Mihmandar (Bir Eyüp Sultan Romanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
25,5bin
Gösterim
Adı:
Mihmandar
Alt başlık:
Bir Eyüp Sultan Romanı
Baskı tarihi:
18 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107352
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
"Peygamber'in mihmandârı! Bir arzun varsa yapayım. Bir vasiyetin varsa yerine getireyim!"

"Ey Emîr! Sakın Allah'ın dinini bozma, müminler arasına fitne girmesine müsaade etme. Askere adalet ile muamele eyle ve düşman karşısında can kaygusu çekme. Bana gelince, senden ve senin ait olduğun şu dünyadan hiçbir şey istemediğimi bil ve herkese böylece ilan et. Şurada can oynatan cengâverlerden son arzum odur ki Azrail (a.s) bize uğradıktan sonra na'şımı Konstantiniyye surlarına yakın götürsünler. O gün savaş hattı nerede oluşursa, bedenimi o noktaya kadar taşısınlar ve orada, savaşan mücahitlerin arasında beni defneylesinler. Ta ki atlarımızın ayakları bedenimi çiğnemiş olsun, Bizans dokunamasın. Ayrıca, eğer yapabiliyorlarsa, cenazemi kendi atımın arkasında bir sedyeye bağlayıp taşısınlar. Tıpkı Kutlu Nebi'yi getiren Kusvâ'nın Medine'de bizim hanemizi bulduğu gibi o da benim için nereye gideceğini ve nerede duracağını bulacaktır."
(Tanıtım Bülteninden)
377 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Oxy, Genna ve Kallinikos desem size kitabı okumayanlar sanırım büyük ihtimalle neden bahsettiğimi ya da bu isimlerin Eyüp Sultan ile ne alakaları var bilemeyecekler.Ama bu kitapta herkes az çok peygamberimizin(sav) evinde kaldığı için Eyüp Sultan ın mihmandar-ı nebevi yani peygamberimizi(sav) misafir olarak ağırlayan kimse olarak dilimize çevrilebilir olduğunu bilecek.Tam 7 ay boyunca peygamberimiz onun evinde kalmıştır. Bu nedenle kitabın adı Mihmandar olmuştur. Çok doğru bir seçim olmuş.Oxy, Genna ve Kallinikos a geleceğim ama önce kitabın gidişatından bahsetmek istiyorum.

Herkesin bildiği bir hadistir ki o " Kostantiniyye elbet fetholunacaktır; onu fetheden emir ne güzel emir, onun ordusu ne güzel ordudur." herkes bu sıfatlarla nail olabilmek için defaatle günümüzdeki İstanbul'a dönemin Bizans topraklarına seferler düzenlemiştir.Ama herkesin bildiği üzere bu sıfata Fatih Sultan Mehmet ve ordusu 1453 de nail olabilmiştir.

Kitap, Eyüp Sultan'ın büyük büyük atalarının gelecek olan peygambere yazdığı mektupla başlar. Bu mektup nesilden nesile Eyüp Sultan a kadar gelir. Yani bilinen aksine Kasva nın orda durması bi şans değildir. Tamamen kaderdir.

Daha sonra müslümanlığın peygamber efendimize tebliğ edildiği ve Mekke deki müşriklerin ona zorluklar çıkardığı dönemle devam eder. Burada hicret yolculuğunu görürüz.Daha sonra Yesrib e peygamberimiz bir şekilde zorlu yolculuğun ardından gelir. Eyüp Sultan'ın oğlü Eyüp ve eşi Fatıma nın büyük sevinci tabi ardından gelir.Mektubun sahibine ulaşması. Bu sahne sizinde hoşunuza gidecek. Daha sonra kitap bizi 45 yıl sonra Muaviye dönemine götürür.

Herkes gibi Muaviye de o güzel hadise nail olabilmek için Kostantiniyye ye sefer hazırlığı başlatır. Kim yoktur ki o seferde Ömer'in oğlu Abdullah, Zübeyr oğlu Abdullah, Peygamber'in şairi Ka'b, Abbas oğlu Abdullah ve tabiki 80 yaşında olmasına rağmen Eyüp Sultan.

Evet şimdi kısaca Kallinikos un hikayesine gelelim. Spoiler vermeden tabiki. Kallinikos bir bilim adamı Bizans da ve Hristiyan. Amacı komutanın ona emrettiği üzere daha sonrada savaş tarihinin en büyük buluşlarından biri olacak grajuva diye bildiğimiz ateşi bulmak. Ama bunu bulabilmek için işi zor. Kendi Müslümanların yanına sürgüne. Kızı Genna suikast timinin içinde baba düşmanı olarak. Karısı Oxy ise tutsak. Komutan ın çocuğunu sonradan büyütür. Oxy ve Genna sız kalır Kallinikos. Yani Oksijensiz. Devamı kitapta.

Eyüp Sultan ın ölümü üzerine vasiyeti üzerine surların yakınına gömülür. Ve onu yıllar sonra İstanbul un fethinden önce Fatih in hocası Akşemseddin bulur. Ama nasıl bulur? Belki de bu mutluluk savaşı kazandırır. Bulunduğunda Eyüp Sultan nasıl görünmekteydi?

Evet belki de kimse bilmez onun gerçek adının Halid bin Zeyd bin Kuleyb olduğunu. Ebu Eyyup el Ensari nin türbesine gideriz, belki de hiç gitmemişizdir. Sadece onu peygamberin(sav) evinde kaldığı kişi olarak biliriz. Ama 6 savaşa katıldığını, peygamber(sav) uyurken kapıda uykusuz nöbet tuttuğunu kimse bilmez. Vahiy katibi olduğunu ve onları anlatarak yani yazısız bir biçimde insanlara fetvalar vererek öğrettiğini, peygamber öldükten sonra hadislerini müslümanlara anlattığını kimse bilmez. Ne mutlu ki bu mübarek insanın(sahabenin) naaşı topraklarımızda.

Kitapta anlatımda canımı sıkan kısım şu oldu.Yazar anlatıyor, anlatıyor da kimin ağzından anlatıyor bunu bize o bölümün sonunda söylüyor.Puanı sırf bu durumdan kırdım. Hoşuma pek gitmedi.

Anlatım basit, 7 den 70 e herkes rahat okuyabilir. Oksijen hikayesi, Ayasofya da namaz kılma sahnesi ve Akşemsettin in mezarı bulma sahnesi sizi derinden etkileyecek.

Puanım 9.
400 syf.
·44 günde·10/10 puan
MİHMANDAR
İstanbul tarihte bir çok kez kuşatıldı. Fakat hiç biri bu kadar güzel anlatılmadı .
İnsan ailesinden ayrı kalabilir mi , kişi için aile oksijen kadar değerlidir.
Sahi oksijen neydi , kim bulmuştu ?
İstanbul kuşatılırken rakiplerinin onları nasıl öldürüldüklerini bile anlamadan onlara mağlubiyet vermeye sebebiyet veren Grejuva
( Rum ateşi ) ' ni kim bulmuştu .
Bizans kalesini korumak için yeni bir silaha ihtiyacı vardı.

İşte Baalbekli Kallinikos . Bizans askerinin yeni bir silah için tehdit ettiği bilim adamı
kallinikos 'un önce elinden karısı Oxy , sonrada Genna'nın alınmasıyla kallinikos oxygen ( oksijen ) 'siz kalmıştı. Ailesinin alınmasıyla icat etmeye çalıştığı silahının son eksik tarafını bulmuştu. Oksijen.
Ve nihayet ailesine kavuşmak için canla başla bulmaya çalıştığı silahı icat etmişti .
Rum ateşini Bizansın telefuzzuyla Grejuva' yı .

Ve mihmandar.
O ki anlatılamaz ancak bu kadar güzel satırlara sığdırılıp ifade edilir .
Ebû Eyyüp , Eyyüp El - Ensari ve çoğumuzun adını bilmediği Halid bin Zeyd bin Kuleyb ' den bahsediyorum .

Ve Hamed . Altın Çekirge Hamed . O ki
Çöllerde küçük yaşına bakmadan gösterdigi olgunluklarla beni kendine hayran bırakan ve insanların yaşına değil de gösterdigi olgunluğa bakmayı bana çok güzel öğreten güzel insan .

Kitabı okurken adeta İstanbul ' un bir kez daha kıymetını anladım .
Şöyle ki bir kuşatma bu kadar çetinse fetih düşünülemez.
Kıtabi mutlaka okumalısınız. Okudukça bilgisiyle , anlatımıyla , sondaki kurgusuyla sizi alıp farklı hülyalara götürüp üzerine kapsamlı olarak düşünmenize vesile olacak bir kitap , içinde anlatılan huzuru tüm hücrelerinizde hisedecek ve okuduktan sonra bana hakk vereceğiniz bir kitap .
Şimdiden iyi okumalar diliyorum .
400 syf.
·3 günde·8/10 puan
Lisede yarım bırakmıştım. Sanırım bu kitabı okumak için uygun bir zaman değildi benim için . Hz.Peygamber'in sa. Mihmandar'ı Eyyüb Sultan hazretlerinin anlatıldığı bu eserde birtakım mantık hatalarına ve tarihi yanlışlıklara rastgeldim. Hatalardan birisi Ümeyye'nin Ebu Cehil'e seslenirken 'Ebu Cehil' diye hitap etmesiydi çünkü Ebu Cehil diye bildiğimiz Amr b. Hişam'a Ebu Cehil ismini müslümanlar koymuştu. Her neyse çok fazla takılmadım buna. Ayrıca Peygamberimizden bahsederken bazı yerlerde direk adıyla bahsetmesi hoşuma gitmedi. Bunlar rahatsız olduğum hususlardandı. Kitabın güzelliği her zamanki gibi üslubuydu. Çok hoşuma gitti. Özellikle Hz. Peygamberin Medine'ye hicret ettiği yerlerde ki anlatımına diyecek bir şey yok çok duygulandim. Sıkıldığım yerler olmakla birlikte (Özellikle Kallinikus ve kızının yer aldığı kısımlar) gerçekten akıcı bir kitaptı. Allah Ebu Eyyüb el-Ensari'den razı olsun.
Tarihi Roman severlere tavsiye ediyorum.
400 syf.
·17 günde·10/10 puan
Önünüze bir kutu getirip koydular ve asla açmamanızı söylediler. Kutuyla başbaşa kaldığınız daha ilk anda açma planları yapıp yaklaşırsınız kutuya. Açarsınız dev heyecanla. O da ne! Bir kutu daha. İlginç bir merak bürüdü tabi artık. Onu da açtınız. Aman Tanrı’m! Bir kutu daha... Merakınızı hiç yitirmeden ama biraz da sabırsızlanarak onu da açtınız. Yok artık... Bir kutu daha. Derken, son kutuya ulaşana kadar açtınız. Sabırla. Sonuncuyu açıp içindekini görebilmeniz için bu sinir bozucu merakınıza yenik düşüp bunu yapmanız gerekiyordu ama değil mi? Mihmandar’da İskender Pala, her bölümde bana bu hissi yaşattı. Birbirini etkileyen, birbirine düğümlenmiş hayatlar... 1000 parçalı bir puzzle var elinizde ve her okuduğunuz bölümle birkaç parçayı birden yerine oturtabiliyorsunuz. Her zaman cuk oturmuyor tabi, şaşırıp da yanlış parçayı koyduğunuz da oluyor. Ama bir sonraki bölümde doğru yeri buluyorsunuz. Puzzle bitince ortaya çıkan bütün ise tek kelimeyle efsane...
Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde evinde kaldığı rivayet edilen Ebu Eyyub El Ensarî’nin hikayesi bu. Kendisinin etkilendiği ve kendisinden etkilenen kişilerin, hikayeleştirilerek, kurgusal karakterler aracılığıyla anlatılması ve birçok hatıranın tek ve en önemli noktada birleşmesi: İstanbul’un Fethi...
Hikayeleri okurken ciddi anlamda kaliteli flashback yapmak zorundasınız. Küçük bir anlık dikkat dağınıklığıyla bile okursanız birkaç bölüm sonra ‘bu nerde geçti ya?, ‘böyle bir olay olmuş muydu ya?’ gibi triplere girip geri dönmek zorunda kalırsınız. Ama buna çok da ihtiyacınız kalmayacak çünkü sürükleyici bir anlatımı var. Anlık dalgınlık yaşanacağını sanmıyorum. İç içe geçmiş hayatların hikayesini okumak, Kutlu Elçi tarafından müjdelendiği rivayet edilen fethin manevi yönünü anlamamıza, gerçekte öyle olmadıysa bile en azından bu şekilde içselleştirip bu alanda kuvvetli bir maneviyata sahip olmamıza yardımcı oluyor. Bu zamana kadar fethin askeri ve stratejik yönü anlatıldı bizlere. Aylarca fethedilememesi, Fatih’in zekası ama aynı zamanda kuşatma başarısızlıkları, gemileri karadan yürütme vs. Bunları ezberledik artık. Böyle manevi yönünün de bir nebze olsun gösterilmesi iyi geldi. Belki de bunların hiçbiri olmadı. Hatta Ulubatlı Hasan bile belki hiç olmadı. Sembolleştirilmesi gereken işler olduğu için kurgusal karakterlerle fethin değeri artırılmak istendi belki de. E tabi, yüzyıllar sonraki nesillere anlatırken bunu daha ilgi çekici hale getirmeliydik değil mi? Dümdüz İstanbul’u Fatih aldı demekle olmazdı. İstanbul artık bizim, nasıl alındığını neden merak etsin ki sonraki nesiller... Ellerinde sonuçta artık. Buna rağmen, manevi yönü sade anlatılmış, ekleme çıkarma yapmaya gerek duyulmamış. İnsan okurken farklı hissediyor... Çeşitli hadisler de var kitapta. Hadislerin bu zamana kadarki gelişine pek güvenip inanmadığım için o konuya değinmiyorum. Kitabı özümseyebilmek için sağlam bir background da olmalı yalnız. Özellikle İslam Tarihi’nde savaşların olduğu kısımlar mutlaka bilinmeli. Çeşitli bağlantılar kurup kitabı daha iyi değerlendirebilme adına naçizane bir öneri. Keyifli okumalar dilerim.
400 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
''Kostantiniyye elbet fetholunacaktır;
onu fetheden emir ne güzel emir,
onun ordusu ne güzel ordudur."
bu Hadis-i Şerif'ten yola çıkarak Mihmandar yani Ebu Eyyub'un hayatını önümüze seren bir kitap.Kitap okumanın yanında olayları içindeymişçesine yaşatıyor. İstabulun fethi, seyyal ateş gibi pek çok konuya değinen yazarımız Oxy, Genna, Kallinikos ve Hamed gibi karakterleriyle kitaba farklı tat katıyor.Kitabı okumanızı tavsiye eder iyi okumalar dilerim :)
383 syf.
Bir kitap Peygamber Efendimizi (sav) anlatınca daha bir şevkle okuyorum ben. O'nun anlatıldığı her bir dize mutluluk veriyor bana. O'nun döneminde yaşayan kişilerden O'nu dinlemek gibi sanki. Eyüp Sultan Hazretleri hakkında daha önce duymuş olsam da hatırlamadığım belki de idrak edemediğim bilgiler edindim. Ziyaretlerimi ne kadar da boş geçirdiğimi farkettim. Bana çok şey katti bu kitap.
377 syf.
Kitap oldukça akıcı gidiyor. Dolu dolu cümleler, şiir tadında içine çekiyor.
Eyüp Sultan hazretlerinin yani Sevgili Peygamberimizi evinde misafir eden Halid bin Zeyd radiyallahu anhun hayat hikayesini tarih romanı şeklinde okumak ve edebiyat tarzı ek hikayeler oldukça ilgi çekici. Ve asrı saadet, tabiin ,etbeut tabiin efendilerimizden rahmet esintileri manevi iklimlere alıp götürüyor manevi bir yolculuğa çıkmak isteyenleri sevenler için ideal kitaplardan diyebilirim.
İskender Pala bir kez daha kalemine hayran bıraktı. Dua edeyim daha kitabin yarisindayken Kalemine vucuduna sağlık..
376 syf.
·4 günde·10/10 puan
İskender Pala...
İskender Pala'nın her kitabında kendimden geçerim. Ve yine beni aldı götürdü.
Bambaşka ve kensine has olay örgüsü , karakterleri yakından tanımamı ve benimsememi sağlayan anlatım tarzı ile okuduğum en güzel en etkileyici en orijinal kitaplar arasında yerini aldı.
İskender Pala okumaya devam edeceğim...
400 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan·Ne Okusam'dan
Son zamanlarda okuduğum en güzel tarihi roman diyebilirim. Efendimiz Hz Peygamberin mihmandarı olan Ebu Eyyüp El-Ensari hazretlerinin çarpıcı hikayesinin ele alındığı harika bir kitap.. Son derece akıcı ve etkileyici elinizden bırakmadan okuyacaksınız. Ayrıca peygamber efendimizden bize kalan 40 hadis-i şerifde kitabın içinde yer alıyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Bir ülkede, ey Halife, askerin elinde silah bulunmasa, çarşılarda ticaret işlemez hale gelse, tarlalar ve bahçeler ziraattan kalsa o ülke yine de yaşar; ama eğer bir ülkeyi yönetenler adalet ve hukuka uygun davranmazsa, vazifeler hak etmeyen insanların elinde olursa, din bozulur, ahlak bozulur ve ülke batar. Dünyayı kuvvet ve kanunlar değil, Allah’ın koyduğu güzel ahlak ve vicdan idare eder, unutma. Bunun için kime vazife verdiğine, kimi iş başına getirdiğine dikkat et. Bilirsin ki, hak etmeyen kişiye makam vermek, hazine değerinde inciyi bataklığa atmak sayılır.
Bilirim ebâ Eyyûb, başkalarının kusurunu görmeyen kişi Kemâl'e ermiş insandır. kalbi daima kederli, yüzü güleç olur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mihmandar
Alt başlık:
Bir Eyüp Sultan Romanı
Baskı tarihi:
18 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107352
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
"Peygamber'in mihmandârı! Bir arzun varsa yapayım. Bir vasiyetin varsa yerine getireyim!"

"Ey Emîr! Sakın Allah'ın dinini bozma, müminler arasına fitne girmesine müsaade etme. Askere adalet ile muamele eyle ve düşman karşısında can kaygusu çekme. Bana gelince, senden ve senin ait olduğun şu dünyadan hiçbir şey istemediğimi bil ve herkese böylece ilan et. Şurada can oynatan cengâverlerden son arzum odur ki Azrail (a.s) bize uğradıktan sonra na'şımı Konstantiniyye surlarına yakın götürsünler. O gün savaş hattı nerede oluşursa, bedenimi o noktaya kadar taşısınlar ve orada, savaşan mücahitlerin arasında beni defneylesinler. Ta ki atlarımızın ayakları bedenimi çiğnemiş olsun, Bizans dokunamasın. Ayrıca, eğer yapabiliyorlarsa, cenazemi kendi atımın arkasında bir sedyeye bağlayıp taşısınlar. Tıpkı Kutlu Nebi'yi getiren Kusvâ'nın Medine'de bizim hanemizi bulduğu gibi o da benim için nereye gideceğini ve nerede duracağını bulacaktır."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7,3bin okur

  • Fatmanur Şekercioğlu
  • asuM
  • Mehmet VİRDİL
  • Keziban SERBESTER
  • Tuğba Erenoğlu
  • Butimar
  • hümeyramertcan öz
  • Fatih BUZLUCAN
  • Neslihan Baltacı
  • Çiğdem Öztürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.1
13-17 Yaş
%5.8
18-24 Yaş
%18.6
25-34 Yaş
%32.8
35-44 Yaş
%25.6
45-54 Yaş
%8.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%33.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.6 (746)
9
%23.3 (439)
8
%22.1 (416)
7
%9.1 (171)
6
%3.2 (60)
5
%1.3 (24)
4
%0.4 (8)
3
%0.3 (6)
2
%0.3 (5)
1
%0.6 (11)

Kitabın sıralamaları