Canistan

8,3/10  (66 Oy) · 
188 okunma  · 
56 beğeni  · 
1.667 gösterim
"Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır" diyen ve "çok az" yapıt verdiği kabul edilen Yusuf Atılgan, uzun zamandır yayımlanması beklenen son romanı Canistan ile yazarlık serüvenini tamamlıyor.

Yusuf Atılgan, önce "İşkence" adını koyduğu ve "Duruşma", "Yargıç", "Tanık" "Sanık" bölümlerinden oluşmasını tasarladığı bu romanın "Sanık" bölümünü yazamadan aramızdan ayrılmıştı. Ancak elinizdeki kitaba "yarım kalmış bir roman" demek de oldukça zor...

Yusuf Atılgan bu yapıtında da yine kalemini sivriltiyor ve insan ruhunun kötücül tohumlarını büyük bir ustalıkla deşiyor. İkinci Meşrutiyet ve Milli Mücadele yıllarında Manisa köylerinde yaşanan trajik bir dostluk ve aşk öyküsü Canistan... Yalnızlık, şiddet, cinsellik ve ölüm...
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2015
  • Sayfa Sayısı:
    84
  • ISBN:
    9789753639316
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Çalışkanoğ 
 20 May 23:45 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Benim için bazı kitaplar vardır; sayfalarını çevirmekte zorlandığım, anlayamadığım yahut güzel bulup etkilendiğim cümlelerini defalarca okuduğum, bir cümlesinin altını çizmeye başlamışken neredeyse tüm sayfasını fosforlu kaleme boğduğum… İşte bu kitap, o kitaplardan değil… Aksine derin anlamları olan ve okurken insana tatlı da olsa bir yorgunluk hissi veren kitapların arkasından okunabilen dinlendirici nitelikte bir kitap…

Ege ağzının hakim olduğu sade ve açık bir dille yazılmış olan kitap, yörenin insanlarını, geçim yollarını, aşk hayatlarını ve günlük yaşantılarını konu edinir. Edindiği konular her ne kadar sıradan olsa da bana sıkıldığım hissiyatını hiç vermedi ve kafamda çeşitli soruların oluşmasına neden oldu…

Bir insanın çocukluk yaşantıları ve duyguları nasıl büyüdüğünde de aynı tazeliğini koruyabilir? Çocukluğunda ne kadar öfkeyle dolabilir ve bu öfkesi nasıl zamanla kine dönüşerek içerisinde uzun yıllar barınabilir? Bu yıllar öncesinde hissedilen duyguların varlığı ileriki yaşantılarda nasıl kendini gösterir ve daha da şiddetlenebilir? İntikam hırsı gözlerini nasıl bürüyebilir? Bu hırs, bu kin, bu öfke nasıl bir insana, bir zamanlar kardeşi gibi sevdiği kişiye işkence ederken içerisinde birazcık acıma veya merhamet duygusu uyandırmaz?..

Ağanın yanında yanaşma (işçi) olarak yaşayan ve oğlu Ali ile de kendisini kardeş gibi yakın hisseden Selim, hissettiği bu yakınlığa ve sevgiye rağmen Ali’ye karşı birtakım olumsuz düşünceler de besler. Ali’nin ağa çocuğu olmasının, aralarında bir sınıf farkı oluşturduğunu düşünmeye başlar. Ali’nin, kendisini kardeşi gibi benimsemiş olmasına rağmen. Bu durum Selim’in benlik algısında bir problemi olduğunu, kendisini aşağı veya yetersiz gördüğünü düşünmeme sebep oldu. Bunu şuna benzetiyorum; mesleği doktorluk olan bir adamın, öğretmen bir kadınla evlenebilmesi gayet normalken, tersinin, yani doktor bir kadının öğretmen bir adamla evlenmesini anormal olarak değerlendirmek gibi. Genelleme yapmıyorum ama erkeklerin “bir kısmında” bu düşüncenin yer alabildiğini ve kendisinden unvan olarak yukarıda -sadece unvan olarak değil, herhangi bir konuda kendisinden daha yukarıda- olmayan kadınlarla birlikte olduğunu düşünüyorum… Mesela bir kadının evinin hanımı olup bir işte çalışmaması küçümsenecek bir durum olarak görülmemekle birlikte anormal olarak da nitelendirilemezken, aynı durum erkekler için de niçin geçerli olamaz? Kadın da erkek de elbette isteklerine göre çalışırlar veya çalışmazlar, mesele bu değil. Ancak niçin bir adamın evindeki işlerle ilgilenip, çalışanın karısı olması anormal bir durum olarak görülür? Hasta bile olsa niçin dinlenip iyileşebilmeyi kendine hak olarak görmeyip evine ekmek getirmek zorunda olduğu hissinden kurtulamaz? Bu durumun erkeklerin üzerinde hissettikleri toplumsal baskıdan yahut bir çeşit kişilik mücadelesinden kaynaklı bir gurur meselesi olup olmadığını iddia edebilir miyiz? Ya da erkeklerin bu meseleyi gurur edinmesine karşılık kadınların gurursuz olduklarını mı düşünmeliyiz? Ya da böyle bir konuda cinsiyet ayrımı yapmanın gereksizliğinden mi bahsetmeli? Ancak durum ortadadır ve apaçık bir cinsiyet farkıyla kendini göstermektedir…

Peki, ya kendinden 5 yaş büyük bir erkek ile evlenmekte problem yok iken; 5 yaş büyük bir kadınla evlenmenin anormal sayılmasına ne demeli?.. Kitapta bu ve benzeri soruların örnekleri yer alır… Selim kendinden yaşça büyük bir kadınla henüz küçük ve ergenliğine bile yeni girmiş bir delikanlı iken evlenir. Karısına içtenlikle bağlanır… Selim’in bağı bahçesi yoktur ve çiftliklerde yardımcı işçi olarak çalışır. Esma ise bağları olan ancak kocasını savaşta kaybetmiş dul bir kadındır. Ali’ye olan kırgınlığı ile - bu kırgınlığın sebebini Ali de bilmez- yollarını ayıran Selim, Esma’nın yanında bağ işlerine yardım için çalışmaya başlar ve sonrasında gelişen olaylar sebebiyle de evlenirler…

Ayrıca kitapta mütareke dönemleriyle Anadolu’nun batısında meydana gelen değişiklikleri görmek de mümkün... İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çalışmaları, cemiyetin hürriyet konulu söylemleri, mebuslar meclisinin tekrar kurulması, Yunanlıların batıda yaptığı işgaller sonucunda milis güçlerin oluşması, bu milis güçlerin bir yandan düşman ordusunu yavaşlatmak gibi faydalarının yanında köylülere baskınlar düzenlemek gibi zararlı yönlerinin de olması, mebuslar meclisinin tekrar kapatılması gibi olaylara da rastlanılır…

Tüm bu olaylar bütününü içerisinde bulunduran ve sadece 78 sayfadan oluşan bu kısacık kitap, yazarın ömrü, eserini tamamlamasına yetmemesine rağmen yarım kalmışlık duygusuna veya herhangi birtakım soru işaretlerine yer vermemekle beraber, okunmaya değerdir…

Onur Erol 
18 Şub 20:52 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bu kitap için yarım kalmış bir roman diyemeyiz. Çünkü hikayedeki bir çok soru işareti aydınlanıyor. Belki daha başka olaylar da romanda olacaktı ama Atılgan'ın ömrü vefa etmedi. Kendisini rahmetle anıyoruz. Aylak Adam ve Anayurt Oteli gibi edebiyatımıza kült romanlar kazandırmış yazarın bu kitabını da seveceğinizden hiç şüpheniz olmasın.

Özen Bağ 
18 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Yusuf Atılgan'ın tamamlayamadan hayata gözlerini yumduğu ama "yarım kalmış" da denilemeyen bir roman.Yazar bu eserinde de insan ruhunun kötücül yanlarını göstermiş, roman kahramanını idealize etmemiş,ona hayran olalım diye didinmemiş.Galiba yazarın kaleminin en çok da bu yanını sevdim ben.Henüz Yusuf Atılgan okumadıysanız Aylak Adam'ı en sona bırakın çünkü diğer romanlarında o tadı arayacak,bulamayacaksınız.

Mehmet Admış 
31 Oca 18:23 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yusuf Atılgan'ın son romanı.. Tamamlayamadan vefat etmiş.. Yarım kalmasına rağmen güzel bir roman.. Keşke ömrü yetseymiş de tamamlasaymış daha güzel olurdu. Ama yarım olmasına rağmen yine de çok iyi.. Kurtuluş Savaşı dönemlerinin Ege'sine bir pencere aralamış yazar... Tavsiye ederim, okumadıysanız okuyun...

Sanık'ın hikayesi yok a dostlar! Bir kitap ki hikaye içinde hikaye. İş içinde iş. Her bölümde bitip bir sonraki bölümde yeniden başlayan. Kendi başlarına dans eden ama hep beraber ahengi yakalayan. İşte bu kitap o kitap. İşte bunu yazan da, tabi ki Yusuf Atılgan.

menesim 
03 May 11:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bittiğinde zerre yarım kalmışlık hissi yaşatmayan yarım kalmış kitap. Tamamlansaydı da niye bitti ki, denilecekti, öyle güzel olmuş. Köy yaşantısı böyle kolay yazılmaz, deyip daha önce bir romanını yakmış olsa da yazabileceğini Canistan ile gösterebilmiş Yusuf Atılgan. Aylak Adam'ın aforizmaları yok ama doğa var, cinsellik ve sevgi, intikam, günahlar ve korkular, hayat var.

Aslıhan Alpaslan 
14 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Evde kızımın kütüphanesinde okuyabileceğim bir şeyler ararken baktım benim Canistan orda duruyor pek sevindim kızımda okumuş diye hatta benim çok yapmadığım kitaplarda not alma, altını çizmeleri de yapmış.Bu da bana bu kitabı inceleme bahanesi verdi. Hatırlıyorum da bu kitabı okurken kitap koşmuş ben arkasından yetişmeye çalışmıştım. Hızlı, çabucak okunan, akıcı bir romandı. Aklımda kalan köy kadınlarının yaşadığı cinselliğin ayıpsızlığı, köy insanın gündelik işlerinin düzenidir. Ne var ki yazar yaşasaydı son bölümünde neler anlatırdı merak etmekten de kendimi alamamıştım. Benim için Türk yazarlar hep bir tık önde olacağı için keyifli okumalar diliyorum...

Banksy 
14 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Keyif alarak okuduğum bir kitaptı. Beni etkiledi bir an o köyde olanları izliyor gibi oldum. Yazar kitabı anlatırken kitabın akışını bozmadan ve sıkmadan anlatmış. Kitap hakkında söylenecek olumsuz bir bölüm yok ancak biraz daha uzun olsaydı daha iyi olabilirdi. Yusuf Atılgan yazdığı bu eserle de beni hayal kırıklığına uğratmadi. Keyifli okumalar.

Penbegül Yılmaz 
11 Mar 14:07 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap içinde aşkı barındıran,gerçekçi,bir zamanların tarih sahnesini son bölümünde gözler önüne seren bir türde olmanın yanında , intikam duygusunu vermektedir.
Anlaşılır bir dilde olmanın yanında yer yer farklı lehçe ve ağızlara da rastlanmaktadır.

Zehra 
08 May 21:43 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sıradan insanın dünya üzerindeki sıradan çabasına dair hiçte sıradan olmayan başarılı bir Atılgan romanı.tamamlanmamış gibi dursa da bu haliyle bile bitmiş bir roman gibi görünüyor. Yusuf Atılgan köy hayatında deneyimlediği bilgileri romana yansıtmış. Tarımla alakalı , tarla sürme, sebze ekme gibi faaliyetler detaylı bir şekilde anlatılmış. Yazarın vefatı nedeniyle son bölüm yazılamamış. Kısa bir roman tek seferde okunabilir

2 /

Kitaptan 23 Alıntı

ELİF KÖSE 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...Bağırmanı duysalar bile kıçlarını kıpırdatmazlar korkudan; duymamak için kafalarını yorganın altına sokarlar...

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 10)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 10)
Ahmet Samsa 
29 Ara 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Mahmut bey gibi iyiler, yürekliler hep ölecek anlaşılan. Ne tuhaf, gâvurlar kovulduktan sonra buralar tümden korkaklarda, sünepelere kalacak.

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 63)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 63)
Onur Erol 
18 Şub 20:16 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Allah dert verdiyse dermanını da vermiştir bilene. Toprakta biten otların şifalısı var, ağulusu var. Hanginin neye yaradığını bileceksin. Ben daha gençken köyde bi Sağır Hayriye vardı; ot toplayıp ilâç karardı. Çoğunu ondan öğrendim.

Canistan, Yusuf AtılganCanistan, Yusuf Atılgan
gökçe türkkan 
15 Nis 21:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Muallim Bey, mahallede sevilip sayılıyor, çoğu akşamlar kahvede konuşmalarını tavla, domino oynayanlar bile oyunu bırakıp dinliyorlardı. Çoğu zaman Hürriyet'in ne olduğunu, gelecekte Hürriyet'te yaşamanın iyiliklerini anlatırdı."

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 48)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 48)
Onur Erol 
18 Şub 20:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

- İyi de, bi şerbet yapıcak şeker yok, pekmez yok.
- Olmasa da olur kızım. Yoksul nikahı bu.

Canistan, Yusuf AtılganCanistan, Yusuf Atılgan
ELİF KÖSE 
06 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...Öğretmenin dediğine göre dört beş yılda bir mebuslar seçilip İstanbul'da toplanacaklar, halkın yararına kanunlar yapacaklarmış. Oysa Selim, Esma gibilerin yaşamında nasıl bir değişiklik olabilirdi?...Onun yorumu şöyleydi: 'İstanbul'da, yukarıda büyükler, kodomanlar tepişecek herhalde, bizlerse gene çalışıp didinip sağ kalmaya uğraşacağız.''

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 50)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 50)
Mehmet Admış 
31 Oca 15:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Selim'in acısı Mehmet Ağa ile karısının "ölenle ölünmez," "Tanrı'nın yazdığına boyun eğmeli" gibi beylik avuntularıyla geçecek gibi değildi.

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları - 13. Basım)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları - 13. Basım)
Onur Erol 
18 Şub 20:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Selim nasıl kırılmış olmalı ki bunca yıl taşımış kinini. Ben olsam bağışlardım. Selim'i tanıyınca nasıl sevinmişti yattığı yerde Ali.

Canistan, Yusuf AtılganCanistan, Yusuf Atılgan
Metin Özdemir 
31 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Gözü kör olası savaş, gençlerin başını yedi.

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 76)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 76)
Mehmet Admış 
31 Oca 17:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

- ... 'Allah devlete zeval vermesin' diyecektim ama verdi. Ufacık Yunan'ın esiri olduk.
- Ankara'da Kemal Paşa'nın yeni devleti varmış Hacamca. Ordusu ne, Yunan ordusunu iki savaşta bozmuş. Belki buraya da gelirler.
- Duydum oğul, dilerim doğrudur. Allah ona zeval vermesin bari.

Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları - 13. Basım)Canistan, Yusuf Atılgan (Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları - 13. Basım)
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Arkada Kalanlar: "Posthumous Books"
Arkada Kalanlar: "Posthumous Books" Bugünlerde Umberto Eco’nun yeni bir kitabı yayınlanabilir desem ne dersiniz? 19 Şubat 2016 edebiyat ve kültür dünyası için önemli iki kaybın yaşandığı, Umberto Eco ve Harper Lee’nin gözlerini bu dünyaya kapadığı bir tarihti. Ancak Umberto Eco’nun “Pape Satàn Aleppe: Chronicles of a Liquid Society” adlı kitabının İtalyancası 26 Şubat’ta yayınlandı. Yakında İngilizce ve Türkçe baskısını da görebiliriz. Peki yazarlarının ölümünden sonra yayınlanan diğer kitapları merak ettiniz mi?