Adı:
Görmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981320
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ensaio sobre a Lucidez
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Görmek
Görmek
Körlük’ün adı bilinmeyen ülkenin adı bilinmeyen kentindeyiz yine. Üstelik yaşanan trajedinin üzerinden çok da geçmemiş, uyandırdığı dehşetin hatırası taze, mağdurları da hâlâ sağken yeni bir felaket, daha doğrusu olağandışı bir hal geliyor kentin başına. Seçim yapılıyor, sandıklar kuruluyor.
Ancak beklenmedik bir şey oluyor ve oyların büyük çoğunluğu boş çıkıyor. Hükümet bir komplo şüphesiyle derhal teyakkuza geçerek bu beklenmedik durumu siyasal düzenin çarkları içinde öğütmeye çalışıyor; sonuç alamayınca da çareyi sıkıyönetim ilan ederek kenti terk etmekte buluyor. Fakat beklentinin aksine, düzenin yokluğunda düzensizlik baş göstermeyince, onu çıkarmak da yine siyasal erke düşüyor.
Saramago, hiciv ile alegoriyi derin bir kavrayış ve keskin bir görüyle harmanladığı, o muazzam dil cambazlığıyla devamlı eşeleyerek zihnimizde karıncalanmadık yer bırakmadığı bu unutulmaz eserinde, hamaset denen düşünce fukaralığının ve onun kovuklarında yuvalanan güç saplantısının ipliğini pazara çıkarıyor. Fars hiç bu kadar trajik anlatılmamıştı.

(Tanıtım Bülteninden)
324 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yine Saramago, yine bitmeyen virgüller, yine adı bilinmeyen bir yer ve adı bilinmeyen insanlar..
Körlük ile başlayan macerama, Saramago etkinliği dolayısıyla Görmek ile devam ettim. Yaklaşık üç buçuk saat süren bir okuma serüveniydi ve çok iyiydi. (O virgüller olmasa daha iyi olurdu tabi :D)

Her zaman olduğu gibi fazla ayrıntıya girmeden konudan bahsedeceğim.
Adı bilinmeyen ülkenin başkentinde seçim olacaktır. Ancak o gün şiddetli bir yağmur vardır başkentte. Bu nedenle halkın büyük çoğunluğu oy kullanmaya gelmemiştir. Sandık kurulu bu 'zor şartta' bile görev aşkıyla erkenden görev yerlerine gelirken, halk ne cürretle gelmemiştir oy kullanmaya. Yağmur nedeniyle mi gelmezler, yoksa bu bir 'isyan' mıdır? İsyansa eğer; bu isyan hangi partiyedir, ya da halkın 'gözü mü açılmıştır' , cevap evet ise onları kim örgütlemiştir? Görevliler bunları düşünmekle zaman geçirirken saat dörtte seçmenler sözleşmiş gibi oy kullanmaya gelirler. Bu duruma sevinen siyaset ahalisi sonuçları beklemeye başlamıştır artık. Ama hesaba katmadıkları bir şeyle karşılaşırlar; oyların çoğunluğu 'beyaz oy'dur. Halkın neredeyse tamamı boş oy atmıştır. Peki siyasiler şimdi ne yapacaktır; geçerli oylar mıdır önemli olan yoksa yüzde seksen üç 'beyaz oy' mudur? Bu olanların 'beyaz körlük' ile alakası var mıdır? Seçim sonucu neleri değiştirecektir, halkın bu kararlı duruşu siyasilere hatalarından ders almayı ögretecek midir?

Kendi tercihini yapan halkı korkutarak, tehdit ederek, ellerinden haklarını alarak getirilen demokrasinin ne derece etkili olabileceğini ve panikleyen iktidarın yapabileceklerini okuyunca hayret edeceksiniz..
Saramago; hükümetlerin neden halktan korkmaları gerektiğini gözler önüne sermiş, demokrasi bekçisi olduklarını söylerken halka korku salmak adına kanunsuzluklar yapan yöneticileri anlatmayı da ihmal etmemiştir.

Okurken sürekli ülkemizdeki seçimleri düşünecek, yöneticiler tarafından ortaya atılan her fikirde bizden bir şeyler bulacaksınız.
Saramago'nun okuduğum ikinci romanını da beğenmenin verdiği sevinçle, etkinlik boyunca tüm eserleri bitirme hedefimi yineliyorum :)
324 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Usta yazar, José Saramago'nun bir eserini daha çok severek okumuş bulunmaktayım. Benim 4. Saramago kitabım oldu. Şu ana kadar okuduğum eserlerine dayanarak yazarın kendine has tarzı ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.
- Bu adamın kitaplarında karakter ismi göremezsiniz. Memur, müfettiş, göz doktorunun karısı gibi niteler karakterleri.
- Kitaplarını düz yazı şeklinde yazar. Diyalog halinde göremezsiniz. İlk defa okuyanlar belki zorlanabilir ama alışınca fark etmiyorsunuz bile düz yazı gibi yazıldığını.
- Bir cümlesi bazen paragraf gibi olabilir, cümle bitince cümlenin başını hatırlamıyor olabilirsiniz. Ara ara anlamak için dönüp baştan okuduğum çok olmuştur.

Gelelim kitabımızın konusuna...
Görmek, yazarın "Körlük" kitabının devamı niteliğindedir. Körlük'de, ülkede körlük salgını olmuş ve herkes kör olmuştur. Kör olan herkesin fark ettiği bir şey vardır ki bu körlük siyah değil, süt gibi BEYAZDIR.
Ve yine 4 yıl önce körlük salgını yaşamış olan ülkedeyiz, bu defa boş oy (BEYAZ OY) salgını var. Nasıl mı olur boş oy salgını? Halkın %83 ü seçimlerde boş oy kullanmıştır. Seçimler baskı altında bir kez daha tekrarlanır ve sonuç değişmez. Bunun üzerine hükümet harekete geçer, ohal ilan edilir ve halk sorgulanır, yalan makineleri dahil edilir olaya. Sorgulamalarda "Beyaz" ve "Boş" sözcükleri kullananlara suçlu muamelesi yapılır. Sorgulamalar ve alınan önlemlerde başarılı olamayan hükümet, halkı cezalandırmak için başkenti taşımaya karar verir. Bir başkent düşünün ki polisin, askerin, bakanların ve başbakanın olmadığı. Peki bu halkı yıldırabilir mi, boş oy kullanmaktan vazgeçirebilir mi? Boşçuların (boş oy kullananlar) azmine, direnişine hayran kalmamak mümkün değil!

Hükümet, "Körlük" kitabının karakterlerinden birinden bir mektup alır. 4 yıl önce gizli kalmış bir olay gün yüzüne çıkar. Hükümet bunu fırsata çevirir ve BOŞ OY SALGINI için bir günah keçisi bulur, boş oy salgınıyla alakası olmayan bir insanı suçlu duruma düşürür.

Boş oy kullanmak hangi yasada suçtur? Özgür bir şekilde oy verilmeyecekse neden yapılır seçimler? Hükümetlerin ve siyasilerin akla gelmeyecek gizli ve acımasızca yaptıkları hamlelere bir kez daha şahit oldum bu kitapta. Kendi aralarında yaptıkları planlardan, konuşmalardan okurken iğrendiğimi de belirtmek istiyorum!

Uzun zaman önce okumuş olmama rağmen Körlük kitabıyla ilgili detayları unutmamış olmam beni çok mutlu etti. Bu kesinlikle yazarın akılda kalıcı anlatımından kaynaklanıyor. Bu eserde de bir an olsun sıkılmadım, özellikle son 50 sayfada o kadar heyecanlandım ki!

Harika bir distopya okudum. Mutlaka okuyun bu eseri! Tabii bu eserden önce KÖRLÜK mutlaka okunmalı... Kitabı genel olarak ortaya koyan bir alıntı ile düşüncelerimi sonlandırmak istiyorum.

"Günahkârların bedelini daima doğrular öder."

Keyifli Okumalar...
324 syf.
Aaa ne kadarda birebir değil hissettiklerimiz:)İnceleme yapanların bayıla bayıla anlattığı kitabı ben göremiyorum.Körlük kitabında kaldım sanırım:)
"Körlük" kitabını ne kadar beğendiysem, "Görmek" kitabınıda o kadar beğenmedim.

Körlük kitabının devamı niteliğinde denildiğinde, ben hikayenin gözlerin görmeye başladığı andan itibaren aktarılacağını düşündüm.Sürükleyici olurdu gerçekten.Direk bir seçimle başlamasını beklemiyordum.Kötü süpriz.Siyaseti seven ve anlayan biri değilim.Aslında doğru cümle, benim gözümde siyaset yapanların anlaşılır gibi olmadıkları ve siyasetin beni bunalttığı.
Evet "Görmek" kitabı "Körlük" kitabının devamıdır.Yaşanan beyaz felaketin sonucunda insanların gören (ve görmeyen) körlükten kurtulması, toplumun haklı olarak bileti siyasetçilere, devletin yönetimine kesmek istemesi çok mantıklı.Beyaz felaketten sonra "beyaz oy" ile çok akıllıca bir tepki oluşturulmuş olması muhteşem bir detay.Ayrıca benim siyaseti neden sevemediğimi yazarın bir kez daha teyit etmiş olduğu gerçeğide mevcut hikâyede.Buna sözüm yok tabiî ki, Saramago farkını görebiliyorum.Lakin yinede ilk kitaptaki gibi hikayeye devam edilmiş olsa daha çok keyif verirdi.Sıkıldım, kitap elimde süründü.Hikaye degilde bilgi aktarımı gibi gibi.İlk elli sayfa ve son elli sayfa yeterdi bu kitap için..Üzgünüm.
Söyleyeceklerim bu kadar.
324 syf.
Eveeettt Körlük’ün devamını okudum. Ve kesinlikle Saramago okunmalı. Görmek olgusunu toplumsal ve siyasal bazda incelemiş fakat sıkıcı hiçbir tarafı yok. Kurgu, dil, akıcılık her şey var. En az Körlük kadar etkileyici ve içeriği de dolu. Okurken bazı durumları düşünmemizi sağlıyorsa kitapları iyi ki okumuşum derim. Bu kitapta fazlası var. Keyifli okumalar.
317 syf.
Yine bir Saramago klasiği;
İsimsiz bir ülke ve evrensellik...
Saramago'nun eserlerinde yakaladığı evrensel tutum konuya hemen dahil olmanızı sağlıyor. Bazı yerlerde, yazarın üçüncü bir göz olarak olayları yorumlaması sohbet havası katıyor esere. Virgülle birbirine bağlanmış uzun cümlelerle siyaseti edebiyat içinde ustalıkla harmanlamış.

Konuya birazcık değinecek olursam;
Adı olmayan ülkede seçim zamanıdır. Halk oyunu kullanır ve sandıklar açılınca halkın hatırı sayılır çoğunluğunun boş oy kullandığı görülür. Halkın bu seçimi; yani bireysel ve yasal olan bu hakkı devlet tarafından anarşist bir eylem olarak nitelendirilir.
Sözde, demokrasiyi uygulama vaadi veren yöneticiler bir eylem planı hazırlayarak halkı kaosa sürüklemeye çalışır. Ancak halkın demokratik tutumu istenilen sonucu vermez.
Neticede devlet olağanüstü hal ilan eder ve trajikomik hadiseler cereyan etmeye başlar.

Kitapta yaşanılan anti-demokratik tutumlar, Hobbes 'ın bir sözünü hatırlattı. Hobbes der ki:
"Kılıcın zoru olmadan ahitler sözlerden ibarettir ve insanı güvence altına almaya yetmez. "
Bu söz hem devlet hem birey açısından devletin gerekli olduğunu vurgulaması yönünden , kitapta da tasvir edilen, kılıç görevi üstlenen , halka sadece seçmekten başka hak tanımayan baskıcı devlet anlayışına işaret ediyor.

Daha sonra yalnızlaştırma politikası ile halkın iktidar / yöneticiler olmadan huzur ve adalet içinde yaşayabilme becerisi göstermesi de "iktidarsız devlet anlayışı mümkün müdür" sorusuna işaret eder gibiydi.

Bu kitap bir kurgu elbette ki; ama siyaset içerisinde yer alanların kirli savaşları, yöneticilerin yasaları diledikleri gibi kullanarak haklı çıkma uğruna işledikleri suçları, iktidar mücadelelerini, devlet-iktidar-toplum ilişkilerini sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu kitabın "Körlük" kadar beğenilmediği söylense de, "Körlük"te toplum cezalandırılmıştı; "Görmek"te de bir nebze de olsa Devlet/İktidar...

Saramago üslubunun tadına varmanız adına bu iki etkileyici kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Kitapla kalın ^.^
324 syf.
·67 günde·9/10
Kitabın bittiğine hala inananmıyorum!

Görmek bir insanın başına ne kadar bela getirebilir?
Cevabı:Eğer körlük salgınında kör olamamışsan işte o kadar bela getirir.

Guya özgür olduğumuz bu dünyada görmemiz gerekenler daha ne zamana kadar engellenecek? Daha ne zamana kadar doğru diye bize empoze edilenlerin gerçek yüzünü hep saklayacaklar bizden? Daha ne zamana kadar algılarımız birilerinin esiri olacak? Daha ne zamana kadar...

Hepsinin cevabı biz görmeye başladığımız anda verilmiş olacak ama bu cevabı bilsek de paylaşmamamız gerektiğini öğretecekler bu sefer.

Her olayın illa ki bir elebaşı olmalı mı? Aynı fikre sahip olan insanlar aynı kişi tarafından mı yönlendirilmişlerdir? Neden hep bir olayı bir sebebe bağlama ihtiyacındayız?

Kitabı okuduğumda sorulara boğdum kendimi. Öyle sorulardı ki cevapları rahatsız ediciydi. Ve dünyadan ve siyasetten bir kere daha nefret ettim. Kalpten bir nida ile " Siyasetten sana sığınırım Rabbim! Sakın beni siyasete yaklaştırma!" dedim.

Görmek için bu dünyanın düzenini bu kitabı okumak gerek.

Dikkat! Görecekleriniz sizleri rahatsız edebilir.
324 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Körlük kitabının devam kitabı niteliğinde olan Görmek, yine 4 yıl evvel beyaz körlük hastalığının yaşandığı şehirde geçmektedir. Ancak bu sefer halk körleşmemiş aksine bir anda görmeye başlamıştır. Ve bu da kendisini genel seçimlerde belli etmiştir.
Saaramago, Tanrı’yı eleştirdiği pek çok kitabından sonra bu kitabında da devleti eleştirmiştir. Kitap, genel seçimlerin olduğu gün başlar. Halk demokratik haklarını kullanarak sandık başına gider ancak seçim sonuçları açıklandığında herkesi büyük bir sürpriz karşılar. Başkentte yüzde seksen üzerinde boş oy, ya da kitaptaki tabiriyle “beyaz oy” kullanılmıştır.
Bundan sonrası tamamen bilinçli, iyi niyetli ve artık gören halkla, kendisini terk eden, kaçan ve halka resmen soğuk savaş başlatan hükümet arasında geçmektedir. Beyaz oy verenleri kötülemek için tüm basın yayın organlarını kullanmak mı ararsınız, sivil halka bombalı saldırılar düzenletip yine bu beyaz oycuların üstüne yıkmaya çalışmak mı dersiniz ya da masum halktan günah keçisi bulup onun üzerinden mi oynamak dersiniz, kazanmak için her türlü pisliğin döndüğü bir devlet modeli işte...
Başka bir deyişle, gücünü halktan alan hükümetlerin güçten kör olup halka sırtını döndüğü herhangi bir ülkede yaşanabilecek sıradan olaylar...
324 syf.
·24 günde·Beğendi·10/10
Bu muhteşem ötesi kitabı iki saat önce bitirdim.. kitapta gördüklerimi sindirmek gerçekten çok zordu bu yüzden biraz bekledim ama öfkem, kederim, bilinç açıklığım böyle buram buram yerindeyken incelemeyi hemen yazmak istedim.. buraya sığdırılamayacak kadar çok gerçekler gördüm.. Kendi ülkemde “biz de nasıl şeyler dönüyor, biz vatandaş olarak nasıl kandırılıyoruz, nasıl uyutuluyoruz, bilincimiz nasıl köreltiliyor?” diye düşünmek için çokça okumaya ara verdim.


Kitabın konusundan yüzeysel bahsedersek; körlük kitabının devamı niteliğinde bir kitap.. “Beyaz körlük’ü” takip eden “beyaz oy”( boş oy) karşımıza çıkıyor. Bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen başkentinde (yine:)) seçim sürecinde halkın %80’nin üstündeki kısmı boş oy kullanınca devlet yöneticileri harekete geçiyor. Ohal dönemi, halkın sorgulanması, bir örgüt var mı yok mu? şüpheleri üzerine halkı cezalandırma yoluna gidiliyor. Başkentten yönetim bir süreliğe geri çekiliyor(başkanlar, bakanlar, askeriye, polis yok). Ama bu çekilmeyle beklenenin aksine şehirde düzen bozulmuyor ve hükümetin bu noktadan sonra yaptıkları kafanızda bir sürü soru oluşturuyor. Devlet yöneticilerinin kararlarının, çark sistemlerinin, çıkarlarının, “halk için” diye atılan adımların ne kadar kirli olduğuna tanık oluyorsunuz.. Yönetenlerin; vatandaşların bilincini köreltmek ve akıllarını boşaltmak için masumları harcadıklarını, kendilerini yüceltmek, işlerini iyi yaptıklarına (sözde vatandaş için en iyisini) inandırmak, sahtekarlıkla boyanmış maskeleriyle ülkeyi istedikleri gibi yönetmek için masumlardan nasıl “günahkarlar” yarattıklarına ve buna da “DEMOKRASİ” dediklerine inanamayacaksınız.. Bu kitabı okurken birazcık politikaya ilginiz varsa ülkemizdeki seçim süreçlerinin de sistemindeki o kirlilikleri, görünen “en iyisi bu”yun arkasındaki “en kötü”yü hissedeceksiniz. Bu gerçek; sadece bu ülkede ya da kitaptaki ülkede değil, dünyanın her yerinde..


Açıkcası yönetenler için halkın refahının, huzurunun, düzeninin, masumiyetinin hatta canının çok önemli olmadığını; onlar için en önemli olan şeyin İKTİDAR olduğunu düşünüyorum. Hep şunu söylerim: “1 insan ölmüş, 100 insan ölmüş bu yönetenler için kayıp değildir; onlar için milyonlarca insanı etkileyebilmek, düşünmelerini, görmelerini engelleyebilmek, çarklarını istedikleri gibi döndürebilmek önemlidir.



Yazarın da dediği gibi : “Günahkarların günahının bedelini her zaman masumlar öder.”
324 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Saramago’nun Körlük kitabının devamı diye okumaya başladığım Görmek...

Bilinmeyen bir ülkede yapılan belediye seçimlerde halkın boş oy kullanması sonucu, tüm halk terörist ilan edilir. Hükümet bu yapılanı hoş karşılamayarak başkenti başka bir yere taşır. Bu taşınma işini gizlice yaparken tüm yönetim birimlerini de yanında götürür. Kentte hiç bir bakanlık, bakan, milletvekili, polis, v.b kalmaz. Hak ve hukukun olmadığı bir ortamda, halk tek başına bırakılır. Hükümet; boş oy kullanımının nedenlerini araştırmak yerine, sorumluluğu üstüne atacakları bir kurban arayışına girer...

Yazarın yazım tarzı beni bi hayli zorladı desem yeridir :)) Diyaloglar, nesir şeklinde yazıldığı için dikkatli okumak gerekiyor, kim ne dedi kaçırabiliyor insan...
Ayrıca yazar, çok uzun cümleler kuruyor ki, bu da cümlenin sonu geldiğinde başını unutmama ve tekrar okumama neden oldu çoğu zaman :))

Körlük kitabı da aynı tarzda yazılmasına rağmen daha sıkılmadan okudum, fakat bu kitap beni daraltı. Yarıda bırakmayı bile düşündüm ama inat ettim bitirdim şükür...
324 sayfalık kitapta, Körlük’deki karakterler ancak kitabın yarısından sonra olaya dahil oldular.
Benim için hayalkırıklığı olan bir kitap olmasına rağmen ders çıkarılacak kısımlar da vardı...
Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim...
324 syf.
·18 günde·Beğendi·Puan vermedi
" Her iktidar öldürür! Kimi daha az, kimi daha çok. "
- Ömer Zülfü Livaneli
Bu söz kitabı tam anlamıyla özetlemiş diyebilirim. Saramago bu kitabında, iktidar yahut söz konusu devlet otoritesi olunca neler yapılabileceğini biraz dolaylı yoldan da olsa bizlere aktarmak istemiş.
Kitapta işlenen konuyu anlayabilmek için Körlük kitabını okumak şart değil ama kitabı daha etkili ve anlaşılır bir şekilde okumak isteyenler için Körlük şart bence.
Saramago içimi burkmada hep usta...
Körlük kitabında gerçek bir körlükle, görmek kitabında ise gerçek körlükten daha acı bir körlükle yüreğimi burktu.
Tasarlanmış senaryo dolu kitaplar değil Saramago kitapları... Hayatımızın her alanına dokunmayı başaran gerçek bir yazar. Eksik kalmamanızı temenni eder okuyanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim...
324 syf.
·5 günde
Beğendiğim cümlelerden birkaçıyla başlayalım;

Çöktüklerin de bile yürümeye devam eden insanlar var...

Günahkârların bedelini daima doğrular öder.

Yaşıyor musun,diye soracaklar ve sen,elbette,evet,diye cevap vereceksin,fakat vücudun itiraz edecek,hayır diyecek,ölü olduğunu söyleyecek.....


Bilinenin ardında sonsuz bir bilinmeyen zinciri saklıdır......

Bazı insanlar güvenimize layıktır.....

Görmek kitabı da nihayet sona erdi.
Ne yazık ki kitabı beğenmedim.Belki de çok fazla siyasi olduğundan, ama akıcı gelmedi bana...
Sanki hep aynı sayfaları okuyormuşum gibi geliyordu.Hoşuma giden yerlerde oldu tabi...
Gözlemlerime göre önce Körlük kitabını akabinde görmek kitabını okumaniz gerekiyor.Ben önce bu kitabı okuduğum için biraz tuhaf geldi.

Çok fazla virgül var ve noktalama işaretleri diyalogları anlama açısından kafa karıştırıcı olmuş.

Bu arada Jose saramago 'nun Ölüm bir varmış bir yokmuş kitabını çok beğendiğimi de belirtmek isterim:).

Herkesin aynı kitaba bakış açısı farklı olabilir..
Yine de okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.
324 syf.
·5 günde·8/10
Bakmak, görmek, fark etmek... Çoğunlukla birbirinin yerine kullandığımız, aralarında ayrım yapmadığımız kelimeler... Halbuki çoğu zaman bakarız fakat baktığımız şeyi göremeyiz, gördüğümüzü zannederiz. Bize görünen çok ufak bir noktadır belki de. Bazen görmek de yetmez, fark etmek gerekir. Aynı insana bakarız, aynı insanı görürüz ama her birimiz ayrı özellikleri fark ederiz. O yüzden görmek pek çok unsuru içinde barındıran bir dünyadır aslında.

Saramago, Körlük eserinde bizlere ismini bilmediğimiz bir ülkenin bir kentinde yaşayan ve bir anda kör olan insanların verdiği mücadeleyi simgelerle ve derin bir üslupla yansıtmıştı. Kör olunmamasına rağmen suskun kalınmaması gereken pek çok şeyin gerek yöneticiler, gerek aydınlar gerekse halk tarafından görmezden gelindiğini eleştirel bir dille anlatmıştı. Fazlasıyla sevmiştim bu eserini. İçinde bu kadar temsil unsuru barındıran körlük olgusunu bu denli güzel anlatan biri görme olgusunu kimbilir nasıl anlatmıştır diye düşünmüştüm, ki yanılmadım da.

Körlük eserinin devamı niteliğinde olan Görmek'te ise ilk eserde bulaşıcı bir körlüğe yakalanan insanların tekrar görmeye başlamasıyla yeni olaylar cereyan eder. Yapılan bir seçimde oylarının büyük çoğunluğunun boş/ beyaz çıkması idarecileri endişelendirir ve deyim yerindeyse cadı avı başlar. İşte bu eserde Körlük kitabından aşina olduğumuz doktor, doktorun karısı, siyah gözlüklü kadın, gözü bantlı yaşlı adam, ilk kör gibi karakterlerle yeniden buluşturur okuyucuyu Yazar. Beyaz körlükle ilişkilendirilen beyaz/boş oyların sorumluları aranırken yaşanan serüven yansıtılır okuyucuya.

Eserde üstü kapalı pek çok ifade yer alıyor. Yine hicivlerle, simgelerle dolu pek çok satır var. Bu satırları okurken aslında günümüzde de pek bir şeyin değişmediğini fark ettim. Pek çok konuda gördüğünü sanan ama kör olduğunun farkında olmayan yığınla insan var. Bunun yanı sıra eserde halkın büyük çoğunluğunun doğal bir hak olarak boş oy kullanması en azından bunu deneme cesaretini göstermeleri haklı bir direnişin sembolü bana kalırsa. Demokrasinin olduğu iddia edilen bir ortamda demokrasi adı altında yakışıksız uygulamaların yapılması, bu unsurun işe geldiği gibi kullanıldığını bir kez daha hatırlatıyor okuyucuya.

Daha önce Saramago okuyanlar yazarın üslubunu az çok bilirler. Yine cümleleri nokta yerine çoğunlukla virgülle ayırmayı tercih eden, satır aralarına inceden espriler ve kelime oyunları yerleştiren, kimi zaman iğneleyen, kimi zaman da şaşırtan bir Saramago üslûbu var karşımızda. Genel olarak eseri beğenmemin aksine son kısmını pek sevemedim. Sanki bir an önce bir sonuca bağlamak istercesine yazılmış bir son gibi geldi bana. Daha kaliteli, etkileyici bir son yazılabilirdi diye düşünüyorum.

Eseri okumak isteyenlerin öncelikle Körlük isimli eseri okumalarını tavsiye ederim. Aksi takdirde kitapta anlatılanlar havada kalacaktır. Saramago eserleri bir çırpıda okunacak eserler değildir; hazmedilmek, düşündürmek ister. Bakmanın ötesinde çevresindeki hakikatleri görebilen ve bu uğurda bir duruş sergileyerek çaba veren insanlar olmak dileğiyle. Keyifli okumalar.
Yaşıyor musun, diye soracaklar ve sen, elbette, evet, diye cevap vereceksin, fakat vücudun itiraz edecek, hayır diyecek, ölü olduğunu söyleyecek.
José Saramago
Sayfa 56 - Kırmızı Kedi Yayınları 2.Basım
Hayatlarının kapısı kesin olarak kapanmış insanlar var..
José Saramago
Sayfa 125 - Kırmızı Kedi Yayınları 2.Basım
Kadere meydan okumanın çok çeşitli yolları vardır ve neredeyse hepsi de boşunadır..
José Saramago
Sayfa 21 - Kırmızı Kedi Yayınları 2.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Görmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981320
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ensaio sobre a Lucidez
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Görmek
Görmek
Körlük’ün adı bilinmeyen ülkenin adı bilinmeyen kentindeyiz yine. Üstelik yaşanan trajedinin üzerinden çok da geçmemiş, uyandırdığı dehşetin hatırası taze, mağdurları da hâlâ sağken yeni bir felaket, daha doğrusu olağandışı bir hal geliyor kentin başına. Seçim yapılıyor, sandıklar kuruluyor.
Ancak beklenmedik bir şey oluyor ve oyların büyük çoğunluğu boş çıkıyor. Hükümet bir komplo şüphesiyle derhal teyakkuza geçerek bu beklenmedik durumu siyasal düzenin çarkları içinde öğütmeye çalışıyor; sonuç alamayınca da çareyi sıkıyönetim ilan ederek kenti terk etmekte buluyor. Fakat beklentinin aksine, düzenin yokluğunda düzensizlik baş göstermeyince, onu çıkarmak da yine siyasal erke düşüyor.
Saramago, hiciv ile alegoriyi derin bir kavrayış ve keskin bir görüyle harmanladığı, o muazzam dil cambazlığıyla devamlı eşeleyerek zihnimizde karıncalanmadık yer bırakmadığı bu unutulmaz eserinde, hamaset denen düşünce fukaralığının ve onun kovuklarında yuvalanan güç saplantısının ipliğini pazara çıkarıyor. Fars hiç bu kadar trajik anlatılmamıştı.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.599 okur

  • Ceren selvi
  • Kayaenes_23
  • Azra Davut
  • Şuayip İğneci
  • Esra
  • Esen Demir
  • Sakine özel
  • Aytül Özge Poyraz
  • Taha OKUYAN
  • Deniz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.2
14-17 Yaş
%0.5
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%37.1
35-44 Yaş
%29.4
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%2.6
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.6
Erkek
%40.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.4 (105)
9
%21.9 (125)
8
%26.3 (150)
7
%12.6 (72)
6
%6.1 (35)
5
%4.2 (24)
4
%0.9 (5)
3
%1.2 (7)
2
%0.5 (3)
1
%0.7 (4)

Kitabın sıralamaları