Ayhan GÜVEN profil resmi
Ayhan GÜVEN kapak resmi
"Ben edebiyattan ibaretim, başka hiçbir şey değilim, olamam."

Franz Kafka

#34776138


#35866934

______________________________
Özel Güvenlik
Ön Lisans
Tekirdağ
Erkek
45 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 24)
939 okur puanı
26 Şub 20:08 tarihinde katıldı.
"Ben edebiyattan ibaretim, başka hiçbir şey değilim, olamam."

Franz Kafka

#34776138


#35866934

______________________________
Özel Güvenlik
Ön Lisans
Tekirdağ
Erkek
45 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 24)
939 okur puanı
26 Şub 20:08 tarihinde katıldı.
  • Ayhan GÜVEN tekrar paylaştı.
    - Kral Agamemnon Truva'ya saldırmak için bin gemisiyle birlikte Aulis limanına geldiğinde Tanrıça Artemis'in gazabıyla karşılaşır. Bu gazabın nedeni Agamemnon'un Tanrıçanın en sevdiği hayvanlardan birini öldürmesidir. Bu öfkeyi dindirmek içiin kral korkunç bir kurban vermeyi, kızı İfigeneia'yı tanrıçayı adamayı kabul eder. Sonrasında olanlar da Cerrah'ın kan ile böyle özel bağ kurup olaylar zincirine katmasının da temel noktalarından ve bu mitolojik hikayeye dayanıyor...

    - Kan ile hayat arasındaki ilişki insanlığın başından beri biliniyor. Eskiler kanın kemik iliğinde üretildiğinden ya da büyük bölümünün su olduğundan habersizdi, ama kanın gücünü kabullenerek törenler ve adak ayinleri düzenliyorlardı.

    - Cerrah adıyla bilinen katilimiz yarım kalan bir işi tamamlamak için yıllarca, kendini dizginleyerek, geliştirerek, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünerek hareket etmiş. Peki neden? Elinden gelenin en iyisini yapmak içini tabii ki. Kendine basamak olarak seçtiği adımları aşmış önce. İlk kurbanlarında alıştırma yaparak kendini çoook özel olan kişiye gelene kadar ustalaştırmış. Sıra ona geldiğinde her şeyi en ustaca yapmak ve zevki doruklarına kadar yaşayarak hissetmek için. Bu aşamaya gelene kadar seçtiği kişilerle özel olarak ilgilenmiş, onlardan kendine hatıra almayı ve eski geleneği sürdürmeye devam ettiğini gördük.

    - Cerrah kan ve intikam tutkusunu bize iliklerimize kadar hissettirecek şekilde canlı bir halde gözler önüne sermiş. Gerek maktullerin ölüm şeklinden, onlara uyguladığı işkenceler ve son vuruşlarından da anlaşıldığı üzere Cerrah bundan ayrı bir haz aldığını açık açık göstermiş. Katilin bu kadar tutkulu oluşunun elbette bir sebebi var. Hayatından çok büyük bir şeyin çalınmış olması. Bunun ne olduğunu sayfaları çevirdikçe kendiniz keşfedeceksiniz.

    - Meslek Günü'nde bir kadın polisin gelip de okulu ziyaret etmesinden bu yana, ta on iki yaşından beri polis olmayı istemişti Boston Cinayet Masası'ndan Jane Rizzoli. Cinayet Masası'ndaki tek kadın dedektif oydu. Kadın olmanın dezavantajlarıyla polis olsa da karşılaşıyor. Bunun farkında olarak mesleğine daha sıkı sarılıp hiç kimseye pabuç bırakmamakta kararlı. Hırslı ve çalışkan polisimiz yaptığı tespitlerin isabeti sayesinde olası bir katliamı engellemeye giderek çok zor bir adım atıyor ama umduğu gibi olmuyor. Katilin kıvrak zekası kendini bir kez daha gösteriyor ve olacakları bir kez daha gözümün önüne getirerek ürperiyorum.

    - Dr. Catherine Cordell.. Cerrah'ın altın çileği. Göz bebeği. Uğruna dağlar aşıp geldiği, yıllarca diline doladığı ve hafızasının her köşesine kazıdığı kişi. Bahsetmemek olur mu hiç? Bu başarılı kalp damar cerrahımızın maalesef ki kötü bir geçmişi var. Kötü derken kimsenin başına gelmesini istemediğimiz bir geçmiş. Katil ile kendisini bağlayan olay da tam olarak bununla alakalı. Bu zavallı ablamız hayatının çözüme gittiğini sandığı bir noktada öyle şeyler gelişiyor ki tekrardan her şey sarpa sarmaya başlıyor. Başarılı doktorumuz acile gelen hastalarıyla mı uğraşsın? Etrafındaki erkeklerle mi yoksa ona musallat olan Cerrah ile mi? Tası tarağı toplayıp kaçmasını istedim bir an. Böylesi onun için de bizim için de en doğrusu olurdu bence :) Hem daha fazla gerilmemiş olurduk. Cesur ablamız kaçmadı. Sonra neler oldu neler..

    - Kitabımız sadece gerilimden ibaret değil. Yer yer duygusal yerleri paylaşıyoruz. Sinirlendiğimiz, sevindiğimiz yerler de var. Hatta bazı olay yerlerine kahramanlardan önce gitmek istedim. Rekabet var, özellikle polisler arasında. Baş kahramanımız Rizzoli çetin ceviz dediğim gibi, ekibin içindeki tek bayan ama Dedektif Moore'da yardımlarıyla olayın çözülmesine çok büyük katkılar sağlıyor.

    - Cerrah'ın diliyle anlatılan Agamemnon miti ise tam bir efsaneydi bence. Öyle güzel yerlerde katil araya girip, hayatından kesitlerle hikayeyi harmanlıyordu ki; işte şimdi kurt yuvadan çıkıp avlanacak diyordum ve sıradaki avını dört gözle bekliyordum. Miti anlatmamış resmen yaşamış yazarımız. Daha önce duymadığım için kitabın sayfalarıyla birlikte araştırdım ve mitte en az kitap kadar etkileyiciydi bence.

    - Yazarın anlatımı çok akıcıydı. Olayların sıralanışı nefes kesiciydi, neredeyse boşluk yok ve bir sonraki sayfada ne olacağını tahmin bile edemezsiniz. Bu tarz kitaplar hep hoşuma gitmiştir. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.


    - Tess Gerritsen CERRAH adlı eseriyle çok güzel bir iş başarmış. Okumanızı tavsiye ederim.

    -İncelememi okuyan herkese teşekkürler.
  • Ayhan GÜVEN tekrar paylaştı.
    - Bu inceleme  Anthony Burges tarzında yazılmıştır. Argo kullanılarak, bir günümden kesit anlatılmıştır ve mizah amaçlıdır.. Lütfen ona göre okuyup değerlendirin sevgili okurlar :))

    - Ben Mütevazi Anlatıcınız sabahın ayazı yüzümü deler gibi şlap şlup vururken, paldır palas evden çıkmış, şehiriçi servisine yetişmeye çalışıyordum. Telaş yalnızca benim vücudumda karıncalanan bir şeymiş meğer. Servis şoförü aracın kapısında zehrini tüttürme keyfinden kendini mahrum bırakmadan, bizi gideceğimiz yere geç götürmeyi göze alarak dumanı dışarı üflüyordu. İşte o an zumzuğu yapıştırmak istedim ama yapacaklarımı düşününce buna hiç vaktim olmadığı aklıma geldim. Şoför yerine kurulup bizi delik deşik yollardan tıngır mıngır şehiriçine götürürken o gün yapacaklarımı aklımda hizaya dizdim bile.

    - Şoför durakta bizi salladıktan sonra bir hışımla kışın içinden geçeceğimi düşünerek koşmaya başladım ve en yakın ATM'den delik ceplerimde birazcık sıcaklık yayacak kadar nakit çektim. Sonra postaneye doğru yol aldım. Oraya geldiğimde gördüğüm manzara gerçekten dehşeti andırıyordu gözümde. İçeri adım attığımda, herkes aslanmış ve benim ağzımda ölmüş ceylan varmış gibi bütün başlar bana çevrilmişti. Ne bakıyorsunuz? Ben de sizin gibi zorunlukuktan bu leş kokuyu ve sıra kuyruğunu çekmeye geldim. Sıranın gelmesi bir dert, bankodaki görevlinin hüpürdeterek ve ağzının kenarından sızdırarak çayı içişini izlemek ayrı bir dertti ve resmen o an tımarhaneye kapatılsam daha az zulüm çekerim diye düşündüm. Hey hey hey postacı ver ver ver kargolarımı.. Bir an önce ver de şuraya bağımı keseyim. Neyse postalarım sağ salim gelmiş şaşılacak şekilde. Baktım kırık dökük yırtık sökük yok bende paçayı ordan kurtardığıma sevinip, orayı bir an önce terkedip kendimi o cehennemden dışarı atarak oksijen dolu dünyanın kucağına bıraktım.

    - Mütevazi Anlatıcınız aç karnıma bikaç lokma bişey girsin diye pastanenin yolunu arşınlarken sağı solu tükürüğüyle kirleten insan curcunasını atlatmak zorunda kaldı. Keşke ağızlarına mühür vurabilsem! Pastaneci bana sıcak gülüşünden biraz fırlattı ama ekşi yüzüme o bile tebessüm ettiremedi. 2 kaşarlı poğaça alıp çıkacaktım ki birden bakışları bana dikildi. Neden benden 20 cm kısa diye resmen elindeki börek kesme bıçağını böğrüme saplayacak gibi uzatıp "size ne veriyim" dedi ama sanki kendi boyu uzasın diye bacaklarımdan biraz kesip kendine naklettirme niyetindeydi. Kesin bu niyetteysi ve ben bunu erken çakozladımda buna fırsat vermedim. Elinden poğaçaları kaptığım gibi dışarı tüydüm. Oradan bacaklarım sağlam bir şekilde çıktım ve ihtiyarın beni beklediği kahveye doğru hızlıca topukladım..

    - İhtiyar gelene kadar poğaçaları iki çayla mideye indirdim dışarıda iki volta atıp iyice sindirdim. Ohooo uykum geldi de bizim tahtalıköy yolcusu bir türlü gelmedi. Neyseki aradığımda yoldaydı da daha fazla gözmü yola dikmedim. Geldiği gibi bir kanser yakıp ızgara gibi ucunu bana doğru yakıp söndürüyordu dışarıda. Ben içeriden ona kaykılıyorum da bir an önce gelip dövüşe başlayalım diye içimden geçiriyordum.

    - Neyse yarıda kesti kanseri, son çektiği nefesin dumanını da girerken içeri verdi, saolsun benden sağlı sollu iki küfrü hakketti ama yaşım ermediğinden ona saygıda kusur etmedim. Masama teşrif ettiğinde pişpirik oynayacağımızı anlayan çakal sürüsü etrafımıza yerleşmiş, bizden önce çayları bağırmışlardı bile. Biz iki el atana kadar dörder çay yuvarladılar doymak bilmez kursaklarında. Aç olduğunuzu bilsek yemek söylerdik mübarekler, çayla karın doyurdunuz diyemediysemde aklımın köşesine kazıdım onları.

    - İhtiyar pişpirikte beni hakladı anlayacağınız. Gidip kasaya yeşil bir 20'lik bayılmak zorunda kaldım. Kaldım da içime oturdu çakalların boğazından süzülüp içini ısıtan o çayların parasını vermek. Oyundan bedava zıkkım var desek kazanla içer bu kertkenezler. Çıkarsam pabucumu yerler. İhtiyar beni kesin kağıt çalarak yendi. Yoksa nerde görülmüş, gözü görmeyen, cavlağı çekmek üzere olan bu adamın beni pişpirikte yendiği! Bikaç kağıdı kulak arkası yaptı da, beni yandaki çakallara yem etti iyi mi..

    - Hesap içime oturdu ama dışarıdaki ayazda kulaklarımı kesiyordu. Ne yapıp etmeli sıcak döşeğe kendimi atmalıydım. Hava kararmıştı, tepedeki aydede biraz teselli verdi bana yol boyu. Soğuk öyle yüzüme vuruyordu ki gözlerimden yaşlar dökülüyor, görenler ühü ühü ühü yapıyorum sanıyordu. Ben evden içeri girdiğimde hemen üzerimdeki soğuk eşyaları terkedip sıcacık ropdöşambırımı giydim ve soğuk kışın bir an önce buraları terketmesini istedim. Beni dinlemedi tabii ki. Ben de sıcak çayımı doldurup başucumda bu gün okuyacak olduğum "Otomatik Portakal" kitabını alıp, nasıl bir etki bırakacağını bilmeden, okumaya başladım.  :)))

    Ben Mütevazi Anlatıcınız kitabı okuyunca da size bu satırları karaladım... Okuyan herkese teşekkürler.

    - Kitabın anlatmak istediği şeyler de var tabiiki ama bu kişiye göre değişir. Bence kötülük yaparsanız ne olursa olsun elbet yolunuza çıkar ve sizi bunu yaptığınıza pişman eder.. Ben bu kitapta çok farklı bir şekilde içine girip, 5. karakter oldum, eğlendim ve hoşuma gitti. Yazar herşeyi argo şekilde ve açık açık anlatmış. Çok güzel, kafa dağıtıcı ve bir o kadar da iç açıcı bir eserdi. Farklı şekilde bakarsanız her şeyi görmeniz mümkün.. Umarım beğenirsiniz. Keyifli okumalar...
  • "Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
    Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
    Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık...
    Ve zehir - zıkkım cıgaram.
    Gene bir cehennem var yastığımda,
    Gel artık..."

    Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
  • "Dünyanın herhangi bir yerinde benim ihtiyacımı karşılayacak kadar çok sabır var mıdır Milena?"
  • Ayhan GÜVEN tekrar paylaştı.
    HOGWARTS EXPRESİ İÇİN SON ÇAĞRI!!!

    - Hızlı hızlı yürüyün, çabuk olun yoksa peron dokuz üç çeyreği kaçıracaksınız. ''Bu peron çok işlektir -ancak üstlerinde şık takım elbiselerle günlerine başlayan insanlar yerine burada pek sevgili evlatlarını uğurlama derdince, cüppeli büyücüler ve cadılar vardır.''

    - Koştunuz ve yetiştiniz. Tebrikler. Artık Hogwarts Expresi'ndesiniz.. Yemek arabası cadısı size ''Arabadan istediğiniz bir şey var mı, canlarım? Balkabağı Poğaçası? Çikolatalı Kurbağa? Kazan Pastası?'' dediğinde tercihiniz ne olurdu? Benimki kesinlikle Balkabağı Poğaçası olur(Çikolatalı Kurbağaya da hayır demem aslında). Bu yolculuğa hangi ailenin oğlu/kızı olarak katılmak isterdiniz? Kendinize mutlaka bir isim verin ve karakter seçerek devam ediyoruz...

    Harry & Lilly Potter''
    Ron & Hermione Weasley''
    Draco & Astoria Malfoy''

    - Seçiminizi yaptınız mı? Peki yolculukta size kimlerin eşlik etmesini isterdiniz? Tabii ki onlar da diğer ailelerin çocuklarından birisi olacak. Kimler iyilerin tarafında olmak ister? Kimse ölüm yiyen soyundan olmak istemez herhalde. Ama burada bir ironi var. Kanınız değil karakteriniz sizin kim olduğunuzu ortaya çıkaran şeydir.

    - Şimdi binadayız veeeee seçmen şapka hangi binaya geçeceğimize karar verecek. Bakalım seçmen şapkayı etkileyebilecek misiniz? Yoksa gönlünüzdeki yere doğrudan seçilecek misiniz?

    Gryffindor
    Hufflepuff
    Ravenclaw
    Slytherin

    - Burda da takımınızı kendiniz seçin hadi sonrasında ise maceraya hazır olun...

    - Hogwarts binasına 19 yıl sonra geldiğimde çok heyecanlandım. Tekrar aynı sahneleri hatırlamak ve içinde bulunmak beni duygulandırdı aynı zamanda, ama bu sefer başımızı belaya sokmak üzereyiz...

    - Elimde bir zaman döndürücü var. Bir düşünün!! Bununla neler neler yapabiliriz? Geçmişe gidip sevdiğimiz birinin ölmesini engellemek? Bizim için ölmüş birini? Kötülüğü yok etmeyi? Exprese dönüp biraz daha fazla Balkabağı Poğaçası yemeyi? (benim tercihim buydu) Siz olsanız bu zaman döndürücüsünü nasıl kullanırdınız?

    - Kullanırdınız tabiiki ve işler o zaman sarpa sarmaya başlardı. Sonuçta Kullanma talimatını okumadınız ve sonuçlarını bilmiyorsunuz. Ben de bilmiyordum böyle sonuçlarının olacağını ve sayfaları çevirdikçe heyecanım körüklendi. Yine de o aleti kullanmaktan geri kalmadık. Burada birde başımıza 'Lanetli Çocuk' çıkmasın mı.. (yoksa sen mi seçtin lanetli çocuk olmayı?) Asıl amacını o zaman öğreniyoruz. Ne gibi bier kötülük planlayıp, aleti kendi çıkarları için kullanacağını. Bizde boş durmadık, gücümüzü ve aklımızı kullanıp bozduğumuz şeyleri düzeltmeye çalıştık. Sonuç mu?? Tabii ki istediğimiz gibi oldu (sizin ve benim).

    - Potterseverlerin okuması gereken bir kitap ve kesinlikle tatmin edici. Tiyatro eseri gibi yazıldığına bakmayın. Beyazperdeye taşınırsa yine yer yerinden oynatacak bir kitap olmuş. Okumanızı tavsiye ederim.
  • "Sevmeyeceksen umut olma."
"Ben edebiyattan ibaretim, başka hiçbir şey değilim, olamam."

Franz Kafka

#34776138


#35866934

______________________________
Özel Güvenlik
Ön Lisans
Tekirdağ
Erkek
45 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 24)
939 okur puanı
26 Şub 20:08 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Hasretinden Prangalar Eskittim
  • Milena'ya Mektuplar

Okuduğu kitaplar 85 kitap

  • Mor Melankoli
  • Harry Potter ve Lanetli Çocuk
  • Az
  • Larende Öteki Dünya
  • Sputnik Sevgilim
  • Otomatik Portakal
  • Genç Werther'in Acıları
  • Daha
  • Şeker Kutusu
  • Memleketin Birinde

Beğendiği yazarlar 36 kitap

  • Mevlana Celaleddin-i Rumi
  • Stefan Zweig
  • Khaled Hosseini
  • Dan Brown
  • Tezer Özlü
  • Didem Madak
  • Nilgün Marmara
  • Fernando Pessoa
  • Tess Gerritsen
  • A. Ali Ural
Okur takip önerileri
Daha fazla