Adı:
Mavi Karanlık
Baskı tarihi:
Eylül 2005
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789785837114
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Zaman: 12 Eylül 1980 Darbesi öncesinin minyatür, kaotik "iç savaş" yılları.
Yer: Bodrum...
Kişiler: Aydınlar...

Olayların eksenini, doktora öğrencisi Nergis'in ölümle tehdit edilen sevgilisi, fizik asistanı Korhan'ı ölümden kurtarmak için Bodrum'a getirilişi, orada eski sevgilisi Özgür'le karşılaşması oluşturuyor. Nergis-Korhan, Nergis-Özgür ilişkisinin çevresinde, ülkenin içinde bulunduğu durum, "terör"ün tırmanışı, Bodrum'daki yaşayış ele alınıyor.

Ölümün kol gezdiği bir dönemde her sınıftan aydının toplandığı Bodrum sığınağı şöyle çiziliyor:

"Tabaklarla, içki şişeleriyle donanmış masalardaki arkeolog, gazeteci, yazar, öğretmen, doktor, mimar, hukukçu, radyocu, televizyoncu, büyük kent sosyetelerinden kadınlı erkeli bilinen yüzler, türkülü, kahkahalı, gülücüklü, konuşmalı, alkol kokulu, sigara dumanlı bir ortalıkta karman çorman..."

"Mavi Karanlık", Korhan'la Özgür arasında bocalayan Nergis'in sevdası ekseninde; asıl, aydınlarla halk arasındaki ilişki ve çelişkinin hesaplaşmasının sergilendiği, bugün de güncelliğini yitirmemiş bir romandır.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
Bir Vedat Türkali kitabıyla daha karşınızdayım. Önceki incelemelerimde Türkali'nin nasıl bir anlatım yolu izlediğinden bahsetmiştim. Fakat şimdi biraz daha iyi bahsetmek gerekiyor. Öncelikle Türkali, toplumcu gerçekçiliğe yaftalanan ''Köy edebiyatı'' argümanını kıran bir yazar. Sonra toplumcu olunca bireyin iç dünyasıyla ilgili psikolojik bir incelemenin eksik olduğu kanısına varılır. Türkali bunu da aşmış bir yazar. Tam tersine, şu ana kadar okuduğum eserlerinde devamlı bir iç hesaplaşma var. Tabii bu hesaplaşmanın toplumsal mücadeleyle ve siyasal ilişkilerle yakinen ilgisi var. Bu açıdan(toplumculukla bireyin iç dünyası arasında bağlantı kurması açısından) en çok da Tanpınar'a benziyor. O da toplumcu olmamasına rağmen bireyi toplumun içinde ele alan ve o bireyden yola çıkarak toplumu anlatan bir yazardı(Tanpınar'ın Huzur kitabıyla Türkali'nin Bir Gün Tek Başına'sı arasındaki benzerlik çok şaşırtıcıdır). Türkali'nin bu açıdan Türk edebiyatındaki teşekkülü muazzamdır. Çok yönlü bir yazar ama esas olarak toplumcu ve siyasal meseleleri merkeze alan bir yazar. Tanpınar'dan farkı da daha ideolojik olabilmesidir bence. Çünkü Tanpınar toplumu yansıtırken hiçbir siyasi görüşünü belirtmez. Bu iki yazar arasındaki anlatım benzerliğine dikkat çekerek Türkali'nin anlatımıyla ilgili bazı fikirler verdim. Şunu da belirteyim ki Türkali'nin psikolojik tahlilleri, onu elbette bu anlatıma özel teknikleri kullanmaya itecekti. İç monolog, bilinç akışı gibi teknikler Türkali'de normal bir toplumcu eserin tekniklerinden(gösterme tekniği, diyalog) çok daha fazla kullanılmıştır. Bu anlamda, örneğin Orhan Kemal'in fazla fazla kullandığı diyalog tekniği Türkali'de o kadar çok kullanılmaz, toplumcu olmasına rağmen. Bu da demektir ki biz eserleri ve yazarları edebiyatımızda o dönemde cereyan eden akımlara göre sınıflandırırken doğru bir iş yapmıyoruz. Esasında bu tam bir şablonlaştırma, şematikleştirme halini alıp meselenin özünü gözardı etmemize sebep oluyor. Meselenin özü ise yazarın kendi şahsi kullanımını kapsayan anlatımdır. Yani ikisi de toplumcu olsa her birinin anlatımı kendine özgü, bu anlatım yazardan yazara değişmiş. Keza biz aynı şekilde bireyin iç dünyası derken de tamamen kendinden menkul olan Tanpınar'ı bu kategorinin içine dahil edemeyiz. İşbu müfredatımız dahil ederek Tanpınar'ın dili ve anlatımına büyük bir saygısızlıkta bulunmuş...

Şimdi Türkali'ye tekrar dönelim. Aslında edebiyat dersinde görmemiz gereken en önemli ve orjinal yazarlardan biriyse de eğitimin ideolojik tavrı nedeniyle hiçbir öğrenci adını bile bilmiyor. Bir zamanlar Nazım Hikmet de böyleydi. Fakat eminim ki o da bir gün Nazım gibi unutulan raflardan alınacak ve okunacak. Unutulmaması adına Türk Dili ve Edebiyatı dersinde proje olarak bu yazarı aldım ve okuduğum eserleri neticesinde yapacağım bir sunumla yazarın ismini duyuracağım. O zamana kadar olabildiğince tüm eserlerini okumaya gayret ediyorum. Hocaya şimdilik Güven kitabına kadar söz verdim. Şimdi bu incelemenin esas konusu olan Mavi Karanlık kitabına geçebiliriz.

Mavi Karanlık, Bir Gün Tek Başına kadar başarılı olmasa da yazarın küçük burjuva aydın bunalımını merkeze aldığı bir eser. Bodrum'da geçiyor. O dönemlerde ülkenin kaotik ortamından kaçan insanların sığındığı yer. Nergis, Özgür, Korhan ve Muhtar bu niyetle Bodrum'dalar. Tabii Korhan ve Bodrum'da işçi olarak çalışan İbraam farklı. Onlar sınıf bilinçli insanlar. Tehlikeden kaçmanın tehlikeyi ortadan kaldırmadığının farkındalar. Özgür, Nergis ve Muhtar ise farkında değil. Oysa hepsi sürekli bir tehlikenin ve mücadelenin ortasındalar. Özgür'ün başına gelenler bunu kanıtlayacaktır. Sonra gene o bölgedeki patronlardan Recai Bey, Malik Bey gibilerinin çıkar çatışmasının ortasında olduklarını da farkedecekler. Fakat Nergis ve Özgür? Onlar sadece canlarını düşünen, sözde devrimci ama özde küçük-burjuva, yer yer romantik çıkışlar yapsalar da bunların hiçbir faydasının olmadığını bilen insanlar. İkisinin başına gelen olaylar doğal olarak onları yerden yere savuracak. Korhan ise Özgür'den farklı. Kitapta sürekli ikisinin kıyaslanması söz konusu. Korhan, Nergis'in ısrarıyla, kendisi hakkında suikast söylentileri çıktığı için Bodrum'a gelmiştir. Ancak hayatın mücadele etmek olduğunun bilincinde olan Korhan, bir süre sonra Ankara'ya geri dönmüştür. İbraam da aynı şekilde mücadelenin sürekli devam ettiği İstanbul'daki fabrikaya çalışmak için gidecektir. Hayal aleminde tehlikeden kurtulduğunu sananlar ise her daim tehlikeyle burun buruna olacak ve mücadele etmektense işi şansa bırakacaklardır(son bölümdeki lodoslu havada özellikle tekneyle İstanbul'a gitmek istemeleri, İbraam'ın ise işini şansa bırakmayarak otobüsle gitmesi bunu anlatır). Bu hayal aleminde devamlı birbirini aldatan aşıklar(Fatoş, Muhtar, Nergis, Özgür), sözde aydınlar(Özgür), her attığı adımda kararsız kalanlar(Nergis), burjuva olmaya özenenler ve burjuvazinin ihtişamına kapılıp pis tarafını görmeyenler(Muhtar) vardır. En nihayetinde hepsinin olaylar karşısında nasıl hareket ettikleri görülecektir. Vedat Türkali böyle karakterlerle okuyucuya derin bir içerik sunmuştur.

Türkali romanlarındaki siyasi unsur, psikolojik tahliller ve her sınıftan insanlarla birleştiğinde mükemmel bir edebiyat silsilesi ortaya koyar. Edebiyatın ideolojiden ve siyasetten uzak kalacağını düşünenler, yanılıyorsunuz. Vedat Türkali okuyan bir kimse için bu düşünce geçersizdir. İyi okumalar.
12 Eylül'e aylar kala yaşanır bu roman. Nergis, ölüm tehditleri alan sevgilisini koruyabilmek için Ankara'dan uzağa, ülkedeki kanlı olaylara rağmen bohem hayatın devam ettiği Bodrum'a kaçırır. Çocukluğundan bilir Bodrum'u; olaylardan uzakta en güvenli yerdir. Ancak ülkedeki karanlık, bol güneşli Bodrum'a da askerlerini salar.

Türkali'nin eleştiri hedefinde bu kez, her gün birileri öldürülürken, hayatlarına, eğlencelerine, felekten her gece çalmalarına, büyük bir aldırışsızlıkla devam eden sanatçı, aydın kesim var.

Yazarın, alıştığımız 'derinlikli' karakterlerinden yoksun bir roman. Bu nedenle damakta biraz yavan bir tat bırakıyor. Hele bu kitaptan önce 'Bir Gün Tek Başına'yı okuyanlar için.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Genellikle Bir Gün Tek Başına ile kıyaslanmış ve ona göre daha yüzeysel bulunmuş. Evet, bilmediğimiz veya duymadığımız bir şey söylemiyor fakat bana çok hırçın bir şekilde eleştirilmiş gibi geldi. Farklı gözlemlerle dinlemek dönemi çok hoşuma gitti. Bir zamana bağlı olarak konusunu çok güzel harmanlamış.
1980 döneminin karanlığını farklı bir yönden ele almış. Bodrum'un mavi güzel denizi, gizemli koyları ile bol rakılı bir kitap. Bodrum'a kaçan (yaşamayı seçen!) her türden aydının kaotik çelişkileriyle, sorunlardan uzak kalarak, sorunların onlara asla dokunmayacağı sanrılarını yaşadığı, toplumsal ve siyasal mücadele yerine kendi kişisel küçük sorunlarına odaklandığı ama maalesef ki ne kadar uzak olurlarsa olsunlar ortak sorunlardan elbet bir gün nasipleneceklerini fark ettiklerini, inceden iğneleyerek gösteriyor Türkali.

"Aydın kişi toplumunun sorunlarına duyarsız kalarak üretimine nasıl devam eder? O üretim halkı için yararlı olur mu? Halktan beslenip, halkın yaşadığı zulümlere sessiz mi kalmalıdır? Vazgeçilmişlikler ve baskılamalar aydın kişiyi yıldırmalı mı?" gibi birçok soruyu sorduruyor. Bana göre 'sözde aydınları' çok güzel anlatmış.

Ve gelelim kitabın en dikkat çeken kahramanına; Nergis.
Nergis iki erkek arasında kalmış, kendine kızgın çevresine daha da kızgın, çoğu ne yapacağını bilemeyen bir kadın. Kitapta en çok Nergis'in iç sorgulamalarını, kendisiyle kavgalarını ve hesaplaşmalarını görüyoruz. Öyle ki bir yandan Nergis için üzülürken, diğer yandan çok kızıyorsunuz. Hem derin fakat aynı zamanda bu kadar yüzeysel işlemek karakterde yaratılmak istenen muğlaklığı güzelce ortaya koymuş.
Bunlara ek Korhan karakteri daha fazla işlenebilirdi bana göre.

Üslubu çok sevdim. Bir filmin içindeymiş gibi, akıcı ve sürükleyici. Başladığınızda hemencecik bitirebileceğiniz bir kitap.
Kitabı okumak biraz yorucu.Nergis karakterinin kafasından geçen sayısız düşünce insanı yoruyor. Vedat Türkali romanlarında görülen klasik temalar bu romana da hakim. Türkali'nin sosyalist dünya görüşü, kadın erkek ilişkilerine dair bakış açısı, girift insan ilişkileri Türkali romanlarının olmazsa olmazı. Kitaplarında yaşadığı dönemin siyasi çatışmalarını, polisten ya da karşıt görüşteki gruplardan kaçan bunalımlı komünist karakterleri, aydın yada enlelektüel olarak nitelendirilen orta sınıf burjuva yaşamı, çoğunlukla rakı sofraları etrafında dönen fikir alışverişleri romanların atmosferini oluşturur.
Bu romanda Doktora öğrencisi Nergis Fizik asistanı sevgilisi Korhanla Bodrum'a gelir. Korhan sol görüşlü olduğu için ölüm tehdidi altındadir.Burada eski sevgilisi Özgür ile karşılaşır ve ikisi arasında gelgitler yaşar.Bu arada Özgür tutuklanır ve işkence görür. Devamını anlatmayayım.Ben Nergis karakterini sevmedim.
vedat Türkali'nin en sevdiğim yanı kadınların en saklı güdülerini, kadınlardan daha iyi tahlil edebiliyor olması; hatta zaman zaman doğru ve yerinde tespitlerine çok şaşırdığımı "bunu bir erkek nerden bilebilir ki" dediğimi söyleyebilirim. yalnız eski solcuların, tabiri caizse, parayı bulunca nasıl yozlaştığını okumayı sevmiyorum ya da popüler dille "cihangir solcusu" yakıştırmalarını. ne olursa olsun vedat Türkali yazarlığı, ailesi ve politik duruşuyla takdir edilecek, imrenilecek bir insan.
12 Eylül 1980 darbesinin hemen öncesinin Bodrum’da, bir grup aydının, elit çevrenin yaşantısı üzerinden ülkenin içine girdiği girdabın karanlığını anlatan, bence okunması gereken çok akıcı bir kitap..
Sorgulatan, düşündüren, duygulandıran muazzam bir roman...
Dönem 12 Eylül darbesinin öncesi. Puslu havalar...Her gün siyasi cinayetler işleniyor, büyük ve kirli bir oyunun içinde aydınlık insanlar pusularda katlediliyor.
Bu karmaşada ölüm tehdidi altında olan sevdiği adamı, Korhan'ı Bodrum'a sığınmaya zorlayan Nergis, orada münzevi ve bireysel bir hayat yaşayan Nergis'in ilk sevgilisi Özgür ve daha pek çok karakter....
Mücadele içerisinde yitip giden canların yanı sıra, küçük burjuva konformistliği ile küçük bir beldeye sığınarak yaşanan savaştan kaçıp kurtulacağını sanan sözde aydınları anlatan muhteşem bir eser.
"Bir Gün Tek Başına" dan sonra okuduğum ikinci Vedat Türkali romanı. Yine harika. Okumak için çok geç kalmışım dedirtti.
Kitap da akıcılık kesinlikle yok . Kahramanların karakterleri ve duyguları da iyi verilmemiş. Vedat Türkali'nin bu kitabı " Bir Gün Tek Başına " tadında değil. Sanki dağınık ve ruhsal bir çöküntü ile yazılmış bir kitap . Benim için vakit kaybı idi .
Vedat Türkali Türkiye'nin kaotik yıllarını olaylara uzak kalan yerler birini kullanarak çok iyi bir şekilde aktarmayı başarmış. Özellikle kendi türüne gereksiz yere zarar veren tek canlının ne kadar ileriye gidebileceğinin göstergesi işkencenin sonuçlarını anlaşılabilir bir akıcılıkla anlatmıştır.
Ülkedeki kargaşadan kaçıp bir sahil kasabasına yerleşen bilim adamı ve psikolog sevgilisinin kaçış serüvenini anlatan bir kitap. Yazarın kahramanların iç sesine de yer vermesi kitabı değişik kılıyor. Zorla bitirdiğim bir kitap olmasına karşın sonu güzeldi.
Mavi Karanlık yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitap da 80 öncesine yönelik olayların içinden değil de dışından bir bakışla anlatılmak istenmiş. Ve yazar bunu yaparken karakterler üzerinden o dönemin karanlık yönlerinden de bahsetmiş ki, kitabı etkileyici kılan da bu özelliği. Kitap bittiğinde etkisinde kaldığınızı hissediyorsunuz kesinlikle. Yazarın diğer kitaplarını okumak istiyorum.
Vedat Türkali'nin okuduğum ilk kitabı. İlk önceleri sıkıcı gelmişti biraz okuduktan sonra bıraktım kitabı. Biraz zaman sonra tekrar aldım elime bu sefer bitirme niyetiyle. İyi ki de almışım. Hem hikaye sardı hem dilini beğendim. Arka kapakta dönemin siyasi durumununun ele alındığından bahsediyor ama sanki hikayenin ve karakterlerin gölgesinde kalmış gibi. Yine de güzeldi eleştiriler. Özellikle aydın kesimin umarsızlığı ki günümüzde de 'gemisini kurtaran kaptan' mantıklı "aydın"ları düşünürsek yergiler yerini bulmuş diyebilirz. Sonuç olarak çok şey beklemeden okunulabilecek güzel bir eser.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mavi Karanlık
Baskı tarihi:
Eylül 2005
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789785837114
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Zaman: 12 Eylül 1980 Darbesi öncesinin minyatür, kaotik "iç savaş" yılları.
Yer: Bodrum...
Kişiler: Aydınlar...

Olayların eksenini, doktora öğrencisi Nergis'in ölümle tehdit edilen sevgilisi, fizik asistanı Korhan'ı ölümden kurtarmak için Bodrum'a getirilişi, orada eski sevgilisi Özgür'le karşılaşması oluşturuyor. Nergis-Korhan, Nergis-Özgür ilişkisinin çevresinde, ülkenin içinde bulunduğu durum, "terör"ün tırmanışı, Bodrum'daki yaşayış ele alınıyor.

Ölümün kol gezdiği bir dönemde her sınıftan aydının toplandığı Bodrum sığınağı şöyle çiziliyor:

"Tabaklarla, içki şişeleriyle donanmış masalardaki arkeolog, gazeteci, yazar, öğretmen, doktor, mimar, hukukçu, radyocu, televizyoncu, büyük kent sosyetelerinden kadınlı erkeli bilinen yüzler, türkülü, kahkahalı, gülücüklü, konuşmalı, alkol kokulu, sigara dumanlı bir ortalıkta karman çorman..."

"Mavi Karanlık", Korhan'la Özgür arasında bocalayan Nergis'in sevdası ekseninde; asıl, aydınlarla halk arasındaki ilişki ve çelişkinin hesaplaşmasının sergilendiği, bugün de güncelliğini yitirmemiş bir romandır.
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 229 okur

  • Hale
  • Asme Vejino
  • Zeki GÜZEL
  • Nisa Dede
  • Gamze Yılmaz
  • Merve Oduncu
  • Berna Özkan
  • Emre Murat Kaya
  • Çağdaş İncesu
  • Nevin Gündoğdu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%6.6
25-34 Yaş
%17
35-44 Yaş
%47.2
45-54 Yaş
%19.8
55-64 Yaş
%2.8
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.2
Erkek
%36.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.5 (19)
9
%14.5 (10)
8
%34.8 (24)
7
%10.1 (7)
6
%4.3 (3)
5
%4.3 (3)
4
%2.9 (2)
3
%1.4 (1)
2
%0
1
%0