Bitti Bitti Bitmedi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.202
Gösterim
Adı:
Bitti Bitti Bitmedi
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755399539
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
(...) Ustalıklı roman akışının yanı sıra kullanılan tarihsel veriler, Vedat Türkali'nin kitabına Ermeni sorunu konusunda gerçekten değerli bir belge niteliği kazandırmış. Soykırımın canlı tanığı Dede'nin siyasal örgütlenmeler üzerine anlattıkları da son derece önemli. Genelde azınlıklar, özelde ise Ermeni, Rum ve Kürt kırımları konusunda TKP'nin, hatta genelde Türk solunun tavrı, bazı istisnalar dışında, pek de tutarlı olmadığından, bu tarihi yaşamış bir Ermeni şahsiyetin bu konudaki değerlendirmelerine keşke daha geniş yer verilebilmiş olsaydı. (...) Her halükârda kitap, 1915'in 100. Yıldönümü'nde bu konuda yayımlanan ve yayımlanması beklenen birçok eser arasında önemli bir yer tutacak.
-Doğan Özgüden-

(...) Bildiğim kadarıyla, hassas ve örselenmiş ruhları müzikle tedaviye başlamak iyi bir yöntem. Siz de, sözcüklerin ve yazının müziğiyle benzer bir şey yapıyorsunuz. Sanatın ve sanatçının böylesi bir derman olma, tabiplik görevi de var herhalde. Hastalığıyla yüzleşmeye zorlananlarda, ilk başlarda, büyük öfke patlamaları da ortaya çıkabiliyor. Siz böylesi patlamalara da yüreğinizi siper etmektesiniz kuşkusuz. Bu da henüz insani aşamaya geçememiş sınıflı toplumlardaki (gerçek) aydın-Sanatçı'nın kara yazgısı olmalı. Bir "psikiyatri seansı" gibi algılanmalı yazdıklarınız (...)
-Haluk Gerger-

(...) Kürt meselesi, Ermeni meselesi, faşizm, Anadolu isyanları, katliamlar, ırkçılık, sosyalist mücadele, Ortadoğu'da olanlar, Nazi dönemi, Evren dönemi gibi hem güncel hem tarihi birçok konuda (...) ve de Ermeni sosyalisti Paramaz'ın Beyazıt'ta asılması ve son sözleri gibi çok ama çok önemli ve çarpıcı simgelerle (...) onun duygusunun bizim Erdal Eren'imizle örülmesi gibi çok anlamlı, derinlikli bir kurguyla (...) içine düştüğüm bu romandan hazine bulmuş da zenginleşmiş olarak çıktım.
-Nihat Behram-
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Yakın tarihe götürüyor bu kitap bizi.12 Eylül dönemi, Türkler, Ermeniler, Kürtler, Anadolu, isyanlar, darbeler ...ve darbe mağduru Tarık isimli baş karakterimiz... Vedat Türkali, yine harikaydın!

' Şu dağ başını bile gelip bulan ne tatsızlıklar var dünyada! Dünya tatlı da, birbirlerine çirkin yazgılar oluşturmak için insanlar yaratıyor tatsızlıkları!'
diyor kitapta. Evet okurken hep bu cümle yankılanacak kulaklarınızda...
192 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Usta Yazar, romanında tarihsel bakış açısıyla, son cümlesiyle Bitti mi? der, ama bitmeyeceğini söylüyor. Usta yazarın kitabında yine derin bilgisini edebiyat ile birleştirmiş ve bize ulaştırmış.Tavsiye ederim.
192 syf.
·Puan vermedi
alabildiğine yalın bu kitaba başladığımda bitirmem 1 gün bile sürmedi . anlamak istediğim her şeyi anlamadım tabi. Ama bAna gerekenlerden de mahrum kalmadım.
Ve alabildiğine karmaşık bu kitaba başladığımda bitirmem 1 haftami buldu , çunki anlamam gereken çok şey kaldı ,ama ben biraz mahrum kaldım .
192 syf.
·2 günde·9/10
Tarihsel veriler insanı sıkmadan sunulmuş ve her biri bir belge niteliğindeydi. Kitapta geçen bazı kısımlar vs internetten de araştırma okuma gereği hissettim yer yer. Bu acıları kırımları yakınlarımdan çokça duymuş olmanın da verdiği duyguyla bolca küfrettim.
Bitti mi? BİTMEDİ!
192 syf.
·Beğendi·7/10
Vedat Türkali'nin okuduğum ilk kitabı. Kitabın arka kapağındaki yazar yorumlarını okuyunca büyük bir hevesle başladım ama hevesim kursağımda kaldı diyebilirim. Kurgusu hiç iyi değil, karakterler tam oturmamış ve biraz yüzeysel. Bu yüzden bana çok sıkıcı geldi. Monolog tekniğini kullanmış olması ve diyalogların az olması da diğer bir etken. Buna rağmen Ermeni tarihi, soykırım, tehcir, Kürt isyanları gibi bıçaksırtı konulara cesaretle değinmiş olması sevindirici. Bu sayede hakkında çok az şeyler bildiğim konuları öğrenmiş oldum. Tabi bu romanı 96 yaşında yazdığını da unutmamak lazım.
192 syf.
·Beğendi·9/10
Vedat Türkali, bu romanında hiçbir şeyin bitmediğini, zulmün bitti denilse de devam ettiğini anlatıyor.
192 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Açıkçası Vedat Türkali gibi bir kalemden daha iyi bir hikaye bekliyordum, ilk 120 sayfasi sıkıcıydı okumakda zorlandim . Hikaye çok basit geldi, son sayfalara tarihsel meselelere girmeseydi konu yarim birakmayi düşünüyordum.
192 syf.
·5/10
Bir gün Tek Başına'yı okuyan biri olarak Bitti Bitti Bitmedi'den keyif almam mümkün olmadı. Vedat Türkali'yi ilk kez okuyacaklar bu kitaptan başlamasınlar.
192 syf.
·6/10
Kürd ve ermeni meselelerine, sosyalist mücadeleye ve daha bir çok konuya değinilmiş. Konular epey yüzeysel ve sığ kalmış, biraz daha derinlik bekliyor insan. Açıkcasi çok beğendim diyemiyorum.
192 syf.
·Puan vermedi
Vedat Türkali ile ilk tanışmam bu kitabı ile oldu. İlk hayran oluşumda bu kitabıyla başladı.

Farklı, yer yer güldüren, yer yer ağlatan, yer yer düşündüren nüktedan bir üsluba sahip Türkali. Fakat bu nüktedanlığın arkasında derin göndermeler var.

Bitti Bitti Bitmedi ilk başta insanoğlunun ürettiği en büyük psikolojik rahatsızlık olan ırkçı saplantılara karşı ağır bir yergi, bir insanlık manifestosu. Saplantılı karakterler bu konuda sadece kendilerini değil bir düşünceyi temsil ediyor kitapta.

Derin tarihi yaralara parmak basılmış. Hikâyenin başlangıcı çok çok ötelere 1915'lere kadar uzanıyor.

Bir solukta okunabilecek bir kitap.
192 syf.
·Beğendi·10/10
Geçmiş... insanlığımızin intikamla, goz yaşıyla, kıyımlarla dolu olan geçmişi...evet hepimiz ermeni soykırımı, kurt meselesi, ve sosyalist mucadele gibi tarihimize damga vurmuş olayları biliyoruz . Ama bu kitapla beraber bilmek dışında iliklerinize kadar hissediyorsunuz bu acıları. Ve kitap bitti mi haykırışiyla sona eriyor. Ama malesef bitmedi yaşadığımız/yaşattıgimiz acilar.
“Evren Paşa Evren Paşa
Akrep dolu çevren paşa
O akrepler soksun seni
Acı nedir öğren paşa.
Tutup astın o gencecik Erdal’ı
Cehennem ateşlerinde,
Kıvrım kıvrım kıvran paşa"
2 Şubat 1980’de ODTÜ’lü devrimci Sinan öldürülünce korsan protesto gösterisine çıkmışız. Üstümüze ateş edilince kaçıştık. Erdal’ı bir apartman bahçesinde yakalamışlar. O, on yedisine yeni basmış içeri aldıklarında, ben on altıydım. Olaydan günler sonra akşam okul çıkışında aldılar beni; ihbar varmış benim için. Ankara Merkez Komutanlığı’nda sille tokat bir içeri attılar ya, bir gün sonra getirip hücreye kapattılar. Sonra Mamak’tayız. Askeri cezaevinde. Yanda da haftalar önce yakalanıp Merkez Komutanlığı’nda ağır işkencelerden geçirilen Erdal Eren var. Önceleri uğramadılar bana. Konuşmuyorlardı da. Bütün canavarlıkları Erdal’aydı.
Vedat Türkali
Sayfa 24 - Ayrıntı Yayınları
DAN… DAN… DAN… Adam da tabancasına davranıp da kan revan kolu düşüverince kadın, oğlanlar da çığlık çığlığa kaldılar. Evet o herifti bu. Elinden eksik etmediği kalın lata sopaların adları gözünde sıralandı bir bir, “Koçum”, “Kuzu”, “Kara Bela”, “Yavrum Ye Beni!” Seni de yediler işte.
Vedat Türkali
Sayfa 119 - Ayrıntı Yayınları
Her şey bitmedi ki dedi Tarık. Gülümsedi; dizeler söyledi Nazım’dan “güzel günler göreceğiz çocuklar.” Ona ben de inanıyorum. Başlasın ama artık!
Vedat Türkali
Sayfa 112 - Ayrıntı yayınları
Gülümsedi; dizeler söyledi Nazım’dan “güzel günler göreceğiz çocuklar ”Ona ben de inanıyorum. Başlasın ama artık!
Vedat Türkali
Sayfa 112 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bitti Bitti Bitmedi
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755399539
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
(...) Ustalıklı roman akışının yanı sıra kullanılan tarihsel veriler, Vedat Türkali'nin kitabına Ermeni sorunu konusunda gerçekten değerli bir belge niteliği kazandırmış. Soykırımın canlı tanığı Dede'nin siyasal örgütlenmeler üzerine anlattıkları da son derece önemli. Genelde azınlıklar, özelde ise Ermeni, Rum ve Kürt kırımları konusunda TKP'nin, hatta genelde Türk solunun tavrı, bazı istisnalar dışında, pek de tutarlı olmadığından, bu tarihi yaşamış bir Ermeni şahsiyetin bu konudaki değerlendirmelerine keşke daha geniş yer verilebilmiş olsaydı. (...) Her halükârda kitap, 1915'in 100. Yıldönümü'nde bu konuda yayımlanan ve yayımlanması beklenen birçok eser arasında önemli bir yer tutacak.
-Doğan Özgüden-

(...) Bildiğim kadarıyla, hassas ve örselenmiş ruhları müzikle tedaviye başlamak iyi bir yöntem. Siz de, sözcüklerin ve yazının müziğiyle benzer bir şey yapıyorsunuz. Sanatın ve sanatçının böylesi bir derman olma, tabiplik görevi de var herhalde. Hastalığıyla yüzleşmeye zorlananlarda, ilk başlarda, büyük öfke patlamaları da ortaya çıkabiliyor. Siz böylesi patlamalara da yüreğinizi siper etmektesiniz kuşkusuz. Bu da henüz insani aşamaya geçememiş sınıflı toplumlardaki (gerçek) aydın-Sanatçı'nın kara yazgısı olmalı. Bir "psikiyatri seansı" gibi algılanmalı yazdıklarınız (...)
-Haluk Gerger-

(...) Kürt meselesi, Ermeni meselesi, faşizm, Anadolu isyanları, katliamlar, ırkçılık, sosyalist mücadele, Ortadoğu'da olanlar, Nazi dönemi, Evren dönemi gibi hem güncel hem tarihi birçok konuda (...) ve de Ermeni sosyalisti Paramaz'ın Beyazıt'ta asılması ve son sözleri gibi çok ama çok önemli ve çarpıcı simgelerle (...) onun duygusunun bizim Erdal Eren'imizle örülmesi gibi çok anlamlı, derinlikli bir kurguyla (...) içine düştüğüm bu romandan hazine bulmuş da zenginleşmiş olarak çıktım.
-Nihat Behram-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 234 okur

  • Çetin Kılınç
  • Güler
  • Faysal cankı
  • Uğur Hürcan
  • Hüseyin kaya
  • Öznur Geçkin
  • Beyza Tbr
  • mısra
  • Beyhan sağıroğlu
  • Murat Karakaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.9
14-17 Yaş
%7.1
18-24 Yaş
%23.2
25-34 Yaş
%19.6
35-44 Yaş
%35.7
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.1
Erkek
%45.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (23)
9
%21.6 (16)
8
%17.6 (13)
7
%18.9 (14)
6
%6.8 (5)
5
%1.4 (1)
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%1.4 (1)
1
%0