İki Dirhem Bir Çekirdek

·
Okunma
·
Beğeni
·
21002
Gösterim
Adı:
İki Dirhem Bir Çekirdek
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758950379
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
İki Dirhem Bir Çekirdek
İki Dirhem Bir Çekirdek
Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler… Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür. 
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.
(Tanıtım Bülteninden)
212 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Evet arkadaşlar, eğer ‘’afyonunuz patladıysa’’ ‘’Çıkarıyorum ağızımdaki baklayı’’. ‘’Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş’’ bendeniz keçi. Amma ve lakin sizler ‘’Ahfeş’in keçisi’’ olmayınız!! Zira sizler ‘’mürekkep yalamış’’ insanlarsınız. Aman ha beni ‘’ali kıran baş kesen ’’ zannetmeyin bu ‘’laf-ü Güzaf’’larıma bakarak. Söylediklerim ‘’zerdeyle zırva’’ dan başka bir şey değil. Ama ‘’maval okuyorum’’ da zannetmeyin, biraz ‘’molla kasım’’ lık yapıyorum diyebiliriz. Hepsi bu!!

Aslında bu işin ‘’püf noktası’’ ‘’rahmet okutmak’’tır. Tabi aramızda ‘’kös dinleyenler’’ de oldukça fazla olduğundan bu çaba beyhude de olabilir.
Aranızda ‘’diş bileyenler’’ olduğunu sezinliyorum. Hatta içinizden; şuna da bak ‘’Münasebetsiz Mehmet Efendi’’ yi aratmıyor, dediğinizi de duyar gibiyim. Ama ne yapalım ‘’kırk yıllık kani olur mu yani’’. Yanlış anlamayın beyler sizinle ‘’matrak geçmiyorum’’ veya ‘’goygoyculuk’’ da yapmıyorum. ‘’hacı mandalın mührü’’ gibi doldurdukça dolduruyorum. Umarım siz okuyucuların ‘’eşref saatine’’ denk gelmişimdir, yoksa ‘’kaş yaparken göz çıkarmış’’ olabilirim.

Neyse arkadaşlar ‘’lafla peynir gemisi yürümüyor’’ ‘’hoşafın yağı kesilmeden’’ ‘’kabak tadı vermeden’’ ‘’ipin ucunu’’ kaçırmadan sözlerimi sonlandırsam iyi olacak. E, siz de ‘’sabır taşı’’ değilsiniz en nihayetinde.


Tırnak içerisinde yazdıklarım deyimlerden oluşmaktadır. Ve bu eserde bu deyimler ve daha fazlasının tarihçesini bulacaksınız. :) ufak bir harmanla cümle içinde kullanarak sunmaya çalıştım ‘’Altı kaval üstü şeşhane’’ olmuş gibi dursa da ‘’turnayı gözünden vurduğumu’’ düşünüyorum. :)

Deyim: Anlatımı güzelleştirmek için, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kılmak üzere kullanılan kalıplaşmış sözlerdir.

iyi okumalar :))

Kültür ve kültürün birikimleri bizi yüceltir. Manevi anlamda...
ben buna inanıyorum...
212 syf.
·Puan vermedi
- Vallahi komşu, vermeye gönlüm olmayınca ipe un serilsede yeridir.

Bir Nasrettin Hoca klasiği...

Acaba Nasrettin Hoca bunu söylediğinde  nesilden nesile aktarılacağını biliyormuydu.?
Tabikide hayır...

Ama nesiller boyunca aktarılan kültürel bir hizmete öncülük yapmıştı...

*
Deyimler ve atasözleri bir toplumun silüetidir.
Dilimizin zenginliğinin ölçüsüdür.
Kültürel aktarımın unsurlarıdır.
*
Okuduğumuz kitap, unutulmaya yüz tutmuş, günlük hayatta anlamını bilerek veya bilmeyerek kullandığımız, kültürel mirasımız olan deyimlerden bir kısmının, akıcı bir şekilde ele alındığı ve okuyucuyla buluşturulduğu güzel bir eser.
*
Sizde kültürümüzü canlı tutmak istiyorsanız, işte bu eser tam size göre....

Keyifli okumalar dilerim.
  • Yusuf ile Züleyha
    8.5/10 (1.572 Oy)1.742 beğeni6.857 okunma2.419 alıntı27.840 gösterim
  • Lâ: Sonsuzluk Hecesi
    8.5/10 (1.483 Oy)1.549 beğeni6.140 okunma2.731 alıntı33.995 gösterim
  • Çile
    9.1/10 (2.281 Oy)2.832 beğeni8.517 okunma7.188 alıntı48.556 gösterim
  • Osmancık
    8.4/10 (1.628 Oy)1.585 beğeni7.097 okunma1.191 alıntı28.274 gösterim
  • Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
    8.0/10 (1.971 Oy)2.066 beğeni9.718 okunma2.574 alıntı38.933 gösterim
  • Bu Ülke
    9.0/10 (2.232 Oy)2.745 beğeni7.801 okunma7.949 alıntı66.610 gösterim
  • Uzun Hikâye
    8.5/10 (2.666 Oy)2.689 beğeni10.946 okunma1.347 alıntı61.597 gösterim
  • Kiralık Konak
    7.8/10 (1.268 Oy)1.087 beğeni7.016 okunma1.124 alıntı25.076 gösterim
  • Katre-i Matem
    8.3/10 (2.343 Oy)2.490 beğeni11.111 okunma1.639 alıntı39.173 gösterim
  • Araba Sevdası
    7.1/10 (1.627 Oy)1.388 beğeni9.919 okunma1.057 alıntı40.858 gösterim
212 syf.
Herkese Merhaba,
Çok sevdiğim yazarlardan biri olan İskender Pala'nın bir kitabını daha bitirmiş oluyorum :) Ne zamandır okumak istediğim ve okumaya ancak fırsat bulabildiğim "İki Dirhem Bir Çekirdek" Kitabı dilimizde kalıplaşmış ve bazısını günlük yaşamımızda sıkça kullandığımız bazısını da hiç kullanmadığımız ya da unutulmaya yüz tutmuş deyimlerin nerden geldiği konusundaki hikâyeleri anlatıyor. Bazı deyimlerin nasıl ortaya çıktıkları gerçekten ilginç ve şaşırtıcı idi. Ama keşke bu kitapta günlük yaşantımızda çok daha sık kullandığımız deyimlere yer verilse daha iyi olurdu. Özellikle "Eli Kulağında" deyiminin hikayesi ( #44140915)
beni çok etkiledi. Herkese keyifli okumalar.
212 syf.
·9 günde·10/10
"İki Dirhem Bir Çekirdek" zengin Türk dilinin ansiklopedik özellik gösteren kitaplarındandır.
Günlük hayatta farkında olmasak bile anlatımı güçlendirmek, güzelleştirmek ve düşünceyi daha etkili kılmak için sürekli kullandığımız kalıplaşmış sözlerimiz vardır.
Atasözleri, deyimler ve temenni cümleleri gibi...
Bunlardan en sık kullanılanlar ise genelde deyimlerdir. Bunun sebebi Türkçe'de hem her duruma uygun bol bol deyim bulunması; hem kısa ve kullanımının kolay olması olabilir.
Deyimler sayesinde anlatılmak istenen daha etkili bir biçimde anlatılır.
Bu kadar çok deyimimiz varken ve bizde bu derece sık kullanıyorken çoğumuz bu deyimlerin nereden türediğini bile bilmiyoruz.
Gelelim kitaba...
İşte bu kitap bu deyimlerimizin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor.
İskender Pala'nın ansiklopedik özellik taşıyan bu kitabı hem Türk dilini daha iyi anlamak hem de genel kültür manasında gayet iyi bir kaynaktır.
Kitabı okurken ne kadar deyim bilsemde aslında bilmediğim bir çoğunun da var olduğunu gördüm.
Deyimlerin ortaya çıkış hikayeleri gayet eğlenceli ve bilgilendirici. Hepsi adeta bir fıkra gibi...
Beğendiğim bir iki tanesini buraya kısaca yazıp incelemeyi bitiriyorum.
İyi okumalar...

•••••••••••••••••••••SPOİLER••••••••••••••••••••

~İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK~

Giyimine özen göstermiş kişiler için bu deyim kullanılır.
Bu yakıştırma, ağırlık ölçüsü olarak okkanın kullanıldığı dönemden kalmadır. Bir okka bugünkü ölçülerle 1283 gramdır. Okkanın dört yüzde birine dirhem adı verilir. Dirhem daha ziyade hassas teraziler için kullanılır. Ancak sarraflar, dirhemden daha hassas ölçümler için bir ağırlık birimi daha kullanılır. Buna çekirdek denir ki toplam, 5 santigram karşılığıdır.
Eski devirlerin en kıymetli parası olan bir Osmanlı altını, toplam iki dirhem ve bir çekirdek ağırlığa sahiptir. Bu durumda süslenmiş kimselere, iki dirhem bir çekirdek yakıştırmasında bulunanlar, mecaz yoluyla onlara altın demiş olurlar ki bizce pek zarif bir nüktedir.

~SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA~

Önce, Barış Manço'ya rahmetle şu mısraları okuyalım:

Yaz dostum! Yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum! Garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum! Öksüz görsen swr kanadın, kolunu
Yaz dostum! Kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Yaz tahtaya bir daha / Tut defteri kitabı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa / Bir gün öder hesabı

Sarı çizmenin moda olduğu bir zamanda, İzmir eşrafından birisi uşağını çağırıp tembih etmiş:

- Bak a efendi! Aydın'dan Mehmet Ağa isminde birisi gelecek. Harman zamanında sarı çizme alması için on dört akçe vermiştim. Borcunun vadesi geldi, bugün defterden borcunu sildim. Şimdi faytona bin, doğru istasyona! Uzun boylu, orta yaşlı, efe bıyıklı biridir, hemen tanırsın.

Uşak istasyona varmış. Tren boşalmış. Bir müddet tarife uygun adam aramışsa da nafile. Bari çizmesinden tanıyayım diye bu sefer ayakları tarassuda başlamış. Ne var ki sarı çizmelerden giyen giyene. Nihayet çaresizce en benzettiği kişiye seslenmiş:

-Mehmet Ağa! Bizim bey seni konakta bekliyor.

Tesadüf bu ya, sarı çizmeli adamın adı Mehmet olup Aydın'da kendisini ağa diye çağırırlarmış. Beraberce konağa varmışlar. Bey bakmış ki gelen sarı çizmeli ile onun borçlusu arasında benzerlik yok. Elindeki alacak defterine bir yandan Mehmet Ağa'nın adını yeniden yazarken, diğer yandan uşağı paylamaya başlamış.
Nihayet uşak:

-Bey, demiş, burası koca bir şehir, sarı çizmeli de çoktu; Mehmet Ağa da. Seninkini uaz deftere bir daha!
Bu hikaye halk arasında yayıldıktan sonra, kim olduğu, ne olduğu belli olmayan birisinden bahsedilirke. "Sarı çizmeli Mehmet Ağa" deyimi kullanılmaya başlamış.

~ÇADIRINI BAŞINA YIKMAK~

Osmanlı hükümdarları sefer esnasında hareketlerinden ve hizmetlerinden hoşnut olmadıkları vezirlerini azletmek için kaldıkları çadırın direklerini söktürüp başlarına yıktırırlardı. bu hareket iktidardan düşme mânâsına eski Türk geleneklerinde mevcut olup Orta Asya'dan itibaren uygulanmıştır. Fatih'in Karaman seferi sırasında Mahmut Paşa'nın; Yavuz'un da Çaldıran dönüşünde Hersekzade Ahmet Paşa ile Dukaginoğlu Ahmet Paşa'nın çadırlarını başlarına yıktırdıkları meşhurdur.
Tarihte hiçbir vezirin bi-gayr-i hakkın (haksız yere) çadırı başına yıkılmamıştır. İllaki bugün...
Şimdi bu deyimi damını başına yıkmak şeklinde kullanıyoruz.
212 syf.
·4 günde·9/10
Merhaba 1000 Kitap sakinleri.

İskender Pala’dan okuduğum ilk eser. Yazarın dilini, üslubunu çok sevdim, gayet akıcı. Yazarın büyük eserlerini duyduğum için bu eserinde beklentiyi düşük tutmuştum. Ama bir hayli şaşırdım ve beğendim.

Kitap 98 ayrı deyim ve yine aynı şekilde bunları açıklayan hikâyelerden oluşuyor. Gayet kısa 212 sayfa. Çok ilginç ve duymadığınız deyimleri duyacağınıza garanti veriyorum. Hele gülme garantisi kesinlikle. Ben son hikayeleri kahkahalarla bitirdim. Deyimlerin ortaya çıkış hikayeleri çok güzel. Dilimizin ne kadar zengin olduğunu göreceksiniz. Yanlış bildiğiniz deyimlerin doğrusunu göreceksiniz. Hem bilgilendiriyor, hem ders veriyor, hem de tarihi öğretiyor.

Her yaştan insanın okuması gerektiğine inanıyorum. Bir roman olmadığı için devamlı okuyup bir anda bitirmenize gerek yok. Araya serpiştirerek eğlenmek amaçlı bu şekilde de okunabilir çerez niyetine. Dilimizin geçmişini öğrenmek çok güzel. Eğlenceli ve kısacık olan bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Sıkılacağınızı hiç düşünmüyorum. Aksine ders alıp, tebessümle bitireceğinizi düşünüyorum.

İyi Okumalar....
212 syf.
·Puan vermedi
Deyimlerin özüne ineceğiniz , bu da burdan mı geliyormuş deyip , bazen şaşırıp bazen de ders alacağımız bir eser.Kültür ve bilgi olarak hafızanıza tebessüm gibi yer edecektir.Derinler de yüzmeyi sevenlerin nefeslerine kuvvet.Pişman değilim bir daha olsa bir daha okurum :)
212 syf.
·49 günde·7/10
Günlük hayatimda kullandığim bazi deyimlerin hikayelerini öğrenmek çok hoş bir deneyimdi. Yararli bir kitap oldugunu düşünüyorum. Mesela zırvanın uydurma bi tatli olduğuni öğrendim. Genel kültüre çok guzel katki sagliyor. Cemaziyülevvelini bilmek, yolunacak kaz ve yok devenin basi favori deyim hikayelerim oldu.
212 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Amma ve lakin sizler ‘’Ahfeş’in keçisi’’ olmayınız!! Zira sizler ‘’mürekkep yalamış’’ insanlarsınız. Aman ha beni ‘’ali kıran baş kesen ’’ zannetmeyin bu ‘’laf-ü Güzaf’’larıma bakarak.
Deyimler ansiklopedisi gibi kitap olmuş. Günlük hayatta sürekli kullandığımız ve çoğunu yanlış kullandığımız deyimleri çok güzel bir şekilde anlatmış doğru hikaye ve doğru kullanımıyla.
212 syf.
·Beğendi·8/10
Türkçe`de günlük hayatta kullanılan bir çok değimin nereden gelmiş olduğu araştırılmış hikayelerle bize sunulmuş. Çok faydalı eser. Hikayelerin bazıları çok komik bazıları çok ibretlik.

Okumanın yanında bilgi de edinebileceğiniz kitap " İki Dirhem Bir Çekirdek ".

Keyifli okumalar *_*
212 syf.
·3 günde·7/10
Dilimizde var olan, sıklıkla kullandigimiz deyimlerin anlamlarini ve ortaya cikis sebeplerini hikayelendirmis bu kitabinda Iskender Pala. Icersinde sık kullandigim ve bildigim deyimlerin yaninda ilk defa duyduklarimda oldukca fazla. Genel kultur acisindan faydali bi kitap. Deyimleri, anlamlarini ve hikayelerini merak ediyorsaniz okuyun derim :)
Kitapla kalin...
212 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Size sadece şunları söyleyip okuyup okumama kararini size bırakıcam :)) Eğer benim gibi günümüzde de kullandığımız deyimlerin nereden, nasil çıktığını merak ediyorsanız bu kitabı okumayı tavsiye ederim. Oldukça heyecan verici bir deyimler dünyasına giriveriyorsunuz ansızın. En güzeli de kitap ne zaman bitecek diye düşünmüyorsunuz çünkü sayfalar arasında eğleniyorsunuz:) Benden bu kadar kitap kurtları okuyacak olanlara da keyifli okumalar dilerim:)
"Edep kelimesi e (eline), de (diline) ve b (beline) harflerinden müteşekkildir ve tam manasıyla insanın uyması gereken düsturların remzidir. Erenlerin 'Elin tek, dilin pek, belin berk tut!' demesi de bunun dervişçesidir."
Eskiden birisi yanındakine,
— Ezan okundu mu, dediğinde, eğer vakit çok yakın ise,
— Okunmadı ama (müezzinin) eli kulağında; dermiş. Gerçekleşmesi pek yakın olan işler hakkında "(Henüz olmadı ama) eli kulağında!" deriz. Bu deyimin kaynağı Asr-ı Saadet'e, Bilal-i Habeşî'ye kadar uzanır. İslâmiyet yayılmaya başlayıp da Müslümanların sayısı artınca, namaz için onları bir araya toplamak üzere ezan okunması kararlaştırılmış ve sesi güzel olduğu için de Habeşistanlı eski köle Hz. Bilal, bu vazifeye seçilmişti. Ne var ki Medine'deki müşrikler ve diğer dinlere mensup olanlardan bazı tahammülsüz insanlar, ezan okunurken sesi duyulmasın diye gürültü yapmaya, çocukları toplayıp Bilal-i Habeşî ile alay ettirmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Hz. Bilal, ellerini kulaklarına tıkayarak ezan okumaya başladı. Bilâhare müezzinler, ellerini kulaklarına tıkamayı bir tür Bilal-i Habeşî sünneti gibi gördüler ve ezanı öyle okudular.
Aslına huuu... Nesline huuu!..

Bizce bu sözün manası "Aslını da Allah'a havale ettim, neslini de!" olmalıdır. Böyle bir temenni iyiler için dua; kötüler için beddua makamında olacaktır.
Yaz dostum! yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum! Garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum! Öksüz görsen sar kanadın, kolunu
Yaz dostum! Kimse göçmez bu dünyadan mal ile

Yaz tahtaya bir daha/tut defteri kitabı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa/Bir gün öder hesabı
''Çile ,tasavvufta müridin nefsini körletmesi ve dünya nimetlerine sırtını dönmesi için açlık veya diğer yollar ile imtihan ve terbiye görmesine denir. Çile '' kırk '' demektir ve tasavvufta bu imtihan çoğunlukla 40 gün sürdüğü için ''çileye girmek ,çileden çıkmak çilesi dolmak vs '' deyimle r,dilimize birer tasavvuf terimi olarak yerleşmiştir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İki Dirhem Bir Çekirdek
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758950379
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
İki Dirhem Bir Çekirdek
İki Dirhem Bir Çekirdek
Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler… Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür. 
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6.687 okur

  • Fethullah Karaca
  • Fatma GÜRBÜZ  AYKURT
  • Derya Kızılırmak Hasçelik
  • Muhammed Süs
  • Ka!?.
  • Birazebrulii
  • Ömer Gökçe
  • Enes FİDAN
  • Sinem Bozdağ
  • İsaKYHAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.3
14-17 Yaş
%8.8
18-24 Yaş
%29.2
25-34 Yaş
%32.9
35-44 Yaş
%16
45-54 Yaş
%3.2
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.7
Erkek
%33.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.8 (338)
9
%18.3 (240)
8
%26 (341)
7
%15.7 (206)
6
%6.9 (90)
5
%3.1 (41)
4
%2 (26)
3
%0.5 (7)
2
%0.5 (6)
1
%0.8 (10)

Kitabın sıralamaları