Adı:
Kadınlar
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707730
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mujeres
Çeviri:
Süleyman Doğru
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar…

Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar…

Eduardo Galeano yine dünyanın bütün köşelerini dolaşarak, kadınlar şahsında bir insanlık tarihine davet ediyor okuru. Yalnızca tekerrürden ibaret olmayan, çomak da sokulabilen bir insanlık tarihine…

Her satırıyla etkileyen, öfkelendiren ve umut veren bir derleme. Galeano ölümünden sonra da “dünyanın vicdanı” olmaya devam ediyor.
197 syf.
“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf


SUS
OTUR
DİNLE
GEZME
GİYME
YAPMA
İSTEME
SEVME
BAKMA
.
.
.
Eeee nefes alayım mı??


Gelin size bir hikâye anlatayım.
“Bir gün, bir baba ve oğlu geziye çıkarlar, hava yağışlıdır. Baba, direksiyon hakimiyetini kaybeder ve kaza yaparlar. Baba, kan revan içindeki oğlunu kucakladığı gibi hastaneye götürür ve çocuğu hemen ameliyata alırlar. Cerrah gelir önlüğünü giyer, eldivenini takar tam çocuğun üstüne eğilirken ;
“Ben bu ameliyatı yapamam der, bu benim oğlum.”

Ne oldu, mantık hatası mı arıyorsun ? Kadının aldattığı falan da gelmiştir belki aklına. Yoo olay gayet açık, cerrah aslında çocuğun annesidir.

Bu hikayeyi yazmamdaki amaç sonucu bulmanız değil. Belli bir mevkideki birinden bahsedilince aklınıza ilk kimin geldiği. Ve sonuç tabii ki erkek..

Halbuki hizmetçi-temizlikçi desem aklına direkt kadın gelirdi değil mi?
Mesela Jetgiller çizgi dizisine bakın. Ordaki robot bile (hizmetçi bu arada) kadın şeklinde çizilmiş. Robot bile erkek şeklinde çizilmeye layık görülmemiş. Çizgi dizi bile olsa mazallah erkeğe zeval gelir. Neden ? Çünkü erkeğin görevi değil bunlar kadının görevi. Çünkü kadın dünyaya erkeğin ve dahi tüm ailenin temizliğini yapmak, kusursuz bir hizmette bulunmak, evlenene kadar baba-abi-kardeş evlendikten sonra koca-kocanın ailesi-çocuklarının hizmetini yapmak, ne koşulda olursa olsun erkek kahrı çektiği halde susmak, erkek boyunduruğu altında yaşamak için dünyaya gelmiştir.

“Kadın fikir üretmek için değil, süt ve gözyaşı üretmek için doğuyor; hayatı yaşamak için değil, yarı kapalı pencerelerin ardından seyretmek için doğuyor.” Syf:39

Ha ama şöyle bir şey var. Yönetici, müdür, ceo, başhekim, başkan vs dediğimde aklına ilk ne gelir ? Saçmaladım değil mi? Tabii ki ERKEK gelir.
Kadın kısmı bu işten anlamaz çünkü. O evinde otursun, ayak altında dolanmasın, zaten iş piyasası kadınlar geldi diye çöktü, mümkünse sussun, bir dediğimi iki etmesin, eşit koşullarda çalışıyor olsak bile eve geldiğinde sofrayı donatsın tuzu eksik-fazla olursa bırak kavgayı öldürürüm bile kimse ses etmesin çünkü ben erkeğim.


Dur bitmedi daha canım, çocuk yapabilsin bu çok önemli çocuk yapmayan kadın yarımdır çünkü!! Yapacaksa da erkek çocuk yapsın bi zahmet çünkü cinsiyeti de o belirliyor X Y hepsi onda!
Haa kahkaha da atmasın kadın kısmı kahkaha atmaz tahrik mahrik eder günah katiyen de caiz değildir. Sakız çiğnerse kesin yolludur. Açık giyiniyorsa aranıyordur ha kapalıysa da anam biz bunların içini biliyoruzdur!! Okumasın, ama hasta olduğunda karıma çocuğuma kadın doktor baksın.


Küfürlerin %99’u kadınlar üzerinedir. Kadının organlarına, uzuvlarına en çok da cinsel organına çalışılır. Aklı hiçbir şeye çalışmayan bu amipler kadına gelince yeni bir gezegen yaratacak potansiyele ulaşırlar. Bazı sözler kısaltılıp dillerinde pelesenk halini alır. Kullanmadıkları zaman eksik bir şey varmış gibi bile hissederler, artık o söz cümle sonunda emoji kıvamına ulaşmıştır.

Övecek miyiz— Adam-erkek gibi yaptın
Yerecek miyiz— Karı gibisin
Küçümseyecek miyiz— Kız gibisin
Uyarımı yapılacak— Sen bir ̶ba̶y̶a̶n̶s̶ı̶n̶
Nasihat mi verilecek— Benim annem de bir ba̶y̶a̶n̶

İşte bu kitap; tıpkı kozasını yırtıp çıkan bir kelebek gibi; tüm bu baskıları, tabuları, önyargıları, sapkın düşünceleri yıkıp; ucunda işkence, sürgün, engizisyon, tecavüz, şiddet, ölüm ... bile olsa düşüncelerinden vazgeçmeyen, kendilerinin de var olduğunu, erkeklerden daha bilgili, daha güçlü, daha cesur olduklarını kanıtlayan, ilkleri başarmış, evlerinde oturup kendilerine şiir yazılmasını bekleyen değil, kendi şiirlerini kendileri yazan, birçok kadının yolunu kendi bedenini yere serip açmış KADINLAR’ın anlatıldığı; Galeano’nun diğer kitaplarından derlenmiş bir kitap.

O güçlü kadınlardan birkaçı;
#36256568
#36258247
#36296131
#36103315


Ama kozasını delemeyip içinde çürümeye mahkum edilen, zindanından çıkamayıp ölen, öldürülen kadınlar’ın sayısı da çok fazla.

Peki ne yapmalı?
Öncelikle üzülerek söylüyorum ki bu durumun en büyük sebebi biziz. “Aha yine kadın suçlu oldu!” deme maalesef ki tek suçlu olduğumuz nokta bu. Çünkü o erkekleri yetiştiren biziz. Kızları korku kültürüyle yetiştiren biziz.( #36297664 )
O erkekleri kadından daha üstün olduğuna inandıran, alıştıran biziz. Kızımızı eve kapatıp, oğlumuzu gece yarılarına kadar dışarda olmasına ses etmeyen, evleneceği zaman “Verdim kızımı gitti” deyip eşyaymış gibi erkeğe lütfeden, oğlumuzu kazanana kadar okutup, kızımızı ikinci denemesinden sonra evlendiren, kocası aldattığında “erkek bu kızım yapar arada” diyen, baskı yapınca “sevdiğinden yapıyor” diyen, şiddet görünce “bu seferlik alttan al her evde olur böyle şeyler” diyen biziz.
( #36115230 )

Önce kendi zihniyetimizi düzeltmeliyiz. Çocuklarımızı yetiştirme tarzına dikkat etmeliyiz. İlk eğitim evde başlar. Sonra tabii ki eğitim almalıyız. Okuyup kazanmalı, başkasının eşeğine muhtaç olacağımıza kendi atımıza sahip olmalıyız. Ve asla pes etmemeliyiz. Elalem ne dere bakmamalıyız. Elalem her zaman diyecek bir şey bulur.

Bunları yapacam ama zaman alır biraz diyorsan, o zaman işe Bukowski’nin kadını aşağıladığı 680 küsür okunmuş Kadınlar kitabı yerine, Galeano’nun 200 küsür okunmuş kitabını okuyarak başlayabilirsin.

“Eğer dünya üzerinde ‘İyi’ yoksa onu icat etmek gerekir.“ syf:136

Unutmayın erkek için haksa kadına da haktır.

Seksizmin olmadığı bir dünyada uyanmak dileğiyle...
197 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
"Ah be erkekler! Ne çektiniz kadınlardan!”

Kendini kadınlardan korumaya çalışıp, her zaman tedbirli davranan erkekler.

Doğuştan gelen utanma hissiyle kafasını omuzlarının arasına gömerek yürüyen erkekler.

Bir kadınla konuşurken yere bakmazsa yanlış anlaşılacağını bilen erkekler.

Hafifmeşrep damgası yememek için kahkahayla gülemeyen erkekler.

Kadınlar tahrik olmasın diye saçından sakalından, giydiklerinden taviz vermek zorunda kalan erkekler.

Birisi “NABER!” der korkusuyla, kadınlı erkekli meclislere giremeyen erkekler!!

Havva tarafından kandırılmış, elmayı yemiş mağdur erkekler.

Bir kadının tacizine uğrarsa suçu kendinde arayacağını bilen kurban erkekler.

Çocuk yaşında zorla evlendirilen yürek sızımız erkekler.

Evinin kölesi, çocuklarının hizmetçisi yorgun erkekler.

“Karımdır, döver de sever de.” diyerek susan erkekler.

Din sömürücülerine, töreye, baskılara boyun eğen erkekler.

İçinden geldiği gibi sevemeyen, gülemeyen, yaşayamayan erkekler.

Çocuklarını yetiştirmek için akademik kimliğinden vazgeçen erkekler.

Bir kadının tek kocası olarak kalabilmek uğruna estetik operasyonlara, botokslara, silikonlara katlanan erkekler.

Ve daha nice mağduriyetler altında yaşayan erkekler...

ELBETTE Kİ BÖYLE BİR ŞEY YOK.

Ancak, dünyanın çeşitli ülkelerinden kadın profillerini anlatan bu eseri, şimdi “bir kadın olduğunuzu hayal edin” ve öyle okuyun.

Kadının cesaretini ve direnişini yok etmek için çağlar boyu sürdürülen bir savaşta “Rosa Luxemburg”lar, “Emma Goldman”lar, “Hypatia”lar, “Plaza de Mayo Anneleri” ve daha niceleri tarihin akışını değiştirmek için kendilerini feda ettiler. Galeano, bu kadınların şahsında bizleri bir insanlık tarihine tanıklık etmeye çağırıyor.

Bakalım gerçeğe bakmaya cesaretimiz var mı? Bakıp da susmaya gönlümüz razı mı?
197 syf.
·5 günde·8/10
Tarihi yapanın erkek, tarihi yazanın erkek olduğu ataerkil dünya içerisinde tarihin tek öznesinin erkekler olmadığını, kadınların da sadece kurban olmadığını bizzat tarih yapan özneler olduğunu, ancak kadının bastırıldığını, engellendiğini, cezalandırılıp hayatlarından edildiğini gösteren, bununla mücadele eden, kadınların hak mücadelelerini savunan kadın hareketlerinin önemini hissettiren bir kitap. Tarihte ve mitolojide de kadınların durumunun ve ikinci planda kalmasının, ikinci plana atılmasının değişmediğini bu kitapla tekrar görüyoruz. Fakat yine kadınların mücadelesini, kazanımlarını yahut idealleri uğruna hayatlarından gözlerini kırpmadan vazgeçmelerini de görüyoruz ve bu öyküler beni gururlandırıyor. Dünyanın hangi coğrafyası veya hangi zaman dilimi olursa olsun cinsel ayrımcılık var. Bu erkek egemen toplumun kadınlara dayatması. Ne yazık ki hala insan paydasında bir arada yaşayamıyoruz. Değişmesi gereken sistem değil bakış açımız. Tanımadığımız bir sürü kadının hayatlarının kısacık öyküleri var bu kitapta. Hayatları da öyküleri kadar kısa olmuş bazılarının. Ama onlar arkalarından iz bırakmışlar. Galeano da güzel bir derleme ile onları bize sunmuş, tanıştırmış. Kadının yüzyıllardır değişmeyen ve değişmeyecek olan makus kaderini bir de bu kitapla görün, okuyun.
197 syf.
·8/10
Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi zamanda olursa olsun ve hangi kültürde, hangi lisansa olursa olsun KADIN olmak zordur. Bu yuzyıl da bile değişmeyen tek şey kadının bazen var olmak için, bazen aşkı için bazen boyun eğmemek için verdiği mücadeleyi devam etmesidir.
Eduardo Galeano KADIN'ın insanlık tarihindeki var olma mücadelelerini kısa ama vurucu cümlelerle kaleme almış. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan , özellikle Kadınlar okumalı.
197 syf.
“Kadın fikir üretmek için değil, süt ve gözyaşı üretmek için doğuyor; hayatı yaşamak için değil, yarı kapalı pencerelerin ardından seyretmek için doğuyor.”

Latin Amerikalı yazar Eduardo Galeano’nun Kadınlar kitabı farklı coğrafyalarda, farklı zaman dilimlerinde yaşamış kadınların yaşamlarına ilişkin çoğunlukla yarım sayfayı geçmeyen anlatılardan oluşuyor. Bu anlatılar Galeano’nun kitaplarından oluşturulan bir seçki niteliğinde.

Erkek egemen, sömürü toplumunda kadın olmak doğrusu olamamak anlatıların temelinde bu var.

Anlatılara konu olanlar, hak arayan direnişçiler, işçi katillerini kovarak insanlık dersi veren fahişeler, kendi çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak için kente gidip zenginlerin çocuklarına süt vermek zorunda kalan anneler, bedenleri emekleri sömürülen yaşamı üzerinde hiçbir hakkı olmayan köleler, kraliçeler, ilk kadın amiral, savaşçılar, sanatla uğraşmasına erkekler tarafından izin verilmemiş küçümsenmiş yazarlar, ressamlar, şairler, oyuncular, şarkıcılar ve diğerleri…

Thedora, Sukine, Emma Goldman, Domitila, Sophie School, Hypatia, Olympe De Gouges, Alfonsina, Jeanne d’Arc, Mirabal Kardeşler, Myma Mack, Plaza de Mayo Anneleri ve diğerleri bu anlatılara konu olan kadınlardan biraz daha ön plana çıktılar benim için.

Birçoğunun hikâyesi içimi burktu. Bağnazların katlettiği Hyptia, Fransa’nın tarihini değiştiren ama kendisi politik oyunların sonucunda büyücü diye yakılan 19 yaşındaki Jeanne d’Arc, diktatör Trujillo yandaşlarınca öldürülen Mirabal Kardeşler, Hitler faşizminin kurbanı Sophie School, askeri yönetimce sürgün hayatı yaşayan yerlileri haber yaptığı için öldürülen Myma Mack, Arjantin'de askeri rejim döneminde kaybolanların yakınlarının oluşturduğu Plaza de Mayo Anneleri. Bu kadınların anlatıları daha fazlasını merak edip araştırmama neden oldu.

Kadınları meta, mülk olarak gören, bireyselliklerini kabul etmeyen sömürücü, gerici, baskıcı güçlere -bu üçü birbirinden ayrılmazlar- insanca yaşamak için başkaldıran, savaşan bu uğurda kimi zaman yaşamlarını yitiren kadınların her biri toplumda adil, insan haklarına ve bunları kullanabilme özgürlüğüne sahip olma yolunda birer ışık olmuşlardır.

Ve yaktıkları ışığı takip eden kadınlar da hep olacaktır…

“Ama şu var, dünyanın hali hazırdaki durumunu gözler önüne seren öteki panik, yıllardan beri süregelen erkek egemenliği, maçist üstünlük tamamen korkunun eseridir, tıpkı diktatörlükler gibi korkudan doğar ve ondan beslenir. İşte bu yüzden biz erkekler kadınlardan korkarız!..”
Eduardo Galeano
197 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
“Kadın fikir üretmek için değil, süt ve gözyaşı üretmek için, hayatı yaşamak için değil, yarı kapalı pencerelerin ardından seyretmek için doğar."
--> #Kadınlar, Uruguaylı gazeteci ve yazar #EduardoGaleano’nun kitabıdır.
--> “Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar… Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar…”
--> #Galeano birbirinden farklı pek çok kadının hikayesini derlemiş ve bizler için bir araya getirmiş. Hak arayan direnişçiler, işçi katillerini kovarak insanlık dersi veren fahişeler, kendi çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak adına zengin çocuklarına süt vermek zorunda kalan anneler, emeklerinin yanında bedenleri de sömürülen ve yaşamları üzerinde hiçbir hakları olmayan köleler, bir eşya gibi kullanılan ve kenara atılan kadınlar, kraliçeler, tarihe geçen savaşçılar, sırf kadın oldukları için sanatla uğraşmalarına izin verilmemiş ünlü yazarlar, ressamlar, şairler, oyuncular, şarkıcılar ve daha niceleri...
--> Tarihin tek öznesinin erkekler olmadığını, kadınların da sadece kurban olmadığını bizzat tarih yapan özneler olduğunu, ancak bastırıldığını, cezalandırılıp hayatlarından edildiğini gösteren, bununla mücadele edilmesinin önemini hissettiren bu derleme oldukça rahat okunabilecek bir sadelikte yazılmış. Cinsiyetler arasındaki farkın ne bir eksiklik ne de bir ayrıcalık olduğu gözler önüne serilmiş.
--> Özetlemek gerekirse bir insan olarak okuduğum bu kısacık hikayelerde kocaman acılar, büyük cesaretler ve çarpıcı gerçekleri gördüm. Bir insan olarak diyorum çünkü insani duygularda cinsiyet ayrımı yapılmasını doğru bulmuyorum. Biz kadınların ne yazık ki aşina olduğu bu hikayelerdeki mücadeleyi, haksızlığı ve acıyı erkeklerin de görebileceğini biliyorum. Bu düzeni değiştirebilecek olan bizleriz. Sadece kadınlar değil, sadece erkekler değil, BİZLER.
--> “Şayet aile ortamı antrenman sahası olmasa erkek çocuk hükmetmeyi, kız çocuksa boyun eğmeyi nereden öğrenecekti?”
197 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Selam olsun bizden önce geçene
Selam olsun dosta, hasa, çile çekene
Selam olsun dayanana, düşene
Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına.
Gülten Akın(Kadın Olanın Türküsü)

Herkese günaydın. Son zamanlarda kadınlarla ilgili kitaplara tamamen tesadüf sayılacak bir şekilde yoğunluk verdiğimi fark ettim. Fakat bu tesadüflerin sonuçlarından, bende oluşturdukları etkilerden çok memnunum. Evde, iş yerinde, sokakta kadın olmak erkek olmaktan doğamız gereği her zaman farklı olmuştur. Lakin bu farklılıklar; bizim için eksiklik, erkekler için ayrıcalık olarak bin yıllardan beri kafamıza vura vura anlatılmaya, bedensel güç kullanılarak öğretilmeye çalışıldı. Bebekken erkeklere mavi kıyafet, kızlara pembe kıyafet alınarak başlanıyor bu düzene. Biraz daha büyüdüklerinde oynamaları için erkek çocuklara oyuncak arabalar, kız çocuklara oyuncak bebekler, mutfak eşyaları alınıyor. Yetişkin olmaya başladıklarında erkekler özgürleşmeye, kızlar belli bir saatten sonra evde bulunmaya zorlanıyor. Yetmiyor; kızlara ev işleri öğretiliyor, onlar için ahlaklı olmanın bedensel olarak namuslu olmak ile ilişkilendirilmesi sağlanıyor. Bir kadın olarak bunlara uyulmadığında her zaman acı çekeceği, her zaman sorunlarla karşılaşacağı yaşayarak öğrenmesi sağlanıyor. Binlerce yıl boyunca biz kadınlara dayatılan bu düzene istemsizce boyun eğen, hatta bu düzeni içselleştiren kadınlar hep böyle mi yaşayacaktı? Elbette hayır!
Kadınlar uzun zamandan beri “Bu hayatta ben de varım, hem de ‘erkek’ olan senden eksik bir şekilde değil.” deyip mücadelenin, yaşam serüveninin içinde bulunmaya çalışmışlardır. Ve bu serüven sadece çocuk doğurarak, sadece mutfakta yemek pişirerek yaşanmamıştır. Kadınlar evlerinde, sokaklarında, dağlarında, iş yerlerinde her zaman mücadele etmişlerdir, var olmuşlardır. Kadınlar; onları sindirmek isteyen, onları görmezden gelip ikinci sınıf muamelesi yapan zihniyetlere daima eylemleri ile cevap vermişlerdir. Siyah tenli, beyaz tenli, Alman, Amerikan, Meksikan, Müslüman, Hristiyan, Yahudi olmaları farketmeksizin bu mücadelenin içinde bulunmuşlardır. Devrim başlatmışlardır, düzeni değiştirmişlerdir, tarihe yön vermişlerdir, küçük çaplı büyük çaplı farketmezsiniz daima etki edecek rollere sahip olmuşlardır.
Eduardo Galeano “Kadınlar” adlı kitabında tarihte var olmuş kadınları; adını bildiğimiz, adını bilmediğimiz bu kadınları bazen birkaç cümle ile, bazen tek sayfa ile, bazen de iki sayfa ile anlatmıştır. Her biri kısacık anıları ile anlatılmış olsalar da tarih sayfalarında yer bulsalar, bulmasalar; hikayeleri ile sayfalar dolusu anlatılacak kadınlar olmuşlardır. Kitap benim için çok özel bir kitap oldu. Çoğunu bildiğim fakat, bazıları ile yeni tanıştığım bu kadınları Eduardo Galeano’nun kalemiyle okumak çok farklı bir haz verdi. Kadın erkek farketmeksizin okumanız gereken güzel bir kitap daha.
Herkese iyi okumalar diliyorum.
197 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Neyse ki edebiyat var.
Neyse ki, okuma yazma öğrenerek,
bir diktatörün karşısına beş kadın dikilerek, çiğnediği ekmek lokmalarını ilaç niyetine satıp sokağa atılmış kadın köleler ve miladını doldurmuş fahişeler için kadın sığınma evleri kurarak, kıtalar aşan
sesiyle şarkılar söyleyerek, bacaklarını sımsıkı kapayarak, nefes alan heykeller yaparak, yasak fikirleri ve yasak erkekleri
severek namusunu inadına kirleten kadınların kaydını tutan edebiyatçılar var.
Neyse ki Eduardo Galeano var."

Aslı Tohumcu kaleminden:
"İktidarın yasak bahçesine girmeye çalışmak ya da tekerine çomak sokmak!"
http://kitap.radikal.com.tr/...ak-bahcesinde-433829
197 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitap adından da anlaşılacağı gibi kadınların anlatıldığı mükemmel bir eser.adını bile duymadığımız eşsiz mücadeleler vererek tarihte iz bırakmış ve de öldükten, öldürüldükten yıllar-yüzyıllar sonra değerleri anlaşılmış muhteşem kadınlarla dolu.

Kitap bir çırpıda okunacak bir kitap değil, çünkü her sayfada okuduğunuz kadın başlı başına koca bir kitap konusu, anlatılan kadını okuyunca onun yüzünü görmek istiyorsunuz, bu cesur kadın kim? Öldürülme sebebi ya da öldürenlerin cehaletini daha iyi anlayabilmek için sizi deli bir araştırmaya itiyor. O nedenle yarim sayfa kitabı okuyup, okuduğunuz eşsiz kadını daha iyi tanıyabilmek için onun hakkinda yazılan nice yazıyı okuyorsunuz, gözlerine bakıp nasıl koca yürekli, mücadeleci ve inandığına sıkı sıkı bağlılığına hayran olduğunuzu söylemek istiyorsunuz.

Hem cinsim olduğu için empati yapma şansım çok daha fazla olduğundan yaşadıkları acıları derinden hissediyorsunuz, yaşadıkları cağlardaki,coğrafyalardaki erkeklerle ve cehaletle nasıl mücadele ettiklerine inanamıyorsunuz. Ve hala dünyanın bir çok yerinde adı bilinmeyen ya da duyulmayan kadınların varlığını sürdürmek için kim bilir ne mücadeleler, eziyetler, hakaretler, işkenceler yaşayarak varlıklarını sürdürmeye çalıştıklarını bilerek onlara yüreğinizden kolaylıklar diliyorsunuz, bir çoğunun din adı altında zorbalık yapilarak bu mücadeleyi vermek zorunda olmaları da ayrı bir saçmalık...

Saygılar, sevgiler, keyifli okumalar herkese.
197 syf.
Kitap, eril tahakkümün şekillendirdiği bir dünya içinde kendilerine yer edinmeye çalışan kadınlara dair anekdotlardan oluşuyor. Okudukça tarihin her döneminde kadınların eril tahakküme karşı nasıl direndiklerine, zaferlerine ve yenilgilerine şahit oluyorsunuz. Bu kadınların yenilgilerinin, aslında günümüz kadınlarının zaferleri olduğunu anlıyorsunuz. 'Asi Kızlara Uykudan Önce Masallar' kitabı tadında bir kitap. Kadınlar Eduardo Galeano
197 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Dünyayı değiştirme gücüne sahip kadınlar

Kimisini tanıyoruz, Emma Goldman, Louis Michel, Florance, Frida ve niceleri. Kimisinin ismini ilk kez duyuyoruz. Ama yaşadıkları dönemlere öyle izler bırakmışlar ki, erkekler ne kadar silmeye çalışsa da başaramamışlar.

Tabi bizim duyamadıklarımız asla bu yazılan tarihlere girmediler. Ama kadınların sadece doğurmak, bakmak, hizmet etmek için var olmadığını tarihin gözüne sokan kadınlar.

Kitap derleme. Aslında yazarın başka kitaplarından alıntılar yapılarak oluşturulmuş. Ama diğer kitapları da merak ettiriyor.

Minik öyküler tadında çabuk biten bir kitap olmuş. İnsanı kızdırsa da işindeki öyküler, seviyorsunuz.
Bazı Müslüman uluslarda, peçe kadınlar için bir hapishane durumunda: Onlarla birlikte dolaşan gezici bir hapishane.

Ancak Muhammed'in kadınlarının yüzleri örtülü değildi ve Kuran'da, kadınların ev dışında saçlarını bir örtüyle kapamaları tavsiye edilse de peçe lafı hiç geçmiyor. Kuran'a göre yaşamayan Katolik rahibeler saçlarım tamamen örtüyorlar ve Müslüman olmayan pek çok kadın, dünyanın çeşitli yerlerinde başörtüsü, eşarp ya da başka bir örtüyle başlarını kapatıyorlar.

Ancak özgür bir seçimin giysisi olan eşarpla, kadını yüzünü gizlemeye zorlayan erkek egemenliğinin sembolü olan peçeyi birbirinden ayırmak gerekir.

Yüzleri kapatmaya çalışanların en azılı düşmanlarından biri olan, Muhammed'in torununun kızı Sukeyne sadece peçe kullanmaya karşı çıkmakla kalmadı, itirazını yüksek sesle de dile getirdi.

Sukeyne beş kez evlendi ve bu beş evliliğinin hiçbirinde kocasına boyun eğmeyi kabul etmedi.
Eduardo Galeano
Sayfa 40 - Sel Yayınları, Sukeyne
Şayet aile ortamı antreman sahası olmasa erkek çocuk hükmetmeyi, kız çocuksa boyun eğmeyi nereden öğrenecekti? Ya evin erkeği temizlik ve mutfak işlerini paylaşsaydı? Ya masumiyet saygıdeğer olsaydı? Ya akıl ve duygu kol kola gitseydi? Ya vaizler ve gazeteler doğruyu söyleselerdi? Ya kimse kimsenin sahibi olmasaydı?
Eduardo Galeano
Sayfa 33 - Sel Yayınları / Charlotte
Bu kızcağızın hiçbir şeyi yok. Ne babası var ne parası; hiçbir şeyin sahibi değil. (...) binlerce hiç kimsenin arasında bir hiç kimse.
Eduardo Galeano
Sayfa 38 - SEL* Yayınları - 1935, Buenos Aires - Evita

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadınlar
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707730
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mujeres
Çeviri:
Süleyman Doğru
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar…

Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar…

Eduardo Galeano yine dünyanın bütün köşelerini dolaşarak, kadınlar şahsında bir insanlık tarihine davet ediyor okuru. Yalnızca tekerrürden ibaret olmayan, çomak da sokulabilen bir insanlık tarihine…

Her satırıyla etkileyen, öfkelendiren ve umut veren bir derleme. Galeano ölümünden sonra da “dünyanın vicdanı” olmaya devam ediyor.

Kitabı okuyanlar 685 okur

  • Sofia ağaoğlu
  • •S•
  • Mizgin
  • snm_krty
  • Nalin aşar
  • Sevda sezer
  • Sadece Okuyucu
  • Süheyda cenger
  • Birsen Arıcı
  • Veysel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%45.5
35-44 Yaş
%19.7
45-54 Yaş
%1.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.1
Erkek
%27.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.4 (73)
9
%21.8 (54)
8
%25.8 (64)
7
%12.5 (31)
6
%4.4 (11)
5
%3.2 (8)
4
%1.6 (4)
3
%0.8 (2)
2
%0.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları