Felsefe

30,3bin Takipçi
TAKİP ET
koseli-arti
Reklam
Nietzsche güç konusuna olağanüstü duyarlıdır. Kendini başkasına teslim etme olarak algılayacağı herhangi bir yöntemi reddedecektir. Sokrates öncesi Yunan felsefesine ve onların insanın doğal yeteneklerini yalnızca rekabet yoluyla geliştirebileceği inancını ifade eden Adonis kavramına çok bağlıdır ve rekabetten vazgeçtiği ya da özveride bulunduğu iddiasıyla hareket edenlere karşı kesinlikle güvensizdir. Bu konuda ona rehberlik eden Schopenhauer olmuştur. Kimsenin bir başkasına yardım etmeyi amaçlamadığına inanır; aslında insanlar yalnızca kendi güçlerinin hüküm sürmesini ve artmasını arzu ederler. Gücünü bir başkasına teslim ettiği ender anların sonunda hep yıkılmış ve öfkelenmiştir.
Güzel bir şey, bize göründüğü gibi, kendi bütününde kendisinden başka hiçbir iyilik içermez. Ona doğru, ondan ne talep edeceğimizi bilmeksizin ilerleriz. O bize kendi varoluşunu arz eder. Biz başka bir şey arzulamayız, buna sahip oluruz ama yine de onu arzularız. Ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktur. Güzelliğin ardına düşmek isteriz ancak o sadece görünüştedir. Adeta bize kendi iyilik arzumuzu yansıtan bir aynadır.
BAKIŞ VE GÖRÜŞ AŞISI
"Karşıdan bakmak insanı daima yanıltabilir..." (Sayfa 986)
Karamazov Kardeşler
Karamazov Kardeşler
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
~KENDİMCE~ İnsan gözü dimdik karşıya baktığında 95 derecelik bir açıyla görürmüş. Bu 95 derecenin dışında kalanlar görülemiyor. Bu görüş açısının içinde kalanları da o an bulunduğumuz konumdan görebiliyoruz sadece. Yani eğer karşımızda bir ağaç varsa onun sadece bize dönük olan tarafını görebiliyoruz. Bir ev varsa sadece bize dönük olan duvarını görebiliyoruz. Görüş açımız sınırlı olduğu gibi bu açıdan gördüğümüz şeyler de sınırlı. Bu durumu düşünsel ortama aktardığımız zaman da benzer sonuçlarla karşılaşırız. Şöyle ki: İnsanın düşünce tarzı, düşünce konuları sınırlıdır. Her insanın temelde, doğuştan gelen düşünceleri hayatını devam ettirecek yöndedir; beslenme, barınma, korunma, çiftleşme... gibi. Bu düşünceler de zamanla çeşitlendirilebilir, konular arttırılabilir ve düşünce açısı genişletilebilir. Nasıl ki gözlerdeki görüş açısı bazı egzersizlerle biraz daha genişletilebiliyorsa, düşüncelerdeki bakış açısı ve görüş açısı da genişletilebilir. Bunun egzersizleri de farklı olan konulardaki, farklı olan düşünceleri okumak, izlemek, dinlemektir. Düşünce açısını genişletecek egzersizleri yapanlar da farklı düşünceleri fark edip anlayabilecek ve farklı alanlarda farklı düşünceler üretebilecektir. Ayrıca 'bakmak' ve 'görmek' farklı şeyler olduğu gibi fiziksel anlamda da bakış açısı ve görüş açısı farklıdır. Başımızı kaldırıp direkt karşıya baktığımız zaman gözümüze gelen görüntüdeki her nesneyi fark edemeyiz. Ya da bütün ayrıntılarına kadar fark edemeyiz. Belirli bir alana odaklanarak o alandaki nesneleri net bir şekilde ayrıntılarına kadar fark ederiz. Diğer taraflar bulanık kalır. İşte bu şekilde, düşüncede de bakış ve görüş açısı farklı şeylerdir. Her insan daha çok düşündükçe, daha çok okudukça, izledikçe, dinledikçe düşünsel bakış açısı genişler. Farklı konular düşünebilir ve başkalarının düşüncelerini anlayabilir. Ancak düşünsel görüş açısındakiler ise odaklandığı konudur. Örneğin; felsefe, siyaset, edebiyat, bilim... gibi birçok konuda okuma yapan kişinin felsefi olarak daha çok düşünmesi ve başka kişilerin düşüncelerini buna göre yorumlaması gibi. Fiziksel olarak bir nesnenin, bir manzaranın, bir olayın daha fazla ayrıntısını görmek istiyorsak; farklı konumlardan ve mümkün olduğu kadar geniş açılardan o şeye bakmalıyız. Bu sayede gördüğümüz şeyler de artar ve netleşir. Aynı şekilde düşünsel olarak da bunu yapmalıyız. Keşke hem gözlerimizdeki hem de zihnimizdeki bakış ve görüş açılarını genişletecek birer bakış ve görüş aşısı üretilse. İnsanlığa en faydalı hizmet bu olurdu herhalde.
"Karşıdan bakmak insanı daima yanıltabilir..."
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 986 - T.İ.B. Kültür Yayınları E-Kitap
Gönderiye Git
Reklam
10bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.