Aylak Adam

8,4/10  (1.057 Oy) · 
3.001 okunma  · 
950 beğeni  · 
10.534 gösterim
Düşünüyordu: “Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor.

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı, yayınlandığı günden bu yana edebiyatımızın en sevilen, üzerinde en çok tartışılan romanlarından biri oldu. Roman, 60’lı yılların başında bizimle birlikte tüm dünyada da konuşulmaya başlanan kentli aylak aydın bireyi konu alıyordu. Bugün artık çağdaş klasiklerimiz arasında yer alan Aylak Adam’ın dikkat çektiği entelektüel sorunlar güncelliğini koruyor. Yeni kuşaklar için, yeni baskısıyla Can Yayınları’nda.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2017
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789750735646
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
12 Tem 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Arka kapakta yazan "Zor bir karekter, zor bir yaşam, yalın bir roman," cümlesini doğrulayan bir eser. Fazla söze gerek yok.

Bay C.'yi anlamak için aşağıdaki makaleyi inceleyebilirsiniz:

http://kulup.sabanciuniv.edu/...f/pdf_1257030258.pdf

Keyifli okumalar.

Hesna S. 
02 Tem 13:13 · Kitabı okudu · 7 günde

Hep bir umutla bekleriz, değil mi? Ha şimdi oldu, ha şimdi olacak... Tam yakaladık hayatı bir yerlerinden derken, gidişini izleriz. Nanik yaparak gider hem de...
Tamam bak az kaldı, bak şu da olsun düzelecek, ama bak bu işi de kotaralım oldu olacak, hadi az daha dayan, tüh yine olmadı, neyse olmadıysa vardır bir hayır, belki daha iyisi olacak, üzmeyelim tatlı canımızı, pes etmeyelim, bak bir umut daha var... Diye diye arayışlar içinde yolun sonuna gelmiyor muyuz?

Boşa koysak dolmuyor, doluya koysak almıyor. Hangi işin ucundan tutsak elimize bulaşıyor. Suya gidip susuz dönüyoruz. Şemsiyesiz çıktığımız güneşli bir günde, yağmurdan sırılsıklam oluyoruz. Bekliyoruz; tam kavuştuk derken, el sallıyoruz. Gitmelere alıştırmışken ruhumuzu, dar sokaklarda U dönüşü yapıyoruz.
Nereye gitsek, kime el uzatsak tutunamıyoruz. Bizi sahiplenmeyen bir ülke gibi... Evladına yüz çeviren bir baba gibi... Uyuşmayan puzzle parçaları gibi...Eğreti duruyoruz hayata...
En acısı da farkında olmak. Tutunamayacağımızın... Nereye gidersek gidelim, gitmek istediğimiz yere ulaşamayacağımızın. Kimselerin bizi anlayamayacak olmasının, farkında olmaktır acı veren. Bir tutamak olgusudur. Belki de kader...

Öyleyse, nasıl bir kaderdir bu? Kim bastı "play" tuşumuza? Kim sonlandıracak?
Kitapta da geçtiği gibi, oyuncağı mıydık yoksa alaycı bir varlığın? Hayatta gittiğimiz yolları bozan ya da tam varmışken silen bir çizgiroman yazarının eline mi düşmüştük? Bu kadar acımasız olmamalıydı. Biz bu kadar ararken, bu kadar beklerken, bu kadar isterken çöldeki bir serap gibi hayalden ibaret olmamalıydı.

Her birimiz içimizde birer aylak adama can veriyoruz aslında. Her ne kadar para kazanma mücadelemiz, yorgun iş dönüşlerimiz olsa da... Bedenimiz çalışıyor ama beynimiz aylak!
Kafamızda daha büyük problemlerle cebelleşiyor olsak da... Beynimiz çalışıyor ama ruhumuz aylak!Öyle ki paçalarımızdan aylaklık akıyor. Ne yapsak vazgeçemiyoruz.

Aylak bir dönemde sindire sindire okuduğum kitabı bitirince, otobüsün arkasından bakakalan Bay C. gibi bakakaldım hayata...
Ve Can Dündar'ın şiiri geldi aklıma... Hani biraz dokunan.. Hani biraz saplantılı...
"Özenle yarına sakladığınız
Bir sarı lira gibi ömrünüz,
Vakti gelip de sandıktan çıkarttığınızda,
Birde bakıyorsunuz ki
Tedavülden kalkmış..."

Hiç Yok 
17 Haz 13:48 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aylak aylak dolaşan bir adam size yaşamanın ne kadar basit bir şey olduğunu öğretebilir mi? İşte bu kitap bana tam olarak bunu öğretti. Adını, şanını bu sitede öğrendiğim bu kitabı okumak, beni bazen derin düşüncelerin sahili olmayan derinliklerine sürükledi. Bazen bu adam neden böyle yapıyor dedim kendi kendime. Bazen de hayata ederi kadar değeri verince böyle oluyor dedim. Düşüncelerim kimine göre doğru olabir, kimine göreyse çok saçma. Fakat C.'nin basit yaşadığı karmaşık hayatından ders almamak mümkün mü? Elbette değil. Mutlaka herkes birşeyler almıştır bu kitaptan. Kimisi salak bu adam demiştir, sevildiklerinin değerini bilmiyor. Kimisi de hayatı bayağı abartmış. Ancak, unutulmaması gereken bir şey var. Bizler, inandığımız şey kadar varız. Ve biliyorum ki: Mutlaka bir gün bulacağım onu.

Aysel 
 13 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitaba ilk başladığımda ilk cümlesinden farklı tür denediğimi anlamıştım. İlk önce kitabın anlatım diline alışmaya çalışıyorsunuz, kimin kim olduğu, ne dediği fazla anlaşılmıyor. Sonrasındaysa kitap kendine alıştırıyor.

Yusuf Atılganla ilk tanışmam.Hep böylemi yazar bilmiyorum, kitap farklı ve güzeldi. Belki ben yanılıyorumdur, ben Camusu`un "Yabancı" kiatabındakı karaktere benzettim. İkisi de toplum tarafından anlaşılmayan karakterler, kendi hallerinde yaşadıkları sanılıyor.

Aylak Adam beni insanları daha derinden araştırmaya itti, yolda yürürken her insana belki de derinde yaşadığı acısı vardır diye farklı gözle bakar oldum..

Uzun süre tadı damağımdan gitmeyecek kitaplardan oldu.
Her kese tavsiye eder miyim? Farklı türleri denemeyi seven insanlar okursa daha anlaşılır olur. Yoksa anlamazsanız okuduğunuzla kalırsınız :) Zira kitap çok dikkatli olmazsanız kağıt yığınından başka bir şey olmayacak sizin için :)

Yonca 
 30 Oca 00:32 · Beğendi · 10/10 puan

Bir kitap ancak bu kadar güzel sürükleyici etki bırakılarak 2.ci kez itina ile okunur.Bay C anladığım kadarıyla çocukluğunda yaşadığı bazı tatsız olaylar nedeniyle insanlardan kendini soyutlamış,yaşadığı ilişkilerde hata yapmasına neden olmuş.Çevresinde insan varken yanlız olduğunu fark ettim,belli bir düzen tutturamadığını...Oysa belki de mutluluk 2 kez de olsa çalmıştı kapısını nefesini kesmeye de yetmişti aşkları ama geçmişinden olacak ki insanlar konusunda oldukça hassastı.Hemen hemen herkesi analiz yapıp,insanlar hakkinda düşüncelerini rahatlikla ifade edebilen aylak bir adamdı.Yanlız,aylak,insanlardan kendini soyutlamış,zor bir karakterdi. Bay C adı bile yoktu isimleri yersiz bulurdu bu yüzden kendisine Bay C demesinden hoşlanırdı.
Açıkçası kitabın sonunda aradigi aşkı bulmasini ve ona gecmisini unutturmasini saglayan birinin çikmasini beklemiştim ama kitabin sonu farkli bitti.
Kesinlikle severek okunacak bir kitap.

Hera 
 05 Nis 21:47 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Daha önce hiç benzerini okuduğumu hatırlamıyorum. Gerçekten bir başyapıt. Okurken, sokakta yürürken kendi kendime konuşmalarım geldi. İllâ her roman kahramanını kendime benzeteceğim ya(!) Ama bu karakter başka. Bambaşka. O toplumdan sıyrılmış. Toplumun dayattıklarına karşı. Herkes Bay C. diyor ama ben C. Efendi diyeceğim ona. Sebebi Bayan Naciye... Neyse konuyu saptırmayalım.

(Bundan sonraki kısımlar biraz spoiler içerir.)

C. Babasının davranışları sonucu doğan bir karakter. Küçüklüğünün bir yansıması. Elbette çocukken yaşadıklarımız bizde büyük izler bırakır ama burda C.'nin C. olmasına neden oluyor. Babasının paraya verdiği değer, oğluna vermediği sevgi, onu Aylak Adam yapıyor esasen. Babası ne kadar çok paraya değer veriyorsa O umarsızca harcıyor o parayı.
Ve C. arayışta. Çocukluğundaki tek sevgi kaynağı olan Zehra Teyzesi gibi bir kadın istiyor. Bunu romanın sonlarına dogru anlasak da onun derdi bir tutamak yalnızca...

Bazı cümleleri varki cidden insanı düşünmeye itiyor. Titizlikle yazılmış bir roman olduğunu anlıyorsunuz. Unutulamayacak bir roman çağının ötesinde ve ötesinde olmaya devam edecek.

Muzaffer Akar 
19 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bence yazıldığı yıllarda ve sonrasında Türk edebiyatına damgasını vuran nadine kitapların ve yazarların arasında sayılabilir. Okuyucu, bir aylağın düşünce dünyasına sansürsüz giriyor ve ismi bile verilmeyen kahramanın bir yılını okuyor-yaşıyor. İsmi verilmeyen kahramanımız "C."nin düşünce dünyasında yoruluyor bazen de kayboluyorsunuz aynı kendi düşünce dünyamızda yaşadıklarımız gibi. Velhasıl-ı kelam aylaklık zor iş!.

Amaçsız, bomboş bir dünyaya gözlerimizi açtık. Yaşamak, var olmak için hiçbir neden yok aslında. İnsan öyle diğer canlılar gibi de değil. Amaçsızlığının farkına varıyor varmasına ama içinden gelen o anlamsız yaşama içgüdüsünü susturamıyor. Canhıraş başlıyor, bir tutamak bulmaya. Tutunuyor da. Bir kitaba, bir amaca, bir aileye, bir kadına... Farkındalık sahibi olanlar içinse bu daha zor. Çünkü onlar için toplum baştan elenmiş. Biliyor, toplumun anca onların kuralları ve ölçütleri doğrultusunda ''kendi için toplum'' olabileceğini. Aslında farklılıklardan beslenen toplumun zamanla farklılardan nefret eder hale gelip, seni de tektipleştirdiğini.

Romanın ana kahramanı da farkındalık sahibi C.. İnsanın toplumsal varlıklar olduğunun bilincinde, bundandır en ideal toplumun iki kişilik toplumlar olduğunu öne sürüyor. Bir saplantı halinde ''onu'' arıyor. Aslında C. saf sevgiyi arıyor. Hiçbir şeyin farkında olmadığı, teyzesinin kucağında gözlerini kapatıp huzur içinde yattığı o günleri... Sokaklarda yürümeyi, gözlemlemeyi seviyor. Suni amaçlardansa aylaklığı yeğliyor. Zaten parayı da oldum olası sevmemiş, babası seviyor diye. Oedipus karmaşasını atlatamamış. Baba figürü onun için nefretten başka bir şey ifade etmiyor. Onun gibi olmama savaşı veriyor kendince ama bunu yaparken de onu hayatının merkezine yerleştiriyor.

Kitabı genel olarak beğendim. Empati yapabildiğim bir karakter C.. Anlatımı okurken akıp gidiyor. Karakterin iç dünyasını ustalıkla yansıtmış Yusuf Atılgan. Bunu yaparken de okuyucuyu aptal yerine koyup, karakterin her hissettiğini yazıya dökmemiş. Yoruma açık hislere yer vermiş. Keşke diyorum, hayatına daha fazla roman sığdırsaymış...

Hüseyin Erol 
23 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitabın en güzel yeri bence 43. sayfada C.'nin dilenciyle olan diyaloğuydu

Uğur Ukut 
 16 Nis 22:16 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Burada "1 günde okudu" yazdığına bakmayın üç günde okudum. Sadece işaretlemeyi unuttum. Ben mi bu kitaptan çok şey bekledim yoksa kitap gerçekten beklentileri karşılamıyor mu bilemedim. Yani sayfa atlayarak da okusanız (ben atlamadım) hiç bir şey kaybetmezsiniz. Sigara ve içkiyi de çok özendiriyor bence. Onlarca kez "bir Sigara yaktı" cümlesi geçiyor. Açıkçası beğenmek gelmiyor içimden. Bu incelememe kızanlar olabilir. Bu sadece benim fikrim. Dolayısı ile de sadece beni bağlar.

Kitaptan 706 Alıntı

"Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."

Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Kitabın son cümlesi)Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Kitabın son cümlesi)
Murat IŞIK 
27 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri ama olamadıkları ''kişi''yi anlatırlar .

Aylak Adam, Yusuf AtılganAylak Adam, Yusuf Atılgan
seher 
04 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir gün sana dünyada katlanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.”

Aylak Adam, Yusuf AtılganAylak Adam, Yusuf Atılgan
Elif Kimya Salt 
31 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır.

Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 127)Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 127)
Yunus Emre Dilsizmen 
12 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Acelem yok benim, biliyorsun. Bir gün sana dünyada dayanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.

Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 76 - Yapı Kredi Yayınları)Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 76 - Yapı Kredi Yayınları)
Hera 
 02 Nis 02:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...Güldüysem güldüm, size ne?

Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 18 - YKY)Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 18 - YKY)
BİROL COŞKUN 
29 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?

Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 11)Aylak Adam, Yusuf Atılgan (Sayfa 11)
71 /

Kitapla ilgili 3 Haber

Yazının hikâyesini de okumak
Yazının hikâyesini de okumak Rastgele seçilen cümleler romanların içinden çekilip çıkarıldıklarında birer edebiyat cümlesi olarak kalmaz. Örnekse önemli üç romanın başlangıç cümleleri... Tanpınar’ın Huzur’u, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı ve Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ü.