Leyla'nın Evi

Zülfü Livaneli
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 3 dk.
Sayfa Sayısı:
284
Basım Tarihi:
Mayıs 2017
İlk Yayın Tarihi:
1 Temmuz 2006
Yayınevi:
Doğan Kitap
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786050906486
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yeniden dağıtsak kartları, alt üst olsa bu dünyanın şartları!
Puan vermedi·284 syf.··
2024 65. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 18:57
Zülfü Livaneli diğer kitaplarında olduğu gibi Leyla'nın Evi kitabında da toplumsal olayları, sade, akıcı ve kelimelerin gücü ile anlatmaya devam ediyor. Güçlünün güçsüzü ezdiği, mal mülk için dönen düzenbazlıkların iğrençlikleri, vefa duygusu... Kurgusuyla, verdiği mesajlarla, cümlelerinde hissettirdiği yoğun duygularla her yönden okuyucuyu besleyen bir roman. Leyla'nın Evi; sahte evraklarla hiç haberi olmadan, evi elinden alınarak sokağa atılan Osmanlı torunu Leyla hanım ile gazeteci Yusuf'un hikayesini okuyoruz. Birbiriyle bağlantılı, birbirlerinin hayatlarını etkileyen, ayrı çevrelerde yaşayan değişik sosyal katmanlara ait insanların aynı yol üzerinde buluşturarak birbirlerine yardım etmesini ve birbirlerinin hayatlarına dokunabilmesinin güzelliğini yaşıyoruz kitabı okurken. " Ne yaparsan yap, şartlar ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın sen sendir. Ve o ten içinde yaşarsın." Keyifli okumalar.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2021 205. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 18:57
Zülfü Livaneli her kitabında olduğu gibi bu kitabında da toplumsal olaylara hatta bir çok toplumsal olaya değinmiş. Güçlünün güçsüzü ezdiği, mal mülk için akla gelmeyecek düzenbazlıklar döndürdükleri. Merhametin yerini paranın gücün aldığı. Sonradan görme insanların nasıl aç gözlü ve tehlikeli olduğu. Vefa duygusu, cahil insanların hoca adı verilen sahte din insanları tarafından nasıl kandırılıp Atatürk'e düşman edildiği. Bir babanın çocuğu üzerinden hayalleri ve karşısına çıkan görgüsüz bir kadınla nasıl karakterinin değiştiği. Leyla hanımın güçlü duruşu,Yusuf'un iyi yüreği Rozy’nin asilikleri. Çocukları üzerinde otorite kurmaya çalışan ebeveynlerin çocuklarının hayatlarında ne derin yaralar açtığı. Her yönden çok zengin çok doyurucu durup düşündürücü ders niteliği taşıyan bir eser. Okurken sinir kat sayımın arttığı çok sayfalar oldu. Çok akıcı kitap nasıl bitti anlamadım. Zülfü Livaneli'nin kalemi çok güçlü bir Büyü var sizi içine çekiyor karakterlerin arasındaymışsınız gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Okurken yaşıyorsunuz. Leyla'nın evi favori kitaplarım arasında yerini almıştır. Bu harika eseri bana hediye eden Selim dostuma çok teşekkür ederim. Kalemine yüreğine sağlık büyük üstat. Göçmenlik,yurtsuzluk, ait olamama duygusu gençliğin yaşam biçimleri, aşktan paraya tutuculuktan Kemalist bakışa. Necla; hiç kimsenin ölmesine sevinemem ama senin ölümüne üzülemedim fazla aç gözlülük, vicdansızlık, ahlaksızlık felaket sonları hazırlar sende kendi sonunu hazırladın ama keşke Ali Yekta beyin elini pis kanına bulamasaydın. Sende keşke üç çocuğun olduğunu unutmasaydın Ali Yekta bey gördün oğlun Ömer'i kızların Ece ve Melike'ye eşine yapılan haksızlık mı acaba bu sonu hazırladı sana? O kadar iç içe duygular karakterlerin geçişleri varki sorularla iki uçlu yorumlarla dolu.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 22:35
Zülfü Livaneli’nin Leyla’nın Evi romanı, kalbimin en hassas yerlerine dokunan, satır aralarında iç sızlatan bir hikâye… Bu romanı okurken, yalnızca bir kadının hayatını değil, aslında bir ülkenin değişen ruhunu da hissediyorsunuz. Leyla Hanım, eski İstanbul’un zarafetini, inceliğini ve vefasını temsil ediyor. Onun dünyası; kahve kokan sabahlar, Boğaz’ın sessizliği ve aile yadigârı eşyaların arasında geçen bir ömür… Ama zaman değişiyor. İstanbul değişiyor. İnsanlar değişiyor. Ve Leyla Hanım, bir gün kendini ait olmadığı bir dünyanın içinde buluyor. Romanın en dokunaklı yönü, Leyla’nın yaşadığı kayıplar değil, o kayıplar karşısında bile koruduğu onuru ve zarafeti. O, yıkılsa da dimdik duran bir karakter. Ve Livaneli, bu kadının hikâyesi üzerinden bizlere “insan olmanın” ne kadar derin, ne kadar acı ama bir o kadar da güzel bir şey olduğunu hatırlatıyor. Roxi’yle kurduğu bağ ise farklı dünyaların, farklı değerlerin birbirine dokunabileceğini gösteriyor. Her satırda bir kuşak farkı değil, bir kalp farkı hissediliyor. Biri geçmişin hüznünü taşırken, diğeri geleceğin umudunu getiriyor. Roman bittiğinde, yalnızca Leyla’nın değil, İstanbul’un da bir parçasını kaybetmiş gibi hissediyor insan. Çünkü “Leyla’nın Evi” sadece bir roman değil, geçmişle bugünün, zenginle fakirin, sevgiyle yalnızlığın arasında sıkışmış bir ülkenin aynası gibi.
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
YAPTIĞINIZ HER ŞEY, DÖNÜP DOLAŞIP SİZİ BULUR...
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2024 23:57
Eser, romanın başkahramanı Leyla Bosnalı’nın evinden zorla çıkarılmasıyla başlayan bir çatışma romanıdır. Burada kişi kendisiyle, ailesiyle, çevresiyle çatışma içindedir. Bu çatışmalara çözüm aranırken ortaya çıkan diğer çatışmalar hem birbirlerini hem de ana çatışmayı etkisi altına alır. Ana çatışmanın zeminine büyük küçük yerleşen çatışmalar, birbirlerine olaylar ve kişiler yoluyla bağlanmaktadır. Bu çatışmalar içinde en bariz olanı, Leyla odağında kişinin toplumla çatışması ve Rukiye yani Roxy odağında kişinin kendisiyle çatışmasıdır. Buna karşın bu çatışmalar, kişiler birbirinden bağımsız da olsa neden-sonuç etrafında yine dönüp dolaşıp birbirlerine bağlanır. Bu durum da romana bir süreklilik ve devingenlik kazandırmaktadır. Çok mini bir özet geçmek isterim; Osmanlı’nın çöküş, Cumhuriyet’in baş göstermeye başladığı yıllardır. Leyla da İstanbul’un önemli simalarından olan Bosnalı Abdullah Avni Paşa’nın torunudur. Fakat Avni Paşa’nın istemediği bir şekilde dünyaya gelmiştir Leyla. Ama yine de bir paşa torunu gibi yetiştirilmiştir anneannesi tarafından. Görgülü, bilgili, hanımefendi, herkes tarafından sevilen bir kadındır Leyla hanım. Bir gün evinden kendi isteğinin dışında uzaklaştırılır. Ona sahip çıkacak olan Paşa dedesinin yalısında, Leyla Hanım’ın elinde yetişen gazeteci Yusuf’tur. Yusuf bu konuda sevgilisi Roxy ile büyük çatışma yaşayacaktır ki zaten Roxy’de kendi içinde büyük bir çatışma içindedir. Diğer yandan yalının yeni sahipleri büyük iş adamı Ömer Cevheroğlu ve eşi Necla da yalıyı modern çizgide yenilemektedir. Bir de bu yeni yalıya, oğlunun yanına yerleşmek isteyen, yıllarca yalılarda uşaklık yapıp oğlu Ömer’i eksiksiz yetiştiren babası Ali Yekta Bey karşımıza çıkar. Fakat hiçbir şey Ali Yekta Bey’in istediği şekilde ilerlemez ve olaylar iyice sarpa
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2024 263. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2024 19:52
Leyla'nın Evi, Romanları 40 dilde yayımlanan, günümüzün en çok satan, en çok okunan romanlarının yazarı, gazeteci, yönetmen ve besteci olan Zülfü Livaneli'nin 2006 yılında yayımlanan romanıdır. Leyla’nın Evi, insanlığın en yıkıcı sorunu göç ve en temel ihtiyacı barınma konularını merceğe alan bir İstanbul romanı. Edebiyatın güçlü kalemi Zülfü Livaneli’nin gözlem yeteneği ve edebi gücüyle harmanlanan elinizdeki eser Leyla, Roxy, Yusuf ve Ali Yekta Bey’in hayatlarının birbirine karışma hikâyesini anlatıyor. Usta edebiyatçı bu kez mülk trajedisine odaklanıyor. Hayatın olağan akışında bir araya gelmesi mümkün olmayan karakterler üzerinden aşktan paraya, modernizmden geleneğe, birçok konu tartışmaya açılıyor. Bir yanda yalılarda büyüyen ve varlığını unutmamak üzerine inşa eden Leyla Hanım, diğer yanda anın hırsları ile çevrelenmiş insanlar… Bir yanda hayattaki tüm prangalarına, hatta ailesine ve adına dahi meydan okuyan Roxy, diğer yanda geçmişi sır olarak kalmaya mahkûm edilenler… Zülfü Livaneli’nin edebiyatımızda özel bir yer edinen romanı Leyla’nın Evi, tarihi motifleri içeren zengin arka planıyla İstanbul’un değişen çehresini merkeze alırken, okurları geçmiş ve bugün arasında sorularla dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Peki, bu yolculuk bir kuşak çatışması mı yaratacak, yoksa kuşaklar arası bir köprü mü kuracak? Leyla’nın Evi, iktidar ve güç sahibi olmanın tehlikesine karşı her satırında mücadele ve umudun şarkısını mırıldanan bir Livaneli anlatısı.
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2023 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2023 19:31
Uzun zamandır beni ağlatan bir kitap olmamıştı. Leyla Hanım ağlattı beni. Zarif, kendinden emin, eğitimli, asil, dik başlı bir paşa torunu Leyla. Ananesi yetiştiriyor Leyla’yı ve uzun yıllar kendisine miras bırakılan evde tek başına, kimseye ihtiyaç duymadan, ama çevresinde bulunan herkesin de kendisine duyduğu sevgi ve saygıyla; huzurlu bir hayat yaşıyor Leyla. Ta ki bir gün evinden atılana kadar. Gerisi büyük bir mücadele. Hem hayatla, hem kendisiyle. Kitabın girişi, akışı, karakterlerleri o kadar güzeldi ki… Leyla ve Roxy’nin zıtlık gibi görünen benzerlikleri, kendilerine bile ifade etmekten korktukları iç dünyalarının birbirlerine tıpkı eriyen buzlar gibi çözülmesi, dostlukları, yoldaşlıkları. Yusuf’un bitmek bilmez mücadelesi ve beyefendiliği, üçünün arasında kurulan bağ, çok ama çok farklıydı. Kitabın sonununda ne olacağını az çok tahmin edebiliyordum ama bu şekilde olacağı asla aklıma gelmedi. Hem şaşırdım, hem üzüldüm, sevindim. Kaç duyguyu aynı anda yaşadım bilmiyorum. Son cümleleri bulanık gördüm zaten Kitapta tarihi anlatımlar da mevcut fakat konuyu dağıtacak boyutta değil, çok yerinde ve gerekli şekilde verilmiş bence. Livaneli benim hayran olduğum bir yazar; hem edebiyatına hem de müziğine. Okuduğum her eserinde bu hayranlık artıyor. Mutlaka okuyun.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Leyla'nın Evi Romanında İstanbul’un Değişen Kültürel Kimliği
Puan vermedi·284 syf.··
2026 3. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 21:56
Zülfü Livaneli’nin yazdığı Leyla’nın Evi, modern Türkiye’nin sosyal dönüşümünü bireylerin hayatı üzerinden anlatan güçlü bir romandır. Roman, özellikle İstanbul’un kültürel değişimi, sınıf farklılıkları, göç, kimlik ve aidiyet temaları etrafında şekillenir. Hikâye, Osmanlı aristokrasisinden gelen Leyla Hanım’ın yaşadığı konaktan çıkarılmasıyla başlayan süreçte, farklı sosyal sınıflardan insanların yollarının kesişmesini anlatır. a) Kültürel Değişim ve Modernleşme Romanın en güçlü teması, geleneksel İstanbul kültürünün yavaş yavaş yok olmasıdır. Leyla Hanım’ın yaşadığı konak sadece bir ev değil, aynı zamanda eski İstanbul’un zarafetini, görgüsünü ve kültürünü temsil eder. Konağın el değiştirmesi, Türkiye’de yaşanan sosyal ve kültürel dönüşümün sembolü olarak sunulur. Romanda farklı sosyal sınıflardan karakterler bulunur: aristokrat geçmişi temsil eden Leyla Hanım, modern ama köksüz zenginleri temsil eden yeni sahipler, alt sınıfı temsil eden Roxy gibi karakterler. Bu karakterlerin bir araya gelmesi, toplumdaki sınıf farklarının nasıl değiştiğini ve bazen nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Romanın önemli sorularından biri şudur: “İnsan gerçekten nereye aittir?” Leyla Hanım geçmişe bağlıdır, ancak dünya değişmektedir. Roxy gibi karakterler ise köklerini kaybetmiş bireyleri temsil eder. Bu durum modern toplumda kimlik arayışını anlatır. Leyla Hanım Osmanlı kültürünün inceliğini temsil eder. Gururlu, zarif ve güçlü bir karakterdir. Değişen dünyaya karşı direnen ama aynı zamanda kırılgan bir figürdür. Roxy Toplumun dışına itilmiş bireyleri temsil eder. Modern şehir hayatının karmaşasını ve kimlik arayışını yansıtır. Livaneli bu iki karakteri karşılaştırarak iki farklı Türkiye portresi çizer. Zülfü Livaneli’nin dili: Akıcı ve sade
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Leyla’nın evi böyleydi senin evin nasıldı peki ?
8/10
·284 syf.··
2021 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2021 00:00
Her evin farklı bir kimyası, dokusu ve kokusunun olduğunu uzunca zamandan beri düşünürüm. Bazı evler girdiğiniz anda size kokusuyla yapısıyla huzur verir. İnsanlar evlere göre şekillenip hayata o ortamda gözlerini açarlar. Nasıl biri olduğunuzu nasıl bir evde çocukluk geçirdiğiniz belirler çoğunlukla.. Leyla'nın Evi dönüp dönüp çocukluğumun evine geçmişime götürdü beni.. Mesele aslında sadece evde değildi.. Kimler gelip kimler geçmişti o evlerden.. Mesele yaşam mücadelesi, hayata tutunma, aşk, geçmişin günümüze yansımaları, kimlik arayışları.. Tek Leyla nezdinde değil birçok karakterin de iç dünyasına misafir olup her birinde bir parça kendinizi bulacağınız bir eser.. Sade ve akıcı diliyle tam bir Zülfü Livaneli eseri İyi okumalar
1000Kitap
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Hadi evimize gidelim
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2024 16:08
''Hadi evimize gidelim.'' İnsanın içini ısıtan nasıl da anlamlı bir cümle değil mi? Zülfü Livaneli'den yine peşinden sürükleyen, elinizden düşmeyen, aklınızdan çıkmayan, kalbinize dokunan, buram buram yaşam kokan, gözlerinizi nemlendiren, bazen güldüren, içinizi ısıtan harika bir eser okudum. ''Serenad'' her zaman başımın tacı olacak ama ''Leyla'nın Evi'' de yerini aldı. Tiyatro eseri olarak da sahnelenen ''Leyla'nın Evi'' izleyiciler tarafından da çok beğenilmiş. Beykoz' da Bosnalılar Yalısı'nda paşa torunu olarak doğup büyüyen Leyla Hanım yalının yeni sahipleri tarafından kapı dışarı atılmasıyla kitap başlıyor... Leyla Hanım sokakta kalınca mahallenin çocuklarından olan Yusuf dayanamayıp Cihangir'deki bekar evine götürüyor. Farklı kültürdeki insanların, farklı jenerasyonların bir araya gelmesi ile kitap düşündürücü bir hal alıyor. Kitabın sonunda Leyla Hanım ın ''Leyla'dan Leyla ya '' diye yazdığı mektup var. Bütün bir kitapta gözlerimde biriktirdiğim yaşların dökülmesine yetti de arttı bile. Okumak isterseniz tereddüt etmeyin. Alın, bulun, okuyun. Çok kitaplı bol okumalı günlerimiz olsun.
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Puan vermedi·284 syf.·
2020 18. kitabı
Kitabı okurken Leyla oluveriyor insan. Hiç zorlanmadan hem de. Elimizden hiç kayıp gitmeyecekmiş gibi tutunduğumuz tüm o varlıkların, aslında biz tuttuğumuz için değil orda olması gerektiği için durduğunu ve ne kadar çabalasak da varsa kaderde ayrılık bir şekilde boyun eğmek zorunda kalabileceğimizi gösteriyor bir nevi. Ama bazen bitmesinin bizlere farklı kapılar açabileceğini ve seyir halindeki ruhumuzun bu kapılardan her geçişte büyümesi gerektiğini ve belki de başka ruhlara dokunabilmesi için bu sınavları verdiğini de Roxy ve Yusuf ile bizlere kanıtlamış oluyor. Para,hırs,evlada yüklenen fazla yükler ve sorumlulukların getirdiği sonuçları da diğer karakterlerle özümsediğimiz bu roman, İstanbul’un nemli kokusuyla, bittiğinde bile burnunuzda tütecek türden...
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."