Hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz, değil mi? Sürekli bir koşuşturmaca, bitmeyen bildirimler, "yapılacaklar" listeleri...
Peki ama gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece hayatta mı kalıyoruz?Geçenlerde Martin Heidegger okurken tam da bu noktada beynimden vurulmuşa döndüm. Adam yıllar öncesinden bugünkü halimizi özetlemiş resmen.
Diyor ki; insan dünyaya fırlatılmıştır. Kendi rızamız olmadan bu karmaşanın içine düştük. Ama asıl mesele şu: Çoğumuz "Herkes ne yapıyorsa onu yapayım" diyerek kendi özgünlüğümüzü kaybediyoruz. Heidegger buna "Das Man" (Herkes) diyor. Yani sürünün bir parçası olmak...
Düşünsenize, kararlarımızın kaçı gerçekten bize ait? Kaçını "başkaları ne der" diye alıyoruz?Heidegger’e göre gerçek özgürlük ve sahici bir yaşam, ancak kendi ölümlülüğümüzle yüzleştiğimizde başlıyor. Ölüm fikri bizi korkutmamalı, aksine şu anki anın ne kadar değerli olduğunu hatırlatmalı. Sadece "var olan" bir nesne değil, "varoluşunun farkında olan" bir insan olmak... İşte bütün mesele bu.Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa başkalarının benim için yazdığı senaryoyu mu oynuyorum?
Yorumlarda buluşalım, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
#martinheidegger #felsefe #varoluşçuluk #düşünce #farkındalık #kendinibil #psikoloji #kişiselgelişim #hayatadair #kitapalıntıları #okumaközgürlüktür #felsefekulübü #düşünmek #sahiciyaşam #özgürlük