Körlük

8,8/10  (191 Oy) · 
473 okunma  · 
170 beğeni  · 
4.482 gösterim
Körlük, 1998 yılı 'Nobel Edebiyat Ödülü' sahibi Portekizli yazar Jose Saramago'nun son yıllarda yazdığı en etkileyici kitap. Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleşir. Körlüğü, başvurduğu doktora da bulaşır. Bu körlük, bir salgın hastalık gibi bütün kente yayılır; öldürücü olmasa da tüm ahlaki değerleri yok etmeyi başarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Ayakta kalabilenler ancak güçlü olanlardır. Koca kentte körlükten kurtulan tek kişi, göz doktorunun karısıdır. Portekiz'in yaşayan en önemli yazarı olan Jose Saramago, bu çarpıcı romanında körlük olgusunu bir metafor olarak kullanmış, basit imgelere, sıradan sözcük oyunlarına başvurmadan, yoğun bir anlatımla, anlatıcının ve kahramanların konuşmalarını ortaklaşa bir monologa dönüştürerek, kurgunun evrenselleşebilmesi açısından kişilere ad vermeksizin liberal demokrasinin insanları sürüklediği sağlıksız ortamı olağanüstü bir ustalıkla yaratmıştır. Çağdaş dünya edebiyatının bu ünlü adının öteki yapıtlarını da yakında Can Yayınları arasında bulacaksınız.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 1999
  • Sayfa Sayısı:
    368
  • ISBN:
    9789755109282
  • Orijinal Adı:
    Ensaio Sobre a Cegueira
  • Çeviri:
    Aykut Derman
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kaan Ö. 
 29 Mar 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kitap bir adamın trafikte durduk yere kör olmasıyla başlıyor. Daha sonra bilimsel açıklaması olmayan bu vakaların hızla artmasıyla durumun bulaşıcı olduğu anlaşılıyor ve hükümetin durumu kontrol altına alma çabaları sonuçsuz kalıyor. Devamında ise körlüğün bir kişi hariç herkesi ele geçirmesiyle ortaya çıkan kaosun neden olduğu olayları okuyoruz. Yazar körlük metaforu üzerinden yaptığı sistem eleştirisiyle okuru devlet otoritesi, hiyerarşi, düzen, kaos, bireysel ve toplumsal ahlak gibi konularda düşünmeye sürüklüyor.

Kitabı okurken yer yer William Golding - Sineklerin Tanrısı ve Albert Camus - Veba kitaplarından izler taşıdığını düşündüm. Oldukça etkileyiciydi ama yine de bir "Veba" değil benim için. Ama mutlaka okunmalı.

Diyalogların sadece virgülle ayrılmış olması okurken biraz zorluk yaratabiliyor.

kitapları seven 
30 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Okuduğum türlere benzemeyen bir kitap. Ağır ilerleyen ve cok dikkatli okumak isteyen romanda, ne olay gerçekleştiği ülke belli nede karakterlerin isimleri. Aslında doğru isimler olsa ne değişir sonuçta yazar büyük ustalıkla iletebildi düşüncelerini. Kitap dört günde ancak bitirebildim diyalogları sadece virgule ayırıyor anlatıcı bu biraz zorladı beni. Kitap bittiğinde tek öğrenmek istediğim konu kaldı aklıma, neden doktorun karısı kör olmadı? Onu başkalarından ayran neydi? Madem hastalık bütün ülkeye bulaştı hatta bütün dünya kör olmuşsa, ve madem hastalık bulaşıcı ise bu kadına neden bulaşmadi?

Çok kitap okuyan bilir, bazen okuduğunuz kitaplardan sadece kitabın adı kalır aklımıza, kitapta gerçekleştirilen olayları bazen unutabiliriz, bu kitabı okuyan böyle bir sorun yaşamayacağından eminim.

Sizlere Keyfli okumalar dileğiyle.

KeMâL 
16 Kas 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Kitabın başlangıcı ve olayların temeli bir salgınla bütün kentin kör olmasına dayanıyor ama bu sadece bir araç olmuş. Yazar bütün değerler, yargılar, düşünceler, ilkeler, inançlar bir olay olur da yok olmaya yüz tutarsa ne olurun cevabını aramaya çalışmış.
İçlerindeki hayvanı ortaya çıkartmak için onları körleştirmiş ve bu salgını, normal olan körlükten ayırmak için de ona farklı bir ad takmış: Beyaz körlük.
Bunu yaparken hikayenin geçtiği ülke, yaşayan millet belli edilmemiş çünkü okuyucunun bir yargıya varması istenmemiş. Yine de her türlü insandan karakterler koyulmaya çalışılmış. Küçük bir çocuk da var yaşlı bir göz doktoru da, inançlısı ve inançsızı da. Karakterler sıfatlarla belirtilmiş. Gözyaşı yalayan köpek gibi. Bu yüzden her kesime hitap etmiş; evrenselleşmiş.
Anlatım ise okumaya alıştığımız türlerden biraz daha değişik. Öncelikle paragraf yok, romanlarda alışık olduğumuz konuşma çizgileri yok, noktayla biten cümleler nadir ve hep virgülle bitirmiş. Böyle olunca da okuyucudan dikkatli okuma istiyor kitap. Konuşmaların virgülle birbirinden ayrılması ve paragrafların fazla uzun olması başta kitaba alışmamı zorlaştırsa da alışınca kitabı okumak daha kolay ve zevkli oldu. Okurken öyle bir tokat yiyorsunuz ki yazmak için ille de gösterişe gerek olmadığını aslında yorulmadan bir hikayenin nasıl da güzel anlatılabileceğine şaşırıyorsunuz.
Onca felaketten sonra bile insanın asla vazgeçemediği şeylerin yemek yeme, dışkılama ve cinsellik gerekliliği olduğunu çarpıcı bir şekilde anlıyorsunuz. Bazen yazar bizimle konuşmaya başlıyor. Dikkatli okumazsanız neredeydim nereye geldim sorusunu sorabiliyorsunuz kendinize. Yine karakterlerin başına acaba ne gelecek, sonrasında ne olacak gibi sorular sorabildiğiniz için ve sizi biraz felsefe biraz bilgi gibi sürprizlerle karşılaştırdığı için okuma zevkli geçiyor. Sonu dışında bir distopya gibi.(1984 ,Fahrenheit451, Cesur Yeni Dünya) Son bölümde duygusallaştığımı da itiraf etmeliyim.
Son alıntım ile yorumumu bitiriyorum.
“Ne düşündüğümü söylememi ister misin, Söyle, Sonradan kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.”
Kesinlikle okunulup, ders alınması gereken bir klasik eser.

Mâsiva 
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabın hakkını verebilecek bir yorum yapabilecek miyim bilmiyorum. Kitabın yarısına geldiğimde artık dayanamayacağımı düşündüm. Merakıma yenildim.
Spoiler içerir!..
Olay,trafikte bir adamın aniden görme duyusunu kaybetmesiyle başlar. Tüm kente yayılır. Hastalığın yayılmaması için körlerin akıl hastanesinde karantinaya alınması ile gelişiyor. Ne yazık ki burada yaşanılan kaosu yüreğim kaldırmadı ve bir çok kez kitabı bırakmanın eşiğinden döndüm.Sıkı denetimde olan karantina bölgesinde askerlerin ve yöneticilerinde kör olmasıyla serbest kalan kahramanlarımız yaşam mücadelesine başlıyor.
Doktorun karısına övgü dolu sayfalar yazsam yine de ona duyduğum hayranlığı anlatamam sanırım. Doktorun ve koyu renk gözlüklü kızın ihanetine bile sessiz kalıp yine onlara yardım edebilmiş (en üzüldüğüm yer) ve altı kişinin sorumluluğunu alabilmiş kocaman yürekli bir kadın.
Yazacak ve söyleyecek öyle çok şey var ki ama biliyorum kimse okumadan ne hissettiğimi anlayamayacak.
Okunması için yaş sınırlaması olması gerektiğini düşünüyorum.
Mutlaka okuyun derim.

Anıl 
20 May 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Jose Saramago, her ne kadar dünyanın sonunu körlük üzerinden getirmese de genel olarak umutsuzluk hissi ile kıyamet senaryosu oluşturmayı başarıyor. Kitabı okuduktan sonra bazı olaylarını kaç defa arkadaşlarıma büyük bir heyecanla anlattım hatırlamıyorum. Bilmiyorum dizi takip edeniniz var mı ama kitabı okurken, sık sık "Walking Dead" dizisinin bir sahnesini izliyormuşum hissine kapılıyordum. Sanırım kaos, açlık ve hayatta kalma temalarının ortak olmasından kaynaklanıyor.

Arkadaşlarıma büyük bir heyecanla anlattığım olaylardan, benim için en dikkat çekici olanını sizlerle paylaşmak istiyorum. Zaten kitabın kapağında da bahsedilen olay şöyledir; Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleşir, bu esnada başka bir vatandaş, kör olan adamın arabasını alır ve onu eve götürür. Vatandaş, kör olan adama, karısı gelene kadar kendisine eşlik edebileceğini teklif eder, fakat bu ana kadar körlüğün verdiği panik ile, kendisini eve getiren adama güvenip güvenemeyeceği konusunda tereddüde düşer ve adama teşekkür edip gitmesini söyler. Basit olarak anlatmaya çalıştığım olayda, gerçekten yardım etme amacı ile gelen vatandaş, kör olan adamın arabasının anahtarlarını istemediğini fark etmesi ile arabayı alarak gider. Velhasıl sorguladığım, içimizde barındırdığımız iyilik ve kötülük için bazı dürtülerin gerekli olduğudur ve bu dürtülerden sonra içimizde neyin (iyilik mi kötülük mü) ağır basacağını görürüz. Başka bir pencereden baktığımızda ise karanlık karanlığı doğurur şöyle ki vatandaşa güvenmeyip gitmesini söyleyen kör adam, farkında olmadan kendisine yardım eden vatandaşı, hızsızlığa teşvik eder.

Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
 12 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitapta insanların birden körleşmesi Franz Kafka' nın Dönüşüm' ünü, sonrasında salgının yayılmaması yönünde hasta ve şüpheli kişilerin akıl hastanesinde karantinaya alındıklarında ki maruz kaldıkları acı durumlar da Viktor E. Frankl' ın İnsanın Anlam Arayışı kitaplarını hatırlattı bana. Yazarın kitapta mekan ve isim belirtmemesi dikkat çekiyor. Kurgusu ve anlatımı ile okuyana oradaymış ve kitap kahramanlarından biriymiş hissi veriyor. Okuduğum süre içerisinde J.C. Watts' ın ''Kişilikli olmak, kimse görmediği zaman da doğru olanı yapmaktır.'' Sözü mıh gibi çakıldı hafızama, sonrasında da şu soru oluştu beynimde; İnsanlık, öz demi yoksa göz demidir? Okuyanın pişman olmayacağı güzellikte bir roman…

Nur Altunbas 
 19 Şub 19:56 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar Jose Saramago ile "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" eseriyle tanışmıştım. "Körlük" okuduğum 5.kitabı. Okuyan bilir,noktalama işaretlerinde sadece nokta ile virgülü kullanır. Herkesçe kayıtsız kalınamayacak konuları akıcı bir dille , sarkastik zekasını ortaya koyarak anlatması hayranlık uyandıracak türden. Haddim olmayarak bir genelleme yapmış olacağım belki ama , belli olguları metafor olarak kullanıp okuyucuyu kitaplarına bağlamayı başaran bir yazardı Saramago. Noktalar ,virgüller ,şahıslar birbirine karışacak endişesi taşımadan kitaplarında kaybolmak mümkün.
Bu kitapta da daha önce okuduğum Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'ta olduğu gibi, isimsiz bir ülkede olaylar geçiyor. İşlenen konu evrensel olunca ülke ya da insanların isimlerinin pek önemi kalmıyor.

Trafikte arabasıyla bekleyen bir adamın birdenbire kör olmasıyla başlıyor olaylar. Bu körlük kısa sürede tüm ülkeye hakim oluyor. İnsanların kör oluşu karanlığa bürünmekten ziyade beyaz bir körlüktür. Zamanla yaşanan olaylar öyle iç acıtıcı hale geliyor ki kitapta anlatılanlara ara verip gerçek İle yüzyüze geldiğinizde ,beyaz körlüğün insanlığı zaten sarmış olduğunu görürsünüz.
Yakınlarımıza karşı kör oluşumuz, toplumsal olaylara kör oluşumuz, bizi yönetenlere karşı kör oluşumuz ayrıca onların bize karşı kör oluşu , sorgulamadığımız her şey aslında bu kitabın bütünüdür. Ve bakmak ile görmek arasındaki o ince çizgiyi yüzümüze çarpan bu kitap tüm övgüleri hakediyor kanaatimce. Kitabın içinde geçen ,vicdani körlüğümüzü en güzel şekilde anlatan cümlelerden biriyle yorumu sonlandırıyorum. Sevgiyle kalın :)

"Gözlerimizle görmemeye başlamadan önce bizler zaten kör olmuştuk, korku bizi kör etmişti, aynı korku yüzünden körlüğümüz sürüp gidecek."

Selen Seyhan 
23 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Gözlerden uzakta insanın nasıl "çirkinleşebileceğinin" hikayesi. Hayata toplumsal kurallara karşı kendinizi sorgulamanızı sağlayacak bir kitap. Başkaları için mi giyiniyoruz? Başkaları için mi temiziz? Başkaları için mi insani yaşıyoruz? Kimse bizi görmese insanlıktan çıkar mıyız? Okurken gözünüzde çok güzel canlandırabiliyorsunuz. Filmi de var, ve bence diğer kitap uyarlaması filmlerle karşılaştırıldığında başarılı bile... Ama siz önce kitabını okuyun derim ben.

Kitabını okumadan önce filmini izlemiştim ve çok beğenmiştim. Ama kitabı okumak filmini izlemekten katbekat daha iyiydi. Sadece bir hikaye değil, birçok şeyi fark ettiren -projektör misali- bir etkisi var. Bakan körler, bizler...

M. 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Mükemmel bir eser!
Kitap, bir adamın trafikte, aracında yeşil ışığın yanmasını beklerken birden kör olmasıyla başlıyor. Ama bildiğimiz bir körlük değil, karanlığa değil, beyazlığa gömülüyor. Olaylar zincirleme gelişiyor. Önce bulaşıcı olduğu düşünülüyor, sonra ise bir salgın.
Kör olan insanlar karantinaya alınıyorlar ama körlük tüm kente yayılıyor, hükümet ortadan kayboluyor. Okurken 'daha kötü ne olabilir ki?' diye düşünüyorum ama dahada kötüsü oluyor. Köpeklerin açlıktan ölen insanların cesetlerini yemesi, her marketin her evin talan edilmesi... Derken harika bir sonla yazar kitabı noktalıyor.
Beni tek yoran nokta diyalogların virgüllerle ayrılmış olmasaydı, bir süre sonra ona da alışıyorsunuz.
Ben bayıldım esere. Şiddetle tavsiye ederim.

5 /

Kitaptan 166 Alıntı

Sadettin TANIK 
08 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir mutluluk sonsuza kadar sürmediği gibi, mutsuzluk da geçicidir.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Murat Sezgin 
26 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz.

Körlük, José Saramago (Sayfa 233)Körlük, José Saramago (Sayfa 233)
Murat Sezgin 
 26 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitaplardan öğrendiğimiz, daha çok da deneyimlerimizden edindiğimiz bilgilere göre, zevk için ya da zorunlu olduğu için erken kalkan biri, çevresindekilerin horul horul uyumasına öyle pek rahat katlanamaz.

Körlük, José Saramago (Sayfa 111)Körlük, José Saramago (Sayfa 111)
Sadettin TANIK 
08 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kurbanın kendi celladı üzerinde hiçbir hakkı yoksa adalet yok demektir.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Murat Sezgin 
25 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kendisine saygısı olan bir erkek, karşısına çıkan ilk kişiye özel yaşamını anlatmazdı.

Körlük, José Saramago (Sayfa 104)Körlük, José Saramago (Sayfa 104)
Sadettin TANIK 
08 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Felaket herkesin başına aynı anda çöktüğünde bile bazı insanlar ötekilerden her zaman daha kötü koşullarda yaşar.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago

“Ve ağlama yeteneğimizin olması bizim için şanstır, gözyaşları çoğu kez bizi huzura kavuşturur.”

Körlük, José Saramago (Sayfa 113)Körlük, José Saramago (Sayfa 113)
şule demir 
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"İnsanın düşüncelerini değiştirebilmesi için sağlam bir umuda bel bağlaması yeterli…"

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Nur-AL 
02 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

...ölüm geldiğinde herkes aynı körlüğe bürünmüş olacaktı.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago