Başlangıç (Robert Langdon Serisi 5)

·
Okunma
·
Beğeni
·
72,2bin
Gösterim
Adı:
Başlangıç
Alt başlık:
Robert Langdon Serisi 5
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752123267
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Origin (Robert Langdon #5)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Cehennem, Kayıp Sembol gibi kitaplarla dünya çapında büyük bir başarı yakalamış ünlü macera yazarı Dan Brown, 2017 kitabı Başlangıç - Origin ile raflardaki yerini almaya hazırlanıyor.

Kim olursan ol, neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek...

Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğine inanıyorum. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.”

Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz," dedi. Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu...

Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?

İnsanoğlunun var olduğu günden beri cevabını bulmaya çalıştığı bu temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin tam da keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür. Eski öğrencisinin sunumuna davetli olan Simgebilim Profesörü Robert Langdon söz konusu keşfi öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Ancak, kendisini bekleyen şifrelerden, acı sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersizdir...
536 syf.
·3 günde·7/10 puan
Öncelikle incelememe başlamadan önce bu yazarla ve kitapla tanışma öykümü anlatmak istiyorum. Yazarı tabii ki tanıyordum ama henüz hiçbir kitabını okumamıştım. Hayatımdaki
en değerli insanlardan birisi'' ile hangi kitaba başlasam? diye kitaplardan sohbet ederken bana Robert Langdon'u tanıyıp tanımadığımı sordu ve kitaplığındaki Başlangıç kitabından bahsetti. Daha önceki okuduğu eserlerden ne kadar etkilendiğinden, benim de etkileneceğimden ve hoşuma gideceğinden. Güzel telkinlerde bulundu ve bu benim ilgimi çekti. Yazara ve kitaplarına olan ilgimi arttırdı. Araştırmaya başladım ve etrafımdaki kitapsever arkadaşlarımdan önce diğer kitaplarını temin edip okudum. Harika gitti okuma maceram. Her kitabında bir tık arttırdı heyecanımı ve okuma isteğimi. Kitapların içindeki karakterler, karakterlerin hikayeleri, hikayelerin geçtiği yerler, o yapıtların tasvirleri, çeşitli dini semboller, tarihi eserler, müzeler, bazilikalar, heykeller, tablolar sanki bana kitabı öneren kişinin marifetli ellerinden çıkmış, o hayat vermiş gibi güzel geldi bana. Bu yazarın kitaplarını benim okumama vesile olduğun için sana minnettarım BUTTERFREE.. Daha güzel kitaplarda buluşalım seninle.


Dan Brown'un son kitabı Başlangıç. Ülkemizde 2017 yılının en çok satan kitabı. Üzülerek söylüyorum ki bende istediğim etkiyi bırakmadı ve beklediğim heyecanı uyandırmadı. Öncelikle bilim insanı Edmond Kirsch buluşuyla hem din dünyasını hem de bilim dünyasını derinden sarsacağını söyleyerek merakımızı uyandırıyor. Kitap bu güzel cümlelerle başlıyor ama devamı o kadar durağan ki ilk 120 sayfa betimlemelerden resmen sıkıldım, sonra birkaç ufak hareketlilikle 'hadi şimdi başlıyor herhalde' dedim -kendi kendime ama yine hiçbir şey olmadı. Böyle güzel girişi olan bir kitabın devamının böyle sönük kalması beni çok şaşırttı. Allah'tan ilk sayfalarda Winston ile tanışıyoruz da kitabın biraz akışını değiştirip bizi farklı düşünmeye ve durağan akışından uzaklaştırmaya yarıyor. İyi ki varsın Winston, kitaba çok farklı bir renk katıyorsun. Yoksa bu kitap için söyleyecek pek olumlu şey bulamayabilirdim. Kahramanımızın dünyanın en ünlü müzelerinden birinde başlayan macerasında yine çeşitli yerleri geziyoruz. Dan Brown'un başarı sebeplerinden birisi yeni yerler keşfetmeye sevk etmek. Ben okurken o yerleri keşfediyorum mesela. O müzeyi araştırıyorum ve kahramanımızın yanında yer alıyorum. Ardından yapımı hala devam eden bitmemiş kilise lakaplı Sagrada Familia'yı geziyoruz. Buralar muhteşem. Romanda geçen yerleri bilmesek dahi keşfetme arzusu bizi daha fazla okumaya itiyor bu sayede eserlere tutuluyoruz ve tutunuyoruz bence. Yazar bunu çok iyi yapıyor. Hiç umulmadık bir anda, ummadığımız bir yerde buluyoruz kendimizi. Bu sayede biraz da olsa canlanıyor umudumuz. Ard arda gelen koşturmaca, kovalamaca serüveni baya heyecanlıydı ama artık farklı yolların bulunması gerek. Tahmin edilebilir olunca aynı tadı vermiyor. Son sayfalar için ayrıca yorum yapacağım şu an. İlk sayfalar ve hafif kıpırtıdan sonraki durağanlıktan eser yok. Kitabın sonlarında hiç ummadığımız bağlantılar ve ilişkiler gün yüzüne çıkıyor. Açıklamalar ve bilimsel gerçeklerle süslü şaşırtıcı bir son bekliyor okuyacak olanları. Diğer romanları gibi bu romanın da sonunda her şey gün yüzüne çıkıyor ama hala etkisi altında kalıyorsunuz okuduklarınızın. Gerçekten etkisi oluyor insanda böyle derin düşüncelerin ve üretilen güzel eserlerin. Beklentim çok büyük olduğu için belki biraz hayal kırıklığıyla okudum ama tavsiye ederim.

İlgimi çeken güzel alıntıları ve sayfalarını incelememe eklemek istiyorum.

Dünyanın mütevazı kişilere miras kalması gerekirdi ama tam aksine gençlere kaldı. Kendi ruhlarına bakmak yerine bilgisayar ekranlarına bakan teknoloji bağımlılarına...
Sayfa 11

Bilim ile din rakip değildir. Onlar aynı hikâyeyi anlatmaya çalışan farklı dillerdir. Bu dünyada ikisine de yer var.
Sayfa 20

Kurallarla yaşayanlara herkes saygı duyar.
Sayfa 25

Tanrı'yı kalplerimizin içinde aramalıyız!
Atomların içinde değil!
Sayfa 115

Cehalete izin vermek, ona güç vermektir.
Sayfa 343

En sevdiğim alıntısı..
***En tehlikeli teröristler aslında bombaları yapanlar değil, çaresiz topluluklara nefret aşılayan ve emrindekileri şiddet içerikli eylemlerde bulunmaya teşvik eden nüfuz sahibi liderlerdir. Kolay etki altında kalan insanlara hoşgörüsüzlük, milliyetçilik veya kin aşılayarak dünyayı altüst etmek, tek bir güçlü ve kötü insana bakar!!!***
Sayfa 392

İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim.
533 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
*Kitap Hakkında Bilgi İçermez!

Bu kitap tam woow'luk olmuş! -Kerem Bursin cosplay.-

Harika, harika, harikaydı... Gözlerimi kırpmadan, bazen nefes bile almayı unutarak okudum kitabı. Dan Brown, yine kendine yakışanı yapmış.

1)Kitabın ana temasını oluşturan Edmond'ın girişteki konuşmasında söyledikleri kitabı ilk elime aldığım sıralarda mantıklı gelse de, sonrasında oturup düşündüm. Sürekli bilimle gelişen bir dünya bize ne getirirdi? Yapay insanlar, bilgisayarlar, samimiyetten eser olmayan bir dünya... Peki dertlerimiz? Neden ibaret olacak dertlerimiz? Dertlerimiz olduğunda kimi hatırlayacağız? Sığınacak bir Tanrı olmaması düşüncesi bana büyük bir boşluğa itilme durumu gibi gözüküyor. Kendimden örnek vereyim: Bir kaç gün önce ameliyat oldum ve şifa verici, yardım edici tek varlık olarak Allah'ı hissettim yanımda, O'nun yokluğu büyük bir boşluk bırakırdı içimde diye düşünmeden edemedim, Edmond'ın enstantanesini okuduğumda.

2)Dünyanın dengeleri Sultan Abdülhamid Han tahttan indikten hemen sonrasında tamamıyla değişmişti zaten. Artık ne dinler yönetecekti dünyayı, ne de krallar... Hiç bir zaman tükenmeyecek bir metaydı yerlerine gelen şey: PARA! Yani kapitalizm... Yeni bir dünya düzeni aramamıza gerek yoktu aslında Edmond, bu dünyanın para babalarının düzenin değişmesine izin vereceklerini sanmıyorum çünkü...

3)İşin içinde Robert Langdon olunca, dinlerin de işin içinde olması kaçınılmaz oluyor elbette. Her kutsal inancın, kendine göre çarpıklıkları var. Hristiyanların içinde de bir sürü cemaatler, ayrışmalar, tefrikalar gırla gidiyor. O onu kabul etmiyor, diğeri ise diğerini. Gülün Adı kitabında da çok net görmüştüm bu hizipleşmeyi. Herkes kendini "en doğru" olarak kabul etmiş. Tıpkı bizdeki cemaatler gibi, görünürde herkes aynı Allah'ın kulu, ama "Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin!" diyen ayetler bile "bir edemedi" bizi... Herkes kendi düşüncesini ilah edinmiş durumda, herkes "en doğru" herkes "en haklı..."

4)Ayrıca şu piskoposa da acayip kıl oldum arkadaş. Sürekli içimden: "Ulan bu adamda var bir şey amaaa..." diye kurulan cümleler geçti durdu. Haklı olup olmadığımı tabii ki okuduğunuzda göreceksiniz. :)

5)Bu sefer kitapta sanatsal ve dini mekanlardan çok, kişiler ön plandaydı. Çok fazla kişi, çok fazla olay vardı içerisinde. Açıkçası bir kaç bölüm sonrasına geçtiğimde "Allah Allah bu adam kimdi yahu?" diye kendi kendime sorduğum bile oldu. Onun için kitabı elinize aldığınızda, bir çırpıda okumanızda fayda var.

*Şu bir gerçek ki, kim ne derse desin bu dünyada bir "ölüm" gerçeği var. Bakın bir dedenizin dedesi yaşıyor mu? Ölü oğlu ölüyüz biz. Hepimiz ölülerin torunlarıyız. Ne kadar bilimsel olarak açıklamalar yapmaya çalışsak da, her dinde farklı, her mistik inançta farklı bir var oluş biçimi varsa da, ölüm hep aynı. "Bizim yokluğumuz." Bir düşünün! Siz yoksanız bu dünya yok. O zaman kendinize iyi bakın, çünkü bu dünya sizinle anlamlı. Ve şunu da unutmayın, unutmayalım: Ölü oğlu ölüyüz biz. İster toprağa gömülerek, ister yakılarak, ister cesedimiz bir nehre atılarak, hepimiz o gerçeği yaşayacağız. Bunu asla aklımızdan çıkarmamamız ve ona göre yaşamamız temennisiyle...
Bol okumalı, aydınlık günlere dostlar...
  • Cehennem
    8.6/10 (4.348 Oy)4.408 beğeni17,2bin okunma5,5bin alıntı53,4bin gösterim
  • Kayıp Sembol
    8.3/10 (2.664 Oy)2.543 beğeni12bin okunma3.044 alıntı24,6bin gösterim
  • Dijital Kale
    8.4/10 (3.226 Oy)3.009 beğeni13,5bin okunma1.178 alıntı30,7bin gösterim
  • Melekler ve Şeytanlar
    8.8/10 (5,7bin Oy)5,8bin beğeni24,5bin okunma5,6bin alıntı78,8bin gösterim
  • İhanet Noktası
    8.3/10 (2.192 Oy)2.003 beğeni9,2bin okunma960 alıntı20,1bin gösterim
  • Kızıl Nehirler
    8.7/10 (2.802 Oy)2.585 beğeni10bin okunma1.873 alıntı34,9bin gösterim
  • Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens
    8.7/10 (7,6bin Oy)8bin beğeni22,4bin okunma30,2bin alıntı124,7bin gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (7,5bin Oy)7,7bin beğeni31,5bin okunma4.980 alıntı94,6bin gösterim
  • Empati
    8.4/10 (5,5bin Oy)5,4bin beğeni23,2bin okunma6,7bin alıntı87,8bin gösterim
  • Fi
    7.8/10 (3.467 Oy)3.407 beğeni13,8bin okunma7,5bin alıntı70,9bin gösterim
536 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Dan Brown’un diğer eserlerinde olduğu gibi Başlangıç’ta Robert Langdon çevresinde olaylar gelişmektedir.Günümüzün en tartışılan ve önemli konularından olan teknoloji,din,sanat,modernizm ve örgütler gibi konular üzerinde durulmuştur.Konu olarak olaylar İspanya’da geçmektedir.İspanya kraliyet ailesi,hristiyanlık,müzeler,sanat eserleri ve mimarisinden bahşetmiştir.Kitapta en çok ilgimi çeken bölüm Yapay Zeka’ya yer verilen bölümdü.Kitap bana göre daha çok bizlerin Nereden Geldiği ve Nereye Gittiği üzerinde durmaya çalışmıştır.Dan Brown severlerin kesinlikle okuması gereken bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
536 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan
KIŞKIRITICI, AKIL KARIŞTIRICI, DÜŞÜNDÜRÜCÜ, SOLUKSUZ BİR ROMAN

Dan Brown okurları, Dan Brown’ın yeni bir kitabını okumadan önce hemen hemen ana hatlarıyla hatta ara hatlarıyla da dahil olmak üzere ne okuyacaklarını, kurgunun kısmi olarak da kollarını bilirler. Robert Langdon bir kurumdan veya bir kişiden bir davet alır, cinayet ile olaylar başlar, cinayetin arkasında tarih, bilim, sanat ve dini öğeler yer alır ve Langdon baştan sona suçlu durumunda gözükürken, olaylar ve şifrelerin çözülmesi ile de konu sonuçlanır ve okur da kendini heyecanın içinde bulur. Başlangıç da bu şekilde olup, tüm diğer kitapları gibi konuya girdikten sonra her bir sayfasının final havasında heyecanlı olduğu bir kitap. Tabii bunların yanında Langdon her bir defasında da bir kadın ile tanışır, beraber ortak bir şekilde de maceralarına devam ederler. Tanışılan kadın da Dan Brown’ın tasvirleri ile öğreniriz ki güzel ve çekici bir kadındır. Genelde bu tarz romanlarda kadın ile erkek arasında istemsiz bir şekilde aşk başlar hatta devam kitaplarında da aynı kişi devam kitaplarına tekrardan dahil olur; ama Dan Brown kitaplarında bu durum hiç yoktur. Kitap içerikleri unutulmayacak, kitap içindeki dünyada çok ses getirecek kadar önemli bir olay olsa da bu durumla karşılaşmayız, o kadından ses seda çıkmaz artık. Düşünüyorum da, Robert Langdon’ın yeni bir macerasına acaba Sophie Neveu ya da Vittoria Vetra bir şekilde dahil olsa ya da bambaşka kitabı olan, seri dışı romanı olan İhanet Noktası’ndaki Rachel Sexton filan dahil olsan nasıl olur? Bence çok güzel olurdu hatta diğer kitaplara yapılan ufak göndermeler ile de bu güzelliğin keyfi artardı. Bunun ufak örneklerini Greg Iles kitaplarında görsek de bana göre en başarılı şekilde yapan Michael Connelly ‘dir. Bu benzerliklerle beraber Brown’ın kitaplarında olmazsa olmazı artık alışageldiğimiz katilidir, Langdon ve yanındaki kişiyi sürekli kovalayanıdır. Cehennem’de bu kadar net olarak yoktu ama genelde katilin farklı bir özelliği olur, fiziksel bir kusur ya da değişiklik gibi ve katilin acılarla olan geçmişi gibi. Bu kitapta da Dan Brown’ın bu özelliklerinin hepsini görüyoruz. Kısaca özet geçmem gerekirse Dan Brown okurları, yeni bir kitabı çıkmadan önce kitabı için ne şekilde işleyeceğini, ne şekilde ilerleyeceğini bildiklerinden dolayı merak ettikleri Brown’un bu sefer hangi tarihi unsuru kullanacağı, hangi tarihi gerçeklere bağlantı yapacağı ve bunları günümüze ne şekilde bağlayacağı esas merak konusudur. Tipik Harlan Coben kitaplarının biraz farklı beklentisi olarak da denilebilir. Coben kitaplarında da okur ne okuyacağını bilir, sadece bana göre hiç kimsenin tahmin edemeyeceği sürpriz finalini merak eder, çünkü bilindiği üzere Coben romanlarında da bir aile üyesi kaybolur/kaçırılır/ölür ve gelişme kısmında bu kişi sanki suçlu ve kötü olarak görünür ve okur bu durumu artık kabul de eder. Final de Coben kitaplarının isimlerine yakışacağı şekilde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı anlaşılır ve mükemmel bir final ile de kitap sonuçlanır.

İki yazarı kurgu olarak olmasa da kendi usüllerine göre yazım tarzı olarak aynı kefeye koydum diyebilirim; ama Brown’ın Coben’e göre farklı çok güzel ve çok başarılı şekilde yaptığı bir şey daha var, o da hiç şüphesiz tabii ki reklam. Tek kelime ile desteklemek gerekirse mükemmel reklam. Dan Brown kitapları güzel, akıcı, okunması kolay olmasına rağmen çoğu gerilim/macera romanları gibi içi boş da değildir ama dünya gündeminde çıkarttığı ses kadar da dolu değildir demem gerekiyor; ve bu işi de, yazarlığı da çok iyi yaptığını söylemem gerekiyor. Bu kitabının çeviri aşamasında bile takdire şayan bir şekilde ülkemiz dahil aynı zamanda yayınlanacak ülkelerin çevirmenlerinin bilinmeyen bir şehirde bir bina içinde kilit altında tutulmaları bile gerekli olduğu kadar bana göre kitap için de mükemmel bir reklam oldu. Düşünsenize çeviri odanıza girerken cep telefonlarınızdan, saatlerinize kadar her bir şey dışarıda bırakılıyor ve çoğu şeyden bihaber şekilde çeviri yapıyorsunuz, aynı Dan Brown kitaplarının içeriği gibi çevirisi de süper gizemli bir organizasyon.

Başlangıç’ta Dan Brown, Melekler ve Şeytanlar’dan sonra tekrardan sürekli karşı karşıya gelen bilim ve dini karşı karşıya getiriyor. Teist olan ya da olmayan biraz düşünen hemen hemen herkesin sürekli düşündüğü iki soru vardır, “Nereden geldik?” ve “Nereye gidiyoruz?” sorularını düşünür, fikirler üretir ve üzerine yorumlar yaparız. Bu kitapta da yazar bu iki soruyu temeline alarak kurgusunu oluşturmuş. Burada, bu sitede bile bu ve benzeri konular sürekli tartışılır, sürekli de her yerde gündemimizde olacak sorulardır. Dediğim gibi kitaba bu riskli belki de kışkırtıcı sorulardan temel oluşturup ortaya mükemmel bir roman çıkartmış. Ve bana göre de kitapta olan sunum kısmında gördüğüm en sağlam, en gerçekçi sorgulamanın yapıldığı, aynı şekilde düşüncelerin barındırıldığı bir kitap. Sorgu yapan tarafa da hak vermemek gerçekten çok zor. Yeni moda ateist dalgasının yaptığı gibi basit bir şekilde, basitliğinden insanı sinir edici seviyede tespitleri kullanmayan karakterlerin olduğu bir sunum. Bu kısımlar ise aklın karışıp ve düşünmeye şevk ettiği en başarılı kısım, yapılan sunum ise kesinlikle izlemek istediğim, gözlerimde adeta canlanan, sunumda verilen efektleri duyabilmem kadar güzeldi. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz soruları kitap için esas soru olsa da benim için kitapta daha zor olan iki adet başka bir soru var: #24671301 Bilim ve din romanda karşı karşıya geldiği için de adından anlaşılacağı üzere romanın baş konusu “yaratılış”, bir tarafta din adamlarının anlattığı tek seferde yaratılış kısmı var, diğer tarafta ise bilim insanlarının anlattığı bir sürece dair olan başlangıç kısmı var, maalesef ki olması gerektiği ama maalesef bir türlü olmayan, var diyenlerin de tepki gördüğü bir sürecin dair olduğu yaratılış kısmı tabii ki de yok, her ne kadar Langdon bunun olabileceğini söylese de genel olarak bu düşünce ne romana hâkim ne de dünyamıza. Nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz sorusu gerçekçi bir şekilde tarafların sadece kendi düşündüğü taraflarından tek taraflı olarak baktıkları için kısır bir döngüye de girmemesinin imkânsız olduğu bir durum. Aslında Edmond’ın dediği gibi, bu iki soru, aynı hikâyenin iki yarısıdır. Çok öncelere gitmemiz lazım cevap için, İsa’dan 4 milyar öncesine kadar gitmemiz lazım ki tam olarak net cevabı ancak o zaman bulabiliriz ya da dini gerçeklerle bilimin şimdilerde harmanlanması lazım. Konu bu şekilde olunca da sürekli aklıma Miller-Urey deneyi geldi ve tabii ki Dan Brown da kitabında bu konuya ayrıntılı şekilde giriş yapmış. Bazı incelemelerde de kitabın içinde bahsi geçen buluşla ilgili denildiği kadar büyük ve önemli olmadığı söylenmekle beraber tüm dinleri yıkacağı sözünün altında ezildiği söyleniyor. Asıl olan bu söylemlerin büyük bir yanlış olduğu, yapılan buluş denildiği kadar yer yerinden oynatacak bir buluştur ve böyle demek de ya kitaptaki ve gerçek hayattaki gibi bazı kişilerin dini bilgilere kayıtsız, şartsız ve sorgusuz şekilde bağlı olmaları ya da bu tarz bilgilere uzak olup olayın büyüklüğünü kavrayamamaktır. Yapılan buluş gerçek olsun, emin olun dinler gerçek bir darbe yer, ortaya başka bir soru daha çıkar ama bu darbenin büyük olmadığının bir göstergesi de değildir ve tabii ki de önemli bir başka şey bu buluş yapıldıktan sonra kişilerin bunu ne kadar dinleyip anlamak istedikleri de olacaktır. Hatırlatmak isterim hâlâ günümüzde dünyanın dönmediği ve yuvarlak olmadığını söyleyen Müslüman din adamları hatta Hristiyan din adamları var, hatta bir Müslüman din adamı Güneş dünyayı aydınlatıyorsa eğer uzay neden karanlık diye sorduğu 1 byte etmeyecek beyni ile konuşması da var.

Kitap içeriğinde ara ara bir internet sitesinden haber başlıklarını ve kısa kısa haber içeriklerini okuyoruz. Bu kısa bölümler hem heyecanı arttırıyor hem de çapı büyük olan bu kovalamacanın kısa bir özeti gibi oluyor. Kitaptan unutamadığım bir başka karakter de Winston. Bu kitabı okuyup da Winston karakterine hayran olmayacak, onu sevmeyecek bir okur yoktur diye düşünüyorum. Dikkatli ve düşünerek okuyan bir okursanız kitabın sonunu aslında çok rahat şekilde tahmin edebilirsiniz, Dan Brown eklentisini de bolca merak edersiniz.

Altın Kitaplar, acele olarak hızlı bir şekilde kitabı bastığı için Kayıp Sembol’de olduğu gibi imla hataları bu kitabın da birkaç yerinde mevcut. Meksika dizilerini biliriz, karakterlerden biri bir mektup vs. alır ve o mektubun çok önemli bir yazı yazdığını, konuyu çözüp başka boyutlara taşıyacağını biliriz, heyecanı ve merakı yüksek tutmak için de mektubun hemen okunduğunu göremeyiz, okunsa da içeriğini bilemeyiz hatta öyle bir durum olur ki 3 – 4 bölüm sonra mektubun okunduğunu görürüz, kısa bir an olsa neyse kabul edilebilir de süreç uzatılınca maalesef bu durum izleyiciyi sıkar ve maalesef ki Dan Brown da bir durum için 3 bölümde bu tekniği kullanmış, ilk bölüm sonunu anlarım, ikinci bölümün de sonunda açıklanmasını anlarım ama dediğim gibi süre uzayınca maalesef heyecan ve merakın artmasından ziyade okura, en azından bana sıkıcı geliyor.

Kitap içinde diğer tüm Langdon maceraları gibi birçok sanat eseri hakkında bilgiler mevcut, bu sefer modern sanattan da bilgiler alıyoruz, resim olduğu kadar bestelerden de bilgiler geçiyor. Kitap içinde geçen beğendiğim bir notayı da buraya bırakayım, sessiz ortamda dinlemenizi tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/...LPIfgzi0E&t=575s
536 syf.
·8 günde·10/10 puan
https://youtu.be/h0UTh4jpxjY

"Aramızda yaşanacak, yarım kalan bir şeyler var;
Gitme dur, daha şimdiden deliler gibi özledim.."


Düşündüm. Kitabı okurken ortalarından itibaren düşünmeye başladım. Belki de ilk defa bir incelemeye nasıl başlasam diye bu kadar uzun süre düşündüm. 4-5 kez Notlarım kısmına bir şeyler yazıp sildim. Düşünmeyi artık bırakınca bir şarkı duydum. Durumumu daha güzel anlatacak bir şeyi günler boyu düşünmeye devam etsem yine de bulamayacağımı anladım.

Herkesin mutlaka geç gelmiş bir şeyleri olmuştur. Kimi için geç gelen sevgili, kimi için geç gelen para vesaire vesaire. Sorgularsınız hep, bu zamana kadar nerdeydin, gözlerim görme şerefine erişemedi seni. Bu zamana kadar nerdeydin, kulaklarım duyma şansından mahrum kaldı sesini. Uzar da gider bu böyle.
Dan Brown.. Geç gelen sevgili.. 21 yaşımdayım lakin zannedersin ki binlerce yıldır senin hasretinle yaşayıp durmuşum. Aradığım ne varsa sendeymiş. Boşuna bu dünyada kendimi yormuşum. Monoton sevdalar peşinde koşmuşum. Seneler boyu bana ait olmayan şeylerle kendimi avutmuşum. İllimunati, Masonluk, Din, Komplo Teorileri, Derin Devlet, Bilim, Sanat, Tarih; her şeyi harmanlayıp sunmuşsun da ben gidip başka sevdaların peşine koşmuşum. Bu da uzar gider böyle..

Dünyalılar, böylelikle seriyi bitirmiş oldum. Diğer bir tabirle ki tabir caizse şayet hatim etmiş oldum. Aslında kitabı okumaya başlamadan önce bayağı korkuyordum. Korkarak okudum kitabı. Bu kadar güzel  başlayan ve devam eden serinin kötü bitmesini bu aslan yüreğim kaldıramazdı. Lâkin kitabın final kısmını çıkarırsak korktuğum başıma gelmedi. Aslında gelmesi de pek ihtimal dahilinde değildi. Kitabın arka kapağında öyle bir yazı ile karşılaşıyorsunuz ki, daha iki cümle okumadan kitabın içinde buluyorsunuz kendinizi.
"Kim olursan ol,
Neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek."

Kitabın öykü konusu ile ilgili pek bir şey yazasım yok.
Verdiğim bilgiler kitabın bazı kısımlarda iştahınızı kaçırabilir. Bu hataya ben düştüm lakin sizlerin düşmenizi istemem. Lâkin şunları biliniz:
Edmond Kirsch Yüce Profesörümüz Langdon'ın eski öğrencisidir. Bir bilgisayar dehasıdır. Alanında bayağı ünlüdür. Aynı zamanda ateisttir. Yapay zeka alanında çok büyük araştırmalar yapmıştır. Yapay zeka robotu Winston'a acayip şekilde ısınacaksınız ve hayran kalacaksınız. Kirsch insanlığın başlangıcı ile ilgili nerden geldik, nereye gidiyoruz sorusunun cevabını bulduğunu ve tüm alanında etkin, özel kişileri aynı zamanda tüm dinlerin önemli isimlerini davet ettiği bir sunumla  bunu anlatacağını açıklar. Bu sunuma elbette Robert Langdon da davetlidir. Ve macera diğer kitaplarda olduğu  gibi bir davetle başlar..
 
Hepimiz mutlaka düşünmüşüzdür; Hepimiz sorgulamışızdır. Ben çok sorguladım. Hâlâ da sorgulamaya devam ediyorum doğrusu. Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Yaşam neden var? Trigonometri neden var? Bu dünya bir imtihan dünyası mı, aptallar da bizi sınamak için mi var? Bla bla bla..

Kitap da bunun üzerine kurulmuş Dünyalılar. Bundan mütevellit kitabın ismi de Başlangıç.
Başlangıç, insanlığın nasıl var olduğunu, nereden geldiğini ve insanlığın sonunun nereye gittiğini anlatmaya çalışmaktadır. Dinlerin neden oluştuğunu, nasıl ortaya çıktığını, artan teknoloji ile dinlerin yok olacağını vurgusu yapılmaktadır. Dan Brown Bey'imiz kafaları kurcalamayı pek sever. Kitapta da sürekli bu cümleyi okursunuz farklı sayfalarda.
Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Yaratılış'a mı inanıyorsunuz yoksa evrime mi? Bu konudaki fikrimi söylemek istemiyorum lakin kitabımızın başkahramanı Yüce Profesör Robert Langdon'ın yönelttiği bir soruyu ben de sizlere sormak istiyorum: Fizik kanunları bir canlıyı yaratacak güçteyse bu kanunları kim yarattı?

Dan Brown Bey'imiz kitaplarında sürekli gezdirir bizi. Bizi gezdirdiği yerlerin güzel ve gizli yönlerini anlatarak iyice besler. Kendimizi oranın vatandaşı gibi hissederiz. Ardından da odamıza bırakır. Bu kitapta bizi seyahate çıkardığı ülke ise İspanya. İspanya'nın görülmesi gereken yerleri hakkında bizlere bilgi vermiştir. Dönemin İspanya Yönetiminden detaylı şekilde bahsetmiştir.

Dan Brown'un kitaplarının konusu genelde Din-Bilim-Sanat-Tarih dörtgeninden oluşur. Bu dört öğeyi mutlaka işler. Özellikle Din konusundaki düşüncelerini bu kadar cesurca söylemesine hayranım. Da Vinci Şifresi kitabının ardından Hristiyan dünyasında adeta ortalığı birbirine katan Dam Brown'u Vatikan kara listeye almıştı. Bu kitabı yine böyle cesur cümleler üzerine kurarak, dine adeta çomak sokarak bir kez daha kendisine hayranlık uyandırttı. Yalnız neden hâlâ öldürmediler merak etmiyor değilim. Bizim ülkemizde böyle bir şey söz konusu olsa sonuç net şekilde bellidir..

Kitapta Yapay Zeka konusu çok işlemiştir Dan Brown. Teknolojinin ilerlemesinin getireceği sorunlara değinmiştir. Teknolojiye bu kadar merakı olmasına rağmen kitaplarını yazarken araştırmalarının sonrasında kendisini kapattığını söylemişti bir röportajında. İnternetin dahi olmadığı yerde yazdığını söylemişti. Çok garibime gidiyor bu. Gerçi neyi normal ki bu adamın..

Kitapla ilgili canımı sıkan tek şey ise finali. Öyle bir yüksek doz verdi ki Dan Brown, final kısmı tatmin etmedi. Kitabı okumayan birisine sadece finalden bahsettim ve etkileyici buldu. Belki de öyledir ama kitabın içersindeki olaylardan sonra çok daha ütopik bir final beklerdim açıkçası. 9 puan verecektim bundan dolayı kitaba lakin kırgın ayrılmayı istemedim.

Kendisine bir hayranı olarak mektup yazabilme imkanım olsa ve Dan Brown bunu okuyabilse ona yazacaklarımla sizlerden ayrılmak istiyorum. Selametle kalınız.

"Ah Dan Brown; benim az şerbetli şekerparem, benim buzlu kolam..

Robert Langdon'la yaşatmış olduğun maceralarda hep seninleydim. Senden 1 cm bile uzaklaşmadım. Senin dışında bir tek Galatasaray'ı düşündüm. Sahura kadar ki bütün vaktimi sana ayırdım lakin artık veda vakti..

Ben ki vedalardan hiç hoşlanmayan birisiydim seni tanıyana kadar.. Şimdi defol git, bir daha gözüm görmesin seni. Duygu hırsızı, beyin kemiren kurtçuk, defol git şimdi kendi Cehenneminin dibine,orada geber.


Ufak bi anekdot: Şu ana kadar sen hep ters köşeye yatırdın beni, bu sefer de ben yatırmak istedim. Şimdi seni gerçekten okuduğuma ikna olmuşsundur. :D "
536 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Herkese selam güzel yürekli 1K okurları..Aslında inceleme yapmayı pek sevmem ama yazar Dan Brown olunca akan sular duruyor. Dan Brown'dan biraz bahsedecek olursak; kendisi 1964 yılında Amerika'da doğmuştur. Bir süre eğitim gördüğü okullarda ingilizce öğretmenliği yapmıştır. Ilk romanı ise 'Dijital Kale'dir. Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar gibi filmleri de vardır.
Şimdi kitaba gelecek olursak, Edmond karakterinin dinler üzerine bulduğu bir keşifle romanın konusu başlıyor. Edmond bu keşifi bulduğu sırada eski hocası Robert Langdon ile görüşmeye felan başlıyor. Kitap 536 sayfa. Kalın kitaplar bize sıkıcı geliyor değil mi?Ama bu kitap öyle değil. Konusu ile sizi kitaba bağlıyor. Bırakmak istemiyorsunuz. Kitaptaki ana kavramlar din ve bilim. Aslında bu iki kavramı pek bir arada göremeyebiliriz. Ama Dan Brown bu kitapta bu iki kavramı çok iyi ön plana çıkarmış.
İnternette kitap hakkında karşıma şu bilgi cıktı: Dan Brown'ınBaslangıç romanı için 11 farklı çevirmen ile anlaştığı biliniyor. Çevirmenlerin bir bina içerisinde haftalarca kilit altında tutulduğu ve yanlarına telefon dahi almadıkları söyleniyor.
Kitabı okumanızı tavsiye ederim. Pişman olmazsınız. Keyifli okumalar dilerim..:)
536 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biridir Dan Brown... Her kitap öncesi yaptığı incelemelerle ve araştırmalarla okuyucuyu daha çok bağlıyor kitabına. Hem okuyor hem de onunla birlikte hayal ediyoruz her an...

Kitap, 12 ülke ile aynı anda ülkemizdeydi ve çeviri iki ay boyunca Barcelona'da sıkı güvenlik önlemleri eşliğinde yapıldı. Konu ise hepimizin aslında merak etmekten kendini alamadığı "Nereden geldik?" ve "Nereye gidiyoruz?" sorularının cevapları ve bu cevapların dini açıdan yıkıcı etkileri...

Yine bir Robert Langdon klasiği ile karşımızda yazar. Hangimiz hayran değiliz ki Langdon'a! Bu kez İspanya'da Guggenheim Müzesi'nde başlıyor her şey. Robert'ın eski öğrencilerinden biri olan Edmond Kirsh'ün insanlığın yaşayışını ve tüm bildiklerini değiştireceği tahmini imkansız buluşunu açıklamak üzere yaptığı davet ile başlayan macera; Kirsh'ün ani ölümü ile bulduğu yanıtın ortaya çıkarılma serüvenine dönüşür. Ve bu yanıtı ortaya çıkaracak kişi Robert'tan başkası değildir elbette.

Benim şahsi fikirlerime gelince, Dan Brown'dan kutsal kâse, Dante, Cehennem, Da Vinci, Michaelangelo okumaya alışık biri olarak şaşkınlığımı gizleyemedim bir süre... Kitap yine sanat tarihi ile ilgili birçok bilgiden oluşuyordu ancak kendi tarzının dışına çıkmıştı Brown. Modern sanat ile ilgili fazla bilgim olmadığı için de bu şekilde düşünmüş olabilirim. Bunun dışında, her eser ve eserin sahibi ile ilgili fikir edinme şansını buluyoruz Başlangıç'ı okurken.

Ayrıca, kitapta bir şeyler eksik geldi bana... Sanırım daha fazla heyecan ve karmaşa bekledim ben. Sonuçta Cehennem okurken yaşadığım heyecanı okuduğum birçok kitapta yaşamadım. E yazar da Dan Brown olunca aksiyon beklememek elde değil dostlarım.

Okuyucunun ilgisini çeken ve merak uyandıran konuya sahip olan kitap, dini yönden de tartışmalara neden olacak gibi. Zaten yazar Dan Brown ise bu tartışmalar da kaçınılmaz oluyor :)
Kitabın güzelliği konusunda birçok arkadaşımla aynı fikirde olsam da, Dan Brown'ın en iyi kitabı olduğunu düşünmüyorum. Yine de okunmayı hak eden, birçok yeni şey öğreneceğimiz bir eserdi.

Ve kitapta bahsedilen yerleri görmek isteyenler için bir site bırakıyorum aşağıya. Umarım işinize yarar, iyi okumalar... :)
https://www.google.com.tr/...-ve-eserler.html/amp
536 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Okunması gereken cok güzel bir kurgu. Kitap bittiğinde hem çok iyi bir cinayet romanı okumuş oluyorsunuz hem de basit bir cinayet romanından edinemeyeceginiz onlarca bilgi ediniyorsunuz. Olayın kurgu olmasi fakat olayların geçtiği mekanların gercek olması da ayrıca cok güzel ve etkileyici olmuş.
536 syf.
·5/10 puan
Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi. İlk önce nasıl başladığımı anlatmak istiyorum. Edebiyat hocamızın bir etkinlik yapmak istemesiyle başladı. Şöyleki hocamız bize bir kitap seçmemizi ve okuduktan sonra topluca filmini izleyeceğimizi söyledi tabii hepimiz heyecanlanmiştık. Kitabi bizim ortak olarak belirlememizi istedi. Tabii hiçbirimizin okumadığı bir kitap seçmemiz gerekiyordu. Ve biz kitabın adından dolayı Başlangıç kitabını seçtik. Ve okumaya başladık süremiz iki hafta idi. Hepimiz heyecanla başladık çünkü İlk sayfalar muhteşem ötesindeydi. Daha sonra sıkıcı hale gelmeye başlıyordu ama yine de kitabı bırakamıyorduk. Kitap bizi içine çekmişti. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere kitabın konusu insanoğlunun başlangıç hikayesi...

Ve sonunda bitirmiştim iki hafta sonra...
Sonucunu hiç bu şekilde beklemiyordum açıkçası beyninize oyun oynuyor kitap. O kadar ilginç... Ve tartışma yaratacak cinsten... Arkadaşlarımla beraber çok tartıştık kitabı.
Din konusundaki görüşlerinden dolayı...

Başlangıç kitabı yine mükemmel bir kitap, buna kuşku yok ama Dan Brown’un en iyi kitaplarından bir tanesi değil. Din konusunda söyledikleri ile de baya tepki toplayacağı kesin. Topluyor da...

Nereye gidiyoruz sorusunun cevabı ise daha ilginç bir düşünce. Dan Brown insanoğlu nereden geldi sorusunun cevabını son zamanlarda araştırmalar ile ortaya çıkan bir deneye bağlıyor...

Yani sonuç olarak hem ilginç bir kitap hem de yorucu...

Okumanızı tavsiye eder miyim? Karar veremiyorum. Cevabını bildiğiniz soruları tekrar ele alıyor...
Felsefe sevenlere göre bir kitap olduğunu düşünüyorum.
536 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Dan Brown sen mükemmel bir yazarsın! Birkaç ay önce Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi isimli eserini üçüncü kez okumamı saymazsam çok uzun zamandır Dan Brown okumuyordum, en son Cehennem'i okumuştum ki bu da sanırım dört-beş yıl önceydi. Bu nedenle yazarı okumayı bir hayli özlemiştim, Başlangıç'ın ilk baskısı Ekim 2017'de yapılsa da bana bu ay okumak nasip oldu sanırım. Yazarın daha önce okuduğum altı kitabının her birini çok beğenmiş biri olarak (bu altı kitaptan dördü Robert Langdon Serisine aitken diğer ikisi tek kitaplardı) Başlangıç için de beklentilerim bir hayli yüksekti. Başlangıç'ın Robert Langdon serisinin devam kitabı olduğunu ve benim bu seriyi aşırı derecede sevdiğimi de hesaba katarsak beklentilerimin yüksek olması gayet normal diye düşünüyorum. Beklentilerimin karşılanması ise benim için oldukça mutluluk vericiydi. Dan Brown benim için saygı duyulası bir yazar, kendisine çok saygı duyuyorum ve önceki altı kitabının üstüne Başlangıç'ı yazarak bizleri tekrar kendine has tarzıyla buluşturduğu için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Geçmişten bu yana binlerce kişinin sorup durduğu ve çeşitli yollarla cevap bulmaya çalıştığı iki temel soru ekseninde dönüyor Başlangıç. Bu sorular: Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Din ve bilim eksenli birçok açıklama getirilmeye çalışılan bu sorular Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon'ı yine aksiyon dolu olayların içine sokuyor. Bir dönem öğrencisi de olan ve halen arkadaşlıklarını sürdürdüğü ünlü bilim adamı Edmond Kirsch bu iki soruya cevap bulduğunu ve bu buluşunun dünya dinlerinin temelini kökünden sarsacağını söylüyor ve heyecan başlıyor.

Şu ana kadar okuduğum Robert Langdon serisi kitapları içinde en beğendiğim Melekler ve Şeytanlar olmuştu. Ardından Da Vinci Şifresi'ni dördüncü sıraya Cehennem'i koyacak olursam Başlangıç için üçüncü sırada diyebilirim. Bunun nedeni Başlangıç'ın kötü olması değil tabii ki, Melekler ve Şeytanlar ile Da Vinci Şifresi'nin çok iyi olmaları. Dan Brown'ın Robert Langdon serisiyle yakaladığı bir stili var ve ben bu stili çok seviyorum. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi Başlangıç'ta da olay örgüsünü ilmek ilmek işliyor yazarımız. İlk sayfadan başlıyor heyecan, merak, sürükleyicilik ve son sayfasına kadar devam ediyor kitabın. Yazarın bu eseri ortaya koymak için yaptığı araştırmaları tahmin edebiliyorsunuz çünkü bu tarzda yazmak gerçekten sıkı bir çalışma, araştırma süreci ve bilgi birikimi gerektiriyor. Dan Brown belki de romanlarda bunu en iyi yapan yazar. Bugüne kadar birçok yazar, birçok roman okudum ve bunlar arasında bana genel-kültür anlamında en çok şeyi katan yazar Dan Brown'dı. Melekler ve Şeytanlar'da Vatikan'ı, Roma'yı gezdim; Da Vinci Şifresi'nde Paris sokaklarını; Başlangıç'ta ise Bilbao ve Barcelona'yı. Guggenheim Müzesi'nde bulundum, Mimar Gaudi ile tanıştım, Sagrada Familia'yı ziyaret ettim, bilim-din gibi olgular üzerine düşündüm. İyi bir konu ve kurguya sahip sürükleyici, heyecan verici, merak uyandırıcı bir kitap okudum. Kitaba dair söyleyebileceğim olumsuz tek şey kendi adıma bilimsel açıklamaların yapılması sırasında zaman zaman olaylardan kopmam oldu, bunu da fizik gibi alanlara uzak olmama bağlayabilirim sanırım. Bu olumsuzluk dışında benim için gayet iyi bir okuma oldu Başlangıç. Kitabı okurken internet hep elimin altındaydı çünkü Dan Brown'ın o harika çevre betimlemelerini okuduktan sonra bir de binaların, parkların, müzelerin gerçeklerine bakmak istedim; hepsi mükemmel eserlerdi hepsi.

Sonuç olarak harika bir kitap daha okudum diyebilirim. Umarım Dan Brown daha uzun yıllar yaşar ve bizi Robert Langdon'ın dünyanın farklı şehirlerindeki müzelerde, dini, tarihi yapılarda geçen maceralarıyla tekrar tekrar buluşturur.
"Bilim ile din rakip değildir. Onlar aynı hikâyeyi anlatmaya çalışan farklı dillerdir. Bu dünyada ikisine de yer var."
Dan Brown
Sayfa 20 - Altın Kitaplar
Bilim ile din rakip değildir. Onlar aynı hikâyeyi anlatmaya çalışan farklı dillerdir. Bu dünyada ikisine de yer var.
I + XI = X

Bir artı on bir eşittir on mu? Hemen, "Yanlış," dedi.
"Peki bunun doğru olmasının bir yolu var mı sence?"
Ambra başını iki yana salladı. " Hayır, denklemin kesinlikle yanlış."
Profesör nazikçe genç kadını elinden tutup kendi bulunduğu tarafa çekti. Ambra işaretlere onun durduğu noktadan bakıyordu.
Denklem baş aşağı olmuştu.

X = IX + I

Ambra şaşkınlık içinde başını kaldırdı.
Langdon gülümsüyordu. "On eşittir, dokuz artı bir. Bazen başka birinin gerçeğini anlamak için tek yapman gereken bakış açını değiştirmektir."
Dan Brown
Sayfa 510 - Altın Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Başlangıç
Alt başlık:
Robert Langdon Serisi 5
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752123267
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Origin (Robert Langdon #5)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Cehennem, Kayıp Sembol gibi kitaplarla dünya çapında büyük bir başarı yakalamış ünlü macera yazarı Dan Brown, 2017 kitabı Başlangıç - Origin ile raflardaki yerini almaya hazırlanıyor.

Kim olursan ol, neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek...

Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğine inanıyorum. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.”

Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz," dedi. Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu...

Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?

İnsanoğlunun var olduğu günden beri cevabını bulmaya çalıştığı bu temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin tam da keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür. Eski öğrencisinin sunumuna davetli olan Simgebilim Profesörü Robert Langdon söz konusu keşfi öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Ancak, kendisini bekleyen şifrelerden, acı sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersizdir...

Kitabı okuyanlar 13,9bin okur

  • Havva Gürdamur
  • Mevlüt Balta
  • Anıl Özcan
  • Esranur
  • Osman Ahmetoğulları
  • Ləman
  • Ayberk Aydemir
  • Selin
  • Levent Salucu
  • moai

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%10.4
13-17 Yaş
%7.7
18-24 Yaş
%15.6
25-34 Yaş
%24.4
35-44 Yaş
%29.4
45-54 Yaş
%10.3
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.3
Erkek
%40.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.7 (1.219)
9
%25.2 (1.033)
8
%23.1 (947)
7
%11.1 (455)
6
%4.5 (186)
5
%2.2 (92)
4
%0.7 (29)
3
%0.4 (17)
2
%0.2 (7)
1
%0.2 (10)

Kitabın sıralamaları