Adı:
Ebedi Koca
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
181
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054533930
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayıncılık
"Bu adamlar, dünyaya ebedi koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. Böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. Evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. Bu gibi kocaların belirgesi alanlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanın kahramanını bir başka kişinin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca -aşık çekişmesine dayanıyor konu. Ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. Her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır size.
168 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Dosto'nun gereksiz uzun kitabı Budala'nın, Suç ve Ceza'nın yarattığı etkinin yanından bile geçmemesinin ardından, onurum söz konusu, dikkatleri tekrar üstüme çekmek istiyorum, diyerek kaleme aldığı romanı. Tabii hâlâ yurt dışında olması, Budala romanından gelen paranın suyunu çekmesi ve karısının ikinci kez hamile olması vb. nedenlerden dolayı, tamamen duygusal durumlar da her zaman olduğu gibi mevcut.

Ebedi Koca, her ne kadar okurlar tarafından pek tercih edilmeyen, Dosto'nun ustalık döneminin uzun ve baba eserleri arasına sıkışmış küçük bir kitap gibi gözükse bile etkisi önemli. Çoğu Dostoyevski otoritesine göre bu kitap Dosto'nun kendini kaleme aldığı ve tamamen kendi tarzıyla yazmaya giriştiği bir kitap. Dosto'nun çoğu kitabını okumuş ve tarzına artık aşina olmuşsanız bu kitabın normlara uymadığını fark etmemek mümkün değil. Girişinden finaline kadar çok başka bir tarza ve tada sahip. Psikoloji alanında yine çılgın atan Dosto, bu kitabında daha önceki kitaplarında kullanmadığı yeni psikoloji konularına da giriş yapıyor. Kitabın basılmasından yıllar sonra Freud'un arkadaşları kitabın çevirisi yapıldığı anda notlarıyla beraber Ebedi Koca'yı Freud'un önüne getiriyor. Freud'un çalışmalarında ve tespitlerinde önemli yer kaplayan bazı konular, Dosto tarafından daha Freud çocukluk çağındayken Ebedi Koca'da kullanılıyor.

Kitap tamamen iki ana karakter üstüne kurulu. Velçaninov ve Pavloviç. Kendisi de hayatı boyunca bu durumu çok yaşadığından, iki erkek rakip Dosto'nun çok sevdiği ve sürekli kullandığı bir konu. Burada da vazgeçmiyor bu konudan. Ama bu sefer konu biraz farklılaşıyor. Ebedi Koca tanımı Velçaninov karakteri tarafından yapılıyor. Velçaninov'a göre mevcut olan bir kadın tipi vardır. Kocalarını aldatan, öte yandan aşıklarına da işkence etmekten zevk duyan ve her iki tarafında iplerini tutan bir kadın tipi. Kocalarını aldatmalarında asla kendilerinde hata aramazlar, çünkü bu tarz kadınlar sadakatsiz eş olarak doğmuşlardır. Ama sadakatsiz eş olarak doğmalarına rağmen asla bekar kalmazlar. Bu tarz kadınların evlenmemeleri doğaya terstir. İşte ortaya konan bu kadın tipine uygun düşen ve hayattaki tek görevi bu kadın tipine koca olmaktan geçen erkek tipi de Velçaninov'a göre Ebedi Koca'dır. Bu iki karakterden Ebedi Koca olan Pavloviç, eşinin vefatının ardından eşine ait mektupları okur ve karısıyla yıllar önce beraber olmuş Velçaninov'un yaşadığı yere gelir. Yanında küçük kızı Liza da vardır. Velçaninov, Liza'yı gördüğü anda kendi kızı olduğunu anlar. Bu noktadan sonra iki karakterin birbirlerine açtığı psikolojik savaşları, oyunları ve çekişmelerini okuruz.

Dosto, ailesi ve yaşadıklarından dolayı erken büyümek zorunda kalan ve hastalanıp ölen kız çocuğu figürünü Ezilenler romanında da kullansa bile bu kitapta kullanmasının nedenini büyük ihtimalle bu kitaptan çok kısa bir süre önce kaybettiği kızına bağlıyorum. Velçaninov'un bu konuda girdiği duygu durumlarının Dosto'nun yaşadıklarından bir parça olduğunu düşünmek saçma olmaz herhalde.

Arka arkaya iki kitabında kullanmasaydı fark edebilir ya da yakalar mıydım bilmiyorum ama Rogojin'in karanlık bir köşeye saklanıp rakibi olan Prense bıçakla saldırmasına çok benzeyen bir sahne bu kitapta da mevcut. Tahminimce Dostoyevski bu sahneyi pek sevmiş. Budala romanına kıyasla çok daha etkileyici kullanmış bu sahneyi. Kesinlikle kitabın en yükselen noktasıydı benim için.

Dosto, Ebedi Koca olan Pavloviç'in iki yıl sonra güzel bir kadınla ikinci evliliğini yaptığını ve kontrolün yine kadında olduğunu anlatan bir finalle romanını bitiriyor. Bu kitaptan sonra da karısına yazdığı mektupların birini "Ebedi Kocan" imzasıyla gönderiyor. İlk eşi Mari'nin evlenmeden önce Dosto ile beraber olmasına rağmen kalbini başka birine kaptırması, Dosto'nun bu durumu kabullenmeyi geçtim ikisine de yardım etmeye hazır olması ve ilk eşinin vefat etmesi sonrasında ikinci evliliğini yapmasını hesaba katarsak o mektubu "Ebedi Kocan" imzasıyla göndermeseydi bile bu iki karakterden hangisi olduğunu tahmin etmek hiç zor değildi.

İyi okumalar.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir kadın ve iki adam!

Dostoyevski kendi hayatından esinlenerek yazmış bu kitabı belli ki.Çünkü Dostoyevski’nin hayatına bakıldığında bir Pavel Pavloviç’te kendisi aslında.

Roman okuyucuya aşk,nefret ve suçluluk üzerine insan davranışlarını gösteriyor.
200 syf.
·4 günde·7/10 puan
Kadın Budalası, Dostoyevski'nin okuduğum ikinci kitabı. Bordo Siyah yayınlarından Osman Çakmakçı çevirisi ile okudum. Kitabın, kullanılan diğer bir adı da Ebedi Koca. Kitabı okuduktan sonra, bu iki isimden Ebedi Koca kitaba daha uygun gibi geldi bana. Hayatını karısına adayan, onun mutluluğunu kendi mutluluğundan önde tutan, ezelden ebede, ideal koca olmak için gelmiş bir koca modeli var çünkü kitapta. Aslında böyle adamlara kadın budalası da deniliyordur belki ama bu anlam daha çok, bir kadına değil de bir çok kadına kendini adamış anlamı çıkartıyor. Ama Ebedi Koca denilince tek bir kadına, sadece karısına adanan bir hayattan söz edebiliriz.

Okuduğum ikinci Dostoyevski kitabı demiştim. İlki, İnsancıklar'dı ve bu kitabı okuduktan sonra herhangi bir inceleme yazmadım. Çünkü, Dostoyevski yazdıkları üzerine bir şeyler yazmak için, okurlarına çok fazla done vermiyor bana göre. Nitekim bu kitabı da öyle benim için. Ne yazarlığına bir şey diyebiliyorum ne de yazdıklarına. Yazarlığına bir şey diyemiyorum çünkü, tam benim istediğim gibi yazmış. Olayları sere serpe önümüze koymuş ve değerlendirmeyi bize bırakmış. Kitabın herhangi bir yerinde kendi düşüncelerini bize idealize etmeye çalışmamış.
İyi-kötü, doğru-yanlış, kavramlarını, yaşananlar doğrultusunda, okuyanlar kendi değer süzgeçlerinden geçirerek değerlendirebilir almak istediklerini alabilirler demiş.
Yazdıklarının edebi niteliği konusunda da söyleyecek pek bir şey bulamıyorum. Ne methiyeler dizeceğim kadar etkiledi beni, ne de yerebileceğim ufak bir açık verdi. Aslında bunun sebebi Dostoyevski'ye yabancı olmam ve henüz onun kitaplarına inceleme yazabilecek kadar donanıma sahip olmamamdan kaynaklanıyor olabilir. Dostoyevski'yi, bütün Külliyatı'nı okuduktan sonra anca tanırmışım gibi geliyor bana.

Yazarı bırakıp kitapla alakalı da bir kaç şey söylesem iyi olacak. Gerçi kitabın içeriği ile ilgili söyleceğim herşey spoiler niteliği taşıyacağından bu konuya çok değinmeden, kitabın ben de uyandırdığı hisleri paylaşsam daha iyi olur.


İnsanlar, kendi nefsani duyguları için, bir başka insanı aldatırken kendi aldanmışlıklarının farkına varmıyorlar. Değerler, etik kurallar, ahlaki kavramlar onlar için, o an çokta önemli değil gibi geliyor ama zaman geçtikçe yapılan yanlışın hesabı vicdanımız tarafından önümüze getirildiğinde bunun bedelini ödemek için elimizde, maalesef yapılan yanlışın karşılığı olacak mahiyette bir şey bulunmuyor. Tıpkı geçip giden zamanın bir daha gelmeyeceği gibi bazı hatalarında telafisi yok. Hal böyle olunca kendini arındırmanın türlü yollarını ararsın. Velçaninov’un kızı Lisa'nın varlığının onu arındıracağını, yaptığı şeyin ağırlığından kendisini kurtaracağını düşünmesi gibi. Ama yine de içinde ki, sana güvenen insanı aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu bastırmak mümkün olmaz çünkü cezayı en ağır merci olan vicdanımız kesmiştir . Hele bir de, aldatılan kişi her şeyin farkında olduğu halde ters psikoloji yapıp seni suçlamadan, suçlarını yüzüne vuruyorsa buyurun cenaze namazına.

Satır aralarına saklanan bu hisler yanın da Dostoyevski, bize kadın-erkek ilişkilerinde geçmişten günümüze hatta geleceğe var olacak, 'ihanetin' insan üzerinde tesirini bu novellasında anlatıyor.

Kitabı okuyacaklara tavsiyem, öyle müthiş bir olay örgüsü ve sansasyonel bir son beklememeleri. Kitabı okurken, değişik bir merak büyüsüne kapılıyor insan ve bu da sıkılmadan sona ulaşmasına yardımcı oluyor ama son tatmin edici bir son değil. Yani aradığın cevaplar kitabın sonunda değil satırların arasında. Aslında bu sebeple ben Dostoyevsk kitaplarını sanat filmlerine benzetiyorum. Tıpkı onlar gibi anlatacağı şeyi gözümüze sokmadan yaşanan olayın fotoğrafını çekerek ve hiç beklemediğin bir an da çat diye bitirerek sonlandırıyor. Sonra biz de eee ne oldu şimdi ne anlattı bu diyoruz ve düşünmeye başlıyoruz. Bu da Dostoyevski farkı galiba.

Efendim, bu kitabı etkinlik dolayısıyla okumuş bulunuyorum ve https://1000kitap.com/SinestezikMuz Beyefendiye teşekkürlerimi iletiyorum. Sayesinde de zor da olsa Dostoyevski incelemesi yazdım. :)

Son olarak, hayatta yapacağımız en büyük hatanın, noktalama hatası olması dileğiyle. Herkese keyifli okumalar.
200 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10 puan
Realizmin rus temsilcisi https://1000kitap.com/yazar/Dostoyevski 1868 yılında kaleme aldığı bu popüler romanıyla bizlere psikolojik gerilim dersi veriyor adeta.

“Sizi sevdim, Aleksi İvanoviç, evet T.’de geçirdiğiniz bütün bir sene
içinde sizi sevdim,” dedi. “Siz bunun farkında bile olmadınız, çünkü
ben sizin için çok küçük bir şeydim, ilginize layık değildim. Kim bilir,
belki böyle olması daha iyiydi. Geçen dokuz sene içinde sizi her zaman
anımsadım, çünkü hayatımda o yıl gibi bir yıl geçirmedim.”

Tavsiye ediyorum. Okuyun...
Hayatı toz pembe sananlar için iyi bir örnek değil bu kitap.

“Kendime ait olmayan bir noktaya değindiğim için beni bağışlayınız
ve gücenmeyiniz; kötü bir niyetim yoktu. Devam ediyorum... Ben,
düşündüğünüz gibi geleceğin zengin adamı değilim... Ne garip bir
düşünce Tanrım! Ben sadece gördüğünüz adamım, fakat geleceğime
olan güvenim sonsuz. Ne bir kahraman ne de insanlığa hayrı dokunan
bir adam olacağım, ama karımın hayatını ve kendiminkini
kazanacağım... Daha açık konuşayım: Şu an cebimde on para yok.
Çocukluğumdan beri de onlar tarafından büyütüldüm...”
160 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Ahh Dostoyevski, səni oxumaq necə də özəldir! Oxucular tərəfindən bir o qədər də tanınmayan bu kitabda Dostoyevski xəyanətin yol açdığı ağlasığmaz nəticələri göstərməyə çalışıb.

Bir qadın, iki kişi və bu münasibətdən ən çox təsir görən günahsız, çarəsiz bir qız uşağı - Liza. Çünki.. o xəyanətin törəməsi idi.. Xəyanətə uğrayan "ər" Pavel Pavloviç mərhum arvadının keçmiş oynaşı, eyni zamanda özünün yaxın dostu Aleksey İvanoviç'dən qisas almaq fikri ilə Peterburqa səfər edir. Əsərin süjet xətti də elə həmin iki obrazın üzərindən paralel şəkildə irəliləyir. Gerçəkləri bildiyin halda qarşında dayanan birinin yalanlarına nə qədər tab gətirə, səbir göstərə bilərsən axı? Kədərli haldır ki, aldadılmış Pavel Pavloviç vaxtilə çox güvəndiyi, hörmət etdiyi dostundan öz qisasını yenə dostca alır.

Əbədi ər - Dostoyevskinin canlandırdığı bu obrazı daha doğru dillə ifadə etsək, bəlkə də ideal ər.. Qadın kişi münasibətlərində əzəldən bəri var olmuş, daim də olacaq ən böyük problem xəyanətdir. Bütün səlahiyyət qadının əllərində olsa belə, və ya əksinə, qadın büsbütün kişinin əsiri olsa belə..
181 syf.
·3 günde
"Bu adamlar, dünyaya ebedî koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. bu gibi kocaların belirgesi alınlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanının kahramanını bir başka kişininin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca - aşık çekişmesine dayanıyor konu. ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır iyi okumalar dilerim
181 syf.
·6 günde·8/10 puan
Spoiler içerir
Vize sunumumda Dostoyevski'yi temelden araştırma fırsatı buldum. Bu kitabında bilmeden kendini ve gelecekte yaşayacaklarını anlatıyor. Öyle bir mistikliği var. Dostoyevski ilk karısı öldükten sonra sırf yalnız kalmamak adına sevmediği ikinci karısıyla evlenir. Kitaptaki kadın budalası olan karakterde aynı sebep ile kendine bir eş arayışına giriyor. Dosteyevski 2. karısından olan çocuğunu tamda hayattaki amacını bulduğunu zannederken kaybeder. Velçaninov'da birden bir kızı olduğunu öğrenir ve ona doyamadan kız vefat eder.
Bir çok yerde bu benzerlikler başkasının dikkatini çekmedimi acaba diye araştırdım fakat bulamadım. Şimdilik benim keşfim sanırım :)
159 syf.
Ebedi Koca, taşranın ileri gelenlerinden biri olan ve karısının ölümünden sonra, kadının sevgililerinin bulmak amacıyla St. Petersburg’a giden Pavel Pavloviç Trusotski’nin öyküsüdür.


Ebedi Koca romantik dönem yapıtlarında ve Sibirya mektuplarında ortaya konan takıntılı motiflere adanmıştır. Bu öykü, belli bazı noktalar üstünden iki Dostoyevski arasında, dahi olanla dahi olmayan arasında bir karşılaştırma yapmayı sağlayacak bizlere.

"Dostoyevski kahramanlarını cinsel açıdan aşağılayan kişinin onlar üstünde nasıl büyük bir etki bıraktığını bütünüyle aydınlatır. Ezilenler’de, daha önce de belirttiğimiz üzere, sevgilinin bunca önemsiz oluşu, cinsel tutkuda rekabetin önemini akla getirir, EbediKoca’daysa, kadın ölmüştür, arzulanan nesne yok olmuştur, rakipse duruyordur; engelin temel özelliği bütünüyle açığa vurulur."

Dostoyevski - Yeraltı İnsanı


Kitapta anladım kadarıyla, Yeraltından Notlar,Ezilenler esintisi vardı. Ordaki psikolojik yansımalar burada var. Yalnız karakterin Mazoşistliği daha belirgin diğerleri kadar tat almadım bu eserde ama tabii ki bir önyargı oluşmasın bir önceki okuduklarıma binayen bu tespitler.
181 syf.
·6/10 puan
Mağazada rast gələnə qədər Dostoyevskinin ümumiyyətlə belə bir kitabı olduğundan xəbərsiz idim. Diqqətimi çəkdi, aldım və oxudum.

İlk öncə onu qeyd edim ki, yazıçıdan oxuduğum 6 ya 7-ci kitabdır və bu kitab dəsti xəttinə görə digərlərindən fərqlənir. Kitabda keçən hekayə günümüzdə qəbuledilməz gerçəklikdir. Lakin elə tərzdə təsvir olunub ki, nə qadını, nə Velçaninovu, nə də Turotskini günahlandırmaq mümkün deyil. Daha doğrusu diqqəti hekayənin digər üzünə verirsən və günahlandırmağa vaxtın olmur. Buna səbəb isə, həmişəki kimi yazarın insan psixologiyasını, oxucuya birbaşa ötürmək bacarığıdır. Ən çox məni kədərləndirən obraz isə, təbii ki, balaca Liza oldu.

Ümumilikdə yazıçının alışılmış kitablarından olmasa da, dərin və oxunaqlı kitab idi.
181 syf.
·7/10 puan
(Hafif bir spoiler içerir)
Arkadaşımın bu kitabı birlikte okuyalım demesiyle gittim kütüphaneden aldım. Kitapta öyle karmaşık bir olay yok. Başta normal gibi gözüken bir olay Dostoyevski'nin ellerinde yoğrulmuş, kıvama getirilmiş. Aslında eline aldın mı bir günde bitirilecek kitap ama neden anlamadım 15 gün kitap elimde dolandı durdu bir bitmedi. Yazar biraz kitabı merak duygusu üzerine kurmuş. Her bölümde olayları biraz daha açıyor. Bu da bu durgun kitabı biraz daha okunası yapmış. Kitapta Pavel diye bir ahlaksız adam var okurken göreceksiniz git gide soğuyacaksınız bu adamdan. 50 yaşını geçmiş bu dazlak adam torunu yaşındaki, hala şeker versen eline sevinecek kızlardan ilgi duyuyor. Bu olay bu adama garip gelmiyor ama talip olduğu 16 yaşındaki kızın 19 yaşında bir nişanlısı olduğunu öğrenince ne hikmetse bu adam "bu genç daha kendine bakamaz ki" diyerek garipseyebiliyor. Demek bir bizim nesil bozuk değilmiş(!) Neyse ya fazla kitabın içeriğine girmeyeyim. Son olarak kitap muhteşem diyebileceğimiz bir kitap değil ama kötü diyebileceğimiz bir kitap da değil. Kısa zaten. Vaktiniz varsa alın okuyun derim. Arkadaşıma da bir Dostoyevski kitabı daha bana okuttuğu için de ayrıyetten şükranlarımı sunarım.
159 syf.
·14 günde·8/10 puan
Dostoyevski okurken olağan gerçekliğin acımasızca ortalarda kol gezmesi halini kabulleniyor insan. Yorumun devamı sürprizbozan içerecek.

Aldatılan bir adamın, eşinden alamadığı intikamı bir başkasından olan kızından ve kızın babası olan dostundan çıkartmasını anlatan bu kurgu temelde pişmanlıklar ve görmezden geldiklerimiz üzerine yazılmış gibiydi. İnsan yaşamı sırasınca birçok şeyi fark edemeyebilir elbette. Lakin aynı şekilde gözünü kapatmayı tercih ettiği durumlar da yadsınamayacak kadar çoktur. Aldatma ve aldatılma konusu da şüphesiz bunlar arasında yer alır. Kişi bunu ne kendisine ne de karşısındakine yediremediği için yok sayar ve devam eder.

Pavel Pavloviç'in durumu buydu; sadece insanın kendi kızına bunca acımasız şekilde yaklaşmasını kabullenemedim. Öyle ya da böyle sen bu kızı çok seviyordun be adam. Hatta Liza'nın annesinden çok babasına sevgi beslediğini de okuyoruz kitapta. Kitap boyu oturtamadığımı hissettiğim yegane durum buydu. Buna dair alternatif bir fikir içimi soğutuyor sadece. Baştan beri onun kendi çocuğu olmadığını içten içe biliyor fakat kanıt olmadığı için bu durumu yok sayıyordu. Tıpkı aldatılmayı dışladığı gibi bunu da ötelemişti. Keza sonrasında Nadya'ya aşık olması ve olur olmaz bir pozisyona düşmesi beni cidden çileden çıkartmıştı.

Aleksey İvanoviç'e gelirsek en büyük pişmanlığı Liza'yla bir ömür geçirememesi oldu şüphesiz. Dostoyevski'nin kendine has ilahi adalet anlayışı her karakter için kendini tekrar etti diyebiliriz. Pavel Pavloviç'e nazaran daha net çizilmiş bir karakterdi. Kararlarının rotasını sezmek güç değildi. Kendi içinde düştüğü sorgulamalar ve gerçeklerin peşindeki yolunu gözlemek güzel bir deneyimdi. Zihnimde birçok soru işareti doğurdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ebedi Koca
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
181
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054533930
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayıncılık
"Bu adamlar, dünyaya ebedi koca, daha doğrusu yalnızca koca olmak için gelmişlerdir. Böyle bir erkeğin dünyada evlenmekten başka görevi yoktur. Evlendikten sonra, yaradılıştan karakter sahibi olsa bile, hemen karısının bir parçası halini alır. Bu gibi kocaların belirgesi alanlarındaki malum süstür." Dostoyevski bu romanın kahramanını bir başka kişinin ağzından bize öyle tanıtıyor. Ezeli koca -aşık çekişmesine dayanıyor konu. Ama o bayağı aşk romanları ile en küçük bir ilintisi olmayan bir üstün yapıt bu. Her dokunduğu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalem burada da üstünlüğünü duyuracaktır size.

Kitabı okuyanlar 1.290 okur

  • Sebahat duru
  • Saffet Türkoğlu
  • jfşfğabcöağqptpxjwtywwpwöjdpquepdowhbdpwğr
  • Onur Korkmaz
  • rütüyüyü60507373625dsjsjjsjxncmvlspqüeorpwğ
  • Death s Freedom
  • Zülal kar
  • Aşill Esin
  • Devrim
  • Elif Kaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.4
13-17 Yaş
%2.8
18-24 Yaş
%17.9
25-34 Yaş
%32.4
35-44 Yaş
%29
45-54 Yaş
%14.5
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.6
Erkek
%49.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4 (12)
9
%5.6 (17)
8
%11.3 (34)
7
%8.3 (25)
6
%3.7 (11)
5
%1 (3)
4
%0
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları