FatmaYıldız

Ah şu kadınlar
8/10
·197 syf.··
2023 5. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2023 00:21
Kadınlar için yapılacak üç şey vardır. Onu sevebilirsin, onun için acı çekebilir ya da onu edebiyata çevirebilirsin. (Henry Miller) Elbette bu, erkeklere verilebilecek binlerce tavsiyeden yalnızca biridir. Peki ya bir kadın, kadınlar adına erkeklere bir tavsiye vermek isteseydi bu ne olurdu? "Lütfen bizi düşman bellemeyin" mi ya da "Gölge etme başka ihsan istemem" de olabilir. Ezelden ebede süregelen, teolojiden bilime tüm alanlarda varlığını belli eden, kadının ötekileştirilme ve alaşağı edilme isteği korkarım dünyanın sonuna kadar da varlığını sürdürmeye devam edecek. Yazar Eduardo Galeano dünya üzerinde birbirinden çok farklı zaman ve coğrafyalarda yaşamış ve dönemin her türlü zorbalıklarına maruz kalmış kadınlardan bahseder. Bu kadınlar arasında yaşadığı döneme adını yazdırmış olanlar da vardır, hikayesi ancak küçük bir topluluk arasında bilinebilecek olanlar da. Yani potansiyeliniz ve konumunuz ne olursa olsun ayrımcılık ve her türlü şiddete maruz kalmak için bir vajinanızın olması kafidir. Yazarın tüm bu kadınları ve hikayelerini anlatırken eşit mesafeden, aynı tutarlılıkla ve duyarlılıkla davranması, hikayesi bir destan olabilecekleri de hayatın içinden öylesine sıradan geçip gidecekleri de aynı kefede tutması kadının yaptıklarının ve yapabileceklerinin dışında başlı başına anlatılmaya değer bir varlık olarak gördüğünün ispatıdır. Bilim kadınları, savaşçı kadınlar, sanatçı kadınlar, idealist kadınlar, bedenini satan kadınlar, dindar kadınlar, dilenci kadınlar, çocuk kadınlar, büyücü kadınlar....Hepsinin hikayesi kendine özgü ve onurlu...İçinde bulundukları tüm şartlara rağmen... Peki ya bugün kadın toplumun neresindedir? Tüm dünya ve kendi ülkemizde geçmiş yüz yıllara nazaran pek çok hak ve özgürlüklerle donatılan kadın bireylerin
KadınlarEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20242,664 okunma
Reklam
9/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 20:14
Kırk üç gün gibi oldukça uzun bir zaman diliminde okudum Anna Karanina'yı ve oturup hakkında bir şeyler yazma konusunda da ciddi tereddütlerim var. Nerdeyse külliyatını hatmetmiş olmama rağmen Kont beni her seferinde ısrarla şaşırtmaya devam ediyor. Sürprizlerle dolu bir adam değil elbette kendisi, öylesine sıradan ve bu sıradanlığı ile sıradışı ve aynı zamanda derin çok derin, bu derinlik insanı hem içine çekiyor hem de ürkütüyor. Anna Karanina bir aşk romanı izlenimi verse de katiyen bir aşk romanı değil. Kadın erkek ilişkileri ve evlilikler üzerine muazzam değerlendirmeler ve ancak bir ilişki uzmanı tarafından yapılabilecek durum tespitleri, tümüyle tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmış insan kusurları ki Kont gibi ahlakçı ve erdemler üzerine keskin savunuları olan birinin bu yaklaşımı insanda takdir uyandırmakla beraber biraz şaşkınlığa da sebep oluyor. 1870'li yılların Rusya'sının sosyo-kültürel yapısını, siyasetini ve toprak yasalarını, serflikleri, kadınların toplum içindeki hak ve durumları hakkında da fikir ve görüş sahibi olmanızı sağlayacak, Ekim Devrimi öncesi Rusya'sını net bir şekilde kafanızda canlandıracaktır. Kitabın ana karakterleri Anna Karanina, onun eşi Aleksey Aleksandroviç Karenin, Anna'nın kardeşi Stepan Arkadyiç, Stepan Arkadyiç'in eşi Dolli, Dolli' nin kız kardeşi Kiti, Kiti'nin aşkı ama daha sonra Anna'nın büyük aşığı ve aşkı olacak olan Vronskiy ve Kiti'ye aşık Levin. Kitabı okuyan ve Tolstoy'u az biraz tanıyan birinin de kolaylıkla farkedebileceği üzre Levin otobiyografik bir karakterdir. Tolstoy Levin ile kendi fikirlerini konuşturmuş düğündeki gömlek mevzuna kadar hayatından kesitler koymuştur. Levin Kiti'yi büyük bir sadakatle ve sabırla sever. Sabrının mükafatını da alır elbette. Kiti ve Levin ilişkisinde aşkta gurur
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Puan vermedi·374 syf.··
2021 9. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 11:59
İlk Müslüman Kitap İncelemesi Lesley Hazleton tarih, politika ve özellikle orta doğu konularına odaklanan İngiliz-Amerikalı yazar. Kendisini agnostik olarak tanımlayan yahudi kökenli bir ablamız. Peki bunları niye sıralıyorum? Çünkü konu Hz. Muhammed ve İslam ise bu ön bilgilerin önemli olduğunu tüm tarafsız bakış açıma rağmen okumuş bulunduğum hali hazırda bahsini edeceğim kitap olan İlk Müslüman eseri ile kendisi bana kanıtlamış bulunuyor. Psikoloji eğitimi almış olduğundan olaylara yaklaşımında ve davranışları değerlendirme konusunda bugüne değin yakalayamadığım pek çok mevzuyu gözüme soktuğunu da kabul etmeliyim. Benim kendisiyle tanışıklığım Ted konuşmasıyla başlamıştır ki o zaman şahsına olan hayranlığım zirve yapmıştı. Kitap okuma listemdeydi Ramazan dolayısıyle maneviyatla uygun düşeceğinden bu döneme denk getirdim. Mübarek aylarda hep olduğu üzre yaptığım hatim okumalarından fırsat bulduğum kadarıyla da yavaş da olsa kitabı bitirebildim. Biyografik bir eser olan İlk Müslüman kitabını siyer bilgisi olmadan okunmasını oldukça sakıncalı buluyorum. Yazarın kitabın oluşumunda kaynak olarak kullandığı ve sıklıkla faydalandığı gerek İbni İshak gerekse El Tabari'nin eserlerinin  İslam dünyasındaki tartışmalı yeri şöyle dursun Garanik Hadisesi ve Kureyza Kabilesi katliamını gerçekliği ciddi anlamda  tartışmalı iken katıksız gerçek gibi göstermesi de şahsının ne denli taraflı olduğunun açık ispatıdır diye düşünüyorum. Ahlakın, adaletin ve merhametin timsali bir peygamberi yol kesen bir harami, siyasi hamlelerini uygun kılıflara uydurmaya çalışan kurnaz bir siyasetçi, peygamberliğine kadar tek eşli ve vefakâr yaşamış bir eşi peygamberliğinden sonra nerdeyse tüm evliliklerini ilahi emirlerle yapmış olmasına karşın kadın düşkünü gibi gösterme çabası da gözden
İlk MüslümanLesley Hazleton · Kitabix Yayınları · 2015686 okunma
10/10
·1712 syf.··
Beğendi
·
2020 47. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2020 21:35
Size yazarı anlatmalı mıyım? Haddim değil deyip susmalı mıyım? Elbette pek çoğunuz benden çok daha iyi biliyorsunuzdur. Hele ki bu eseri okumaya kalkışmış yahut okumuş biriyseniz zaten oldukça aşina olmanız muhtemeldir. O nedenle bu çipil gözlü, ( bizim oraların deyimiyle) bi kucak sakallı adamı anlatmak işlemini pas geçiyorum. Tolstoy bu eseri 1864 ile 1869 yılları arasında yazmış. Ünal Beyin paylaşımıyla Ahmet Ümit'ten öğrendiğimiz yazarın beş yılda kitabı 25 bin sayfa yazıp onu 5 bin sayfaya sadeleştirdiği bilgisi ise etkinlik sürecinin bize kattığı güzel bilgilerdendi. Tolstoy Savaş ve Barış'ta Napolyon'un Rusya'ya düzenlediği seferi, 1812 savaşını konu almış bu savaş esnasında, savaşın diplomatik ve siyasi etkilerini, yine savaşın gerek aristokrat kesimde gerekse savaş meydanlarında yarattığı duygu durumunu ve bu iki kesim arasındaki uçurumu psikolojik analizleriyle bizlere anlatmış. Yaptığı kapsamlı tarih araştırmaları sayesinde kurgu dışında anlatıcının araya girerek verdiği muhteşem değerlendirmeler tadına doyulacak türden değildir... Şayet Fransa ve Rus tarihi bilginiz varsa en azından çok sevgili Napolyon amcamızın hayatı ve icratları hakkında biraz araştırma yapmışsanız kitaptan alacağınız zevk ayyuka çıkacaktır. Napolyon bir dahi midir yoksa yalnızca kitlelerin seçtiği bir kukla mıdır, liderler kitleleri mi yönetir yoksa kitleler lideri mi, savaşların sorumlusu kimdir savaşa karar verenler mi yoksa savaşı fiilen yapanlar mı kitap boyunca bu soruların cevabını arayıp bulmaya çalışıyorsunuz. Bulmaya çalışıyorsunuz diyorum çünkü yazar pek çok mantıklı cevabı sunuyor size çözümlemeler yapıyor herkesin gözüyle olayları görmenizi sağlıyor. Sonuç!!! Bende sonuç şu ki Nasrettin Hoca gibi "sen de haklısın, sen de haklısın, eee ben de haklıyım" modunda
Savaş ve Barış - 1. CiltLev Tolstoy · Sis Yayıncılık · 201325,9bin okunma
Yavaşla !!!
10/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2020 02:13
26 Mayıs 1966 doğumlu Sayın Kemal Sayar. Hacettepe İngilizce Tıp mezunu. Marmara Üni. Tıp Fakültessinde psikiyatri ihtisasını yapmış. Akademik ilerlemelerini burada sayıp dökmek istemiyorum. Halihazırda Prof. kendisi. Marmara Üni. Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi ve Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı. Çoktandır okuma listemde olan Sayın Sayar'ın kitaplarına sevgili Ayşe Nur SONKUR EFE ' nin düzenlediği etkinlik kapsamında başlamak nasip oldu. Yavaşla ile katıldım etkinliğe ancak ben Kalbin Direnişi ve Hayat Teselli Bulmaktır kitaplarını da okudum akabinde. Sayın Sayar'ın kalemi şifa gibi geldi ruhuma, zihnime. Bibliyoterapi tadında bir kitap Yavaşla. Kemal Hoca da ilim ve imanın bir bedende vücud bulmuş hali maşallah. Rabbim uzun ömür ve sağlık versin kendisine. Kitap dört ana bölümden oluşuyor bunlar: 1)Yavaş Güzeldir 2)Modern Mutsuzluk 3)Modern Zamanda Aile 4)Benliğin ve Toplumun Krizi Bu ana başlıklar altında 45 adet farklı konularda yazdığı yazıların derlemesinden oluşmaktadır. Herbirinde hassas ve incelikli konulara değindiği yazılarını int.te tek tek de bularak okuyabilirsiniz. "Yavaşlayın! Bu hayattan sadece bir defa geçeceksiniz." diyor Sayın Sayar. Ben ne hızla ilerliyorum diye sormalı insan kendisine... Halledilmesi gereken işler, bakılması gereken mailler, çözülmeyi bekleyen bi dolu problemler...tüm bunlardan bize ve sevdiklerimize ne kadar vakit kalıyor? Koşturmaktan gözlerinin içine doya doya bakamadığımız yavrularımıza her şey senin için yalanını daha ne kadar söyleceğiz? Okul yolunu birlikte yürümediğimiz, birlikte toprağa bir fidan dikmediğimiz, sokak hayvanlarını beraberce beslemediğimiz, bizi bir ihtiyarın poşetlerini taşırken görmemiş yavrulamıza merhameti nasıl öğreteceğiz? Vaktimiz bollaşıp huzur evlerinde kapıları gözetlerken değil elbette...Daha
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Reklam