Leyla’nın Evi

Zülfü Livaneli
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
232
Basım Tarihi:
Haziran 2021
İlk Yayın Tarihi:
1 Temmuz 2006
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789751041883
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sığamadık hiç bir yere!
7/10
·232 syf.··
2024 4. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2024 22:38
Livaneli bu sefer toplumsal olayları ele alırken ana konusu insanların dünyayı millet olarak,din olarak,mezhep olarak vb… değişikliklere neden olan barınmayı temel alıyor. Buraya kadar okuyanlar şaşırmasın. Barınma mı? Demesinler, gerisi romanda öyle mi ,değil mi karar versinler okuduktan sonra. Romanda osmanlı dönemi-cumhuriyet dönemi, istanbul’un dağlı diye söz ettiği anadoludan göç edenler üzerine yoğunlaşması ki bende istanbula göç edenlerdenim. Ebebeyin ve evlat olma yetiştirilme,özgür cinsellik, gelenekleri ile yaşanyanlar, tutkular hırslar ve hüzünlü bir çok hikayenin buluştuğu Leyla’nın Evi… merak uyandıran romanı tavsiye ederim.
Edebiyat
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
Bir İhtimal Daha Var...
10/10
·232 syf.·
2023 73. kitabı
Eveet..:) Nerden başlayayım diye kendimi baya bir dinledim:) Tanışma kitabım oldu Leyla'nın Evi ve yine aslında ne kadar geç kaldığımı düşündüm :( geç kalmama sebep olanları affetmiyorum (annem) (: çocukken arada Zülfü Livaneli yi görürdüm ekranlarda ya da şarkılarını duyardım ama hiç mi hiç gördüklerim ilgimi çekmedi yaklaşamadım fakat şimdi burdan bu yaşımdan bakınca müthiş bir yazar olduğunu müthiş bir gözlemci olduğunu anlıyorum ve yine diyorum kendime artık önyargılar bitecek herkese bir şans verilecek :) ah bu olgunlaşmanın verdiği dinginlik öyle hoş ki :) Şimdi kitaba gelince yine ben asla ve asla konusundan bahsetmeyeceğim tabi ki :) inceleme bu değil-dir çünkü ve burda inceleme adı altında kitabı anlatanlara övgüler yağdırıyorsunuz ya ben şoklara giriyorum:/ her neyse buna takiplesme jestleri de denilebilir :)) Neyse neyse neyse şunu net hissettim Zülfü Livaneli içimizden geçmiş ama haberimiz olmamış:) sanki bir parkın en yüksek tahterevallisine cıkmış ve ordan insanlara baka baka,gözlemleye gözlemleye insandan mezun olmuş bir insan profesörü :) anlattığı her karaktere hak verir misiniz anlar mısınız? evet bunu başarmış her bir bireye geniş bakış açısından bakmamızı sağlamış bravo..Leyla'nın Evi nde geçmişten geleceğe herkesin evinde,işinde,ailesinde bir nebze görmüş olaylar var tabi ekstra hikayelerde çok beğendim yahu ne tatlı,ne huzurlu okuttu kendini..Bu kadar geç kalmanın acı sonucunda Mazhar Alanson un "Ah bu ben" parçası paklar beni :) son olarak bir yazarın hayatta ki görüşü,duruşu her ne olursa olsun bence bi şans verilmeli (bu söz hala okumayanlara tabi ki) Buraya kadar okuduysan teşekkür ederim sevgili okur :) Okuduklarımızın şifa olması dileğiyle...:)
Edebiyat & Roman
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2022 40. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2022 17:59
#okudumbitti Yazarın kitaplarını genelde severek okuyorum. Benim için bir Serenad olmasa da bu kitabını da beğenerek okudum. Cumhuriyet'in ilk kurulduğu yıllarda gelişen olayları üstünkörü bir şekilde dile getirmiş. İstanbul'da bir yalida yaşayan Leyla ve Paşa dedesinin hayatını ele almış. Aynı zamanda Osmanlı saraylarında uşaklık yapan Ali Yekta Bey ve Leyla'nın yollarının kesiştiği, ülkenin yozlaşmışlığını, cahilliğini, zenginlerin kurumları nasıl ele geçirdiğini ve adaletin kalmadığını anlatan, toplumsal olaylara parmak basan klasik Livaneli romanlarindan biriydi. Araya alınabilecek, bir çırpıda biten güzel bir romandı, okunabilir. Herkese keyifli okumalar
Edebiyat
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
Bir Direncin Hikayesi
10/10
·232 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 20:37
Bana deseler ki Zülfü Livaneli’nin en çok hangi kitabını sevdin, hiç düşünmeden Serenad derim. Diğerleri bir yana Serenad bir yana ... Ama artık bu soru tekrar gelse cevabım iki kitaptan oluşur: Serenad ve Leyla’nın Evi. Zülfü Livaneli’nin eserleri ile tanışmış ve sevmiş herkesin bu kitabı da mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Sayfalarda ilerledikçe göç, aidiyet ve kayıp duyguları insanın içine yavaş yavaş işliyor. Leyla’nın ailesinin geçmişte yaşadığı trajediler, tıpkı bir gölge gibi onun da hayatına sirayet ediyor. Ama buna rağmen Leyla; güçlü duruşu, zarif kişiliği ve hayata karşı dimdik durabilmesiyle okura umut veren bir karakter olarak kalıyor. Okurken zaman zaman içim burkuldu, zaman zaman hayranlık duydum. Leyla, ömrünün son yıllarında bile başkalarına ışık olabilmiş, insana yol gösteren nadir karakterlerden biri.
Hayata Dair
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Paşa torunu Leyla'nın yaşadığı yalının müştemilatından atılıp evsiz kalması ile başlıyor kitap. Ve bizi asaletin, göçün, taşranın, sınıf atlamanın, kendini ait hissedememenin, görgüsüzlük gibi konuların ince ince işlendiği bir hikayenin içine atıyor. Okudukça düşünüyorsunuz. Hissediyorsunuz. Bizi Yusuf'u, Roxy'nin, Ali Yekta Bey'in ve Leyla'nın dünyasına sürüklüyor. Bu esnada biz zaman içinde değişen İstanbul panaroması sunuyor. Her ne kadar yazar girişte bu kitabın bir mülk trajedisi olduğunu yazsa da bence bu kitap daha fazlası. Bence ülke panoraması. Kitapla ilgili daha çok şey yazmak istiyorum ama burada bırakıyorum. Çünkü okumayanlar için spoiler olmasın. Okurken ki hislerim çok karmaşık. Bir çok duyguyu aynı anda hissettim. Bunu isimlendiremiyorum. Fakat beklentimden daha çok beğendiğimi belirtmeliyim.
Edebiyat
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
Aşk , hüzün , yalnızlık
10/10
·232 syf.··
2023 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2023 13:32
Leyla’nın Evi Bosnalılar yalısında büyüyen paşa torunu olan Leyla nın hikayesi Yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlunun yalıyı aldıktan sonra Leyla yı dışarı atması ile başlar sokağa atılan Leyla hanımın çocukluğundan beri tanıdığı mahalle çocuğu (hikayenin diğer kahramanlarından biri) olan Yusuf'un alıp cihangir deki evine götürmesi ile devam eder Yusuf o evde yalnız yaşamıyordur sevgilisi roxy yani Rukiye ile paylaşıyordur. Birbirine zıt 3 karaketerin aynı kitapta buluşup birbirlerinden bişeyler öğrenmesi ile devam ediyor Yusuf ve Roxy Leyla ya yani Leyla hanıma alıştıktan sonra ellerinden geleni yapacaklardır ve bazı güzel şeylerin olmasına vesile olacaklardır sonu hem mutlu hem hüzünlü bir biten bu romanı çok beğendim daha fazla ayrıntı vermek istemiyorum bir Zülfü Livaneli eseri zaten çirkin olamaz diye düşünüyorum herkese mutlaka tavsiye ediyorum keyifli okumalar
1000Kitap
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
HUZURLU VE HÜZÜNLÜ BİR HİKAYE
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2023 21:13
Herkese Merhaba,ilk incelememi Livaneli ile tanışma kitabım olan bu kitap üzerine yazıyorum. Livaneli'nin kalemiyle tanışmak için meğer ne çok geç kalmışım..Çok severek okuduğum bu eser bir İstanbul romanı.Bayılıyorum İstanbul'da geçen eserlere..Gelelim konusuna; kitaba adını veren Leyla'nın Evi aslında Anadolu Yakasında bulunan bir yalının bahçesindeki müştemilat adı verilen küçük bir ev.Aile kökeni Osmanlı paşalarına dayanan Leyla,dedesi öldükten sonra satılan yalının müştemilatına yerleşir ve orada yaşamaya başlar ancak ta ki yalı tekrar satılıp da yeni sahipleri tarafından yalının bahçesindeki müştemilat adı verilen evinden sokağa atılana kadar. Leyla'nın evden atılmasının ardından birbiri ile yolları kesişen Yusuf, Roxy ve Ali Yekta Bey'in hikayesi gayet akıcı ve sürükleyici bir şekilde anlatılıyor. Çok severek okuduğum bu eseri sizin de severek okuyacağınızı düşünüyorum. Livaneli ile tanışma eserim olan bu kitabı Melis Ünler #cevizinseçkisi kapağında hayvan resmi olan kitapları okuma etkinliğinde okudum,Tavsiyedir,Kitapla Kalın...
Edebiyat
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
8/10
·232 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 18:02
Her şehir bir gün hafızasını kaybeder.. Leyla’nın Evi tam da bu ana şahit olmanın romanı. Sayfalar ilerledikçe yalıyla birlikte yaşanmışlıkların, bir hafızanın ve bir hayatın da yavaş yavaş söküldüğünü hissettim. Leyla, eski İstanbul’un zarafetini ve kırılgan gururunu taşıyan bir karakter. Sanki zamanın yanlış tarafında kalmış bir hatıra gibi. Onun dünyası çözülürken karşısına çıkan insanlar ise bambaşka hayatların içinden geliyor. Zaten romanın asıl gücü de burada başlıyor. Farklı hayatların görünmez bir merhamet köprüsünde buluşması.. Zülfü Livaneli bu hikayede bir şehrin vicdanını, hatıralarını ve kaybolan inceliğini çok güzel anlatmış. Leyla sadece evini kaybetmedi, aslında geçmişinin tutunduğu son dalı kaybetti. O dal kırıldığında ise dünya bir anda biraz daha sessiz, biraz daha yabancı kaldı. Zamanın içinden süzülen şeyler yalnızca hatıralar değildir. İnsanın kalbinde yankılanan o kaybolmuş zarafettir..
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
9/10
·232 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 10:19
Leyla'nın Evi, Zülfü Livaneli’nin kaleminden çıkan ama okurun zihninde çok daha uzun süre yaşamaya devam eden bir hikâye. Bu romanı bitirdiğimde hissettiğim şey, klasik anlamda “güzel bir kitap okudum” duygusundan ziyade, sanki bir dönemin yavaş yavaş yok oluşuna tanıklık etmiş olmaktı. Bir evin el değiştirmesiyle başlayan süreç, aslında sadece fiziksel bir yer değişimi değil; bir kültürün, bir yaşam biçiminin ve hatta bir ruh halinin yerinden edilmesi anlamına geliyor. Leyla’nın yaşadığı dönüşüm, dışarıdan bakıldığında sakin gibi görünse de iç dünyasında fırtınalar koparan bir süreci barındırıyor. Romanın en dikkat çekici yanlarından biri, karakterler arasındaki görünmez gerilim. Farklı dünyalara ait insanların bir araya gelişi, ilk başta sıradan bir karşılaşma gibi dursa da zamanla alt metni oldukça sert bir toplumsal eleştiriye dönüşüyor. Livaneli burada açık açık yargılamıyor; aksine okuru gözlemci konumuna getiriyor. Kimin haklı olduğuna karar vermek tamamen okuyucuya bırakılmış. Anlatımda dikkatimi çeken bir diğer nokta ise duyguların abartıya kaçmadan verilmesi. Yazar, dramatik bir hikâyeyi gözümüze sokmak yerine onu sessizce hissettiriyor. Bu da bazı sahnelerin etkisini beklenenden daha güçlü kılıyor. Özellikle geçmiş ile bugün arasındaki o ince çizgi, kitabın genel atmosferini belirleyen en önemli unsur olmuş. Kitap boyunca aklımda sürekli şu düşünce dolaştı: Değişim gerçekten kaçınılmaz mı, yoksa biz mi ona bu kadar kolay teslim oluyoruz? Livaneli bu soruya net bir cevap vermiyor ama okuru bu sorgulamanın tam ortasında bırakıyor. Genel olarak Leyla’nın Evi, hızlı tüketilen bir roman değil. Sindirerek okunması gereken, bitince de zihinde yankı bırakmaya devam eden bir eser. Eğer daha çok olay odaklı kitaplar okuyorsanız yer yer durağan gelebilir ama karakter
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:29
Leyla'nın Evi; öncelikle şunu söylemeliyim ki bittikten sonra içimi bir hüzünle beraber mutluluk sardı... Kitap, Roxy, Yusuf, Ali Yekta Bey ve Leyla karakterlerinin karşılaşmasıyla üç kuşağı harmanlayıp bize sunuyor. Yalın anlatımı ile beraber değindiği yaşam öyküsü; maddiyattan, maneviyata, geçmişten, geleceğe, aşktan, hırsa, modernizmden geleneğe, birçok konu tartışmaya açılıyor. Yazarın mekan olarak İstanbul'u işlemiş olması, burada her türlü insanın içinde barındığı; tarihten bu yana din, dil, ırk ayırmaksızın her türlü yaşamın mümkün olabileceğini gözler önüne seriyor. Eseri okumaya başladığınız andan sonuna kadar Leyla karakterini biraz daha benimsiyor ve biraz daha kendinize yakın buluyorsunuz belki yaşadıklarıyla değil ama en azından duygu yönünden çok güçlü bir karakter.. Okumanızı tavsiye ederim. "Bazen insan elinde olmadan, hiç istemediği durumlara sürüklenebiliyor. Daha önce aklından bile geçirmediği hadiselerin tam ortasında buluyor kendini."
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."