Adı:
Kervan
Baskı tarihi:
20 Ocak 2021
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257706063
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
1818 Mayıs’ında Topkapı Sarayı’ndan üç sürre devesi yola çıktı. Köyler, kasabalar, şehirler aşılırken üç yüz olacak, üç bin olacak, üç katına çıkacak ve elli bini aşkın hacı beyazlara bürünüp kervan kervan Kâbe’ye varacaktı…
Her adım bir öncekinden daha heyecanlı, her menzil diğerinden daha çetrefil bir yolculuk. Gündüzlerde alev alev seraplar, gecelerde ayaz mı ayaz kum fırtınaları…
Ve kervanı yutmak için pusuda bekleyen çeteler…
Bir müderris, bir mülâzım, bir kuşbaz, bir berber, bir bezirgân, iki deveci, bir seyis ve bir meczub…
Güzel bir cariye ile özürlü bir kız çocuğu…
*
Bir kervanda neler taşınmaz ki?
Aşklar, ihanetler, bilgelikler, hazineler, gizli sırlar, cinayetler…
İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…
296 syf.
Spoiler içerir!
Yolunu gözlememe değdi, özlemişim bu kalemi, üslûbu...
Mekke ve Medine'ye gönül bağını ve hizmetkârlığı ifade eden surre alayı beş yıldır kutsal topraklara gidemiyordur. Halifelik makamının hamisi beş yıldır kutsal topraklara gidemiyor, ötesi var mı? Bu durum, ülkenin gelişmesi için çırpınan, ıslahat üstüne ıslahat yapan ve birilerinin çıkarlarına çomak sokan ve bu nedenle gâvur padişah olarak anılan Sultan Mahmut'un uykularını kaçırıyor. Netice itibariyle bir alay hazırlanmasını emir veriyor. Böylece başlamış oluyor hikâye.
Sayfalar ilerledikçe beş yıldır neden kutsal topraklardan uzak kalındığı irdeleniyor. Uzak kalındı, çünkü bir Vehhabi - Suudi tehlikesi kol geziyordu. İnsanları bidatlar ile yaşamakla kınayan Vehhabilik mezhebinin kurucusunun bidatlarla bezeli dünyasına ve Suudileri etkileyip siyasi bir güç haline gelen yaşantısına dair bir özet bilgi veriyor yazar. Aslında Doğu toplumunun tipik hatası var bu mezhebin kuruluşunda. Bunu da hikâye etmiş. Bir olayın yanlış olduğuna dair söz söyleyince, bulunduğu toplumdan hakaret ve dayaklarla kovuluyor, Vehhabilik mezhebinin kurucusu. Dinlemek yok, anlamak yok, eleştiriye, farklı bir fikre tahammül yok. İşte bu yok'lar yeni sorunlar dünyası oluşturuyor. Gittikçe sapkın bir hâl alıyor, ilk başlardaki elle tutulur düşünceler. Elle tutulur olması da anlayış farkından kaynaklı. Oturulup konuşulşa, rahatsız olunan konu üzerine tartışılsa belki de maksat hâsıl olacak. Ama maalesef. Bir yanlış bin sorun doğuruyor ve tarumar oluyor kutsal topraklar. Tabii burada Osmanlı devletlülerine de bir serzeniş söz konusu. Neden yalnız bıraktınız kutsal toprakları? Üç beş başkaldırana neden ses çıkarmadınız da bir çığa dönüşmelerine sebep oldunuz? İşte buna değindikten sonra devam ediyor hikâye. Bir aşk, bir cinayet, hikâyeler deryası ve hac yolculuğu...
Bir bölümde Osmanlı âlimi ile Vehhabilik mezhebinin kurucusunun oğlu arasında dinî bir tartışma çıkıyor. Uzun süredir böyle doyurucu, böyle bilgilendirici bir tartışmaya denk gelmemiştim. Geneli itibariyle kitapta bir eleştiri var Vehhabilik'e.
Kitap vakanüvis bir efendinin ağzından hikâye edilmiş. Yol boyunca bir meczubu ya da âlimi ya da deliyi ya da veliyi, dost edinmiş bir efendinin dilinden... Hikâyeyi efsane kılan işte bu deli mi veli mi bilinmeyen zat! Hikâye içinde hikâye olması zaten İskender Pala'nın tarzı. Ve bunu çok başarılı yapıyor, ana hikâyeden kopmadan farklı bir hikâyede yaşıyoruz...
Her ânını heyecanla takip ettim, her sayfasını merakla çevirdim. Hem sona ulaşmak hem de bitmemesini istemek arasında bocaladım. Haccı kalbimde yaşatarak veda ettirdi kitaba.
Tiyatro eserlerinden sonra İskender Pala'nın asıl kalemini daha da özlemiştim. Mest etti, doyurdu. Ne desem az kalacak! Okumak gerek. Hem hayatı hem kitapları. Ama en çok geçmişi okumak gerek; çünkü gelecek, geçmişten geliyor...
Teşekkürler bu kitap için İskender Pala!
296 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bundan yaklaşık bir yıl önce Tarık Tufan ile bir sohbette bulunmak nasip oldu. Bir soru yöneltmişti: “ hala hayatta olan, çıktığı anda sorgusuz sualsiz eserini hemen alıp okuyacağın bir isim var mı?” O an aklıma bir isim gelmedi. Sohbetin heyacanı olsa gerekti. Fakat uzun vakit geçmedi anladım vardı öyle bir isim, ‘ İskender Pala’, eseri çıksa da okusam deyip sabırsızlıkla beklediğim yazar oydu. Bu romanı okurken bu hikaye defalarca aklıma geldi ve İskender Pala hocanın meslektaşı olmaktan her defasında yeniden onur duydum. Yıllardır akademide olup hem bilimsel hem sanatsal çalışmaların bir arada bu kadar ahenkli yürütülmesi bence olağanüstü bir yetenek ve nasip.

Prof. Olduğu halde bu ülkenin tarihine, kültürüne zerre emek vermemiş, makamında oturup kibriyle kimsesiz ve de sessiz toprak olup giden pek çok isim tanıyoruz. İskender hoca işte bu isimlerin utanacakları karizmatik bir bilim insanı. Eski Türk edebiyatını divan beyitlerinin arasına sıkıştırıp sadece aşık edebiyatı yaftasından beri olarak en geniş ve haklı yeri hakeden kültür ve sanat birikimi çerçevesinde sunan ve tanıtan tam anlamıyla hoca ünvanını hakeden bir isim kendisi.
Bu eser de tam bir İskender Pala klasiği; sağlam ve özgün kurgu, müthiş bir üslup ve akış ahengi, biribirinden özlü ve derin mana iklimi ve en önemlisi koca bir medeniyetin hayat tarzına hayranlık uyandıran bir bakışla, gelecek kuşaklara kazandırılan kıymetli bilgilerle kuşatılmış bir eser. Bölümler arası geçiş, hikayenin bütünlüğüyle birlikte korunmayı başarmış ince yaşam öyküleri ve insan dünyasının iç derinliği, bu kadar girift ve aynı zamanda düzen ruhunu zannımca ancak bu kadar usta bir kalem verebilirdi.
Sanırım hayatta oldukça çıkan bütün eserlerini aynı şevk ve istekle okuyacağım.
296 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Esselâmüâleyküm...
Yine harika, sürükleyici ve değerli bir eser.
Kitabı genel bağlamda değerlendirecek olursak okurken merak uyandıran, dolayısıyla sürükleyici olan, dili zorlamayan güzel bir kitap...
Sadece arada bir tekrara düşmesi sıkıcı gelecektir ama benim için sorun değildi buna rağmen kitap güzelliğini korudu...
Kitabın adından da anlayacağınız gibi yoldaki bir kervanın başına gelenler kervandaki kişiler vesaire anlatılıyordu.
İskender Palanın şimdiye dek okuduğum kitaplarını çok beğendim İskender Pala okumaya her zaman devam edeceğim...
İskender Pala tarihi öyle bir anlatıyor ki hiç sıkılmıyorsunuz bu tarihi olayları romanın içine itina ile yerleştiriyor ve tarihi bambaşka bir pencereden izlemenize olanak sağlıyor...
Aynı zamanda romanında kendisine yolculuk yapacak konuyu da itina ile seçiyor...
Bu sayede ortaya çok güzel eserler çıkıyor.
Kitap hakkında daha da anlatılacak bir konu yok diye düşünüyorum velhasıl herkese tavsiye ederim çok güzel bir kitaptı...
296 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Ah bu ne kadar güzel bir kitaptı! Okuduğum en iyi İskender pala kitapları arasına girdi. Öyle güzel ve öyle akıcı bir hikayesi var ki sayfalar nasıl çevriliyor anlamıyorsunuz. İstanbul’dan yola çıkıp mübarek beldelere gitmeye Sultan Mahmud tarafından hazırlanan bir kervan, kervan yolunda çekilen çileler, vahhabiler yüzünden 5 yıldır sefalet içinde ömür geçirmiş Mekke ve Medine halkı. En iyi bölümü kesinlikle Merkez efendi ve abdülahad arasında geçen tartışmaydı. O cümleleri şimdi ki müslüman yöneticilerin hepsi okusa kimsenin oyununa gelmezler. Velhasıl muhteşem bir kitaptı.
296 syf.
Ne yazsa okurum dediğimiz yazarlar vardır. İskender Pala da bu yazarlar arasında benim için ilk sıralarda yer alır. Kalemini çok sevdiğim değerli bir insan. Son çıkan kitabı Kervan ile yine şaşırtmadı beni. Unutamayacağım kitaplar arasına girdi.
Kitabın içeriğine gelecek olursam, yolculuğa bir vakanüvis olarak başlayan Yahya Efendinin dilinden anlatılıyor. 5 yıldır Vehhabi  saldırılarıyla hacca ulaşamayan sürre alayının kervanla yaptığı hac yolculuğu esnasında karşılaştığı olaylardan bahsediyor. Aylar süren Hac yolculuğunun meşakkatinin ve bu zorluklar karşısında tavrımızı, düşüncelerimizi, kalbimizin duruşunun nasıl olması gerektiğini güzel anlatmış. Kitapta İslam'a zarar vermek isteyenlerin bunu nasıl yapabileceklerinin en iyi örneğini de Vehhabilik olarak vermiş. Farklı yorumlamayla müslüman müslümanın kanını nasıl döker hayret ediyoruz bir kez daha.
Kitapta geçen karakterlerin isimleri de bana anlamlı geldi. Yazarın bilinçli olarak tercih ettiğini düşünüyorum. Merkez Efendi, Hüdayî, Sümbül Efendi,Telli,Oruç Baba tarihi ve manevi şahsiyetlerimizden esinlenmiş.
  Ayrıca bu kervan bana bizim dünya hayatından ahirete olan yolculuğumuzu da anımsattı.
  Kitapta tarih var, bilgi var, aşk var, heyecan var, gizemler, sırlarla dolu olaylar ve kişiler var. Daha fazla uzatmadan bu kitap manevi duygularımı fazlasıyla kabarttı diyebilirim.Okumak isteyenler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir eser. Bizi böylesine güzel bi eserle buluşturup okuma zevki yaşattığı için İskender Pala'ya teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
296 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ben her okuduğum kitabı kendimi ana karakterin yerine koyar ve öyle okurum ;

Suç ve cezada Raskolnikov, Şah ve Sultanda Taçlı Begüm, Uçurtma avcısında Hasan, Dan Brown’da Robert Langdon, Ahmet Ümit’te Nevzat başkomiser, Butimar’da Yusuf, Millenium’da Lisbeth Salender, Materlerde Galen, Bülbülü öldürmekte Scott, Uğultulu tepelerde Catherine olurum. “Mihmandarımda” Eyyüp Sultan olurum. İskender Pala’nın Kervan’da bu kez Hüdayi oldum, Merkez efendi oldum, Yahya can oldum, Nadide oldum, engelli Fatma oldum, Said Emin oldum. Manevi duygunun yüksek olduğu bu muhteşem eserde, sanki Pala’nın Mihmandarını tersinden okuyormuşum gibi bir lezzet aldım; aynı coşkuyu, manevi atmosferi, aşkı ve aynı Gül kokusunu Kervanda da hissettim. Mihmandarımda Eyyüp Sultan Hazretlerinin, Efendimizin konukçusu olurken yaşadığı heyecanı ve Efendimiz tarafından müjdelenen fetihi görebilmek için Konstantinapolis’e giderken çektiği zorlukları en derin kalbi duygularla nasıl okudumsa; binlerce kişinin yıllarca “Aşk”hasretine son verecek bu yolculuğu da aynı coşkuyla okudum. Onlarla birlikte yoldaki eşkıyalardan korktum, kum fırtınasında gözlerime kumlar doldu, susuzluktan serap gördüm, kızgın çöllerde onlarla birlikte bende yandım. Mescid-i Nebevi’ye girerken gözlerimden yaşlar onlarla birlikte sel oldu aktı. Yıllardır süregelen okuma aşkımda sanırım tek tanımak istediğim yazar İskender Pala. #okudumbitti
296 syf.
·20 günde·Beğendi·9/10 puan
Kalemini çok sevdiğim değerli bir insan İskender Pala . Son çıkan kitabı Kervan ile yine şaşırtmadı beni. Unutamayacağım kitaplar arasına girdi.Öyle güzel ve öyle akıcı bir hikayesi var ki . Benim de yola çıkıpta mübarek beldelere gidemediğim günler geldi aklıma gözyaşları içinde okudum.
Kitabın hikayesi ise, İstanbul’dan yola çıkıp mübarek beldelere gitmeye Sultan Mahmud tarafından hazırlanan bir kervan, kervan yolunda çekilen çileler, vahhabiler yüzünden 5 yıldır sefalet içinde ömür geçirmiş Mekke ve Medine halkı. Ayrıca bu kervan bana bizim dünya hayatından ahirete olan yolculuğumuzu da anımsattı. Kitapta tarih var, bilgi var, aşk var, heyecan var, gizemler, sırlarla dolu olaylar ve kişiler var. Daha fazla uzatmadan bu kitap manevi duygularımı fazlasıyla kabarttı diyebilirim.Okumak isteyenler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir eser. 
296 syf.
1800 lerde İstanbul 'dan Medine'ye haç ziyareti için yola çıkan kervanın başından geçen ihanet, cinayet, hırsızlık, casusluk, mezhepler, inançla ilgili bir hikaye. İskender Pala kitapları zaten çok sürükleyici, şiirsel bilgi veren çok güzel kitaplar oluyor kesinlikle okuyun.
296 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
İskender Pala’nın yetkin kaleminden bir hac kervanında yaşananlar etkileyici bir dille anlatılmış .Yer yer gözyaşlarınızı tutamayacağınız sizi gül kokulu Yesrib Medine’ye ,şehirlerin anası Mekke’ye götüren sürükleyici bir hikâye ... Kervan yolculuğu
sırasında dünyalık ağırlıklardan kurtulmanın hafifliği ,kayıp sanılanların aslında birer kazanç olduğu ,gönül gözlerinin açıldığı meşakkatli bir yolculuk . Ne mutlu mâsivâdan sıyrılıp beyazlar içinde “Lebbeyk Allahümme lebbeyk!”diyebilmek.
296 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Dünyayı saran zaman gitgide bedenleri yıpratır, dilekleri tazeler, ölümü yakınlaştırır, umulanı uzaklaştırır. Zamanın cilvesidir ki her kim dünyaya dost olup onu elde etmeye çalışırsa zahmete düşer, kim de sırtını döner, onu gözden çıkarırsa huzura erer.
Yola çıkarken tedarikler, hazırlıklar ve bilcümle eşya ile hala dünyaya ait idik, yolda onları yitire yitire onlarsız da olabileceğimizi öğrendik.
Kabe'ye vardığımızda aslında iki parçalık ihram bezinin kafi olduğunu göreceğiz. bakın işte, bunca savaş, çapul, cinayet, hırsızlık... dünyalık uğruna ve dünya için...
oysa biz bu kervandan sonra bir kervana daha katılacağız. İstesek de istemesek de...
O kervanda insanın devesinde taşıdığına değil kalbinde taşıdığına bakacaklar...

Baharın ilk günü gönlüme bahar gelsin, çiçekler açsın amacı ile başladım İskender Pala'ya. Bir senelik hasretlik bitti kavuştuk, şükür okuduk kitabımızı. İskender Pala ne yazarsa yazsın benim için tartışılmaz bir kalemdir.

Bülbül'ün Kırk Şarkısı ve Mihmandar kitapları kadar olmasa da okuma keyfini doyurucu nitelikte bir kitap Kervan.
İstanbul'dan beş yılı hasreti ile kutsal topraklara kavuşup, İslam'ın beşinci şartını yerine getirme amaçlı yola çıkılan, uzun ve çetrefilli bir yolculuğu anlatıyor. Dönem 1818 Sultan Mahmut tahta ve Vehabiler. Müslümanı müslümana kırdıran hareket. Tarih boyunca değişmeyenler, ders çıkarılmayan gerçekler. Kim kime hizmet ediyor, mücadelemiz kim adına...

''Doğun, ölüm için! Toplayın yok olmakiçin, yapın yıkmak için, ilerleyin varmak için!.. İş odur ki kişi gittiği yolu uyanık gide!''
296 syf.
·15 günde·Beğendi
Kitap çok güzeldi ama çoooook zor okudum ya :( ilk kez bir İskender Pala kitabını zar zor bitirdim. Ha iyiki okumuşum diyorum çok güzeldi ama okuması çok yorucuydu..
296 syf.
·Puan vermedi
Ramazan ayı başlarken hac yolculuğunu konu edindiğini arka kapağından öğrenip, bir kitap sitesinden ucuza edindiğim (5 al 20tl öde) eseri, muhafazakar takipçilerimin isteği ve huşu ile okudum. Tarihi roman furyasına kapılmış giderken, 2021 basım seçkime dahil etmemin mükafatını da, hem #orhanpamuk gibi yazarlarla karşılaştırma olanağı hem de sıklıkla kitap çıkaran Divan edebiyatı (Lisedeyken edebiyattan soğutmuştu) uzmanı akademisyen Pala'nın edebi dilini tatmak adına bulmuş oldum.

Eser; 1818 Mayıs ayında İstanbul'dan yola çıkan Sürre kervanının macera ve cefalarla dolu hac yolculuğunu kapsıyor. Anlatıcı vakanüvis (Osmanlı tarihçisi), müderris, mülazım, kuşbaz, berber, bezirgan, seyis ile güzel bir cariye ve özürlü bir kız. Kervanın yapılanmasında hücrelere ayrılması ve baş karakterlerin birbirlerine Yoldaş demeleri ile Mürüvvetment İnsan, develeri ıhtırmak gibi kelimeler hoşuma gitti elbet. Yer yer düşük tümceler olmasına rağmen akıcı bir dille süren anlatım, giderek 5 yıldır Vehhabi terörüyle yapılamayan Hac yolculuğunun yapılmaya başlanmasıyla yolda karşılaşılan zorluklar neticesinde polisiyeye evrilince ve araya da Hüdayi&Nadide aşkı karışınca bir heyecan geldi, diyebilirim. Eşlerine dönen dişi posta güvercinleri ve Valide sultanın Hz.Hatice türbesine her yıl yollayıp bekletilmiş mücevherleri kulağına küpe yapması da güzel ayrıntılardı.

Yazarın Çapulcu Çöl bedevileri dediği, Hac kervanlarını soyan, türlü eziyetler edip kendi inançlarını dikte eden ve kutsal mekanları (mezarlar, türbeler ve camiler) yağmalayan Vehhabilerin inançlarının çarpıklığı anlatılırken, BİAT kültürü sebepleriyle (!) sıralanıyor. Yoldaki baskında Osmanlı sultanı 2.Mahmud'a biat eden Mısır Hidivinin kardeşi özelinde müslüman vasfıyla yardıma yetişmesine de deginiliyor.

Benim açımdan işin rengi, yazarın İslami referanslarla Biat kültürünü, Sapkın Vehhabiler altında anlatmasıyla değişti tabii ki. Zira değinilmeyip EKSİK kalan bir şeyler vardı. Osmanlı-Rus savaşıyla meşgul payitahtın gerçek durumu, Mısıra gönderilen Kavalalı Paşanın krallık ilan etmesi ile İngiliz kışkırtmalarına rağmen 18yy ortalarından beri oluşan Vehhabiliğe İslami ruhban sınıfının gerekli cevabı verememiş olması gibi.

Hatırlatmak gerekir ki; bahsi geçen Vehhabilik bugün kutsal toprakların petrolle birlikte üzerine oturan Suudilerin inancıdır (kitapta da var) ve 300 yıl önce Mısıra kral yapılan Kavalalı Paşa gibi İngiliz emperyal gücünün eseridir. Osmanlı'dan ayrılan tüm bedevilere belirli şartlar altında petrol işletimi karşılığı Ortadoğu ülkeleri (Kuveyt, Katar, BAE gibi) ortaya çıkmıştır, mağlup dedelerimizin Fizan-Yemen- Filistin gibi savaşlarının sonucunda. Hatta Mısırdaki Kavalalı hanedanligi, Arap-Israil savaşı yenilgisi sonrası 1953'de yıkılıp bugünkü Mısır doğmuştur. Batı karşısında Rönesans yapamayıp bu kitapta da övülebilen tarikat yada tekke sultasında oluşan ve reddedilen Ruhban sınıfından İslam alemi kurtulamamış, 400 yıldan beri tüm dünya Batı hakimiyetinde kalmıştıır. Batının bilim ve sanat sırrına, ülkemizde yıkılmaya çalışılan reformlara, din-vicdan hürriyetine ve Laikliğe hiç girmeyeceğim.

Osmanlıdan ayrılan Araplarla neler yaşandığını ilk elden, Cemal paşanın yanındaki gazeteci #falihrıfkıatay 'ın #zeytindağı eserinden okumanızı tavsiye ederken, günümüz muhafazakar görünümlü Neoliberal partilerin güdümlü dünyasında, geçen yıllarda ziyarete gelen Suudi kralının otelinde otururken ayakta dikilebilen liderleri de anımsamanızı beklerim doğrusu. Yazarı da, her ne kadar edebi bulmasam da, bu kitabı yazarak bir daha Hac ziyareti yapmamayı göze alabildiği için (Tarihçi Murat Bardakçı da Riyad'ın şaşaalı zenginligini anlattığından ülkeye alınmıyor) tebrik etmek isterim: Kafa Modern gönüller Postmodern, nasıl olsa...
-"Sormamızın mahzuru yoksa eğer, soralım; kimlerdensin?"
-"Ömür boyu gayret edenlerdenim. Şey, acaba siz, gayret edenlere hayret edenlerden misiniz?"
İskender Pala
Sayfa 21 - Kapı Yayınları - 1. Baskı
Bilin ki; sizi Allah'a yaklaştıran her şey, ateşten uzaklaştırır; Allah'tan uzaklaştıran her şey de sizi ateşe yaklaştırır.
İskender Pala
Sayfa 285 - Kapı Yayınları - 1. Baskı
Ne yazsam, ileride birilerinin hedefi olacağım belliydi. Taş da yumurtaya düşse yumurta da taşa düşse olan yumurtaya olurdu.
İskender Pala
Sayfa 50 - Kapı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kervan
Baskı tarihi:
20 Ocak 2021
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257706063
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
1818 Mayıs’ında Topkapı Sarayı’ndan üç sürre devesi yola çıktı. Köyler, kasabalar, şehirler aşılırken üç yüz olacak, üç bin olacak, üç katına çıkacak ve elli bini aşkın hacı beyazlara bürünüp kervan kervan Kâbe’ye varacaktı…
Her adım bir öncekinden daha heyecanlı, her menzil diğerinden daha çetrefil bir yolculuk. Gündüzlerde alev alev seraplar, gecelerde ayaz mı ayaz kum fırtınaları…
Ve kervanı yutmak için pusuda bekleyen çeteler…
Bir müderris, bir mülâzım, bir kuşbaz, bir berber, bir bezirgân, iki deveci, bir seyis ve bir meczub…
Güzel bir cariye ile özürlü bir kız çocuğu…
*
Bir kervanda neler taşınmaz ki?
Aşklar, ihanetler, bilgelikler, hazineler, gizli sırlar, cinayetler…
İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…

Kitabı okuyanlar 444 okur

  • Şebnem Erdoğan
  • Ahmet Bulut
  • Zefure şirin
  • Tuğçe Danışmaz
  • Hayat Bu
  • Merve Terzi
  • Emin Coşkun
  • Ysf
  • Ali Çalışkan
  • DİLEK KAHVECİ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.3 (95)
9
%22.9 (47)
8
%18 (37)
7
%8.8 (18)
6
%2.9 (6)
5
%0
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.5 (1)