Ezilenler

8,6/10  (255 Oy) · 
978 okunma  · 
244 beğeni  · 
6.853 gösterim
1861'de yayımlanan Ezilenler eleştirmenlerin sert tepkileriyle karşılaştı, ancak geniş bir okuyucu kitlesi tarafından beğeniyle okundu. Daha sonra yazdığı Suç ve Ceza, Ecinniler, Karamazov Kardeşler adlı romanlarıyla dünya edebiyatının dâhi yazarları arasında ilk sıralarda yer aldı.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    396
  • ISBN:
    9789944883146
  • Orijinal Adı:
    Униженные и оскорбленные
  • Çeviri:
    Nihal Yalaza Taluy
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
14 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Ezilenler kitabını okuduğum sıralarda Kur'an-ı Kerim'de karşıma çıkan bir ayet bana bu kitap hakkında şunu diyordu : Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Kasas Suresi 5. ayet

Yeryüzünde üst kesim tarafından ezilmekte olanlar ezilmelerine karşın mutsuzlar mıydı ki peki? Yani zaten onların birbirine karşı duyduğu sevgi ezim ezim ezilmelerine rağmen onlar için bir lütuftu ki aslında. Hem onların önderlik arzusu da sevgilerinde birbirlerine karşı hissettiği önderlik arzusu değil miydi?

Ezilme ile sevginin niteliği ters orantılıdır. Üst kesimde para ve rütbe arzusuyla yanıp kavrulan insanlar seni ne kadar ezmeye çalışırsa senin içindeki sevginin de o kadar artma ihtimali var. Hani Kleist'ın Michael Kohlhaas adlı romanında geçen şu #15657621 alıntı gibi adaletsizlikten emin olunan ortamlarda başka bir çare olmadığı için insanın kendi kalbindeki dürüstlükten emin olduğu bir an oluyor.

"...ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin" diyen Nazım Hikmet'e karşı da bir serzeniştir aslında bu kitap. Çünkü romandaki karakterlerin her biri kabahatlerinin oldukça farkındalığında ve bu kabahatleri sevgi arayışı, merhamet ve acıma duyguları olduğu için bundan gocunmamaktalar. Tam tersine birbirlerini en çok nasıl sevebileceklerse o yöne doğru bir arayış içindeler. Hani bizim de tam olarak yapamadığımız o arayışı.

Slav kadınları kötüdür abi... Kötüdür. Defalarca gözlerinin içlerine kadar bakabilmiş biri olarak masmavi bir deniz rengiyle karşılaşırsınız çoğu zaman. Bu masmavi denizin içinde muhtemelen ne batık gemiler, ne renkli balıklar, ne geçim sıkıntısıyla geçip giden hayatlar var dersiniz. Ama çoğu zaman öyle olmaz... Dostoyevski'nin kitaplarında da kadınlar genel olarak kötüdür. O masmavi gözlerinin içinde gördüğünüzü sandığınız şeyler aslında sadece bir perde gibi sizi kandırır. Çünkü soğuktur Slav topraklarının atmosferi. Her gün bir ambulans sesi duyulur ölen bir evsiz insanı yerinden almak için. Rönesans'ın değdiği sokaklarda fakirliğin ve ezilmişliğin Rönesansını yazarlar bu insanlar da. İçlerinde gerçekten sevgiye dair bir şeyler olduğunu görürsünüz. Çünkü ellerinde başka bir şeyleri kalmamıştır. Kadınların gözleri, altın orana yakın olan yüzleri ve fizikleriyle yanılttığı erkeklerin sevgilerinin bitmez tükenmez savaşını anlatır Dostoyevski de kitaplarında.

Ezilmek iyidir ama seversen.

Yakup 
Dün 07:11 · Kitabı okudu · 10/10 puan

İnsanı allak bullak eden bir roman bu. Daha önce okuduğum hiçbir Dostoyevski romanında bu kadar sert bir egemen sınıf (zenginler,asiller) eleştirisi görmemiştim. Prens ve çevresi ne kadar aşağılık, Alyoşa bile rezilin biri bence. Bu roman Rusya'da Ekim Devrimine giden yolun sağlam taşlarından biri olmalı. Romandaki ana karakterlerden biri (İvan Petroviç) ve romanın anlatıcısı doğrudan Dostoyevski'nin kendisi. Bu şahane kişiyi kendi romanlarından birinde kahraman olarak görmek bir edebiyatsever için ne kadar sevindirici. Aslında her Dostoyevski romanındaki iyilik ve yardımsever, aşırı fedakar bir kahraman bulunur. (Karamazov Kardeşler'de Aleksey, Budala'da Prens Mişkin) Ben bu kahramanların hep Dostoyevski olduğunu düşünürdüm. Bu romanda direkt karşımıza çıktı. Roman çok etkileyici bir şekilde başlıyor ve bütün roman süresince merak unsuru hiç eksik olmadan devam ediyor. Bu nedenle çok hızlı okunabilir. Romanın en etkileyici kısmı ise Prens'le İvan Petroviç'in gece yedikleri yemekteki konusmalariydi. Bir şeytanla melegin konuşması gibi. Ezilenler çevirileri içinde Nihal Yalaza Taluy'un bu güzel çevirisini tavsiye ederim.

Tolga Topuz 
19 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Küçük bir kız çocuğunun yaşadığı travmaları onun psikolojik tahlilleri ve duyguları gayet başarılı işlenmiş. Buda birçok okuyucuya sabırlı ve bilinçli bir birey olmaları çocuklarını anlamalarına yardımcı olabilir. Yaşadığı ağır travmaların sabırlı bir sevgiyle tamir edilişi de çok iyiydi.Abes fakat gerçekle o kadar içice olan aşkların hikayesine dönelim. Aşk dediğimiz duygu bize kalbin ve aklın aynı ahenkte seslenmesi; birbirinden hem bihaber bir o kadar da birbirine yekpare hücreler gibi saf temiz olmalıdır. Aklın kenara fırlatılıp kalbin tek başına konuştuğu aşkın bedelini anne karnındaki bebekten tutunda koca aileleri nasıl bir Buhrana sürüklediği harika bir şekilde anlatılmış. Tolstoy'un bize''bir kadının kaderi sevdiği adamın ihaneti ve sevmediği adamın sadakati arasında çizilir cümlesine yazılmış, sanki. Karakterlerin tümünün bunun farkında olması olaylar örgüsünü değiştirmeyip buram buram gerçeklik koktuğunu söyleyebilirim. Ayrıca kopartılan aile ilişkilerinin yeniden tamir edilişini anlatırken okuyucuyu duygusal duruma fena halde sokmaktadır. İslenen karakterler ve duygular o kadar gerçekçi ve derin bir şekilde işlenmişti ki bana çok şeyler kattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Dostoyevski'yi okuyun tüm kitaplarını okuyun...

Büşra. 
12 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Genelde bir kitaba tam anlamıyla on sayfa okuduktan sonra odaklanabiliyorum. Bu durum Dostoyevski'nin eserlerinde tamamıyla değişiyor! Daha ilk paragrafından itibaren beni saran, yüzlerce sayfayı ne ara okuduğumu fark edemeyeceğim kadar içine çeken anlatımı; yazara olan hayranlığımı her defasında ikiye katlıyor. Yer yer kendi hayatımdan izlere rastladığım bu eser ise bende bambaşka bir yer edindi. Öyle ki, kitabı okumadığım zamanlarda olaylar zihnimin bir köşesinde yaşanıyor, roman ilerlemeye devam ediyordu sanki. Hızla akıp giden paragrafların altında çok sağlam mesajlar verilmekte. Dostoyevski'nin her eseri okunmalı, bu da es geçilmemeli.

Aslı 
07 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tadı damagimda kaldı desem yeridir. DDün gece bitirdim. Hadi bee dedim ;) Buruk ve eksik bitti sanki. Bir sitede yazarin bu kitabını aslinda pek beğenmediğini okumuştum. Neden beğenmedi acaba? Belki de doğru değildir. Ben çok beğendim, tavsiye ederim. Hüzün ve yarım kalmışlık bıraktı bende.

Cumhur 
17 Kas 14:44 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

İşte Dostoyevski'den içinde kaybolup gideceğiniz bir roman daha, kişilik betimlemeleri o kadar güzel ki; insanlar sanki karşınızda. Alıp karşınıza Prense ağız dolusu bir ton laf sayabileceğiniz, Nataşa'ya ah kızım vah kızım gel etme eyleme, bu sümsük Alyoşa'dan bir nane olmaz. Hem ne gurursuz bir kadınsın Alyoşa bir sana bir Katya 'ya koşuyor ikinizi de seviyorum diyor.Bu adam için babanı(İhmenev), anneni(anna andreyevna) niye üzersin ki; bak gül gibi yazar Vanya(sanırım Dostoyevski'nin kendisi oluyor) var.O seni seviyor anlamıyor musun?. Kendi ayakları üzerinde duramayan prensin oğlu Alyoşa baba lafına bakıyor. Babası ne ki
o bir şeye benzesin. Bak böyle pembe hayallerle gidersen romanın sonu kötü biter. diyerek nasihatler verebileceğiniz bir hal alıyorsunuz. Hele bir de Nelly miz var ki içler acısı küçük Nelly hayatın başlı başına bir roman o küçücük yüreğin bu kadar acıyı nasıl kaldırdı. Kurban olurum NELLY'im demeden göz yaşlarınızın bir anlamı yok.

Orijinal ismi Ezilmiş ve Aşağılanmışlar olan kitabın başkahramanı Vanya’nın yaşamının Dostoyevski’nin ilk gençlik yıllarındaki yazarlık dönemine benzerliğini, yazarın hayatını biraz araştıran her okuyucu anlamıştır.
Yazar, dönemin aristokrat aileleri ile fakir ve hor görülen ailelerin bitmeyen düşmanlığını, ailelerin çocuklarının birbirine duyduğu aşkı dokunaklı şekilde anlatılırken, imkansızlığını tüm gerçekçiliğiyle okuyucunun yüzüne vurmuştur.
Okurken yabancısı olmadığınız, sadece o döneme ait olmayan ortak kaderlerin günümüzde de hala devam etmesi konunun güncelliğini belki de yüzyıllar boyu gelecek kuşaklara taşıyacaktır. Evlilik ve aşkın duygusallıktan çok, gerçeklik ve mantığa dayandırılması bence yazarın gençlere ders vermesi niteliğindedir.

Pınar Akdeniz 
14 Ağu 15:31 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Farklı insanlar ve hepsinde farklı acılar. Zorluklarla, üzüntülerle hayatlarına devam etmeye çalışan yürekler... Sevdiği insanlar için kendinden fedakarlık eden, her şeyden önce onların yanında olmaya çalışan Vanya. İnsanı kederlendiren bir roman. Hayat da böyle değil midir zaten aslında. Acılarla dolu, herkesin kendine göre derdi olduğu bir yaşam burası. Hüzün dünyası... Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. İnsanın içini parçalayan, herkesin şanslı doğmayacağını, daha ilk doğduğu anda zor imtihanlara tabi tutulduğunu anlatması da etkileyici. Tabi ne çıkarmamız gerektiği de bizim kalbimizle alakalı. Keyifli okumalar dilerim.

ÖZLEM TEPE 
09 Kas 11:18 · Kitabı okudu · 14 günde · 10/10 puan

Ezilenleri uykusuz kalarak dün gece bitirdim..Okunmaya layık hikayesiyle kurgusuyla,yaşattığı duygu yoğunluğuyla size adeta bir film keyfini veriyor.Çok güzel bir şekilde kaleme alınmış,betimlemeler yapılmış,okurken kendimi kitaptaki kahramanlardan biri gibi hissettim.Başlarda biraz sıkıcı gelebilir ama sabrederseniz biraz kitaptan keyif aldığınızı göreceksiniz.Kısacası bu kitap benim tavsiye listeme girmiştir,okuyun efendim.

Tuğba Onat 
11 Haz 2015 · Kitabı yarım bıraktı · 4/10 puan

Kitap güzele benziyo ama nedense bana biraz ağır geldi. Anlatımı olsun olay örgüsü olsun beynimi çok yordu sanki. Istemeyerekte olsa yarım bıraktım ama elbet bir gün elime alıp bir çırpıda okuyacagim...

4 /

Kitaptan 255 Alıntı

Yunus Emre Dilsizmen 
 18 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Yoksul olmak günah değildir ama, varlıklı olup da başkalarını küçümseyip kırmak günahtır."

Ezilenler, DostoyevskiEzilenler, Dostoyevski
Oğuz Aktürk 
17 Kas 15:00 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Hahaha.
Yaşama arzum, hayata inancım vardı!.. Fakat bu düşüncenin ardından bir kahkaha attığımı da hatırlıyorum.

Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 56 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 8. Basım)Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 56 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 8. Basım)
HÜLYA BİLGİN 
23 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir insanın cömertliği ne kadar büyük ve gürültülüyse, onda o kadar bencillik bulunur, hem de en iğrenç, en tiksindirici türdendir.

Ezilenler, DostoyevskiEzilenler, Dostoyevski
gül 
 18 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

...bir atasözü bile vardır:keyif aptallarındır, derler...

Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 256 - Sentez Dünya Klasikleri)Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 256 - Sentez Dünya Klasikleri)
HÜLYA BİLGİN 
23 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gelecekteki mutluluk uğruna sonuna kadar acı çekmek , onu yeni sıkıntılar pahasına elde etmek gerek .Acı her şeyi temizler.İnsan da yaşamda çok acı çeker.

Ezilenler, DostoyevskiEzilenler, Dostoyevski
Yunus Emre Dilsizmen 
 29 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"İyi yürekli insanlar kendileri için birşey yapılmasını beklemezler."

Ezilenler, DostoyevskiEzilenler, Dostoyevski
Hülya Dinçer 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Başkalarından saygı görmek istiyorsan, önce sen kendine saygı duy!

Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 221)Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 221)

Ah Tanrım, sana şükürler olsun! Gazabın için de nimetlerin için de şükürler olsun sana!.. Deminki yağmurdan, gök gürültülerinden sonra şimdi pırıl pırıl parlayan güneşin için de!.. Şu mutluluğum için şükürler olsun sana!

Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 342)Ezilenler, Dostoyevski (Sayfa 342)

Kitapla ilgili 1 Haber