Od (Bir Yunus Romanı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
32.939
Gösterim
Adı:
Od
Alt başlık:
Bir Yunus Romanı
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
359
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054322848
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Her yazdığı romanla yüz binlerin kalbini feth eden İskender Pala yeni romanı 'OD' ile yeniden okurlarını selamlıyor. Od bir Yunus Emre romanı. Gök kubbemizin her zaman parlayan ve hep çok sevilen, şiirleri gönülden gönüle dolup dilden dile dolaşan Yunus Emre, bu kez OD'un ana kahramanı. İskender Pala'nın ilim ve kültür adamı olmasının yanında, yazar kişiliğinin imbiğinden geçirilerek aşkın tahtına bir kez daha oturtuluyor. 13. yüzyılın her bakımdan kavruk ve yanıp yıkılan ortamına Yunus Emre'nin gelişi tarihi atmosfer içerisinde hakiki anlamına kavuşturuluyor. Yıkıntılar ve yangınlar içinden bir gönül ve bir insanlık anıtının inşa edilişi cümle cümle anlatıyor ve elbette kalbe dokuna dokuna yol alıyor. Romanın her sayfasında Yunus'un hamlıktan saflığa geçişi okunuyor.

Biliyorum,"Biz bu ilden gider olduk, kalanlara selam olsun," demişti… Yine Biliyorum, "Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." Demişti… Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum… Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus…Varsın onu da desinler. Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.

Biliyorum… 
(Tanıtım Bülteninden)
-Spoiler-

Sizden istirhamım biraz uzun olsa da sonuna kadar okumanızdır. Yaradandan ötürü yaraladılanı seven Bizim Yunus hakkında kısa yazmak olmazdı.

Kitabın yapısını ve konusunu daha önce yapılmış iki incelemeye sitem ederek anlatmak istiyorum:

#7984107 : Kitapta Yunus Emre'nin Hakk ve insan sevgisi, ahlakı, ilmi, bilgisi, şiirleri ve yaşamından bahsediliyor. Bre adam, Yunus Emre'nin üstünden bir Veli'nin laflarını çarpıtmak, cinsiyetçi söylemlerde bulunmuş demek, yazarı sevmiyorsun diye bu güzel eseri karalamak nedir? Aklım almıyor. Sen anlamak istediğini anlamışsınn o kadar.

#6915646 : Pala'nın eski edebiyatla içli dışlı olması dilini biraz ağırlaştırmış olabilir. Ama bu kitap, birinci ağızdan anlatımıyla bu ağırlığı ortadan kaldırmış. Bu özelliğiyle akıcı değil diyenlere katılmadığı belirtmek istiyorum. Akıcılık, şiirlerle ve tarihle birleşmiş. Yapılan bu iki incelemeyi okuyup, kitabı okumaktan vazgeçmeyin.

Bizim Yunus, Moğol akın ve yağmalarının, iç kavga ve çekişmelerin, siyasî otorite zayıflığın, dahası kıtlık ve kuraklıkların olduğu yıllarda yaşamıştır. Moğol akınlarından birinde Sitare ölür, oğlu İsmail esir düşer.

Yunus, Sitare hakkında şöyle diyor: "Sitare! En uzaktaki en yakın hatıram." "O benim herşeyim. Mahremde sırdaşım, zor günde ayaktaşım, er meydanında yoldaşımdı. Çeyiz olarak verecek bir şeyim yoktu ona gönlümden bir ev yaptım. Bütün duvarlarında onun nakışları olan, bütün pencerelerinden ona bakılan, bütün kapılarından ona varılan bir ev."
Sitarenin ölümü Yunus'u derinden sarsar. Aşkına dalıp unutmuştur her şeyi.
Ben ağlarım yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Sitarenin hasretinden kavrulan Yunus'a Hz. Mevlana şunu söylüyor:
" Yıldızından geç Yunus, artık güneşe bak"

Yıldızlarda güneş gibi hep vardır. Güneş doğunca yıldızlar görünmez o kadar. Mesele yıldızın olmadığı şüphesinden kurtulup güneşe Gerçek Aydınlıga ulaşmaktı. Yunus uzun uzun düşünüp Sitaresini Hakk'a ulaşma fırsatı sayar ve Hakk yoluna düşer.
İşte size kul sevgisini, Hakk sevgisiyle birleştirmiş bir aşk: Gerçek aşk...

*****************************************

Yunus yollara düşer Tabduk Emre'nin dergâhına varır. Erenler yurdunda himmete ulaşmanın ilk şartı teslimiyet ve hizmete talip olmaktır. Bu Yunus için de böyle oldu. Şeyhine "Ne hizmet varsa yaparım."dedi. Tabduk da Yunus'u, Dergâhı'ndaki odunculuğa tayin etti.
Fedakar derviş tam kırk yıl bu hizmette bulundu. Odunu sırtına vurup getirirdi. Ama yaşını ve eğrisini kesmezdi. Bir defasında Tabduk Emre: "Yunus Can, dağda hiç eğri odun yok mu ki hep düzgün odunlar getirirsin" diye sordu. Yunus da "Şeyhim, burası öyle bir Hak ve doğruluk kapısı ki, buraya değil eğri adam, eğri odun bile giremez." dedi.

Tapduk Emre'nin hizmetinde bulunurken, mânevî âleminde bir ilerleme olmadığını zannederek, üzüntüsünden dağlara, kırlara düştü ve iki abdalla karşılaştı. Onların yanında odun çekmenin temel gayesinin "nefsi kırmak" ve manevi rehbere bağlılığı sınamak olduğunu anladı.
Derviş adın edindim
Derviş dondum donandım
Yola baktım utandım
Hep işim yanlış benim

Tabduk Sultan'ın yanına döndü ve hizmetine bir süre daha devam etti ve iyice olgunlaşınca fikirlerini yaymaya başladı.
İşte size bağlılık; sevgiye, işe, doğruya bağlılık..

******************************************

Bizim Yunus'un yaşlandıkça gözleri uzağı seçemez olmuştur. Ögrendiği karışımlardan şifa dağıtan Yunus'a sorarlar: " Herkese şifa dağıtırsında kendi gözlerine neden şifa dağıtmazsın ey Yunus?" şöyle cevap veriyor: " Adı güzel kendi güzel Muhammed'in mübarek gözleri bu dünyayı 63 sene gördü bize de ziyadesi gerekmez."

Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gûmansız
Sana uymayanlar gider imânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Dünya gözüyle görmek istediği tek yüz, oğlu İsmail'in yüzüydü. Günler geçip gitti ve bir gün oğlunu buldu. Yüzünü görür görmezde, gözleri kapandı bir daha göremez oldu.
İşte size Peygamber sevgisi, işte size evlat hasreti...

*****************************************

O ki bilgisiyle, ilmiyle bizlere örnek olmuş, örnek olmaya devam etmekte. Okumuş, araştırmış, söylemiş. Hz. Muhammed'in "Kendini bilen Rabb'ini bilir" hadisinden hareketle şunları diyor:

İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır.

Kendini tanımak cehaleti sonlandırır. Allah herşeyi kendi nurundan yarattı. Kendi nurunu bulan Allah'ın nurunu bulur.
İşte size gerçek ilim: Kendini bilmek...

************************************

Bizim Yunus, şiir demiş olmak için şiir demiyordu; o bir kalbe girmek için şiir diyordu. Amaç sanat değil, imandı. Sevgi, hoşgörü, nasihat, insanlık içindi.

Ben gelmedim davi için
Benim işim sevi için
Dost'un evi gönüllerdedir
Gönüller yapmaya geldim

İşte size gerçek sanat: Gönül yapmak...

*****************************************
Bizim Yunus, yüzyılardır şiirleriyle, ilmiyle, ahlakıyla bize yol göstermiş. Ve göstermeye de devam edecek...

Gelin tanışık edelim
İş kolayın tutalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz...

Not: Şiirlerin bazıları kitapta bulunmamaktadır.

Keyifli okumalar.
İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabı. Bu kadar geç tanışmamın nedeni dilinin çok ağır ve anlaşılmasının güç olduğunu söyleyen arkadaşlarımın yorumlarıyla oluşan önyargımdı. Od kitabında böyle bir zorlukla karşılaşmadım ve anlatım tarzını da çok beğendim.
Yunus Emre'nin eşi Sitare'yi kaybedişinden duyduğu acısı ve oğlunun Yunus Emre'yi arayışını kelime kelime içime işledi yazar. O dönemdeki tarihi olaylardan da bahsetmeyi unutmamış. İskender Pala'nın kaleminden "Bizim Yunus"u okumak keyifliydi, tavsiye ederim. Bu arada yazarlarımıza yaşarken de gereken değeri verelim!
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.050 Oy)19.980 beğeni45.748 okunma3.628 alıntı193.459 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.048 Oy)11.847 beğeni29.712 okunma1.695 alıntı155.380 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.282 Oy)9.275 beğeni27.680 okunma2.949 alıntı122.122 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.072 Oy)5.737 beğeni19.159 okunma973 alıntı95.853 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.957 Oy)9.490 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.629 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.966 Oy)9.237 beğeni30.325 okunma918 alıntı147.061 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.766 Oy)8.234 beğeni22.389 okunma4.704 alıntı137.531 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (6.401 Oy)7.124 beğeni20.906 okunma798 alıntı117.403 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (5.047 Oy)5.605 beğeni16.880 okunma1.009 alıntı79.810 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.259 Oy)5.703 beğeni18.341 okunma1.162 alıntı64.155 gösterim
"Ben beni bıraktığım zaman sen beni bırakma ya Rab!" diyen biridir Yunus Emre. Yaşadığı çağı aşan Yunus, çağını etkilemekle kalmamış, bugünü de etkilemiştir, yarını da etkileyecektir. Dönemimizin en iyi edebiyatçılarından biri olan İskender Pala, çağları aşan Yunus'un hikâyesini anlatıyor bize, bizim Yunus'un hikâyesini. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya başladığı, Moğolların Anadolu'ya akınlar düzenlediği yıllardan, Osmanlı'nın temellerinin atıldığı yıllara varan süreçte yaşayan Yunus'un hikâyesini.

Allah için, Yaradan için seven; eşinde, gördüğü duyduğu her varlıkta Allah sevgisini yaşayan Yunus Emre ve oğlu İsmail'in hayatlarından kesitlerin anlatıldığı Od, okuduğum ikinci İskender Pala kitabı. Od Yunus Emre biyografisi değil, gerçeklerin kurgu ile harmanlandığı, anlatıldığı dönemde yaşayan siyasi olaylar, adı geçen kişilerin gerçek olduğu bir roman. Sade, halkın anlayabileceği bir dili tercih eden Yunus Emre'yi, İskender Pala'nın sade ve akıcı bir dil kullandığı Od ile okuyor ve bir nebze de olsa anlayabiliyoruz.

Od'da aşkın, sevginin her türlü halini görüyoruz. Maddi halini, manevi halini, dünya aşkını, ilahi aşkı... Yunus'un nasıl Yunus olduğunu, Hacı Bektaş-i Veli ile tanışmasının ardından bizzat Hacı Bektaş-i Veli tarafından gönderildiği ve hamken piştiği Taptuk Emre Dergahı'nda yaşadıklarını İskender Pala'nın usta anlatımıyla okuyoruz. Çoğunluğun maddeye ağırlık verdiği, mananın arka plana atıldığı bir dönemde, madde ile mana arasındaki dengenin sağlanmasının gerekliliğinin önemi, kitabın her sayfasında kendini hissettiriyor. Yunus Emre'nin olaylar karşısında yaşadığı iç çekişme,  Sevgili özlemi, kişinin kendini bilmesinin önemi ve ancak bilmeyerek bilinebileceği... Od, okuru bu noktalar da dahil birçok nokta üstünde düşündürüyor.

Yunus Emre denildiğinde akla direkt insan sevgisi gelir; duyduğu ilahi aşk, birkaç önemli eseri... Yunus Emre ile ilgili bilgilerimiz genel itibariyle bunlarla sınırlıdır. Od ile birlikte daha farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorsunuz Bizim Yunus'a. Yaşadıkları, yaşattıkları bizlerin de içine bir Od düşürüyor. Yazarımız İskender Pala'nın anlatımı ve tarih bilgisi birleşiyor ve ortaya bir "Od" çıkıyor. İlk sayfadan son sayfaya derin manalı cümleler okuru âdeta içine hapsediyor. Düşündürüyor, önceliklerini sorgulatıyor ve belki maneviyatını güçlendiriyor.  Tabii, isteyenin.

Od öyle bir kitap ki daha ilk sayfadan bir cümlenin altını çiziyorsunuz. Çok geçmiyor, bir sayfa okuyor diğerine geçiyor ve bir  cümlenin daha altını çiziyorsunuz. İskender Pala cümlelerinde kelimeleri tabiri caizse ahenkle dans ettiriyor. Altı çizilesi onlarca cümle ve sevginin en saf hallerini okuyor, okuyor, hayran kalıyor ve "Daha ne olabilir ki, bir romanda ilahi aşk başka ne şekillerde anlatılabilir ki" diye soruyorsunuz kendinize. Bu kadar övgünün üstüne kırdığım puanın nedenini ise -çok az da olsa- bazen karşılaştığımız abartılı anlatım olarak açıklamak isterim.

Bizim Yunus'un dervişliğe giden yolunu, Sevgilisi'ne kavuşma isteğini, ışığıyla çevresindekileri aydınlatmaya başlamadan önce yaşadıklarını bir de Prof. Dr. İskender Pala'dan okuyun derim.
İskender Pala gerçekten iyi bir yazar. Her kitabını büyük hevesle okurum. Divan edebiyatı deyince aklıma gelen ilk isim. Bir kitap fuarında kitaplarımı imzalatıp, sohbet etme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayarım. Yunus Emre yi en iyi bu kitap anlatıyor bence. Kitap başta gayet akıcı ortalara doğru ufak bir tıkanıklık oluyor ama sonra aynı hız ve heyecanla devam ediyor. Güzeldi Yunus Emre yi merak eden herkes okumalı...
Yunus Emre'yı tanımayan ve onun hayatını merak etmeyenler için katılıyorum kitap biraz ağır ilerliyor diyebilirler, çünkü kitap tamamen kendine odaklanmak istiyor. Tavsiyede bulunan arkadaşlarıma burdan teşekkür etmek istiyorum, hakikaten okumaya değer bir kitap.
Kitabı yeniden okumama vesile olan https://1000kitap.com/caykitap ablamın, #30999207 etkinliğidir. Kendisine çok teşekkür ederim.

Ölümsüzlük insan ırkı için uygun bir vasıf mıdır? Ab-ı Hayat’tan bir katre içmek insanı ölümsüz kılar mı? Yoksa ağızdan dökülen derin sözler mi Ab-ı Hayat’tı? Hazreti Musa çıkmadı mı Hazret-i Hızır’ı bulup Ab-ı Hayat keşfetmeye… Hazreti Yuşa demedi mi “Ey Musa benim muhabbetim yetmez Hazret-i Hızır ile yoldaşlık etmeye.” Bu husustan sonra Ledün İlmi peyda olmadı mı?

Tasavvufta bu durum “Hak Vergisi” ile nitelendirilir. Yani Allah tarafından verilen yetenek. Bunun en bariz örneği ise Yunus Emre gibi halka mal olmuş kişilerdir. Çünkü Yunus’umuz ne mürekkep yalamış bir âlim idi ne de hayatını eğitimlerle geçmiş bir filozof. Hikmetini ledün ilminden alan bir mutasavvıftır. Lakin Hazreti Hızır’a ait olan “Vehbi’lik” ile kıyaslanmamalıdır.

''Şair sözü yalandır derler inanma Yunus'um inanma, yalandır!'' #TapdukEmre.

Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet bu dört unsurdur kişiyi yedi başlı nefsten terbiye eden. Lakin biz konunun “Tarik” yani “Tarikat” kısmındayız. Şeriatı az çok hepimiz biliriz. Peki ya “tarikat” bunu bilir miyiz? Ne ola ki “tarikat?” “Şeriat” un ise tarikat sudur, ateştir, fırındır. “Tarikat” usuldür, yoldur. Yolu bilmeyen varır mı? Varmaz elbet. Bilirsen yolu, bulursun “hakikati.” Varılacak noktadır “hakikat.” “Hakikat” tercüme istemez. Bu yolda “hakikate” varan, “marifetini” sergiler. Halkta Hakk’ı görendir “marifet.”

“Keşke demek için bile geçtir vakit, geçti ömrüm bir ah ile içi dolu eyvah ile. Yanmadan kerpiç bile olunmaz iken insan olunur mu? Kökü olmayan uzar mı?” #YunusEmre

Her ramazanda kurulur ahir zaman şeyhlerinin saati… Sorarlar namazı bozan halleri, orucu bozan halleri… Sekmez durum, her sene bir öncekinden hallicedir. Elbet herkes bilir namazı bozan halleri ve orucu bozan halleri. Peki ya “İman.” Kişide iman yok ise, yirmi sene anlı secdeden kalkmasa ne? Bilinebilir mi? Dinli kimdir, dinsiz kimdir? Bilmez…

“Kevser havzuna dalanlar
Ölmezden önde ölenler
Nefsini düşman bilenler,
Konar tuba dallarına”

Peygamberlerin başlattığı zincirin en son halkalarındandır Yunus. İstikameti Hakk olan, Piri Ahmet Yesevi olan yoldaşı Tapduk Emre olan ok hedef şaşırır mı? Şaşırmaz elbet. Okuduğumuz kitap ise “Bizim Yunus’un” hayat hikâyesini kaleme almaktadır. Birinci tekil şahıs ağzı ile yazar; bazen “Molla Kasım” dilinden bazen “Yunus Emre” dilinde ve bazı bazı da “İsmail’in” dilinden anlatırlar hikâyeyi. Ezbere bildiğim hikâyedir. Bu kitapta dâhil olmak üzere Yunus Emre hayatlarını çokça okudum. Bildiğim hadiseleri tekrar tekrar okuyunca içime bir titreme, kalbime çokça ağrı saplantı. Yunus’un gözü çok yaşlıydı. O bozkır cehenneminde Moğol’dan çekti, çetelerden çekti, babalığından çekti, miskinliğinden çekti… Acı yoldaşı oldu adeta hayatı boyunca. Diline vurdu…

“Yar yüreğim yar
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize güler var”

Anadolu yangın yeri; Moğol girmiş boydan boya… Derler ki Moğol geçtiği yerden çekirge geçse aç kalır, ölür. O denli yakıp yıkıp geçermiş. Bu kıyımlar, bu acılar insanı maddeden manaya yöneltir, kişiye Allah’ı hatırlatır. İnsan olmanın gereğidir, her korkuda Allah adını zikretmek. Hak mıdır? Değildir elbet. Lakin doğamız gereği; mutluğumuzda Allah’ı az, sıkıntımızda çok anarız. Yunus’umuzda böyle bir ateş çemberinin içerisinde doğdu.

“Denge madde lehine bozulunca insanın nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor, biri diğerini bastırıyor…”

Mevlana Hüdavendigar, Yunus Emre’m için der ki;
“Dün, Karamanoğlu benden iki mürşid istedi. Keşke iki mürit isteseydi; ikimiz el ele tutuşur, gider varırdık.”. (Mevlana hazretin nasıl mütevazı ve tevazu içerisinde olduğu nasılda bellidir cümlesinden)

“Sûfîlik yolunda hangi makama erişmişsem, şu Türkmen kocası Yunus’un ayak izini orada gördüm.”

Yola çık, yoldan çıkma! #TapdukEmre

Tapduk Emre, Yunus’u Yunus Emre yapan eldir. Her fırsattan dünyadan soğutan, bitmek tükenmek bilmeyen nefs köreltme evreleri ve engin bilgilerin üstadı.


“Yol bu, yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur. Yolu sorar isen, yol tektir. O da Hakk’a doğrudur. İşte, o sebepten tek bir yaratılmış yoktur ki, Hakk yolunda olmaya.” #TapdukEmre

“Şavkımız var, sohbet eyle, işitelim.”
“Haydi Yunus, vakit tamam oldu, o hazinenin kilidini açtık, nasibini alıverdin, sen söyle! Bu mecliste sohbeti sen eyle. Hünkâr varlığının nefesi yerine gelsin.”

Yukarıdaki iki cümle kalbimin ahengini değiştiren kelimelerdir. Ne vakit kitapta okusam içim içime sığmaz, Yunus olup çoşkulanırım.

Yunus’u anlamak, onun gözü ile bakmaktır hayata.

Harun Reşit ve Leyla’dan da dem vurmak isterim.
“Başkalarına baktığın gözlerle Leyla’yı nasıl görebilirsin. O gözleri yaşla yıkamadıkça söz kimindir bilmem ama hakikattir dahi herkesindir.”

“Bana Mecnun’un gözler ile bak” der. Seven sevgiliye Mecnun’un gözleri ile bakmalı. Eksiklik ne o vakit burda. İşe de Allah’a da sevgi ile irfan ile bakmalı. Bilgiyle bakmak başkaca iş. İslam sevgidir, aşktır, irfandır. Başkasını diyenler eksiktir. Sevgi kişiyi tevhide götürür. Tevhide varan varlığın cümlesine aynı nazarla bakarlar. O öyledir, şu şöyledir, falan haldedir. Kalır mı bu kem sözler bu dedikodular sevgi ile bakan da. Sevgisiz bakanın gözüne budaklar batar, kör eder. Kişi kendini kör eden de o körlüğe merhem biçare tabipler biçare.”

Yunus Emre’m hep yasaklanan, dinsizlikle suçlanan bir gönül adamı olup çıkmıştır. Osmanlı döneminde dahi şiirleri yasaklanmış, ket vurulmuştur. Yunus’un gözü ile bakmaz isen dünyaya her şey haramdır insana. TapdukEmre’m doğru der; “Kusur görenindir.” İçi dışı Allah aşkıyla yanan bir insana Mecnun’un gözleri ile bakmaz isen Yunus’u anlayamazsın anlamazsın.

Sözün özü; eğer kitapta Yunus, Tapduk, Hacı Bektaş ve Mevlana geçiyorsa eğer alınacak ibret çoktur, ders çoktur. Bu kitabı da daha önceden okumuştum lakin aklımdan yitip gitmiş. Yeniden okuduğumda da aynı keyfi aldım. Sevgi namına yaşanılacak güzel günlerin hatırına okunulması ve tavsiye edilmesi gereken kitaptır “Od.”

Yunus kendinden sonra onu yargılayacak kişilere en iyi cevabı verendir. Nasıl mı? Aşağıdaki dörtlük onu yargılayıp, sigaya çekenler içindir.

"Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir"

Sevgi ile kalın.

Rivayetler…
Hazreti Musa ile Hazreti Hızır’ın buluştuğu iki denizin kesiştiği yerdir İstanbul…
Yunus Emre ile Hazreti Hızır’ın yolları kesiştiği birçok rivayette rastlanmaktadır.
Yunus Emre’nin Agartalı olduğuna birkaç şiirinde rastlanılması.
Tarih boyunca Anadolu’da birden çok Yunus Emre’nin yaşadığı…
Hacı Bektaşi Veli’nin yaşamadığı ve Tapduk Emre’nin Bektaşiliğin lideri – kurucusu - ve Veli sıfatını almasından dolayı Hacı Bektaşi Veli diye birinin Anadolu’da yaşadığı sanılması.
Veysel Karani çocularının Tapduk Emre, Nesrettin Hoca ve Mustafa Kemal olarak nitelendirilmeleri.
Kitap gerçekten çok güzel hem anlatılan kişi olarak hemde anlatım şekli olarak. Çok güzel şekilde hikaye anlatılmış.
İlk başlarda Molla Kasım adlı kişi var bu kişi Yunus Emre'nin şiirlerini buluyor tek tek okumaya başlıyor kimisini okuduktan sonra atıyor kimisini yanına alıyor derken son şiirde adı geçiyor ve pişman olup bu şiirleri yazan kişiyi arıyor ,yazarı bulduğunda pişmanlığını belirtip sohbet ediyorlar sonra bu kişi Yunus Emre'nin hayatını yazmaya başlıyor. İlk ailesini nasıl kaybetiğini sonra tekkeye gidip orada nasıl ilim öğrendiğinden sonra bu güzel ilahileri yazmasıyla devam edip en son çocuğunu bulmasıyla en son tesbih çekerken "Sevgiliye gönderilen hediye sayılmaz." der ve tesbih elinde koparak dağılmasıyla biter.
Yazarımızın her hikaye başına anahtar kelimeler koyması ve Yunus Emre'nin ilahileri koyması çok hoşuma gitti.
HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDERİM...
Kitabın özünü “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü. “ sözü oluşturuyor dersem sanırım hata etmiş sayılmam.

Bu kitapta anlatılan Bizim Yunus'un hikâyesidir. Faniden Baki olana doğru giden bir aşk hikâyesi… Bir yanma hikâyesi de diyebiliriz. Yunus Emre'yi böyle bir kurgu üzerinden herkes anlatamaz. İskender Pala bunu çok güzel bir şekilde başarmış. Neredeyse her sayfası alıntı olarak eklenebilecek bir kitap olmuş. Her sayfanın hakkını vermiş. Akıcılığına diyecek sözüm yok. Aralara koyduğu Yunus Emre şiirleri de çok hoş olmuş. Zaten kitabı şiirler üzerinden kurgusal hale getirdiğini rahatlıkla görebiliyoruz.

Kitabı ilk kez liseye giderken okumuştum. Niye tekrar okuduğuma gelirsem; Ben ve İki arkadaşım ile beraber bundan sonra her ay bir kitap üzerine sohbet etmeye karar verdik. O sırada Yunus Emre sözü geçti ve bu kitap ile başlamaya karar verdik. 3 kişi olarak başlamak için yola çıkmışken şuan sayımız 6 kişiye ulaştı. Güzel bir şekilde devamlılık sağlarız umarım.

Kitabımıza gelirsek; İskender Pala 'Her bilenden ziyade bilen bulunur' diyerek güzel bir cümle ile giriş yapıyor. Önce Molla Kasımı tanıyoruz. Sonra Yunus'un hikâyesine geçiyoruz. İlk başlarda oğlunun babasına sitemini görüyoruz. İçine şüphe düşmüş Allah'ın varlığını sorgulayan oğlunu... Yunus Emre Bahçıvan örneği ile Allah'ın varlığını anlatmaya çalışmıştır. Sonra Moğol denilen çekik gözlerin saldırısı ile Yunus’un yanıp pişme yolculuğu başlar. Tapduk Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba, Ahi Evran, Sarı Saltuk, İbn Arabi ve daha birçok güzel ismi kitabımız da görüyoruz. Bu kişiler hakkında ufak bilgilerde ediniyoruz. “İnsanın ruhunu bir su gibi düşünüyorum” diye başlayan paragraf benim oldukça hoşuma gitti. (sayfa 53)

Maddeden manaya giden bir yolculuk... Edebin insandaki en değerli şey olduğu mesajını veriyor. Moğolların yaptığı zulümlerine, yakıp yok ettikleri kütüphanelere, Tanrının varlığı konusuna, Alamut kalesi fedailerine ve Şeyh Rüknettin’in ölümü, Tapınakçılar, Din adına insanları sömüren ihtiras tacirleri gibi birçok olay ve konuya değinilmiş. Belli yerlerde değirmen motifi işlenmiş. Benim adım dertli dolap şiiri göz önüne alınmış olabilir.

Yunus Emreyi daha da iyi tanımam gerektiğini düşünüyorum.
İskender Pala, beni kendisine bir kez daha hayran bıraktı..
Yunus Emre'nin kaybettiği aşkı Sitare'ye hissettiği acı, verdiği hayat sınavı içinize dokunarak okuyacaksınız..
İskender hocam için ne söylesek azdır..Onun gibi birini eleştirmek herkesin işi değildir; ancak ‘OD’ kitabını okurken bazı yerlerde olağanüstü olaylara yer vermiş, bunun yanında Yunus Emre ile ilgili kulaktan dolma bilgiler kor gezerken nasıl olur da bu kadar emin bir şekilde ele alınmış..Ayrıca olay ve mekanlar o kadar çok ki bunun yerine Mevlana Hz’lerinin, T.Emre’nin, Hacı Bektaşın görüşlerine daha fazla yer verilebilirdi…Her şeye rağmen güzel bir eser olmuş..Emeği geçen herkese sonsuz saygılarımı sunuyorum.
Bence en güzel romanı.. Askerde okumuştum, Okurken çoğu yerinde gizli gizli ağladığımı hatırlıyorum.. Ne zaman aklıma gelse burnum sızlar. Kitabı okuduktan sonra ismi Yunus olan herkese Bizim Yunus dememe vesile olmuştur.

Hak bir gönül verdi bana
“Ha!” demeden hayran olur
Bir dem gelir şadan olur
Bir dem gelir giryân olur.

Bizim Yunus k.s
"Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yoksa yiğitlik mi?" diye sorar, cevap ne olursa olsun, "Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum kalmazdı!." derdi.
Allah yoksa sana bu canı kim verdi, toprağa bu bereketi, suya şu akışı, çimenlere rengi, şu vızıldayan arıya uçma gücünü, insana düşünmeyi, sevmeyi kim verdi?
İskender Pala
Sayfa 15 - Kapı Yayınları
Yunus'um! Asalet doğruluktan değil duruluktan gelir. Körlük nankörlüktür. Bu dünyada marifet nefsi silmek değil, belki nefsi bilmektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Od
Alt başlık:
Bir Yunus Romanı
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
359
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054322848
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Her yazdığı romanla yüz binlerin kalbini feth eden İskender Pala yeni romanı 'OD' ile yeniden okurlarını selamlıyor. Od bir Yunus Emre romanı. Gök kubbemizin her zaman parlayan ve hep çok sevilen, şiirleri gönülden gönüle dolup dilden dile dolaşan Yunus Emre, bu kez OD'un ana kahramanı. İskender Pala'nın ilim ve kültür adamı olmasının yanında, yazar kişiliğinin imbiğinden geçirilerek aşkın tahtına bir kez daha oturtuluyor. 13. yüzyılın her bakımdan kavruk ve yanıp yıkılan ortamına Yunus Emre'nin gelişi tarihi atmosfer içerisinde hakiki anlamına kavuşturuluyor. Yıkıntılar ve yangınlar içinden bir gönül ve bir insanlık anıtının inşa edilişi cümle cümle anlatıyor ve elbette kalbe dokuna dokuna yol alıyor. Romanın her sayfasında Yunus'un hamlıktan saflığa geçişi okunuyor.

Biliyorum,"Biz bu ilden gider olduk, kalanlara selam olsun," demişti… Yine Biliyorum, "Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." Demişti… Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum… Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus…Varsın onu da desinler. Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.

Biliyorum… 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7.964 okur

  • Maysa
  • Ayşegül Atılkan
  • Damla Sır
  • Hüseyin KÜPELİ
  • Muallime_nida
  • Serhat Çolak
  • Gülnur
  • Melike Turgut
  • Rukiye Yücel
  • Funda TAŞKIRAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%19.8
14-17 Yaş
%11.5
18-24 Yaş
%22.5
25-34 Yaş
%21.4
35-44 Yaş
%15.8
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.3
Erkek
%31.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.7 (719)
9
%22.8 (471)
8
%21.4 (443)
7
%11.7 (242)
6
%5 (103)
5
%2 (41)
4
%0.7 (15)
3
%0.8 (17)
2
%0.5 (11)
1
%0.4 (8)

Kitabın sıralamaları