Leyla'nın Evi

·
Okunma
·
Beğeni
·
34276
Gösterim
Adı:
Leyla'nın Evi
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
284
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050906486
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Leyla
Leyla
Romanları çok satanlar listesinden inmeyen, ödüller alan, 30 dile çevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarılan Zülfü Livaneli, Leylanın Evinde her biri ayrı bir dünyadan gelen insanların hayatlarını bir İstanbul romanında kesiştiriyor.
Boğaziçi'nde Bosnalılar Yalısı'nda doğup büyümüş paşa torunu Leyla Hanım, yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu tarafından sokağa atılır ve mahallenin çocuklarından gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekâr evine sığınmak zorunda kalır. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adı"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmış, hip-hop tarzı müzik yaparak "yırtmaya" uğraşan bir Almancı kızıdır.


Leyla Hanım, yalının yeni sahipleriyle görüşmeye çalıştığı bir gün, Ömer Bey'in babası, Kadızade Konağı'nın emektar vekilharcı, dört kuşaktır konaklarda hizmetkârlık yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanışır.

Her biri ayrı bir dünyadan gelen bu insanların hayatlarının kesişmesi, onları hem kendilerini hem de birbirlerini değiştirecekleri, kimi zaman acılı kimi zaman eğlenceli bir sürece sokacaktır.


Leyla'nın Evi, bir yanıyla da "ev" üstüne bir roman: "Çünkü imparatorluk yıkılırken bütün Osmanlı tebaası acı çekti ve herkes birbirinin evine yerleşti."
284 syf.
·Beğendi·4/10
Öncelikle kitabı diğer Livaneli’nin eserlerine göre yetersiz buldum. Kitap kesinlikle akıcı değildi bu yüzden hayal kırıklığına uğradım fakat konusu kötü değildi zaten Livaneli’nin yazdığı bir kitaba kötü demek çok zor.

Konusundan bahsedecek olursam ;

Leyla’nın evden atılmasıyla romanımız başlıyor. Gazeteci Yusuf onu evine buyur ediyor ve Leyla daha önce hiç tanışmadığı insanlarla ve hiç görmediği bir ortamda bulunuyor. Ve yalının yeni sahipleri Ömer bey karısı Necla ve Ali Yekta Bey’in başından geçenler anlatılıyor.

Açıkçası ben en çok Ali Yekta Bey’e şaşırdım. Bu kadar kararlı, ne istediğini bilen, akıllı bir adamın içinden nasıl böyle biri çıktı hayret ettim doğrusu. Eğer okumadıysanız okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Yusuf ve Roxy de benim çok sevdiğim karakterlerden oldu. Roxy başta çok önyargılı ve çok asi olsada daha sonra Leyla hanımın ne kadar iyi biri olduğunu görüyor.

Başında da belirttiğim gibi kitabı , yazarın diğer eserlerine göre başarısız buldum fakat okuyabilirsiniz.
284 syf.
·9/10
Birbiri ile bağlantılı ve birbirlerinin hayatlarını etkileyen, ayrı çevrelerde yaşayan, bir araya gelme olasılıkları bulunmayan değişik sosyal katmanlara ait insanları ortak bir kaderde buluşturarak, toplumun kendi kendisiyle ve yakın tarihiyle yüzleşmesini sağlayan Leyla’nın Evi, klasik bir Zülfü Livaneli romanı. Okuyucuyu sıkmayan dili, sürükleyici hikayesi, verdiği mesajlarla okunmaya değer bir roman; hatta yayınlanmasından sonra tiyatroya da uyarlanan, bu alanda da izleyicilerin çok beğendiği bir tiyatro eseri.

Roman, bir paşa torunu olan Osmanlı soylusu Leyla Hanım'ın yıllardır doğup büyüdüğü yalıdan dışarı atılmasıyla başlar. Elinde tapusu olmasına rağmen çocukluğundan beri yaşadığı evinden neden atıldığını anlayamayan Leyla Hanım, bavulu ile yalının önünde oturarak adalet beklemeye başlar; fakat imdadına kimse yetişemez. Gururlu bir kişiliğe sahip olan Leyla Hanım çevreden gelen yardımları da elinin tersiyle iter.

Gazeteci olmak için çabalayan Yusuf ise, haberi duyunca hemen yalının oraya gider ve çocukluğundan tanıdığı ve çok sevdiği Leyla Hanım'a yardım etmeye çalışır. Kimseden yardım kabul etmeyen Leyla Hanım’ı en sonunda Cihangir’deki evine getirmeye ikna eder. Fakat Leyla Hanım’ı Cihangir'deki bu evde de istemeyen biri vardır. O da Yusuf’un kız arkadaşı olan, gerçek adı Rukiye olan; fakat asi kişiliği yüzünden Roxy adını kullanan sevgilisi... Bu aşamadan sonra romanın ana kahramanları arasında birbirini tanıma ve yakınlaşma başlayarak adeta bir kenetlenme oluşur ve birbirlerinin hayatlarına dokunmaya başlarlar. Romanı güzel kılan en önemli nokta da zaten budur. Bambaşka hayatlara sahip insanların dahi oturup konuşacak, birbirlerine yardım edecek, hatta birbirlerini yönlendirecek konuları olduğunu roman gözler önüne serer.

Romanı okuyan herkes gibi ben de Leyla Hanım'ın hikayesini öğrenirken duygu sarsıntıları yaşadım. Yukarıda da bahsettiğim gibi klasik bir Zülfü Livaneli romanı olan bu kitapta karakterlerin hayatları ve yaşantıları müthiş bir çıplaklıkla okuyucunun önüne konularak okuyucuyu kalpten sarsmak hedeflenmiştir. Hele kitabın sonunda yer alan Leyla Hanım'ın mektubunu okurken gözlerimden gelen yaşı durdurmak benim için mümkün olmamıştı.

İçerikle ilgili net bilgiler vermekten kaçınsam da roman duygu yüklü bir roman olduğu için beni en çok etkileyen bölümü sizlerle paylaşmaktan çekinmiyorum. İçerikle ilgili hiçbir bilgi öğrenmek istemeyen okuyucuların bu paragrafın devamını okumaması gerekiyor...

Leyla Hanım, bir Osmanlı soylusu olmasının yanında babası bir İngiliz subayıdır ve Leyla Hanım evlilik dışı bir ilişkinin meyvesidir. Bu durum ailesi için utanç vericidir. Romanın içerisinde Leyla Hanım'ın annesi ve babasıyla ilgili olan bilgileri öğrenmesi neticesinde, bütün hayatı boyunca yalnız kalmasına sebebiyet veren annesine ve babasına yine de kalbinde kızgınlık taşıyamamaktadır. Kitabın sonunda yazdığı mektupta da bu konuya yer veren Leyla Hanım kalbinin güzelliği ile gözlerimden yaşlar akmasına sebep olmuştur. O cümleler ile yazımı sonlandırıyorum:

''Onlar, bu bahçede, bu yalıda, bu küçük evde yaşayan iyi niyetli insanlardı. Hepsi birbirini çok sevdi ama annem ve babamın karşı konulamaz aşkı olayları çığırından çıkardı, ailenin başına gelen felaketlerin başlangıcı oldu. Buna rağmen o genç kızı ve o genç subayı suçlamak içimden gelmiyor. Ölümü göze alacak kadar aşık olmalarında yüreğe dokunan bir yan var. Sizin zamanınıza gelinceye kadar aşk kelimesi aynı anlamı koruyacak mı bilmiyorum ama onların bu duygusuna saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.''
  • Mutluluk
    8.3/10 (3.107 Oy)3.436 beğeni14.342 okunma2.701 alıntı53.241 gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (1.981 Oy)1.907 beğeni10.106 okunma335 alıntı29.141 gösterim
  • Son Ada
    8.8/10 (5.301 Oy)5.270 beğeni17.752 okunma2.731 alıntı62.025 gösterim
  • Baba ve Piç
    7.7/10 (1.890 Oy)1.647 beğeni8.965 okunma996 alıntı27.492 gösterim
  • Veda
    8.3/10 (1.413 Oy)1.399 beğeni7.309 okunma388 alıntı18.797 gösterim
  • Patasana
    8.3/10 (2.338 Oy)2.175 beğeni9.739 okunma1.558 alıntı31.651 gösterim
  • Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
    8.1/10 (2.196 Oy)2.126 beğeni8.686 okunma2.009 alıntı32.766 gösterim
  • Beyoğlu Rapsodisi
    8.2/10 (2.653 Oy)2.525 beğeni11.897 okunma1.178 alıntı27.986 gösterim
  • Sultanı Öldürmek
    8.1/10 (2.128 Oy)1.976 beğeni9.055 okunma1.963 alıntı25.617 gösterim
  • Masumiyet Müzesi
    8.3/10 (3.384 Oy)3.222 beğeni11.885 okunma3.589 alıntı77.776 gösterim
284 syf.
·10/10
Kitap tek kelime ile harika . Zülfü Livaneli'nin kitaplarının ilk 50 sayfasını okuduğunuzda kitap aklınızdan çıkmaz . Tadı damağınızda kalır. Böyle azar azar sindire sindire idareli okursunuz yani . Bitmesini istemediğim bir hikaye gibiydi. Yazara derin bir saygı duyuyorum . Ve bence yazarlığı müziğin önüne geçti ..
284 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Zülfü Livaneli'nin bütün karakterleri ayrı ayrı sevdiğim bir eseri oldu. Farklı hayatların birbiri içindeki hikayeleri etkileyiciydi.
Sade akıcı dile sahip bir eser.
Farklı kültürdeki insanların içinde bulundukları durum ve geçmişte yaşadıkları olaylar çok iyi analiz edilmiş.
Leyla, doğup büyüdüğü yalıdan yeni sahibi tarafından sokağa atılıp evsiz kalmıştır. Leylayı çocukluğundan beri tanıyan Yusuf ona sahip çıkar. Yusufun kız arkadaşı Leyla'yı evinde istemez fakat, zaman içerisinde güzel bir bağ kurulur. Leylanın evini alması için yardım etmeye başlarlar.
Kitabın sonunda da hiç tahmin edilemiyecek olaylar yaşanıyor.
284 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitap müthiş bir konu zenginliğine sahip. Yazarın diğer kitaplarına nazaran karakter sayısı da oldukça fazla. Ve bu karakterlerin ortak noktası ise yollarının bir yalı hadisesiyle kesişmiş olması.

Kitaptaki ana konu, sahte evraklarla ve hiç haberi olmadan evi elinden alınarak, sokağa atılan Leyla ismindeki yaşlı kadının ve bu olayın etrafındaki kişilerin hikayesinin anlatımıdır. Yazar, her zaman yaptığı gibi tüm karakterleri özenle seçmiş, bunları da geçmişteki bazı tarihi olaylarla birlikte kurgulayarak bize yansıtıyor. Bütün bunları yaparken de, kişiler, kişilikler, aile yapısı, toplum yapısı, Osmanlı, Cumhuriyet, diğer milletler, siyasiler, dini yapılar, tarihi gelişmeler, özgürlükler ..vs başta olmak üzere bir çok konuda eleştrisel mesajlar veriyor.

Karakterlerin ve konuların fazlalığından dolayı, kurgulamada her karakter ve her olay için çok gerilere gidildiğinden konu bir ara genişleyip dağılır gibi olsa da, yazar kitabın sonlarına doğru müthiş bir şekilde tekrar toplamayı sağlayarak her karakter için ayrı ayrı final yapmayı başarıyor.

Harika bir kitap. Müthiş bir Livaneli kitabı. Özellikle konu zenginliği ve verilen mesajlar bakımından belkide yazarın en üstün kitabı. Mutlaka okunması gereken bir kitap.
284 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bazı insanlar ülkelerine bahşedilen mücevherlerdir tıpkı Zülfü Livaneli gibi. Her kitabını bitirdikten sonra "tamam en güzeli bu, daha üstü yoktur" diyorum sonra ne kadar yanıldığımı fark ediyorum. Kalemin hep yazsın, sözlerin hep yankılansın, ve o güzel sesin hic kesilmesin...
284 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Canımm Livaneli bir kitabınla daha yine beni hayran bıraktın. Senin tüm kitaplarını gözüm kapalı alır, okur, bayılırım biliyorum. Keza bunda da aynı etkiyi yine yaptın bende teşekkür ederiiim: )
Leyla'nın evi kitabı o kadar tatlı o kadar naif bir kitaptı ki okurken yaşamak istedim resmen. En çok Leyla'nın Boğaziçi'ndeki denize komşu yalısının anlatıldığı yerler de sanki o yalının içinde oturmuşum da denize karşı büyük bir nefes almışım gibi hissettim, sevmemem mümkün mü? :) Osmanlı'dan kalan o naif yalıların hikâyesini merak etmiyor, acaba eskiden buralarda kimler yaşamış ne olaylar atlatmış diye insan düşünmüyor değil. Işte tam bu kitapta da Leyla'nın paşa dedesinden kalan yalının hikâyesini dinleyip geçmişe gidecek ve aniden günümüze gelip seksenlere merdiven dayamış Leyla'nın yalısını kaybetmeme çabasını yaşayacaksınız. Geçmişin ve şimdinin bir anlatıldığı kitapları çok severim ve burda da yazar sizi zamanda sürekli yolculuğa çıkarıyor. Leyla'nın paşa ailesini tanıyıp; aşka, çaresizliğe, umuda, umutsuzluğa, savaşa, mübadeleye her şeye tanık olacaksınız. Bir de günümüze gelip Leyla Hanıma (namıdiğer Büyük Hanım) yardım eden Yusuf'u, Leyla Hanımı başta hiç sevmeyen sonraysa hayran olan Roxy'ı (Rukiye denilmesinden hoşlanmayan asi hip hop'çı kızımız), diğer yanda Leyla Hanım'ın yalısının yeni zengin ev sahipleri Ömer ve Necla'yı, kitabın altın karakteri Ali Yekta'yı... tanıyın derim :) Karakterler öyle güzel oturtulmuş ki kitaba, hepsini gözümde birebir canlandırdım. Leyla'nın Evi'nde beni en etkileyen şey Osmanlı soylularından gelen bu insanların günümüz Istanbul'una bir türlü ayak uyduramaması. Keza kitapta da zaten her türlü eğitimi almış soylu paşa torunu bir kadının günümüz hip hop'çı gençleriyle karşılaşmasıyla yarattığı etki çok güzel anlatılmış. Böyle uzun süre yaşamış özellikle Osmanlı'yı görmüş insanların günümüze ayak uydurma sancısını çok iyi hissettim bu kitapla. Size gerçekten çok tavsiye ederim, neresinden bakarsanız bakın okumaya değer. İki dönemi birden ele alan böyle naif kitapları asla kaçırmayın :) İnceleme uzadıkça uzuyo en iyisi bir an önce okuyun iyi okumalar diyerek konuyu kapatmak :) İyi okumalar efendim :)
284 syf.
·2 günde·8/10
Oldukça akıcı, sade bir dille yazılmış, çok güzel bir hikaye... Öyle büyük sürprizler yok belki ama hikayeye kapılıp gidiyorsunuz. Cumhuriyet dönemindeki İstanbul ve o dönemdeki toplumla ilgili bilgiler de var kitapta. toplumun zaman içerisindeki değişimini ve kuşaklar arasındaki farklılıkları çok güzel anlatmış. Farklı dünyaların insanı olan Yusuf ile Roxy'nin ilişkisi de oldukça samimi geldi bana. Film tadında bir kitap. Keyifli okumalar.
284 syf.
·Puan vermedi
Leyla'nın Evi' ni okurken Leyla Hanım' ın bir kaç defa bahsettiği , aynı şekilde Ali Yekta Bey' in de sözünü ettiği Yalı Kültürü merak uyandıran bir konu gibi geldi. Bir kaç kez adını okutunca Yalı Kültürü ile ilgili çalışmaları olan Necdet Sakaoğlu' nun şu sözleri dikkatimi çekti: " Boğaziçi kültürü İstanbul kültürüne göre çok çok özeldir. Çünkü orada yaşamak mevsimlikti. Dönemin padişahının göç fermanı ile yalısı olanlar yalılarına göçerdi.
Gene bir göç fermanıyla da İstanbul’daki evlere, konaklalara dönülürdü. Yalılarda hemen hemen hiçbir eşya yoktu. Kandil, şamdan, avize, şilte, sedir, hasır gibi eşyalar vardı. Önemli olan yalıya taşınarak Boğaziçi’nde yaşamayı tatmaktı. Bu çok önemli bir kültürdü. Her yalının sağında solunda bir bahçe düzeni, arkasında korusu vardı. Her yalının kayıkhanesi ve kayığı bulunurdu. O hayat zannediyorum yeryüzünde sadece İstanbul’da, Boğaziçi’nde yaşandı. Başka bir yerde olamazdı. Olamama nedeni de yer yüzünde eşiğinizi deniz kıyısına koyabileceğiniz tek koşul Boğaziçi’nde var. Medcezirin egemen olmadığı bir yer. Nitekim bu zavallı Hekimbaşı yalısına gemi çarpınca da gördük ki önü suyun içinde, iki üç karışlık bir mesafesi var.”

Aynı zamanda o kültürden eser kalmadığını da söylüyor Sakaoğlu. Bu geleneği bozan da İkinci dünya savaşı olarak düşünülüyor. Çünkü o dönem boğaz çok tehlikeliydi ve insanlar yalilarini çok ucuz fiyatlara sattılar.

Livaneli de bu bozulan Yalı Kültürü' nü eski ve yeniyi harmanlayarak anlatmış okuyucularına. 80 yaşındaki Leyla Hanım savaşta tüm akrabalarını kaybediyor ve dedesinin yaptırdığı yalıda anneannesiyle yapayalnız kalıyor. O dönem herkes gibi Leyla'nın anneannesi de yalısını satıyor. Ama o tehlikeden dolayı değil , parasızlıktan dolayı . Yalıyı satarken bahçedeki müştemilata dokunmuyor. Torunu ile birlikte o evde yaşıyorlar.Bu evde yaşam seksen yıl böyle devam ediyor. Yalı sahipleri Leyla'nın eğitimini de düşünüp dil eğitimi , piyano eğitimi gibi çok kültürlu bir kadın olmasına vesile oluyorlar. Tabiki anneannemin katkısı büyük. Bir süre sonra anneannesini kaybeden Leyla yolculuğuna yalnız devam ediyor. Mahallelinin sevgisini kazanmayi da ustalıkla başarıyor Leyla .

Sürekli el değiştiren yalının son sahipleri; eli uzun, şımarık ve çok zengin insanlar. Yalıyı satın aldıktan sonra yıllardır o evde yaşayan Leyla Hanımı yaka paça dışarı atıyorlar ve olaylar böyle gelişmeye başlıyor. Daha sonrasında farklı kültürlerden , çok farklı Yusuf ve Roxy ile yolları kesişiyor. Farklı demek ne kadar doğru bilmem ama Leyla Hanım için asi bir genç Roxy.

Bir yandan da Yalıyı alan Ömer Bey , Necla Hanım ve Ömer Bey'in babası Ali Yekta Bey'in hikayesini de okuyoruz. Roxy' nin , ve Leyla Hanım'ın ailesinin hikayelerine de yer vermiş tabiki Livaneli.

Yine kendine çeken bir kitap . Livaneli şaşırtmadı
284 syf.
·Beğendi·8/10
Yine Zülfü Livaneli klasiği harika bir kitap. Leyla mahallesinde herkesin çok sevdiği bir kadın. Ne yazık ki bazı olaylar onu çok sevdiği mahallesinden ve evinden ayırıyor. Arkasından çevrilen işleri bilmeden evini geri alma ümidiyle yolu Yusuf ve Roxy(Rukiye ) ile kesişiyor. Olaylar tam da buradan sonra başlıyor . Ama Leyla çok güçlü kadın. Evini satın alanlarla konuşmak için gittiğinde Ali Yekta Bey ile karşılaşıyor . Aslında bir bakıma ikisi de aynı kaderi yaşıyordu. Leyla ve Ali Yekta Bey -oğlu ve gelini Necla arasındaki olay bir şekilde İstanbul' daki bir yalıda kesişiyor. Kuşak farkına rağmen Leyla'nın çok güzel bir hayat mücadelesine tanıklık ediyorsunuz. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
272 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Leyla'nın Evi, birbirini daha önce hiç tanımamış üç kişiyi biraraya getirerek İstanbul Boğazı'nın öyküsünü anlatır bize. Bu eserde göçmenlik, yurtsuzluk, barınmanın önemi, gençlik, kadın ve erkek ilşkileri, ötekileştirme ve batılılaşma önemli yer tutar.
Romanda yer alan olaylar ve bireyler öyle başarılı bir şekilde okuyucuya aktarılır ki, okuyucu kendini kişilerle birlikte yürürken, konuşurken ve nefes alırken bulur.
Leyla'nın Evi, sade ve anlaşılır bir dille anlatılmasının yanısıra eski ile yeniyi birarada ve farklarıyla bize sunduğundan kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
284 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Zülfü Livaneli'nin iyi bir romancı olduğunu bu kitabıyla kabul ediyorum.Gerçekten kitabı çok beğendim.O kadar ki benim için Serenad'ın önüne geçti.Yazarın listemdeki en güzel kitabı oldu.Kurgu ve kişilerin hayatları çok samimi anlatılmış.Sonuçta insan eksisiyle artısıyla bir bütündür.Zaafları ve güçlü yönleri onu kendisi kılar.Bir de tarihimizin belli döneminde İstanbul yalılarına kitapta anlatıldığı gibi el konulduğunu düşünüyorum.Yazar bu hikayeyi gazete çevresinde öğrendiği gerçek bir hayattan,gerçek bir haberden etkilenerek yazmış olabilir.Bulursanız okuyun,eğer yazarı tanımıyorsanız bu kitabıyla başlayın derim.
Bilemiyorum, bilinçaltında olup biten şeyler bunlar. Evet, Nietzsche’ye katılmamak mümkün değil: “Müziksiz bir hayat hatadır!
“Şairlerin dediği gibi ‘Paris güzel bir salon, Londra güzel bir park, Berlin güzel bir kışla ama İstanbul güzel bir şehir'di.”
Dünya birden dursa
Ters dönmeye başlasa
Hayvanlar insan olsa
İnsanlar hayvan olsa
Zenginler fakir olsa
Fakirler zengin olsa
Fareler kedileri parçalasa
Kuzular da kurtları
Yeniden dağıtsak kartları
Alt üst olsa bu dünyanın şartları...
Doğal olarak insanın bu döneminin en önemli sorusu "nasıl algılandığı" olurdu. "Beni beğeniyorlar mı, takdir ediyorlar mı? Başkalarına nasıl görünüyorum?"
Ama belli bir aşamadan sonra insanın bu çırpınmadan kurtulması ve olgunlaşabilmek için, "Nasıl görünüyorum ?" sorusunu bırakması gerekiyordu.
Bu noktada insan artık yarışta değil jüride olmalıydı, altın değil sarraf kimliğine bürünmeliydi, değerlendirilen değil değerlendiren konumuna geçmeliydi. Olgunlaşma bu demekti.
İslamiyet’teki domuz yasağını anlatıyor. “Domuz mekruhtur!” diyor.
“O zaman” diyor Rukiye, “domuzların en çok Müslümanları sevmesi gerekir.”
Babası aptallaşıyor, suratı asılıyor.
“Öyle değil mi vater, bütün dünya Müslüman olsa hiçbir domuz kesilmez, öldürülmez, dünyanın bütün domuzları rahat rahat yaşar. Ben domuz olarak doğsaydım, dünyada herkesin Müslüman olmasını isterdim.”
Bu konuşmanın kaçınılmaz sonucu, yüzüne yediği iki tokat ve otururken canının yanmasına neden olacak bir kıç dövme faslı oluyor.
Ama yine de dediğinin mantıklı olduğunu düşünüyor Rukiye.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Leyla'nın Evi
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
284
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050906486
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Leyla
Leyla
Romanları çok satanlar listesinden inmeyen, ödüller alan, 30 dile çevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarılan Zülfü Livaneli, Leylanın Evinde her biri ayrı bir dünyadan gelen insanların hayatlarını bir İstanbul romanında kesiştiriyor.
Boğaziçi'nde Bosnalılar Yalısı'nda doğup büyümüş paşa torunu Leyla Hanım, yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu tarafından sokağa atılır ve mahallenin çocuklarından gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekâr evine sığınmak zorunda kalır. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adı"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmış, hip-hop tarzı müzik yaparak "yırtmaya" uğraşan bir Almancı kızıdır.


Leyla Hanım, yalının yeni sahipleriyle görüşmeye çalıştığı bir gün, Ömer Bey'in babası, Kadızade Konağı'nın emektar vekilharcı, dört kuşaktır konaklarda hizmetkârlık yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanışır.

Her biri ayrı bir dünyadan gelen bu insanların hayatlarının kesişmesi, onları hem kendilerini hem de birbirlerini değiştirecekleri, kimi zaman acılı kimi zaman eğlenceli bir sürece sokacaktır.


Leyla'nın Evi, bir yanıyla da "ev" üstüne bir roman: "Çünkü imparatorluk yıkılırken bütün Osmanlı tebaası acı çekti ve herkes birbirinin evine yerleşti."

Kitabı okuyanlar 10.277 okur

  • Burcu
  • Eral Ak
  • aslı
  • Betül Canpolat
  • GAMZE BLOG
  • Berrin Ulu
  • Merve Yalçın
  • Emybt
  • Selçuk
  • Tutku Türkmen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%11.7
25-34 Yaş
%27.2
35-44 Yaş
%33
45-54 Yaş
%13.5
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.2
Erkek
%18.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (761)
9
%22.4 (595)
8
%24.6 (656)
7
%11.7 (311)
6
%4 (106)
5
%1.5 (41)
4
%0.6 (16)
3
%0.3 (9)
2
%0.2 (4)
1
%0.3 (7)

Kitabın sıralamaları