Adı:
Emile
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
768
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944885997
Orijinal adı:
Émile ou de l'éducation
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Rousseau, ana babaların çocuklara karşı olan görevlerini anlattığı Emile’de sadece çocuk eğitimini ele almakla kalmamış, yaşadığı dönemin sosyal, siyasal ve dinsel kurumlarının da çarpıcı bir eleştirisini yapmıştır.
768 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Émile, hakkında tek cümle kurmak gerekseydi, evlilik planı yaptığınız kişiye de okutup karşılıklı mütalaa etmedikçe o kişiyle evlenmeyin derdim. Bazı kitaplar vardır, devletin her vatandaşına okutması gerekir. Beyaz Zambaklar Ülkesinde böyle bir kitap mesela. Émile de bunun gibi her bireyin okuması gerekli diye düşünüyorum.
Rousseau bu eserinde hayalinde bir çocuğu bebeklikten alıp evlilik çağına kadar yetiştiriyor. Her ne kadar çok uzun ve yer yer sıkıcı olabilen bir eser olsa da altını çizerek okunması gereken bir başucu kitabı bence. İlk bölüm bebeklik dönemi, beşinci bölüm ise émile'nin evliliğe hazırlandığı ve yuva kurduğu dönem. Aradaki bölümlerde de çocukluk ve ergenlik dönemleri üzerinde duruluyor.
Herkes okusun isterim ancak okuyamacak kişiler için aklımda kalan birkaç meseleyi yazmak istedim.
Öncelikle Émile'nin erkek çocuk olduğunu söylemek gerekir. Biraz gelenekçi gelebilir size ama insanın doğası gereği değerlendiriyor yazar sürekli durumu. Bu yüzden diyor ki bebeklikten çocukluğa kadar erkek çocuğun bakımından annesi sorumludur. Çocuklukla birlikte çocuğun asıl sorumlusu babasıdır. Çünkü toplumdaki yerini alana kadar babası rol modeli olacak.
Bu yüzden eşler arasında iş bölümünü gözetmek önemli.
Çocukluk döneminde çocuğa sadece nesneleri tanıtmak ve oyun oynatmak gerekir. Kullanmayacağı hiçbir bilgiyi öğretmeyin diyor. Oyun dönemini çok iyi kullanması gerektiğini söylüyor. Ayrıca bedenen çok kuvvetli yetişmesi, çok aktif bir çocuk olması gerekir diyor. İlk dönemlerde anlamayacağı ahlaki konuları açmayın diyor. Aklı ermeye başlayınca tamamen karakter ve beden eğitimi verin diyor. Güzel ahlâkı sizi taklit ederek öğrenecek çocuk. Siz baskıcı olursanız yalana teşvik olabilir, utangaç olabilir vs.
Yaşı daha ilerleyince sizin tercihinize göre güzel ahlâki ilkeleri dinden aldığınızı belli edecek şekilde eğitim verin diyor. Anlamayacağı dinî dogmaları ve kutsalları 10 yaş civarına bırakın. Buraya kadar sadece ahlak ve karakter eğitimi. Yersiz kibarlık öğretmeyin. Beslenmesi doğal olsun ayrıca. Çocukluğun erken döneminde tamamen duyu organlarına yönelik yetiştirin, nesneleri beş duyu ile tanısın. Resim çizdirerek çocukta mesafe, boyut, detaycı görüntü hafızası, renkler vs öğretilebilir. Bir de öğretmek demişken, gereksinim veya eğlence olmayan hiçbir şey ergenliğe kadar çocuğun kafasına kolay kolay girmeyecektir, bunu unutmayın.
Okuldaki gibi sıkıcı dersler çocuğu yetiştirmeyecek, vakit kaybı olacaktır. Çocuk doğa ile bütünleşsin, hayvanları gökyüzünü ağacı tanısın (Türkiye'de çok mümkün olmasa da).
Ergenlik döneminde de bu süreci uzatmak bedeninin gelişmesi için çok mühim. Cinsel dürtüleri ne kadar geciktirirseniz o kadar sağlıklı geçirir bu dönemi. Yazar avcılık öğretin diyor ama çağa uyarlarsak dövüş sporları ergenlik döneminde idealdir. Bu dönemde arkadaşları da dikkatli seçin, hayalgücü çocuğun ahlakını bozabilir, dürtüleri baskın hale geçebilir. Din eğitimi de bu dönemde verilmeye başlanmalı, ama nefret ettirmeden. Çocuğunuz dindar olsun diyorsanız akıl ve ahlâk temelli bir din eğitimi verin. Aksi halde imamlara(/papazlara), öğretmenlere bırakırsanız ya dinsiz olurlar yada dinci, bağnaz olurlar diyor. Bu insanlar yanlış karakter örneği sergileyerek sizin verdiğiniz eğitimi de bozabilirler, hiçbirine güvenmeyin.
Bu dönemde meslek eğitimi de verin kesinlikle. Hayatın zorluklarını görsün, alacağı diplomanın yanında her koşulda yapabileceği bir meslek de olsun diyor (kendisi marangozluk öğretti mesela). Ayrıca toplumun alt kesimini tanısın, aidiyet ve sorumluluk hissetsin her insana karşı.
Evlilik döneminde beraber eş aramaya başlanıyor. Özellikle yanlış kişileri gösteriyor ki başta, asıl eşinin kıymetini bilsin. Gerçek eşini denkliğe, ahlaka dikkat ederek seçiyor. Karakter herşeyden önemlidir, birinin eksikliği ötekinin kapatabileceği şey olsun diyor.
Kızı bulunca, iki yıllık bilinçli bir ayrılık dönemi var. Burda erkeği babalık ve toplumsal göreve hazırlıyor. Devlet vatandaş politika bürokrasi vs derslerini alıyor çocuk. Dünya görüşü şekilleniyor. Devleti kutsayacak biri değil, insan haklarını savunacak kimseyi ezdirmeyecek birini yetiştiriyor.
Bu dönemde kızla(Sophie) aralarında geçen bir şey vardı ki çok hoşuma gitti. İkisi de birbirine kitap öneriyor ve birbirlerinin ideal eş kavramını anlamaya çalışıyorlar. Günümüzde bunu kitaplarla olduğu gibi sinema, diziler ve tiyatro ile de yapılabilir. Eşiniz nasıl birini bekliyorsa bunlarla önünüze bir rol model koyuyor ki çok gerekli bir şey.
Özetle anne-babanın görev dağılımı, sorumlulukları ve toplumdaki yerlerine dair bilgi sahibi olmak istiyorsanız, çocuğunuz da karakterli iyi bir birey olsun istiyorsanız sürekli elinizin altında olması gereken, eşinizle karşılıklı etkileşim halinde değerlendirip uygulamanız gereken bir kitap. Okuyun, eşlerinize ve eş adaylarına mutlaka okutun, fikirlerini alın. Hayatî bir karar alacağınızı unutmayın. Dış görünüş, servet, meslekten ziyade asıl bakmanız gereken şeyleri öğreneceksiniz.
Umarım faydalı olur :)
758 syf.
·3 günde·9/10 puan
Eğitimin yaşamın bir parçası olduğunu ele alsa da Emile'in ya da herhangi bir çocuğun büyümesi icin istenen ortamın çok ütopik olduğunu düşünüyorum. O tur bir çevre de eğitilen her bireyin de kusursuza en yakin seviye de olacağı belli. Eğitimci olarak kitabi çok zihin acıcı buldum ve pek çok yerde evet kesinlikle öyle gibi şeyler söylemekten de kendimi alamadim.
768 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10 puan
Bütün ebeveynlerin ve eğitimcilerin mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Bazı yaklaşımlarını mantıklı bulmasam da genel anlamda çok severek ve üzerinde düşünerek okudum. Eğitimin ne kadar önemli ve karmaşık bir yapı olduğunu, her çağda ve kültürde farklılık gösterse de hiç bir zaman önemini kaydetmemiştir. Sadece çocuk eğitimi değil Bir egiticininde nasıl olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Son zamanlarda okuduğum ve üstünde uzun uzun düşündüğüm en iyi kitap diyebilirim. Bugüne kadar okumadığım için çok pişmanım. Mutlaka okunması gerekiyor.
768 syf.
·78 günde·Puan vermedi
Rousseau bu kitapta hayali öğrencisi Emile’i doğaya uygun bir şekilde nasıl yetiştireceğini anlatmış.Kant ın okuyupta haftalarca eve kapanıp kitap üzerine düşündüğü derin içerikli olan eserdir. Eğitim ve sosyal konuları sanki bugünü anlatır gibi yıllar öncesinden bu denli isabetli öngörülmesi eserin büyüklüğünü gösteriyor.
864 syf.
·38 günde·Beğendi·10/10 puan
Her eğitimcinin, her ailenin okuması gereken bir kitap... İki defa başlayıp bitiremediğimiz ve sonunda baştan başlayıp bitirdiğim özel bir kitap... Oldukça günümüzde geçerliliğini koruyan doğru tespitler de mevcut...
768 syf.
·6/10 puan
günümüzde geçerliliği kalmamış, çağın gerisinde kalmış bir eserdir. öncelikle amacım sadece yermek değil. ben de çok beğendiğim noktaları alıntılayacağım. fakat uç noktada saçmalıklar var ve bu saçmalıklardan da bahsedilmesi gerekiyor.

kitaba geçmeden önce bir konuya değinmek isterim. bunun arada kaynaması hoş olmaz. herkes bilir ki bu kitap kant'ın başucu kitabıdır. fakat ben bu kitabı okurken uzun süre kant bu kitabın neyine vurulmuş lan diye iç geçirip durdum. ta ki 4. bölüme gelene kadar. dördüncü bölüm bence kitabın en dikkat çeken bölümü. en azından kant bence bu bölümden yola çıkarak metafiziğe bakışını temellendirmiş. aynı şekilde bu kitap en çok da bu bölümde geçen dini ifadeler yüzünden taşa tutulmuş. kant'ın prolegomena ve ahlak metafiziğinin temellendirilmesi eserlerini okurken emile'nin 4. kitabını anımsayarak okumalıyız diye düşünüyorum. prolegomena gerçekten kant'ın en ağır kitaplarından biri ve bence bu kitabı yazmasını jean-jacques rousseau bu kitabıyla tetiklenmiş. kant'ın hayata bakışında 4. bölüm önemli bir yer kaplamış diyebiliriz.

neyse gelelim kendi çocuklarının yüzüne bile bakmayan rousseau'nun çocuk eğitimi üzerine yazdığı eserin içeriğine.

- insanın özü neyse odur. eğitim sadece bir alışkanlıktır. eğer biraz özgür kalırsa ve eğitimden uzaklaşırsa alışkanlık durur, doğal olan geri gelir der.
katılmamak mümkün değil.

evet gelelim en vurucu tespitlerinden birine!...

-hekimler vücudu iyileştirse de, cesareti öldürüyor. cesetleri yürütseler bundan bize ne! tehlikelerden korkmamıza yol açan şey tehlikeleri bilmemizdir. "daha ileri gidip diyorum ki, kendim için hiçbir zaman hekim çağırmadığım gibi, çocuğum için de yaşamı açıkça tehlikeye girmediği sürece çağırmam". devam ediyor "korku ve kaygı özellikle de ilaçlar az mı insan öldürüyor".

kitabın bu kısmında hekimlerin ne kadar aşağılandığını tahmin bile edemezsiniz. sayfalarca sürüyor bu öfke nöbeti. adam resmen doktorları insanlığın kanını emen sülükler, lanet olasıca gereksiz insanlar sürüsü olarak görüyor. adam açık açık tıp zararlıdır bile diyor. şimdi burada böyle bir bağnazlık, akıl tutulması varken biz kalkıp ikide bir "ama bakın bebekleri kundaklamayın" demiş diye bu saçmalıkları görmezden gelirsek olmaz.

gelelim diğer bir saçmalığına

- "çocuğunuzun sözcük dağarcığını olabildiğince daraltınız. düşüncelerden çok sözcüklere sahip olması ve düşünebileceğinden çok söylemeyi bilmesi çok büyük sakıncadır. köylülerin kentlilere göre genellikle daha doğru düşünmelerinin nedenlerinden biri söz dağarcıklarının olmamasıdır. "
oysa ne kadar dar kelime hazneniz varsa o kadar dar düşünürsünüz. dar kelime haznesiyle çocukcağız ne düşünsün.

şimdi ben bu aptallığı sırf rousseau demiş diye aklamaya mı çalışmalıyım. istesem beceririm merak etmeyin. köylülerin kentlilere göre genellikle daha doğru düşünmesi diye bir şeyi savunmaya utanmasam yaparım. henüz o kadar aymazlaşmadım.

diğer bir tespiti de çocuğun akılla mantıkla yetiştirilip yetiştirilmemesi konusudur. mantık gücün frenidir ve çocuğun buna ihtiyacı yoktur der. bu konuda doğrusu beni de şüpheye düşürmedi değil.

evet şimdi gelelim diğer bir mükemmel tespite!

- "dil öğretimini eğitimin yarasız yanları arasında saymama şaşırılacaktır. ama burada yalnızca ilk yaşlardaki öğretimden söz ettiğim unutulmamalı. kim ne derse desin normal hiç bir çocuk 12-15 yaş aralığına kadar dil öğrenemez."
bununla birlikte tarih ve coğrafya da okutmayın diyor.

okulla ilgili devam ediyor

- çocuğuma 12 yaşına kadar asla ne bir harf öğretirim ne eline kitap veririm diyor.

tam da modern eğitim ne dersiniz?
şu eğitim sistemini övelim tamam övelim ama günümüzde uygulaması imkansız olan bir şeyi kutsallaştırmak cidden komik oluyor.

4. bölümde bence en vurucu laflarından birisi. "iradesiz eylem yoktur". zaten tanrı ispatı da bu bağlamda şekilleniyor. ayrıca doğal süreçte insanın var olmasına da "`hiç düşünmeyen bir şeyin düşünen varlıklar yaratmış olacağına inanmak elde değil`" diyerek karşı çıkar.

bu bölümde bence insan idaresiyle ilgili çok hoş bir başka tespiti ise: "iradesine egemen olmadıkça, kişiliğine egemen kalırım"dır.

kitap 5. bölüm ile son buluyor. bu bölümde sophie diye bir hatun var onu çocuğuna ayarlıyor filan. hayatınızda okuyacağınız en yapay, sıkıcı, skeçimsi yazı bu olacaktır. bu bölüm ile ilgili olarak rousseau'ya biraz haksızlık yapılıyor. işte aşırı cinsiyetçilik var, kadın ikinci sınıf insan olarak veriliyor bilmem ne diye. ama bence çağına göre kadın konusunda oldukça ılımlı bir yaklaşımı var. ama "dünyada yalnızca sağduyulu erkekler bulundukça, okumuş kızlar ömürleri boyunca evlenmeden kalacaktır" sözü tebessüm ettirmiyor değil. yine bu bölümdeki "çok okumak kendini beğenmiş bilgisizler yetiştirmekten başka bir işe yaramıyor" tespitinin, günümüzde okuyan kesime bakınca doğrulanması mümkün.

ayrıca rousseau'nun benim bugüne kadar okumaktan en çok keyif aldığım kitapların ön sıralarında yer alan de l'esprit des lois kitabına atıfta bulunması beni sebepsiz bir şekilde mutlu etti.

sonuç olarak jean-jacques rousseau'nun romantizmi bir yerden sonra midenizde ciddi bir bulantıya sebep oluyor. bu yüzden yanınızda bir adet gaviscon bulundurmanızı öneririm.
758 syf.
·33 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir çocuk düşünün hayali olacak. Bu çocuğu yazar anne karnında bütün her şeyini üstlenecek ve doğduğu andan kendi fikirleri ve düşüncelerini sağlam bir zemine oturtana kadar. İşte her ebeveynin okuması gereken bir kitap aslında. Yazar bir evlat doğurtuyor. Emile yetim olacak. Yetişeceği yeri yine yazar seçiyor. Acılarına katlandırıyor. Ve daha nice tepeden tırnağa bir baş yapıt. Rousseau bir aydındı ve aydın bir toplumun çocuğunu bu kitapta yetiştirdi. Eleştirilecek bir yanı varsa kitabın bana göre belki de özgürlük ile olabilir.
Kuzenimin bana hediye ettiği bu kitapta cocuk eğitmek, insan yetiştirmek adına güzel şeylerden bahsediliyor.Ara ara açıp birkaç sayfa okuyorum ve Emile'in büyüyüşüne şahit oluyorum. Kitaptaki bazı fikir ve yöntemler ilkel gelse de okunabilecek güzel bir kitap.
768 syf.
·57 günde·7/10 puan
Emile kesinlikle bir solukta okunabilecek akıcılıkta bir kitap değil. Ben de çok çok uzun sürede bitirdim ama diğer okurların da okuma sürelerini görünce rahatlamadım değil :)

Eğitim üzerine bir eser okumak isteyenler için çok iyi bir seçim olacağını düşünüyorum şahsen benim eğitim üzerine okuduğum en kapsamlı eser kendileri.
Kitapta Rousseau, bir erkek çocuğunu doğumdan alıp evleninceye kadar yetiştirme sürecini anlatıyor. Beş ayrı bölümde ele aldığı eğitim sürecine ek olarak din felsefe gibi pek çok konuya da değinmiş.

Emile beni yer yer çok sıkmadı değil fakat kesinlikle kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Aksine yıllar öncesinde yazılmasına rağmen dile getirdiği yanlışları günümüzde de yapmaya devam ediyoruz. "Kesinlikle" dediğim yerler kadar "o kadar da değil" dediğim yerler de çok oldu.
Anne, baba, öğretmen, eğitimci ve eğitimi dert edinen kişilerin okumasında büyük yarar var :)
Akıl, yavaş yavaş gelir, önyargılarsa sürüyle ve koşar adım gelir.
Jean-Jacques Rousseau
Sayfa 218 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 13.basım
"Yaratıcının elinden çıkan her şey mükemmeldir, ancak insan elinde bozulur. İnsan doğanın dengesini bozar. Bir fidandan başka bir ağacın meyvelerini elde etmek için çalışır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Emile
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
768
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944885997
Orijinal adı:
Émile ou de l'éducation
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Rousseau, ana babaların çocuklara karşı olan görevlerini anlattığı Emile’de sadece çocuk eğitimini ele almakla kalmamış, yaşadığı dönemin sosyal, siyasal ve dinsel kurumlarının da çarpıcı bir eleştirisini yapmıştır.

Kitabı okuyanlar 1.462 okur

  • Duru Yarkın
  • Hale Buluz
  • Çetin MADEN
  • Simge Narman
  • Gülay Hothot
  • Fatmanur Eroğlu
  • C
  • Ceyda Güngören
  • Bayram Kus
  • Seda Ayar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%4.2
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%54.2
35-44 Yaş
%12.5
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%4.2
65+ Yaş
%4.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.3
Erkek
%51.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.1 (74)
9
%14.4 (53)
8
%11.7 (43)
7
%6 (22)
6
%2.2 (8)
5
%0.5 (2)
4
%0
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları