Birincisi: Evlilik her şeyden önce iki kişi arasında yapılan bir anlaşmadır. Erkekle kadın, karı ile koca arasında yapılan bir ahit…Allah (cc) bu akdin maksadını Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade eder: “…huzur bulasınız diye…” Başka bir ayette ise karı-koca ilişkisi şöyle tasvir edilir: “Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbise gibisiniz.”
Elbise/örtü benzetmesi burada son derece anlamlıdır. Kıyafetimiz hem iffetimizi dışa vurur hem de bizi korur. Hem içe dönük bir tarafı vardır hem dışa dönük… İnsan birinin giyim tarzından onun karakteri ve ahlakı hakkında ipuçları yakalayabilir.
Evlilik de böyle bir örtüdür: İnsana iffet, onur, vakar, huzur ve korunma sağlar. Kıyafetin sıcaktan, soğuktan, rüzgârdan ve kirden koruduğu gibi, evlilik de insanı iffetsizlikten, yalnızlıktan, sevgisizlikten ve huzuru yok eden türlü zararlardan korur.
Fakat tüm bu faydalar doğru kişiyle evlenildiğinde ortaya çıkar. Her evlilik bunu kendiliğinden sağlamaz. Hâşâ Allah’ın vaadinin şaşması söz konusu değildir. Ancak yanlış kişi ile kurulan bir evlilik, huzur vermek bir yana, insanı tüketen ve kişiyi ağır bir imtihanın ortasında bırakan bir sürece dönüşebilir. İhtiyaçlar karşılanmadıkça problemler önce küçük küçük büyür, sonra patlak vermeye başlar.
Bu durum sadece maddi tatminle ilgili değildir. Mesela bir adam çok zengin olabilir, eşini kraliçe gibi yaşatabilir. Ama onun duygusal ihtiyaçlarını karşılamıyorsa o evlilik yine sorun üretir. Aynı şekilde kadının eşine karşı görevlerinde eksiklik göstermesi de aynı sonucu doğurabilir. Evliliğin huzuru, ancak iki tarafın birbirinin ruhunu da gözetmesiyle mümkündür.