Huzursuzluk

Zülfü Livaneli
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Ocak 2017
Yayınevi:
Doğan Kitap
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786050939828
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız...
10/10
·160 syf.·
2025 135. kitabı
Övünülmeye değer bir yazarın övünülmeye değer de çok güzel bir kitabından başladım ve ben "Bu güne kadar neden görmedim bu değeri?" diye sordum kendime eseri bitirdiğim an... Başlayalım: Roman, bir gazetecinin Mardin’de çocukluk arkadaşının ölümünü araştırmasıyla başlıyor. Mardin’den Amerika’ya uzanan bu gizemli hikâyenin içinde hem oradaki toplumsallığa tanık oluyor hem de dinler'in insan zihni beslediği bir yolculuğa çıkıyoruz. Kitab'ın daha ilk sayfasında verilen "deve dikeni" misali beni etkileyen unsurlardan biri oldu diyebilirim. Hâni yerinde ve zamanında söylenilen bir takım deyimler vardır; Zülfü Livaneli şimdiki Çağın insanlarını tam anlamıyla öyle özetlemiştir. Romanın ilerleyen sayfalarında karakterleri daha yakından tanıdıkca bizi zihnimizden asla izi silinmeyecek bir gerçeklik duygusuyla ve karakterlere karşı gelişen önlenemez bir yakınlık duygusuyla baş başa bırakıyor. Ortadoğu’nun kanayan yarasını yaşamlarımıza yaklaştırıyor. Huzursuzluk'ta bizlere Meleknaz’ın içler acısı hikâyesiyle ulaşıyor. Romanda dikkatimi çeken bir başka konu ise yazarın felsefi, dini, kültürel ve de edebi görüşlerini de hikâye dahilinde çok iyi yansıtmayı başarmasıydı, ki o devrin adetleriyle de birebir bağdaşlaşmıştır. En beğendiğim ve de kendimi gördüğüm bir alıntı bu oldu diyebilirim; “Ben sadece kendimi tedavi etmek için yazıyorum, insan denilen yaratıkların arasında yaşama gücünü tekrar bulabilmek için.” Akıcı bir dili ve de hikâyesi olan Huzursuzluk sadece ana karakter olan İbrahim'de değil, tüm insanlığı uyutmayan bir derde çevrilmişti ve rahat bırakmıyordu, bırakmayacaktır da. İnsanoğluyuz, her türlü alışırız değil mi... Zülfü Livaneli'den okuduğum ilk kitap ve öğrendiğime göre de son yazdığı kitabını bu kadar çabuk bitirdiğim için biraz eksik ama bir tarafdan da diğer kitapları beni
Düşünce
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Huzursuzluk
Puan vermedi·160 syf.··
2025 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2025 23:28
Daha ilk sayfasından çarpıcı sözleri yüzünüze vuran o kitap... Kitaptaki olay akışı Gazeteci İbrahim'in çocukluk arkadaşı olan Hüseyin'in ölümünü öğrenmesi üzerine İstanbul'u geride bırakıp Mardin'e gitmesiyle başlıyor. Hüseyin'in ölümünü araştıran İbrahim, çocukluk arkadaşının ölümün ardındaki gerçeklerle bir bir yüzleşir ve Ezidi bir kadın olan Meleknaz'ın hikayesine temas eder. Romanda ezidi halkının inançları yüzünden uğradıkları zulümlerin, toplumsal baskıların, insanların duyarsızlığının üzerinde duruyor. Kitabın genelinde aşk ve vicdani hesaplaşma ikilemine sahip oluyoruz. Kitap boyunca yazar olayları düşünce akışı şeklinde aktarmış ve iki noktalara, tırnak işaretlerine yer vermemiş. Buna rağmen anlatım gücünden hiçbir şey eksilmemiş, aksine daha da güçlendirmiş. Bu bakımdan Livaneli bir kez daha kaleminin yetkinliğini ortaya koymuş. Özellikle bir kadın okuyucu olarak bazı bölümlerde gözyaşlarımı bırakmak istedim desem yeridir. Ortadoğunun bitmek tükenmek bilmeyen sarhoş edici kanını, insanların, özellikle kadınların, acısını yüreğimin en derinlerinde hissettim. Eğer bakmayı bilirseniz hala günümüze bir ayna aslında... Eleştireceğim tek nokta sonu biraz belirsiz bitti benim için. Yazar belki de bunu etkileyiciliği artırmak için ve okuyucuları düşündürsün diye de yapmış olabilir. Ama ben Meleknaz ve İbrahim hakkında mutlak bir son görmeyi istedim. Şu anlık yılın en beğenerek okuduğum kitabı olsun. Tavsiyemdir, okuyun.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
BU BİR İNCELEME YAZISI DEĞİLDİR!!!
10/10
·160 syf.··
2023 3. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 00:24
Kitabı bitirdikten sonra istediğim tek şey sessiz sessiz ağlamak oldu. Çıktım sigaramı yaktım. Müzik dinleyen biri değilim ama zihnimde Ahmet Kaya'nın Yakamoz türküsündeki ' sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman' şarkısı çalmaya başladı.Dinliyeyim bari dedim. Çok acayip. Klipte ne klip arkadaş. Kitaptaki gibi çarşaflı bir sürü kadın mağara da kızla erkek vs zannedersin kitabı klibe uyarlamışlar... 3. Sigarayı böylece yaktım. Çok sarsıcı bir kitaptı benim için. Alıntı yapmak bile içimden gelmedi. Oysa paylaşacak çok şey vardı:( Buna benzer bir durumu; Isao Takahata'nın anime filmi Ateşböceklerinin Mezarı' nı izlerken yaşamıştım. 10 üzerinden 10 puan verdim.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
17
Puan vermedi·160 syf.··
2024 4. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2024 19:06
“Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!” Vurucu bir söz… Bazı kitaplarda,filmlerde olur bu .. Devam edersiniz ama arka fonda hep eşlik eden bir replik vardır .Tam da bu söz üzeriyizdir. Belki ondandır etkisi
Alıntı
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Zülfü Livaneli / Huzursuzluk
10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2018 00:00
Şuanda biri benden kitap tavsiyesi istese ilk önereceğim kitaplardan biri kesinlikle Huzursuzluk olurdu. Hatta ölmeden önce okunacaklar listesi yapacak olursanız, ilk okuyacağınız kitaplardan biri kesinlikle bu kitap olmalı. Tabii ki tür bakımından herkesin okuma zevki farklı olabilir lakin dünya görüşü biraz da olsa şekillenmiş herkesin “iyi ki okumuşum” diyeceğine inandığım mükemmel bir eser… Anlatım açısından değerlendirecek olursak, tarzının çok özgün olduğunu düşünüyorum. Öyle ki konuşma çizgileri veya tırnak işaretleri bulunmadığı halde, muazzam bir akıcılıkla, bütün diyaloglara tanıklık edercesine okuyacağınız bir anlatıma sahip. Keza Livaneli okurları çok daha iyi bilir ki, onun eserlerini okurken “Bu kitap kesin Livaneli’ye aittir!” dedirtecek kadar kendine has bir üsluba sahip… Kitabın konusuna gelecek olursak, Livaneli, eserinin konusunu şu şekilde özetliyor: “Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelâmın çocuklarının hikâyesi…”. Konusunu detaylıca anlatacak olursak; İstanbul’da gazetecilik yapan İbrahim, kendisi gibi gazeteci olan, Komiser Recep olarak bilinen bir arkadaşından, Amerika’da öldürülen Mardinli bir pizzacı haberini öğrenir. Bunun üzerine, öldürülen kişinin çocukluk arkadaşı olan Hüseyin olduğunu anlayan İbrahim, bu ölüm olayının nasıl gerçekleştiğini daha iyi anlamak adına memleketi Mardin’e doğru yol alır. Mardin’de Hüseyin ile bağlantısı olan çeşitli kişilerle görüşür. Adım adım bu ölüm olayının nasıl gerçekleştiğini öğrenir. Olayın iç yüzünü gördükçe huzursuzluk veren nice durumlar keşfeden İbrahim, bir yandan da Doğu kültüründen kopup Batı kültürüne adapte olduktan sonra hayatında nelerin farklılaştığını sorgulamaya başlar. Öte yandan parçalar bir araya geldikçe, IŞİD zulmüne maruz kalan insanların
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
8/10
·160 syf.·
2024 32. kitabı
Bu kitapla sana olan saygım arttı Zülfü amca: Batı'lı gibi eğitim alıp -büyütülüp- gerçek yüzünü görmek ve bunu açıkça ifade etmek çok değerli bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir. "Avrupalı, Amerikalı gibi bir yaşam biçimine sahip olma çırpınmalarımı delinmiş bir çorap gibi bir tarafa atıvererek, ben bir şarklıyım" diyen bir adama saygı duyarım, her ne kadar fikirlerimiz genel anlamda uyuşmasa da. Kitaba başlarken büyük bir beklentim yoktu. Okur geçerim diyordum. Fakat okumaya başlayınca beklentimin çok üstünde bir olaylar örgüsünün içerisinde buldum kendimi. ABD ve Batı'nın finanse ettiği IŞİD'in yaptığı katliam ve tecavüzlerin sonucunda Türkiye'ye kaçmak zorunda olan ezidilerin başını çektiği olaylar bir o kadar etkileyici ve ilginçti. Yazarın Mardin'i tam olarak tanımadığını düşünüyorum bir kaç noktada Mardin hakkında abartılı davrandığını gördüm. Mardin'i olmadığı gibi göstermemesi gerekirdi de olan oldu. Nasıl olsa kusursuz bir kitap yok. Ayrıca insanların yaptığı katliamlar nedeniyle yaratıcıya isyan etmekte akıl kârı değil. İmtihan diyarında çokta müdahale beklenmez. Kusur varsa ortada doğru insanlarla birlikte bu kusuru ortadan kaldırmak gerekir; Allah'a kâmil anlamda kul olmadığın hâlde isyan etme hakkını kendinde görmen bana samimi gelmiyor. Önce Kamil anlamda kul olmayı dene ondan sonra isyan mı şükür mü edeceksin düşünürsün. Bunları geçersek genel anlamda tarafsız şekilde ele alınmış bir roman ve kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Spoiler vermek istemediğim için incelememi burada bitiriyorum: keyifli okumalar dilerim.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Huzursuzluk
6/10
·160 syf.·
2025 23. kitabı
Huzursuzluk, sadece bir hikâye anlatmaktan öte, okuyucuyu vicdanıyla yüzleştiren ve modern dünyanın adaletsizliklerini sorgulatan bir roman. Zülfü Livaneli, savaşın ve zulmün bireyler üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sererken, okuyucuyu da hikâyenin bir parçası haline getiriyor. Kitabı okurken kendinizi sadece bir hikâyenin tanığı olarak değil, aynı zamanda bu olayların sorumluluğunu hisseden bir birey olarak da buluyorsunuz. Kitap, duygusal yoğunluğu ve güçlü hikâyesiyle bir solukta okunabilir. Ancak romanın bitişiyle birlikte, zihninizde birçok soru ve huzursuzluk hissi kalıyor. Bu da, kitabın ismiyle tam bir uyum içinde olduğunu kanıtlıyor. Roman, toplumsal sorunlara duyarlı bir bakış açısıyla yazılmış ve insani değerleri savunan güçlü bir yapıt. Eğer derinlikli hikâyeleri, düşündüren meseleleri ve duygusal yoğunluğu seviyorsanız, bu kitap tam size göre.
1000Kitap
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Ben İnsandım!
Puan vermedi·160 syf.··
2024 69. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2024 22:58
Zülfü Livaneli nin okuduğum 4. kitabı ve tek kelimeyle harika. Yezidinin kültürü IŞİDler tarafında uğradıkları insanlık dışı zulmü anlatan, bir kitap. Yezidi ile kürdün sevdası sonucunda kötü sonla biten hikâye. Bitirdikten sonra etkisinde kalacağınız bir kitap. İyi okumalar...
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Kara Sevda ve Merhamet
7/10
·160 syf.··
2025 61. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 21:29
Livaneli'nin kurgularını ve ince zekasını çok seviyorum. Bu kitapta da vardı ama çok daha gerçekten uzak seviyelere taşıdığı bazı sahneler olduğundan dolayı bu sefer bana kitap tam anlamıyla geçmedi. Livaneli bu eserinde, Hüseyin Yılmaz’ın kara sevdayla başlayan trajik hikâyesi üzerinden, dostluk, aşk, vicdan, insanlık durumu ve toplumsal adaletsizlik gibi temaları işlemiş. Hüseyin karakteri saf, masum, temiz kalpli, merhametli bir karakter olarak karşımıza çıkar. Göçmen kamplarındaki iyilik arayışı, onun içsel iyimserliğini ve insan sevgisini gösterir; ancak bu iyilik kitapta, tarihsel ve toplumsal gerçekliklerle çarpıştığında trajediye dönüşüyor. Kara sevda diyebileceğimiz bir seviyede Meleknaz'ı sevmesi masumiyetin de bir göstergesi olabilir. Aynı zamanda iradesi ile toplumsal gerçeklik arasında savaşmasına da tanık oluyoruz. Kara sevda kavramı kitapta sadece romantik bir duygu değil; aynı zamanda insanın ahlaki ve vicdani sınırlarını zorlayan bir güç olarak gösterilir. Meleknaz, Ezidi inancına sahip bir genç kız olarak romanın toplumsal ve kültürel boyutunu temsil eder. Sessizliği ise onun travmalarının neticesi durumundadır. Livaneli, tarihsel ve dini birçok mesaji bu karakter üzerinden verir. İbrahim de yine bence bağlayıcılık açısından önemli bir karakterdi. Onun varlığı toplumsal farklılıkların derinlemesine incelenmesine olanak sağlar. İbrahim, okuyucu ile karakterler arasında bir köprü işlevi görüyor. Livaneli, bireyin iyi niyetinin trajik sonuçlar doğurabileceğini ve tarihsel gerçekliklerin masumiyeti nasıl tehdit edebileceğini Hüseyin karakteri üzerinden ustalıkla bizlere sunar. Romanda Ezidi inancı ve tarihi, karakterlerin hayatlarını şekillendiren önemli bir unsurdur. Livaneli, IŞİD’in bölgedeki etkisi ve Ezidilere yapılan zulüm aracılığıyla
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
8/10
·160 syf.··
2024 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2024 19:07
Kitap Mardinli Hüseyin ile Ezidi kızı Meleknaz’ı anlatmaktadır. İbrahim İstanbul’da gazetecilik yapmakta ve sıradan bir hayat sürmektedir. Bir gün çocukluk arkadaşı Hüseyin’in Amerika’da öldüğünü öğrenir. Hüseyin gibi sessiz ve kendi halinde olan birinin nasıl öldüğünü anlamlandıramaz ve olayları öğrenmek için Hüseyin’in memleketi olan Mardin’e gider. İbrahim Mardin’e gittiğinde diğer arkadaşı Mehmet’i görür. Onunla sohbet ederken Hüseyin ile ilgili bazı şeyler öğrenir. Hüseyin, nişanlıdır. Bir gün yezidi kampına giderek Meleknaz ile tanışır ve ona aşık olur. Nişanlısını terk eder ve Meleknaz ile onun bebeğini eve getirir. Hüseyin’in ailesi başta durumu kabullenmese de daha sonra bir şey yapamamışlar ancak bir süre sonra Meleknaz’ın Hüseyin’e büyü yaptığını düşünmeye başlamışlardır. Hüseyin ve Meleknaz’ın birliktelikleri ilerler ve olaylar gelişir. İbrahim, Hüseyin’in Mardin’de başlayıp Amerika’da sona eren hikayesine dair daha fazla bilgi edindikçe IŞİD’e dair de pek çok şey öğrenir. Kitapta aşkı, sevgiyi, hüznü, bir çok yenilgiyi ve kaybı yaşamış karanlıklara gömülmüş ve ardından bu karanlıklardan kendi çıkış yolunu kendisi bulmuş pek çok karakterin öyküsü vardır.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."