Adı:
Canistan
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789750735677
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
Ocağın üstündeki rafta yanan zeytinyağı kandilinin soluk ışığında ayak ucunda duran adamın yüzü yabancı gibi değildi ama kim olduğunu çıkaramadı. Başında yerleşik bir ağrı vardı. “Çeteler. Sonunda basıldık işte. Aptal gibi fırladım dışarı; tüfeği alıp beklemeliydim. ‘Bağa çıkmayalım bu yaz; her gün gider geliriz; geceleri köyde kalalım’ deyip durduydu Fatma. Dinlemedim…”

Yusuf Atılgan’ın tamamlamadan bıraktığı üçüncü romanı Canistan, ölümünden çok sonra, ilk kez 2000 yılında yayımlandı. Romanın coğrafyası yine Manisa; ama bu kez dönem farklı. Anadolu’nun işgal edildiği, direniş çetelerinin kurulduğu yıllar, anasını bırakıp köylere, çiftliklere çalışmaya giden çalışkan, işbilir köylü çocuğu Selim… Okuyunca göreceksiniz; üç bölümden oluşan bu kısa anlatı hiç de yarım kalmış değil. Son derece güçlü bir dil ve sağlam gözlemlerle dolu, tam bir “usta” eseri…
CANİSTAN : Can Ülkesi (Hangi sözlükte yazıyor?Ben uydurdum Yusuf Atılgan'a katkı olsun)

Bu kitap hakkında söylenip duran, "yarım kalmıştır" sözü rivayetten ibaret olup muhtemelen yalandır..

Taşra edebiyatını çok az okuyan, hatta neredeyse hiç okumayan biri olarak tamamen içgüdülerimle bir cahil cesareti örneği göstererek söze başlamak istiyorum. Bu kitap belki de binlerce sayfalık taşra edebiyatının adeta bir özeti gibidir, hap niyetine şifa niyetine okunasıdır.

Yusuf Atılgan rahmetli öldüğü sıra kitap üzerinde çalışıyormuş, belki de bitirdi nereden biliyorsunuz yani ?

Şu yeryüzünde yaşlanıp da sonra çocukluğunu yad etmek istemeyen kim vardır, hele de güzel geçtiyse veya yaralarıyla birlikte de olabilir.. İşte Atılgan da memleketi Manisa'ya ışık tutmuş, hem de çocukluğundan bile eski bir devre neredeyse. Kitabın ilk sayfasında ilk cümlede hatta bir tarih var,yazarın doğum gününe rastlıyor..Kendi çocukluğundan da pek çok iz olduğunu tahmin ediyorum.

Bir delikanlı düşünün 15 yaşlarında, hayatın bütün yükünü omuzlasın ve de daha önemlisi aşkın bütün yükünü..

Bu kitap çoktan hak ettiği saygı duruşuna acep ne gün kavuşacak ?

Utanarak söyleyebilirim, Yaşar Kemal gibi Anadolu'yu anlatan pek çok yazarımızla tanışmadım henüz lakin dediğim gibi hissediyorum ki onlardan bir parça var bu kitapta..

Anadolu mu istersin, kurtuluş savaşı önü arkası civarı mı, yoksa gencecik delikanlının ilk aşkını mı, yoksa ekmek kavgasını mı, yoksa aile dramını mı, yoksa insan olmanın kıskanç haset hallerini mi ne sayayım daha ne istersen var..

Aylak Adam elbette muazzam bir kitaptır Atılgan'ın imzasıdır lakin bu kitap bazı açılardan onun da önündedir kanaatimce.

Manisa benim için askerlik şehrim demek, yeri de ayrıdır. 70 küsür sayfalık şu kitabı imkanı olan lütfen (hatta yalvarırım) okusun, sonra pişman olana ben kitap parasını iade edeyim hiç sorun değil :)))

Aşk, sevgi,cinsellik. Arkadaşlık,dostluk,mecburi arkadaşlık kisvesi. Anadolu'nun bağrından kopan ne varsa bu kitapta var, yoksa abartıyor muyum? Bilemem tabi herkesin görüşü kendine..

Başka sözüm yok sayın okur, karar senin..
Okuyalı uzun bir zaman oldu ama hâlâ aklımın bir köşesinde.Kitabı okumadan önce Sayın ATILGAN'ın kitabı bitiremeden vefat ettiğini öğrendim.Bu nedenle sonu gelmemiş bir kitaba çekinerek yaklaştım ancak hiç de öyle olmadı.Akıcı üslubunun yanı sıra ele aldığı konular ile okuru hikayeye tam manasıyla ortak ediyor.İyi okumalar dilerim.

Benzer kitaplar

Kitaba başlarken biraz tereddüt ettim. Çünkü yazar bu kitabı bitiremeden ölmüştü, sonu gelmemiş bir kitap bende nasıl bir duygu yaratır, acaba sonunu nasıl bitirecekti sorularıyla boğuşur muyum diye. Ama gerçek şu ki yazarın okuduğum ikinci kitabı ama bence hangi kitabını okursam okuyayım bunun yeri farklı olacak diye düşünüyorum. Yazarın Aylak Adam’da da dediği gibi; Bir sanatçının en güzel eseri hiç bitmeyecek olanı değil mi?
Bu kitap için yarım kalmış bir roman diyemeyiz. Çünkü hikayedeki bir çok soru işareti aydınlanıyor. Belki daha başka olaylar da romanda olacaktı ama Atılgan'ın ömrü vefa etmedi. Kendisini rahmetle anıyoruz. Aylak Adam ve Anayurt Oteli gibi edebiyatımıza kült romanlar kazandırmış yazarın bu kitabını da seveceğinizden hiç şüpheniz olmasın.
Yusuf Atılgan'ın tamamlayamadan hayata gözlerini yumduğu ama "yarım kalmış" da denilemeyen bir roman.Yazar bu eserinde de insan ruhunun kötücül yanlarını göstermiş, roman kahramanını idealize etmemiş,ona hayran olalım diye didinmemiş.Galiba yazarın kaleminin en çok da bu yanını sevdim ben.Henüz Yusuf Atılgan okumadıysanız Aylak Adam'ı en sona bırakın çünkü diğer romanlarında o tadı arayacak,bulamayacaksınız.
Kitabın yarım kaldığını duyduğum zaman okumakta tereddüt etmiştim. Buna rağmen kitabın sonuna geldiğimde yarım kaldığı aklımdan çıkmıştı bile. Okurken kafamda oluşan sorular cevaplandı. Belki kitap tamamlansaydı farklı anlara, olaylara bizi sürükleyebilirdi. Ancak şuan ki haliyle okuduğumuz olayın sonuçlanmış olması tamamlanmamış lafını ortadan kaldırıyor. Ne anlattığına gelirsek, iki arkadaş, aralarından geçen bir olay, oluşan kin ve zamanla ortaya çıkan birikmiş olayların sonucu diyebiliriz. Kitabın bıraktığı etki kişiden kişiye değişse de ben elimden bırakamadan bir anda okudum.
Yarım kalmış karışık bir romanımsı. Yusuf atılganın 3 romanını da okuyayım diye düşünerek okumak istemiştim. Ama canistan kitabı ismi kadar güzel değil. Beklentinizi fazla yüksek tutmayınız
Sanık'ın hikayesi yok a dostlar! Bir kitap ki hikaye içinde hikaye. İş içinde iş. Her bölümde bitip bir sonraki bölümde yeniden başlayan. Kendi başlarına dans eden ama hep beraber ahengi yakalayan. İşte bu kitap o kitap. İşte bunu yazan da, tabi ki Yusuf Atılgan.
Yazarın ölümü dolayısıyla yarım kalmış bir kitap olmasını hikayenin yarım kaldığını göstermiyor. Ana karakterlerin durumu belli olunca zaten hikaye bitmiş gibi oldu. Güzel akıcı bir kitap. Bir haftasonu ogleden sonra elinde çayınla güzel bir kafa dinlemelik kitap bence
Bittiğinde zerre yarım kalmışlık hissi yaşatmayan yarım kalmış kitap. Tamamlansaydı da niye bitti ki, denilecekti, öyle güzel olmuş. Köy yaşantısı böyle kolay yazılmaz, deyip daha önce bir romanını yakmış olsa da yazabileceğini Canistan ile gösterebilmiş Yusuf Atılgan. Aylak Adam'ın aforizmaları yok ama doğa var, cinsellik ve sevgi, intikam, günahlar ve korkular, hayat var.
Yazarı Aylak Adam kitabı ile tanımıştım. Çok çok beğenmiştim ve sonrasında diğer 3 kitabını da almıştım.
.
.
Canistan, yazarın tamamlayamadığı bir eser. Ömrü vefa etmemiş devamını yazmaya. Ama bence bu kitaba kimse 'yarım kalmış' diyemez. Kitap ""Duruşma", "Yargıç", "Tanık" bölümlerinden oluşmakta. "Sanık" bölümü ise yazılamamıştır. Keşke diyorum, keşke Yusuf Atılgan daha fazla eser bırakıp gitseydi.
.
.
Bu yapıtında Ikıncı Meşrutiyet ve Millî Mücadele yıllarında Manisa köylerinde yaşanan trajik bir dostluk ve aşk öyküsünü anlatmış.
Kitap bir çok yönüyle bana Gorki'nin Ana kitabını anımsattı. İç karışıklık zamanında yaşanan iki kırsal hikaye,iki devrim,çeteler,köylü yaşamı vs ortak noktaları. 1905-1919 arası Manisa'nın üzüm yetiştiren köylerinde geçiyor,dolayısıyla içinde Kanunesasi,Bab-ı Ali Baskını,Hareket Ordusu'nun Selanık'ten gelişi,Abdulhamit'in tahttan inişi,Balkan Savaşı,1. Dünya savaşı, Yunanlıların Ege'yi işgali ve Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi gibi geniş bir tarih skalasını kapsıyor. Sadece 94 sayfa yaklaşık 3-4 saatimi aldı. Ama asıl dikkatimi çeken bu kadar kısa bir zamanda bir milletin bunca olaya nasıl dayandığı ve sonradan Kurtuluş Savaş'ı gibi büyük bir olaya imza atması..Sanırım burada genetik kodlar devreye giriyor. Çok duru ve yerel bir dil kullanılmış zaten Yusuf Atılgan da manisalı diye biliyorum. Güzel ve akıcı bir kitap.Bu arada kitap cidden yarım kalmış bence,500 sayfa da olsa aynı şevk ve istekle okurdum ki bitince devam etmesi konusunda bir istek duyuyorsunuz.
— Ne zaman hacca gittin amca? diye sordu.
— Ne gitmesi oğul, bizim gibi tencerede pişirip kapağında yiyenler hacca mı gidebilir... Askerliğimde devlet Hicaz'a gönderdi beni de hacı oldum orda.
Yusuf Atılgan
Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
Mayıs başı işlerin sıkıştığı zaman, herkes ovadaydı elbet. 'Çiftçinin işi bitmez; yalnız yağmurda, karda, bir de arifede, bayramda dinlenir' derdi Tokuç Osman.
Yusuf Atılgan
Sayfa 19 - Yapı Kredi Yayınları 10.Baskı Mayıs 2013
...Bağırmanı duysalar bile kıçlarını kıpırdatmazlar korkudan; duymamak için kafalarını yorganın altına sokarlar...
"Kardeş misiniz siz?" diye sormuştu. Ali, "öyle sayılırız" derken, Selim "işçileriyim ben" demişti.
Çaktırmadan ,sinsice yaklaşıp istediğimiz kızın eteğine mantar tabancasını sıkarak korkutur, böylece onu sevdiğimizi belirtirdik.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canistan
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789750735677
Kitabın türü:
Yayınevi:
Can Yayınları
Ocağın üstündeki rafta yanan zeytinyağı kandilinin soluk ışığında ayak ucunda duran adamın yüzü yabancı gibi değildi ama kim olduğunu çıkaramadı. Başında yerleşik bir ağrı vardı. “Çeteler. Sonunda basıldık işte. Aptal gibi fırladım dışarı; tüfeği alıp beklemeliydim. ‘Bağa çıkmayalım bu yaz; her gün gider geliriz; geceleri köyde kalalım’ deyip durduydu Fatma. Dinlemedim…”

Yusuf Atılgan’ın tamamlamadan bıraktığı üçüncü romanı Canistan, ölümünden çok sonra, ilk kez 2000 yılında yayımlandı. Romanın coğrafyası yine Manisa; ama bu kez dönem farklı. Anadolu’nun işgal edildiği, direniş çetelerinin kurulduğu yıllar, anasını bırakıp köylere, çiftliklere çalışmaya giden çalışkan, işbilir köylü çocuğu Selim… Okuyunca göreceksiniz; üç bölümden oluşan bu kısa anlatı hiç de yarım kalmış değil. Son derece güçlü bir dil ve sağlam gözlemlerle dolu, tam bir “usta” eseri…

Kitabı okuyanlar 523 okur

  • Aysel Turan
  • Betül Düzgün
  • Nuray Çimen
  • Merve Polat
  • Uygar Atasoy
  • Sevda Keleş
  • Figen Düzgün
  • Cemre
  • Hüseyin Ç.
  • 3. Seviye

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%27.7
25-34 Yaş
%44.3
35-44 Yaş
%14.9
45-54 Yaş
%5.5
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.8
Erkek
%44.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.9 (27)
9
%25.3 (43)
8
%30.6 (52)
7
%14.7 (25)
6
%6.5 (11)
5
%4.7 (8)
4
%0
3
%1.2 (2)
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları