1000Kitap Logosu
Marcel Proust

Marcel Proust

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
13,9bin
Okunma
2.508
Beğeni
72bin
Gösterim
Tam adı
Valentin Louis Georges Eugène Marcel Proust
Unvan
Fransız Yazar
Doğum
Auteuil, Paris, Fransa, 10 Temmuz 1871
Ölüm
Paris, Fransa, 18 Kasım 1922
Yaşamı
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı. 1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri. Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu. 1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu. 1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı. Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi. Eserleri Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919) Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
Albertine Kayıp
Okuyacaklarıma Ekle
Guermantes Tarafı
Okuyacaklarıma Ekle
Okuma Üzerine
Okuyacaklarıma Ekle
Kıskançlık
Okuyacaklarıma Ekle
Sodom ve Gomorra
Okuyacaklarıma Ekle
Hazlar ve Günler
Okuyacaklarıma Ekle
Mahpus
Okuyacaklarıma Ekle
Yakalanan Zaman
Okuyacaklarıma Ekle
Lemoine Vakası
Okuyacaklarıma Ekle
Ein Bild von Paris
Okuyacaklarıma Ekle
119 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
7 Ciltlik “Kayıp Zamanın İzinde” Serisinden Alıntılar: Kibarlar Âlemi
“…okurlara kitabım sayesinde kendilerini okuma imkânı sağlayacaktım.” -Marcel Proust.
Kayıp Zamanın İzinde
Kayıp Zamanın İzinde
serisiyle dünya edebiyatının zirve noktalarından birini kaleme almış olan Fransız yazar
Marcel Proust,
Marcel Proust,
1871’de Paris’in yakınlarında doğdu. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duyan Proust okulda arkadaşlarıyla edebiyat dergisi çıkarır ve yazılar yayımlar. Bu süreç uzun yıllar çeşitli gazete ve dergilere makale ve deneme yazıları yazarak devam eder.
Homeros,
Homeros,
William Shakespeare,
William Shakespeare,
Honore de Balzac,
Honore de Balzac,
Fyodor Dostoyevski,
Fyodor Dostoyevski,
Johann Wolfgang Von Goethe,
Johann Wolfgang Von Goethe,
George Eliot,
George Eliot,
Alexandre Dumas
Alexandre Dumas
gibi yazarları keşfetmesi ve okumasının ardından kendi eserlerini üretmeye yönelik çalışmalara başlayan Proust, deneme, makale, eleştiri gibi yazın türlerine ayırdığı zamanı azaltarak not defterlerine gelecekte yayımlanacak olan eserlerinin taslakları sayılabilecek her türlü şeyi not düşmeye başlar. Böylece Kayıp Zamanın İzinde’ye gidecek olan süreç başlamış olur. “…genelde görünmez olan Zaman, görünürlük kazanmak için bedenlerin peşine düşer ve rastladığı her bedeni ele geçirip üzerinde sihirli fenerini oynatır.” (sayfa 97) Eserini ilk olarak 2 cilt şeklinde tasarlar Proust, ilk cildin adı “Kayıp Zaman”, ikincisinin adı ise “Yakalanan Zaman” olacaktır. Zamanla daha da genişler ve 7 cilde kadar çıkar fakat hayattayken yalnızca 4 cilt basılmış olur. Ölümünün ardından 3 cilt daha yayımlanır ve seri tamamlanmış olur. Çocukluk yıllarından itibaren ağır astım krizleriyle baş etmeye çalışan ve dışarıya nadiren çıkabilen Proust, uzun yıllar kendisini eve kapatır ve roman projesini tamamlamaya gayret eder. Yıllar sonra bu zaman dilimi edebiyat çevrelerinin ilgi odağı haline gelir ve bu anların tek tanığı olan
Marcel Proust
Marcel Proust
’un ev işlerine bakan hizmetçi
Celeste Albaret
Celeste Albaret
yoğun bir baskıya maruz kalır. Uzun yıllar sessizliğini koruyan Albaret nihayet sessizliğini bozar ve
Monsieur Proust
Monsieur Proust
kitabını kaleme alarak bu büyük yazarın hayatına dair birçok sırrı açığa çıkarır. Proust’un eserine “son” sözcüğünü yazdıktan sonra “artık ölebilirim” cümlesini kurduğunu ifade eder. “…büyük bir yazarın o temel kitabı, tek gerçek kitabı kelimenin yaygın kullanımıyla icat etmesi gerekmediğini, bu kitap zaten her birimizin içinde var olduğundan, onu tercüme etmesi gerektiğini fark ediyordum. Bir yazarın görevi ve işlevi, tercümanlıktır.” (sayfa 92) Marcel Proust aynı zamanda mektup yazmayı çok seven yazarların başında gelir. Öyle ki, ölümünden sonra gerek ailesi gerekse de yayıncılar tarafından derlenip basılan mektuplarının tamamı 21 cildi bulur. Bunlardan Türkiye’de yayımlanmış olan 2 tanesi şöyledir:
Prenses'e Mektuplar
Prenses'e Mektuplar
(incelemesi için bakınız: #110533696) ve
Üst Kat Komşusuna Mektuplar
Üst Kat Komşusuna Mektuplar
. Proust’un Kayıp Zamanın İzinde harici yazdığı ve Türkiye’de yayımlanmış olan diğer kitapları ise şunlardır:
Vikont’un Ölümü
Vikont’un Ölümü
(incelemesi için bakınız: #117649241),
Hazlar ve Günler,
Hazlar ve Günler,
Edebiyat ve Sanat Yazıları,
Edebiyat ve Sanat Yazıları,
Lemoine Vakası,
Lemoine Vakası,
Okuma Üzerine,
Okuma Üzerine,
Kalan Son Güzel Kağıdım,
Kalan Son Güzel Kağıdım,
Swann'ın Bir Aşkı,
Swann'ın Bir Aşkı,
Kıskançlık
Kıskançlık
ve
Sainte-Beuve'e Karşı
Sainte-Beuve'e Karşı
. 7 ciltlik Kayıp Zamanın İzinde serisi ise sırayla şu şekildedir:
Swann'ların Tarafı,
Swann'ların Tarafı,
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde,
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde,
Guermantes Tarafı,
Guermantes Tarafı,
Sodom ve Gomorra,
Sodom ve Gomorra,
Mahpus,
Mahpus,
Albertine Kayıp
Albertine Kayıp
ve
Yakalanan Zaman
Yakalanan Zaman
. Seri, Fransız sosyetesi içinde yaşanmış ve yaşanabilecek tüm olayları içeriyor. Marcel Proust’un üstün gözlem yeteneğiyle bir ömür aralarında bulunarak en ince ayrıntısına dek yazdığı “kibarlar âlemi”, eleştirel bir üslupla kaleme alınıyor. Onun zihninde âdeta yeniden yaratılan tüm bu camia ete kemiğe bürünerek kitap sayfaları arasındaki yerini alıyor ve okurlar olarak bizim de hayalimizde canlanıyor. “Dünya her birimiz için bir hamlede baştan sona yaratılmamıştır. Yaşadıkça, hiç aklımızdan geçmeyen şeyler eklenir dünyamıza.” (sayfa 85) Serideki en önemli olaylardan biri ise şüphesiz bir dönem Fransız siyasetini meşgul eden "
Dreyfus Olayı
Dreyfus Olayı
"dır. Konu hakkında Fransız romancı
Emile Zola
Emile Zola
'nun "
Suçluyorum
Suçluyorum
" ismini taşıyan açık mektubu, Fransız aydınlarının seslerini daha yüksek perdeden duyurmaları için cesaret verici bir eylem olmuştur.
Marcel Proust
Marcel Proust
ise bu davayı elinde not defterleri ile takip ederek 7 kitaptan oluşan serisinin hemen her kitabında (çoğunlukla da serinin 3. kitabı "
Guermantes Tarafı
Guermantes Tarafı
"nda) uzun uzun olaya ve sonuçlarına ilişkin gözlemlerini aktarır. Kendisi, kardeşi ve annesiyle birlikte bir Dreyfus destekçisidir ve baba Proust ise Fransız milliyetçisi olduğundan, Dreyfus karşıtıdır. 7 kitap boyunca yüzlerce karakter çıkıyor karşımıza. Bunlardan birçoğu Proust’un gerçek hayatındaki kimi isimlere karşılık gelirken, kimileri de hayal ürünü olarak yaratılıyor ama bu romanın gerçekçi diline herhangi bir zarar vermiyor, aksine daha da güçlendiriyor. Proust’un üstün betimleme gücü birçok yazarı kıskandıracak cinste olduğundan, anlatılan hiçbir olay ve karakter zihnimizden uçup gitmiyor. “Acılarının dineceği umudu, ıstırabına katlanma metaneti verir hastaya.” (sayfa 16)
Virginia Woolf
Virginia Woolf
’un “Asla Proust gibi yazamayacağımı biliyorum” gibi bir cümleyi neden sarf ettiğini anlamak için seriyi baştan sona okumak gerekir zira ne kadar anlatılırsa anlatılsın asla tam olarak anlaşılamayan bir seridir Kayıp Zamanın İzinde ve hakkında ne kadar spoiler verilirse verilsin bir anlam ifade etmez çünkü seride anlatılanlardan daha önemli bir şey varsa o da anlatım dilidir. Böyle bir dili daha önce hiçbir yazarda görmediğiniz ve Marcel Proust’un ardından okuyacağınız başka hiçbir yazarda da göremeyeceğiniz garantidir. Eşsiz bir anlatım tekniğiyle kelimelerle dans eden Proust, uzun ve kıvrımlı cümleleriyle akıldan çıkmayacak kalitede bir anlatıya imza atıyor. “
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
” ismini taşıyan bu kitap, Proust’un 7 ciltlik devasa serisinin içinden alınmış seçme alıntılardan oluşuyor.
Roza Hakmen
Roza Hakmen
’in eşsiz çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan seriyi okumuş olan okurların özledikleri zaman dönüp okuyabileceği kısalıkta hoş bir derleme olduğunu söylemek mümkün. Fakat daha önce hiç Marcel Proust okumamış okurların da okuması için herhangi bir engel bulunmuyor. Gerçi seriye dair oldukça önemli birkaç olayın alıntılarla açığa çıktığının altını çizmekte yarar var. Bunları bilmenin kitaplardan alınan hazzı azaltmadığını düşünsem de, nihai kararı okurun kendisine bırakmak gerekir elbette. “…sanki bir dostumu kaybetmiş gibi, kendi kendimden uzaklaşmış gibi, bir ölüye ihanet etmiş gibi, bir tanrıyı reddetmiş gibi kederliydim.” (sayfa 42) Bu kitabı derleyen
Mehmet Rifat
Mehmet Rifat
’ın bir Marcel Proust uzmanı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yazara ve seriye dair önemli çalışmalarda bulunan Mehmet Rifat, birçok kitap yazdı. İşte onlardan bazıları:
Ruhların İletişimi Proust ve Müzik,
Ruhların İletişimi Proust ve Müzik,
Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak,
Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak,
Otantik Snoplar
Otantik Snoplar
ve
Barthes, Proust, Baudelaire ve Ötekiler
Barthes, Proust, Baudelaire ve Ötekiler
. Kelimeleri kullanma becerisi, dildeki ustalığı, anlatım tekniği gibi birçok unsuru eşsiz bir şekilde kullanan büyük yazar
Marcel Proust
Marcel Proust
'un edebiyat tarihine unutulmaz bir armağanıdır
Kayıp Zamanın İzinde
Kayıp Zamanın İzinde
serisi ve her edebiyatsever günün birinde bu seriyle karşılaşmalıdır. Türün zirve noktalarından birine tanıklık etmeden edebiyatla ilgilenmeye devam etmek her zaman biraz eksik kalacaktır. Keyifli okumalar dilerim. “Gerçek hayat, nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat, dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat, edebiyattır.” -
Marcel Proust
Marcel Proust
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
Okuyacaklarıma Ekle
3148 syf.
·
Puan vermedi
MAALESEF BİTTİ... Bir dünya yıkıldı benim için. 17 yıllık ömrümde en katı bağlılıkla inandığım ideoloji, kuram , felsefe , edebiyat akımı olan büyük Proust şaheseri bitti. 2 yıl önce swannların tarafı ile başladım okumaya . o gün budündür gerçekten yaşamanın sanatla olabileceğini ve gerçek sanatın sadece proust gibi yaşamını sanata, edebiyata ayıran insanların işi olduğuna inanıyorum.kitap ile ilgili olarak (daha doğrusu kitap serisi le ilgili olarak ) söyleyebileceklerim sınırlı: - seri 7 kitap 3.000 sayfadan oluşuyor - konu olarak bir insanın çocukluktan; kendiği bildiği,benliğinin oluştuğu andan , öleceğini yavaş yavaş anladığı son yıllarına kadar bir zamanın anlatısı. - içerik olarak, proust aslında bir felsefeci. 1895 yılında felsefe lisans diplaması almıştır. o yüzden bu seri okuduğunuz diğer kitapların hiçbirine benzemiyor gibi bir laf etsem hiç de klişe olmaz - gece saat 1-2 ye kadar okuduğumu hatırlarım bu seriyi.ama son bir kaç kitabını bitmesin diye uzun aralıklarla okudum - eserlerin sırasını ve özel olarak içeriklerini aşağıda yazacam Ama bundan önce şunu belitmem gerekir ki, proust için edebiyat bir meslek , sıradan bir uğraş değildir kesinlikle. bir yaşam şeklidie edebiyat, insanın geçmişini anlaması için bir rehber ve bu zamanlardan bir haz alması için bir zevk aracıdır yazı. en azından benim için bir zevkti . dün saat 12 gibi son cildi de bitirdiğimde içime bir hüzün çöktü. son bir kaç yıldır hayatımdan, çevremden ve doğadan aldığım zevklerin büyük, çok büyük bir bölümünün evde benim okumamı bekleyen bir marcel proust kitabı olduğunu bilmekmiş. bir öğretmendir proust benim için . bu güne kadar okuduğum onca kitap, naçizane binlerce sayfadan neden zevk aldığımı bana öğretmiştir. ve bunu da yine 3 bin sayfalık bir sanat şaheseri ile yapmıştır. bu güne kadar gerçekten büyük saygı duyduğum sayılı insan vardı ( bilmek isteyenleriçin bu bir kaç kişinin adını aşağıda verecem) ama proust bu kişilere bile olan saygımı sorgulattı bana. kesinlikle bu insanlara olan saygım bir zerre bile azalmadı ama proust bu listenin başına resmen çöktü(!). 1. kitap-SWANN'LARIN TARAFI: kahramanın çocukluğunu, içinde yaşadığını hissettiği benliği ilk duyumsamasına kadar geçen süre anlatılıyor. 2. kitap-ÇİÇEK AÇMIŞ GENÇ KIZLARIN GÖLGESİNDE: bu kitap kahramanın kadınlara beslediği duyguların ortaya çıkışını ve düşüncelerinin yavaş yavaş oluşmaya başladığı kitaptır. serinin genelinin anlaşılması için önemlidir. 3. kitap-GUERMANTES TARAFI: serinin yanılmıyorsam en kalın kitabıydı ama buna rağmen en iyilerinden biriydi. serinin genel anlatımı içinde en önemli yere sahip topluluk ve aile olan guermantes ailesi guermantes mühitinin kahraman için ortaya çıkışını anlatır. 4. kitap-SODOM VE GOMORRA: bilindiği üzere sodom ve gomorra Nuh'un gayriahlaki cinsel davranışları olan kavmidir. kitabın konusuna çok uygun bir başlıktır. 20. yy ın başlarında fransız toplumunun buna karşı bakış açısını, böyle insanların davranışlarını mükemmel üslubu ile anlatır. bence serinin en kapsamlı kişilik analizlerinin olduğu '' sağlam '' bir yapıt. 5. kitap- MAHPUS: AHHH ALBERTİNE... bu seriyi okuyan her insanın yeri geldiğinde kahraman ile beraber aşık olduğu, yeri geldiğinde nefret ettiği kız. kahramanın büyük aşkı.yazarın kadınların davranışlarını ve albertine nin kendi üzerindeki etkileri anlattığı başyapıt. 6. kitap-ALBERTİNE KAYIP: geldik serinin en iyi kitabına. yani bence en iyi kitap. önceki kitapta yazar albertine i eve hapsetmişti. bu ciltte albertine yazarın evinden ayrılır ve yazarın hayatını değiştiren olay ve fikirler meydana gelir. 7. kitap- YAKALANAN ZAMAN : VEEE HÜZÜNLÜ SON. hüzünlü ayrılık . bir felsefenin neticesi. spoiler vermemek için çok bir şey yazmayacağım ama kafanızdaki oluşan bir kaç soru işaretinin nihai cevabının olduğu eser. mükemmel bir kapanış . VE SONUÇ: Proust binlerce yıllık insanlı tarihinin en iyi yazılı sanat eserini ortaya koyar..... BÜYKÜ SAYGI DUYDUĞUM BİR KAÇ KİŞİ 1- NİETZSCHE 2- ALİ ŞERİATİ 3- PROUST 4- YAŞAR KEMAL Bu uzuuun inceleme için özür dilerim ama bunu yazmayı kendime borç bilirdim. sürç-ü lisan ettiysem affola....
Kayıp Zamanın İzinde
Okuyacaklarıma Ekle
Bu inceleme de Edebiyat ödüllerinin nasıl ve kime verildiği üzerine yazmak istiyorum. Neden ve nasıl oluyorsa büyük yayınevleri tüm ödülleri (bir yolunu bularak) kendisinde topluyor. Kalibreli ödüllere bakın. Çoğunun yazarı Can, iletişim, yky, metis gibi yayınevlerinde çıkıyor. Bu tesadüf mü yoksa danışıklı dövüş mü? Örneğin geçen yıl Vedat Türkali edebiyat ödülleri bu şekilde dağılmış. Yani sanki böyle bir bizon ölmüşte, güçlü aslanların her biri birer parçasını koparıp köşesinde yemeye çekilmiş. Bu ödül kişiye mi yoksa yayınevine mi veriliyor inanın anlamadım!!!!! . Bu törenlerde vasat yayınevlerinde çıkan bir kitap dahi görememek beni üzdü. Çünkü bu şu anlama geliyor: Sanatın ne olduğunu, neye sanat denileceğini büyük yayınevlerinde görev yapan 3 4 namı şüpheli editör belirliyor. Ne diyeyim... Yiyin efendiler yiyin... Bu sofra sizin.....
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Okuyacaklarıma Ekle
72 syf.
·
1 günde
Kıskançlık çeker yalanın acısını ve görür sakladığından fazlasını
Marcel Proust Kayıp Zamanın İzinde serisinin yazarı.. Aslında yazacaklarım inceleme ifade etmez . Seriyi okumuş olmama rağmen inceleme yazma yeterliliğinde hissediyorum kendimi.. Yazar ve eserleri için inceleme yazmak bana göre daha akademik bir bilgi gerektiriyor. Kıskançlık* kitabı için söyleyeceğim yazarın Mahpus* eserinin bir bölümü.. Eser, yazarın aşık olduğu Albertine ile karşılıklı mahpus oldukları hayatlarında birbirlerini sınama, sahiplenme eğilimleri, kıskançlığı besleyen kaynaklar, vb psikolojik gözlem; yer, kişi tahlilleriyle özellikle de duygu tahlili ile seriyi okuyanlara bir hatırlatma mahiyetinde .. Ve yazarla tanışmak için de ideal bir başlangıç eseri niteliğinde.. Yani Marcel Proust ile tanışmak isteyenler bu eseri başlangıç eseri seçebilirler. Marcel Proust okuma sürecimde hatrı sayılır alıntılar paylaştım. Merak edenler göz atabilirler eserleri hakkında fikir sahibi olmak için.. Ebebiyat severlerin bir gün muhakkak tanışmak isteyeceğini bir yazar Proust.. ... rezilce çırpındığı bir mücadeleyi fazla uzatmayana ne mutlu!... Tamamıyla sahip olamadığımızı severiz ancak.! Gariptir ki ilk aşk, yüreğimizde bıraktığı kırgınlıklarla sonraki aşkların yolunu açsa da belirtilerin ve çekilen acıların özdeşliği üzerinden olsun, bunlara bir çare bulma imkânı sunmaz bize. Bir pasaj ile bitiriyorum. Neden sonra buz kesmiş halde geri dönüp yorganın altına girdim ve tüm gece ağladım. ____ Her dakika beni Albertine'in iyi geceler dileğine daha da yaklaştırıyordu ve sonunda o dilek geldi. Ancak o gece onun kendi varlığından soyutlanmış ve benimle de buluşmayan öpücüğü beni öyle bir kaygıya sürüklemişti ki kalbim çarparak kapıya doğru ilerleyişini izlerken şöyle düşünüyordum: "Onu geri çağırmak için bir mazeret uydurmak, yanımda tutmak, barışmak istiyorsam acele etmeliyim, odadan çıkmasına son birkaç adım kaldı sadece, son iki, son bir, kolu çeviriyor, açıyor, çok geç, kapıyı ardından çekti!" Ancak yine de çok geç değildi belki. Tıpkı bir zamanlar Combray'de, annem beni öpücüğüyle avutmadan gittiğinde olduğu gibi Albertine'in ardından atılmak istiyordum, onu bir daha görmeden huzura eremeyeceğimi, bu bir kez daha görüşün şimdiye dek hiç olmadığı kadar muazzam bir şeye dönüşeceğini ve bu üzüntüden tek başıma sıyrılmayı başaramazsam belki de gidip Albertine'e yalvarmak gibi utanç verici bir alışkanlığa kapılacağımı hissediyordum. Yataktan fırladığımda o odasına varmıştı bile, çıkıp da beni çağırır umuduyla koridoru ileri geri arşınladım, usulca seslenir de duyamam korkusuyla kapısının önünde kıpırtısız bekledim, bir anlığına odama dönüp acaba şansıma sevgilim sanki eksikliğini çekmesinden endişe etmiş gibi davranabileceğim, onun odasına gitmeye bahane edebileceğim mendildir, çantadır, bir şey bırakmış mıdır diye bakındım. Hayır, hiçbir şey yoktu. Tekrar dönüp kapısının önünde dikildim. Ama artık aradaki yarıktan ışık sızmıyordu. Albertine ışığı söndürmüş, yatmıştı; bense orada, kim bilir hangi doğmayacak fırsatın umuduyla kıpırtısız duruyordum. Neden sonra buz kesmiş halde geri dönüp yorganın altına girdim ve tüm gece ağladım. Combray da uykudan önce annesinden iyi geceler* öpücüğü beklerken kalbindeki tarifsiz sızıları bize de hissettiren yazarı hep özleyeceğim. İyi okumalar dilerim. Yazarla tanışmanız dileğimle..
Kıskançlık
7.5/10 · 942 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
502 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
kayıp zamanın izinden
Kitap Fransız edebiyatının en önemli ve özgün yazarlarından biri olan Marcel Proust'un yedi ciltlik "Kayıp zamanın izinde" serisinin ikinci kitabı ... Seri otobiyografik bir roman olduğundan dolayı okumlar sizi yazarın yaşantısının en önemli yıllarında onunla beraber bir nevi yaşayıp ilk gençlik yıllarından olgunluk dönemlerine kadar aşktan, sevgiden , dostluktan ; edebiyattan resme , tiyatrodan müziğe kadar sanat ve insan adına birçok kavrama onun gözlerinden kimi zaman eksik kimi zaman doğru , bazen de Marcel Proust'da olduğu şekilde görüp tanımlayacaz. Seri şu şekilde : 1-)Swann'ların Tarafı 2-)Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde. 3-)Guermantes Tarafı 4-)Sodom ve Gomorra. 5-)Mahpus. 6-)Albertine Kayıp. 7-)Yakalanan Zaman. İlk kitap başlangıç olduğunda dolayı Marcel Proust'un ilk gençlik yıllarının , Swann karekterine olan gözlemlerinden , onda etkilendiği noktalardan çıkarak oluşun duygu dünyası , büründüğü kişiliği tanıyıp kavramak adına ilerideki bölümlerin zeminin oluşturan bir kitap ... İkinci kitap olan "çiçek açmış genç kızların gölgesinde" ise yazarımızın karşı cinse bir yönelimi oluşmaya başlıyor, karşılaştığı kızların onda oluşturduğu duygular onun aşka olan bakışı şekillendirmeye başlıyor... Girdiği burjuva kesimin dünyasına bolca şaşalı kişilikleri görüp onlara ayak uydurmaya çalışırken diğer taraftan da farklı sanat dallarında (edebiyattan resime , operadan tiyatroya kadar birçok konuda )tanıdığı karakterlerle sanat ve edebiyat adına yoğun bir anlatımla karşımıza çıkıp güzellik ve sanat kavramını zaman unsuru üzerinden değerlendiriyor. Kendi gözünden yeniden yorumlayıp bizlere (biraz yoğun ve uzun betimlemelerle , tanımlarla)tekrar sunuyor... (Seriyi okumaya başlamadan önce yazarın üslubunu tanıma ve biraz da ağır bir seri olduğundan bir hazırlık yapma adına "hazlar ve günler" , "okuma günleri"veya "Proust yaşamınızı nasıl değiştirebilir" gibi ve konuda yazılmış benzer kitaplara bakabilirsiniz) (Serinin bir ve ikinci kitaplarını iki kez okuduğumdan kısa bir inceleme yapmak istedim diğer kitapları da tekrar okuduğumda daha kapsamlı bir incelemeyle karşınıza çıkarım umarım ) İyi okumlar...
Marcel Proust
Marcel Proust
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Hazlar ve Günler
Hazlar ve Günler
Okuma Günleri
Okuma Günleri
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir
Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir
Monsieur Proust
Monsieur Proust
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Okuyacaklarıma Ekle
430 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kayıp Zamanın İzinde'de Kaybolmak
YouTube kitap kanalımda Marcel Proust'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtube.com/watch?v=n5e0iz7fVms... Bu incelemeyi Marcel Proust ismini daha önce hiç duymamış olanlar ya da kitaplarını okumak isteyip de okumaya çekinenler için yazıyorum. O yüzden ya bu incelemeyi hiç okuma ya da sonuna kadar oku bence. Empresyonizm, Gotik mimari, etnobotanik, Botticelli, Sistina Şapeli ve Tsippora freski, İlkbahar tablosundaki kadınlar, Liszt, Güllerin Valsi, monokl ve kikloplar arasındaki göz ilişkisi, Dante, Giotto, Floransa, Paris, Combray... Bu inceleme bütün bunların Proust dilinden Türkçe haline çevirisidir. Swann'ların Tarafı romanı Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin adımını attığı ilk romandır. 19. yüzyılda Fransa'da empresyonist diye etiketlenen adamların bir fikri vardı. O güne kadar yapılagelmiş olan eserler genel olarak dış alemdeki varlıkların aynen göründükleri gibi tablolara aktarılması yönündeydi. Fakat buna bir dur demeliydi. Çünkü hayal gücü ve duygusal yönlendirmeler kayıptı. Resimde Monet, Renoir ve Cézanne, edebiyatta ise Rilke, Joyce ve Proust gibi adamlar dünyaya resmen gözlem yapmak için getirilmişler gibiydi. İzlenimler, Swann'ların Tarafı romanında gözün kısımları olan kornea, göz bebeği, iris ve göz merceği, burunda koku alabilmeyi sağlayan mukoza, kokuyu eriten olfaktör ve respiratuar, ağızda tat alabilmeyi sağlayan tat tomurcukları ve reseptör hücreler gibi fiziksel katmanları delip geçerek insanın beyninde konumlanmış olan geçmiş zamanına misafirlik eder. Bergson ve Proust ev sahipleridir. Geçmiş zamanın tasarlanabilip diğer zamanlarla sürekli ve iç içe olmasını ortaya atmalarıyla izlenimlere ve geçmişe "Nerede kaldınız, biz de tasarlamak ve izlenimlemek için sizi bekliyorduk." derler. Swann'ların Tarafı'nda, izlenim ve gözlemlerin mimari cephelenmesi akıllara Gotik mimariyi getirir. Tanrı'nın havaya kaldırdığı parmağıymışcasına insanın önünde dikilen ve onu insan dışı proporsiyonlarıyla ezmeye çalışan mimari bir perspektif vardır. İnsan, roman içerisinde sevgiyi ve gerçekliği ararken Proust'un virgüllerinin kemerlendiği, cümlelerinin Gotik mimarideki binaların göğe doğru uzanma istekleri gibi uzadığı, altarlarda okurun kanının Tanrı'ya sunulduğu satırlar arasında bulur kendisini. Proust'un cümleleri Gotik mimarisi tarzındadır. Uzunluğuyla, haşmetleriyle ve özünde sosyete yozlaşmışlığıyla bunun etkileri çok net bir şekilde görülür. Biz düz insanlarızdır. Aldığımız kokular, tattığımız yiyecekler, gördüğümüz çiçekler, böcekler, dokunduğumuz insanlar hayatımız içerisinde genelgeçer bir sınır içerisinden ilerler. Swann'ların Tarafı'nda zaman ülkesinin sınır nöbetçisi Proust'tur. Bu sınır kapısını istediği zaman açar ya da kapatır. Sınırın diğer tarafına geçmeyi sağlayan çit kimi zaman bir çocuğun annesi tarafından çocuğa iyi bir gece dilenmesi arzusu kimi zaman uyku ve uyanıklık arasındaki muğlaklık kimi zaman Rönesans üslubundaki koroyerleri kimi zaman etnobotanik dalına hizmet eden peyzaj ve çiçek izlenimlerinden oluşur. Kimi zaman? Kimi zaman? İşte bu soru, zamanı "kim"leştirmeye doğru götürür bizi. Hayatımızın kadını/erkeği olacak insanın yüzünü kâh Sistina Şapeli'ndeki Yetro'nun kızı Tsippora freskinde Tanrısal ve nötr bakışlarda kâh Botticelli'nin İlkbahar tablosundaki kadınların kararsızlığıyla buluruz. Çünkü 5 duyu Proust'un elinde Swann ailesi, Odette ve anlatıcının ailesi arasında resimleri dinlemek, müzikleri tatmak, yiyecekleri daha tatmadan görmek, dokunduklarını işitmek ve koku aldıklarına dokunmak gibi sinestezik dallara ayrılır. 5 duyu Proust'un ağacı, dallar sinestezik izlenim araçları ve meyveler ise Kayıp Zamanın İzinde serisinde henüz okuduğum bu kitap -ve muhtemelen devam niteliğindeki diğer kitaplar-dır. Dante'nin "O bir zanaatkar değil, sanatçı. Adam olun!" dediği Giotto'nun kobalt ve çinit renklerindeki mavi dünyasını, benim de Proust'a "O sadece bir yazar değil, sanatçı!" dediğim ve yanakla göz arasına sıkıştırılan tek camlı gözlük olan monokl aracılığıyla geçmişlenmeye çalışırken Proust, geçmişte daha da geriye giderek mitolojik ve tek gözlü bir canavar olan Kiklop'un gözünden de geçmişinizi tasarlamayı size öğretebilir. Çünkü nihayetinde gördüğünüz ve izlenimlediğiniz dünya Swann'ın ve anlatıcının gözlerinin sıvılaşıp geçmişleşme reaksiyonu gibi okurunu da geçmişleştirir. Kitabı okurken kendinizi Güllerin Valsi dinlerken, Tsippora freskine bakarken, Rönesans'ın doğduğu Floransa'da bulurken, Paris'teki sosyeteyi hafiften eleştirirken buluyorsanız, doğru yerdesiniz. Proust'un kayıp zamanın izinde... Proust, Swann'ların Tarafı'nda dinlediğiniz müziklerin sizin geçmişinizde açtığı boşlukları kadınlarla kapatmaya çabalar. Zira, müzikler, piyano ve keman, akdikenler ya da bütün etnobotanik dalı gözeneklerinizin nefes almasını bir kadınla sağlatmaya çalışıyor olabilir. Çiçeklerin anlık olarak insanın gözlerinin önünde yeşermesi etkisiyle 1922'de ölen Proust'un 1947'de tedavi olarak kullanılmaya başlanan LSD deneyimlerini hatırlatıp "Acaba Proust bir de Kayıp Geleceğin İzinde yazar mıydı?" diye sorduran, Floransa yapı ustalarının fresk işçiliğindeki mimari yeteneklerini geçmişe aşk tutkalıyla yapıştıran, çiçeklerin toprağına, suyuna, güneşine bağlılığı gibi insanların da müziğine, geçmişine, kadınına bağlılığını izlenimcilik ve kesilmeyen bir gözlemle anlatan bir kitaptır Swann'ların Tarafı. Peki şu an tam olarak neredeyiz? Zamanın taşlarını elinde istediği gibi yöneten bir adam bütün insanların şimdiki zamanını tasarlamasına karşılık bir fikir getiriyorsa bence orada olmalıyız. Nerede? Tabii ki de Kayıp Zamanın İzinde.
Swann'ların Tarafı
8.8/10 · 2.673 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
71 syf.
·
Puan vermedi
Okuma Üzerine
Kitaplar şahsın kendi düşüncelerini oluşturması için kullanılması gereken bir araçtır, dünyanın en iyi kitabı olsa da bu kitap başkalarının düşüncelerinin ölü bir kaydıdır ve şahsi kanaatim yazıda düşüncelerin ruhunun bir nebze öldüğüdür. Yazan kişi hakimiyeti kalemine vermiştir ve o anda tam anlamıyla kendisi olduğu söylenemez, okurun karşısına çıkmış durumdadır, gerçekten büyük bir yazar ise bu eserinin kendisinin ölümünün ardından da yüzlerce yıl boyunca okunacağının farkındadır. Bu yüzden yazar,güzel bir kadın ile konuşan erkek gibi farklı bir tavır takınır ve tam anlamıyla samimi olamaz ve elbette ne kadar detaylandırılırsa detaylandırılsın düşüncelerin aktarımında eksiklik olacaktır, düşüncelerini başkalarına aktarmak, kendinle aynı yaşantıya sahip olmayan bir kişiye düşüncelerinin gerçekliğini anlatmaya çalışmaktır ancak ne kadar çabalarsak çabalayalım, okur ile yazar farklı kişiler oldukları için okur ancak kendisinin anlayabildiğini alır, yazarın anlattığını değil. Descartes'in çok bilindik sözü "Kitap okumak, geçmiş zamanların en zeki insanlarıyla sohbet etmektir." Bu söz aslında kitap okumanın değerini ifade etmektedir,binlerce insandan bir iki tanesi zekidir ve zeki olan bir insanın çağdaş zekaları bulması fazlasıyla zordur,okumak entelektüel dostluğun en iyi yoludur. Ancak kitap okumak bir sohbet biçimi olsaydı, çok okuyan insanların hiç bir biçimde yalnız hissetmemesi gerekirdi. Bu bile tek başına, Marcel Proust'un bu kitabını okurken Proust ile okuma üzerine sohbet etmediğimizi, yalnız başına bir aktarım ve de yalnız başına bir tüketim olduğunu gösterir. Başta söylediğim gibi kitaplar başka insanların düşüncelerinin kaydıdır ve bize katabilecekleri en önemli şeyin, o metni yazmış bulunan zekanın seviyesinde düşünebilmektir. İnsan taklit ederek öğrenir ve bence yeterince okuyan herkes bu büyük zekaların seviyesine çıkabilir. Bu ölü insanların, metinleri ile anılması ile birlikte gözümüzde daha da büyümesi durumu ortaya çıkıyor, Tolstoy'un eserleri mükemmel olabilir ancak belki de birebir sohbette espri anlayışının çok kötü olduğu ortaya çıkacaktır ya da belki de Dostoyevski fazlasıyla utangaç birisidir ve birebir tanısaydık, silik, boş birisi olduğunu düşünecektik. Metinlerde yazar kendisinin en iyi halini gösterdiği için gözümüzde fazla büyüyor, onların seviyesine hiç ulaşamayacağımızı hissediyoruz. Emerson'ın bununla ilgili bir sözü vardı, sözü tam hatırlamasam da şu minvalde idi "Bu insanların büyük faziletleri vardı. Eee, ne oldu yani, faziletleri fazla kullandılar da tükendi mi?" O insanlar bu seviyeye çıkabilmişse onun eserinin başına geçmiş,bu emeği ve saygıyı göstermiş olan insan da ulaşabilir.
Okuma Üzerine
8.1/10 · 955 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.