Kuş Uçar Kanat Ağlar

8,5/10  (39 Oy) · 
98 okunma  · 
40 beğeni  · 
2.584 gösterim
Buradan dağlara bakarım. Gün, eteklerini toplayıp giderken bir küçük anne gelir. Yatağındaki boşluğa bakar. Tülbentlerini açar, katlar. Kırlentleri düzeltir. Kitapları toplar. Çocukları sorar. Gözyaşımı kurular. “Göğsümdeki çiçeklerin dili yok, unutma.” Evine gülümser. Alın çizgilerimi düzeltir. Sonsuzluğun ağzıyla öper. Yalnızlığımı alır. Yalnızlığını verir. “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara...
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2017
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9786052981924
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yaren 
15 Mar 16:43 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Dünya görmüşün hali başka oluyor" derdi hep babam. Bu kitap, bir insanın haykırışı, çığlığıdır... Dünyanın türlü halini görmüş ve en son sevdiğinin toprağına dokunmuş bir adamdır o. "Zaman değil de dünya geçiyormuş insanın üzerinden." Ay bahçesi, cam güzeli, cezayir menekşesi olan 45 yıllık hayat arkadaşını kaybetmiş, kolay mı? "Sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte..."

"Ömür Hanım...
Gelmiyorsun, gitmiyorsun
Sesin yok, yüzün yok."

Yalnızca anlaşılmak istemişti, acılarını biri anlasın istemişti. Yaralarını anlatacak kimse bulamayan Erbaş başlamış yazmaya. "Pencereler siz baktıkça kapanır. Kimse acınızı duymuyordur!" (Pervane)

Her sayfasında Şükrü Erbaş'ın feryatlarına şahit oluyorsunuz. Söylemesi ayıp çok da güzel sevmiştir kendisi, herkesin imreneceği cinsten. "Kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm."

Kitap, şiir ile hikaye arasında bir yerde yeni bir tür olan ŞiirHikaye olarak yazılmış. Sevgi, umut, acı, aşk, yalnızlık... Yüreğimizde ne varsa hepsini şu 96 sayfalık incecik kitaba iliştirmiş. Bazen ruhunuz daralacak, "yeter kaldıramıyorum acını!" diye şikayet edeceksiniz, bazen de ne güzel bakıyor bu adam hayata diyeceksiniz. Okuyun efendim, okuyun Şükrü Erbaş'ı çok seveceksiniz.

Esther. Sema 
07 Şub 00:15 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Son zamanlarda okuduğum ağır ya da karamsar kitaplardan sonra Şükrü Erbaş'ın son eseri... Nefes almamı sağladı. Şiir, nefes aldırıyor, huzur veriyor insana...

Hikaye-Şiir tarzında yazılmış olan kitap, yeni akım ve sanırsam sıkça da karşılaşacağız. Hoş olmuş mu? Evet ve Şükrü Erbaş'a da yakışmış.

Hislerim mi? Hüzünlü ve buruk...
Böyle güzel seven adamın acısını kaleminde hissetmeye devam...
Sevgiyi buram buram hissettiriyor:

" İnsan sevgisiz tanrım nasıl yaşar
Bunca arzudan sonra
Bunca büyüden sonra
Bunca gözyaşından sonra"

Sahi acı ve sevgi...
Olmazsa olmaz değil mi bu ikili? Ayrılamazlar değil mi?
Ölüm diye bir gerçek var.
Sev! İstediğin kadar sev bir canlıyı. Sonunda acı hep olacak. Kaçınılmaz olan bir gerçek bu.
O yüzden yapışık ikiz gibi acı ve sevgi...

Sadece bundan ibaret değil tabiki kitap. Dünyanın her türlü duygusunu, küçücük kitaba sığdırmış mükemmel şair.

" Ey özlenen zamanla şimdiki zaman arasında çırpınan yeryüzü... Senin mutsuzluğundan başka bizi bu cehennemden çıkaracak bir bilgi var mı, gözyaşlarıyla sulanmış o derin yalnızlıklarında..."

Yalnızlık... Evet o kadar derin ve yitirilmez ki...
Alışmalı insan, her şeye alışmalı!
Alışalım öyleyse hayata...

Tek Umut Barış 
18 Şub 00:13 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Şükrü Erbaş okudukça aradığım şey her ne ise onu bulmaya daha çok yaklaştığımı hissediyorum. Sanki bana bu sırrı bir yerde verecekmiş gibi düşünerek heyecanla çeviriyorum sayfaları.
Her kitabı ayrı ayrı okunmaya değer. Tıpkı bu kitap gibi.

DESTİNA ÖYKÜ 
17 Oca 17:50 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Şükrü ERBAŞ – Kuş Uçar Kanat Ağlar

Nasıl başlamalı söze, nasıl anlatmalı bu kitabı? Şükrü Erbaş yine imzasını atmamış, kazımış adeta. Daha kitabın kapağında başlıyor olay. Şöyle yazmış usta yazar; ‘’Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı… bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine.’’

İşte böyle yazıyor kapakta. Kitabın içinde derin bir özlem var, hasret var, aşk var, kızgınlık ile kırgınlık arası bir duygu var. Daha nice salınımlar. Şükrü Erbaş’ın eşi Hatice Hanım’a olan sevgisi, özlemi, yalnızlığı ve daha nicesi…

Kitabın türü oldukça farklı. ‘’ŞiirHikaye’’ türünde yazılmıştır ve ilerleyen dönemlerde bu türün oldukça artış göstereceği bence belli. Bu alanda Şükrü Baba yine yapmış yapacağını. Çok güzel vurmuş yumruğu masaya.

Yorumlarımı yazarken bazı yazarlar için şu cümleyi kurarım; ‘’Bu yazar ne yazsa okurum.’’ İşte Şükrü Erbaş da öyle. Ne yazsa okurum.

Zor anımda beni hayata yeniden döndürdü bu kitabı ile. Nefes aldım sayesinde. Okuma hızım tam düşmüş iken tam yorgun iken ilaç gibi geldi.

Teşekkür etmeden geçemem Şükrü Erbaş’a

‘’Mazlumun acısını zaman bir yaşama gücüne dönüştürür de, zalimin kötülüğü ölümden sonra da sürer gidermiş.’’

‘’İnsan sevdiğinin bir sözüne küser mi…’’

‘’Ya tepeden tırnağa şiddetsin, ya her şeyi fıkraya çeviriyorsun, ya da kapanmış bir yara gibi dilsizsin.’’

‘’Diz çökmüş pencereler içinden yaşadığımız zamanlara bakıyorum. Ben ölümün mazlumuyum Hatice. Seni sevmenin kapanmaz yarasıyım. Sen, ölümden sonra da kaderimsin benim…’’

Herkese aşk dolu ve her daim hatırlanası duygular eşliğinde keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.

Büşra Semerci 
06 May 14:59 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Ne güzel ne anlamlı ne tatlı ne harika ne değerli ne duygulu ne dolu dolu kitapsın sen böyle:) kitapçıda elimin sana gitmesinde varmış bir hikmet.. Çok sevdim bu kitabı. İçerisinde şiirler ve hikayeler var. Dili bazen düşündürücü bazen duygulandırıcı bazen hayrete düşürücü.. Şükrü Erbaş 'ın kalemini çok sevdim.

fulden ufacık 
17 Mar 20:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok ama ilerde şiir-hikâye diye, şiirle hikâye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum.” Behçet Necatigil

Şiir kitabı bu söz ile başlıyor. Şiir ile Hikayenin birleşmesi ile oluşmuş bu kitabındaki eserler. Okurken hikaye gibi yazılmış şiirler. Anlam yükü fazla olan okuduğunuzda hikaye okuduğunuzu düşünüyorsunuz ama hikayelerdeki imgeler ile şiir okuduğunuzu da hissediyorsunuz. Bu yüzden şiir ve hikayenin harmanlanması ile oluşmuş bir türde yazılmış eserler.

Bu eserlerde dikkatimi çeken betimlemelere duygu yüklenerek anlatılmıştır Betimlemelerde benzetme sanatı kullanarak anlatmış. Ayrıca abartma sanatını kullanarak anlatmak istediği duyguyu okuyucuya aktarmak istemiştir. (Hikaye ve şiirin bir araya gelerek harmanlanmasını sağlayan unsurlardan biri bana göre benzetme sanatını kullanmasıdır. Bir diğeri ise kişileştirme sanatını kullanmasıdır.)

"Işıklar, ışıklar, ışıklar... her biri bir ayrılık düğünü."

Olaylar hikaye anlatılır gibi yazılmış ama aralara şiirler serpilmiş.

"Parmakları bileklerinden uzanıyordu da omuzlarından dökülüyordu."

Bildiğimiz ama göremediğimiz varlıklara görülebilirlik özelliği vererek zihnimizde canlanmasını sağlamış.

"Sessizlik usulca kirpikleniyordu."

Masa Dergisi'nde yazdığı bir yazıda neden şiir yazdığından bahseder.

"İnsan ruhunun en kapalı, en karanlık yerlerine uzanmaya çalışıyorum. Olağan görünen hiçbir şeyin, söz konusu insansa hiç de olağan olmadığını düşünüyorum. O diplere yüzeylerden sızanları, diplerde neye dönüştüğünü, bizi sessizce çekip çevirenlerin neler olduğunu bilmek istiyorum. Hiçbir insan davranışının, duygusunun, arzusunun, öfkesinin, korkusunun görünenden oluşmadığını en azından kendimden biliyorum. Bunu dilin bütün olanaklarını kullanarak görünür kılmaya çalışıyorum. Yoksa ben de dahil herkes çok yoksul yaşayacak. Çok yanlış büyüyecek. Kötülük ve kabalık olağanlaşacak. Sevgisizlik, hayatı çöle çevirecek. Oysa yaşamak bir mucizedir. Oysa doğada kötülük yoktur. ve insan yalınkat bir varlık değildir. "

"Benim sesim insana dokunmazsa çıkamaz. Dokunduğu insanın yarasını harf harf iyileştirmezse, güzelleştirmezse çıkamaz. İnsanı aşkla ve özgürlük duygusuyla kucaklamazsa çıkamaz. Bütün bir doğayı insanın varoluşuna sığdırmazsa çıkamaz. temel var oluş hakları nedeniyle acı çeken bir insan varsa, sesim onun acısını taşımazsa çıkamaz."

İnsan sevgisini (bu kitabında ağırlıklı olarak işlediği çocuklukta edinilen sevgiden) şiirlerinin tohumunu oluşturuyor. Kalemi ile o tohumu yeşillendiriyor Şükrü Erbaş. Yeşillendirirken suluyor şiirlerini ve besliyor o güzel sesiyle okurken. Sonra gür dallarıyla yemyeşil ağaç oluyor şiirler. Her biri ayrı güzellikte her biri ayrı duygular hissettiriyor okurlarda. O duygularla daha da büyüyor ağaçlar. Şiirin gücüyle.

Çocuklara sevgi aşılamalıyız. Onlara merhameti öğretmeliyiz. Onlar mutlu olursa dünya mutlu olur. Çocuklar için önemli olan bir diğer unsur ise aile. Sevgiyi gösteren anne ve baba ile büyümek çocuklar için umut ışığı olur. Umudun ışığı olur çocuklar. Bu yüzden çoculukluk önemlidir insanlar için. Çocuklara iyi bakalım.

Şükrü Erbaş'ın kalemi ile tanışmadıysanız mutlaka okumanız gereken bir şair. Şiirlerinin yüreğinizi ekileyeceğinize eminim.

Kübra Kaplan 
 23 Şub 15:27 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sen yirmi dokuz harfin bir araya gelip dünyanın en güzel kelimelerini cümlelerini kurduğu, noktasına virgülüne dahi anlam katılmış muhteşem bir şeysin sen bir kitaptan fazlasısın adını koyamadığım bütün duygularsın sen iç sızısısın.

Farklı bir tat, farklı bir soluk, farklı bir tür, farklı bir dünya, farklı bir şair.. Belki de hem yazar hem şair.. Tıpkı kendi eserlerine şiir hikâye dediği gibi..

Nur 
08 Şub 20:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok, ama ilerde "şiir-hikaye" diye, şiirle hikaye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum.

Behçet Necatigil' e ait bu sözün gerçekleşmiş hali Kuş Uçar Kanat Ağlar. Herkesten, 7 milyar insan yalnızlığından oluşmuş bir gönül yorgunluğunu anlatıyor satırlarında. Dünyada bir nebze yalnızlık için okumak çok güzel.

Kitaptan 109 Alıntı

Tek Umut Barış 
20 Şub 09:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Neden?
Neden yalnızlığımızı birbirimize gösterirken utanırız?

Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 81 - Kırmızı Kedi)Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 81 - Kırmızı Kedi)
Yaren 
14 Mar 21:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Caddeler bu yükü nasıl kaldırır tanrım
Bu kalabalık fazla
Bu akşam fazla
Bu yağmur fazla

Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 9 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 9 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Recep 
06 Nis 01:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Şimdi hepimiz, elimizde bir ölü dünya, koşa koşa bütün iyilikleri unutmaya çalışıyoruz.

Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 79)Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 79)
Recep 
06 Nis 01:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsan, bütün bunları yaşadıktan sonra nasıl sever, sevmek neden bu kadar acı veriyor.

Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 58)Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 58)
Recep 
06 Nis 01:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Herkes, ücrasında bir incinmiş zaman, bir yaşama arzusu, bir sevme korkusu, uzanıp yanındakinin elini tuttu.

Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 70)Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş (Sayfa 70)
* EFLATUN* 
26 Mar 15:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Biz, can evimizden bir salkım sevinç gönderdik, siz o sevincimizi çığlığa çevirdiniz.

Kuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü ErbaşKuş Uçar Kanat Ağlar, Şükrü Erbaş