Adı:
Görmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981320
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ensaio sobre a Lucidez
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Görmek
Görmek
Körlük’ün adı bilinmeyen ülkenin adı bilinmeyen kentindeyiz yine. Üstelik yaşanan trajedinin üzerinden çok da geçmemiş, uyandırdığı dehşetin hatırası taze, mağdurları da hâlâ sağken yeni bir felaket, daha doğrusu olağandışı bir hal geliyor kentin başına. Seçim yapılıyor, sandıklar kuruluyor.
Ancak beklenmedik bir şey oluyor ve oyların büyük çoğunluğu boş çıkıyor. Hükümet bir komplo şüphesiyle derhal teyakkuza geçerek bu beklenmedik durumu siyasal düzenin çarkları içinde öğütmeye çalışıyor; sonuç alamayınca da çareyi sıkıyönetim ilan ederek kenti terk etmekte buluyor. Fakat beklentinin aksine, düzenin yokluğunda düzensizlik baş göstermeyince, onu çıkarmak da yine siyasal erke düşüyor.
Saramago, hiciv ile alegoriyi derin bir kavrayış ve keskin bir görüyle harmanladığı, o muazzam dil cambazlığıyla devamlı eşeleyerek zihnimizde karıncalanmadık yer bırakmadığı bu unutulmaz eserinde, hamaset denen düşünce fukaralığının ve onun kovuklarında yuvalanan güç saplantısının ipliğini pazara çıkarıyor. Fars hiç bu kadar trajik anlatılmamıştı.

(Tanıtım Bülteninden)
324 syf.
·Puan vermedi
Körlük kitabının devamı niteliğinde fakat anlatılmak istenen yine aynı körlük. Saramago gözlerimizi açıp etrafımıza bakmamızı ve artık bir şeyleri sorgulama vaktinin geldiğini kendine özgü diliyle anlatıyor.
Görmek'te benim özellikle hissettiğim durum bir başkaldırıydı. Kitabın içindeki beyaz başkaldırıdan değil Saramago'nun kendi başkaldırısından bahsediyorum. İnsanın yönetilmeye ihtiyacı olmayan, doğruları kendi aklıyla bulacağına olan inancından yola çıkıp halkı koyun kendini çoban sanan kişilere olan bir başkaldırı. Biz koyun değiliz bir çobana değil en fazla bir lidere ihtiyaç duyarız.
Konusunda ele aldığı kaosu okurken yazı stilinde de hissediyorsunuz. Saramago okuması zor gibi dursa da sizi kitabın içine öylesine çekiyor ki kitabın başından ayrılamıyorsunuz.
324 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yine Saramago, yine bitmeyen virgüller, yine adı bilinmeyen bir yer ve adı bilinmeyen insanlar..
Körlük ile başlayan macerama, Saramago etkinliği dolayısıyla Görmek ile devam ettim. Yaklaşık üç buçuk saat süren bir okuma serüveniydi ve çok iyiydi. (O virgüller olmasa daha iyi olurdu tabi :D)

Her zaman olduğu gibi fazla ayrıntıya girmeden konudan bahsedeceğim.
Adı bilinmeyen ülkenin başkentinde seçim olacaktır. Ancak o gün şiddetli bir yağmur vardır başkentte. Bu nedenle halkın büyük çoğunluğu oy kullanmaya gelmemiştir. Sandık kurulu bu 'zor şartta' bile görev aşkıyla erkenden görev yerlerine gelirken, halk ne cürretle gelmemiştir oy kullanmaya. Yağmur nedeniyle mi gelmezler, yoksa bu bir 'isyan' mıdır? İsyansa eğer; bu isyan hangi partiyedir, ya da halkın 'gözü mü açılmıştır' , cevap evet ise onları kim örgütlemiştir? Görevliler bunları düşünmekle zaman geçirirken saat dörtte seçmenler sözleşmiş gibi oy kullanmaya gelirler. Bu duruma sevinen siyaset ahalisi sonuçları beklemeye başlamıştır artık. Ama hesaba katmadıkları bir şeyle karşılaşırlar; oyların çoğunluğu 'beyaz oy'dur. Halkın neredeyse tamamı boş oy atmıştır. Peki siyasiler şimdi ne yapacaktır; geçerli oylar mıdır önemli olan yoksa yüzde seksen üç 'beyaz oy' mudur? Bu olanların 'beyaz körlük' ile alakası var mıdır? Seçim sonucu neleri değiştirecektir, halkın bu kararlı duruşu siyasilere hatalarından ders almayı ögretecek midir?

Kendi tercihini yapan halkı korkutarak, tehdit ederek, ellerinden haklarını alarak getirilen demokrasinin ne derece etkili olabileceğini ve panikleyen iktidarın yapabileceklerini okuyunca hayret edeceksiniz..
Saramago; hükümetlerin neden halktan korkmaları gerektiğini gözler önüne sermiş, demokrasi bekçisi olduklarını söylerken halka korku salmak adına kanunsuzluklar yapan yöneticileri anlatmayı da ihmal etmemiştir.

Okurken sürekli ülkemizdeki seçimleri düşünecek, yöneticiler tarafından ortaya atılan her fikirde bizden bir şeyler bulacaksınız.
Saramago'nun okuduğum ikinci romanını da beğenmenin verdiği sevinçle, etkinlik boyunca tüm eserleri bitirme hedefimi yineliyorum :)
324 syf.
Usta yazar, José Saramago'nun bir eserini daha çok severek okumuş bulunmaktayım. Benim 4. Saramago kitabım oldu. Şu ana kadar okuduğum eserlerine dayanarak yazarın kendine has tarzı ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.
- Bu adamın kitaplarında karakter ismi göremezsiniz. Memur, müfettiş, göz doktorunun karısı gibi niteler karakterleri.
- Kitaplarını düz yazı şeklinde yazar. Diyalog halinde göremezsiniz. İlk defa okuyanlar belki zorlanabilir ama alışınca fark etmiyorsunuz bile düz yazı gibi yazıldığını.
- Bir cümlesi bazen paragraf gibi olabilir, cümle bitince cümlenin başını hatırlamıyor olabilirsiniz. Ara ara anlamak için dönüp baştan okuduğum çok olmuştur.

Gelelim kitabımızın konusuna...
Görmek, yazarın "Körlük" kitabının devamı niteliğindedir. Körlük'de, ülkede körlük salgını olmuş ve herkes kör olmuştur. Kör olan herkesin fark ettiği bir şey vardır ki bu körlük siyah değil, süt gibi BEYAZDIR.
Ve yine 4 yıl önce körlük salgını yaşamış olan ülkedeyiz, bu defa boş oy (BEYAZ OY) salgını var. Nasıl mı olur boş oy salgını? Halkın %83 ü seçimlerde boş oy kullanmıştır. Seçimler baskı altında bir kez daha tekrarlanır ve sonuç değişmez. Bunun üzerine hükümet harekete geçer, ohal ilan edilir ve halk sorgulanır, yalan makineleri dahil edilir olaya. Sorgulamalarda "Beyaz" ve "Boş" sözcükleri kullananlara suçlu muamelesi yapılır. Sorgulamalar ve alınan önlemlerde başarılı olamayan hükümet, halkı cezalandırmak için başkenti taşımaya karar verir. Bir başkent düşünün ki polisin, askerin, bakanların ve başbakanın olmadığı. Peki bu halkı yıldırabilir mi, boş oy kullanmaktan vazgeçirebilir mi? Boşçuların (boş oy kullananlar) azmine, direnişine hayran kalmamak mümkün değil!

Hükümet, "Körlük" kitabının karakterlerinden birinden bir mektup alır. 4 yıl önce gizli kalmış bir olay gün yüzüne çıkar. Hükümet bunu fırsata çevirir ve BOŞ OY SALGINI için bir günah keçisi bulur, boş oy salgınıyla alakası olmayan bir insanı suçlu duruma düşürür.

Boş oy kullanmak hangi yasada suçtur? Özgür bir şekilde oy verilmeyecekse neden yapılır seçimler? Hükümetlerin ve siyasilerin akla gelmeyecek gizli ve acımasızca yaptıkları hamlelere bir kez daha şahit oldum bu kitapta. Kendi aralarında yaptıkları planlardan, konuşmalardan okurken iğrendiğimi de belirtmek istiyorum!

Uzun zaman önce okumuş olmama rağmen Körlük kitabıyla ilgili detayları unutmamış olmam beni çok mutlu etti. Bu kesinlikle yazarın akılda kalıcı anlatımından kaynaklanıyor. Bu eserde de bir an olsun sıkılmadım, özellikle son 50 sayfada o kadar heyecanlandım ki!

Harika bir distopya okudum. Mutlaka okuyun bu eseri! Tabii bu eserden önce KÖRLÜK mutlaka okunmalı... Kitabı genel olarak ortaya koyan bir alıntı ile düşüncelerimi sonlandırmak istiyorum.

"Günahkârların bedelini daima doğrular öder."

Keyifli Okumalar...
324 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10 puan
Körlük kitabının devamı niteliğinde. Başlarda biraz sıkıcı gibi gelse de okudukça insanı sarıyor ve okuyucuyu içine çekiyor. Konusu ve kurgusu çok güzel. Körlük kitabında olduğu gibi yine bilinmeyen bir ülke bilinmeyen kişiler.
Saramago gözlerimizi açıp etrafımıza bakmamızı ve artık bir şeyleri sorgulama vaktinin geldiğini kendine özgü diliyle anlatıyor. Okunması gereken bir kitap rahatlıkla tavsiye ederim.
324 syf.
Eveeettt Körlük’ün devamını okudum. Ve kesinlikle Saramago okunmalı. Görmek olgusunu toplumsal ve siyasal bazda incelemiş fakat sıkıcı hiçbir tarafı yok. Kurgu, dil, akıcılık her şey var. En az Körlük kadar etkileyici ve içeriği de dolu. Okurken bazı durumları düşünmemizi sağlıyorsa kitapları iyi ki okumuşum derim. Bu kitapta fazlası var. Keyifli okumalar.
317 syf.
Yine bir Saramago klasiği;
İsimsiz bir ülke ve evrensellik...
Saramago'nun eserlerinde yakaladığı evrensel tutum konuya hemen dahil olmanızı sağlıyor. Bazı yerlerde, yazarın üçüncü bir göz olarak olayları yorumlaması sohbet havası katıyor esere. Virgülle birbirine bağlanmış uzun cümlelerle siyaseti edebiyat içinde ustalıkla harmanlamış.

Konuya birazcık değinecek olursam;
Adı olmayan ülkede seçim zamanıdır. Halk oyunu kullanır ve sandıklar açılınca halkın hatırı sayılır çoğunluğunun boş oy kullandığı görülür. Halkın bu seçimi; yani bireysel ve yasal olan bu hakkı devlet tarafından anarşist bir eylem olarak nitelendirilir.
Sözde, demokrasiyi uygulama vaadi veren yöneticiler bir eylem planı hazırlayarak halkı kaosa sürüklemeye çalışır. Ancak halkın demokratik tutumu istenilen sonucu vermez.
Neticede devlet olağanüstü hal ilan eder ve trajikomik hadiseler cereyan etmeye başlar.

Kitapta yaşanılan anti-demokratik tutumlar, Hobbes 'ın bir sözünü hatırlattı. Hobbes der ki:
"Kılıcın zoru olmadan ahitler sözlerden ibarettir ve insanı güvence altına almaya yetmez. "
Bu söz hem devlet hem birey açısından devletin gerekli olduğunu vurgulaması yönünden , kitapta da tasvir edilen, kılıç görevi üstlenen , halka sadece seçmekten başka hak tanımayan baskıcı devlet anlayışına işaret ediyor.

Daha sonra yalnızlaştırma politikası ile halkın iktidar / yöneticiler olmadan huzur ve adalet içinde yaşayabilme becerisi göstermesi de "iktidarsız devlet anlayışı mümkün müdür" sorusuna işaret eder gibiydi.

Bu kitap bir kurgu elbette ki; ama siyaset içerisinde yer alanların kirli savaşları, yöneticilerin yasaları diledikleri gibi kullanarak haklı çıkma uğruna işledikleri suçları, iktidar mücadelelerini, devlet-iktidar-toplum ilişkilerini sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu kitabın "Körlük" kadar beğenilmediği söylense de, "Körlük"te toplum cezalandırılmıştı; "Görmek"te de bir nebze de olsa Devlet/İktidar...

Saramago üslubunun tadına varmanız adına bu iki etkileyici kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Kitapla kalın ^.^
324 syf.
·67 günde·9/10 puan
Kitabın bittiğine hala inananmıyorum!

Görmek bir insanın başına ne kadar bela getirebilir?
Cevabı:Eğer körlük salgınında kör olamamışsan işte o kadar bela getirir.

Guya özgür olduğumuz bu dünyada görmemiz gerekenler daha ne zamana kadar engellenecek? Daha ne zamana kadar doğru diye bize empoze edilenlerin gerçek yüzünü hep saklayacaklar bizden? Daha ne zamana kadar algılarımız birilerinin esiri olacak? Daha ne zamana kadar...

Hepsinin cevabı biz görmeye başladığımız anda verilmiş olacak ama bu cevabı bilsek de paylaşmamamız gerektiğini öğretecekler bu sefer.

Her olayın illa ki bir elebaşı olmalı mı? Aynı fikre sahip olan insanlar aynı kişi tarafından mı yönlendirilmişlerdir? Neden hep bir olayı bir sebebe bağlama ihtiyacındayız?

Kitabı okuduğumda sorulara boğdum kendimi. Öyle sorulardı ki cevapları rahatsız ediciydi. Ve dünyadan ve siyasetten bir kere daha nefret ettim. Kalpten bir nida ile " Siyasetten sana sığınırım Rabbim! Sakın beni siyasete yaklaştırma!" dedim.

Görmek için bu dünyanın düzenini bu kitabı okumak gerek.

Dikkat! Görecekleriniz sizleri rahatsız edebilir.
352 syf.
·3 günde·9/10 puan
Jose Saramago' yu ilk Körlük kitabı ile tanımıştım. Yazı diline, karakterlerine, betimlemelerine ve kendine has stiline hayran kalmıştım. Körlük bittikten sonra sırasıyla yedi kitabını daha okumuşum. Görmek kitabını sonraya bıraktım çünkü birçok yerde Körlük kitabının devamı olduğunu söylediler ve ben de Körlük kitabının etkisini azaltmaması için sona sakladım.
Genel olarak yazarın tarzını bildiğim için herhangi bir yabancılık çekmedim. Özel isimler yok, nokta ve virgül dışında noktalama işareti yok... Uzun zamandır da Jose Saramago okumadığım için özlediğimi de farkettim. Jose Saramago diğer kitaplarında okumaya alışkın olduğumuz sıradan olayları nasıl olağanüstü bir olaya çeviririm taktiğini kullanarak değişik bir roman yazmış.
Olaylar şu şekilde cereyan eder: Seçim zamanıdır, halk seçime çok az katılım gösterir, oy sonuçlarında da beyaz oy çoğunlukta çıkar. Seçim tekrarlanır, bu kez yine beyaz oy çoğunluktadır. Hükümet bu duruma çeşitli oyunlar hazırlayarak müdahale eder: Yalan makineleri, bildiriler, başkent değişiklikleri, sıkıyönetim...
Okurken elinizde olmadan siz de düşünüyorsunuz "Acaba bu durum bizim ülkemizde olsa ne olurdu?" Diye. Okurken siyaseti neden sevmediğimi bir kez daha anladım.
Körlük kitabı ile bağlantısı şu şekilde: Hükümete bir mektup gelir, mektupta Körlük kitabında kör olmayan kadın ifşa edilir. Bunun sonucunda da bu beyaz oycularla, beyaz körlük arasında bağlantı kurularak kör olmayan kadın suçlanır.
Kitapta gerçekleştirilen bütün olaylarda hükümetin ne kadar yanlış tutumlar içerisinde olduğunu okuyorsunuz. Halk artık uyanmıştır ve hür iradelerini kullanarak seçim gerçekleştirmektedirler ama hükümet bunu kabul etmez dolayısıyla da adil bir demokrasi uygulanmamış olur. Okurken mutlaka günümüzde gerçekleştirilen olaylar üzerinden çıkarımlar yaparak okuyun. Keyifli okumalar.
324 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Saramago’nun Körlük kitabının devamı diye okumaya başladığım Görmek...

Bilinmeyen bir ülkede yapılan belediye seçimlerde halkın boş oy kullanması sonucu, tüm halk terörist ilan edilir. Hükümet bu yapılanı hoş karşılamayarak başkenti başka bir yere taşır. Bu taşınma işini gizlice yaparken tüm yönetim birimlerini de yanında götürür. Kentte hiç bir bakanlık, bakan, milletvekili, polis, v.b kalmaz. Hak ve hukukun olmadığı bir ortamda, halk tek başına bırakılır. Hükümet; boş oy kullanımının nedenlerini araştırmak yerine, sorumluluğu üstüne atacakları bir kurban arayışına girer...

Yazarın yazım tarzı beni bi hayli zorladı desem yeridir :)) Diyaloglar, nesir şeklinde yazıldığı için dikkatli okumak gerekiyor, kim ne dedi kaçırabiliyor insan...
Ayrıca yazar, çok uzun cümleler kuruyor ki, bu da cümlenin sonu geldiğinde başını unutmama ve tekrar okumama neden oldu çoğu zaman :))

Körlük kitabı da aynı tarzda yazılmasına rağmen daha sıkılmadan okudum, fakat bu kitap beni daraltı. Yarıda bırakmayı bile düşündüm ama inat ettim bitirdim şükür...
324 sayfalık kitapta, Körlük’deki karakterler ancak kitabın yarısından sonra olaya dahil oldular.
Benim için hayalkırıklığı olan bir kitap olmasına rağmen ders çıkarılacak kısımlar da vardı...
Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim...
Doğarız ve o an sanki ömür boyu sürecek bir pakt imzalamış gibiyizdir, fakat gün gelir, bunu benim adıma kim imzaladı, diye sorarız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Görmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981320
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ensaio sobre a Lucidez
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Görmek
Görmek
Körlük’ün adı bilinmeyen ülkenin adı bilinmeyen kentindeyiz yine. Üstelik yaşanan trajedinin üzerinden çok da geçmemiş, uyandırdığı dehşetin hatırası taze, mağdurları da hâlâ sağken yeni bir felaket, daha doğrusu olağandışı bir hal geliyor kentin başına. Seçim yapılıyor, sandıklar kuruluyor.
Ancak beklenmedik bir şey oluyor ve oyların büyük çoğunluğu boş çıkıyor. Hükümet bir komplo şüphesiyle derhal teyakkuza geçerek bu beklenmedik durumu siyasal düzenin çarkları içinde öğütmeye çalışıyor; sonuç alamayınca da çareyi sıkıyönetim ilan ederek kenti terk etmekte buluyor. Fakat beklentinin aksine, düzenin yokluğunda düzensizlik baş göstermeyince, onu çıkarmak da yine siyasal erke düşüyor.
Saramago, hiciv ile alegoriyi derin bir kavrayış ve keskin bir görüyle harmanladığı, o muazzam dil cambazlığıyla devamlı eşeleyerek zihnimizde karıncalanmadık yer bırakmadığı bu unutulmaz eserinde, hamaset denen düşünce fukaralığının ve onun kovuklarında yuvalanan güç saplantısının ipliğini pazara çıkarıyor. Fars hiç bu kadar trajik anlatılmamıştı.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 8bin okur

  • Emrah Genis
  • Hale Buluz
  • Hakan Koç
  • Zülâl
  • Ibrahim teber
  • Hatice Turan
  • Nihal Güngör
  • Samet SARI
  • Emre Bulut
  • Metin bayram

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.2
13-17 Yaş
%0.5
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%37.1
35-44 Yaş
%29.4
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%2.6
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.6
Erkek
%40.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.9 (391)
9
%17.4 (428)
8
%24.9 (612)
7
%17 (419)
6
%8.1 (199)
5
%4.8 (117)
4
%1.5 (38)
3
%1.1 (27)
2
%0.5 (13)
1
%0.8 (20)

Kitabın sıralamaları