·
Okunma
·
Beğeni
·
2343
Gösterim
Adı:
Komünist
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753083475
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gendaş Yayınları
Baskılar:
Komünist
Komünist
Vedat Türkali, seksen üç yıllık yaşamından bir kesiti anlatıyor 'Komünist'te: Nasıl bir aile ortamında, nasıl bir çevrede büyüdüğünü; neler okuyup, kimlerden etkilendiğini; sosyalist düşünceyle ilk kez nasıl tanıştığını, ilk örgütsel ilişkilerini... Yalın bir dille, hiçbir kurgu kaygısı taşımadan, gerçek isimler ve olaylarla...


"Şefik Hüsnü'ye son gidişinde, Kapalıçarşı'da bir sokakta sayacı Ahmet Frıncı'nın adresini verdi; gidip onunla görüşecektim. Ahmet Frınıcı da (Dede Ahmet) ad olarak tanıdığım eskilendendi. Uzun süre Moskova'da kalmış, Merkez Komitesi üyesi olduğunu bildiğim biriydi. Gittim. Kendimi tanıtır tanıtmaz üst üste yığılmış derileri attı yere, başına çömeldik karşılıklı; dükkâna alış verişe gelmiş biriydim, arkam sokakta konuşuyorduk. Bir akşam geç bir saatte, Fatih Camii'nin arka kapısında, Boz Mehmet'in beni bekleyeceğini söyledi. Ürkek, tedirgin bir görünümdeydi konuşurken. Dede Ahmet Fırıncı'nın söylediği gün, saatte gittim buluşma yerine; kimseciğin bulunmadığı karanlık bir duvar dibinden çıktı Boz Mehmet."
134 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Vedat Türkali'nin çocukluğundan başlayarak 1951 de tutuklanmasına kadar geçen sürede, ailesi, arkadaşları, üniversiteye girişi, TKP'yi arama çalışmaları ve eşi Merih Hanım ile olan evliliği ile yazarın siyasi manifestosunu beyan ettiği "Komünist", yazarın "Güven" romanının da anahtarı aynı zamanda. Önce Komünist'i okumak, Güven'i anlamak açısından oldukça faydalı olacaktır.
96 syf.
·Puan vermedi
Kitap otobiyagrafi tarzında yazılmış; yazarın 1951 yılında tutuklanmasına kadar yaşadıklarını kısmen anlattığı yazılardan oluşuyor. Çocukluğu, ailesi, yaşadığı zorluklar, ilk aşkıyla lisede tanışması ve yıllar içinde evlenmesi, üniversite yılları, Sosyalizm ve komünizm üzerine düşünceleri, bir ideaya gönül vermesi ve sonuna kadar arkasında durması, dönemin ünlü veya sonradan ünlenecek isimleriyle arkadaşlıkları (Yusuf Atılgan, Behcet Necatigil, Abidin Dino, Cahit Külebi vd.), iş hayatı ve yaşadığı zorlukların anlatıldığı geçmiş döneme dair kendi bakış açısıyla bir nebze olsa ışık tutuyor.

Kitapla kalın efenim :)
134 syf.
·3 günde·8/10
Uzun bir aranın ardından biraz biyografi biraz teori ile geldik.
Türkali'nin, düşüncelerinin oluşum sürecini anlatarak başladığı
son kitabından akılda kalanlar şöyle;
.
KOMüNİST - VEDAT TÜRKALİ >
1919, Samsun doğumlu Abdülkadir Pirhasan.
Nam-ı diğer Vedat Türkali.
Yobaz denecek ölçüde Müslüman,
Kemalist reformlara tiksinerek karşı çıkan,
şeriatçi bir babanın oğlu.
İlk ve orta öğrenimi boyunca ateşli bir Kemalist,
lise yıllarında Nazım okuru...
.
Düşüncelerinin şekillenişini şöyle anlatır;
"Yaşadığım toplumu gerçek boyutları içinde kavramamda,
yaşadığım bu koşulların payı olmuştur kuşkusuz;
ancak kardeşçe bir dünya özlemimde,
beni kuşatan ortamda soluduğum egemen kültür de
en az o kadar etkili olmuştur diye düşünürüm."
.
Beni şaşırtan bir bilgiyi ise sayfalar ilerledikçe öğreniyorum;
Kadir, TKP'li bir militan oluyor üniversite çağlarında.
Ancak asla at gözlüklü bir partizan değil,
yeri geliyor, şu cümlelerle eleştirmekten geri kalmıyor TKP'yi;
"...herkesin kendi yorumuna açık bir desantralizasyonla
ülke çapında hiçbir gün tam toparlananamamış TKP örgütü
iyice dağınıklığa bırakılmış oluyordu." diyor.
.
Nazım'ın; Benerci ,Taranta Tabu ve Şeyh Bedrettin'i
başucu kitapları olan bir Kadir,
ki mücadeleye asker olmasına rağmen devam eden...
.
Arkadaşları ve en iyi yoldaşı, karısı Merih'le verdiği
mücadeleye sık sık değinirken, emperyalizm ve kapitalizmi
eleştirmekten de geri durmamış kitapta.
Kapanış bülteninden bununla ilgili bir alıntı ile
kapatacağım ben de incelemeyi;
" "Kapitalist, kendisinin asılacağı ipi satan adamdır."
sözü boşuna söylenmemiş.
Gönüllü gönülsüz satmak zorundadır o ipi.
Bütün bu olgular,içten içe birikimlerle emekçilerin
özgür dünyası için gerçek demokratik sıçramalara doğru giden,
uzun aşamalı bir "DÜNYA DEVRİMİ" sürecinde yaşadığımızın
belirtileri değilse, nedir?
İnsanlığın sonu mu geldi?!"
#Komünist #VedatTürkali #070319
134 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Komünist Vedat Türkali'nin 2001 yılında yazdığı gençlik dönemini anlattığı otobiyografik kitabı. Öğrencilik yılları, komünizm düşüncesinin ilk kez oluşmaya başladığı zamanlar, ilk TKP çalışmaları, askeri öğretmenlik yılları ve giderek 1951 yılında tutuklanması. Bütün bunların yanısıra komünizme inanmış sol görüşlü yazarlarla olan anıları...
Kitabın en önemli yanı bir zamanlar yönetici kadrolarının korkusu olan komünizmin aslında gayet masum bir aydın hareketi olarak başlaması. Eğer legal bir örgütlenme olsaydı yine bir işçi sınıfı hareketi olmayıp aydın hareketi olarak kalacak sözde demokratik arenada yerini bulacaktı. Yıllarca aydınların korkulu rüyası olan takipler, gözaltına almalar, sürgünler, 141-142 maddelerden yargılanmalar, o günlerde çok sayıda edebiyat eserinin konusu olmuştur. Bugün yine baskı, yine sansür, yine mahkumiyetler maalesef devam ediyor ama en azından komünizm üzerinden değil, ve en azından legal bir TKP partisi de var. Günün suçlama araçları PKK ve Fetö.
Vedat Türkalinin çok gerçekçi, nesnel bir anlatımı kitabın okunmasını kolaylaştırıyor. En etkileyici yanı aradan geçen seksen yıla yakın bir zamana rağmen inandığı ideolojiden vazgeçmemesi. Eski solcuların yeni dönekler olduğu günümüzde böyle birkaç sağlam kişinin olması umut verici. Kitabın son on sayfasında özeleştiri yaparak son sözünü söylüyor yazar.
Vedat Türkali'yi bu kitabı okuduktan sonra daha çok sevdim. Okurken "Bekle bizi  İstanbul" şiiri aklımdan çıkmıyordu. Kitabı okuyacaklara önce şiiri bütünüyle okumalarını tavsiye ederim.
134 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
Yazar, kendi geçmişi üzerinden TKP tarihini ve çevresini anlatmış. Etkili bir anlatımı var. Okunmalı ve komünistler de tanınmalı. Bir solukta okunabilecek kitaplardan. Gerçeklerin acılaştığı sayfalar da var ama ne yaşadıysa anlatmış. Komintern kararının Türkiye'ye etkisinden bahsettiği sayfalar çok ilginçti. Yazarla tanışmak için de iyi bir başlangıç kitabı olacaktır. Çok verimli bir yazardır kendisi.
İlk-ortaokul boyunca, okulda belletilenler doğrultusunda
ateşli bir Kemalisttim. Babam namazında, orucunda,
yobaz denecek ölçüde Müslüman, Kemalist reformlara
tiksinerek karşı çıkan, şeriat yanlısı biriydi.
Tüm ailem, çevrem de öyle. Üç ablam da okuldan alınmış,
okutulmamıştı. Nedeni yoksulluk kadar, okulda başlarını
açıp çizgiden çıkacakları korkusuydu.
Herkes Kuran okuyordu evde.

Özellikle Cumhuriyet bayramlarında ya da bir başka şenlik günü
kente gezmeye gitmeleri için babamdan izin istendi mi alınacak yanıt belliydi:
"Ne işleri var orda? Oturup Kuranlarını okusunlar evde!"
Bir ablam hafızdı; ben de Kuran'ı beş kez hatmetmişimdir.
İlkokula başlamadan önce, beş yaşımda var yoktum, ablamı da
hafızlığa çalıştıran Vasfiye Hocaanım'ın "mahalle mektebi"ne yolladılar.
Çatık kaşlı, iri yapılı Hocaanım'a o minik yaşımda duyduğum korkuyu,
bahçeye bakan, tahta kafes pencereli odada önümdeki Elif cüzü'yle
çocuk yüreğime dolan sıkıntıyı karabasan gibi anımsamışımdır hep.
Amme'yi, Tebareke'yi, sonra da Kuran'ı okul sıralarındayken
babam belletti. Bana çok düşkün olan babamdan bir gün
az kaldı dayak yiyordum! Okulda aldığım eğitimle övünerek,
"Türküm!" dememe çok kızmıştı! Ne demekti
"Türküm"; "elhamdülillah Müslümanım!" diyecektim!
Kemalist okulda öğrendiklerimle evimde, çevremde görüp
yaşadıklarımın çelişkisi içinde sallandım bir süre.

Liseye geçtiğim yıl, dünyaya daha uyanık bakmaya başlamış olmalıyım.
Nâzım'ın şiirlerini okuyordum. Okul kitaplarında yer veriliyordu
Nâzım'ın şiirlerine. Lisede, ailesini savaşta yitirmiş, kimi kimsesi olmayan,
birilerince korunup bakılan, Mehmet diye bir çocuk vardı.
"Komünist Memet" derlerdi. Onunla arkadaşlığa başladık.
Gazi Kitaplığı diye bir yer vardı Samsun'da. Mustafa Kemal'in,
19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldiğinde kaldığı otelmiş.
Gazinin Evi'ydi adı. Anahtarı verilip kentçe armağan edilmiş ona, denirdi.
Şimdi müze sanırım. Onun altındaki salon kitaplıktı.
Çeşitli kitapları, şiirleri, romanları, birçokları gibi ben de
orada bulup okuyordum. Reşat Nuriler, Hüseyin Rahmiler,
Aka Gündüzler, Peyami Sefalar, Yakup Kadriler, Halide Edipler,
Burhan Cahitler (o yıllar çok popüler bir romancı), Ahmet Haşimler,
Necip Fazıllar, Faruk Nafizler; kimi edebiyat dergileri,
Varlık, Kültür Haftası, Çığır, Yeni Adam...

Bir de öğle yemeği aralarında okuduğumuz lise kitaplığında
bulunurdu bunlar. Gazi Kitaplığı, okumaya düşkün kişilerin buluşma,
tanışma yeriydi de. Mehmet'le arkadaşlığımız orda oluştu sanırım.
Yaşamımda önemli yeri olan bir başka kişiyle, Sefer Aytekin'le
karşılaşıp arkadaş olmamız da gene o kitaplıkta başlayacaktı,
epeyi bir süre sonra. Mehmet'le konuşa konuşa, kentin o
günler en uzak, kıyı semtlerinden birindeki, Kökçüoğlu Mahallesi'ndeki
bizim eve geldik bir akşamüstü. Hiç unutmadığım bir gün oldu benim için.
İçinde yaşadığımız bizim toplumda da insanların,
"proletarya", "burjuvazi" ayrımıyla başka başka sınıflar içinde
yaşadıklarını; burjuva varsılların, yanlarında karın tokluğuna
çalıştırdıkları proleter yoksulların emeği ile yaratılanlara el koyduklarını,
onları sömürüp süründürerek varlık içinde yaşadıklarını,
bundan kurtulmanın tek yolunun da komünizm olduğunu
o akşam ilk kez onun ağzından duydum!
Daha önce bir biçimde duyup işittiğim şeyler bizim ülkemizde
de vardı demek! Epeyi bunalımlı günler başlamıştı benim için;
bu "Komünist Memet" beni de mi komünist yapıyordu?
Vedat Türkali
Sayfa 7 - Ayrıntı Yayınları - Ayrıntı:913 Türkçe Edebiyat Dizisi:37

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753083475
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gendaş Yayınları
Baskılar:
Komünist
Komünist
Vedat Türkali, seksen üç yıllık yaşamından bir kesiti anlatıyor 'Komünist'te: Nasıl bir aile ortamında, nasıl bir çevrede büyüdüğünü; neler okuyup, kimlerden etkilendiğini; sosyalist düşünceyle ilk kez nasıl tanıştığını, ilk örgütsel ilişkilerini... Yalın bir dille, hiçbir kurgu kaygısı taşımadan, gerçek isimler ve olaylarla...


"Şefik Hüsnü'ye son gidişinde, Kapalıçarşı'da bir sokakta sayacı Ahmet Frıncı'nın adresini verdi; gidip onunla görüşecektim. Ahmet Frınıcı da (Dede Ahmet) ad olarak tanıdığım eskilendendi. Uzun süre Moskova'da kalmış, Merkez Komitesi üyesi olduğunu bildiğim biriydi. Gittim. Kendimi tanıtır tanıtmaz üst üste yığılmış derileri attı yere, başına çömeldik karşılıklı; dükkâna alış verişe gelmiş biriydim, arkam sokakta konuşuyorduk. Bir akşam geç bir saatte, Fatih Camii'nin arka kapısında, Boz Mehmet'in beni bekleyeceğini söyledi. Ürkek, tedirgin bir görünümdeydi konuşurken. Dede Ahmet Fırıncı'nın söylediği gün, saatte gittim buluşma yerine; kimseciğin bulunmadığı karanlık bir duvar dibinden çıktı Boz Mehmet."

Kitabı okuyanlar 261 okur

  • Bekir ÇAVUŞ
  • Melisa Önel
  • Sezer aktas
  • Baran Karğı
  • Leyla Akgül
  • Mikail Konak
  • mpiac
  • sevde
  • Kubilay Kapusuz
  • Gülşah Çelebi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%2.4
18-24 Yaş
%14.3
25-34 Yaş
%23.8
35-44 Yaş
%47.6
45-54 Yaş
%9.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.4
Erkek
%48.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.1 (14)
9
%1.7 (1)
8
%31 (18)
7
%17.2 (10)
6
%1.7 (1)
5
%1.7 (1)
4
%1.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0