Bütün ÖyküleriYusuf Atılgan

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.193
Gösterim
Adı:
Bütün Öyküleri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735660
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bütün Öyküleri
Bütün Öyküleri
Odam uzaktı. Bir park çıktı önüme. Elmayı çıkardım. Sanki küfeden aldığım değildi bu, kırmızılı yeşilli iri bir elmaydı. Karşıdaki otların içine fırlattım. İçimde teneke borudan çıkan dumanı gördüğümdeki aynı kazıntı vardı. Yandaki kanepede oturan bir adam bana bakıyordu: beni görüyormuş, ben oradaymışım gibi.

Yusuf Atılgan, ilkgençlik yıllarında yazdığı öyküleriyle Tercüman gazetesinin açtığı yarışmada ödül kazanmış, daha sonra öykülerini edebiyat dergilerinde yayımlamıştı. Tek öykü kitabı Bodur Minareden Öte’yi 1960 yılında çıkardı. Yazarın bütün öyküleri ilk kez 1992 yılında Eylemci adıyla basıldı, Bütün Öyküleri başlığını taşıyan ve Ekmek Elden Süt Memeden’deki çocuk öykülerini de kapsayan bu kitapsa 2000’de yayımlandı. Edebiyatımızın bu büyük yazarının öyküleri okura romanlarının atmosferi ve coğrafyası hakkında ipuçları verecektir.
Öykü okumayı sevmediğimi zannediyordum. Ta ki Yusuf Atılgan ile tanışana kadar.. Yapı Kredi Yayınları yazarın tüm öykülerini bir kitapta toplamış ve çok da güzel olmuş. İlk sayfayı okuduğum an anladım ne kadar güzel bi kitaba başladığımı. Hiç bitmesindi hiç... Dili o kadar güzel o kadar akıcı ki başladığınız öykünün nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Yaşadığı toplumu çok iyi gözlemleyerek uç noktalara değinmiş. Aslında hepimizin yaşadığı ya da yaşayabileceği durumları bir çırpıda okumuş oluyoruz. Her bir öyküde başka bir hayat gördüm başka bir hayat yaşadım. O hayatlara üzüldüm ya da sevindim. Okuduğum kitabın duygu silsilesi yaratması benim çok hoşuma giden bir durum. Hiç bir kelimeye takılmadan bir engelle karşılaşmadan film seyreder gibi derinliğini anlamaya çalıştım bunu yaparken de hiç yorulmadım. Cümlelerin her biri dolu dolu ve bu doluluk mütevazılık ile örülü. Kimi hikayede yalnızlık karşıladı beni. Gördüğüm bu yalnızlık çok onurlu ve kararlı ne istediğini bilen bi kadına aitti. Kimi hikayede bir adam tanıdım. Tanıdığım o adam sevdiği kadın uğruna kendi kurallarından vazgeçmişti.
Beni o kadar içine aldı ki kişilerden biri gibi oldum sanki her öyküyü bitirdiğimde. Kitabı bitirdiğimde sanki çok sevdiğim bi dostumu uzaklara uğurlar gibi hissettim...
Sevdiğim yazarlara inceleme yazarken, ayrı bir mutlu olma hali kuşanıyorum. Yusuf Atılgan, Türk Edebiyatında, herkese hitap etmeyen duruşu ve kalemiyle beni her zaman çekti, okuttu ve sevdirdi. Edebi hayatına kattığı çok az sayıdaki eserleriyle, kendine has bir dünya kurmuştu ve öyle kalmayı tercih etti. Sanırım onu okuyan ve sevenlerinde bir nevi o dünyada kalmalarını, anlamalarını istedi. Aylak Adam ile başladığım Yusuf Atılgan arşivime Bütün Öyküleri'ni de eklediğim için hoşnutum.
Öykülerinde konular yine yazarın müptelası olduğu temaları içeriyordu. Yalnızlık, yabancılaşma, iç sorgulama, bağımsızlık (en çokta bunu seviyorum) çokça rastlayacağımız anlatılardı.
Kasabadan, Köyden, Kentten, Eylemci, Ekmek Elden Süt Memeden başlıklarıyla öyküler birbirinden ayrılmış.
Kasabadan bölümündeki "Evdeki", Köyden bölümündeki bir kümes hayvanının gözünden dünyanın nasıl görüldüğünü anlatan çok hoş bir hikaye olan "Kümesin Ötesi", Eylemci bölümünden, emekli bir öğretmenin komünistleri bombalamak istemesini anlatan yine aynı adlı "Eylemci" adlı öyküyü ve Ekmek Elden Süt Memeden adlı bölümdeki, bir çocukla bir köpeğin dostluğunu masalsı bir dille anlatan "Korkut'a Masal" masalını çok beğenerek okudum.
Kitabı, tüm Yusuf Atılgan sevenlere ve yazarı okumak isteyenlere tavsiye ediyorum. Hep böyle harika yazarlar ve onların güzel kitaplarıyla kalalım.
Yusuf Atılgan benim için post modernizmin baş yazarlarından biri. Gerek Aylak Adam, gerek Anayurt Oteli haklarında ne kadar konuşulsa eksik kalacak, çokyönlü, uzantıları derin, uç kitaplardı. Onları bu "uç"a getiren neydi benim için? Elbette olayları. Günlük uzaklıklar. Yakının içindeki uzaklıklar, yaşarken dünyaya, dokunurken dokunduğuna, severken sevdiğine olan uzaklıklar. Bu bana kitaptan geçmedi. Kitabın bana aktardığı benle dönüşüme uğradı, ve Yusuf Atılgan'ın yazını öylesine özgün ki ben yaşadığım sürece zihnimin bi' kısmında yaşattığım o olaylar hep dönüşecek. Seviyorum!

Başlarken acayip heyecanlı olduğum bu kitabın ortalarında durmak istedim ısrarlıca çünkü bu öykülerin bitmesini hiç istemedim. Neredeyse her hikayeden sonra heceleyerek olağanüstü dedim. Öyleler! Hani, bazı hikayeler olur bi' parabol çizerler başlangıçları ve bitişleri alçakçadır fakat yükseldikleri bi'orta kısım vardır. Ya da bi' tür hikaye sonunda ağır bi' darbeyle noktalar olayı, sanki her şey sondaki vurgun içindir. Yusuf Atılgan çok deli dolu, rafting gibi! Onun hikayesinde asla beklendik bi' yön yok. Tarzsızca, kendi özgünlüğünü vurguluyor.

Bazı hikayeler o kadar "yok artık"tı ki benim için... Öykünün konusunun, diyaloglarının nasıl böylesine ahenkli bir arada, dalga dalga uydurulabileceğine aklım ermedi. Baş döndürücü doğru tanım olur. Hikayelerin akıcılığı, maceracı, o raftingli ruhu asla yazındaki özü görmemi engellemedi. Hikayeciliği farklı güzel Atılgan'ın. Yazar yer yer köy, yer yer şehir hayatını, yer yer hayvanların hayatını fablvari bi' şekilde ele almış öykülerinde. Bu üç ayrışımın aynı olduğu yön onların yalnızlıkları; köy ahalisine karşı deli, işsiz adama karşı akrabaları, tavuğa karşı kümes. Aşk, para, iş, korku... aslında konuya nokta koyamam çünkü Atılgan'ın noktası çok belirsiz. O hikayelerin ortasında çok güzel vurgular yapıyor ama sonlarda hiç belirli nokta göremedim ben. Bunu çok özgün buldum. O nokta konmayınca sanki hikaye hep tamamlanmaya, yorumlanmaya bi' kapı aralamış gibi hissettirdi bana.

Kısacası sevdim bu kitabı, hem de çok! Yalnızsever hallerini, içgörür diyaloglarını, göğe baktıran kurgularını sevdim. Öyküsever herkese bu özgün kalemi içtenlikle öneririm!
Yine güzel bir kitap bitirdiğim için mutluyum hem de bir çırpıda okuyuverdim. İçsel dünya, dış dünyayı gözlem ve birbirinden güzel 14 öykü. Olaylara farklı bakabilmenin hazzı. 80'lerde 90'larda çocuk olmanın izleri... Ana tema kalabalık içinde yalnızlık... Kalabalık içinde yalnız kalanlar! Bu kitap tam size göre... Ayrıca hayvanlar üzerinden topluma mesajlar da az değil...
Yusuf Atılgan'ı okumaya öyküleriyle başladım ve bu kadarını beklemiyordum. Her bir öyküsü ayrı güzel olmasına karşın 'Tutku' öyküsü şaheserdir. İnsanı kör kuyulara atıp merdivensiz bırakır. Okuyunuz okutunuz seviniz efendim.

gözlerinde şimdiye dek görmediğim acıyan bir bakış vardı. ya anamınkiler? öylesi değildi onlar. bunlardaki acımaya bir başka, bir anlatamayacağım şey karışıktı; maviyle karışık acıma.
Yusuf Atılgan'ı bir de öykülerle tanımak güzel bir tat veriyor. Her bir öyküde yine kendimizden, ondan ve her şeyden bir şeyler bulabiliyoruz, tabiki Atılgan'ın gözünden.
Çoğu insanlar gibi düşünmeden konuşsaydım kimse bir şey demeyecekti; ama ben düşündüğümü söylemeye kalktım. Yukarıya bildirildi; başöğretmen beni getirtip ağzıma acı biber sürdü. ‘Böyle gidersen beynine de biber sürülür’ dedi. (Ceren’e Masal)
Yukarıda alıntıladığım kitaptaki Ceren'e Masal adlı "Ekmek Elden Süt Memeden" adlı bölümden. Kitap Kasabadan, Köyden, Kentten, Eylemci ve Ekmek Elden Süt Memeden adlı 5 bölümden oluşuyor.
Evdeki, Tutku, Bodur Minareden Öte, Ağaç ve "Ekmek Elden Süt Memeden" adlı bölümdeki iki masal özellikle okunmalı. Öykülerde ortak tema yalnızlık, iletişimsizlik, iç sıkıntısı, bunaltı. Bu temalar çerçevesinde ele alınan öykülerde dil de oldukça başarılı. Yazarın Aylak Adam, Anayurt Oteli kitaplarını okuyanlar öykülerini de mutlak okumalı.
Kitap kısa öykülerden oluşuyor. Okurken içimizdeki bizi anlattığını far ettim. Ara ara hadi be bu kitap beni anlatıyor diyebilirsiniz. Tabi Yusuf ATIİGAN’ın postmodern romancılığına giriş de var bu eserde. Son bölümü de, Ekmek Elden Süt Memeden, gayet ilgi çekici hikayelerden oluşmakta.
maalesef romanları kadar başarılı değildir öyküleri. hatta birçok kez kitabı yarıda bırakmak bile isteyebilirsiniz. ama sabırla sonuna kadar okursanız anlatacak bir şeyleriniz olur...
Yusuf Atılgan Türk Edebiyatı içinde önemli bir yere sahip ve bu yerini öykücülüğüyle de yeterince sağlıyor. İç dünyayı ifade eden iyi anlatılar, sağlam gözlemler ve usta bir kalem... Kısaca edebî bir tat almak isteyenlerin Türk öykücülüğünde uğrayabilecekleri bir adres.
Ancak son kısmı olan "Ekmek Elden Süt Memeden" kısmının, temelde çocuklar için iki masal içerdiği söyleniyorsa da çocuklara uygun olduğunu düşünmüyorum.
Yusuf Atılgan-Bütün Öyküleri

Yarım kalan Canistan romanı ile 3 romanı ve hikayelerinin toplandıgı bu kitapla toplamda 4 kitabı var.
Keşke daha fazla yazsaymış dediğimiz degerli yazarın kitap yorumuna gelince:
öncelikle dili ağır, anlatımı yoğun ve tarzı özgün dolayısıyla yazarın yazdıklarını anlamak ve okumak zor. Uzun cümleleri anlamak için defalarca okumak zorunda kaldım.
Oykü okuma alışkanlığı olmayanlar bence bu kitapla başlamasın, Öykü okumayı seven farklılık arayan okurlar içinde şiddetle tavsiye ederim.Hikayelerin içine sakladığı mesajlar ve anlattığı dönemin anadolusundan kesitler sunması benim için fazlasıyla memnunluk verici oldu. Tutku adlı oyku en begendiğimdi.


Ceyhun Güney
Türk Edebiyatının güzide yazarlarından olan ve ne yazık ki çok fazla yazılı eseri bulunmayan Yusuf Atılgan'ın okurken su gibi akan ve okuyucusunu olayın içine çeken kısa öykülerini barındıran eseri okuyucuda keşke hiç bitmese dedirterek güzel bir tat bırakıyor.
- Suçum neymiş benim? Ezilen sömürülen yoksul halka bir kurtuluş önlemi önermek suç mu?
- Değil ama senin önlemin komünistlik
- Sömürücülere gönüllü uşaklık eden, yüzünü göstermekten korkan yüreksiz faşistler vız gelir bana; elinden geleni ardına koyma...
"Neden bu kadar güzelsin sen! Ne olur, biraz çirkinleş."
Yusuf Atılgan
Sayfa 79 - Yapı Kredi Yayınları 12.Baskı
Emin Tınoğlu... Ülkü derneği yöneticisinin evine gidecekti bugün bombaları almak için.
............
Geçen ay kullandığı üç bombadan en etkilisi Devrim Kitabevi'ne attığı olmuştu. Dükkan harap olmuş; kitapçı ile bir alıcı ölmüş, biriside yaralanmıştı. "Devrim kitabeviymiş! Adından belli değil mi komünist yuvası olduğu? Alışveriş edenlerde öyledir. Kökünü kazımalı bunların."
"İnsanların birbirine benzerlikleri, tümünün iki ayaklı oluşu şaşılacak şeydi."
Yusuf Atılgan
Sayfa 62 - Yapı Kredi Yayınları 12.Baskı
"Tabelacının önündeki levhada. 'A. Yayladan' yazılı. 'Ali ya da Ahmet'tir' diyorum içimden. Birisine sorsam? Sormam. Abdülkerim deyiverir de üzülürüm."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bütün Öyküleri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735660
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bütün Öyküleri
Bütün Öyküleri
Odam uzaktı. Bir park çıktı önüme. Elmayı çıkardım. Sanki küfeden aldığım değildi bu, kırmızılı yeşilli iri bir elmaydı. Karşıdaki otların içine fırlattım. İçimde teneke borudan çıkan dumanı gördüğümdeki aynı kazıntı vardı. Yandaki kanepede oturan bir adam bana bakıyordu: beni görüyormuş, ben oradaymışım gibi.

Yusuf Atılgan, ilkgençlik yıllarında yazdığı öyküleriyle Tercüman gazetesinin açtığı yarışmada ödül kazanmış, daha sonra öykülerini edebiyat dergilerinde yayımlamıştı. Tek öykü kitabı Bodur Minareden Öte’yi 1960 yılında çıkardı. Yazarın bütün öyküleri ilk kez 1992 yılında Eylemci adıyla basıldı, Bütün Öyküleri başlığını taşıyan ve Ekmek Elden Süt Memeden’deki çocuk öykülerini de kapsayan bu kitapsa 2000’de yayımlandı. Edebiyatımızın bu büyük yazarının öyküleri okura romanlarının atmosferi ve coğrafyası hakkında ipuçları verecektir.

Kitabı okuyanlar 307 okur

  • Gamze Özdemir
  • Baran Kutluyer
  • Bahar T.
  • Oya Yağışak
  • Burcu
  • hacer çiftçi
  • black cat
  • meltem şen
  • Mustafa Akkaş
  • Cihat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%42.9
35-44 Yaş
%16.2
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.7
Erkek
%60.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.5 (23)
9
%24.3 (26)
8
%26.2 (28)
7
%15.9 (17)
6
%3.7 (4)
5
%1.9 (2)
4
%3.7 (4)
3
%1.9 (2)
2
%0.9 (1)
1
%0