Benim güzel orkidelerim, Orkide, dünyada var olan ilk çiçeklerden biri olarak bilinir. Benim gözümde kadınlar orkidedir: Bir çiçek kadar narin, ama kökleriyle her yöne uzanacak kadar da güçlü.
“Kadın olmak, sürekli bir savaş halinde uyanmaktır,” diyor Sylvia Plath.
bana kalırsa kitabı en iyi anlatan cümle. Çünkü kitap, her satırında bu savaşı okurun kalbine bırakıyor. Bitmek bilmeyen bir mücadeleyi, dinmeyen bir yorgunluğu ve buna rağmen ayakta kalma iradesini hissettiriyor.
Kitap, Galeano’nun okuduğum ilk kitabı; ama eminim ki son olmayacak. Kitaba başlamadan önce kendi duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Okuma boyunca yer yer sinir katsayımın arttığı, yoğun feminist duygularla baş etmeye çalıştığım anlar oldu. Kadınların maruz bırakıldığı düzen, aşağılanmaya mahkûm edilen hayatlar… Yapılmış onlarca haksızlığı, sömürülmüş, yok sayılmış, alaşağı edilmeye çalışılmış sayısız yaşamı okumak doğrusu ağır geldi. Bazı bölümlerde bu ağırlığı iliklerime kadar hissettim. Ama düşündüm de, bu yük sadece kadın olmanın payına düşmemeli. Okuduklarım, insan olan herkesin canını acıtmalıydı.... yazılanlar sadece kitapta da kalmıyor okudum bitti değil yani .. bugün de pek çok kadının bedeninde, hayatında, hafızasında yaşamaya devam ediyor. (Ki gündemi takip ettiyseniz, salınan elli bin mahkûmla birlikte bedeli yine kurbanların ödediği bir düzenin önünün açıldığını da görüyorsunuz. Ne acı hep kadinlarin bedel ödemek zorunda oldugu bir dünyada yaşamak..
Gecelim kitaba, tarih sahnesinden fırlamış gibi duran kadınların hikayeleri karşımiza çıkıyor : devrimcisi, casusu, öğretmeni, şarkıcısı, sanatçısı, annesi, şairi, rahibesi… Hepsinin ortak noktası aynı: eksik görülmek, bastırılmak, hükmedilmek, yok sayılmak. Güç gösterisi hep kadınlara yönelik yapılmış; erkek egemen zihniyet