Abum Rabum (Bir Hz. İbrahim Romanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
29610
Gösterim
Adı:
Abum Rabum
Alt başlık:
Bir Hz. İbrahim Romanı
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448308
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
KAPI YAYINLARI 

Karısı Saray, Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, (…) “Lütfen cariyemle yat, belki bu yolla bir çocuk sahibi olabilirim” dedi. Avram Saray’ın sözünü dinledi. (…) Rabb’ın meleği (hamile kalan Hacer’e) (…) “Bir oğlun olacak, adını İsmail koyacaksın. (…) Herkes ona karşı çıkacak, kardeşleri onunla hep çekişme içinde yaşayacak” dedi (Tevrat, Tekvin, Bâb 16).
 
İbrahim’in biri köle, biri de özgür kadından iki oğlu vardır. (…)
 
Bu kadınlar iki antlaşmayı simgelemektedir. Biri Sina Dağı’ndandır, köle olacak çocuklar doğurur; bu Hacer’dir. Oysa göksel Yeruşelim özgürdür, annemiz odur.(…) İşte böyle kardeşler, bizler cariyenin değil, özgür kadının (Sara’nın) çocuklarıyız (İncil, Galatyalılar 4/21-31).
 
Dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu… İnsanlığın beşiği ve Hz. İbrahim’in ayak izlerini taşıyan yurtlar… Ve Müslümanlar üzerinden süregiden savaşlar… Bir bakıma Hz. İbrahim’in mirası peşindeki evlatlarının amansız mücadelesi…
 
Ortadoğu’da yalnızca fikirler, inanışlar, canlar değil, tarih de bir katliamın pençesinde. Artık hakikati görenler, Irak ve Suriye’de birinin kanı toprağa akarken uzaklarda kanı bitlenen birilerini, burada bir kurşun namludan fırladığında meçhul ülkelerde kabaran cüzdanları, burada annelerin ağıtları gözyaşlarına karışırken bir yerlere gizlice kaçırılan tarihi mirası fark edebiliyorlar. Oynanan oyuna insanlığın geçmişiyle hesaplaşması deniyor ama hakikatte geleceğini belirleme potansiyeline sahip.
 
Elinizdeki kitabı yalnızca Roma, Kudüs ve İstanbul ekseninde bir casusluk romanı olarak değil, aynı zamanda Mezopotamya’nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi gibi de okuyacaksınız. İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden nefes nefese bir polisiye...
524 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Merhaba sevgili kitapseverler!

İşlerimin yoğunluğundan kaynaklı çok seri bir şekilde kitap okuyamadığımı ama okumak istediğim türlerde de ne derece seçici olduğumu az çok hepiniz biliyorsunuz. Bende grubumuz ve internet üzerinden İskender Pala kitaplarının paylaşım ve alıntılarını görüyor, doğrusu merak etmiyor değildim. Özellikle son günlerde çok dikkatimi çeken “Abum Rabum” eserini 14 Şubat sevgililer gününde bir kitabevinde elime aldım ve eşimin de bu yazarın kalemini sevdiğini bildiğim için ona hediye etmek istedim. Aslına bakacak olursanız, ne kadar merak etsem de öncelik eşimde olduğu için kitaba çok ağırlık vermedim. Ta ki eşim okuyup bana, “Bu tam senlik, muhakkak okumalısın.” demesiyle daha da çok ilgi alanıma girdi. O sırada devam etmekte olduğum Vatikan adlı kitabı bitirdiğim akşam bu güzel eseri elime aldım ve arka kapağı okuduktan sonra bir iki satır okumak için kitabın ön kapağını açtım. Açmaz olaydım! O gecenin sabahını nasıl ettiğimi ben bile hatırlamıyorum ve en son yaptığım şey sabah 07:15’te 150. nci sayfa da kitabın kapağını kapatarak iş yerime geçmekti. Ve işte size beğeneceğiniz bir hikâye daha! Huzurlarınızda Abum Rabum…

Ben, çok seri okuyamam, bir kitabı okumaya başladığımda bazen araya giren işlerden dolayı konuyu unuttuğum ve hızlı özet geçtiğim bile oluyor. Daha da uzarsa kitaptan uzaklaşıyorum ve araya bambaşka şeyler girebiliyor.

Abum Rabum kitabına başlarken hiç tereddüt etmedim! Zira güzel ve kaliteli okuyan birisinden muhakkak okumam gerektiği bilgisini almış olmanın rahatlığı içerisindeydim. Şaşırtıcı bir dille ifade etmem gerekirse, kitapta geçen tarihi olaylar, yerler, konular, eserler ve karakterler sizi büyüleyici bir hikâyenin girdabına çekip bırakıyor. Yazarın kaleminin sizi adeta bir ders niteliğinde bilgilere donatması ve olayların akışını kaleme alması, kitabın nasıl bittiğini bile anlamamanıza sebep oluyor. Bu güzel eseri okuyup bitirdiğinizde, birçoğunuzun neden bu kadar çabuk bitti diye üzüleceğine de adım gibi eminim. Aslında anlatmak istediğim o kadar çok tarihi mekan, obje ve detay var ki ama bunları burada alenen yazıp, belkide okumak isteyen siz değerli okurlara açık vermek istemem. Heyecan dorukta kalsın yeter. :)

"Kitap mı?"
"Evet, biz gelelim kitaba değil mi!.. Yaratan ilahi kuvvet tarafından Hz. İbrahim'e ayetler vahiy edilmiş, indirilmişti. Sümerologlar ve tarihi araştırmacılar tarafından bunların Sümerler döneminde tabletlere yazılı olarak muhafaza edildiği düşünülmektedir. Bölgede yapılan tüm arkeolojik kazı çalışmalarında ve Sümerlere ait kazılarda çıkarılan pek çok tablette Hz. İbrahim’in dinine ait işaretleri görmek pek mümkündür. Vakti zamanında Akatların 'Abum Rabum' diye dillendirdikleri 'Yüce Baba'nın Hz. İbrahim'in kendisinden başkası olma ihtimali yoktur."..

KİTABIN KONUSU
Japonya’da bir üniversitede işlenen cinayet sonrasında medeniyetin beşiği olarak bilinen, Mezopotamya'nın tarihi topraklarında başlayan, Hz. İbrahim'in hikâyesini anlatmaktadır. Üç kutsal dinin (Hristiyanlık, Yahudilik, Müslümanlık) ortak noktada gördükleri bir Peygamber, üç ülkenin (CIA, MİT, MOSSAD) istihbarat örgütlerinin müdahil oldukları olaylar ve zamana karşı amansız bir koşuşturmaca. Halkının onuru, gururu için intikam ateşi ile yanıp tutuşan bir Japon Polis memuru. Herkes ama herkes Hz. ibrahim'in kutsal hazinesinin peşindedir, bu amaç uğurunda kullanılan dinler, kişiler ve yağmalanan tarihi eserler, dünyanın dört bir tarafına kaçırılan tarihi eserler ve el yazması kitaplar.

Japonya'dan başlayan olaylar zinciri İstanbul'a, oradan Urfa'ya ve tarihte Nemrut'un izlediği yollar üzerinden Adıyaman'a kadar varan bir hikâye. Ve bu süreç içerisinde anladığımız en önemli şeyin; Orta Asya topraklarının gerek medeniyet, gerek zenginlik açısından ne kadar da kıymetli olduğudur.

Bir okuyucu olarak ele aldığınız kitabı polisiye roman olarak okumaya başladıktan sonra, belki de bilmediğiniz birçok konuda bilgi sahibi oluyor ve gerçekten bölge üzerinde bir asırdır dönen dolaplar karşısında belki de şoke oluyorsunuz. Yazar bu kitabında halk tabirinde de dendiği gibi, öyle kulaktan dolma bilgiler ile değil, üç büyük kutsal kitaptan faydalanarak kaleme almış Hz. İbrahim'i.

Hz. İbrahim'in miras bıraktığı hazinenin peşine düşen ve onu elde etmek isteyen güçleri okurken acaba "kim kazanacak?", kim bulacak ya da daha önce kutsal hazineye erişecek diye defalarca soruyorsunuz kendinize.

Japonya’da bir asistan olarak görev yapan Keiko, mezuniyet gününün de yapacağı bir konuşma öncesinde kaldığı odasında, vücuduna defalarca saplanan bir hançer yüzünden ölü olarak bulunur. Kendisini bilime ve tarihe adamış olan Keiko'nun bilgisayarında bulunan dosyalar "Ertuğrul'un Babayanı" olarak kaydedilmiştir ve Keiko'nun cep telefonuna gelen bir kısa mesajla rota İstanbul'a çevrilir, olası cinayet zanlısı olan yakın arkadaşının da İstanbul'a gittiği bilgisine ulaşılmıştır.
Bu trajik cinayet vakasından sonra Japon polisi İstanbul’un yolunu tutar. Bu zaman zarfında Zara, İstanbul Arkeoloji müzesinde bulunan Sümer tabletlerinin peşindedir. Bilimsel ve tarihi araştırmalar adı altında aylardır sürdürdüğü gizli görevindeki amacı Sümerlere ait tarihi dönemi araştırmak gibi görünse de, yaptığı son görevinde yaşanan aksiliklerden dolayı çok geçmeden yakalanır. Müzedeki tarihi araştırma/incelemesi esnasında tabletlere vermiş olduğu yüzeysel tahribat ile suçlanmaktadır. Zelot Zara'nın Sümerolog Selim hocamız ile karşılaşması ve Mit ile Türk polisinin gelişen olaylara dahil olması, bir de aralarına yeni katılan şu Japon polis. Hangisi CIA için çalışıyor? MOSSAD'ın tüm bu olaylar ile ilgili rolü nedir? ZELOT'ların acımasız bir şekilde korudukları sırlarının kurbanı kim? Bu kutsal hazine bulunana dek daha kaç masumun ya da ajanın hayatı son bulacak? Tüm cevap isteyen bu soruların yanıtı kitap da saklı.

Kitabın en etkileyici karakteri Selim hoca ve Zara’dır. Sümerolog Selim hocamızın Zara'ya güvenmek istemesi ve Zara'nın Selim hocaya güven vermek adına olan mücadelesi gözlemleyeceğiz. Diğer tüm karakterlerin ise üzerlerine atfedilmiş olan görevi layıkıyla yerine getirdiğidir. İskender Pala’nın burada rol dağılımını çok iyi tayin ettiğini ifade edebilirim.

"Nemrut gördü ki mabut tuttukları putlar parça parça olmuş, yere düşmüşler. 'Bunu kim etti' diye sordu. Dediler: 'Tareh'in oğlu İbrahim, daima putlarımızı kötülerdi, o etmiştir.' Onlara şu emri verdi: 'Tez onu muhakkak yakalayıp bana getirin; ben onu elbette öldüreceğim.' İbrahim'i bulup getirdikleri zaman Nemrut şöyle dedi: 'Ya İbrahim, bizim putlarımıza sen mi bu hakareti ettin?' İbrahim şu cevabı verdi: 'Gece gündüz mabut diye taptığınız büyük puttan sual et; o size söylesin, eğer söyleyebilirse!' Nemrut şöyle dedi; Ya İbrahim, bilmez misin putlar nutuk edip söyleyemezler.' İbrahim şöyle dedi: 'Ey Nemrut; madem putlar cevap veremezler; sonra ey zalimler, bunları elinizle yapıp yine onlara tapar, yardım istersiniz, ne kadar ahmak bir kavim olmuşsunuz!'....

ARKA KAPAKTAN
Karısı Saray, Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, (…) “Lütfen cariyemle yat, belki bu yolla bir çocuk sahibi olabilirim” dedi. Avram Saray’ın sözünü dinledi. (…) Rabb’ın meleği (hamile kalan Hacer’e) (…) “Bir oğlun olacak, adını İsmail koyacaksın. (…) Herkes ona karşı çıkacak, kardeşleri onunla hep çekişme içinde yaşayacak” dedi (Tevrat, Tekvin, Bâb 16).

İbrahim’in biri köle, biri de özgür kadından iki oğlu vardır. (…) Bu kadınlar iki antlaşmayı simgelemektedir. Biri Sina Dağı’ndandır, köle olacak çocuklar doğurur; bu Hacer’dir. Oysa göksel Yeruşelim özgürdür, annemiz odur.(…) İşte böyle kardeşler, bizler cariyenin değil, özgür kadının (Sara’nın) çocuklarıyız (İncil, Galatyalılar 4/21-31).

Dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu… İnsanlığın beşiği ve Hz. İbrahim’in ayak izlerini taşıyan yurtlar… Ve Müslümanlar üzerinden süregiden savaşlar… Bir bakıma Hz. İbrahim’in mirası peşindeki evlatlarının amansız mücadelesi… Ortadoğu’da yalnızca fikirler, inanışlar, canlar değil, tarih de bir katliamın pençesinde. Artık hakikati görenler, Irak ve Suriye’de birinin kanı toprağa akarken uzaklarda kanı bitlenen birilerini, burada bir kurşun namludan fırladığında meçhul ülkelerde kabaran cüzdanları, burada annelerin ağıtları gözyaşlarına karışırken bir yerlere gizlice kaçırılan tarihi mirası fark edebiliyorlar. Oynanan oyuna insanlığın geçmişiyle hesaplaşması deniyor ama hakikatte geleceğini belirleme potansiyeline sahip.

Elinizdeki kitabı yalnızca Roma, Kudüs ve İstanbul ekseninde bir casusluk romanı olarak değil, aynı zamanda. Mezopotamya’nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi gibi de okuyacaksınız. İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden nefes nefese bir polisiye...

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
528 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Türk Edebiyatının en iyi tarihi roman yazarlarından olan İskender Pala’nın son eseri olan Abum Rabum diğer eserlerinde olduğu gibi sıkılmadan okuduğum sürükleyici ve sade bir dille yazılmış.Kitap konu olarak Hz.ibrahim’in döneminde farklı ırklara dinlere ve dillere ait bir toplumda yaşananlar anlatılmaktadır.Hz.İbrahim üç kutsal dinin atası olarak kabul edilir ve buna göre mesajlar içermektedir.Mezopotamya tarihi hakkında uzun paragraflar halinde değil de satır aralarında yer vererek sıkmadan bilgiler vermektedir.Binlerce yıl öncesinde yaşanan Hz.ibrahimin göç yollarını sürükleyişi ve o döneme ait olaylar anlatılıyor.Kitapta en beğendiğim alıntı;
“Birilerine hâkimiyet sağlamanın en kestirme yolu onları kendi medeniyetlerin koparıp kimliksizleştirmektir.”
Keyifli Okumalar Dilerim
528 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10
Japonya'dan başlan bir Hz.İbrahim hikayesi.Üç büyük dinin kesişim noktası ve herkesin sahip olduğu büyük bir hazine.Sin ,Şamas ve İştar.CIA,Mosat ve Mit.İslamiyet,Hristiyanlık ve Yahudilik.Bütün bunların kesiştiği yer Adıyaman.Ve sonuç olarak ortaya çıkan harika bir roman.
528 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Büyük bir zevkle okuduğum yazarlardan biri olan İskender Pala, eserlerinde okurlarına vermiş olduğu tarih dersleri ile birlikte hafızalarımızı tazelerken, bilmediğimiz konular hakkında da bizleri aydınlatmaya devam etmiş bu eseriyle.
Günümüz dünyasında özellikle kültürel ve ekonomik anlamda Batı gelişmişliğinin ve Batı hegemonyasının temellerinin tamamen Doğu kültüründen kopyalandığını vurgulamaya çalışan eserde, hukuk sisteminden bilimsel çalışmalara kadar birçok buluşun kaynağı Batı’nın ataları Romalılardan ziyade, Doğu’nun ataları olan Mezopotamya devletleri Sümerler, Akatlar ve Asurlardan geldiği itinayla anlatılmaya çalışılmış.
Tarih olarak M.Ö. 4000 yıllarında başlayan, üç dinin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet) babası Hz. İbrahim’den günümüze; coğrafya olarak Tokyo’dan başlayıp, Moskova, İstanbul, Kudüs, Vatikan, Philadelphia, Virginia, Halep ve Kahire’den yaşananlar ve Nemrut dağında son bulan bir hikaye.
Gizli örgütlerin, istihbarat savaşlarının, istihbarat örgütlerinin kendi içerisindeki çekişmelerin değinildiği kitap polisiye bir roman havasıyla okurlarına sunulmuştur.
Ancak vermiş olduğu (eminim ki çok ciddi bir araştırma sonucu elde ettiği) tarihi hikâyecikler dışında, kitabın kurgusunu biraz basit bulduğumu, gerekli titizliğin gösterilmediğini belirtmek isterim. Özellikle kitabın başından beri okuyucuların merakla beklediği giz’e, canları pahasına mücadele ederek ulaşmaya çalışan karakterlerin yaşadığı son (detaylarını okumayan arkadaşlar için anlatmayacağım) çok anlamsız ve tatmin edici değildi. Bu sona rağmen okumanızı şiddetle tavsiye ederim…
528 syf.
·Puan vermedi
Son okuduğum kitap. Bir İskender Pala klasiği...Heyecanlı bir polisiye kitabı okuyacağımı düşünürken birçok konuda da bilgi sahibi oldum. Ama biraz sakin kafayla okunması gerekiyor kaçırılan bir yer olunca sonraki sayfalarda zorlanıyor insan. Ben işlerimin yoğun olduğu zamanda okudum. Ama olsun her sene Iskender Pala yeni kitabını çıkarsın diye bekleyeceğim ve ilk okuyanlardan olacağım.
528 syf.
·6 günde·10/10
Hikaye, bir öğretim görevlisi, dünyayı ele geçirmeye çalışan gizli örgütler, MİT, CIA, dinler, kutsal kitaplar, tarihi eserler ve semboller üzerine olunca aklıma Dan Brown kitapları geldi. Hikaye ve akıcılık tamamen Dan Brown romanlarından farksızdı ama kitabın verdiği mesajlar ve göndermeler bir müslümanın ya da bir Türk’ün kaleminden çıkabilirdi ancak.

İskender Pala bu romanında çok güzel bir konu bulup çok iyi harmanlamış. Üç semavi dinin atası Hz. İbrahim’i konu alması hikayenin çok geniş bir coğrafyaya yayılmasına sebep olmuş.

Yazarımız, Ortadoğu’daki karışıkların ve savaşların sebeplerinin sadece petrol olmadığını ve bu toprakların tarihini ve kültürünü kıskanan ve sahiplenmeye çalışan diğer ülkelerin bu amaç uğruna neler yaptıklarını ve yapabileceklerini hikaye içinde geçen sohbetlerde bize aktarırken aslında okuyucuya vermek istediği mesajları da alktarmış oluyor. Ayrıca romanı okurken Hz. İbrahim ve Ortadoğu hakkında bilgilere de sahip oluyorsunuz.

Beğenerek ve hiç sıkılmadan okuduğum akıcı bir romandı. Öncelikle Dan Brown romanlarını sevenler olmak üzere tüm okurlara bu kitabı okumalarını tavsiye ederim.
528 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik. Sin, Şamas ve İştar’ın izinde, üç büyük semavi dinin atası Hz. İbrahim’in hazinesine ulaşmaya çalışan Mit, Mossad, CIA, zelotlar, grup kardeşlik.. Japonya’da bir cinayetle başlayan, İstanbul’da, Kudüs’te ve Vatikan’da gelişen; Urfa, Halep, Mısır, Ur gibi kentlerde devam eden ve Adıyaman’da sonlanan buram buram tarih kokan bir polisiye. Dinler tarihi, Mezopotamya tarihi, Batının Ortadoğu üzerindeki emelleri, Tevrat’tan, İncil’den ve Kuran-ı Kerimden Hz. İbrahim ve hayatı.. Ve İskender Pala’nın kimselere benzemeyen özgün ve kaliteli tarzı.
528 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Üç büyük semavi dinin atası Hz. İbrahim, onun ayak izleri ve bu izlerin sonundaki hazine...
Kitapta neler yokki. Mezopotamya'nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi, Ortadoğu üzerine oynanan oyunlar... CIA, Mossad, Grup Kardeşlik ve Zelot'un Hz. İbrahim'in hazinesi ile ilgili çıkarları.
Olaylar zinciri Japonya'dan başlayarak, Istanbul ve Kudüs'te devam ediyor. Adıyaman'da ise son buluyor.
Kitap gerçekten merak uyandırıcı. Özellikle arada serpiştirdiği bilgiler çok hoşuma gitti.
İskender Pala üç din kitabında yer alan Hz. İbrahim ile ilgili bilgileri de karşılaştırmış. Bu kitaptan kesinlikle çok şey öğreneceksiniz.
Herkes Hz. İbrahim ile ilgili kesinlikle bazı bilgilere sahiptir. Ama benden size tavsiye bu kitabı okumadan önce derin araştırmalar yapıp okuyunuz.
528 syf.
·9 günde·Puan vermedi
İskender Pala 'nın okududuğum ikinci kitabı olan AbumRabum'u yine bi arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım. Polisiyenin edebiyatın dinin tarihin ve mizahın içiçe olduğu bir kitap. İlk başlarda durağan olan kitap ilerledikçe akmaya başladı.İçiçe olan olaylar kördüğüm oldukça açılan karakter kurgusu içine kattığı hafif mizah ve usluptaki samimiyet beni kitaba bağlan en önemli unsurlar oldu.Keinlikle tavsiye ettiğim bir kitap oldu.Okursanız inanın pişman olmazsınız.
528 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10
İskender Pala sevdiğim yazarlardan birtanesi. En sevdiğim yanı kitaplarında olay örgüsünün yanı sıra işlediği konu hakkında detaylı bilgiler vermesi ve kitabı bitirdiğimde yeni konular hakkında yeni fikirlerim olması. Kitap Tokyo da bir cinayet ile başlayan oradan Ortadoğuya uzanan ve Adıyaman da son bulan nefes nefese polisiye tarzında bir roman. Bir taraftan üç semavi dinin odak noktası Hz. İbrahimin şifresi bir taraftan doğu-batı çatışması başka bir taraftan devletler içinde devlete ihanet eden gruplar ve ajanlar... Ortadoğu da olan bitenlere, uygarlığın hep batının elinde olmasına ve daha birçok konuya bu kitabı okuduktan sonra farklı bir gözle bakacaksınız. Ben kitabı biraz uzun bir sürede okudum çünkü kendini vererek derin düşünerek okunacak bir kitap ve altını çizeceğiniz satırlar oldukça fazla. İskender Pala’nın beni en çok etkileyen kitabı oldu şimdiye kadar, bunda biraz ilk görev yerimin Şanlıurfa olması ve kitapta orada anlatılan yerlerin çoğunu biliyor olmam da etkiliydi. Abum Rabum okunması gereken eserlerimizden, tavsiyemdir...
Birşeyden kaçacaksanız çocuklar, yılandan, akrepten, aslandan kaçmayın da, nefsinizden kaçın, içinizdeki hırslardan, kinlerden, öfkelerden kaçın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Abum Rabum
Alt başlık:
Bir Hz. İbrahim Romanı
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448308
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
KAPI YAYINLARI 

Karısı Saray, Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, (…) “Lütfen cariyemle yat, belki bu yolla bir çocuk sahibi olabilirim” dedi. Avram Saray’ın sözünü dinledi. (…) Rabb’ın meleği (hamile kalan Hacer’e) (…) “Bir oğlun olacak, adını İsmail koyacaksın. (…) Herkes ona karşı çıkacak, kardeşleri onunla hep çekişme içinde yaşayacak” dedi (Tevrat, Tekvin, Bâb 16).
 
İbrahim’in biri köle, biri de özgür kadından iki oğlu vardır. (…)
 
Bu kadınlar iki antlaşmayı simgelemektedir. Biri Sina Dağı’ndandır, köle olacak çocuklar doğurur; bu Hacer’dir. Oysa göksel Yeruşelim özgürdür, annemiz odur.(…) İşte böyle kardeşler, bizler cariyenin değil, özgür kadının (Sara’nın) çocuklarıyız (İncil, Galatyalılar 4/21-31).
 
Dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu… İnsanlığın beşiği ve Hz. İbrahim’in ayak izlerini taşıyan yurtlar… Ve Müslümanlar üzerinden süregiden savaşlar… Bir bakıma Hz. İbrahim’in mirası peşindeki evlatlarının amansız mücadelesi…
 
Ortadoğu’da yalnızca fikirler, inanışlar, canlar değil, tarih de bir katliamın pençesinde. Artık hakikati görenler, Irak ve Suriye’de birinin kanı toprağa akarken uzaklarda kanı bitlenen birilerini, burada bir kurşun namludan fırladığında meçhul ülkelerde kabaran cüzdanları, burada annelerin ağıtları gözyaşlarına karışırken bir yerlere gizlice kaçırılan tarihi mirası fark edebiliyorlar. Oynanan oyuna insanlığın geçmişiyle hesaplaşması deniyor ama hakikatte geleceğini belirleme potansiyeline sahip.
 
Elinizdeki kitabı yalnızca Roma, Kudüs ve İstanbul ekseninde bir casusluk romanı olarak değil, aynı zamanda Mezopotamya’nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi gibi de okuyacaksınız. İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden nefes nefese bir polisiye...

Kitabı okuyanlar 3.986 okur

  • Fatma Erkal
  • Mehmet Kaya
  • Rufeyda
  • Burcu Yılmaz
  • Mustafa Çapraz
  • Ayşenur
  • Demet kalan
  • Hatice DUMAN
  • Ahibes
  • halis yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%13.5
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%11.5
25-34 Yaş
%26
35-44 Yaş
%29.7
45-54 Yaş
%12
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.8
Erkek
%36.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.2 (552)
9
%21.3 (308)
8
%21 (304)
7
%10.4 (150)
6
%4.4 (63)
5
%2.5 (36)
4
%0.8 (11)
3
%0.3 (4)
2
%0.5 (7)
1
%0.7 (10)

Kitabın sıralamaları