Od Bir "Yunus" Romanı

8,5/10  (971 Oy) · 
3.565 okunma  · 
873 beğeni  · 
11.783 gösterim
Her yazdığı romanla yüz binlerin kalbini feth eden İskender Pala yeni romanı 'OD' ile yeniden okurlarını selamlıyor. Od bir Yunus Emre romanı. Gök kubbemizin her zaman parlayan ve hep çok sevilen, şiirleri gönülden gönüle dolup dilden dile dolaşan Yunus Emre, bu kez OD'un ana kahramanı. İskender Pala'nın ilim ve kültür adamı olmasının yanında, yazar kişiliğinin imbiğinden geçirilerek aşkın tahtına bir kez daha oturtuluyor. 13. yüzyılın her bakımdan kavruk ve yanıp yıkılan ortamına Yunus Emre'nin gelişi tarihi atmosfer içerisinde hakiki anlamına kavuşturuluyor. Yıkıntılar ve yangınlar içinden bir gönül ve bir insanlık anıtının inşa edilişi cümle cümle anlatıyor ve elbette kalbe dokuna dokuna yol alıyor. Romanın her sayfasında Yunus'un hamlıktan saflığa geçişi okunuyor.

Biliyorum,"Biz bu ilden gider olduk, kalanlara selam olsun," demişti… Yine Biliyorum, "Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." Demişti… Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum… Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus…Varsın onu da desinler. Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.

Biliyorum… 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    359
  • ISBN:
    9786054322848
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

-Spoiler-

Sizden istirhamım biraz uzun olsa da sonuna kadar okumanızdır. Yaradandan ötürü yaraladılanı seven Bizim Yunus hakkında kısa yazmak olmazdı.

Kitabın yapısını ve konusunu daha önce yapılmış iki incelemeye sitem ederek anlatmak istiyorum:

#7984107 : Kitapta Yunus Emre'nin Hakk ve insan sevgisi, ahlakı, ilmi, bilgisi, şiirleri ve yaşamından bahsediliyor. Bre adam, Yunus Emre'nin üstünden bir Veli'nin laflarını çarpıtmak, cinsiyetçi söylemlerde bulunmuş demek, yazarı sevmiyorsun diye bu güzel eseri karalamak nedir? Aklım almıyor. Sen anlamak istediğini anlamışsınn o kadar.

#6915646 : Pala'nın eski edebiyatla içli dışlı olması dilini biraz ağırlaştırmış olabilir. Ama bu kitap, birinci ağızdan anlatımıyla bu ağırlığı ortadan kaldırmış. Bu özelliğiyle akıcı değil diyenlere katılmadığı belirtmek istiyorum. Akıcılık, şiirlerle ve tarihle birleşmiş. Yapılan bu iki incelemeyi okuyup, kitabı okumaktan vazgeçmeyin.

Bizim Yunus, Moğol akın ve yağmalarının, iç kavga ve çekişmelerin, siyasî otorite zayıflığın, dahası kıtlık ve kuraklıkların olduğu yıllarda yaşamıştır. Moğol akınlarından birinde Sitare ölür, oğlu İsmail esir düşer.

Yunus, Sitare hakkında şöyle diyor: "Sitare! En uzaktaki en yakın hatıram." "O benim herşeyim. Mahremde sırdaşım, zor günde ayaktaşım, er meydanında yoldaşımdı. Çeyiz olarak verecek bir şeyim yoktu ona gönlümden bir ev yaptım. Bütün duvarlarında onun nakışları olan, bütün pencerelerinden ona bakılan, bütün kapılarından ona varılan bir ev."
Sitarenin ölümü Yunus'u derinden sarsar. Aşkına dalıp unutmuştur her şeyi.
Ben ağlarım yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Sitarenin hasretinden kavrulan Yunus'a Hz. Mevlana şunu söylüyor:
" Yıldızından geç Yunus, artık güneşe bak"

Yıldızlarda güneş gibi hep vardır. Güneş doğunca yıldızlar görünmez o kadar. Mesele yıldızın olmadığı şüphesinden kurtulup güneşe Gerçek Aydınlıga ulaşmaktı. Yunus uzun uzun düşünüp Sitaresini Hakk'a ulaşma fırsatı sayar ve Hakk yoluna düşer.
İşte size kul sevgisini, Hakk sevgisiyle birleştirmiş bir aşk: Gerçek aşk...

*****************************************

Yunus yollara düşer Tabduk Emre'nin dergâhına varır. Erenler yurdunda himmete ulaşmanın ilk şartı teslimiyet ve hizmete talip olmaktır. Bu Yunus için de böyle oldu. Şeyhine "Ne hizmet varsa yaparım."dedi. Tabduk da Yunus'u, Dergâhı'ndaki odunculuğa tayin etti.
Fedakar derviş tam kırk yıl bu hizmette bulundu. Odunu sırtına vurup getirirdi. Ama yaşını ve eğrisini kesmezdi. Bir defasında Tabduk Emre: "Yunus Can, dağda hiç eğri odun yok mu ki hep düzgün odunlar getirirsin" diye sordu. Yunus da "Şeyhim, burası öyle bir Hak ve doğruluk kapısı ki, buraya değil eğri adam, eğri odun bile giremez." dedi.

Tapduk Emre'nin hizmetinde bulunurken, mânevî âleminde bir ilerleme olmadığını zannederek, üzüntüsünden dağlara, kırlara düştü ve iki abdalla karşılaştı. Onların yanında odun çekmenin temel gayesinin "nefsi kırmak" ve manevi rehbere bağlılığı sınamak olduğunu anladı.
Derviş adın edindim
Derviş dondum donandım
Yola baktım utandım
Hep işim yanlış benim

Tabduk Sultan'ın yanına döndü ve hizmetine bir süre daha devam etti ve iyice olgunlaşınca fikirlerini yaymaya başladı.
İşte size bağlılık; sevgiye, işe, doğruya bağlılık..

******************************************

Bizim Yunus'un yaşlandıkça gözleri uzağı seçemez olmuştur. Ögrendiği karışımlardan şifa dağıtan Yunus'a sorarlar: " Herkese şifa dağıtırsında kendi gözlerine neden şifa dağıtmazsın ey Yunus?" şöyle cevap veriyor: " Adı güzel kendi güzel Muhammed'in mübarek gözleri bu dünyayı 63 sene gördü bize de ziyadesi gerekmez."

Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gûmansız
Sana uymayanlar gider imânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Dünya gözüyle görmek istediği tek yüz, oğlu İsmail'in yüzüydü. Günler geçip gitti ve bir gün oğlunu buldu. Yüzünü görür görmezde, gözleri kapandı bir daha göremez oldu.
İşte size Peygamber sevgisi, işte size evlat hasreti...

*****************************************

O ki bilgisiyle, ilmiyle bizlere örnek olmuş, örnek olmaya devam etmekte. Okumuş, araştırmış, söylemiş. Hz. Muhammed'in "Kendini bilen Rabb'ini bilir" hadisinden hareketle şunları diyor:

İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır.

Kendini tanımak cehaleti sonlandırır. Allah herşeyi kendi nurundan yarattı. Kendi nurunu bulan Allah'ın nurunu bulur.
İşte size gerçek ilim: Kendini bilmek...

************************************

Bizim Yunus, şiir demiş olmak için şiir demiyordu; o bir kalbe girmek için şiir diyordu. Amaç sanat değil, imandı. Sevgi, hoşgörü, nasihat, insanlık içindi.

Ben gelmedim davi için
Benim işim sevi için
Dost'un evi gönüllerdedir
Gönüller yapmaya geldim

İşte size gerçek sanat: Gönül yapmak...

*****************************************
Bizim Yunus, yüzyılardır şiirleriyle, ilmiyle, ahlakıyla bize yol göstermiş. Ve göstermeye de devam edecek...

Gelin tanışık edelim
İş kolayın tutalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz...

Not: Şiirlerin bazıları kitapta bulunmamaktadır.

Keyifli okumalar.

Derya Yalınkılıç 
14 Nis 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabı. Bu kadar geç tanışmamın nedeni dilinin çok ağır ve anlaşılmasının güç olduğunu söyleyen arkadaşlarımın yorumlarıyla oluşan önyargımdı. Od kitabında böyle bir zorlukla karşılaşmadım ve anlatım tarzını da çok beğendim.
Yunus Emre'nin eşi Sitare'yi kaybedişinden duyduğu acısı ve oğlunun Yunus Emre'yi arayışını kelime kelime içime işledi yazar. O dönemdeki tarihi olaylardan da bahsetmeyi unutmamış. İskender Pala'nın kaleminden "Bizim Yunus"u okumak keyifliydi, tavsiye ederim. Bu arada yazarlarımıza yaşarken de gereken değeri verelim!

Damla Köseoğlu 
29 Mar 21:56 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Ben beni bıraktığım zaman sen beni bırakma ya Rab!" diyen biridir Yunus Emre. Yaşadığı çağı aşan Yunus, çağını etkilemekle kalmamış, bugünü de etkilemiştir, yarını da etkileyecektir. Dönemimizin en iyi edebiyatçılarından biri olan İskender Pala, çağları aşan Yunus'un hikâyesini anlatıyor bize, bizim Yunus'un hikâyesini. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya başladığı, Moğolların Anadolu'ya akınlar düzenlediği yıllardan, Osmanlı'nın temellerinin atıldığı yıllara varan süreçte yaşayan Yunus'un hikâyesini.

Allah için, Yaradan için seven; eşinde, gördüğü duyduğu her varlıkta Allah sevgisini yaşayan Yunus Emre ve oğlu İsmail'in hayatlarından kesitlerin anlatıldığı Od, okuduğum ikinci İskender Pala kitabı. Od Yunus Emre biyografisi değil, gerçeklerin kurgu ile harmanlandığı, anlatıldığı dönemde yaşayan siyasi olaylar, adı geçen kişilerin gerçek olduğu bir roman. Sade, halkın anlayabileceği bir dili tercih eden Yunus Emre'yi, İskender Pala'nın sade ve akıcı bir dil kullandığı Od ile okuyor ve bir nebze de olsa anlayabiliyoruz.

Od'da aşkın, sevginin her türlü halini görüyoruz. Maddi halini, manevi halini, dünya aşkını, ilahi aşkı... Yunus'un nasıl Yunus olduğunu, Hacı Bektaş-i Veli ile tanışmasının ardından bizzat Hacı Bektaş-i Veli tarafından gönderildiği ve hamken piştiği Taptuk Emre Dergahı'nda yaşadıklarını İskender Pala'nın usta anlatımıyla okuyoruz. Çoğunluğun maddeye ağırlık verdiği, mananın arka plana atıldığı bir dönemde, madde ile mana arasındaki dengenin sağlanmasının gerekliliğinin önemi, kitabın her sayfasında kendini hissettiriyor. Yunus Emre'nin olaylar karşısında yaşadığı iç çekişme,  Sevgili özlemi, kişinin kendini bilmesinin önemi ve ancak bilmeyerek bilinebileceği... Od, okuru bu noktalar da dahil birçok nokta üstünde düşündürüyor.

Yunus Emre denildiğinde akla direkt insan sevgisi gelir; duyduğu ilahi aşk, birkaç önemli eseri... Yunus Emre ile ilgili bilgilerimiz genel itibariyle bunlarla sınırlıdır. Od ile birlikte daha farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorsunuz Bizim Yunus'a. Yaşadıkları, yaşattıkları bizlerin de içine bir Od düşürüyor. Yazarımız İskender Pala'nın anlatımı ve tarih bilgisi birleşiyor ve ortaya bir "Od" çıkıyor. İlk sayfadan son sayfaya derin manalı cümleler okuru âdeta içine hapsediyor. Düşündürüyor, önceliklerini sorgulatıyor ve belki maneviyatını güçlendiriyor.  Tabii, isteyenin.

Od öyle bir kitap ki daha ilk sayfadan bir cümlenin altını çiziyorsunuz. Çok geçmiyor, bir sayfa okuyor diğerine geçiyor ve bir  cümlenin daha altını çiziyorsunuz. İskender Pala cümlelerinde kelimeleri tabiri caizse ahenkle dans ettiriyor. Altı çizilesi onlarca cümle ve sevginin en saf hallerini okuyor, okuyor, hayran kalıyor ve "Daha ne olabilir ki, bir romanda ilahi aşk başka ne şekillerde anlatılabilir ki" diye soruyorsunuz kendinize. Bu kadar övgünün üstüne kırdığım puanın nedenini ise -çok az da olsa- bazen karşılaştığımız abartılı anlatım olarak açıklamak isterim.

Bizim Yunus'un dervişliğe giden yolunu, Sevgilisi'ne kavuşma isteğini, ışığıyla çevresindekileri aydınlatmaya başlamadan önce yaşadıklarını bir de Prof. Dr. İskender Pala'dan okuyun derim.

Elif Kimya S. 
 12 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

İskender Pala gerçekten iyi bir yazar. Her kitabını büyük hevesle okurum. Divan edebiyatı deyince aklıma gelen ilk isim. Bir kitap fuarında kitaplarımı imzalatıp, sohbet etme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayarım. Yunus Emre yi en iyi bu kitap anlatıyor bence. Kitap başta gayet akıcı ortalara doğru ufak bir tıkanıklık oluyor ama sonra aynı hız ve heyecanla devam ediyor. Güzeldi Yunus Emre yi merak eden herkes okumalı...

kitapları seven 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yunus Emre'yı tanımayan ve onun hayatını merak etmeyenler için katılıyorum kitap biraz ağır ilerliyor diyebilirler, çünkü kitap tamamen kendine odaklanmak istiyor. Tavsiyede bulunan arkadaşlarıma burdan teşekkür etmek istiyorum, hakikaten okumaya değer bir kitap.

Münzevi Okur 
12 Şub 23:51 · Kitabı okudu · 15 günde

Kitabın özünü “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü. “ sözü oluşturuyor dersem sanırım hata etmiş sayılmam.

Bu kitapta anlatılan Bizim Yunus'un hikâyesidir. Faniden Baki olana doğru giden bir aşk hikâyesi… Bir yanma hikâyesi de diyebiliriz. Yunus Emre'yi böyle bir kurgu üzerinden herkes anlatamaz. İskender Pala bunu çok güzel bir şekilde başarmış. Neredeyse her sayfası alıntı olarak eklenebilecek bir kitap olmuş. Her sayfanın hakkını vermiş. Akıcılığına diyecek sözüm yok. Aralara koyduğu Yunus Emre şiirleri de çok hoş olmuş. Zaten kitabı şiirler üzerinden kurgusal hale getirdiğini rahatlıkla görebiliyoruz.

Kitabı ilk kez liseye giderken okumuştum. Niye tekrar okuduğuma gelirsem; Ben ve İki arkadaşım ile beraber bundan sonra her ay bir kitap üzerine sohbet etmeye karar verdik. O sırada Yunus Emre sözü geçti ve bu kitap ile başlamaya karar verdik. 3 kişi olarak başlamak için yola çıkmışken şuan sayımız 6 kişiye ulaştı. Güzel bir şekilde devamlılık sağlarız umarım.

Kitabımıza gelirsek; İskender Pala 'Her bilenden ziyade bilen bulunur' diyerek güzel bir cümle ile giriş yapıyor. Önce Molla Kasımı tanıyoruz. Sonra Yunus'un hikâyesine geçiyoruz. İlk başlarda oğlunun babasına sitemini görüyoruz. İçine şüphe düşmüş Allah'ın varlığını sorgulayan oğlunu... Yunus Emre Bahçıvan örneği ile Allah'ın varlığını anlatmaya çalışmıştır. Sonra Moğol denilen çekik gözlerin saldırısı ile Yunus’un yanıp pişme yolculuğu başlar. Tapduk Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba, Ahi Evran, Sarı Saltuk, İbn Arabi ve daha birçok güzel ismi kitabımız da görüyoruz. Bu kişiler hakkında ufak bilgilerde ediniyoruz. “İnsanın ruhunu bir su gibi düşünüyorum” diye başlayan paragraf benim oldukça hoşuma gitti. (sayfa 53)

Maddeden manaya giden bir yolculuk... Edebin insandaki en değerli şey olduğu mesajını veriyor. Moğolların yaptığı zulümlerine, yakıp yok ettikleri kütüphanelere, Tanrının varlığı konusuna, Alamut kalesi fedailerine ve Şeyh Rüknettin’in ölümü, Tapınakçılar, Din adına insanları sömüren ihtiras tacirleri gibi birçok olay ve konuya değinilmiş. Belli yerlerde değirmen motifi işlenmiş. Benim adım dertli dolap şiiri göz önüne alınmış olabilir.

Yunus Emreyi daha da iyi tanımam gerektiğini düşünüyorum.

Yonca Salman 
09 Ara 2016 · Beğendi · 9/10 puan

İskender Pala yine döktürmüş. Ustaca tasvirleriyle kitaba farklı bir yorum katmış . Manevi değerleri olan ve bunları güzel harmanlayıp uyarlamış. Dili biraz ağır ama ilerleyince alıştığınızı hissediyorsunuz. Bu yüzden kitaba başlayıp bir kaç sayfa okuduktan sonra bırakanlardan olmayın.Çünkü bırakırsanız bir şeyler kaybedersiniz denilebilecek bir kitap . Keyifli okumalar...

insan_okur 
30 May 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

İskender Pala okudukça okuyasım geliyor. Mükemmel bir romandı. Yunus Emre'yi anlatan bu roman. Eşini ve oğlunu kaybeden Yunus Emre'nin hamlıktan, pişmeye ve daha sonra olmaya doğru giderkenki adımlarını anlatmış. Dili, akıcılığı harika. Yabancı kelime falan var okuyamam sanmayın. Gayet güzel ve sade.
Okuduğum 4. kitabı oldu. TRT1 deki diziyi daha fazla izlemek istiyorum şimdi. Çok güzel alıntılar ve özlü sözler var. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi sahibi olacaksınız. "Bilmem" demenin ne olduğunu, sabrın gücünü iyi anlatan bir eser. Hacı Bektaş, Mevlana ve diğer kişilikleri de bu sayede tanıyacaksınız. Bir bakıma tarihten de dersler vermiş. Osmanlı'nın kuruluşu, beylikler ve Moğol işgallerinden de söz etmekte. Son derece beğendim, beğendiklerime ekledim. Pişman olmazsınız.Yabancı romanlar revaçta olsa da ayda 1 yada 2 roman kendi özümüzden okumalı düşüncesindeyim. Mutlu okumalar.

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İskender Pala, beni kendisine bir kez daha hayran bıraktı..
Yunus Emre'nin kaybettiği aşkı Sitare'ye hissettiği acı, verdiği hayat sınavı içinize dokunarak okuyacaksınız..

Kır papatyam 
27 May 22:46 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Bu kitap insanin hayatini değiştiren bir kitap gerçeklerle düşlerin birleştiği bir kitap bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim inanılmaz muazzam

Kitaptan 518 Alıntı

Murat Sezgin 
27 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...yegâne doğru söz odur: Allah vardır ve Bir'dir.

Od, İskender Pala (Sayfa 16)Od, İskender Pala (Sayfa 16)
Downtown Girl 
12 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yoksa yiğitlik mi?" diye sorar, cevap ne olursa olsun, "Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum kalmazdı!." derdi.

Od, İskender Pala (Sayfa 39)Od, İskender Pala (Sayfa 39)
Damla Köseoğlu 
27 Mar 16:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Allah yoksa sana bu canı kim verdi, toprağa bu bereketi, suya şu akışı, çimenlere rengi, şu vızıldayan arıya uçma gücünü, insana düşünmeyi, sevmeyi kim verdi?

Od, İskender Pala (Sayfa 15 - Kapı Yayınları)Od, İskender Pala (Sayfa 15 - Kapı Yayınları)
kitapları seven 
26 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Biz görmüyoruz diye bu bahçenin bir Bahçıvanı yoktur diyemeyiz."

Od, İskender Pala (Sayfa 20)Od, İskender Pala (Sayfa 20)
Murat Sezgin 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hacı Bektaş-ı Veli
Yunus'um! Asalet doğruluktan değil duruluktan gelir. Körlük nankörlüktür. Bu dünyada marifet nefsi silmek değil, belki nefsi bilmektir.

Od, İskender Pala (Sayfa 78)Od, İskender Pala (Sayfa 78)
Damla Köseoğlu 
29 Mar 12:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Aldığın her nefes, keseden akmakta olan bir kum tanesi.

Od, İskender Pala (Sayfa 131 - Kapı Yayınları)Od, İskender Pala (Sayfa 131 - Kapı Yayınları)
Damla Köseoğlu 
29 Mar 17:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Uyan ey insan, her şey 'ben'den doğdu hep; benlikten doğdu... Bütün aptallıklar, bütün kötülükler benlikten doğdu.

Od, İskender Pala (Sayfa 185 - Kapı Yayınları)Od, İskender Pala (Sayfa 185 - Kapı Yayınları)
52 /