Adı:
Faust
Alt başlık:
Tam Metin
Baskı tarihi:
14 Kasım 2016
Sayfa sayısı:
575
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758717774
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
Önce halk efsanelerinde, adı meçhule karışmış ozanlar söylediler bu ateşin hikayeyi.
Sonra edebiyatçılar keşfettiler, eski kroniklerin içinde ilginç öyküler ararlarken.
Kimler kalemini sivriltmedi ki şeytanla insanın gizli mukavelesini ademoğluna fısıldamak için.
Ama içlerinde en ölümsüz olanı, müjdeyi ve lâneti tüm ruhları sarsarcasına haykıranı, Goethe'nin Faust'uydu.
Faust, modernitenin trajedisini haber veren ilk büyük yapıt oldu.

Kimin kazandığı ve kimin kimi kandırdığı belli olmayan bir irade savaşıydı anlatılan.
Hikâyenin özeti şuydu: Şeytan Tanrı'ya meydan okudu, savaşın sonunu bile bile. Çünkü yaratılış öyküsünü bilmeyen
melek olamazdı. Lâkin kendi öyküsünü unutan insan devreye girdiğinde bu meydan okuma, büyük bir soru işaretine dönüştü. Belki şeytan için değil, ama kesinlikle insan için...
Şeytan bir soru işareti, ruh bir soru işareti, insan: ardı sıra dizili soru işaretleri...

Ve insanın yeryüzündeki devr-i daimi başladığı anda, ruhun üzerine yapılan pazarlıklar ve olası mukavelelerin de dönemi açıldı.
Bu mukaveleden habersiz bir ademoğlu olmadı. O, her zaman, pazarlığın bir tarafıydı.
Belki de bu yüzden, kendini okumak isteyen herkes pür dikkat, kulak kesildi bu hikayeye: ”Kimdir Faust? Şeytan'a mı verdi ruhunu? Nasıl bir sözleşmeydi bu?
Kendimizi başkalarından dinlemek, en sevdiğimiz mesleğimiz değil midir?

O halde herkesin vâkıf olduğu bir temayı, yaşamı efsaneleşmiş bir karakterin omuzlarına yükleyerek anlatan
Goethe'ye kulak verelim...
Tüm yaşamını adadığı ölümsüz eseri Faust'a...
653 syf.
·4 günde·10/10
Faust kitabını YouTube kanalımın kitap okuma grubunda onlarca kişiyle birlikte okuyup tartıştık: https://youtu.be/xpgGkO5WmsM

10 yıl önce hayatımda ilk kez yarım bıraktığım kitabı şimdi kendi okuma grubumda onlarca kişiyle birlikte tartışabilmenin verdiği dayanılmaz hafiflik...

Goethe 14 yaşındayken buharlı makine icat edilmiş, 21 yaşındayken Hegel doğmuş, 40 yaşındayken Fransız İhtilali olmuş, 66 yaşındayken Waterloo Savaşı olmuş.
Ben 26 yaşındayken ise hayatımın en önemli gündemi koronavirüs işte.

Faust'u ben yazamazdım, hatta sadece ben değil, Goethe'den başka da kimse yazamazdı. Latince'de faustus mutlu olmaya yazgılı olmak demekti zaten. Şeytan onun ruhunu çalıp ona hüküm kurmak istese bile mutlu olmaya, Tanrı ile olmaya yazgılı bir insandı Faust. Sanayi Devrimi'nin insanları koşullandırdığı her şeyi bilme diktesinde olan bir çağda o da her şeyi bilmek isteyenlerden başka bir şey değildi. Bu konuda Goethe'nin bir fikri vardı.

26 yaşındayken bir toplantıda tanıştığı Weimar dükü, Goethe'ye, gel kardo burada takıl hem Faust'u bitirirsin hem de kitabın son şeklini burada alır dedi ama beklemediği bir şey oldu Goethe'nin, o da Weimar klasisizmi. Schiller'in de içinde bulunduğu Fırtına ve Coşku akımına nazaran Weimar klasisizmi, gestalt, gehalt ve inhalt adı verilen içerik, Yunan ilhamı ve estetik öncüllerinden oluşurdu. Yani Puşkin'in üç güvenilir kartı tutumluluk, ölçülülük ve çalışkanlık, Reich'in üç erdemi sevgi, çalışma ve bilgi, ilk mimarlık kuramcısı Vitruvius'un iyi bir mimari tasarım için belirlediği üç öncül fayda, kalıcılık ve güzellikti ya, işte Goethe'nin de kendisi için belirlediği muhteşem üçlü bunlardı.

Zaten Goethe'nin sanat ülküsü, “İnsan hayatını, dünyayı, öteki alemleri, hatta ahireti de büyük tabiatın cüzleri olarak ele almak ve ahenkli bir bütünlük içinde hepsinin yerini ve rolünü göstermek”ti. Sadece bu dünyanın varlığını değil, öte yaşamın varlığını da bir bütün içinde değerlendirerek, gestalt'a, yani parçaların barındığı bütüne ulaşabilmekti Goethe'nin amacı.

Albert Camus'nün Tersi ve Yüzü kitabında kendi felsefesini ve kendi madalyonunu dünya-insan ikiliğiyle kurması gibi Goethe de kendi madalyonunu üç taraflı kurmuştu: Tanrı-şeytan-insan. Yani Ivan Karamazov'un yaşadığı ve cebelleştiği üçlü.

Ama Nietzsche Goethe'ye o öldükten yıllar sonra "Alman dilinin baş mimarı Goethe’dir." demişti. Goethe de belki bunu hissetmiş olacak ki, Faust'u neredeyse Nietzsche'nin Dionysoscu içkin üstinsanı olarak tasarlamıştı. Dinamikti, kabına sığmıyordu, aktifti, her şeyi bilmek istiyordu Faust, mutlak mükemmeliyeti arıyordu fakat her insanın düştüğü yanılgı gibi ruhunu şeytana satmıştı. Faust'un şeytanı şeytan fakat belki de bizim de para, iktidar, ün, şehvet hırslarımız da kendi şeytanlarımız olabilir. Faust, Yunan mitolojisindeki Helena ile karşılaşsa bile bu ona yetmemişti, daha çok şeyi bilip o bildiklerini Kubrick'in 2001: Bir Uzay Destanı filmindeki monolite aktarmak istemişti belki.

Hatta ve hatta İncil'in başlangıcı olan Yuhanna "Başlangıçta söz vardı." şeklinde başlıyorsa, Dostoyevski'nin İncil'i "Başlangıçta acı vardı." Goethe'nin İncil'i ise "Başlangıçta eylem vardı." şeklinde olurdu. Çünkü Ruslar acıyla, Almanlar eylemle varoluşlarına ulaşırdı.

Faust kitabının cevap aradığı iki soru vardı en nihayetinde:
1- İnsan tam olarak nefsini şeytana teslim edip sapıklığa düştükten sonra, kendi kuvveti ile doğru yolu bulabilir mi bulamaz mı?
2- Ölümlü bir insan için durulacak ve geçilmeyecek anlar var mıdır?

Ben cevaplayayım...
1- Evet.
2- Evet.

Başlıkta yazdığım filmi de izleyin bu arada kesin. Bir de Roman Polanski'den Rosemary'nin Bebeği izlerseniz üstüne çok iyi cila olur.
250 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Faust - Birinci Tragedya (Faust I), 1808 yılında Johann Wolfgang von Goethe tarafından kaleme alınan bir dramadır. Trajedi, 1500’lü yıllarda Almanya'da gerçekleşir ve bilgi için çaba sarf eden ve hayatının akışından tat alamayan bilim adamı Heinrich Faust hakkındadır. Bu nedenle, şeytanla kader bir anlaşma yapar ve şeytana anlaşma karşılığında ruhunu vaat eder.

Dr. Heinrich Faust, bilimsel çalışmalarına ve iyi eğitimlerine rağmen, bilgi için susuzluğunu tatmin edemeyen, saygın bir bilim adamı ve akademisyendir. Bir gece çalışma odasında otururken yaşamın anlamı ve manası hakkında sorgulamaya başlar ama cevap bulamaz.

Daha sonra ruhlar alemine döner. Bir dünyevi ruhun tasvirinde hayaletlerle yüzleşmeye çalışıyor ama pek de başarılı değildir. Güçsüzlük tarafından sindirilmiştir ve kendi hayatını son vermek ister. Ancak, intihar girişimi esnasında Paskalya gününe denk geldiği ve o gün çalan çanlar kendisinde çocukluk anılarını çağrıştırdığı için bu durumdan aşırı rahatsızlık duyar.

Ertesi gün yardımcısı Wagner'le biraz dikkat dağıtmak için yürüyüşe çıkarlar. Daha sonrasında bu yürüyüşten siyah bir Kaniş köpeği ile döner. Kaniş, Faust ile bir anlaşma yapacak olan Mephistopheles'in ta kendisidir. Mephistopheles, Faust'a hizmet etmeyi ve tüm isteklerini yerine getirmeyi kabul eder. Şeytanın ona mutluluk getirmeyi başarması karşılığında, Faust ona ruhunu teslim edeceğine dair şartlanır.

Mephisto, Faust'u ilk olarak "Auerbachs Keller'de bir içki partisine götürür ve Faust'a yaşamanın, hayattan zevk almanın ne kadar kolay olduğunu göstermek ister. Her ikisi de öğrencilerin olduğu bir masaya oturu ve Mephistopheles masaya farklı şarap türleri büyüler. Masa ortamındakiler daha da içtikçe, öğrencilerin, insanların davranışları hayrete düşürecek kadar hayvanları anımsatmaya başlar.

Ama şarap aniden büyüleyici bir şekilde ateşe dönüşür ve sarhoş olanlar ellerinde bıçaklar ile Mephisto'ya saldırırlar. Mephisto’nun büyüsünün gücü sayesinde Faust ile birlikte, Auerbachs Keller’den kaçmayı başarırlar.

Mephisto sonrasında Faust'u cadılar mutfağına getirir. Burada Faust (Mephisto aracılığı ile) kendisini gençleştiren ve onu kadınlar için çok arzu edici kılan bir iksir içer.

Şehre döndüğünde, Faust genç Gretchen ile tanışır. O kız için kendinden geçmekte adeta deli olmaktadır. Faust, Mephisto'dan Gretchen'i kendisine sevgilisi olarak ayartmasını talep eder, aksi takdirde Mephisto'yu mutabık olunan anlaşmayı bozmakla tehdit etmektedir. Mephisto kurnazca bir plan ile Gretchen’i ayarlayacağını Faust’a açıkça ifade eder ve kızın yokluğunda Faust’u onun odasında alır. Gretchen'in odasında dolaba geri döndüğünde onun bulacağı şekilde mücevher saklar.

Faust, amacına ulaşmak için Mephisto'dan Gretchen'in komşusu Marthe'ye yaklaşmasını ister. Marthe'de Mephisto'dan hoşlanmakta ama kayıp kocasının artık yaşamadığından da emin olmak istemektedir. Faust ve Mephisto, Marthe'nin kocasının öldüğünü ifade ederek kadını aldatırlar.

İstenilen olmuş gibi görünmektedir ve bu iki çift Marthe'nin bahçesinde buluşurlar. Faust ve Gretchen ilk defa birbirlerine yakınlaşırlar ve bir bahçe içinde ikili arasındaki ilk öpüşme vuku bulur.

Faust daha sonrasında sükûnet ister ve Mephisto'ya olan bağımlılığın giderek daha fazla farkına vardığından huzuru din, meditasyonda ve doğada arar. O (Mephisto) ise yine Faust'un Gretchen'e olan düşkünlüğünün farkındadır. Gretchen ise uzun zamandır Faust'un öpücüklerine hasret kalmaktadır. Her ikisi de tekrar buluştuğunda, Gretchen'in dindarlığı üzerine ve Faust'un bu konu hakkındaki muhalif fikirlerinden konuşurlar.

Faust git gide daha çok şehvete kapıldığından Gretchen'e uyku ilacı verir. Sevdiğine, bunun sözde zararsız bir ilaç olduğunu ve annesine vermesi gerektiğini, böylece ikisinin de rahatsız edilmeden birlikte bir gece geçirebileceğini anlatır. Ancak talihsiz bir şekilde Gretchen'ın annesi uyku ilacından dolayı ölür.

Annesine bu yaptığından aşırı rahatsız olan Gretchen, asker olan kardeşi Valentin ile buluşur. Valentin Gretchen'in yüz ifadesinde hemen masumiyetini kaybettiğini ve bu sebepten ötürü Faust'tan intikam almak istediğini fark eder. Faust ve Mephisto için evin önünde beklemeye koyulur. Valentin ve Faust arasında bir düello vuku bulacakken aniden Valentin'in koluna felç iner ve Mephisto'nun yumruğu Gretchen'in kardeşini deler geçer.

Bu hadise sonrasında Faust ve Mephisto şehirden kaçarlar. Gretchen ise ölmekte olan kardeşi ile geride kalmıştır. Kardeşinin gayesi, toplanan kalabalığın saldırmakta ve fahişelik ile suçlamakta olduğu Gretchen'i ölmeden önce söyleyeceği son sözleri ile öfkeli kalabalığın elinden kurtarmaktır. Kardeşinin ölümünden sonra, Gretchen kutsal kiliseye sığınır. Orada, onun hamile olduğu şüphesini doğrulayan kötü bir ruh çıka gelir.

Bu arada Mephisto, Faust'u Brocken'deki Walpurgis Gecesi'nin cadılar dansına götürür. Orada, ikisi de şehvetli cadılar ve onların sadık oyunlarıyla eğlenirler.

Kasvetli bir günde, Faust, Gretchen'ın yalnız ve umutsuzluğun vermiş olduğu buhran ile yeni doğan çocuğu öldürdüğünü ve şimdi bu sebepten dolayı ölüm cezasına çarptırıldığını öğrenir. Faust, bu felaketten dolayı Mephisto'yu suçlamaktadır. Ancak o ise kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddeder. Sonuçta, Gretchen'i şehvet ile arzulayan ve hamile bırakan Faust'un ta kendisidir.

Şehre geri dönmenin tehlikeli olduğunu bilmesine rağmen, Faust, Gretchen'i zindandan kurtarmak ve bu konuda Mephisto'dan yardım istemektedir.

Mephisto atları temin edebileceğini ve bekçiyi uyuta bileceğini söyler, ama Gretchen’i Faust’un kendisin kurtarması gerektiğini ifade eder. Faust zindana sızarak Gretchen'i onunla birlikte kaçmaya ikna etmeye çalışır. Ancak, Gretchen, daha fazla çaresizlik ve bir bilinmezlik içine çekilmekten korktuğu için, Faust'un yardımını reddeder ve kendisini Tanrı'ya adar. O günahlarından arınır ve Faust Mephisto ile kaçarlar.

Goethe'nin »Trajedisi« bir dünya edebiyatı klasiğidir. Bu drama, çaresiz bilgi arayışını ve hayatından tamamen memnun olmayan bir kişinin hiç bitmeyen arzusunu tasvir etmektedir. Bilgi ve şehvet arzusunu tatmin etmek adına Faust kendini şeytana adar ve bu anlaşmadan dolayı masum bir kızın da hayatını mahveder.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
326 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Bu kitabı okumak büyük bir başarı idi. Çünkü 60 sene yazılan bir kitabı, 60 sene boyunca büyük emeklerle yazılan bir kitabı diğer kitap gibi 3-5 günde okuyup bitirmek gerçekten zordu.
Ve teşekkür ediyorum Goethe'ye, çünkü kitapın içinde merak ettiğim bir sürü şey öğrendim. Ne bileyim mesala inançlara göre tanrıları, perileri ve daha sayamadığım bir sürü şeyi öğrendim teşekkürler Faust, teşekkürler mefisto ve teşekkürler büyük yazar Goethe.
151 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Felsefik içeriği ve aynı zamanda edebi değeriyle tüm dünyada ün kazanmış, tamamlanması yaklaşık 60 yıl kadar süren Alman edebiyatı ustası Goethe'nin bu eseri, Şeytan-Faust-Ve Diğerleri( buna Tanrı'da dahil) arasında geçen ilginç ve bir o kadar da düşündürücü diyalogları içerir.

Spoiler içerebilir..Ancak bu kitap spoisiz anlatılmaz.:)
Faust doktor, bilim adamı ve bir üniversite hocasıdır. Oldukça kendinden emin fakat mutsuz bir karakterdir. Eseri ben üç bölüme ayırabildim şöyle ki; İlk bölümde Faust'u tanıtan bir giriş, üniversite ögrencilerine atıfta bulunulan ikinci bölüm ve son olarakta Faust'un şeytan Mephistophelesle köylü ve dindar bir kızı kendine aşık etmesi için pazarlık yaptığı üçüncü bölüm. En önemli bölümde bu bölüm aslında: Tanrı'yla da pazarlık eden ve Faust'u baştan çıkarabileceğine inanan Mephisto(şeytan) Faust'un yanına gelir. Bilgiye duyduğu açlığın dinmeyeceğini ve dünyadaki hiçbir seyin onu doyuramayacağını bildiği için Faust'un ikna olması zor olmaz ve anlaşmayı hemen kabul eder. Faust Şeytan Mephistopheles'e( ışıktan nefret eden anlamına gelir) istediğini vermesi halinde ruhunu verebileceğini söyler.Margarethe'nin yer aldığı son bölüm tam olarak sonlanmamış ancak ne Şeytan ne de Faust istediğini elde edememiştir.

Bu kitabı ön bilgi edinmeden okumamanızı tavsiye ederim. Lakin benim gibi iki kere okumak durumunda kalırsınız:))

Kitap Almanya'da Modernizmin ilk örneğini verir bize. Hatta Modernizmin tragedyası şeklinde yorumlanmıştır.

Çeviri konusunda bir şeyler söylemek isterim; Bu tip eserleri imkânınız varsa( dilin orjinalini biliyorsanız) orjinalinden okuyun.Aksi halde hangi çevirmen daha iyi çevirmiş diye merak edersiniz. Dorlion Yayınlarını Aycan Özüpek çevirmiş. Fena değildi ama bir karşılaştırma yapamicam tabi:)

Faust'un Yunan Mitlerine atıfta bulunan bir tarafı da vardır. Bu anlamda da bir ön bilgi gerekiyor bence.

Eser Opera ve Tiyatro örnekleriyle de karşımıza çıkar.
Şuraya operasını yapıştıralım hemen:)
https://youtu.be/XYqfJOuZIm0

Şeytanla ilgili kişisel fikrime gelince, bana göre Şeytan dinlerde inanıldığı gibi insandan farklı bir varlık değildir.Bir alegoridir; insanın olumsuz, negatif, kurnazca ve hatta belki son derece akıllıca tarafinı izah eder. Yani Şeytan aslında hep bizimledir, tıpkı Melek gibi. Hayatınızda aldığınız kararlar sizin nerede durmak istediğinizle, seçimlerinizle ilgilidir.Dolayısıyla belkide Tanrı sizsinizdir:)) deyip kaçıyorum. Okuyucunun sınırlarını daha fazla zorlamadan toz olayım:))
Mutlaka okuyun arkadaşlar çok kıymetli bir eser..Buraya kadar geldiyseniz de ayrıca teşekkür ederim:)
326 syf.
·63 günde·1/10
(Türkcemde hata olabilir, türkiyeli degilim, duyarli olmanizi rica ediyorum, ayrica feminizim icerir)

Bu kitabi malesef nadiren anlayanlar oluyor.
Goethenin hayat eseri olmakla beraber bircok mesajlar ve gercekler icerir. Ilk okudugumda nefret ettigim bir kitapdi. Ikinci kez okuyup anlamaya calistigimda ve Goethenin kendi kitabi hakkinda yazdiklarini göz önüne aldiktan sonra fikrim az da olsa degisti. Genelde faideli kitaplar okurum ve bu tür kitaplar ilgimi cekmez. Ama bu kitapda bir cok sey var: Bilim, "Din", "Ask", Simya, Kötülük- Sinsilik, Pismanlik, Felsefe.....hatta ve hatta aptallik ve ic güdülerine yenilmek gibi bir seyden de bahsedebiliriz.
Heinrich Faust karekteri aslinda dünyadaki bir cok insani temsil etmekdedir. Bilim adami olup kendini normal hayattan isole etmis olan Faust, toplumdaki yaygin olan Hiristiyanliga arkasini cevirmis ve hayatin din olmadan anlami kalmadiginin farkina varmis bir kisidir. Hayatin anlamini aramaya calisirken lakin hem bilimden hem dinden kendisini uzaklastirmistir. Varlik kirizi olarak adlandirilan( almancada öyle türkcesinde nasil deniliyor bilmiyorum, eseri almanca okudum) bir durumda olup bambaska bir yolda buluyor kendisini- diye diyebilirmiyiz? ilk okudugumda böyle düsünmüstüm. |Dikkat spoiler!|>Aslinda bu tez dogrudur lakin Faust kendi canini almak isterken, onu hayatta tutan cocukluk anilari olmustur. Bence o an aslinda Faust cocuklugundaki oldugu gibi, safligi ve hayatin tadini cikarmak gibi seyleri özlediginin farkina vardi veya Goethe bunu okuyuculara vurgulamak istedi. Bu hissi sonsuz mutlulukla yani dinde olup sonsuz umutlu olmak gibi bir konumla cagristirmis oldugunu düsüniyorum. Cünkü cocuklugunda kendisin toplumdan ve dinden daha isole etmemis durumdaydi. Bu durumu özlemis olabilir. O yüzden Mephisto onun zayif yönünü kullanarak onu sonsuz pismanliga götürmeyi basarabildi. Ayrica Margaretenin henüz daha cok genc bir kiz oldugunu da unutmamak gerek. Tabiki anlam vermedigim bircok konu var. Faust bir „ruh“ cagirip ve onun cikacagina inanip, hadi onu gectim. seytanla anlasma yapip, tanri gibi bir varliga neden inanamiyor? Bu ayrinti kitabi okurken beni cok rahatsiz etmisti. Faust bence daha cok ic güdüsel isteklerine yenilmis ve kendini "inanmadigi" bir yaraticiyla ayni seviyeye koyan( evet kitapda bunun gibi ifadelerde bulunuyor, tabi Ruh onu kabul etmediginden sonra hic de öyle olmadigini kabul etti) bir ahmagin teki. Cogu kisi tersini düsünebilir ama bu benim sahsi fikrim. Neticede Faust Margareteyi cinsel obje olarak görmedi diyemeyiz. Faust aslinda ayrica bir katil ( evet feminist mode on). Sonucda 4 kisi öldürüp kizcagzin hayatini mahv etti ve de kendisini sonsuz pismanliga götürdü. Cok bilmis beyefendi kizla beraber olurken hamile kalabilecegini düsünemedi tabi.

Peki okunmasini tavsiye edebilirmiyim? Ben her kisiye tavsiye etmiyorum cünkü eserin derinliklerini anlamayan kisi faust karakterini sonunda benimsemis olabiliyor ( yani onun görüslerini). Aslinda hepimiz bazen iyi bir seyi isterken kötü yola girebiliyoruz ve kendimizi oldugumuzdan daha zeki görüyoruz, kendi zaflarimiza yenilip, bazen kanit önümüzde oldugu halde inanmak istemiyoruz ( aslinda ben böyle degilim ama empati felan kuruyormusum gibi yapim dedim caktirmayin). Bu eserden kendimce bir cok ders cikarabildigimi söyleyebilirim. ( Ayni fikirde olmayanlara saygim sonsuz.)
326 syf.
·4 günde·6/10
Okuması her yiğidin harcı olmayan bir kitap Faust o yüzden okuma yeteneğine güvenen hatta gerektiğinde ikinci kez okumaya gözü alanlar başlasın.Kitap özünde Mefisto denilen şeytanın Faust adındaki doktorla girilen iddaa sonucu Faust'un ruhunu şeytana teslim etmesi olarak özetlenebilir.Ruhuna girilen bu iddaa uğruna geçen olaylar ve yılları okurken karşınıza çıkmayan kalmıyor neredeyse.Thales,Helena,Periler,Cinler,Cüceler...Tabiat üstü,mitolojik ögeler,felsefik akımlar ve bir çok konuda bilgiler sunuyor okuyucuya Goethe.Ama kitabı sessiz bir yerde tüm dikkati vererek okumak gerekiyor aksi halde bir yerden sonra beyin firar edip konudan kopuyor bir köşede uyuyakalabiliyorsunuz.Yazar 60 yılda yazmışsa bizlerde biraz ciddiyeti çok görmemeliyiz. :)
332 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kesinlikle efsane bir kitap. On sene sonra bile aynı zevki veriyor. Bir sahnede bütün yaşamı, ölümü, cenneti,cehennemi... her şeyi anlatan ve anlatırken çok anlaşılır ve sade bir dil kullanması...
Kalmadı böyle yazarlar maalesef.
368 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Çok zengin içeriği olan Faust felsefe derinliği nedeniyle farklı yorumlanabilir, ve yüzlerce kez yeniden incelenebilir.
Önce ruhunla en yüksek en derin ve en önemli şeyleri kavrıyorsun. İnsanların nazlarını ve acılarını toplamak, kendi benliğimizi tüm insanların benliği haline getiriyor, sonrada onlar gibi mahvoluyoruz. İşte tam burada da goethe ama aslında sadece faust bizlere insanlığın macerasını tam olarak kendimizde yaşamak istediğimizi belirtiyor. Yani, sadece altını çiziyorum sadece birinci sahneye kadar bize tüm insanlığın dramını anlatıyor. Tanrı'nın koskoca bir aydınlığın içinde olup bizi karanlıklara hapsetmesinden bahsederken yine insan olarak lanet olsun ki bizlerin ne kadar derin bir hayvan olduğumuzu anlatıyor.
Eyyyy İnsanoğlu diye devam edelim
Sen neysen osun. Başına milyonlarca bukleli perukta taksan, boynunu mücevherlerle de donatsan iki bacağını bir pantolonun paçasına da soksan ve dilini kol dirseğine de değdirsen yine hep olduğun gibi kalırsın. İşte birinci sahne ; bir şeytanla bir insanın ruhlarının birleşimini anlatıyor...
Gelelim ikinci sahneye...
Aslında gelmek istemiyorum. Çünkü birinci sahnedeki beklentim çok yükselmişken perdenin kapanması ve bir yenisi açılırken toz bulutuyla nefesimi kesmesi gibi oldum.
Yada size şöyle de tarif edebilirim. Libido tavan yapmışken birde zevkin pısssss diye inmesi. :)
ikinci sahnede devlet yönetimi, meşhur Faust-Margarete/Gretchen ilişkisi.( yani aşk üçgeni), Tanrı çelişkileri, insanın alt ve üst benlikleri arasındaki mücadeleyi anlatırken tamamen sessiz bir ortamda olmanız ve aklınızın asla bir şeyle meşgul olmaması gerek. Sayfa yapraklarıyla bilee. :)
Kitap güzeldi ama dediğim gibi ikince perde için dikkatlerinizi eksiltmemek ( benim gibi yapmayın) ve elinizden kaleminizi düşürmemeniz gerek.
Çünkü tek ve en büyük eksik özellikle en çok ihtiyaç duyacağımız ikinci sahnede çevirmenin mitolojik kelimelerin tanımını yapmamış olması. Koskoca 60 yıl sonunda yazılan bu kitap için okurlara da Goethe'de büyük ayıp olmuş.
Kaleminizi bilginizi eksik etmeden pür dikkat okumanız dileğiyle
326 syf.
·38 günde·Beğendi·10/10
Faust'u anlamak diye bir tabir olmalı. Geothe' den bağımsız bir faust. Hürri ve cüzî iradenin karakterde vücut bulması kadar olağan üstü veya olağan... Mefisto(şeytan)lar...
O kadar çok ki her yerde... Tırnaklarım arasından kanayan yaranın sebebi mefisto...
Mefistoyu seviyorum...
Bana Tanrı' yı hatırlatıyor. Kötü olmasa mefisto, iyiliğin anlamı sembolik kalırdı zaten. Ben sembolleri sevmem...

Uzun zaman aldı kitabı bitirmek için. Özür dilerim Faust. Üzgünüm mefisto...
575 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
(Spoiler içerir.)
Faust; muhteşem bir başyapıt, dev bir tragedya... Başucu kitaplarımın arasına girdi. İçinde hayata dair her şey var: psikoloji, felsefe, sanat, dinler tarihi, kutsal kitaplar, mitler, çağının popüler ilgi alanı simya, dönemin siyasi eleştirisi, toplum düzenlerine eleştiri...

Her çağdan her kültürden kesitler sunuyor: Antik Yunan'dan Kuzeylilerin Pagan kültürüne, Hristiyanlığa... Zaten 60 yılda yazılması da değerini artırıyor, (Goethe, Faust üzerine çalışmaya 1770'de, 21 yaşındayken başlamış ancak 1831'de, ölümünden 1 yıl önce ve 82 yaşına geldiğinde tamamlanmış olduğuna inanmıştır.) nerdeyse bir ömür, bir insanın 60 yıl içerisinde, tek bir olguya bakışı, kim bilir kaç değişim, gelişim geçirir.

Yaş almasıyla, olaylara gençliğin hevesinden sonra olgun bir bakışla tekrar ele alması metamorfozunu yansıtıyor.

Okuyan herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. İnsanın tutkularının bu kadar derin, gerçekçi, lirik ve dramatik anlatımı inanılmaz. Dahice yerleştirilmiş bir kurgusu var: alegoriler, göndermeler, ironiler... hayranlık uyandırıyor.

Şu muhakkak ki tekrar tekrar okunulası bir eser. Her seferinde biraz daha özümseyecek, yeni bir şeyler göreceksiniz. (Bu yüzden ki kitabı geciktirmişim diye üzülmüştüm ama belki de bana daha fazla açılacağı bi ana denk geldi diye de düşünmeden edemedim.)

Zira eser göndermelerle dolu. Kitapta Antik Yunan ve Roma'ya ait mitolojik kahramanlar sıkça yer alıyor. O yüzden okumadan önce onlar hakkında bilgi sahibi olmakta yarar var. Ayrıca bir yerde okumuştum: Faust'u anlamak için ünlü İran'lı şair Hafız'ın Divan'ını okuyup anlamak gerek diye, zira Goethe kendisinden çok etkilenmiş.

Faust karakteri aslında yaşamış bir insandan türemiştir. Ve bir çok esere konu olmuştur. Tabi en ünlüsü Goethe'nin Faust'u. Dileyenler daha ileri araştırma yapabilir.

İnsan ve şeytan (nefsini de ekleyebiliriz) arasındaki bitmeyen mücadele anlatılıyor. İnsanın anlam arayışını, iyi ile kötünün mücadelesini sorguluyor. Burda Tanrı'nın söylediği söz beni çok etkilemişti: #64017495

İnsanın kibri, bencilliği, aklını kullanmaması, bilip bilmediği her şeye karışması, kendini değersizleştirmesi hakkında Mefistofeles konuşur: #64018844

Tanrı ise Faust'u tanıyıp tanımadığını sorar, Mefistofeles O'nu da yoldan çıkarabileceğini iddaa eder ve Faust'un peşine düşer.

Başkahramanımız Faust ise; bir doktor, bir bilimadamı, bir filozof, bir şair, donanımlı bir kültür adamı, hukuk ve ilahiyat bilgini.

Buna rağmen, ontolojik sorulara cevap bulamıyor ve bilgiye olan sonsuz açlığıyla büyüye yöneliyor.

Kendi kendine varoluşa dair sorularını çözemeyeceğini anlayınca da, karşılaştığı, Mefistofeles ile anlaşma yapıyor ve ruhunu şeytana satıyor.

İlk olarak yeniden genç olmak ister: #64015941

Sonrasında hayatta yaşanabilecek tüm neşe ve keder, başarı ve başarısızlığı tadıyor. Ne gençlik, ne aşk, ne saygınlık, ne zenginlik, ne yetkin güzelliğe sahip olmak ona aradığı mutluluğu verememiştir, iç dünyasında bir hesaplaşma yapar: #64162468

Ve bu sefer üstünde özgür insanların yaşayacağı bir ülke hayal eder, bunu gerçekleştirir, sonuçtan büyük bir mutluluk duyar, tam doygunluk anına ulaştığında o mutluluk anının sonsuza dek sürmesini diler: #64163599

Burada Goethe'nin haklı iki tesbitini daha aktarmak istiyorum:
#64091667
"Her konuda bilim peşinde koşmak boşuna,
Ancak öğrenebileceğini öğrenir herkes." (Syf:101)

~~~

Salâh Birsel'in Goethe üzerine yazdığı inceleme kitabında şöyle bir pasaj var:
"Ölürken bile büyüklüğünden bir şey yitirmeyen Goethe, ölümünden bir kaç ay önce, dağların arkasından yitmekte olan güneşi göstermiş ve 'batarken bile büyük' demiştir. Bu da kendisine en çok yakışan sözdür. "

Ve Goethe'nin son sözleri:
"mehr licht... (Işık... Az daha ışık)"

Muhteşem operasını izlemek isteyenler için ekliyorum:
https://youtu.be/jCiReCR-a7s

Kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar...
326 syf.
her ne kadar friedrich nietzsche'nin goethe hakkındaki tutumu karmaşık olsa da goethe hakkında yaptığı ''mezarlık şairi'' benzetmesi faust da dahil olmak üzere tüm goethe eserlerini iki kelimeyle özetlemiştir. hoş, 50 yıla dayanan bir yazım sonrası oluşturulmuş ve büyük bir edebi değer olan faust'a iki kelimelik özet yeterli midir? sanırım bunu nietzsche yapınca yeterli geliyor bana. ancak faust'u biraz daha açarak ama rutinin dışında eleştiri getirerek nacizane değerlenmek gerek.

goethe'nin bu eserini değerli kılan aslında ne 50 yıldır yazılmış olması, ne alman edebiyatı ürünü olması, ne dini bir içeriğe sahip olması ne de ortaçağ avrupasının 'geri kalmış' döneminde ortaya çıkmış nitelikli eser olması onu bugünlere taşımıştır. faust'u faust yapan onun yeni bir solukla mütedeyyin yaşamı yorumlamış olmasıydı. nasıl mı?

en kısa tanımıyla faust, şeytanla ideaya giren bir adamın öyküsünü işliyor. dini bir mitolojik figür olan şeytanın insanı kandırması sürecini işlerken insanın; akıl, bilim ve vicdanla hareket etmesini sağlaması kitabın efsaneler arasına girmesini sağlayan temel içeriktir. öyle sanıyorum ki nietzsche'nin goethe hakkında gitgelli fikirlerinin temelini de goethe'nin bu karmaşık dünyası oluşturuyor. yani nietzsche'nin goethe hakkındaki görüşü aslında goethe'nin ta kendisiydi.

faustta felsefi olarak, zaman, yaşam, haz ve erdemin irdelediğini göz önüne aldığımızda bu olguların dini bir objeyle kıyas halinde tutulması oldukça sığ bırakmış felsefi yönünü. dolayısıyla bir felsefi tutumdan ziyade masal okur gibi okuyoruz faust'u. ki bahsettiğimiz dönem ortaçağdan aydınlanma çağına geçiş dönemi olduğundan burada ana karakterin bir profesör olup, şeytana karşı aklı önplanda tutması tam olarak yansıtmış dönemin rengini. artık dini otorite sorgulanmaya başlanmış ve insan aklı herşeyin üstünde tutulmaya başlanmıştı. keza romanın sonunda şeytanın faust'u götürdüğü yerde faust'un kuşkucu refleksleri septisizmin insanlık tarihinin ne denli önemli bir tutumu olduğunu görmemiz açısında oldukça iyi. ama sadece o kısmı. çünkü bildiğiniz masal okuyoruz... nietzsche'nin neden mezarlık şairi diye nitelediğini ve üstinsanı şeytan gibi bir mitolojik varlıkla kıyaslayarak anlatmış olmasını, bu yüzden hatalar barındırıyor olmasını daha iyi anlıyoruz. faust karakteri, aklı savunduğu için üstinsan için bir adım ancak faust kitabı değil. goethe gerçekten garip bir yazar. bu belki de yaşadığı dönemden kaynaklı ancak çok başarılı.
"Bir zamanlar ilk bulanık bakışlarımı görmüş olan siz, tanımlayamadığım şahıslar, yeniden yaklaşıyorsunuz bana. Bu kez sizi tutmayı denesem mi acaba? Yüreğim o eski çılgınlığına yönelsin mi? Sis ve dumanlar içinden yükselerek etrafımı sarıp başıma yığılıyorsunuz.
Peki, o halde hükmedin!
Beni çevreleyen büyülü soluğunuz tıpkı gençlik yıllarımda olduğu gibi gönlümü titretiyor. Birlikte getirdiğiniz sevinçli günlerin görüntüleri yanı sıra bazı hoş gölgeler belirgin hale geliyor. Eski ve yarı unutulmuş bir masalmış gibi ilk sevginin ve ilk dostluğun izleri gözlerimde canlanıyor. Acılar yenileniyor, şikâyetler tekrarlanıyor. Hayatın içinden çıkılmaz dolambaçlı akışı. Benden önce ölmüş, güzel saatlerin mutluluk düşlerine tanık olmuş o iyi insanların adları anılıyor. İlk şarkılarımı dinlemiş olan o ruhlar birazdan söyleyeceklerimi duymuyorlar artık. Yok olup gitti o eski dost topluluğu ve ne acı ki, ah! Uzaklaşarak kayboldu o ilk şarkımın yankısı.
Alkışları bile beni korkutan, tanımadığım bir topluluğa sesleniyor şarkım. Ne var ki, şarkımın hâlâ yaşıyor olması, yolunu şaşırarak dünyaya yayılması keyif veriyor. Çoktandır unutmuş olduğum bir özleyiş uyanıyor içimde. O sessiz ve ciddi ruhlar alemine gitmenin zamanı geldi. Fısıltılı şarkımın belirsiz seslerle havada yayılmasıyla bedenim titriyor, gözyaşlarımın akışını durduramıyorum. Acımasız yüreğim katı değil, yumuşak! Sahip olduğum şeylerin nasıl uzaklaştığını görüyorum. Kaybolmuş şeylerin ise yanı başımda birer gerçek olduğunu."
Johann Wolfgang Von Goethe
Sayfa 13 - Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları - 1.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Faust
Alt başlık:
Tam Metin
Baskı tarihi:
14 Kasım 2016
Sayfa sayısı:
575
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758717774
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
Önce halk efsanelerinde, adı meçhule karışmış ozanlar söylediler bu ateşin hikayeyi.
Sonra edebiyatçılar keşfettiler, eski kroniklerin içinde ilginç öyküler ararlarken.
Kimler kalemini sivriltmedi ki şeytanla insanın gizli mukavelesini ademoğluna fısıldamak için.
Ama içlerinde en ölümsüz olanı, müjdeyi ve lâneti tüm ruhları sarsarcasına haykıranı, Goethe'nin Faust'uydu.
Faust, modernitenin trajedisini haber veren ilk büyük yapıt oldu.

Kimin kazandığı ve kimin kimi kandırdığı belli olmayan bir irade savaşıydı anlatılan.
Hikâyenin özeti şuydu: Şeytan Tanrı'ya meydan okudu, savaşın sonunu bile bile. Çünkü yaratılış öyküsünü bilmeyen
melek olamazdı. Lâkin kendi öyküsünü unutan insan devreye girdiğinde bu meydan okuma, büyük bir soru işaretine dönüştü. Belki şeytan için değil, ama kesinlikle insan için...
Şeytan bir soru işareti, ruh bir soru işareti, insan: ardı sıra dizili soru işaretleri...

Ve insanın yeryüzündeki devr-i daimi başladığı anda, ruhun üzerine yapılan pazarlıklar ve olası mukavelelerin de dönemi açıldı.
Bu mukaveleden habersiz bir ademoğlu olmadı. O, her zaman, pazarlığın bir tarafıydı.
Belki de bu yüzden, kendini okumak isteyen herkes pür dikkat, kulak kesildi bu hikayeye: ”Kimdir Faust? Şeytan'a mı verdi ruhunu? Nasıl bir sözleşmeydi bu?
Kendimizi başkalarından dinlemek, en sevdiğimiz mesleğimiz değil midir?

O halde herkesin vâkıf olduğu bir temayı, yaşamı efsaneleşmiş bir karakterin omuzlarına yükleyerek anlatan
Goethe'ye kulak verelim...
Tüm yaşamını adadığı ölümsüz eseri Faust'a...

Kitabı okuyanlar 6bin okur

  • Esra Demir
  • Faust
  • Colonna Poliphili
  • Juliet
  • Münip Gaseyan
  • s
  • Berna Kök
  • Bilal taşkıran
  • Hevi ster
  • Şenay

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.1 (43)
9
%1.7 (24)
8
%1.4 (20)
7
%0.9 (13)
6
%0.4 (5)
5
%0
4
%0.1 (2)
3
%0.1 (2)
2
%0.1 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları