Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ebedi Koca/Kadın Budalası
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2022 00:33
·
Dünya edebiyatının büyük yazarı Dostoyevski'nin Ebedi Koca romanı iki erkeğin hayatlarının bir kadın karakter vasıtasıyla kesişmesini ve beraberinde gerçekleşen olaylar zincirini ele almaktadır. Dostoyevski yazdığı bu romanda baş karakterlerin; Velchaninov ve Pavel Pavlovitch'in aşk, nefret, suçluluk üçgenindeki insanlık hallerini gözler önüne seriyor. Böyle basit bir konuyu sıradan bir yazar ele alsaydı vasat bir eser ortaya çıkabilirdi fakat üstadın oluşturduğu tiplemeler ve düşünce tahlilleri dikkate alındığında bence takdire şayan bir yapıt oluşmuş. Eseri başyapıt yapan olaydan ziyade insan bilincinde oluşan çelişkilerin dışavurumunu okura kendi yorumunu kattırarak sezdirmesidir. Okurken bu iyi insan, bu kötü insan diyerekten belli bir kalıba girmiyorsunuz. Yazarı işte bu yüzden de seviyorum, bana balık vermesin balık tutmayı öğretsin değil mi.. "Ebedi Koca nedir?" sorusuna cevabı okuyarak elde etmelisiniz ki burada açıklayarak kitaba olan merakınızı kaçırmak istemem. Romanın sonunda yazarın Sibirya sürgününde yazdığı bu eserle kendi içindeki Sibirya'ya indiğine değiniyor. Not: Nietzsche ''Bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski'dir''der.
İnsan ve Duygular
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
3/10
·181 syf.··
2022 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2022 02:51
Başlarda merak uyandıran ortalarda insanların yani erkeklerin bir çeşidini anlatan sonrada saçma bir şekilde biten bir kitap oldu benim için başladığıma pişman oldum ama yarım bırakmakta istemedim şahsi fikrim saçma biti aklımda yer edinecek bir sarsıntı beğenme bırakmadı.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
8/10
·181 syf.··
2015 115. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2015 18:15
Spoiler içerir Vize sunumumda Dostoyevski'yi temelden araştırma fırsatı buldum. Bu kitabında bilmeden kendini ve gelecekte yaşayacaklarını anlatıyor. Öyle bir mistikliği var. Dostoyevski ilk karısı öldükten sonra sırf yalnız kalmamak adına sevmediği ikinci karısıyla evlenir. Kitaptaki kadın budalası olan karakterde aynı sebep ile kendine bir eş arayışına giriyor. Dosteyevski 2. karısından olan çocuğunu tamda hayattaki amacını bulduğunu zannederken kaybeder. Velçaninov'da birden bir kızı olduğunu öğrenir ve ona doyamadan kız vefat eder. Bir çok yerde bu benzerlikler başkasının dikkatini çekmedimi acaba diye araştırdım fakat bulamadım. Şimdilik benim keşfim sanırım :)
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
9/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 231. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 17:52
Liza'nın ölümü, Velçaninov ve Trusotskiy arasındaki çatışmanın çözümsüzlüğünü vurgulayan sembolik bir kurban işlevi görüyor olabilir. Ancak anlatısal açıdan, masumiyetin salt yetişkinlerin ahlaki çöküşünü yansıtmak uğruna harcanması, metnin trajik gücünü artırmaktan ziyade yazarın kolaycılığa kaçtığı hissini uyandırıyor. Elbette Liza yaşasaydı olay örgüsü sıradan bir velayet kavgasına dönüşebilirdi; fakat Dostoyevski'nin karakter motivasyonlarını derinleştirmek için kullandığı bu 'masumun ölümü' motifi, eserin felsefi yükünü bir çocuğun kederi üzerinden sırtlanarak okurla kurulan edebi bağı zedeliyor.
Duygu ve Düşünce
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
“İnsan yaşam ve ölümü aynı şey kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur.”
10/10
·181 syf.··
2020 224. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2020 04:38
"Bu adamlar, dünyaya ebedî koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. bu gibi kocaların belirgesi alınlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanının kahramanını bir başka kişininin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca - aşık çekişmesine dayanıyor konu. ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır iyi okumalar dilerim
1000Kitap
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
7/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
En sevdiğim üç yazardan biridir; Dostoyevski. Bu kitabı sade, akıcı anlatımının yanında içten içe bizlere ikili ilişkileri, güven veya aldatışı, arzu ve hislerin uç noktalarını ütopik şekilde anlatıyor. Rus edebiyatını üniversite yıllarımda keşfetmiş ve tüm kıymetli eserleri okumaya başlamıştım. Tekrar okuduğum bir kitap. Anıları ve anları çağrıştırması kadar tekrarlandığında bile güzel bir eser olması ile beni mutlu etti.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
Puan vermedi·181 syf.··
2023 59. kitabı
"Bu adamlar dünyaya"ebedi koca" ya da daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir, o kadar. Böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. Evlendikten sonra, yaratılıştan kişilik sahibi olsa bile hemen karısının bir parçası haline gelir. Böylesi kocaların ayırt edici özelliği alnındaki malum süstür.Onun için boynuzfan yoksun olmak güneşin ışık vermemesi gibi bir imkansızlıklar." Velçaninov, aşırılıklarla dolu hayatı, umarsizca harcadığı serveti, çapkınlıkları, insanlara yönelik kötü davranışlarını sorgular ve çektiği vicdan azabı yuzunden hastalık hastası olur. Bu kötü giden döneminde, değiş zamanlarda sık sık sokakta karşılaştığı ve kim olduğunu ilk anda hatırlayamadığı Trusotski nin kendini tanıtmasıyla olaylar başlar.İroniyi ve dramı birleştiren romanda Trusotski nin evlilik yaşantısı üzerinden evlilik kurumu eleştirilir. Kötü giden hayatını kızı aracılığıyla düzeltmek ,iyi bir insan olmak isteyen Velçaninov karakteriylede, saf iyiliğin karşısında kötülüğün dönüşebileceği anlatilmak istenir.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
7/10
·181 syf.··
2015 143. kitabı
(Hafif bir spoiler içerir) Arkadaşımın bu kitabı birlikte okuyalım demesiyle gittim kütüphaneden aldım. Kitapta öyle karmaşık bir olay yok. Başta normal gibi gözüken bir olay Dostoyevski'nin ellerinde yoğrulmuş, kıvama getirilmiş. Aslında eline aldın mı bir günde bitirilecek kitap ama neden anlamadım 15 gün kitap elimde dolandı durdu bir bitmedi. Yazar biraz kitabı merak duygusu üzerine kurmuş. Her bölümde olayları biraz daha açıyor. Bu da bu durgun kitabı biraz daha okunası yapmış. Kitapta Pavel diye bir ahlaksız adam var okurken göreceksiniz git gide soğuyacaksınız bu adamdan. 50 yaşını geçmiş bu dazlak adam torunu yaşındaki, hala şeker versen eline sevinecek kızlardan ilgi duyuyor. Bu olay bu adama garip gelmiyor ama talip olduğu 16 yaşındaki kızın 19 yaşında bir nişanlısı olduğunu öğrenince ne hikmetse bu adam "bu genç daha kendine bakamaz ki" diyerek garipseyebiliyor. Demek bir bizim nesil bozuk değilmiş(!) Neyse ya fazla kitabın içeriğine girmeyeyim. Son olarak kitap muhteşem diyebileceğimiz bir kitap değil ama kötü diyebileceğimiz bir kitap da değil. Kısa zaten. Vaktiniz varsa alın okuyun derim. Arkadaşıma da bir Dostoyevski kitabı daha bana okuttuğu için de ayrıyetten şükranlarımı sunarım.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
Puan vermedi·181 syf.··
Beğendi
·
2023 39. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2023 10:41
Velchaninov 39 yaşında olmasına rağmen yaşlılığı hiç beklenmedik bir misafir gibi aniden gelmiştir.Mihrabi yerinde olasina karşın iç dünyasını yaşlanma ile pazarlık masasında...son zamanlarda özellikle geceleri evhamlı,husuz bir tip oldu.Ve bir gece kapısına resmen geçmişin hayaleti şeklinde Pavlovitch adlı tanıdığı çalar. Aniden gelen misafiriyle esas oğlanın evham ve gel gitleri daha da artar. Çünkü zamanında yediğin hurmalar 9yıl sonra gece vakti gelir kapını tırmalar.Esas oğlan yıllar önce Pavlovitch karısıyla sevgiliydiler.Ama artık iki erkeğin ortak paydası olan hatun ölmüş ve geride bir kız çocuğu bırakmıştır.Acaba çocuk kimden? Zira babası olan zat çocuğa hiç iyi davranmaz.Yıllar sonra bir gece vakti Pavlovitch'in gelmesi akla pek yatkın gelmemektedir. Kitabın iki ana karakteri ızdırap dolu günler yaşarlar. Dostoyevski bu kitabında tam anlamıyla göster arkadaşını söyleyeyim kim olduğunun altını Rus toplumunun ince ahlaksız ahlâkını , kişilerin yaşadığı ruhsal çatışmalar üzerinden , sıkmadan kendi içinizde yargılayarak yine kendine has üslubuyla dile getirmiş. Nietzsche "Birşeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski"der. Aldatılan eşin , karısının eski sevgilisiyle yaşadığı psikolojik çatışmayı birde bu açıdan okuyun.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma
İnceleme
Puan vermedi·181 syf.··
2021 66. kitabı
·
Meraba ben mirac bügün ebedi koca adli kitabı inceleyeceyiz Bu adamlar, dünyaya ebedi koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. Böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. Evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. Bu gibi kocaların belirgesi alanlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanın kahramanını bir başka kişinin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca -aşık çekişmesine dayanıyor konu. Ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. Her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır size.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Araf Yayıncılık · 20123,527 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.