Bir Bosna Hikâyesi

Meyra

Sinan Akyüz
Tahmini Okuma Süresi:
17 sa. 48 dk.
Sayfa Sayısı:
628
Basım Tarihi:
Kasım 2019
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786050381108
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

| SPOİLER İÇERİR! “Bir insanın hisleri ölür mü hiç? Benimki öldü.”
9/10
·628 syf.··
Beğendi
·
2020 105. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2020 20:52
Gerçek bir hikaye #k:187270.. İlk incelememe kitaba konu olan 'Srebrenitsa katliamını' kısaca açıklayarak başlamak istiyorum. Yugoslavya, bünyesinde birden fazla din ve birçok etnik grup barındıran bir ülkeydi. Bu etnik gruplar daha fazla birarada kalamadı ve birkaçı bağımsızlığını ilan etti. Bunlardan biri de 5 Nisan 1922 yılında bağımsızlığını ilan eden Bosna- Hersek Cumhuriyetiydi. Bosnalı Sırplar "Büyük Sırbistan" hayallerini gerçekleştirmek için bu bölgede bulunan Müslüman Boşnaklar ve Hırvatları buradan uzaklaştırmak amacıyla insanlık dışı uygulamalara yöneldiler. Soykırım 1992'de başlarken Srebrenitsa kasabasında yapılan katliamda takvimler 1995 yılını gösteriyordu. Zamanla tüm dünyanın haberdar olduğu bu savaşa engel olmak için hiçbir adım atılmadı. Bosnalı Müslümanlar ölüme terk edildi. Boşnakların tek ümidi olan BM sadece ambargo uygulamış, Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmesine rağmen aslında Sırpların yanında yer aldığını gösteren kararlar almıştır. BU ARTIK BİR MÜSLÜMAN VE HRİSTİYAN SAVAŞIYDI. Afganistan, Pakistan, Suudi Arabistan, İran ve Türkiye gibi islam ülkelerinden müslümanlara yardıma giden mücahitlerin çabaları yeterli olmadı ve sonuçta sadece Srebrenitsa'da 8.372 kişi çeşitli işkencelere maruz bırakılarak katletildi. Kalanlar ise göçe zorlandı. Kitaba gelelim. Yazar Sinan Akyüz Meyra'nın hikayesine Bosna'da yaptığı bir gezi sırasında rastladığını ve gözyaşları içinde bir yazım süreci geçirdiğini, kitaba adını veren Meyra'nın ise, savaş sırasında çektiği acılara dayanamayıp intihar eden kız kardeşi Diba'ya verdiği söz nedeniyle kendisiyle konuşmayı kabul ettiğini ifade ediyor. Başlayalım.. Hem Kosova yenilgisini kabullenemeyen hem de 'Büyük Sırbistan'ı kurmak isteyen Sırplar yıllardır komşu oldukları, çocukluklarını beraber geçirdikleri, yumurta
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Meyra'dan Bosna'ya yolculuk...
Puan vermedi·628 syf.··
2024 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 13:22
Meyra’ya başlarken elimde tuttuğum şey benim için sadece bir romandı. Ancak sayfaları devirdikçe hissettim ki, o aslında duyguların ve tarihin kesişim noktasında kümelenen bir yapıttı. Her bir cümlesinde Bosna’nın tarihi ve kültürel dokusu işlenmiş gibiydi. Öyle ki kahramanların hikayelerinde akarken, kendinizi Bosna’nın göbeğinde hissediyorsunuz. Bu durum beni öyle etkiledi ki, kitabın kapağını kapattığımda Bosna’ya gitme kararı aldım. Ve işte Bosna’dayım… Gezdiğim dar sokaklarda, soykırımdan kaçan insanların izlerini arıyorum. Dokunduğum taş binalarda gördüğüm kurşun izleri, sanki az önce olmuş gibi bir his veriyor. Hava belki de 35 derece olmasına rağmen, karanlık ve soğuğu iliklerimde hissediyorum. Belki de ürperiyorum… Küme küme toplu mezarlıklara bakarken, mezar taşları üzerinde gördüğüm yılların aynı olması ürpertiyor beni. Umut Tüneli’ne giriyorum usulca… Sanki bir düşmandan saklanır gibi, sanki üstüme yağan bombalardan korunmaya çalışır gibi… Meyra’lar canlanıyor etrafımda! Haris, Selim, Lejla ve niceleri… Bu seyahat sadece bir gezi değildi, okuduğum satırların canlanmış haliydi. Okurken yüreğimde hissettiğim acıyı Bosna’nın Sönmeyen Ateşi’nde gördüm. Her köşe başında, baktığım insanların yüzlerinde, minaresi yıkılmış bir camide, şehrin her yanına çizilmiş gül resimlerinde somutlaştı hissettiğim acı. Bir ağacın altına oturdum ve acı ile umut arasına sıkışan duyguları duymaya çalıştım. Şehrin kokusuna sinmiş hüznü ve yaşam tomurcuklarını kokladım uzun süre. Artık gerçeklikte değildim, kitabın sayfaları arasında yönümü kaybetmiş gibiydim. Her adımda daha da yaklaştım Meyra’nın yüreğine. Esir kampında yaşananların utancını, ormanda kaybolan Boşnakların korkusunu, ihanete uğrayan Bordo Bereliler’in hayal kırıklığını hissettim. Şehri ikiye bölen doğu batı
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Bir vahşet hikayesi
Puan vermedi·628 syf.·
2025 46. kitabı
Yazarın İncir Kuşları kitabını tıpkı bu kitap gibi gözyaşlarımın eşliğinde okumuştum. Bu da yine onun gibi bir solukta okunabilen , akıcı ve Boşnak Müslümanların çektiği eziyetlerin içinizi sızlattığı, yaşanan trajedi karşısında çığlık atmak istediğiniz bol dramatik bir o kadar gerçek bir hikaye. Gelelim olumsuz tarafa. Bana kalırsa İncir Kuşları kitabını okuduydanız bu kitabı, bu kitabı okuduysanız diğerini okumaniza hiç gerek yok. Çünkü okurken isimler değişse de yaşananlar aynı kalıyor. Maalesef bana aynı kitabı tekrar okuyor hissi verdi ve zevk alamadım. ( Tabi ki bir vahşeti okurken ne zevki diyebilirsiniz. Burda kasttettiğim okur olarak kitabı okumaktan alınan zevkten bahsediyorum.) Elbette her savaşta yaşanan bir çok olay benzer ama bu iki kitapta bir kaç tane spesifik aynı olaylar var. Ve sürekli tekrarlanan kitapta kalıplaşmış cümleler insanı sıkıyor. Sürekli olarak birbirlerine "Biz onlara ne yaptık? " , " Onlar bizim komşumuzdu." ," Biz onların bize olan düşmanlığını nasıl göremedik?" gibi gibi cümleler. Birinin kurduğu cümleyi bir kaç sayfa sonra diğer karakterin ağzından okuyorsunuz. Dediğim gibi her iki kitapta çok güzel ama bir tanesinin okunması, savaşın o insanlara yaptıklarını, Sırpların Müslüman Boşnaklara olan düşmanlığını ve Türklere olan kinini anlamakta yeterli diye düşünüyorum.
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
10/10
·628 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
MEYRA-SİNAN AKYÜZ,626 sayfa Sinan Akyüz,kalemini çok sevdiğim bir yazar,okurken sizi hiç yormuyor,gerçek olaylara dayanan kitapları yalın,akıcı bir Türkçe,temposu ile zevkle okunuyor.Meyra ,İncir Kuşları ve Solgun Karanfil’den sonra okuduğum üçüncü kitabı.Sürekli tekrarlanan Hırvat,Sırp,Boşnak komşuluk ilişkileri dışında kitap çok güzel. Konusu çok üzücü,çok yıpratıcı,insanın vicdanını paramparça edici ama Avrupa’nın sahtekarlığını ,iki yüzlülüğünü göstermesi ve bunları da unutmamız gerektiğini anlatıyor bize. ”Bir insanın hisleri ölür mü hiç?Benimki öldü.Nasıl mı? Şimdi iyi dinleyin!” ”Eğer,dedi Diba soğuk bir sesle,buradan sağ kurtulursan,insanların neler yaşadığımızı bilmelerini istiyorum.Aşağılık Sırpların bize yaşattıkları unutulmasın.Tarih sayfalarına yazılsın.Şimdi söz ver bana!Ne olursa olsun yaşadıklarımızı bütün çıplaklığıyla herkese anlatacaksın.” Evet “Meyra” bir roman olarak yazılmasına rağmen tamamen gerçek olaylara dayanan,1995 yılında,başta Avrupa olmak üzere tüm dünyanın gözü önünde,gözlerinin içine baka baka ,yılışık gülüşleri ile cani Sırpların bir ırkı katledişlerinin,bir soykırımın anlatıldığı kitaptır.Başta Srebrenitsa,Saraybosna ve bir çok şehirlerde,çoluk,çocuk,yaşlı,kadın ,erkek demeden yaptıkları katliam,tecavüz,akıllara gelmeyecek hatta şeytanın bile aklına gelmeyecek vahşetin anlatıldığı olaylar bir gece de değil ta Osmanlı’nın o toprakları terk edişinden beri akıllarına koyup,yüzyılların kini ve intikamı ile planlı bir şekilde oluşmuştur.Tarihten gelen kuyruk acıları var çünkü.Sadece Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’de başlayan ve beş gün süren soykırımda tesbit edilebildiği kadarıyla 8372 kişi hunharca katledilmiştir. Mostar şehrine girişte sizi bir resim ve İngilizce olarak yazılmış bir yazı karşılar. “DON’T FORGET 1995”, 1995’ i
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
10/10
·628 syf.··
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 09:43
“Bir insanın hisleri ölür mü hiç? Benimki öldü.” Son günlerde,” diye konuşmasını sürdürdü Meyra, “bir duygu her karanlık çöküşünde gelip yakama yapışıyor. Onu yenmek için bir şeyler yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Bazen korkum ve üzüntüm birbirine karışıyor. Sabrım, bütün korkularım, belirsizliklerim ve acılarım… Hepsi sanki bu duyguda bir araya gelmiş gibi. İşte o zaman aklıma sen geliyorsun, seni düşünüyorum. Özellikle de akşamın o ilk saatlerinde...” Meyra: Bir Bosna Hikâyesi, Avrupa’nın orta yerinde, bütün dünyanın gözlerinin önünde gerçekleşen 20. yüzyılın en büyük trajedisine, Bosnalı Müslümanların soykırımına odaklanıyor. Aman Allahım okuduklarım çok ağırdı,ruhum o kadar yaralandı ki ben okuduklarımı kaldıramadım yaşayanlar nasıl atlattı hiç bilmiyorum.. Kitapdaki şu cümleler bile anlatıyor her şeyi: Acımız çok fazla. Bu acıyı ateşle de dağlayamazsın. İnsanlara karşı inancımı ve güvenimi yitirdim. Ölüm; meğerse bir çareymiş, bir kurtuluşmuş
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Bir İnsanlık Dramı ve İnanç Sınavı Üzerine Eleştirel Bir Bakış
Puan vermedi·628 syf.··
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 22:27
Sinan Akyüz’ün Meyra adlı eseri, Bosna’da yaşanan o büyük trajediyi siyasi dengeleriyle, askeri stratejileriyle ve en önemlisi iliklere işleyen duygusal yoğunluğuyla muazzam bir şekilde resmediyor. Okurken her sahne zihninizde bir film karesi gibi canlanıyor; dökülen her damla kanı, çekilen her acıyı birebir içinizde yaşıyorsunuz. Yazarın görsel anlatım gücü ve tarihi tahlilleri takdire şayan. Ancak madalyonun diğer yüzünde, bir okur olarak beni derinden düşündüren ve ruhu yaralayan bir "temsil" sorunu var. Teslimiyet mi, İsyan mı? Kitabın geneline yayılan "isyan dili", Bosna halkının kimliğini oluşturan en temel değerle, yani İslam’ın özü olan "teslimiyet" kavramıyla ciddi bir tenakuz (çelişki) oluşturuyor. Bilindiği üzere "İslam", Arapça s-l-m kökünden türeyen; Allah’ın emir ve yasaklarına gönüllü bir boyun eğişi, O’nun hükmüne rıza göstermeyi ifade eden bir dindir. Kitapta ise garip bir tezat göze çarpıyor: Kendi batıl inançlarını kutsallaştıran Çetniklerin karşısında; sürekli kaderi lanetleyen, yaratıcıyı sorgulayan ve isyan bayrağını indirmeyen Müslüman karakterler görüyoruz. Özellikle Samir gibi karakterlerin "Allah bize nasıl yardımcı olacak? Gözlerini kan bürümüş Çetniklerin ellerindeki silahları mı toplayacak?" şeklindeki çıkışları, savaş psikolojisinin ötesinde, sanki köksüz bir inançsızlık gibi yansıtılmış. Şehadet: Bir Onur mu, Yoksa "Alçakça" Bir Son mu? Beni en çok yaralayan noktalardan biri de karakterlerin ölüme bakış açısı oldu. Şeref ve izzet sahibi her Müslüman için şehadet, ulaşılabilecek en yüce makamdır. Ancak kitaptaki kahramanların bu kutlu makamı arzulamak yerine, tam o mertebeye erecekleri sırada: "Böyle alçakça ölmek ne kadar acı" (syf. 554) "Lanet olsun böyle zalim, acımasız kadere. Hâlâ süründürüyor, öldürmüyor." gibi ifadeler
1000Kitap
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
6/10
·628 syf.··
2023 27. kitabı
Güzel, akıcı bir kitap. Bosna Savaşı'nı bu kitap sayesinde öğrendim. Kitabı okurken sanki savaşı ben yaşıyormuşum gibi hissettim, o hissi okuyucuya iyi aktarmış Sinan Akyüz.:)
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Puan vermedi·628 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 12:20
Sinan Akyüz'ün kaleminden bir yaraya dönüşen gerçekler… Sinan Akyüz'ün Meyra kitabı, ilk sayfasından son cümlesine kadar insanın iliklerine işleyen, yüreğini hem sızlatan hem de derinden sarsan bir hikaye sunuyor. Yazarın kendine özgü sade ama tokat gibi çarpan anlatımı, okuru yalnızca bir olay örgüsüne değil, iç acıtan bir hayatın içine davet ediyor. Meyra bir kız çocuğunun hayata tutunma mücadelesi gibi görünse de aslında çok daha fazlası. Bir kadının suskunluğundan yükselen çığlık, kaderiyle savaşan bir ruhun sessiz isyanı, insanın vicdanına dokunan bir gerçeklik. Sayfalar ilerledikçe sadece Meyra’yı okumuyorsun; onunla büyüyor, onunla yaralanıyor ve onunla birlikte yeniden ayağa kalkıyorsun. Sinan Akyüz, karakterleri öylesine canlı ve güçlü çiziyor ki, kimi zaman kızıyor, kimi zaman sarılmak istiyor, kimi zaman da gözlerini kapatıp keşke böyle olmasaydı diyorsun. Kitap boyunca verilen her duygu, her acı ve her umut kırıntısı insanın içine işliyor. En çok da "bir insanın kaderi gerçekten değişir mi?" sorusunu düşündürüyor. Hikayenin akıcılığı, yazarın ustalığıyla birleşince Meyra sadece okunup bitirilen bir kitap olmuyor; insanın içine yerleşen ve uzun süre etkisini bırakan bir iz hâline geliyor. Finali ise okurun kalbinde ağır bir sessizlik bırakıyor öyle bir sessizlik ki, kitabı kapattıktan sonra bile düşünceler zihninde dolaşmaya devam ediyor. Meyra, insanın acıya rağmen nasıl direnebildiğini, karanlığın içinden nasıl ışık aradığını gösteren güçlü bir roman. Gerçek duyguların, yaşanmışlıkların ve insanın kırılganlığının en çıplak haliyle aktarıldığı bir eser. Kısacası, Sinan Akyüz'ün Meyra kitabı; okunup unutulacak bir hikaye değil, kalpte iz bırakan bir yaşam çığlığıdır. Ve ben, herkesin mutlaka okumasını tavsiye ettiğim bir kitap olduğunu gönülden
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
bir bosna hikayesi
Puan vermedi·628 syf.··
2024 12. kitabı
Meyra'yı anlatmaya kelimelerim yetmez... O kadar çok etkilenerek okumuştum ki kitabın dili oldukça akıcı olmasına rağmen 15-20 günde anca okuyabildim .Okuyup ağlayıp ağlayıp uyumaktan harap olmuştum ,biz yaşananları okuyunca böyle etkilenirken yaşayan insanların acısını düşünemiyorum .
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
8/10
·628 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2024 20:12
Sırpların savunmasız Boşnakları acımasızca katlettiği acı dolu geçen üç yılın anlattıldığı kitap Meyra... Boşnakların hazırlıksız yakalandığı savaşta tüm Avrupa ülkelerinin savaşa nasıl sessiz kalmaları, masum insanların sebepsizce yurtlarından kovulmaları, toplama kamplarında gördükleri işkence ve eziyetler, tecavüzler ve daha bir çok kötü olaylarla yalnız başına bırakılan Boşnak halkı... Kitabı okurken savaşın en kötü hali ile karşı karşıya kalan Boşnakların onca acıya nasıl bu kadar uzun süre dayanabildiklerine malesef insan inanamıyor.
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma

Yazar Hakkında

Sinan AkyüzYazar · 22 kitap
Nisan 1972'de Iğdır'da doğdu. Orta ve lise öğrenimini çeşitli okullarda tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. Yirmi üç yaşında gazeteciliğe başladı. Gazeteciliğin hemen hemen her kademesinde çalıştı. Daha sonra gazeteciliğe ara verip Almanya'ya gitti. Bir süre sonra tekrar İstanbul'a döndü. 1996'da Sabah Gazetesi'nin dergi grubunda çalışmaya başladı. O dönem fotoğrafla tanıştı. Birçok yayın organına moda ve portre fotoğrafları çekti. 1999'da Sabah Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde çalışmaya başladı. 2001'de fotoğrafçılık mesleğine ara verip ağırlıklı olarak kitap yazdı. 2006 yılında ise Takvim Gazetesi'nde köşe yazarlığına başladı. Şu anda Takvim Gazetesi'nde köşe yazılarına devam ediyor. Ayşen Akyüz ile evli olan yazar, ikiz erkek çocuk babası.