitabını okuyun. Hatta burda başlayın.
Buyrun
Şükrü ERBAŞ – Kuş Uçar Kanat Ağlar

Nasıl başlamalı söze, nasıl anlatmalı bu kitabı? Şükrü Erbaş yine imzasını atmamış, kazımış adeta. Daha kitabın kapağında başlıyor olay. Şöyle yazmış usta yazar; ‘’Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı… bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine.’’

İşte böyle yazıyor kapakta. Kitabın içinde derin bir özlem var, hasret var, aşk var, kızgınlık ile kırgınlık arası bir duygu var. Daha nice salınımlar. Şükrü Erbaş’ın eşi Hatice Hanım’a olan sevgisi, özlemi, yalnızlığı ve daha nicesi…

Kitabın türü oldukça farklı. ‘’ŞiirHikaye’’ türünde yazılmıştır ve ilerleyen dönemlerde bu türün oldukça artış göstereceği bence belli. Bu alanda Şükrü Baba yine yapmış yapacağını. Çok güzel vurmuş yumruğu masaya.

Yorumlarımı yazarken bazı yazarlar için şu cümleyi kurarım; ‘’Bu yazar ne yazsa okurum.’’ İşte Şükrü Erbaş da öyle. Ne yazsa okurum.

Zor anımda beni hayata yeniden döndürdü bu kitabı ile. Nefes aldım sayesinde. Okuma hızım tam düşmüş iken tam yorgun iken ilaç gibi geldi.

Teşekkür etmeden geçemem Şükrü Erbaş’a

‘’Mazlumun acısını zaman bir yaşama gücüne dönüştürür de, zalimin kötülüğü ölümden sonra da sürer gidermiş.’’

‘’İnsan sevdiğinin bir sözüne küser mi…’’

‘’Ya tepeden tırnağa şiddetsin, ya her şeyi fıkraya çeviriyorsun, ya da kapanmış bir yara gibi dilsizsin.’’

‘’Diz çökmüş pencereler içinden yaşadığımız zamanlara bakıyorum. Ben ölümün mazlumuyum Hatice. Seni sevmenin kapanmaz yarasıyım. Sen, ölümden sonra da kaderimsin benim…’’

Herkese aşk dolu ve her daim hatırlanası duygular eşliğinde keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.
Şükrü Erbaş.. Her dilden, her dinden insanın yüreğine hitap eden bir aydınlık insan..

Burak Abatay çok güzel anlatmış onun şiirlerini,
"Erbaş’ın şiirinde oldum olası hep yalnızlığı görmüşüzdür. Çoklukla köşeye sinmiş bir çocuğun gri renkte maceralarına benzer. Coğrafyaların terk edilişleri de vardır Erbaş’ın dizelerinde. İsyan ve özgürlük Erbaş’ın kalemindedir. Sevgi ve aşk geçtiği yollardır. Umut sofrasındadır, oturanını bekler. Yaşamsa Erbaş’ın gönlündeki çeşmelerdir. Susayan için damlaları kederden geçen bir çeşme..."

Bu kitap da baştan sona yalnızlık kokuyor..

“Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı.. bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine."

Biz o umut sofrasından payımıza düşen umuttan da hüzünden de nasibimizi alıyoruz ve kalkıyoruz sofradan ya da sadece öyle sanıyoruz çünkü devam ediyor içimizde kitaptan arta kalan bir şeyler; her şey yaşlanıyor, geceler kararıyor, babalar ölüyor, toprak biraz daha büyüyor, anneler dualarını tanrısına teslim ediyor, ağlıyor biri ve bir çocuk gözyaşlarını silmek için uzatıyor ellerini..
Herkes susuyor...

Ölüm rüzgarı geliyor, Hatice gidiyor, zaman hüzünleniyor. Onun boşluğu diz çökmüş pencereler içinden bize açılıyor..
Ölüm susuyor...

"İnsanın yalnız ağlaması ne kadar acıymış.
Sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte..."

Sonra kelimeler delirip türkü oluyor, Tanrının olmadığı zamanlara uzanan kirpikleriyle biri avuçlarımın içinden öpüyor..
Sessizlik büyüyor, büyüyor...

"Eşikten sadece şiir geçmez. Sen de geçersin. Gider konuşursun. 'Bir şiir ne zaman başlar ne zaman biter; bir kitap ne zaman; nasıl karar verirsiniz?'"

Ve işte yalnızlıkla başlayan şiirler yalnızlıkla bitiyor..

"Ey özlenen zamanla şimdiki zaman arasında çırpınan yeryüzü.. senin mutsuzluğundan başka bizi bu cehennemden çıkaracak bir bilgi var mı, gözyaşlarıyla sulanmış o derin yalnızlıklarında..."

Büyük bir sessizlik kendini sonsuzluğa götürüyor...
"Caddeler bu yükü nasıl kaldırır tanrım
Bu kalabalık fazla
Bu akşam fazla
Bu yağmur fazla"

Dizeleriyle başlayıp bize imgelem bağındaki gönül üzümünden yaptığı şaraptan ikram eden üstat yine sanki oturup samimiyetle dertleşiyormuşçasına içimize işleyen okunası bolca altı çizilesi bir eser armağan etmiş.
Ne güzel ne anlamlı ne tatlı ne harika ne değerli ne duygulu ne dolu dolu kitapsın sen böyle:) kitapçıda elimin sana gitmesinde varmış bir hikmet.. Çok sevdim bu kitabı. İçerisinde şiirler ve hikayeler var. Dili bazen düşündürücü bazen duygulandırıcı bazen hayrete düşürücü.. Şükrü Erbaş 'ın kalemini çok sevdim.
Sen yirmi dokuz harfin bir araya gelip dünyanın en güzel kelimelerini cümlelerini kurduğu, noktasına virgülüne dahi anlam katılmış muhteşem bir şeysin sen bir kitaptan fazlasısın adını koyamadığım bütün duygularsın sen iç sızısısın.
“Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok ama ilerde şiir-hikâye diye, şiirle hikâye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum.” Behçet Necatigil

Şiir kitabı bu söz ile başlıyor. Şiir ile Hikayenin birleşmesi ile oluşmuş bu kitabındaki eserler. Okurken hikaye gibi yazılmış şiirler. Anlam yükü fazla olan okuduğunuzda hikaye okuduğunuzu düşünüyorsunuz ama hikayelerdeki imgeler ile şiir okuduğunuzu da hissediyorsunuz. Bu yüzden şiir ve hikayenin harmanlanması ile oluşmuş bir türde yazılmış eserler.

Bu eserlerde dikkatimi çeken betimlemelere duygu yüklenerek anlatılmıştır Betimlemelerde benzetme sanatı kullanarak anlatmış. Ayrıca abartma sanatını kullanarak anlatmak istediği duyguyu okuyucuya aktarmak istemiştir. (Hikaye ve şiirin bir araya gelerek harmanlanmasını sağlayan unsurlardan biri bana göre benzetme sanatını kullanmasıdır. Bir diğeri ise kişileştirme sanatını kullanmasıdır.)

"Işıklar, ışıklar, ışıklar... her biri bir ayrılık düğünü."

Olaylar hikaye anlatılır gibi yazılmış ama aralara şiirler serpilmiş.

"Parmakları bileklerinden uzanıyordu da omuzlarından dökülüyordu."

Bildiğimiz ama göremediğimiz varlıklara görülebilirlik özelliği vererek zihnimizde canlanmasını sağlamış.

"Sessizlik usulca kirpikleniyordu."

Masa Dergisi'nde yazdığı bir yazıda neden şiir yazdığından bahseder.

"İnsan ruhunun en kapalı, en karanlık yerlerine uzanmaya çalışıyorum. Olağan görünen hiçbir şeyin, söz konusu insansa hiç de olağan olmadığını düşünüyorum. O diplere yüzeylerden sızanları, diplerde neye dönüştüğünü, bizi sessizce çekip çevirenlerin neler olduğunu bilmek istiyorum. Hiçbir insan davranışının, duygusunun, arzusunun, öfkesinin, korkusunun görünenden oluşmadığını en azından kendimden biliyorum. Bunu dilin bütün olanaklarını kullanarak görünür kılmaya çalışıyorum. Yoksa ben de dahil herkes çok yoksul yaşayacak. Çok yanlış büyüyecek. Kötülük ve kabalık olağanlaşacak. Sevgisizlik, hayatı çöle çevirecek. Oysa yaşamak bir mucizedir. Oysa doğada kötülük yoktur. ve insan yalınkat bir varlık değildir. "

"Benim sesim insana dokunmazsa çıkamaz. Dokunduğu insanın yarasını harf harf iyileştirmezse, güzelleştirmezse çıkamaz. İnsanı aşkla ve özgürlük duygusuyla kucaklamazsa çıkamaz. Bütün bir doğayı insanın varoluşuna sığdırmazsa çıkamaz. temel var oluş hakları nedeniyle acı çeken bir insan varsa, sesim onun acısını taşımazsa çıkamaz."

İnsan sevgisini (bu kitabında ağırlıklı olarak işlediği çocuklukta edinilen sevgiden) şiirlerinin tohumunu oluşturuyor. Kalemi ile o tohumu yeşillendiriyor Şükrü Erbaş. Yeşillendirirken suluyor şiirlerini ve besliyor o güzel sesiyle okurken. Sonra gür dallarıyla yemyeşil ağaç oluyor şiirler. Her biri ayrı güzellikte her biri ayrı duygular hissettiriyor okurlarda. O duygularla daha da büyüyor ağaçlar. Şiirin gücüyle.

Çocuklara sevgi aşılamalıyız. Onlara merhameti öğretmeliyiz. Onlar mutlu olursa dünya mutlu olur. Çocuklar için önemli olan bir diğer unsur ise aile. Sevgiyi gösteren anne ve baba ile büyümek çocuklar için umut ışığı olur. Umudun ışığı olur çocuklar. Bu yüzden çoculukluk önemlidir insanlar için. Çocuklara iyi bakalım.

Şükrü Erbaş'ın kalemi ile tanışmadıysanız mutlaka okumanız gereken bir şair. Şiirlerinin yüreğinizi ekileyeceğinize eminim.
“Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz...”
Kitabın ön kapağında yazan bu cümle ile kalbinizden vuran yazar, ilerleyen sayfalarda yalnızlığı o kadar güzel tanımlıyor ki, hayran kalmamak mümkün değil. Yazdıkları o kadar hissettiriyor ki derinden, sanki derttaş oluveriyorsunuz birden. Şiir-hikaye adında yeni bir tür olması ayrıca çekici kılıyor kitabı. Hikayeleri şiirselleştirmesi daha özel kılıyor anları, dışardan basitmiş gibi görünse de.
Sayfalar çocukluğa da değiniyor, ölüme de. Hayata değiniyor , acılara değiniyor , hüzne , kedere , en çokta içimize. Belki bu yüzdendir kitap bittiğinde ki o rahatlama hissi. Sanki biri sizin yerinize içinizi dökmüş!
Okuyun efenim, çizin cümleleri, duvarlara defterlere yazın. Hemen unutmayın içindekileri...
Caddeler bu yükü nasıl kaldırır tanrım
Bu kalabalık fazla
Bu akşam fazla
Bu yağmur fazla
Şükrü Erbaş
Sayfa 9 - Kırmızı Kedi Yayınevi
Şimdi hepimiz, elimizde bir ölü dünya, koşa koşa bütün iyilikleri unutmaya çalışıyoruz.
İnsan, bütün bunları yaşadıktan sonra nasıl sever, sevmek neden bu kadar acı veriyor.
İnsan yaşadığı yerden büyükmüş. Sokaklar evlerden büyükmüş. Dokunmak hayal etmekten büyükmüş.
Şükrü Erbaş
Sayfa 62 - Kırmızı Kedi Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981924
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Buradan dağlara bakarım. Gün, eteklerini toplayıp giderken bir küçük anne gelir. Yatağındaki boşluğa bakar. Tülbentlerini açar, katlar. Kırlentleri düzeltir. Kitapları toplar. Çocukları sorar. Gözyaşımı kurular. “Göğsümdeki çiçeklerin dili yok, unutma.” Evine gülümser. Alın çizgilerimi düzeltir. Sonsuzluğun ağzıyla öper. Yalnızlığımı alır. Yalnızlığını verir. “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara...

Kitabı okuyanlar 205 okur

  • Baybars
  • Ercan Uludağ
  • Aaaaa
  • Şehlâ
  • Ahmet Aydın
  • Merve Çağlayan
  • Abdullah Nazlıoğlu
  • Hacer Kayalı
  • Diren Sarıgöl
  • Serqo

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.2
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%45.7
25-34 Yaş
%41.3
35-44 Yaş
%2.2
45-54 Yaş
%2.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.7
Erkek
%16.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.1 (30)
9
%16.4 (12)
8
%20.5 (15)
7
%11 (8)
6
%2.7 (2)
5
%2.7 (2)
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%1.4 (1)
1
%2.7 (2)

Kitabın sıralamaları