"Duvarı yıkacak gücüm yoksa, onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki, fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim." der Fyodor DostoyevskiYeraltından Notlar kitabında. Benim içinde bu böyledir ve hatta o duvara iki üç sıra tuğla da ben eklerim, sonra duvarı istediğim renge boyar bir merdiven yapar üstüne çıkarım ki manzara daha hoş olsun, sonra canım ister bi çırpıda üstünden atlar karşı tarafa geçer yoluma devam ederim duvar duvarlığından utanır ben yolumda giderim. Yürürüm ben hep yürürüm...
Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin, o önemli cevabı hep evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi.