·
Okunma
·
Beğeni
·
53122
Gösterim
Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050904192
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Meryem: Van Gölü kıyısındaki bir kasabada, Allah’ın kendisini
sevmesinden başka bir şey beklemeyen 17 yaşında bir kız. Şeyh amcasının tecavüzüne uğramış. Bir töre cinayetine kurban gitmek üzere.

Prof. Dr. İrfan Kurudal: İstanbullu tanınmış bir aydın. Hayattan hiçbir
beklentisi kalmamış. Sahip olduğu her şeyi geride bırakarak, teknesiyle amaçsız bir Ege yolculuğuna çıkıyor.

Cemal: Gabar Dağları’nda PKK peşinde koşmuş
bir komando. Askerliğini bitirip eve döndüğünde
ömrünün en zor göreviyle karşı karşıya kalıyor: Ailenin yüzkarası amca kızını töre gereği öldürmesi gerekiyor.

Her biri mutluluğu arayan Meryem, İrfan ve Cemal, kendilerinin, birbirlerinin ve ülkenin ruhunun derinlerine doğru çalkantılı bir yolculuğa çıkıyorlar. Peki, onları neler bekliyor?
392 syf.
·9 günde·8/10
Zülfü Livaneli bu kitabıyla hepimize mutluluklar diliyor. Yazar sağolsun hiçbir kitabında çizgisini bozmuyor. Bu eserinde de insan beyninin zarif kivrimlariyla kalbi arasında gidip gidip geliyor.

Zülfü Livaneli deyince aklıma hep yaşamı manevî yönden sorgulayan bir insan gelir. Burada da insanların dünyadaki en büyük arayışı olan mutluluğu anlatmış. Tabiki bir Serenad yada Huzursuzluk olmasa da bu eseri de okumaya değer. (Karşılaştırma yaptım kızma lütfen o kendini biliyor )

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
%90 (352/392)
·1/10
Söz konusu yazarın daha önce Serenad ve Kardeşimin Hikayesi adlı kitaplarını okudum. Daha önce almış bulunduğum ve kesin yargıda bulunmamak için buna da başladım ve yaklaşık 100 sayfa sonunda bu işkenceye son veriyorum. Çünkü aynı şeylerin tekrar etmeye başladığını, birilerini eleştireyim derken saygı sınırının aşıldığını, sürekli alttan alttan koca bir medeniyetin değerlerinin ayaklar altına alınmaya çalışıldığını iliklerime kadar hissettim. Genel olarak okuduklarımdan şunları çıkardım: İçki içmek iyidir, medeniyettir, gelişmişlik göstergesidir. Toplumun alt orta kesimleri namaz kılan, muhafazakar insanlardır. Sevişmek, evli insanların sevgililerinin olması, kıskançlığın olmaması gelişmişlik göstergesidir. Arabesk müzik ortadoğu kaypaklığının bir göstergesidir, caz, tango gibi müzikler iyidir. Toplumumuzun inançlı kısmı yozlaşmış, gelişmemiş, cahil ve yobazdır. İmla kurallarına önem veren, genel kültürünün gelişmişliğini! her konuda gösteren, üstelik bu memleketin bir evladı olan yazar, üç ihlas bir fatiha kavramını "üç kulhuvallah bir elham" şeklinde ifade etmiş. Bu ve bunun türevi birçok söylem var yani. Özgürlük ve sanat, hiçbir medeniyeti, hiçbir toplumu aşağılamak, ötekileştirmek değildir bence. Sanat kisvesi altında buram buram nefretin koktuğu, birilerinin hor görüldüğü, alttan alta düşmanlık tohumlarının ekildiği satırları okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı ve türevlerini. Çünkü okumazsak göremeyiz, bilemeyiz, kimin ne olduğunu öğrenemeyiz. Keyifli okumalar.
392 syf.
·Puan vermedi
Zülfü Livaneli Mutluluk adını verdiği son romanıyla mutluluğu arayan insanları anlatıyor. Üç farklı insanın etrafına örülen, aynı zamanda bir Türkiye fotoğrafı. Hayata baş kaldıran Meryem, kendini yaratan yazara da karşı çıkıyor, romanın baş kahramanı oluveriyor.
Livaneli, kendi yarattığı kahramandan öyle etkilenmiş ki Meryemden bahsederken yüzü bambaşka bir ifadeye bürünüyor, onunla ve başkaldırısıyla gizliden gizliye keyif alıyordu sanki.
392 syf.
Son dönemin popüler yazarı Zülfü Livaneli' ye büyük bir hayranlık var. Müzisyen olarak ben de kendisini beğenirim, severek dinlerim ama yazarlık konusunda iyi olmadığını düşünüyorum. İlk defa lisede Son Ada kitabını okumuştum ve hayatımda okuduğum en kötü kitaplar listesindedir. Kendisinin de pohpohlanmış yazarlardan olduğunu düşünüyorum. Sürekli bir sosyal mesaj verme çabası, eleştiri yapma çırpınışları (eleştirdiklerini yapmasa bari) çok sırıtıyor kitaplarında. Bu zorlama da doğal olarak samimi gelmiyor, sıkıyor insanı.

Bu kitabında doğuda yaşayan bir kızın kendisine tecavüz edilmesinden sonra onu infaz etme görevi verilen kuzeniyle yaşadıkları anlatılmış. Basit ve klasik bir töre hikayesi. Bunun gibi onlarca dizi, film vardır muhakkak. Aile içindeki ensest lişkilere, din kılıfıyla insanları sömüren şeyhlere bayağı taş atmış (ki sadece bu kısımda kendisine katılıyorum). Marques De Sade ' yi okuyan arkadaşlar sürekli din adamlarına, papazlara, rahiplere giydirdiğini bilir. Livaneli de hedef tahtasına şeyhleri koymuş.

Türk sineması izliyormuş gibi hissettim kitabı okurken. Bu kitabınla da sevdiğim, beğendiğim yazarlar arasına girmeyi başaramadın yine Livaneli...
392 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir
Merhaba Zülfü Livaneli’nin romanda ustalığa geçiş eserlerinden olan Mutluluk ülkemizin ve kadınların sorunlarına değinen bir eserdir.Okuduğumda beni çok etkileyen bir eser oldu.Yazarın özellikle Meryem ve Cemal tasvirleri çok iyiydi.Konu olarak ise Van Gölüne yakın bir yerde 17 yaşında Meryem’in amcası Şeyh tarafından tecavüze uğraması ve İstanbul’a gitmesiyle başlar.Karakter olarak Meryem ve Şeyh haricinde Cemal ve Prof Dr.İrfan Kurudal yer almaktadır.Cemal askerden geldikten sonra çok zor bir görev onu beklemektedir töreye göre amcasının kızını öldürmesi istenmektedir.Hepsinin hayatta bit mutluluğu ve umudu vardır.Kimse hayatından memnun değildir herkeste derin bir huzursuzluk içinde yaşamaya çalışıyor.İnsanlar hayatın farklı farklı konulardan önüne çıkardığı engellerden kurtulabilmek için kıyıdan sarkan dalları tutarak hayata tutunmaya çalışıyor.Meryem,İrfan ve Cemal’in hepsi ülkemizin birer fotoğraflarından.Üç karakterin çıktığı yolculuklar ve zorluklara karşı nasıl mücadele ettiklerinin öykünü dinlemek istiyorsanız kesinle okumalısınız.
Böyle bir kitapı bitirebilecegimi sanmıyorum. Gerçekten zaman kaybı. Ahlaksızca yazılmış bir şey. Toplumun sorunlarını gün yüzüne cıkarmak bu degil. Kitap kardesimin ama ben yinede bunu yok edecegim bir kisi daha okumasın ailemden.
392 syf.
Mutluluk..

3 hece, 3 farklı karakter ülkenin birçok görüşü ve hümanizm..

Kontrol ettikten sonra eser için ufak ipuçları verdiğimi fark ettim. Söylemedi demeyin. .p

Keşke bir merhaba falan deseydin K' ne bu üçleme ne bu felsefi akım..? Açıkçası karantinanın olumsuz etkilediği durumlardan sadece birisi olarak tanımlayabilirim sanırım bu başlangıçı :)

Kitabı alırken ismine takılıp aldığımı ve okudukça hiçbir tahminimin tutmadığını gizli tutmayı da istemiyorum. Ne hayallerle ne ümitlerle almıştım ama yazar o kadar usta o kadar becerikli ki tüm öngörümü yıkıp yerine yeni bir hayranlık inşa etti diyebilirim. Zülfü Livaneli hakkında çeşitli bilgiye ulaşmanız için profili bıraktım. Bana sorarsanız toplum olarak sahip çıkmamız gereken değerlerimizden güçlü kalemlerimizden ve bilgisinden istifade etmemiz gereken oldukça başarılı bir yazar olduğunu söylerdim sanırım.

Şimdiye kadar okuduğum tüm eserlerinde çeşitli felsefi akımların izini hissettiğimi söyleyebilirim. Sanırım bu yetenek okuduğu felsefe bölümünden kaynaklanıyor. Mutluluk mu tam anlamıyla Hümanizm üzerine kurulmuş bir eser.

Eserin kurgusuna akıcılığına hiç değinmiyorum çünkü ne kurgu için ne akıcılık için kelimeleri tüketmemek gerektiğini düşünüyorum ille de bir sifat yok mu derseniz de mmm olağanüstü olabilir ..

Ayrı bir parantez açarak bir şeyi de belirtmek istiyorum. Livanelinin tüm kitaplarında görüşler bölümü yer alıyor. O bölümde zaten kitabın incelemesi yer alıyor. Yani ben burada profesyonel bir inceleme yapma kaygısında değilim. Sadece eserin çeşitli kısımlarıyla yorumluyorum. Yani biraz daha ayrıntıya girseydiniz daha yetkin bir inceleme olurdu gibi çeşitli yorumlar benim için önemsiz bilginize..

Mutluluk..
Eser yukarıda da belirttiğim gibi 3 farklı karakter üzerine inşa edilmiş. Meryem karakterine baktığımızda, ülkemizde halen içler acısı durumda olan "kadına şiddeti, tecavüzü toplumun kadına olan yersiz dayatmalarını görüyorsunuz bu dayatmanın başında da namus geliyor.
- "Bütün Akdenizde namus kavramı, kadınların bacaklarının arasındaydı ve bu tür cinayetler hala bağışlanabilir bir suç olarak görülüyordu."
Yazar o kadar güzel işlemiş ki namus kavramıyla kadın kavramının özdeşleşmesini kendi kendinize sorgulayabiliyorsunuz.
Ayrıca Meryem üzerinden sözümona din adamlarının durumuna da değinilmiş ne yazık ki gelenek olarak yorumlanan tüm sapkınlıkları göz önüne büyük bir başarıyla sergilenmiş.

Diğer karakter Cemal. Cemal üzerinden de 2000'lı yılların başındaki Terör olayları ve Kürt sorunu ele alınmış. Mücadele unsuru şanlı askerlerimizin psikolojik yıprammalarına da yer verilmiş. Şimdi ırkçılık yapiyosunuz nidaları atacaklar biraz daha susup devamındaki alıntıya baksın...
- "bu memlekette Türk-Kürt ayrımı falan yok. Bunları kaşımasınlar. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes Türk'tür. Bak Amerikada da zencisi, beyazı, İspanyolu, bin bir çeşit insan var ama onların hepsi amerikalı değil mi? Biz de Türk'üz işte ve vatanımızı kimseye böldürtmeyiz."

Ve son karakter Profesör. Profesör ise ülkenin aydın kesiminin buhranını temsil etmiş. Herkesin başarı abidesi saydığı showmen bir profesörün buhranı ile aslında ülkedeki katmanı da görebiliyoruz. Ülkenin bir kısmı bolluk ve refah içinde yaşayabilirken başka bir kesimin verdiği mücadeleyi bambaşka bir kesiminde kendilerine dayatılmış kalıplar ile hayatta kalma çabasını görebiliriz.

Çok uzattım farkındayım tamam tamam bitiriyorum .p kısaca eser çeşitli katmanları psikolojik yıpranma ortak paydasında birleştirmiş ve ülkenin 80 dönemindeki sağ-sol alevi sünni 90 dönemindeki kürt sorununa ve 2000li yılların başörtüsü sorununa ışık tutan çok kapsamlı bir eser olduğunu söyleyebilirim.

Bana sorarsanız istisnasız herkes okumalı.
Teşekkürler:)

Sağlıcaklakalın.
343 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Ne mutluluğu
Anlamadım ki...

Tam da bunu soylettiren bir kitap olmuş desem kitaba fazla mı haksızlık etmiş olurum bilemedim. Zira kitapta mutluluktan ziyade dram mevcut...

Klasik bir Livaneli kitabı olmuş. Tamda onun tarzına yakışır , günümüz Türkiye'sinde üçüncü sayfa haberlerinde görmeye alışık(!) olduğumuz (ne yazık ki ) güncel konular etrafında dönen bir kitap.

-Küçük bir kasabada tecavüze uğramış 17 yaşındaki Meryem,
-İstanbul'un tanınmış profesörlerinden olan Harvard mezunu herkesin imrenerek baktığı İrfan,
-Gabar dağlarında PKK takibinde olan Cemal.


>Biri sırf cinsiyeti yüzünden 17 yıllık yaşamı boyunca ezilmiş,horlanmış, kadının insan yerine bile konulmadığı bir kasabada doğmuş yaralı bir yürek,

Yetiştiği ortamdaki zihniyetin kadına bakış açısı;

"#37904565

#37904402

Tecavüze uğrayan Meryem, ama ölümü hak eden, pis, lanetli, "kirli" olan yine Meryem...
》Ülkemizde "namus cinayeti"adi altında yuzlerce kadın katlediliyor. Kadınları katleden namussuz erkekler namusu sadece kadınlarda aradıkları için tecavüz edeni değil tecavüze uğrayanı cezalandırıyor....
Dilerim tecavüzlerin önüne geçilecek kadar şiddetli cezalar gelir.》
Söylenecek çok şey var ama bunlara bir nokta koyup diğer kişilere geçelim.

> Diğeri kendini kandırmayla geçen, kendinden kaçtığını sanarken aslında tam da kaçtığı hayatı yaşadığını fark edeni ve kuma gömdüğü kafasını artık kumdan çıkaran, kendi metanoyasının arayışına geçen, profesör

"Geceleri göğsüne çöreklenen korku ve ağlama krizleriyle başlayan dönem, ağırlaşarak devam ediyor, o, bütün benliğiyle 'ben' kavramına yabancılaştığını hissediyordu. Bu 'ben' den kurtulmalıydı."

" Yaşayacaklarına bilmenin korkusunu kalıplaşmış bir hayat sürmekten ileri gelen yükü şu şekilde açıklar İrfan ; #37952902


> Öteki ise, bir zamanlar kardeşi olarak gördüğü birlikte yedikleri, içtikleri, oynadıkları kardeşim dediği kişiyle dağlarda can pazarı içinde olmanın, dağlarda yaşadığı zorlukları ;

"Çarşaflar yıkandıgi zaman, onları, üstlerine örterek kurutuyorlardı. Çoraplarını fanilalarının içine yerleştiriyor ve delikanlı göğüslerindeki sıcaklıkla kurutuyorlardı."

Her an ölümle burun buruna olma her an birinin gözlerinin önünde mayına basma ve gözlerinin önünde paramparça olma tehlikesiyle;

".....göğsünde naylon torba taşımaya başladı. Bir daha bir arkadaşı mayına basarsa, parçalarını bu torbaya koyacaktı. "

geçen bir askerlik... İçinde bulunduğu psikolojiyi varın siz düşünün.

Her birinin ayrı bir kaçışı, ayrı bir hikayesi ve ayrı bir hayali olan bu üç kişinin hayatının kesişmesinden oluşan film tadında bir roman diyecektim ki :))) zaten filmi çekilmiş.

Buraya link bırakıyorum keyifli okumalar ve seyirler
https://youtu.be/yiUszMaSZ38
392 syf.
·4 günde·9/10
Bazen hayatımızda öyle anlar olur ya kendimizi özgür hissetmeyiz. Yaşamımızı beğenmeyiz , bazen deriz keşke çok param olsa. İşte bu anların aciz bir durum olduğunu gösteren bir kitap düşünün bu kitap tam anlamıyla o. Kitap Türk profilini ortaya koymaya çalışmış , aydın bir profesör , dağda zor bir askerlik geçirmiş milli duyguları kabarık bir erkek. Ve uğradığı tecavüzde bile haksız görünen bir kadın!

Kitap bize doğu - batı çatışmasını bir nebze yaşatmaya çalışmış. Ana krakterimiz Meryem kendi doğarken annesi ölüyor babası başka bir kadınla evleniyor aciz bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Meryemin babası amcası karşısında silik birisi evde amcanın sözü geçiyor. Amca karşımıza şeyh olarak çıkıyor bir nevi şeyh ve hocaları taşlama var kitapta. Meryem amcası tarafından tecavüze uğruyor ve meryemi öldürme görevi amcasının oğlu cemale kalıyor ve hikaye böyle başlıyor.

Kitapta dönemin siyasi olayları karşımıza çıkıyor Türk - Kürt çatışmaları askerin çatıştığı pkk. Siyasal islamcılar , milliyetçiler. Üniversitedeki baş örtü sorunu ve daha fazlası.

Kitapta çok gönderme var siyasal islamcılara şeyhlere tarikatlara ve en önemlisi “ TÖRE”ye.
Ben beğenerek okudum kitabı tavsiye ederim.
392 syf.
·9/10
Kültürel normları göz ardı ederek kültür dışı herşeyin normal olduğunu haklı bir dava üzerinden normalleştirerek anlatır. Benliğimiz olan normları kırarak kültürel yozlaşmanın bir kanıtı olarak ortaya çıkar. Biz benliğimizden vazgeçenlerden değil benliğimizi(kültürümüzü) iyileştirip, yeniliklerle güzelleştirebiliriz.
343 syf.
·10/10
İtiraf edeyim kitabı okumadım okuyamadım. Önce filmini izleme gafletinde bulunduğum için kitaba adapte olamamıştım. Dün tekrar elime aldım kitabı ama yine atlaya atlaya okudum işte. Zaten film tüm senaryolarıyla aklımda kalmış. Tabi ki filmle kitap bir olmuyor. Önce kitabını okuyup sonra filmini izlediğim eserler hakkındaki düşüncemse filmde yüzeysel olarak hikayeyi seyrediyorsunuz ancak kitapta resmen içine giriyorsunuz. Bu yüzden kitabın içine giremedim. Bir daha asla yapmam böyle bir şeyi.
küçük dünyaları olan insanlar içinmiş mutluluk, dünyalar ne kadar büyükse mutluluğun yakalanması o kadar zormuş, her şeyi bırakıp peşine düşüp yakalamaya çalışsanız da...
ben bu kitapta bunu gördüm.
türkiyedeki belirli kesimlerin yanlislarini ve dogrularini anlatmis bir roman...
Meryem ülkemizde hala törelerin geçerli olduğu bir yerinde yaşayan genç bir kızdır. Amcası tarafından tecavüze uğrar ve yine amcası tarafından ölüme mahkum edilir. Sonra amcasının oğlu Cemal askerden döndükten sonra onunla birlikte İstanbul'a yollanır. Cemal'in görevi onu öldürmektir ama bir anda herşey tersine döner. Hayatından bıkmış İstanbul'dan ve karısı Aysel'den kaçmaya çalışan bir profesörle karşılaşırlar ve bittiği sanılan herşey tam orda yeniden başlar. Livaneli'nin usta yazımıyla harika bir kitap. Akıcı,etkileyici ve akıllardan çıkmayacak bir öykü.
"Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer.Dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık."
Mağara devrinden beri dünyanın bütün kadınları, bütün erkeklere üç soru sorarlar:
Nereye gidiyorsun?
Ne zaman geleceksin?
Beni seviyor musun?
Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette, ama mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığını, hayatın bir anlamı, bir değeri olduğunu hissetmekti.
Sonunda bize yol gösteren şey ; evde her zaman oturduğumuz koltuğun aşina yumuşaklığı , gözü kapalı çevirebildiğimiz banyo musluğu ve başımızın yastıkta bıraktığı iz oluyordu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050904192
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Meryem: Van Gölü kıyısındaki bir kasabada, Allah’ın kendisini
sevmesinden başka bir şey beklemeyen 17 yaşında bir kız. Şeyh amcasının tecavüzüne uğramış. Bir töre cinayetine kurban gitmek üzere.

Prof. Dr. İrfan Kurudal: İstanbullu tanınmış bir aydın. Hayattan hiçbir
beklentisi kalmamış. Sahip olduğu her şeyi geride bırakarak, teknesiyle amaçsız bir Ege yolculuğuna çıkıyor.

Cemal: Gabar Dağları’nda PKK peşinde koşmuş
bir komando. Askerliğini bitirip eve döndüğünde
ömrünün en zor göreviyle karşı karşıya kalıyor: Ailenin yüzkarası amca kızını töre gereği öldürmesi gerekiyor.

Her biri mutluluğu arayan Meryem, İrfan ve Cemal, kendilerinin, birbirlerinin ve ülkenin ruhunun derinlerine doğru çalkantılı bir yolculuğa çıkıyorlar. Peki, onları neler bekliyor?

Kitabı okuyanlar 14.313 okur

  • Ayşegül DEMİREL
  • Yapmur
  • Esra demiröre
  • Mine Şahin
  • Seçilka
  • Neslii
  • Edanur Dereli
  • Mrvktp
  • Lale
  • Elif Öz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.9
14-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%14.2
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%30.4
45-54 Yaş
%12.8
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.2
Erkek
%20.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (775)
9
%18.7 (579)
8
%22.4 (693)
7
%12.2 (379)
6
%4 (125)
5
%2.1 (65)
4
%1.1 (34)
3
%0.5 (15)
2
%0.4 (13)
1
%0.7 (23)

Kitabın sıralamaları