Ebedi Koca (Kadın Budalası)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.938
Gösterim
Adı:
Ebedi Koca
Alt başlık:
Kadın Budalası
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
181
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054533930
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rusça: Вечный муж, Veçnıy muj
Çeviri:
Şemsettin Yeltekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayıncılık
"Bu adamlar, dünyaya ebedi koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. Böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. Evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. Bu gibi kocaların belirgesi alanlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanın kahramanını bir başka kişinin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca -aşık çekişmesine dayanıyor konu. Ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. Her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır size.
(Tanıtım Bülteninden)

Dostoyevski'nin bu eseri " Kadın Budalası " adıyla 2005 yılında Bordo Siyah Yayınlarından Osman Çakmakçı çevirisiyle çıkmıştır.
Kadın Budalası, Dostoyevski'nin okuduğum ikinci kitabı. Bordo Siyah yayınlarından Osman Çakmakçı çevirisi ile okudum. Kitabın, kullanılan diğer bir adı da Ebedi Koca. Kitabı okuduktan sonra, bu iki isimden Ebedi Koca kitaba daha uygun gibi geldi bana. Hayatını karısına adayan, onun mutluluğunu kendi mutluluğundan önde tutan, ezelden ebede, ideal koca olmak için gelmiş bir koca modeli var çünkü kitapta. Aslında böyle adamlara kadın budalası da deniliyordur belki ama bu anlam daha çok, bir kadına değil de bir çok kadına kendini adamış anlamı çıkartıyor. Ama Ebedi Koca denilince tek bir kadına, sadece karısına adanan bir hayattan söz edebiliriz.

Okuduğum ikinci Dostoyevski kitabı demiştim. İlki, İnsancıklar'dı ve bu kitabı okuduktan sonra herhangi bir inceleme yazmadım. Çünkü, Dostoyevski yazdıkları üzerine bir şeyler yazmak için, okurlarına çok fazla done vermiyor bana göre. Nitekim bu kitabı da öyle benim için. Ne yazarlığına bir şey diyebiliyorum ne de yazdıklarına. Yazarlığına bir şey diyemiyorum çünkü, tam benim istediğim gibi yazmış. Olayları sere serpe önümüze koymuş ve değerlendirmeyi bize bırakmış. Kitabın herhangi bir yerinde kendi düşüncelerini bize idealize etmeye çalışmamış.
İyi-kötü, doğru-yanlış, kavramlarını, yaşananlar doğrultusunda, okuyanlar kendi değer süzgeçlerinden geçirerek değerlendirebilir almak istediklerini alabilirler demiş.
Yazdıklarının edebi niteliği konusunda da söyleyecek pek bir şey bulamıyorum. Ne methiyeler dizeceğim kadar etkiledi beni, ne de yerebileceğim ufak bir açık verdi. Aslında bunun sebebi Dostoyevski'ye yabancı olmam ve henüz onun kitaplarına inceleme yazabilecek kadar donanıma sahip olmamamdan kaynaklanıyor olabilir. Dostoyevski'yi, bütün Külliyatı'nı okuduktan sonra anca tanırmışım gibi geliyor bana.

Yazarı bırakıp kitapla alakalı da bir kaç şey söylesem iyi olacak. Gerçi kitabın içeriği ile ilgili söyleceğim herşey spoiler niteliği taşıyacağından bu konuya çok değinmeden, kitabın ben de uyandırdığı hisleri paylaşsam daha iyi olur.


İnsanlar, kendi nefsani duyguları için, bir başka insanı aldatırken kendi aldanmışlıklarının farkına varmıyorlar. Değerler, etik kurallar, ahlaki kavramlar onlar için, o an çokta önemli değil gibi geliyor ama zaman geçtikçe yapılan yanlışın hesabı vicdanımız tarafından önümüze getirildiğinde bunun bedelini ödemek için elimizde, maalesef yapılan yanlışın karşılığı olacak mahiyette bir şey bulunmuyor. Tıpkı geçip giden zamanın bir daha gelmeyeceği gibi bazı hatalarında telafisi yok. Hal böyle olunca kendini arındırmanın türlü yollarını ararsın. Velçaninov’un kızı Lisa'nın varlığının onu arındıracağını, yaptığı şeyin ağırlığından kendisini kurtaracağını düşünmesi gibi. Ama yine de içinde ki, sana güvenen insanı aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu bastırmak mümkün olmaz çünkü cezayı en ağır merci olan vicdanımız kesmiştir . Hele bir de, aldatılan kişi her şeyin farkında olduğu halde ters psikoloji yapıp seni suçlamadan, suçlarını yüzüne vuruyorsa buyurun cenaze namazına.

Satır aralarına saklanan bu hisler yanın da Dostoyevski, bize kadın-erkek ilişkilerinde geçmişten günümüze hatta geleceğe var olacak, 'ihanetin' insan üzerinde tesirini bu novellasında anlatıyor.

Kitabı okuyacaklara tavsiyem, öyle müthiş bir olay örgüsü ve sansasyonel bir son beklememeleri. Kitabı okurken, değişik bir merak büyüsüne kapılıyor insan ve bu da sıkılmadan sona ulaşmasına yardımcı oluyor ama son tatmin edici bir son değil. Yani aradığın cevaplar kitabın sonunda değil satırların arasında. Aslında bu sebeple ben Dostoyevsk kitaplarını sanat filmlerine benzetiyorum. Tıpkı onlar gibi anlatacağı şeyi gözümüze sokmadan yaşanan olayın fotoğrafını çekerek ve hiç beklemediğin bir an da çat diye bitirerek sonlandırıyor. Sonra biz de eee ne oldu şimdi ne anlattı bu diyoruz ve düşünmeye başlıyoruz. Bu da Dostoyevski farkı galiba.

Efendim, bu kitabı etkinlik dolayısıyla okumuş bulunuyorum ve Hello and Goodbye! Beyefendiye teşekkürlerimi iletiyorum. Sayesinde de zor da olsa Dostoyevski incelemesi yazdım. :)

Son olarak, hayatta yapacağımız en büyük hatanın, noktalama hatası olması dileğiyle. Herkese keyifli okumalar.
Realizmin rus temsilcisi Dostoyevski 1868 yılında kaleme aldığı bu popüler romanıyla bizlere psikolojik gerilim dersi veriyor adeta.

“Sizi sevdim, Aleksi İvanoviç, evet T.’de geçirdiğiniz bütün bir sene
içinde sizi sevdim,” dedi. “Siz bunun farkında bile olmadınız, çünkü
ben sizin için çok küçük bir şeydim, ilginize layık değildim. Kim bilir,
belki böyle olması daha iyiydi. Geçen dokuz sene içinde sizi her zaman
anımsadım, çünkü hayatımda o yıl gibi bir yıl geçirmedim.”

Tavsiye ediyorum. Okuyun...
Hayatı toz pembe sananlar için iyi bir örnek değil bu kitap.

“Kendime ait olmayan bir noktaya değindiğim için beni bağışlayınız
ve gücenmeyiniz; kötü bir niyetim yoktu. Devam ediyorum... Ben,
düşündüğünüz gibi geleceğin zengin adamı değilim... Ne garip bir
düşünce Tanrım! Ben sadece gördüğünüz adamım, fakat geleceğime
olan güvenim sonsuz. Ne bir kahraman ne de insanlığa hayrı dokunan
bir adam olacağım, ama karımın hayatını ve kendiminkini
kazanacağım... Daha açık konuşayım: Şu an cebimde on para yok.
Çocukluğumdan beri de onlar tarafından büyütüldüm...”
Spoiler içerir
Vize sunumumda Dostoyevski'yi temelden araştırma fırsatı buldum. Bu kitabında bilmeden kendini ve gelecekte yaşayacaklarını anlatıyor. Öyle bir mistikliği var. Dostoyevski ilk karısı öldükten sonra sırf yalnız kalmamak adına sevmediği ikinci karısıyla evlenir. Kitaptaki kadın budalası olan karakterde aynı sebep ile kendine bir eş arayışına giriyor. Dosteyevski 2. karısından olan çocuğunu tamda hayattaki amacını bulduğunu zannederken kaybeder. Velçaninov'da birden bir kızı olduğunu öğrenir ve ona doyamadan kız vefat eder.
Bir çok yerde bu benzerlikler başkasının dikkatini çekmedimi acaba diye araştırdım fakat bulamadım. Şimdilik benim keşfim sanırım :)
(Hafif bir spoiler içerir)
Arkadaşımın bu kitabı birlikte okuyalım demesiyle gittim kütüphaneden aldım. Kitapta öyle karmaşık bir olay yok. Başta normal gibi gözüken bir olay Dostoyevski'nin ellerinde yoğrulmuş, kıvama getirilmiş. Aslında eline aldın mı bir günde bitirilecek kitap ama neden anlamadım 15 gün kitap elimde dolandı durdu bir bitmedi. Yazar biraz kitabı merak duygusu üzerine kurmuş. Her bölümde olayları biraz daha açıyor. Bu da bu durgun kitabı biraz daha okunası yapmış. Kitapta Pavel diye bir ahlaksız adam var okurken göreceksiniz git gide soğuyacaksınız bu adamdan. 50 yaşını geçmiş bu dazlak adam torunu yaşındaki, hala şeker versen eline sevinecek kızlardan ilgi duyuyor. Bu olay bu adama garip gelmiyor ama talip olduğu 16 yaşındaki kızın 19 yaşında bir nişanlısı olduğunu öğrenince ne hikmetse bu adam "bu genç daha kendine bakamaz ki" diyerek garipseyebiliyor. Demek bir bizim nesil bozuk değilmiş(!) Neyse ya fazla kitabın içeriğine girmeyeyim. Son olarak kitap muhteşem diyebileceğimiz bir kitap değil ama kötü diyebileceğimiz bir kitap da değil. Kısa zaten. Vaktiniz varsa alın okuyun derim. Arkadaşıma da bir Dostoyevski kitabı daha bana okuttuğu için de ayrıyetten şükranlarımı sunarım.
Ne kadar iyi yazar okusam da Dostoyevski'nin dünyasına girmek ayrı bir haz veriyor.
Dostoyevski'nin bir çok eserinden daha zayıf gibi gelse de satır aralarında çok şey gizli, yazar yine insan psikolojisini irdeliyor ama yüzeysel değil ve Dostoyevski'nin bizlere yaşattığı bu ayrıcalıktan mahrum kalmak akıl karı değil.

"Öyle anlar oluyor ki toprağın altında olmak istiyorum, başka anlardaysa tam tersine birlikte ağlamak için, evet, yalnızca ağlamak için, geçmiş hayatımızı gören veya yaşayan biriyle buluşmak istiyorum."
Gene karakterlerini isim olarak değilde derin karakter analizleriyle hatırlayacağım kitaplarından biri
Dostoyevski' den okuduğum romanların tümünde kalite belli bir çizginin üstünde. Tuhaf bir gerilimi olan son derece sürükleyici bir kitaptı. Pek az biliniyor, az basılıyor diye okumamazlık etmeyin.
açıkçası kitabı sevdim. yazarın yargılayıcı üslubuna ve kitaptaki tutarsızlıklara rağmen sevdim. dostoyevski'nin zayıf ruhlara olan takıntısını kabullendim sanırım. bu insanlar bizi kızdırsalar da 'yok artık' dedirtseler de dünyamızın bir parçası olmaya devam ediyorlar. o yüzden belki bu kitapları okusak ve sempati besleyemesek de biraz anlamaya çalışsak iyi olur diye düşünüyorum. kitabın dili hakkında diyecek pek bir şey yok. yazarın diğer kitaplarından çok da farklı bulmadım. keşke kurgu daha tutarlı olsaymış.
1870 yılında Dostoyevski'nin kaleminden çıktı, Ebedi Koca. Bütün Dostoyevski eserleri gibi okunması gerekli olan bir eser. Ebedi Koca'nın ne anlam ifade ettiğini öğrenebilmek için öncelikle bu kocanın evli olduğu eşi öğrenmek gerekir. Çünkü Ebedi Koca'nın var olması bu eşe bağlıdır. Evlenmeden önce hayli uslu olup, değişik tabiatlar sergilemeyen kadının evlendikten sonra bu yönlerde yüz seksen derece değişmesiyle ve kocasının bütün bunların farkında olmamasıyla başlar trajedimiz. İşte bu farkında olmama durumudur Ebedi Kocalık.

Baş karakterlerimizden biri olan Velçaninov'un ruhsal bunalımlarıyla perde açılır ve ilerleyen sayfalar boyunca Dosteyevski bizi bu karanlığın içine alır. Soylu, varlıklı ve açıkçası benim pek sevmediğim bir baş karakter Velçaninov. Bir aileye misafirken - yaklaşık bir yıllık süre -, bu durumdan faydalanması, evin hanımıyla aşk! yaşaması bana iğrenç ve alçakça geldi. Zaten kadının alçaklığından ve iğrençliğinden söz etmeye gerek yok sanırım. Ve bütün bunlardan habersiz bir koca. Acınacak durumda olan bir koca. Şu anda düşünüyorum da aldatıldığından büsbütün habersiz yaşayıp da giden ne kadar koca vardır!

Dostoyevski Liza'yı öyle güzel betimlemiş ki eminim akıllardan uzunca bir süre çıkmayacaktır. Aldatılan kocanın, Trusotski'nin, kendisinin sandığı bir kızı Liza. Alın size bir trajedi daha! Ve ondan sonra spoiler olacağı için veremeyeceğim bir trajedi daha!

Farklı bir eser. Sadakat ve bağlılığın ne kadar önemli olduğunun hissedildiği bir eser. Dostoyevski bir dehadır ve Dostoyevski okumayan biri eksiktir...
(Kitabı okumadıysanız incelemeyi okumayın, epeyce spoiler veriyorum.)
Natalya Vasiliyevna. Kocası tam bir koca, sadık biri. Velçonoviç'ten çocuğu var ama teğmene aşık. Bu nasıl bir vicdan anlamıyorum. Bunları sezmesine, gözünün önünde olmasına rağmen çekip gidemeyecek kadar çaresiz hisseden Pavel mi suçlu yoksa böylesine bir sadakati her eylemiyle hor gören ve Pavel'e bir nesne gibi davranan Natalya mı? İlişkideki her şahıs nasıl oluyor da vicdanlarını rahat tutabiliyorlar? Çoğu zaman cinsiyetler farklı olsa da, bu durum gerçekte de var. Bu tür ilişkilerin gidişatı her iki taraf için de huzursuzluk kaynağıyken bu neyin bağlılığı? Kadın nesnesi haline getirdiği adamdan ayrılamıyor fakat duygusal ve cinsel ihtiyaçlarını başka ruh ve bedenlerden karşılıyor. Kadın, adamı bir nesne gibi kullanırken, adam ise bir nesne olmaya razı.

"T.'deki Pavel Pavloviç bir kocaydı ve bundan başka bir şey değildi. Nitekim, örneğin aynı zamanda devlet memuruysa, bu sadece kocalık rolünün önemli bölümlerinden birini oynamak içindi."

Pavel Pavloviç, kadın budalası. Varoluşu, varoluş amacı itaat, bir kadınla birliktelik. Öyle ki bu itaati elde etmek için her şeyi yapar ve kendini, benliğini sadece bunda bulur. Kadının onu aldattığını bilse bile sesini çıkarmaz, öyle acizdir ki bu aidiyet için her konuşu kabullenebilir. Birçok kadının istediği bir kocadır o. Ona her istediğini kolayca yaptırabilir kadınlar, her yanlış şeyi bile. Pavel özsaygısını o denli kaybeder ki bir robota dönüşür, bir kadına ait hissetmek üzere koşulllanmış ve sorgusuz her şeyi yerine getirebilen bir robota. Onun için kadının kim olduğunun pek de bir önemi yoktur, estetik bir güzellik kendisini başkasının tesirine almakta yeterlidir.

"Bir kadın, bir bağlanış, kuvvetli bir sevgi olmadan yaşayamam. Seversem kurtulurum." diyor Pavel Pavloviç. Ve benliğini ne kadar kaybettiğini açığa vuruyor. Bensizliğini daha az hissedebilir kılmak için aidiyete başvuruyor, başkalarına sevgi duyarak ve sevgi dilenerek kendine karşı nefretini azaltmaya çalışıyor.

Peki ya Velçaninov?
Acısını yaşayan fakat sorunlarını başkasının varlığıyla bastırarak çözmeye çalışmayıp, kendi içinde kendi mağarasında çözmeye çabalayan biri. Yeri gelir kendini sokaklara atar, kalabalığın arasında düşünceleriyle çoğul bir şahısa dönüştüğü savaşlar verir. Yeri gelir duvarlar dostu olur.

Karakterler hakkında tartışmak, konuşmak isteyen varsa bekliyorum, kafama takılan ve beyin fırtınası istediğim birkaç yer var. Ha bir de unutmadan

Peki ya Liza?
Zayıf bir karakter olan Pavel, karısının aşığından olma kızını büyütür. Sonra bir tanıdık olan Velchaninov ile karşılaşırlar. Hayatları karmaşık bir hal alır. Çünkü Velchaninov da karısını tanımaktadır. Ebedi koca olan Pavel, kendi kimliğinde kaldığı zaman bunalımda, derbederdir. Bu yüzden mutlaka evlenip bir kadının parçası olmak ister. Baştan sona psikolojik tasvirlere şahit oluruz. Güzel, zorlamayan bir kitap. ^^
Konu olarak Eşlerin sadakatini anlatan başarılı bir Dostoyevski romanı. Evli Hanımların Kocalarına Okutmak istediği bir kitap gibi geldi. Ömrünü Eşine sadece iyi bir koca olmak için adayan bir erkeğin yaşadıklarını kendi mutluluğundan daha çok eşinin mutluluğuna önem vermesini Dostoyevski farkıyla okumanızı öneririm. Her Kadın Kendisine Ebedi bir Koca ister.
Ben kuruntu sahibi bir adamım, bu doğru; her zaman pireyi deve yapmaya hazırım, bu da doğru; fakat bunu bilmek çektiğim acıyı hafifletmiyor ki!
Dostoyevski
Sayfa 14 - Bordo siyah yayınları
İyice düşününüz, ciddi biçimde düşünmeye, hayatınızda hiç
olmazsa bir kere olsun ciddi olarak düşünmeye gayret ediniz!
Dostoyevski
Sayfa 153 - Bordo siyah yayınları
Sonra ona neden ‘alçak’ diyorum bilmem?
Belki çok iyi bir adamdır.
Yüzü pek hoş değil, bu doğru, ama özellikle çirkin olan bir tarafı da yok;
herkes gibi giyiniyor.
Yalnız bakışları...
Bak yine onunla ilgileniyorum!
Onun bakışından bana ne?
O halde bu ‘alçak’ adamı düşünmekten kendimi alamıyorum!
Dostoyevski
Sayfa 18 - Bordo siyah yayınları
'Başkalarının ahlak düşkünlüğünden nefret eder, anlayışsız davranırdı; oysa kendisi ahlaksızdı.'
Kime saygı göstereceğinizi bilememenin şiddetli bir asır hastalığı olduğunu siz de kabul edersiniz değil mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ebedi Koca
Alt başlık:
Kadın Budalası
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
181
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054533930
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rusça: Вечный муж, Veçnıy muj
Çeviri:
Şemsettin Yeltekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayıncılık
"Bu adamlar, dünyaya ebedi koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. Böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. Evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. Bu gibi kocaların belirgesi alanlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanın kahramanını bir başka kişinin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca -aşık çekişmesine dayanıyor konu. Ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. Her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır size.
(Tanıtım Bülteninden)

Dostoyevski'nin bu eseri " Kadın Budalası " adıyla 2005 yılında Bordo Siyah Yayınlarından Osman Çakmakçı çevirisiyle çıkmıştır.

Kitabı okuyanlar 412 okur

  • Aysun Yıldırım
  • Seren Kocaman
  • No one
  • Bey Böyrek
  • Cesur y
  • Eyup BURAN
  • Emrah Umaç
  • Drkitapsever
  • Emre Murat Kaya
  • Ufuk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%2.8
18-24 Yaş
%17.9
25-34 Yaş
%32.4
35-44 Yaş
%29
45-54 Yaş
%14.5
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.6
Erkek
%49.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.8 (8)
9
%9.7 (10)
8
%22.3 (23)
7
%14.6 (15)
6
%4.9 (5)
5
%1.9 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları