Okuma Üzerine

7,6/10  (7 Oy) · 
17 okunma  · 
3 beğeni  · 
662 gösterim
Okuma Üzerine, Marcel Proust'un birey ile kitap arasındaki ilişkiyi ve özgün psikolojik edim olarak okumayı irdelediği, bu edimin kaynaklarına yaptığı yolculuğu içeren bir anlatı.

Büyük bir yazarın kitapla kurulan ilişki üstüne derin düşünme denemesi.

Aynı zamanda Proust'un kütüphanesinde bir yol haritası olan Okuma Üzerine, bizim şimdi durduğumuz yeri de aydınlatıyor.

Hiç kuşkusuz, dostluk, bireyler arasındaki dostluk hava cıvadır ve okuma bir dostluk biçimidir. Ama en azından dostluğun samimî bir biçimidir ve bir ölüye, olmayan birine yönelik olması ona çıkarsız, neredeyse dokunaklı bir hava verir. Dahası o, Öteki bütün dostluk biçimlerini çirkinleştiren her şeyden bağımsız bir dostluktur.
Marcel Proust
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2009
  • Sayfa Sayısı:
    71
  • ISBN:
    9789944599948
  • Orijinal Adı:
    Sur la lecture
  • Çeviri:
    İşık Ergüden
  • Yayınevi:
    Notos Kitap
  • Kitabın Türü:
Zafer KORKMAZ 
 25 May 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

”Floransa Notları’yla Ruskin’e çok büyük keyif vermiş Prenses Madam Alexandre de Caraman-Chimay’a duyguğum derin hayranlığın anısına,Madam’ın hoşuna gittiği için bir araya getirdiğim bu sayfaları saygılarımla adıyorum.”
Proust’un Okuma Üzerine isimli kitabı bu cümle ile başlıyor.Kitap 71 sayfa.Son 12 sayfası resimler ve notlardan ibaret.ilk 25 sayfa çocukluk dönemine ait okumalarını anlatıyor.O yaşlarda duyduğu okuma arzusu ve onu olumsuz etkleyen dış faktörleri uzun uzadıya ve ustaca tasvir ediyor.
26.sayfadan itibaren okuma üzerine farklı görüşler ileri süren düşünürlerin fikirlerinin bir adım ötesine geçerek,kimi zaman mevcut fikirleri besleyip,çoğu zaman da farklı bir bakışaçısıyla derinlemesine tahil ediyor.Ve okuyucusuna yeni bir resim sunuyor.
Proust’un okumak üzerine görüşlerine gelirsek;Okumanın bazı filozofların savunduğu gibi(Descartes ve Ruskin)geçmiş yüzyılların en değerli ,en bilge insanlarıyla konuşmak olamayacağını,bir kitapla kurulacak ilişkinin yazarın bilgeliğinde değil,iletişim kurma biçiminde olduğunu savunur.Yani konuşmanın tersine okumayı;kişinin yalnızken önceden belli olan bir düşünceyi,müdahalesiz ve esinlere tamamen açık olarak,kendi zeka sınırları içinde algılama süreci olarak niteler.Daha farklı bir ifadeyle yazarın anlattıklarından öte, okuma eyleminin kişinin kendi kapasitesiyle doğru orantılı olarak sonuçlanacağının altını çizer.Yazarın bilgeliğinin bittiği yerde okurun bilgeliğinin başlayacağını savunur farklı bir bakışaçısıyla .Yine okumanın ruhsal hayatın eşiği olduğunu,oradaki yolu oluşturamayacağını,sadece yolu gösterebileceğini belirtir.
Ruhsal yönden çöküntü içerisinde olan insanlar için de, okuma disiplininin iyileştirici bir rol üstlenebileceğini belirtir.Bazı zihinlerin gerçek yaşamın sırlarının saklı olduğu derin benlik bölgelerine inme noktasında bir tür tembellik içerisinde olduğundan hareketle,okumanın bu noklara giden yoldaki kapıların bir anahtarı olduğunu ve okuma disiplini ile müdahale edilmeyen zhinlerin derin benliklerindeki hazineyi unutarak yüzeyde yaşamak zorunda kalacaklarının altını çizer.Özetle böyle ruhları uyandırcak tek disiplin okumadır O’na göre...Okuma disiplininin zihnin kişisel farkındalığını ortaya çıkarmak yerine ,onun yerini kaplamaya yöneldiğinde ise-benlikteki yolu oluşturmaya başladığında- çok tehlikli bir hal alacağını ,öyle ki; böyle bir durumda kişinin kendisi olmaktan öte okuduklarıyla kurgulanmış ,güçsüz,özgürlük yolunda özgürce(!)sınırlara hapsedilmiş olacağını vugular.Ortada bir bilgi vardır mutlaka, ama gerçek olup olmadığı muammadır.Doğrunun,gerçeğin bilgisine sahip olup olmadığını dahi bilemeden,biri tarafından tesbit edilerek eline verilmiş bir gerçeğin kanatlarıyla özgürleşmeye çalışmak bir çıkmazdır .Düşüncenin davetine sağır ve dilsizliktir, koşulsuzca etkilenmeye boyun eğen bir geçekle yaşama halidir bu.
Bir tarihçinin ya da bir bilginin okuma sonucunda elde etmek istediği gerçek,gerçeğin kendisinden öte ,kanıtıdır.Ancak edebiyatçı için durum biraz farklıdır.O ,okur ve beyninin içine depoladığı bilgilerle gerçeğin kalbine ulaşmayı hedefler.Tamamen sağlıklı ve kusursuz zihinlerin olmadığı bir dünyada,yüce zihinlere sahip insanların”Edebiyat Hastalığı”na tutulduğunu savunur.Kitap sevmenin zekası yüksek insanlara ait bir duygu olacağını,büyük yazarların,iyi okuyucuların kendi benlikleriyle birlikte olmadıkları zamanlarda ,kitaplarla birlikte olmayı yeğleyeceklerini,zaten bu kitapların da onlar için yazıldığını,milyonlarca değerli bilginin onlar için derlendiği aşikardır O’na göre.
Yararlı okuma kapasitesinin düşünürlerde,hayal gücüne yaslanarak yazan edebiyatçılara göre daha yüksek oluduğunu,düşünürün okuduğu eserden elde ettiği bilgilerin yazanına daha bağlı olduğunu,elde edilen bilginin anında gerçeklik olgusuyla değerlendirildiğini,hayal dünyasının denizine yelken açmış yazarın ise elde ettiği bilgilerle yelkenini şişirdiğini söyler.Örneğin Schoephenhauer’a eserlerinin derlemeden ibaret olduğu şeklinde bir gönderme yapmaktan da geri durmaz.
Bireyler arasındaki dostluğun geçici ve samimiyetsiz olduğunu,okuma ile kurulan dostluğun kalıcı ve daha samimi olduğunu söyler.Bireyler arasında söz vardır,okuma esnasında sessizlik.”Çünkü başkaları için konuşuruz ama kendimiz için susarız” der.Şöyle bir düşününce hak vermemek mümkün değil...Kisi kendinden başka kimle daha yakın bir dostluk kurabilir ki?Okuma elyemi sessizliktir.Bu sessizlik anında, konuşmadan farklı olarak yapmacık tavırlara ve steril olmayan duygulara yer yoktur.Kişi kendisidir...Okurken yazarın düşüncesi ile ,kişinin kendi düşüncesi arasında uyuşmayan fikirlerin kabul edilmesi imkansızdır...
Bu kitapla Proust’u tanımış oldum.Samimi bir şekilde şunu söylemeliyim ki,olaylara o kadar farklı bir pencereden bakıyor ki;ilk bakışta bir bataklık gibi görünen manzarayı,elinizden tutup bir adım attırdığında,o resmin; muhteşem bir doğaya,cıvıl cıvıl öten kuşların daldan dala uçutuğu bir güzelliğe,bir dinginliğe çıktığını farkettiriyor.Nitelikli okumanın sırlarını merak edenleri davet ediyorum.Keyifli okumalar.

nishtiman 
26 May 19:01 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Düşüncelerimiz ile barışık olmadığımız zaman, yalnız kalmaktan korkar hale geliriz. İnsanın kendiyle baş başa kalmasının, iç sesini dinlemesinin asosyallik olarak görüldüğü günümüz toplumunda ise, insanların okumaktan kaçmasının en büyük nedenlerinden biri de bu yalnızlık hissidir, çünkü; Proust’un da dediği gibi okumak biraz da yalnızlık gerektirir.

Yalnız kalmaktan duyulan bu korku bizlere neler yaptırmıyor ki. Geçenlerde bu siteden bir arkadaşımla bu konuyu konuşmuştuk. Sosyal Medyada 400 arkadaşım var ama toplasan görüştüğüm 20 kişi bile değildir, neden buna gerek duyuyoruz demişti. Bu kitabı okurken Proust’un tespitlerinden bunun nedenini anladım sanırım. Kendimizle baş başa kalmaktan yılandan, çıyandan kaçınır gibi kaçınıyoruz. Çünkü kendimizle ve düşüncelerimizle başbaşa kaldığımız zaman, yaşamaktan memnun olmadığımız hayatımızı, içinde bulunmaktan hoşnut olmadığımız çevre şartlarını ve çarpık düşüncelerimizi daha çok sorgulamaya başlıyoruz. Her birimizde belli seviyelerde var olan bu sorgulama korkusu, bizi yalnızlıktan ve yalnızlığa dair her şeyden kaçar hale getiriyor. Bu korkuların ortasında sosyal Medya aracılığıyla oluşturduğumuz bu simüle edilmiş yalan dünya ve içerisindeki sanal kişilikler, bizim için realitenin vereceği yalnızlıktan kaçınacağımız, sahte bir mutluluk kaynağına dönüşüveriyor. İşte bu yüzden insanlar her saniye kaçıp sığınabilecekleri, çekinmeden sohbet edebilecekleri bu ortamı yalnızlıktan bir kaçış yolu olarak görüyor ve zaman zaman saçma gelse de yine de her defasında bu mecraya sığınıyor.

Peki yalnızlıktan ve yalnızlık gerektiren okumaktan neden bu kadar korkuyoruz? Çünkü yalnızlık ve okumak ikisi de nitelikli yapıldığında, bireyin, dolayısıyla da toplumun devrimini sağlar. Bu ağır yük bizleri bu ikisinden korkar hale getirir. Oysa ki tarihte ne kadar peygamber, düşünür, fillozof, bilim insanı veya yazar varsa, hepsi yalnızlığın ve okumanın sonucunda var oldukları konuma ve akıl yapısına kavuşmuş ve kendi kişisel devrimlerinin yanında insanlığın da devrimini sağlamışlardır. Yani bu korkular yalnızlığa veya okumaya karşı duyulan korkular değil aslında, yeniden yaratımın ve bu yaratımların oluşturacağı devrimlerin bizde yaşattığı sancılar ve bu sancıların korkularıdır aslında.

Bu perspektiften bakacak olursak; okumak kendi kişisel devrimimizde bize yol göstermek anlamında çok önemlidir. Proust bunu şöyle dile getiriyor:
“…Bir okuma disiplini yaratmak, sadece teşvik edici bir şeye fazlasıyla rol yüklemektir. Okuma tinsel hayatın eşiğidir, oradaki yolu bize gösterebilir, yolu oluşturmaz.”

Yani olay ‘’ bir kitap okudum hayatım değişti. ‘’ denilecek kadar basit değildir. Kitaplar ellerinde sihirli değneklerle bize yol oluşturan, hayatımızı ve düşüncelerimizi ütopya haline getiren sihirli değnekler değildir. Ben şahsen kitapları bu açıdan bize ışık saçan kandillere benzetiyorum, bize yol gösterirler, yolumuzu aydınlatırlar. Ama unutmamak lazımdır ki yolu yürüyecek olan da yine bizizdir, kitaplarımız da bizim için yola serpilmiş yıldızlar, güneşler, kandillerdir.

Okumak bir başkasının dünyasına açtığımız bir penceredir, tabi bizler için de kendi dünyamızdan farklı bir gerçeklik bulacağımız, daha sahici bir ikinci dünya. Kitaplarda bulduğumuz bu ikinci dünya, bizimkinden daha üstün olan idealler dünyasıdır. Bizim dünyamızda var olan her türlü fenomen ise bu dünyadan bize yansımış ideallerdir. Okumak bu yüzden biraz da bu idealliğe açtığımız tinsel bir kapıya benzer. Bu ruhsal kapıdan geçip geçmemek ise okuyucunun kavrama kabiliyetine bağlıdır.

Kısaca okumak bize tinsel bir dünyanın kapısını aralayıp, o tinselliği kendi gerçekliğimiz yapma imkanı verirken bir yandan da; zihnimizi, düşüncelerimizi ve zekamızı da besler. Proust bunu da kitapta şöyle ifade ediyor:

“Kitap sevmenin zekaya koşut geliştiği anlaşılıyor (…) Bu yüzden, en büyük yazarlar, kendi düşünceleriyle doğrudan ilişki içinde olmadıkları zamanlarda, kitaplarla birlikte olmaktan zevk alır. Zaten bu kitaplar öncelikle onlar için yazılmamış mıdır…”

Proust’un bizler için oluşturduğu bu verilerden yola çıkıp bizim ülkemize bakacak olursak mevcut durumumuzun sebepleri de daha iyi anlaşılır sanırım.
Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye'de kişi başına 8.4 kitap düşüyor. TÜİK verilerine göre, kitap okumak Türk insanının ihtiyaç listesinde 235. Sırada yer alıyor. Kitap okumaya ayırdığımız süre ise günde ortalama sadece 1 dakika. Mesela Fransa’da halkın kitap okuma oranı yüzde 21 iken, Türkiye’de bu oran binde bir gibi komik bir rakam. Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolarken, Türkiye'de ise bu rakam 25 sent... Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. Sırada. Bana bazen soruyorlar mesela;'' bir başkasına hediye alacağım ne alayım sence? '' diye. Ben de kitap deyince çoğunlukla tepkileri de şu oluyor: '' aman canım sen de, adam akıllı bir hediye diyorum, kitabı ne yapsın? '' O yüzden bu rakamlara da hiç şaşırmıyorum.


Şimdi ben bunu buraya en az 850345935 kere yazmışımdır ama büyük çoğunluğu, Kitaplarının ilk emri ‘’ Oku! ’’ olan Müslümanların yaşadığı ülkemizde, okuma oranlarının bu kadar düşük olması çok saçma ve acınası değil mi? Söylediğiyle yaptığı bu kadar çelişen bir milletin sonu iyi olabilir mi bilmiyorum ama bu gidişata dur diyemezsek yarın öbür gün durumumuzun bundan daha kötü olacağını tahmin etmek çok da zor olmaz sanırım.

Son olarak kitaba dair söyleyeceğim: okumak neden bu kadar önemlidir, okuduğumuz zaman kendimize nasıl bir fayda sağlamış oluruz gibi soruların cevabını kendi hayatından yola çıkarak anlatmış Proust. O yüzden bu güzel kitabı okumanızı öneririm.

Kitaplar Yorumlar 
18 Oca 19:49 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Edebiyatın uzun cümleleri ile bilinen, yaşadığı bize göre sıradan sayılabilecek ve bir anlık bir olaydan kendine göre sıradışı ve sayfalarca yazı çıkarabilen, ayrıntılara inmek konusunda belki ayrıntılarda boğulmak tehlikesinin yakınlarında gezen bir yazarından okumanın ayrıntılarını irdeleyen bir kitap.

Kitaptan 15 Alıntı

Duygu 
11 Nis 00:55 · Kitabı okudu

Okuma,insanların en bilgesiyle bile olsa,bir konuşmaya indirgenemez;bir kitapla bir dost arasindaki asıl farklılık,bilgeliklerinin buyüklüğündeki farklılık değil,onlarla iletisim kurma biçimidir; okuma,konuşmanin tersine yalnizliğimizi sürdürürken,yani yalnızken sahip olunan ve konuşunca çabuk dağılan entelektüel gucten yararlanmaya devam ederek,esinlere açik olmaya ve zekanın kendi kendisi uzerindeki calismasini bütünuyle verimli kılmaya devam ederek,her birimizin önceden iletilmis bir başka düşunceyi edinmesidir.

Okuma Üzerine, Marcel Proust (Sayfa 30 - Notos Kitap)Okuma Üzerine, Marcel Proust (Sayfa 30 - Notos Kitap)
nishtiman 
26 May 19:07 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

“Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir.”
- Descartes

Okuma Üzerine, Marcel ProustOkuma Üzerine, Marcel Proust

Kitap zevki zekâ ile birlikte artıyorsa, görüldüğü gibi, bu zevkin tehlikeleri de zekâyla birlikte azalır. Özgün zekâ, okumayı kendi kişisel işleyişine bağlı kılmayı bilir. Okuma, onun için eğlencelerin en soylusundan, özellikle en soylulaştırıcısından başka şey değildir

Okuma Üzerine, Marcel Proust (Sayfa 49)Okuma Üzerine, Marcel Proust (Sayfa 49)
Zafer KORKMAZ 
 22 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir okuma disiplini yaratmak,sadece teşvik edici bir şeye fazlasıyla rol yüklemektir.Okuma tinsel hayatın eşiğidir,oradaki yolu bize gösterebilir,yolu oluşturamaz.

Okuma Üzerine, Marcel Proust (Sayfa 36 - Notos Kitap)Okuma Üzerine, Marcel Proust (Sayfa 36 - Notos Kitap)

"Okumada, dostluk aniden başlangıçtaki saflığına kavuşur.Kitaplarda sahte sevimlilik yoktur.Geceyi bu dostlarla geçiriyorsak, bu gerçekten istediğimiz içindir.En azından kitaplar söz konusu olduğunda dostlarımızı genelde üzülerek terk ederiz."

Okuma Üzerine, Marcel ProustOkuma Üzerine, Marcel Proust
nishtiman 
26 May 19:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka zaman belki yoktur.

Okuma Üzerine, Marcel ProustOkuma Üzerine, Marcel Proust
nishtiman 
26 May 19:10 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Çünkü sadece okuma ve bilme yoluyla zihin “en görgülü hali”ne kavuşur. Duyarlığımızın ve zekamızın gücünü ancak kendi içimizde, ruhsal yaşamımızın derinliklerinde geliştirebiliriz.

Okuma Üzerine, Marcel ProustOkuma Üzerine, Marcel Proust
2 /