a

apocalyptica

0 üye
Takip
Epik bir şiir formatında; şeytanla yapılan anlaşma.
Puan vermedi·575 syf.··
2023 15. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 00:00
Goethe, Faust'un ruhsal çöküşünü ve kurtuluşunu anlatır. Bilgiye olan açlığı nedeniyle şeytanla anlaşma yapar, ve hayatı değişir. İnsan doğasının karmaşıklığını ve insanın kaderini sorgulayan derin bir yapıt; Faust'u yazarken, insanların içindeki iyi ve kötü arasındaki mücadeleyi ele almış. Ayrıca, kitapta yer alan diyaloglar ve metaforlar, okuyuculara derin bir anlam katmakta. Faust, kimliğinin ve karakterinin sorgulanmasıyla karşı karşıyadır. Başlangıçta bir bilgin ve akademisyen olarak tanıtılırken, hayatın anlamını arayan birine dönüşür. Sınırlarını ve insan potansiyelini genişletmek isteyen biri olarak başlar; ancak bilginin sınırlılığı ve hayatın anlamı hakkındaki sürekli arayışı, onu umutsuzluğa ve içsel çatışmalara sürükler. Faust, derin bir mutsuzluk ve huzursuzluk hisseder ve sonunda ruhunu şeytan Mephistopheles'e satar. Bu anlaşma, Faust'un hayatında bir dönüm noktası olur ve onu insan arzularının, tutkuların ve acıların derinliklerine sürükler. Goethe, Faust'ta birçok temayı ele almış. Bunlardan biri, insanın bilgi arayışı ve bununla birlikte gelen iç çatışmalar. Faust, sınırsız bilgiye sahip olmanın insana gerçek tatmini getirmeyeceğini keşfeder. Ayrıca, insanın doğası ve tutkuları, ahlaki sınırlamalar ve arzuların peşinden gitmenin sonuçları gibi evrensel konular da işleniyot. Faust, düşündürücü ve karmaşık bir karakterdi. Onun içsel çatışmaları, insan doğasının karmaşıklığına ve insanın arzuları ile ahlaki sınırlamalar arasındaki mücadeleye yönlendirdi insanları. Aslında sadece, Faust'un hikayesi, sorgulatıyor. Özellikle de kendi yaşamlarımızı sorgulamaya teşvik ediyor. Açıkçası ne yalan söyleyeyim, kitabı pek beğenmedim. Karmaşık, derin şiirsel, yoğun bir dil kullanıyor ve bazen anlaşılması zor oluyor. Goethe'nin şiirsel anlatımı, benim gibi
apocalyptica
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Doğu Batı Yayınları · 202416,8bin okunma
10/10
·152 syf.··
2023 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2023 21:00
"Yokluğun Payı" demişti Orhan Koçak, "Sessizin Payı" diyecekmiş Nurdan Gürbilek; çatlaklardan ışık sızıyor. Son bir senede yaptığım en iyi üçüncü şey Nurdan Gürbilek külliyatına başlamak oldu. Siyasetle edebiyatın bu kadar güzel harmanlanması benim için son derece haz verici bir deneyim. Türkiye hakkındaki düşünce ve fikirleri zihin açıcı, yol gösterici. Uzun zamandır okuduğum en iyi, en nitelikli, en sıkı deneme kitabı. En çok ilk denemenin "suç ve ceza" teması hoşuma gitti. Suçu işlemek, işlemeye mecbur kalmak ve cezayı verenlerin cezasız yırtması üzerine düşünülmesi gereken şeyler. "Şeytanı yargılayan, ama sisteme dokunmayan bir adalet mümkün mü?" Büyük kitaplardan yayılan tarif edilmez bir neşe vardır her zaman; çirkin, umut kırıcı, korkunç şeylerden bahsettiklerinde bile. Arkada bir yerlerde içinde bir gülüşün çınlamadığı bir hakikatin yanlış olduğunu söyleyen Nietzsche'nin soluğu duyulur. Bir kaç kitabı kaldı, onları da sene bitmeden okurum muhtemelen. Hiç bitmeyecek, dönüp dönüp okunacak metinler ama arkasında bırakacağı boşluğu neyle dolduracağım, hiçbir fikrim yok.
apocalyptica
Sessizin PayıNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 2015434 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zizek'i unutun. Fink'i okuyun.
Puan vermedi·416 syf.··
2021 98. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2021 00:00
Fink, Lacan'ın en ikna edici savunucusu bana göre çünkü Lacan'ın çoğunu okunabilir hale getirmeyi başarıyor. Ayrıca alandaki gerekli okumalardan biri olduğuna inanıyorum. Lacan'cı bakışla ilgilenenler için - önemli bir metin. Zira teorinin pratikte nasıl gerçekleştiğini görmek, teorinin daha ince noktalarının kavranmasını sağlıyor. Yazar Lacancı bir psikanalist ve bu kitapta psikanaliz sürecini Lacancı bir şekilde detaylandırıyor, yani klinik yaklaşımı kastediyorum. Doğrudan okumalar yapmadan önce bu kitabı okusaydım yüksek ihtimalle zihnim daha berrak olacaktı. Fink'in açılış sayfalarında açıkladığı gibi, Lacan'ın seminerleri, klinisyenlerin (her ne kadar ülkemizde tıp eğiticileri dışında kalan ve hasta ile temas hâlinde olan doktorları tanımlamakta kullanılsa da) hastaları üç yapısal kategori altında teşhis etmelerine / tedavi etmelerine yardımcı olmak için öğretilmesi gerekiyor; psikoz, nevroz ve sapkınlık. Bu temel yapısal kategorileri klinik bağlamda anlamak, teoriyi benim için daha anlaşılabilir kıldı - ayrıcaaa -- Lacancı filozof Slavoj Zizek gibi diğer soyut teorisyenlerin çalışmasını da sağladı, daha ulaşılabilir okumaları da eklemeliyiz tabii. Bazı temel psikanalitik kavramların kısa bir özetini de veriyor, ve daha sonra Fink'in bazı vaka çalışmalarıyla desteklenen farklı konuların (örneğin takıntılı nevrotikler, histerikler, psikotikler, sapkınlar vb.) bazı temel özelliklerini de anlatıyor. Yani demek istediğim, kitap büyüleyici, bilgilendirici ve çoğunlukla kavranması kolay. Kitap, hastaların terapötik ilişkisini ve ortak olası tanılarını tanımlayarak kısaca ve anlamlı bir şekilde ilerledi. Analize ilgi duyanlar için çok yararlı bir kaynak olabilir. Netice de bu teoriyi açıklayan kaynaklar her zaman kolay okunur olmuyor. Lacancı bakışa zaten nispeten
apocalyptica
Lacancı Psikanalize Bir GirişBruce Fink · Encore Yayınevi · 201652 okunma
Kendini geliştirmek ve özgürlüğünü kazanmak istiyorsun.
7/10
·152 syf.··
2023 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2023 14:21
Dördüncü bölümdeki iyi - kötü muhabbeti beni o kadar sıktı ki anlatmaya çalışsam anlatamam. Sürekli iyiliği yüceltme çabası.. Evet iyilerin tarafı çekici geliyor olabilir etik anlamda, fakat genelde kazanamazlar. Zaten iyi nedir ki? Salt iyi olan kimseyi tanımadım şu ana kadar. Yazarın tanımladığı 'iyi' birey de yoktur 'kötü' bireyde, grilere inanıyorum. Arafa. Ayrıca iyilik ve kötülük; din, etik ve felsefe açısından değerlendirilirken kullanılan tek ölçüt ahlak, salt ahlak. Başka hiç bir açıdan değerlendirilmiyor ve ben bu durumdan oldukça rahatsızım. Neden tek ölçüt ahlak? İstek ve davranışlar bütünü de ele alınmalı, konuya katılmalı. Özellikle benlik alanında ölçülmeli. “Aslında hiçbir şey iyi veya kötü değildir. Her şey bizim onlar hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır.” – W. Shakespeare "İyi ile kötü neyi ifade eder, iyi olan nedir? Kötü olan nedir?" Bu konular beni baya baydı artık. "Kötülük problemi özünde tanrıyı mutlak iyi ve mutlak güçlü bir zat olarak kabul eden teizme aittir." Ahlaksal kötülük harici bir sürü kötülük türü var ve herkes içinde kötülük olarak tanımlanmıyor. Daha önce de belirttiğim gibi; "İyi veya kötü yoktur, yalnızca durumlar vardır." Netice de sebep-sonuç ilişkileri üzerine kurulmuş bir düzen var, bunu kim değiştirebilir? Bu nedenle tanımlamalardan hoşlanmıyorum, tanımlamak sınırlamaktır. İyi ve kötünün yüzü aynı, her şey insanın yoluna ne zaman çıktığına bağlı. Bakış açımıza. Diğer tarafta ise, özgürlük incelemeleri var Peter'ın. Ben bu bölümlere bayıldım. Tek kelimeyle mükemmeldiler. Kişinin kendini keşfetmesi ve farkındalık kazanması hakkında son derece önemli tavsiyeler verdiğini düşünüyorum. "Yalnızca zorluklar seni sana ulaştırırlar. Bu yüzden zorluklardan korkma, asıl kaçınacağın basit şeyler, kolay şeyler olsun. Basit ve kolay
apocalyptica
Sevgi ve ÖzgürlükPeter Lauster · Doruk Yayınları · 200032 okunma

Apocalyptica Konusuna Benzer öneriler

d
Dev-Genç1 üye · 2 yeni gönderi
Takip
İnanç ve duygular4 üye · 1 yeni gönderi
Takip
Kalbizm4 üye · 7 yeni gönderi
Takip
Puan vermedi·104 syf.··
2023 33. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2023 21:21
Nedendir bilmem, okurken hep Sylvia geldi aklıma. Sanırım yıllar önce onun şiirlerini okurken de aynı hisleri hissetmiştim. Çok önceden alınmış bir karar gibi, sonsuz başkalaşım isteği. Başka bir şekilde var olma arzusu, ve gerçekler. Zihnimi durgunlaştırarak, düşüncelerimi toparlayabilmem. Çok basmakalıp gelebilir bu düşüncelerim, gerçi normalde bu kadar durgun ve sakin bir varoluş savcısı da çekmem. Fakat Plath ve Hesse, içimde bir yerlerde. Küçük bir süveyda denebilir sanırım. Çok küçük, fakat belirgin. Plath'in şiirini ekleyeceğim: Ölüm çok güzel olmalı, yumuşak, kahverengi toprakta yatmak, birinin başının üzerinde çimlerin dalgalanması, sessizliği dinlemek. Dünün ve yarının olmaması. Zamanı unutmak, hayatı affetmek, barışta olmak. Bu şiirin hissettirdiklerini, aynen Hesse de bu doğa felsefesinde hissettirdi. Keşke bir ağaç olsaydım isteğiyle doldu içim. Sanırım yazar istediğini elde etmiş bu eserde, hayatın anlam ve varoluşunu ağaçlar aracılığıyla sorguladım. Belki de sadece duygusal bir dönemime denk gelmiştir. Yine de, bir ağaçtan öğrenecek ne çok şey varmış demeden edemiyorum. Hatta kırık bir daldan.
apocalyptica
AğaçlarHermann Hesse · Kolektif Kitap · 20195,1bin okunma