1000Kitap Logosu
İskender Pala

İskender Pala

Yazar
Derleyen
Çevirmen
Tasarımcı
BEĞEN
TAKİP ET
188bin
Okunma
10,4bin
Beğeni
144bin
Gösterim
Tam adı
Prof. Dr. İskender Pala
Unvan
Türk Akademisyen ve Divan Edebiyatı Araştırmacısı, Yazar
Doğum
Uşak, Türkiye, 8 Haziran 1958
Yaşamı
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı. 1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi. 1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi. 1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı. 1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı. 1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı. 1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı. 1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı. 1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir. İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır. Ödülleri : 1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü) 1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü) 1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden) 2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü, 2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü, 2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü 2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü
Od
Okuyacaklarıma Ekle
Şah ve Sultan
Okuyacaklarıma Ekle
Katre-i Matem
Okuyacaklarıma Ekle
Efsane
Okuyacaklarıma Ekle
Mihmandar
Okuyacaklarıma Ekle
Abum Rabum
Okuyacaklarıma Ekle
İtiraf
Okuyacaklarıma Ekle
Kitab-ı Aşk
Okuyacaklarıma Ekle
Leyla ile Mecnun
Okuyacaklarıma Ekle

Derlediği kitaplar

Ak Topraklar
Okuyacaklarıma Ekle
Mevlid
Okuyacaklarıma Ekle
Hançerli Hanım
Okuyacaklarıma Ekle
Bir Aile
Okuyacaklarıma Ekle
Hilye-i Saadet
Okuyacaklarıma Ekle
Yunus Emre
Okuyacaklarıma Ekle
Nasreddin Hoca
Okuyacaklarıma Ekle
590 syf.
·
10 günde
"Sallallahu alâ Muhammed / Sallallahu aleyke Ahmed"
~ "Kendime baktım. Dünyalıktan güzel tüylerim nadide yakışıklılığım, güzellerden güzel sesim vardı ama bunlarla övünülmezdi ki!.. Hepsi geçiciydi. Belki gülüme adanmış kırk şarkı! Kalıcı olan, bütün bülbüllere miras bırakacağım kırk şarkı. Falanca yerde mamur bir yuvam yoksa ne çıkardı; gülümün aşkıyla şeydalanırken yuva da neydi? Bir yuva yerine onun kalbine girmek yetmez miydi? Gülümün kalbinden güzel yuva mı bulunabilir?..." Allah'ın Selâmı yaratılmışların en hayırlısı ve en güzeline; onun vesilesiyle de tüm ümmetine yani siz güzel insanlara olsun... Evet bu güzide eseri de tekrar okumanın verdiği huzur ve mutlulukla bu incelemeyi yazıyorum, Rabbim hakkını verebilmeyi nasip eylesin inşallah, bizleri o güzel insana mahcup etmesin ve şefaatlerine nail eylesin... Evet öyle bir insan düşünün ki kendinden önce ümmetini düşünüyor, miraca çıkıp Sevgili'ye vardıktan sonra bile geri dönüp bizim için mücadele etmeyi seçiyor... Kim böyle bir fedakarlıkta bulunabilir ki işte onu diğer peygamberlerden ve yaratılmış tüm insanlardan üstün kılan buydu... O yaratılmışların en merhametlisiydi herkese karşı şefkatliydi, düşmanına bile onu öldürmeye gelenlere bile ondan nefret edenlere bile sonsuz bir şefkat ve merhamet taşıyordu içinde... Onu öldürmeye gelen onda diriliyordu işte asıl mucize buydu. Temiz bir vicdan en büyük mucizeydi, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan ve dinin ticarete döndüğü, köleliğin, faizin, tefeciliğin, fuhuşun ve her tür kötülüğün yaygın olduğu bir cahiliye toplumundan herkesin eşit olduğu medeni bir toplum oluşturmak işte asıl mucize buydu... Medeni hukukun kökleri burda atılıyordu Medine'de, savaşmaktansa barışı tercih ederek yine bize ders vermişti Hudeybiye'de. O güzeller güzelinin mucizesi kirlenmemiş tertemiz vicdanıydı, güzel ahlâkıyla inanan inanmayan herkesin sevgisini ve güvenini kazanmıştı... Peygamberliğinden önce yaşadığı toplumda Muhammed'ül Emîn olarak çağrılırdı. Herkes güvenirdi ona hiç yalan söylememişti. Kimse ondan iyilik dışında birşey görmemişti. Onun tek istediği toplumda herkesin eşit muamele görmesiydi kız çocuklarına cennetin anahtarı diyordu, kadınlara haklarını tekrar kazandırdı, o sadece Kabe'deki putları değil kalplerdeki mal-mülk, makam, şöhret, şehvet gibi putları da yıktı bunun yerine kalplere sevgi ve merhameti sonsuz olan Allah'ın sevgisini ve dolayısıyla insanlığın sevgisini koydu yaşayarak ve yaşatarak adım adım... Yaşayan Kur'ân oldu ve insanlara kendi yapmadığı hiçbir şeyi telkin etmedi işte en iyi örnek olması bundandı, en iyi nasihat iyi örnek olarak verilirdi o da bunu yaptı 23 yıl boyunca... Tüm yakınlarını kaybetti türlü çileler çekti ama o yılmadı ve içindeki güçle, Allah'a sığındı ve yalnız O'ndan aldığı güçle başta küçük bir azınlık olan Müslüman topluluğunu büyük bir İslâm Devleti haline getirdi ve işte asıl mucize buydu. Yazacak o kadar çok şey var ki o güzeller güzeli insana dair... Onu örnek alarak yaşanacak bir yaşam en güzel yaşamdır ve bizi dünyada da ahirette de rahat ettirecektir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) hayatını bir de bu zarif ve ince üslupla bir bülbülün dilinden her bölümde güzeller güzeline övgü dolu beyitlerle okumak isteyenlere sevgiyle tavsiye ediyorum bu gül tadında romanı... Sevgiyle, muhabbetle ve güzelliklerin yolunda kalınız. "Senin derdinle yanmak bir saâdet yâ Resûlullah Şu âlemde hemân sensin hakîkat yâ Resûlullah * Gönüllerin senin derdinle yanması bir saadettir ey Allah'ın elçisi; çünkü şu âlemde yegâne hakikat sensin..." ~
Bülbülün Kırk Şarkısı
Okuyacaklarıma Ekle
528 syf.
Abum Rabum(Yüce Baba, Hz.İbrahim)
İştar Sin Şamas İanna Nanna Marduk Yıldız Ay Güneş Japonya Türkiye Kudüs Harran Mısır Filistin CIA MİT MOSSAD Amelulular. Nuşkenular. Ardular Yahudilik Hıristiyanlık İslamiyet veeee Üç dinin ortak atası Hz İbrahim... Merhaba kitapseverler Okuduğum bu 8.
İskender Pala
İskender Pala
kitabı. Kitap diğerlerinden birazcık farklı. Fark sanırım polisiye tarafı. Benim için Türkiye'de polisiye
Ahmet Ümit
Ahmet Ümit
. Birkaç hafta önce okuduğum
Kayıp Tanrılar Ülkesi
Kayıp Tanrılar Ülkesi
ve ülkemizin doğal güzellikleri, iki kitapta aynı konular var neredeyse. Tek farkla
Kayıp Tanrılar Ülkesi
Kayıp Tanrılar Ülkesi
Ege (Yunan mitolojisini)
İskender Pala
İskender Pala
Anadolu Mezopotamya kısmını anlatıyor. " Halikarnas Balıkçısı’nın mimarı olduğu bu düşünce Anadolu’yu kültürlerin çekirdek bölgesi olarak kabul eder, Yunan uygarlığının, Anadolu uygarlığının öncüsü değil izleyicisi olduğunu savunur." " Oysa bu efsanelerin çıkış yeri ne Yunanistan’dır, ne de İtalya, Anadolu’dur, Girit’tir, Mezopotamya’dır…" ( Azra Erhat Mitoloji Sözlüğü) Kitabımız 500 küsür sayfa fakat İskender Pala'nın anlatımı çok akıcı, konu çok teknik, vermiş olduğu bilgiler ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum ama anlatımı merak uyandırıyor.. İğreti duran taraf dikte etmeye çalıştığı konuyu aynı tarzda çok fazla tekrar etmesi. Bir haftada sabah ve akşam olmak üzere en az 3 kitap okuduğum için yılbaşı öncesi son bir kitapla kapatmak istedim ikişer üçer okuduğum kitapları yeni yıl sayımı tamamlamak adına kullanmak istiyorum(: Aralığın son haftası Ankara 10° yanıyor. 3. Doz aşı oldum, uçuk çıkardım): 2022 mutlu, huzurlu, sağlıklı, şaşırtan kitaplarla gel... marketingturkiye.com.tr/haberler/netflix-ab...
Abum Rabum
8.7/10 · 7,4bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
Bizim Yunus
Ben normalde kitap okurken ağlayan bir insanım. Kitaplara ağlamamın sebebi ya içinde ki hüzünlü bir olaydır ya da karakterin başına gelen üzücü şeylerdir. Çok az kitapta ise Allah sevgisiyle ağlamışımdır. Bu kitap beni ağlattı ama çok şükürki gözyaşlarım imanımdan aktı, Allah için aktı. Gözyaşlarım yanaklarımı değil gönlümü ıslattı. Gözün yaşı bazen gönlü ıslar yanakları değil. Kitapta "Bizim Yunus" olarak tabir edilen Yunus Emre'nin hayatı anlatılıyor. Çok sevdiği eşi Sitare ve büyük oğlu İbrahim'i kaybettikten sonra bir de küçük oğlu İsmail'inden ayrı düşüyor. Uzun yıllar onu arıyor. Kitapta âşk anlatılıyor. Lakin bu âşk ne dudaklardan dökülen ne de kitaplarda yazan âşktır. Bu âşk sevgilinin âşkıdır. Bu âşk Allah âşkıdır. Bu âşk Nebi'nin âşkıdır. Bu kitaptan önce dünya klasiklerini okuyup edebiyat için kitaplarda kullanılan âşk terimini görmenizi isterim. Klasiklerdeki âşk bir kadının bir erkeğe ya da bir erkeğin bir kadına karşı beslediği sevgiden ibarettir. Yani bir faninin başka bir faniye duyduğu iltifattır. Sonra gelin ve bu kitabı okuyun. Gerçek âşkı görün. Allah âşkını... Bizim Yunus çok sevdiği Sitare'sine beslediği sevgisinin de Allah'tan geldiğini fark edince gönlü meşke eriyor âşk ummanının en dibine sevgisini gömüp yalancı dünyadan varaste bıraktığı nefsiyle hûb'un en güzeline kavuşuyor. Yani sevgiliye... Allah hepimize bunu nasip etsin. Yaratılanın güzel olmasının sebebinin yaratanın güzellerin en güzeli olmasından kaynaklandığını anlayan Bizim Yunus Sitare'sini, İbrahim'ini, İsmail'ini, Tapduk Sultan'ını yaratandan ötürü seviyor. Ve dahasını... Her yerde ve her şeyde nimetini ve güzelliğini bizlere tecelli eden Rabb'imizi sevmek ona âşk beslemek gerek her şeyden önce. Bizler yaratılanı seviyoruz yaratandan ötürü. Sizler de inşallah bu güzel eseri okursunuz. Keyifli okumalar...
Od
8.6/10 · 33,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
400 syf.
·
11 günde
·
Puan vermedi
mihmandarı Şerif
"Ey Halit her Nerede olursanız, olun o memleket Ma'mur ve bereketli olsun" peygamber duasına nail olmuş Allah Resulü'nün mihmandarı şerifi Resulullah'ın dostu Kalbi sevgilinin hasreti ile Yanan bir yürek Benim ashabım yıldızlar gibidir hangisine uyarsanız kurtulursunuz Sözünün temsilcisi imanla yaşanmış bir hayat Örnek bir yaşayış Son nefeste iman ile Şehit olma şerefine nail olan Ebû Eyyûb el-Ensârî 'nin hayatı anca bu kadar güzel anlatılabilirdi Rabbim bizleri onların şefaatine Mazhar eylesin Amin
Mihmandar
8.8/10 · 8,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
212 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Atasözleri ve Deyimlerin asıl hikâyelerini hiç merak ettiniz mi?
İskender Pala yine yapmış yapacağını, Muhteşem bir kitap... Diğer kitaplarına istisnaden bu kitap başka bir tarzda ve konuda.. Atasözleri ve Deyimlerin hikâyesini okuyoruz; o kadar farklı yerden geliyorlar ki bazılarında şaşırmadan edemedim ve gülmeden.. Unutulmaya yüz tutmuş, hatta unutulan bir çok deyimleri de görüyoruz. Çok şey öğretiyor kitap, fazlası var eksiği yok. Kendi değerlerimizi daha yakından daha ayrıntılı öğreniyoruz. Güzel bir şey bu. Sizi sıkmadan bir gün de bitireceğiniz hikâyeler.. Sizi en beğendiğim Deyimin hikâyesini yazmak istiyorum; ELİ KULAĞINDA. İslâmiyet yayılmaya başlayıp da Müslümanların sayısı artınca, namaz için onları bir araya toplamak üzere ezan okunması kararlaştırılmış ve sesi güzel olduğu için de Habeşistanlı eski köle Hz. Bilal, bu vazifeye seçilmişti. Ne var ki Medine'deki müşrikler ve diğer dinlere mensup olanlardan bazı tahammülsüz insanlar, ezan okunurken sesi duyulmasın diye gürültü yapmaya, çocukları toplayıp Bilal-i Habeşî ile alay ettirmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Hz. Bilal, ellerini kulaklarını tıkayarak ezan okumaya başladı. Bilâhare müezzinler, ellerini kulaklarını tıkamayı bir tür Bilal-i Habeşî sünneti gibi gördüler ve ezanı öyle okudular. Eskiden birisi yanındakine, - Ezan okudu mu, dediğinde, eğer vakit çok yakın ise, - Okunmadı ama (müezzinin) eli kulağında; dermiş. ✿ ✿ ✿
İki Dirhem Bir Çekirdek
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
·
6 günde
·
9/10 puan
Tarih Tekerrürden İbarettir!..
Devletler kuruluyor, savaşlar oluyor, insanlar ölüyor ve aşk her zaman gözyaşına bulanıyor. (s.185) İskender Pala'nın hep zevkle okunan usta kaleminden.. Yine Muhteşem bir eser... Yaşadığımız toprakların, coğrafyanın en eski sahiplerine gidiyoruz bu kitapta; Savaşlar, soygunlar, ihanetler, savrulan hayatlar, sanat ve yine o ince ince işlenmiş Aşklar... Yazar, kitaplarında tarihin yanında aşkı o kadar güzel uyumluyor ki, kitap başka bir hâl alıyor; daha akıcı daha güzel oluyor. Kitap üç bölümden oluşuyor: 1.Bölüm : ALTIN Tarih MÖ. 548, Lidyalılar'a gidiyoruz bu bölümde. Zengin ve kibirli bir krala, Kral Krezüs - namı diğer Karun, burda bahsedilen Karun, Hz Musa döneminde ki değil. Zenginliğiyle ve kibriyle benzetildiği için ona Karun ismini vermişler, Kral da bu durumdan pek de şikayetçi değil neyse. ,, Kitabı okurken Tarih dersinde öğrendiğim bir kaç bilgi, burdada karşıma çıktı. Lidyalılar bildiğiniz gibi parayı bulan ilk uygarlıktır. Ve en zengin. Kral yolunu da onlar yapmış. Bu zengin uygarlığın yıkımı da erken oldu. Lidyalıların yıkılmasının asıl önemli sebebi askerlerinin paralı olmasından kaynaklanmaktadır. Para ile çalışan askerler savaşlarda başarı gösteremediler bu da uygarlığın yıkılmasına sebep oldu. ,, Kral Krezüs, komşu uygarlığı olan medlerin yıkımından sonra sıra kendi uygarlığına geldiğini biliyor, Pers kralı Keyhüsrev'e karşı bir savaş hazırlığına giriyor, kibirli kralımız parasına güveniyor nede olsa en zengin krallardan biri. Bu bölüm Karun' dan ziyade üç arkadaş arasında dönüyor, aynı kıza aşık olan üç arkadaş; Mehte, Halludas ve Kufu. Ve bu konuları sıralıyor; aşk, savaş, ihanet... (Bu bölümde yer alan Yunan mitolojisi ile ilgili terimler, az biraz felsefe ve sanat de kitaba ayrı bir hava katmış) 2.Bölüm : AYNA İstanbul, 1979 gidiyoruz, sanat tutkunu üç arkadaşa... birbirlerinden farklı görüşler, düşünceler var, ve yine ihanet, ölüm, savaş... Kültür ve Sanatın kana bulanışını görüyoruz. Komünistler, Faşistler, Devrimciler.. hepsini sıralıyor yazar bu bölümde karşımıza. Propagandalar, silah sesleri ile karışıyor... 12 Eylül Darbe Dönemini anlatıyor o dönemde haksızlığa uğrayanları... 3.Bölüm : AŞK Bu bölümde ilk iki bölümün kahramanlarının harmanlaştığını görüyoruz. Birinci bölüm biraz yarım kalmış gibiydi burda sonunuda gördük. Bir müzede anlatarak bitirdik. Kitapta bulunan arkeolojik eserler ve kitabın sonundaki haritayla kitap gerçekten muhteşem. Tarihin Tekerrürden İbaret olduğunu bu kitapta çok iyi bir şekilde görüyorsunuz. Okumak ve okumamak size kalmış; ✿Keyifli Okumalar ✿
Karun ve Anarşist
8.2/10 · 4.060 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
385 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
100 yıl önce Timur-Bayezid kapışması şimdi ise Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim. Ne değişti? Türk, Türk ile savaşıyor. İskender Pala işte bu savaşı yazmış, Alevi-Sunni çatışması, Safeviler, Osmanlı İmparatorluğu ve savaşlar hakkındaki bilgiler kitabın ustalıkla örülmüş kurgusuna aynı ustalıkla serpilmiş. Şah Sultan, Şii olan İsmail ile Sünni olan Yavuz’un amansız mücadelesi. Yavuz’un İsmail’in kalesine sızmasından, meydana kurdurulan kaynar ocaklarda Sünnilerin yaktırılmasına kadar uzanan, iç ürpertici ve gerilim dolu olaylar silsilesi. Ve 1514 yılında gerçekleşen Çaldıran Savaşı ile final yapan bir karşılaşma. Kadim Türk Tarihinin iki büyük isminin birbirlerine diş bileme savaşı.
Şah ve Sultan
8.6/10 · 25,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.