Işık Ergüden

Işık Ergüden

7.6/10
9 Kişi
·
31
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.296
Gösterim
Adı:
Işık Ergüden
Unvan:
Çevirmen-Yazar
Doğum:
istanbul, 1960
"1960 yılında istanbul'da doğdu. 17 yaşında girdiği cezaevinde 12 yıl tutuldu. galatasaray lisesi'nde ve boğaziçi üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatı bölümünde okudu. başta fransızca olmak üzere, ingilizce ve ispanyolca'dan çeviri yapmaktadır
"İntihar etmeyip yaşıyorsak, anlamın büyüklüğünden değil, hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merak ile ıstıraplı bir inadın götüreceği yeri görme isteğinden; bir de, üstüne üslük , şahsi duruşun gölgesinin topluma bir lanet olarak düşmesini diliyor olmaktan başka anlamı yoktur her güne yeniden başlamanın"
Herkesin hem kurban hem de cellat olduğu bu sistem çökecekse, artık herkes altında kalacaktır.
Kalıp koyucu,tekrarlatıcı toplum,ezberletir ve karbon kağıdıyla çoğaltılmış yaşantılar saçılır ortalığa,birbirinin aynısı ve soyut...
Ölümlülüğün fani olma ötesinde anlamlar edindiği, zamansızlık ve mekânsızlık duygularıyla eşdeğer olduğu bu çağda, ancak yıkıcı bir duygu, toplumu yıkarken kendini de geri çeken, yoksullaştıran bir varoluş yaratıcı olabilir: Yokluğun, yetersizliğin, muhtaçlığın bilincinde saklıdır hayat.
Hayatta, ayakta kalmaya çabalama hali ile çaresiz ve ümitsiz bir isyan arasındaki gerilimde yatar yüz- yıl sonu insanlarının tevekkülü, deliliği.
“Kendini bilme”, toplumun bireyi değil, bireyin kendini eğitmesidir. Toplumsal, kurumsal eğitimin getirdiklerinin unutulmasıdır...
Yaşıyor olmak, her kuşak ve kişi için, bugün, burada, olabilmek için, kalıcılaşmak için, didinmek, hep daha fazla: malın, mülkün, edimin ve sözün fazlası için.
Işık Ergüden
Sayfa 10 - Kaos Yayınları (2. Baskı)
Red ile kabul arasında, insan, gidip gelen ve hep aynı yerde -farklı.
Aynı yerde ve farklı. Zamanın düz bir çizgi oldu- ğuna, zamanla birlikte kendisinin de ilerleyeceğine, değişeceğine, değişmesi gerektiğine inanan insan... Dünyadan ve hayattan umudunu kestikçe, dünya- nın ve hayatın altında kaldıkça kendini kemiren insan...
İnsan: hayal kuran varlık, tahayyül ile gerçek arasına sıkışmış, kendini, sıkıştığı yerden dışarı, dışına fırlatan, sürekli, yaşayan, ölen.
Gündelik hayat, yeri ve zamanı ince ince hesaplanmış bir kuşatmanın, operasyonun alanıdır. Cinayet anlıktır; uzatılan, sürdürülen şey ise ötekilerin, sürüden geriye kalanların bakışına yöneltilmiş olan operasyondur: gücün kendini gösterişi, görkemi, görüntünün ve gürültünün yalanı, yalan üretimi, dağıtımı ve tüketimi.
Işık Ergüden'in notuyla, "Yazının (sözün, hatta görüntünün) bittiği, biterken de, onca sözün, yazının, görüntünün boğduğu insanı da peşinden sürüklediği bir dönemde, bu metin, ümitsiz, hüzünlü, karabasanlı bir edim, iktidarsızlığıyla varolabilen bir teşebbüs olarak, ancak laneti bulaştırma arzusundadır." Bu metin 'bence' sadece notların bir araya getirildiği ancak tamamlanmamış bir pasif tanıklık -saptama- projesi hissi veriyor. Çaresizliği ve çözümsüzlüğü ile fazlasıyla Albert Caraco ve Jean Baudrillard anıştırdı; yanında tuz biber olarak Schopenhauer ve Nietzsche. Zaten kitaptaki "son imge" Nietzsche'ye selam çakıyor. Ancak yeni bir şey yok.
Işık Ergüden'in güzel çevirilerini tercih ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Işık Ergüden
Unvan:
Çevirmen-Yazar
Doğum:
istanbul, 1960
"1960 yılında istanbul'da doğdu. 17 yaşında girdiği cezaevinde 12 yıl tutuldu. galatasaray lisesi'nde ve boğaziçi üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatı bölümünde okudu. başta fransızca olmak üzere, ingilizce ve ispanyolca'dan çeviri yapmaktadır

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 44 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.