1000Kitap Logosu
Faust
Faust
Faust

Faust

Tam Metin

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.0
1.954 Kişi
8,4bin
Okunma
1.960
Beğeni
100bin
Gösterim
575 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 16 sa. 18 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Doğu Batı Yayınları · 14 Kasım 2016 · Karton kapak · 9789758717774
Diğer baskılar
Önce halk efsanelerinde, adı meçhule karışmış ozanlar söylediler bu ateşin hikayeyi. Sonra edebiyatçılar keşfettiler, eski kroniklerin içinde ilginç öyküler ararlarken. Kimler kalemini sivriltmedi ki şeytanla insanın gizli mukavelesini ademoğluna fısıldamak için. Ama içlerinde en ölümsüz olanı, müjdeyi ve lâneti tüm ruhları sarsarcasına haykıranı, Goethe'nin Faust'uydu. Faust, modernitenin trajedisini haber veren ilk büyük yapıt oldu. Kimin kazandığı ve kimin kimi kandırdığı belli olmayan bir irade savaşıydı anlatılan. Hikâyenin özeti şuydu: Şeytan Tanrı'ya meydan okudu, savaşın sonunu bile bile. Çünkü yaratılış öyküsünü bilmeyen melek olamazdı. Lâkin kendi öyküsünü unutan insan devreye girdiğinde bu meydan okuma, büyük bir soru işaretine dönüştü. Belki şeytan için değil, ama kesinlikle insan için... Şeytan bir soru işareti, ruh bir soru işareti, insan: ardı sıra dizili soru işaretleri... Ve insanın yeryüzündeki devr-i daimi başladığı anda, ruhun üzerine yapılan pazarlıklar ve olası mukavelelerin de dönemi açıldı. Bu mukaveleden habersiz bir ademoğlu olmadı. O, her zaman, pazarlığın bir tarafıydı. Belki de bu yüzden, kendini okumak isteyen herkes pür dikkat, kulak kesildi bu hikayeye: ”Kimdir Faust? Şeytan'a mı verdi ruhunu? Nasıl bir sözleşmeydi bu? Kendimizi başkalarından dinlemek, en sevdiğimiz mesleğimiz değil midir? O halde herkesin vâkıf olduğu bir temayı, yaşamı efsaneleşmiş bir karakterin omuzlarına yükleyerek anlatan Goethe'ye kulak verelim... Tüm yaşamını adadığı ölümsüz eseri Faust'a...
5 mağazanın 90 ürününün ortalama fiyatı: ₺18,51
8.0
10 üzerinden
1.954 Puan · 320 İnceleme
584 syf.
·
6 günde
·
7/10 puan
"Dursana, öyle güzelsin ki!"
Neysen o'sun aslında, Melek gibi de görünsen, Yardım ediyormuş gibi de davransan, Var senin de kirli kalbin, at ayakların. Faust bütün yaşamı boyunca kendini ilime, bilime, simyaya, büyüye ve öğrenmeye adamış; bunun sonucunda da hayattan hiçbir tat alamamış ihtiyar bir hocadır. Yine bir gün büyü yaparken köpeğinin gölgesinin farklı olduğunu görür ve içindeki gerçek benliğini görmek için o kişiyi çağırır. Aslında köpeğinin at ayaklı bir şeytan olduğunu görür. Şeytan ona mutsuzluğunu giderebilecek şeyler yapacağını söyler; bunun karşılığında da öbür dünyada kendisine yardım etmesini ister. Faust şeytanın bu teklifini kabul eder. Faust'un kendi kanıyla imzaladığı bir sözleşme yaparlar. Şeytan, Faust'u gençleştirerek ona ilk aşkı tattırır ve dünyanın güzelliklerini ona tek tek göstererek hayattan zevk almasını sağlamaya çalışır. Faust hayattan zevk almaya başlarsa şeytan kazanacaktır fakat bu o kadar kolay olmayacaktır. Peki kulu gerçekten pişman olursa, Tanrı affeder mi kulunu? Kitapta üzüntüyü, sevinci, Yunan Tanrıları'nı, Thales'i, dağı, taşı, başaklardan yapılmış taçları ve aklınıza gelebilecek sayısız nesneyi, duyguyu bile konuşuyor görüyoruz. Birinci kitabı (s.199' a kadar) okurken kendimi tiyatro izliyormuş gibi hissediyordum. İkinci kitap kısmına geldiğim zaman çeviriden kaynaklandığını düşünerek konu bütünlüğü yoktu. (Halbuki en iyi çeviri olduğunu düşünüyordum.) Fazlasıyla mitolojik unsurlar barındırıyordu. Eğer mitoloji ve felsefe bilginiz yoksa elinizde sürekli telefon araştırma yapmak zorunda kalıyorsunuz. Birinci kitap kısmı çok akıcıydı, konu bütünlüğü sağlanmıştı. Ama ikinci kitap kısmı fazlasıyla zordu. Bir önceki konuşma bir sonrakini tutmuyordu. Ne anlatıldığı belli değildi. Konular karışmıştı ki tüm bunların çeviriden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Bir hevesle başladığım kitabın ikinci kitap kısmının bazı yerlerini, "bitsin artık" diyerek hızlı hızlı okuyup geçtim. İkinci kitap insanı gerçekten yoruyor. Bunların dışında Mefistofeles (Şeytan) karakteri çok iyiydi. Şeytan olmasına rağmen neredeyse bütün güzellikler onun içindeydi. Sanki şeytan değil de Faust'un arkadaşı gibi ona öğütler veriyor, onu korumaya çalışıyor gibiydi. Yazarın burda şeytanın bizi güzel sözlerle, tatlı dille nasıl kandırdığını anlatmaya çalıştığını düşünüyorum. Son olarak; 506 sayfalık kitabı post-it yapıştıra yapıştıra 600 sayfalık bir kitap kalınlığına getirdim. Kitabı aklınızın boş olduğu bir zamanda okursanız fazlasıyla verim alabilirsiniz. :) "Nihayetinde, neysen o'sun. Peruklar da taksan başına milyonlarca lülesi olan, Giysen de yüksek ayakkabıları, Hep neysen, o'sun nihayetinde."
Faust
8.0/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
54
653 syf.
·
4 günde
·
10/10 puan
Başlangıçta Eylem Vardı!
YouTube kitap kanalımda hayatımdaki en özel kitaplardan biri olan Faust'u önerdim youtu.be/RPBKYP_K568 10 yıl önce hayatımda ilk kez yarım bıraktığım kitabı şimdi kendi okuma grubumda onlarca kişiyle birlikte tartışabilmenin verdiği dayanılmaz hafiflik... Goethe 14 yaşındayken buharlı makine icat edilmiş, 21 yaşındayken Hegel doğmuş, 40 yaşındayken Fransız İhtilali olmuş, 66 yaşındayken Waterloo Savaşı olmuş. Ben 26 yaşındayken ise hayatımın en önemli gündemi koronavirüs işte. Faust'u ben yazamazdım, hatta sadece ben değil, Goethe'den başka da kimse yazamazdı. Latince'de faustus mutlu olmaya yazgılı olmak demekti zaten. Şeytan onun ruhunu çalıp ona hüküm kurmak istese bile mutlu olmaya, Tanrı ile olmaya yazgılı bir insandı Faust. Sanayi Devrimi'nin insanları koşullandırdığı her şeyi bilme diktesinde olan bir çağda o da her şeyi bilmek isteyenlerden başka bir şey değildi. Bu konuda Goethe'nin bir fikri vardı. 26 yaşındayken bir toplantıda tanıştığı Weimar dükü, Goethe'ye, gel kardo burada takıl hem Faust'u bitirirsin hem de kitabın son şeklini burada alır dedi ama beklemediği bir şey oldu Goethe'nin, o da Weimar klasisizmi. Schiller'in de içinde bulunduğu Fırtına ve Coşku akımına nazaran Weimar klasisizmi, gestalt, gehalt ve inhalt adı verilen içerik, Yunan ilhamı ve estetik öncüllerinden oluşurdu. Yani Puşkin'in üç güvenilir kartı tutumluluk, ölçülülük ve çalışkanlık, Reich'in üç erdemi sevgi, çalışma ve bilgi, ilk mimarlık kuramcısı Vitruvius'un iyi bir mimari tasarım için belirlediği üç öncül fayda, kalıcılık ve güzellikti ya, işte Goethe'nin de kendisi için belirlediği muhteşem üçlü bunlardı. Zaten Goethe'nin sanat ülküsü, “İnsan hayatını, dünyayı, öteki alemleri, hatta ahireti de büyük tabiatın cüzleri olarak ele almak ve ahenkli bir bütünlük içinde hepsinin yerini ve rolünü göstermek”ti. Sadece bu dünyanın varlığını değil, öte yaşamın varlığını da bir bütün içinde değerlendirerek, gestalt'a, yani parçaların barındığı bütüne ulaşabilmekti Goethe'nin amacı. Albert Camus'nün Tersi ve Yüzü kitabında kendi felsefesini ve kendi madalyonunu dünya-insan ikiliğiyle kurması gibi Goethe de kendi madalyonunu üç taraflı kurmuştu: Tanrı-şeytan-insan. Yani Ivan Karamazov'un yaşadığı ve cebelleştiği üçlü. Ama Nietzsche Goethe'ye o öldükten yıllar sonra "Alman dilinin baş mimarı Goethe’dir." demişti. Goethe de belki bunu hissetmiş olacak ki, Faust'u neredeyse Nietzsche'nin Dionysoscu içkin üstinsanı olarak tasarlamıştı. Dinamikti, kabına sığmıyordu, aktifti, her şeyi bilmek istiyordu Faust, mutlak mükemmeliyeti arıyordu fakat her insanın düştüğü yanılgı gibi ruhunu şeytana satmıştı. Faust'un şeytanı şeytan fakat belki de bizim de para, iktidar, ün, şehvet hırslarımız da kendi şeytanlarımız olabilir. Faust, Yunan mitolojisindeki Helena ile karşılaşsa bile bu ona yetmemişti, daha çok şeyi bilip o bildiklerini Kubrick'in 2001: Bir Uzay Destanı filmindeki monolite aktarmak istemişti belki. Hatta ve hatta İncil'in başlangıcı olan Yuhanna "Başlangıçta söz vardı." şeklinde başlıyorsa, Dostoyevski'nin İncil'i "Başlangıçta acı vardı." Goethe'nin İncil'i ise "Başlangıçta eylem vardı." şeklinde olurdu. Çünkü Ruslar acıyla, Almanlar eylemle varoluşlarına ulaşırdı. Faust kitabının cevap aradığı iki soru vardı en nihayetinde: 1- İnsan tam olarak nefsini şeytana teslim edip sapıklığa düştükten sonra, kendi kuvveti ile doğru yolu bulabilir mi bulamaz mı? 2- Ölümlü bir insan için durulacak ve geçilmeyecek anlar var mıdır? Ben cevaplayayım... 1- Evet. 2- Evet. Bütün bu yazdıklarım üstüne bir de Roman Polanski'den Rosemary'nin Bebeği filmini izlerseniz üstüne çok iyi cila olur.
Faust
8.0/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
260
Emre Bulut
Faust'u inceledi.
506 syf.
·
7 günde
·
7/10 puan
65 Yılda Tamamlanan Eser
Arkadaşlar incelemeye başlamadan önce kitapla ilgili şunları belirtmek istiyorum : Kitap 1808 senesinde 1.kısmı, 1832 senesinde de 2.kısmı yazılmış olan bir kitap.Bu nedenle de günümüz kafası ile kitabı anlamaya çalışmak bizi çok yoruyor.İkincisi kitap, şiirsel bir dille yazılmış, malumunuz çeviri kitaplarda şiirsel kitaplar pek tat vermez.Orjinal dili olan Almanca dan okusak belki bu kitabı 1 2 tık daha çok sevebiliriz.Üçüncüsü, kitapta çok fazla mitolojik kahraman var.Cennet Cehennem, melekler, şeytan, duygu ve düşünceler, koro,hayvanlar aklınıza ne geliyorsa yazar onları konuşturmuş bir tiyatro eseri olarak dile getirmiş.Mitolojik kısımlar için sürekli Google veya Vikipedi ye girmeniz gerekiyor. Azra Erhat ın Mitoloji Sözlüğü kitabı kitabı okurken kullanılabilir.İlerleyen zamanlarda da mitolojik kitaplar okurken örneğin Homeros un kitaplarını okurken işe yarayabilir.Dördüncü diyeceğim kitabın zor anlaşılabilir olması.Kitap, 20 şey anlatıyor içinde alabileceğiniz kısım halbuki 1 şey.Uzun uzun zor bir dille anlatıyor.Kitabı kesinlikle çok kitap okuma alışkanlığı olmayan kişilere önermiyorum.Bunun altını kalın puntolarda çizmek isterim.ÖNERMIYORUM.Neden derseniz.Çünkü bu kitap yeni bir okura çok net bir biçimde kitap okuma alışkanlığı kaybettirir.Zor bir dil,çeviri şiire gitmiyor,dönemsel farklılıklar,konunun çok uç nokta oluşu,mitolojik kavramların fazlalığı,dinimize uygun olmayan kavramlar,toplumumuza uzak bir bakış açısı bunun başlıca nedenleri. Kitaba gelecek olursak önce Goethe bu kitabı 24 sene boşluk bırakarak yazmış ve bastırmış.Araya büyük bir boşluk bırakmış.Bu da 1.kitabi yazan adamla 2.kitabı yazan adam aynı kişi değil mi acaba kafasını bizde oluşturuyor.Almanya nın yetiştirdiği bu en büyük kalem, Faust ile ilgili olarak eleştirmenlerde dahil olmak üzere en büyük eseri olduğunu söyler. İlber Ortaylı hocamız çok sık bahsetti.Bu eserden Faust u mu Goethe yazdı, Goethe yi mi Faust yazdı esprisi yaptı hatta.Okunması gereken bir eser olduğu için okudum işin aslı.Kitabı Goethe yazmaya aslında 18 yaşında başlamış 83 yaşında bitirmiş.Kitabın eser fikir babası 1500 lü yılllarda yaşamış bir İngiliz yazar olan Christopher Marlowe Doktor Faustus kitabında adı.Ama Goethe konuyu değiştirerek bambaşka bir eser ortaya koymuş.Ayrıca kitabın birçok defa da filmi çekilmiştir. Konusu kısaca Faust adındaki kendini birçok konuda geliştiren bir kişinin maneviyatı,yaşamın anlamını,inançlarını kaybetmiş bir döneminde iken karşısına çıkan şeytanla anlaşmasını anlatır.Şeytan ona Gretchen olarak adlandırılan genç Margarete ile olan aşkı için yardım eder.Faust, bu duyguyu sadece Gretchen adlı genç bir kızdan çok ötede Helene(Truva daki) idealine kadar hissedecek, ama her şeye karşın şeytana beklediği cevabı vermemekte diretecektir. Şeytan kitapta Metistofeles olarak geçer. Kitap, yukarıda belirttiğim gibi zor bir kitaptı, çok okumayan kişilere ve 18 yaş altına pek tavsiye etmiyorum.Okuyacaklarda dediğim gibi bir mitoloji sözlüğü ve bir cep telefonu ellerinde olmak kaydıyda kafalarını meşgul edecek şeylerden uzak yavaş yavaş anlayarak okuyabilirler.Puanım 7.
Faust
8.0/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
235
139 syf.
Johann Wolfgang Von Goethe insanlığın esrik bir yanını muhteşem üslubuyla ele almış. Aslında hikaye farklı biçimleriyle, dinler tarihinde hep yer almış. Tanrı’nın genel bir sınavı bir bireyde tekrar gözlemlemesi. Şeytanın( Metistofeles) , iyi bir Dr olan Faust’u Tanrı’nın izniyle özel bir sınava tabi tutması. Derin bir hüzün ve acıyla nihayet bulan bu çetin sınavı eşsiz bir anlatımla yüreğinizle hissediyorsunuz. Goethe’nin mükemmel tahlillerini özellikle sevdiği kızın( Margarete) bir sorusu üzerine verdiği din ve dindarlık yorumunu çok engin ve derin buldum. Faust bir hesaplaşma ve mücadelenin yolculuğudur. İnsan ,tabiatın ona oynadığı müthiş oyunun farkında olmayan yegane canlı. Goethe’nin üslubu,ruhumuzun derinliğine o sancılı yolculuğa bir ayna gibi…
Faust
8.0/10
· 8,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10