İncir KuşlarıSinan Akyüz

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.683
Gösterim
Adı:
İncir Kuşları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051064390
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Sinan Akyüz’den Yüreğinize Dokunacak Bir Kitap! Boşnak Kızın Bir Solukta Okunan Gerçek Hikâyesi…Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek son kitabıyla okurlarını selamlıyor. Alfa Yayınları’ndan çıkan İncir Kuşları’nda yazar, Bosnalı bir genç kız olan Suada’nın gerçek yaşamından yola çıkıyor. Okuru savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor.Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı…Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada’nın öyküsüyle yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla buluşturan yazar, aşkın içinde “savaşı ve şiddeti”, savaşın içinde de “aşkı ve inancı” ustalıkla harmanlıyor. Bu romanla Bosna Savaşı’nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor.Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı.Takvim yaprakları 6 Nisan 1992’yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti.Modern zamanlarda Avrupa’da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları… Bu kitap tamamen gerçeklere dayanmaktadır…
10 bin bina parçalandı.
Yaklaşık 18 bin kişi kayıp.
Her gün ortalama 330 bomba atıldı.
2 milyon kişi zorunlu göç etti.
56 bin kişi yaralandı.
Yaklaşık 350 bin kişi öldü.
8300 silahsız Boşnak erkeği katledildi.
28 bin Boşnak, 14 bin Sırp, 6 bin Hırvat askeri öldü.
35 bin çocuk yaralandı, 10 bin çocuk öldü, 1800 çocuk ömür boyu engelli kaldı.
44 bin Boşnak kadınına tecavüz edildi.

44 bin kadından biri Suada. Sadece Boşnak ve Müslüman olduğu için savaşta tecavüze uğradı, defalarca, onlarca farklı kişi tarafından. Kendinden utandı, ölmek istedi, kimsenin yüzüne bakamadı. Sevdiği herkesi elinden aldı savaş; sevdiği erkeği, babasını, annesini, teyzesini, ablalarını.. Tek bir şey kaldı geriye her şeye rağmen yaşamak.

Evet yaşadılar. Herşeye rağmen yaşayan bu kadınlar 2003'te bir dernek kurdular: Tecavüze Uğramış Savaş Mağduru Kadınlar Derneği. Tecavüzcülerini ihbar ettiler ve ceza almalarını bile sağladılar. Bu derneğin kurucusu Bakira Haseçiç şöyle diyor:
- Tecavüze uğradıkları için daha önce toplum içine çıkmaktan utanan, travma yaşayan binlerce kadın vardı. Ancak bu kadınlar derneğimiz sayesinde artık suçluları adalete teslim etmek için çaba gösteriyor. Çünkü utanması gereken bizler değil hâlâ hiçbir şey olmamış gibi rahat bir şekilde gezme cesareti gösteren tecavüzcülerimizdir.

Not: Bu savaşta henüz 7 yaşında bir çocuk olan Emine Seçeroviç Kaşlı yaşadıklarını anlatmış 'Kurşunların Da Rengi Var' isimli kitapta. Ben gözümü diktim bu kitaba belki siz de okumak istersiniz.
İncir Kuşları yakın dönemde yaşanmış gerçek olaylara dayanıyor. İnsanlığın alnındaki kara bir leke olan gerçeklere... 1992'de yaşanan Hristiyan Sırpların, Müslüman Boşnaklara yaptıkları Srebnenitsa (Boşnak) Katliamı'nı anlatıyor.
Bu katliamı yapanlar insan sıfatını hakediyor mu? Kötü, cani, acımasız, merhametsiz, vicdansız, ahlaksız... Bu kelimeler öyle hafif kalıyor ki yaşananların yanında... Peki bu yaşananlara göz yumanlara ne demeli ki şimdi?
Kitap okurken genelde kendimi kahramanın yerine koyar onunla güler, onunla üzülürüm. Ancak bu kitabı o şekilde okumaya cesaret edemedim. Empati yapmaya bile korktuğum olayları yaşayan binlerce insanın olması ne korkunç, ne acı.. Okunulması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum.
Kitap Suada adli bir musluman kizin ve ailesinin savas sirasinda basindan gecen acikli bir o kadarda igrenc olaylari anlatiyor. Baslangicta sıkıldım diyebilirim cunku cevremdekilerden oyle bir ovgu ve takdir duymustumki kitap hakkinda, baslayinca hayal kirikligina ugradim.Klasik ask romani gibi geldi ilk sayfalar.Ama ilerledikce muthis sekilde heyecanla gelismeye basladi. Gozyaslariyla bir soluktada bitti. Harika bir kitap kesinlikle okunulmasi gerek derim :)
Eser Miktarda Spoiler İçerir!

Merhaba 1k Ailesi,

İncir Kuşları; birçoğumuzun bilmediği Boşnak (Srebrenitsa) Katliamı gerçeğini gün yüzüne çıkaran, ilk basımı 2012 yılında yapılan Sinan Akyüz romanı.

1992-1995 yılları arasında yapılan bir soykırımı ele alan kitapta, ön planda işlenen aşkın fonunda Boşnak Katliamı ele alınıyor. Kitabı okuduktan sonra, eğer bilinçli bir okur iseniz, konu ile ilgili araştırma yapma ihtiyacı duyacak, araştırmalarınız sonucunda da kitapta anlatılan birçok olayın gerçeği olduğu gibi yansıttığını görecek ve şaşıracaksınız.

Şimdiden bir konuda uyarmak istiyorum; kitabı okurken sık sık yaşayacağınız bir duygu, utanç duygusu. Yeri gelecek kendinizden, yeri gelecek ülkenizden, yeri gelecek insanlığınızdan utanacaksınız.

Yazarın dili yalın, anlatımı akıcı, kitabın konusu ise utanç verici olduğu kadar sürükleyici de.

Konu ile ilgili "...Bu öyle bir kin ki 150 bin masum insanın canına kıyabiliyor. Hatta 40 bin kadar kadına tecavüz edip, hamile bırakıp nefret çocukları dünyaya getirebiliyor. O yüzden bu kitap, Müslümanların kendisiyle yüzleşme kitabı. Çünkü Boşnaklar Avrupa'nın ve Birleşmiş Milletler'in göz yumduğu Bosna'daki katliamın içinde Müslüman oldukları için bu savaşın mağduru oldu…" diyen Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları adlı romanının, özellikle Boşnak Katliamı’nı bilmeyenler tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum.

Aynı İncir Kuşları'nda olduğu gibi, Bosna halkının çektiği acıları anlatan Mavi Kelebekler adlı bir de dizi var. Dizi konusunda özel bir yorumda bulunamam fakat, İncir Kuşları romanı okunmaya değer bir kitap. Bu kitap, düşünmeden tavsiye edebileceğim bir kitap. Okuyun, pişman olmayacaksınız.

Keyifli okumalar dileyemiyorum, çünkü kitabı okurken keyif almayacaksınız. Fakat buna rağmen kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. Bırakamayacaksınız.

Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle.. İyi okumalar.
Leyla 'dan sonra okuduğum ikinci aynı konulu kitap. Şimdi savaşı, savaş mağdurlarını, acını, ölümü, umudu, umutsuzluğu Suada' nın dilinden okuyorsunuz.

Leyla kitabını okuduğumda ne kadar sersemlediğimi hatırlıyorum. Toplama kampına getirildikleri günden sonra kitabı bir tarafa fırlatmıştım. Çünkü içinde en az vicdan olan insan dayanamazdı o satırlara.

İncir Kuşları, Suada'nın çektiği acıları baz alarak 1992 yıl Boşnak savaşlarını seriyor gözümüzün önüne. Umutları sönen, gelecekleri kelepçelenen, yarınları kararan savaş kazazadelerinin dramı var bu kitapda.

Genel olarak ;
*kitabın dili çok sadeydi. Yazar kendinden bir şey katamamış olaya. Yaşanan olayların gerçek olduğunu bildiğim için sarsıldım ama kitapta geçen herhangi bir cümle yüzünden duraklamadım.
Yazarın yaptığı en dişe dokunur şey araştırmalarıydı. Zaten her yazar araştırıp yazdığı için bu da dişe dokunmuyor. Dün de yorum olarak yazdığım gibi :" Kalemini hiç sevmediğim Canan Tan bile bu konuyu kullansaydı kitap okunurdu."

Yine de kitap okunmaya değer niteliktedir. En azından farklı kahramanın dilinden onun yaşadıklarını da öğreniyorsunuz.
Bazı yerlerde kanınızın donacağı muhakkak.

Savaş korkunç bir rezalet değil midir zaten?

Not: puanlamadım çünkü ;
*yazarın diline kaç puan vereceğimi bilmiyorum,
*yaşanmış bir olayı puanlamak bana etik gelmiyor.
Avrupa'nın gözü önünde 1992-95 yılları arasında Bosna'da ki katliamı tüm çıplaklığıyla önümüze seren bir eser niteliğinde kitap.Kaldı ki kitapta anlatılanların yanında anlatılamayan kelimelerin kifayetsiz kaldığı onca acının yaşandığı da muhakkak.Savaşın acı yüzünü tokat gibi yüzümüze çarpmış yazar.Aslında iyi de yapmış.İnsanların sessizliğini bir nebze olsun çığlığa dönüştürebilir belki.Hiç bir şey olmasa da belki öğretir savaşın acı yanını yüreğimize.Belki yüreğimizle duyabiliriz sessiz çığlıkları..Kitabı okurken ağlayarak ve hatta yer yer küfürler savurarak okuduğumu itiraf etmeliyim.Birleşmiş Milletlerin barış gücü altında gittikleri her yere zulüm götürmekten başka bir işe yaramadığını ve bana göre Bir Leşmiş Milletler olarak gördüğümü de itiraf etmeliyim.Bütün bunları insanım diyen ama insanlıktan zerrece nasiplenmemiş (hayvan bile diyemem onlara hakaret olur) insan müsveddelerinin nasıl yapabildiğini aklım almamakta direnip dururken bütün bu acıların maalesef gerçekte yaşandığını kabullenmek zorunda kalmak da çok acı...
Kitabın son kısımlarında ki şu cümlelerle özetleyebiliriz belki :
Beklenen yağmur sonunda yağar ama savaştan geriye kalan her şeyi yağan yağmurun temizlemesi mümkünmü dür acaba? Savaşlarda onca yaşananlar insanoğlunun en karanlık ve en vahşi taraflarına ait öykülerse, makineli tüfekler ve top mermileri art arda patlayıp etrafa ölüm saçıyorsa, tecavüz mağduru zavallı kadınlar 'nefret çocuklarını' dünyaya getiriyorsa... Ne yazık ki savaştan geriye kalan bu pislikleri temizlemeye göğü yararak bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun dahi gücü yetmez...
Okumak lazım derim bu kitabı,yüreği yeten okusun derim.Üç maymunu oynamak istemeyen okusun ..
Bu kitabı aslında ikinci okuyuşum. Yıllar önce okuduğumu unutarak tekrar almışım. (Eskiden 1k yoktu tabi, çok önce okuduğum bazı kitapları hatırlayamıyorum:) ) İlk birkaç sayfada hikayeyi hatırladım ama kitabı elimden bırakamadım.
Tekrar okumaya değen ve gerçek bir hikayeyi içeren bu kitap Bosna savaşını anlatıyor. Bosnalı bir ailenin kızı Suada ile babası Bosnalı annesi Sırp olan Tarık'ın aşkının başlamasından kısa bir süre sonra savaş başlar. Osmanlı'nın acısını içlerinden atamamış Sırplar, kadın çocuk dinlemeden acımasız katliamlar yaparlar. Kamplarda her kadın günde 30 Çetnik'in tecavüzüne uğrar, günün tek yemeği olan 1 somun ekmeği 13 kişi paylaşır. Kamptan kurtulmanın ise 2 yolu vardır: bir Çetnik tarafından hamile bırakılmak ya da ölmek.
Fillerin savaştığı, çimlerin ezildiği, yakın tarihimizin yüz karası, insanın içini sızlatan bir savaşın öyküsü İncir Kuşları...
1992-1995 yılları arasında Bosna'daki savaş anlatılıyor Incir Kuşları'nda. Tabi buna savaş denirse. Müslümanlara karşı yapılan büyük bir soykırım, katliam.Yazarımız kitabın sonunda bu soykırım ile ilgili kendi görüşlerini de ifade etmiş. Avrupa ülkerinin ve Birleşmiş Milletlerin Boşnaklar için hiç bir şey yapmadıklarını ifade ediyor. Çünkü Boşnaklar müslümandı.
Karlı tepelerden
Dağlar ölüm kusuyor
Kanatlı melekler şehre inip
Boşnakların bir bir canlarını alıyor

Kitaptaki kahramanımız Suada ile Müzik öğretmeni Profesör Duşanka arasında geçenlerin bana bir filmi anımsattığını söylemeden geçmek istemedim. Filmin adı Whiplash. Öğrencilerini çok zorlayan bir müzik öğretmeni ile bir öğrencisi arasında geçenleri anlatıyor film. Izlemenizi tavsiye ederim.
Boşnak katliamı konu alınmış,insanların yaşadığı onca sıkıntıları bize sunmuş yazar.Gerçekten bu kitabı içim parçalanarak okudum,Suadanın ailesiyle beraber yaşadığı o kötü olaylar beni derinden etkiledi.Yazarin yaşanmış olayları,ve tarihi olayları kitaplarında konu edinmesini seviyorum.Hayatta ne sıkıntılar var deyip insan kendi hayatına şöyle bir şükretmiyor değil.
"KADINLARA ZORLA UZANAN ELLERİ DEĞİL,ELLERİN UZADIĞI BEDENLER YOK EDİLMELİ!!!

Yazar 1972 yılında Iğdır'da dünyaya geldi. Son 10 yılda, özellikle 2012 yılında yayımladığı incir kuşu romanı ile adından sıkça söz ettiren yazar, çoğunluğu adın olan büyük bir okuyucu kitlesine sahip. Yazar romanında 150 bin masum insanın canını nasıl kıyıldığını, 40 bin kadar kadına hunharca ve sistematik bir şekilde nasıl zulüm ve işkencelere maruz bırakıldığını anlatıyor.
1992-95 yıllarında ki savaşta Ortadoks olan Sırplar Rusların, Katolik olan hırvatlar ise Almanların desteğinde idi. Birinci Murat'ın birinci Kosova'daki başarısının(Allah'ım bir daha böyle zafer gösterme,diyerek dua ettiği savaş)kinini sinelerinde saklı tutan sırpların,müslümanlar üzerine, Avrupa'nın göbeğinde, haksızca kin ve nefret kusuşları ancak bu kadar muhteşem ötesi bir şekilde anlatılabilir. Diğer tarihi romanlara nazaran tekdüzelikten ve monotonluktan arınmış, sürükleyici bir roman. Okuyucuyu tarihi sayılara boğmayan, sade ve akıcı bir üslupla anlatılmıştır şaheser. Şu ana kadar kitabı okuyanlardan edindiğim bilgilere dayanarak, kitabı okuyan on kişiden onun da beğeneceğini, beğenmekten öte duygu seline kapılacağına hiç şüphem yok.
Konular aşkla, özlemle, imanla,inançla ve vatan sevgisi ile yoğrulmuş. Bazı yerlerinde duygulanmamak gerçekten elde değil. Kendi kendime diyorum" Allah'ım, bütün insanları bu duruma düşmekten koru." Özgürlüğün zalim, gaddar,yosma...düşmanların; mazlumların kanının koktuğu leş dudaklarının arasında olması ne kadar acı ve ne kadar içler acısı durum. Soykırım ve soy dönüştürme hedefleyen sırpların gaddarlığı bu roman da pes dedirtiyor.
Hayatımda şu ana kadar okuduğum en iyi romanlardan birisi diyebilirim. Kendi cazibeliğini hikayenin yaşanmışlığını daha da artırıyor. Romanın baş kahramanı olan Suada Hatiboviç şu anda yaşıyor ve kendi hayatını anlatan bu romanı okuyamamış. Nasıl bir kitap olduğunu siz anlayın. Bu ne muhteşem bir yazar, bu ne muhteşem bir eser. Çoğu romanın gerçek hayattan bazı alıntılar ya da sadece esintiler aldığı için pek önemsemezdim fakat birebir gerçek hayattan esinlenen ve bu derece muhteşem ötesi anlatım tarz olan bu romanı es geçmek, hem yazara hem esere hem de Bosna Hersek'e büyük ayıp olur.
"KADINLARA ZORLA UZANAN ELLERİ DEĞİL,ELLERİN UZADIĞI BEDENLER YOK EDİLMELİ!!!ان
Okurken ağlamamanız biraz zor diye düşünüyorum gerçekten insanın içini titreten, sinirlendiren, utandıran, üzen, tarihle yüzleştiren bir kitap.Tarihin acı yüzünü kadın penceresinden net bir şekilde hissetiriyor. Kitaplığınızda bulunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Bu kitabı okumak, fikir dünyama çok şey kattı. Modern zamanlarda Avrupa'da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların soykırımıdır İncir Kuşları...
Sırplar keskin bıçaklarıyla doğradıkları Boşnakların feryatlarını telsizden bütün dünyaya zevk içinde duyuruyorlardı.
Tamamen gerçek bir katliamdan esinlenerek yazılmış eşsiz bir yapıt. Tek nefeste okudum .
Boşnakların deyimiyle herkese "Allah'a emanet..."
...beklenen yağmur en sonunda yağar ama Savaş'tan geriye kalan her şeyi yağan Yağmurun temizlemesi mümkün müdür acaba?
Sırplar yüreğimi ateşe tuttular
Ben hiç yanmadım.
Geceleri soyunup koynuma girdiler
Ben hiç sevişmedim.
Atalarıma küfürler savurdular
Ben hiç duymadım.
En sonunda beni hamile bıraktılar
Ben hiç doğurmadım...
Çok uzun zamandan beri ben de hayatı ve ölümü düşünüyordum. Daha çok ölümü düşünüyordum da denebilirdi. Kendimi nedense ölüme daha yakın hissediyordum. Aslında hepimiz öldürülmüştük. Sadece bedenlerimiz henüz toprağa gömülü değildi. Artık kalbimde aşık olduğum adama bile yer yoktu. O anda, "Aşk nedir?" diye düşündüm. Aşk bir zamanlar Tarık' tı. Tarık bir zamanlar kısa süre yaşadığım mutluluktu. Mutluluk bir zamanlar çok sevdiğim ailemdi...
"Aşk böyle bir şey işte,"
Hayatında ilk kez gördüğün birine ömrü­nü adarsın; içine düştüğün bu komik durumu yıllar geçse bile anarsın.
Müzik karnından gelir ve ruhunun derinliklerinden yukarıya doğru sürekli çıkar. En derin içgüdülerinden, aklın seviyesine, beyne ulaşana kadar yükselir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İncir Kuşları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051064390
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Sinan Akyüz’den Yüreğinize Dokunacak Bir Kitap! Boşnak Kızın Bir Solukta Okunan Gerçek Hikâyesi…Çok satan romanlarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek son kitabıyla okurlarını selamlıyor. Alfa Yayınları’ndan çıkan İncir Kuşları’nda yazar, Bosnalı bir genç kız olan Suada’nın gerçek yaşamından yola çıkıyor. Okuru savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor.Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı…Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada’nın öyküsüyle yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla buluşturan yazar, aşkın içinde “savaşı ve şiddeti”, savaşın içinde de “aşkı ve inancı” ustalıkla harmanlıyor. Bu romanla Bosna Savaşı’nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün ışığına çıkarken; kitap okuyucusuna sürpriz bir sonla veda ediyor.Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı.Takvim yaprakları 6 Nisan 1992’yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti.Modern zamanlarda Avrupa’da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları… Bu kitap tamamen gerçeklere dayanmaktadır…

Kitabı okuyanlar 3.173 okur

  • Ebubekir Yıldırım
  • Leyla
  • derenn
  • Derya Deniz Akdemir
  • Ramazan Aslan
  • Sermin Arslan
  • Fatma Akbulut
  • Şeyma güler
  • Esra Arı
  • Yunus Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.4
14-17 Yaş
%6.6
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%25.3
35-44 Yaş
%25.9
45-54 Yaş
%10.2
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.6
Erkek
%13.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47 (518)
9
%22.3 (246)
8
%14.5 (160)
7
%7.4 (82)
6
%3.8 (42)
5
%1.7 (19)
4
%1.1 (12)
3
%0.6 (7)
2
%0.6 (7)
1
%0.7 (8)

Kitabın sıralamaları