Anarşist Ahlak

9,0/10  (23 Oy) · 
55 okunma  · 
14 beğeni  · 
915 gösterim
İnsanda ahlâk duygusu, koku ve dokunma duyusu gibi doğal bir yetenektir. Bu duygudan kurtulmak istesek bile beceremeyiz. İnsan için, dört ayak üstünde yürümek, ahlâk duygusundan kurtulmaktan daha kolaydır. Bu duygu, hayvanın evriminde, insanın dik durmasından önce gelir."gerçekleşebilecek eşitliğin peşinde koşan İnsan'ın ve insanlığın aczini gözler önüne seren Stirner, bu önemli eseriyle, kendi biricikliğimizin ve kudretimizin farkına varmamızın yolunu açıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    80
  • ISBN:
    9789757005384
  • Orijinal Adı:
    La Morale Anarchiste
  • Çeviri:
    Işık Ergüden
  • Yayınevi:
    Kaos Yayınları / Kropotkin Dizisi
  • Kitabın Türü:
Melike Uzunoğlu 
 28 Mar 18:01 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitabı felsefe öğretmenimin elinde görmüştüm hayatımda ilk kez. Lisedeydim. Öğretmenimiz bu kitabı bize önyargılardan bahsederken göstermişti. Çoğu insanın, bu kitabın kapağını, üzerindeki "Anarşist" yazısını gördüğünde bu kelime hakkında bir fikri olsun veya olmasın, başta ürperip bir fikir çatışması yaşayacağını, belki okuyana karşı eskisinden daha farklı hissedeceğini, belki korkacağını söylemişti. Haklıydı. Nelerin nelerin yargısız infaz yediği bu dünyada bir kitabın kapağı da neydi ki hem?

O öğretmenimizden bir cümle daha hatırlıyorum: "Anarşizm aslında en iyimser ahlak yaklaşımıdır." Düşündüm. Bu insanlar ahlakın bizde zaten bir uzuv gibi var olduğunu, hepimizin "iyi" doğduğunu söylüyorlar. Bu yüzden yasaların ve kuralların bir fazlalık, kısıtlayıcı birer gereksizlikten ibaret olduğunu düşünüyorlar. Onlara göre bizler doğuştan iyiydik. Bu yüzden yönetilmeye ihtiyacımız yoktu. Belki de yönetenin ve yönetilenin varlığıydı ahlakı bozan. Belki de yöneten hiç var olmasaydı, daha fazlasına ulaşma hırsı, koltuk sevgisi, aldatmacalar ve yönetilenlere söylenen onca yalan da hiç var olmayacaktı. Sadece "belki"...

Fikirlerinde sonsuz bir "dostluk" ifadesi vardı. Işık gibi. Bireyler iyi olursa toplum da iyi olur dediler. Bu yüzden "yürekli insan"ı "başkalarına zarar vermektense ölmeyi tercih eden" olarak tanımladılar. Ve yine bu yüzden uygunsuz koşullarda, bu uygunsuz koşulların geçmesini bekleyerek huzurla uyuma hakkını kendilerinden men ettiler. "Bizi isyana yönelten şeye uyum sağlayamayız." diyerek bir kez daha gösterdiler tutumlarını.

Hayatım boyunca doktrinlere karşı (-izm'ler) hep uzak kaldım, ve kalmaya devam da ediyorum. İnsanları seviyorum, ama Hümanist değilim; kadınları seviyorum, ama Feminist değilim; erkekleri de seviyorum, ama Maskülist değilim; Mustafa Kemal Atatürk mü? Onu çok ama çok seviyorum, ama Kemalist de değilim. Anarşizm'in benimsediği iskelet düşüncelerden de var kafamda, tıpkı baharat gibi serpilmişler; ama Anarşist'im de diyemem asla. Sırf -ist veya -izm eki kullanmadığım için inandığım şeylere sadık olmadığım da çıkarılamaz buradan. Kimse hak etmez bence böyle bir kötümserliği.

Desteklediğimiz veya karşı çıktığımız her şey için bir isim uydurup üstüne yapıştırmak, bu desteği veya desteksizliği etiketlemek ve bu etiketleri de birer kısayol, birer suistimal olarak kullanmak bana insanlık dışı geliyor arkadaşlar. Bu kitabı okurken de hep bunu düşündüm. "Bir şeyist" olmak neden bu kadar önemli acaba, diye. Yine de "bir şeyizm"leri sahiplenebilmek veya reddedebilmek için onları iyi bilmeniz gerek sanırım. Hatta bu, her şey için böyle! İnsan bilmeden savunmamalı hiçbir şeyi, veya kötülememeli onu haberi dahi yokken.

Şimdi, kendim Anarşizm'i savunmuyor olsam bile ileride savunan biri karşıma çıkınca onu çok daha iyi anlayabileceğim için seviniyorum. Merak ediyorsanız, bu kitap gayet güzelce açıklayabilmiş bence. Öğrenmek isteyen herkese önerilebilir.

İşte böyle sevgili okurlar, hepinize iyi okumalar!