Huzursuzluk

8,4/10  (920 Oy) · 
2.152 okunma  · 
916 beğeni  · 
6.666 gösterim
Merhamet zulmün merhemi olamaz!

İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve

dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2017
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9786050939828
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
22 Mar 01:08 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

"Huzursuzluk" içimdeki huzuru paramparça etti. Savaşı uzaktan düşünerek tasvirlemeye çalışmak ile Meleknaz'ın yaşadıklarının içinde yol almak, onun çocuk-kadın ruhundaki yaraların derinliğini anlayabilmek, sanırım bir okur olarak imkansız...


İnsanların birbirine sadece dininden dolayı bu kadar zulmetmesi ne yazık ki dünya var olduğundan beri devam ediyor. Savaşların sebebi her ne olursa olsun işlenen insanlık suçlarını işleyenlerin de insan olduğunu düşünmek beni dehşete düşürüyor. Bu esere yakın olan Alexandra Cavelius'un Leyla adlı kitabını okuduğumda da aynı duyguları hissetmiş, insanların nasıl olup ta bu kadar hayvanca davrandıklarını anlamaya çalışmıştım. Bu eser ise kendilerinden olmayana ama özellikle kadın ve kız çocuklarına (İŞİD'li insan olmayan varlıkların) tecavüz edip satmalarını ve bunu din adına yapmalarını, tüm dünyanın da bu vahşete seyirci kalmasını anlatıyor...

Suriyelilere özellikle kadınlarına bakarken acaba o donuk gözlerle karşılaşsam, ben ne yapardım sorusunu eserin son sayfasına kadar kendime sorarken buldum. Ama ne acıdır ki cevabını bulamadım...

İnsanın kendi özünden uzaklaşmasının, yıllarda geçse mümkün olmadığını, İbrahim'in ölen arkadaşı için gittiği Mardin'de büyüdüğü sokaklarda ve çocukluk anılarında yaşadığı hüzne tanıklık ederken, kişi nerede çocukluğunu geçirmişse orada bir kökü olduğunu ve bu kökün nereye giderse gitsin döndüğünde onu anılarıyla kucaklayıp, sarmalayışında ki sıcaklık hissi beni de sarıp sarmaladı...

Yezidiler hakkında bilmediğim bir çok bilginin de yer aldığı kitabı okurken, Ortadoğu gerçeklerinin, aşk ile harmanlanıp, ızdırap dolu yolculuklarına şahitlik ettim...

Meleknaz ve Hüseyin'in hikayesini okumanızı tavsiye ederim...

Yadigar Soydan 
 31 Oca 18:14 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Bilmiyorum ama bir Zülfü Livaneli kitabı gibi değildi. Yazılmak için yazılmış bir kitap gibiydi. Bir Serenad'ı göremiyorum içerik ve üslup açısından Livaneli'nin diğer kitaplarında.. 156 sayfalık, büyük puntolarla, içersinde bir sürü boş sayfanın yer aldığı bir kitap basılmış. İçerik çok zayıf.

esraaltunerrr 
16 Şub 15:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir adam, elinde merdiven dümdüz bir çölde gölgesiyle birlikte yürüyor. Ön kapak tasarımı...

Kendi zihninin yanına almış bir adam çöl susuzluğunda bir arayış içinde. Ve merdivenini dayayacağı herhangi bir duvar, engebe yok.

Elindeki merdivene sımsıkı sarılmış vaziyette. Elindeki merdiven, onun dünyası ne yazık ki Huzursuz eden bir takım nedenlere gebe. Basamakları çıkabileceği, yüksek çizgiler çizilmemiş...

Ruh durumu ön kapak tasarımında mevcut..

Huzursuzluk bulaşıcı bir hastalık. Gülmek, esnemek gibi... Dokunduğu değdiği yeri tedirgin ediyor.. Ama bu tedirginlik bildiğiniz bir tedirginlik değil. Hah işte "Nasıl bir tedirginlik?" dediğinizi duyar gibiyim. Hikayenin içine girince size de bulaşacaktır. Eminim . Anlayacaksınız.

Hiç Yok 
27 Haz 12:44 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Livaneli. Ne büyük bir isim, ne büyük bir yazar! Ben sizden böyle duydum, bilmiyorum. Sizlerin yalancısıyım. Belki gerçekten öyle belki de sallıyorsunuz, benim açımdan. Fakat bu büyüklüğü, bu ustalığı bu kitapta kesinlikle görmediğimi söyleyebilirim. Ha, Livaneliyi okumaya bu kitaptan başlama eşekliğini de söylemeliyim. Ne bileyim, serenad, kardeşimin hikayesi veya son adadan başlamalıydım. Ama ben öyle yapmak yerine çıkardığı son kitaptan başladım. Neyse ki 5 liraya almıştım. (Hayır korsan değil, pahalı aldıysanız siz kazık yemişsinizdir.) Bu durum tek tesellim.

İlk önce kitaba büyük bir umutla başladım. İlk sayfayı okudum felan, ışid gibisinden şeyler yazıyordu. Dedim yok artık. Bari kapakla alakası olsaydı. Kitabı kapatıp yerine koydum ve başka bir kitabı okudum. Sonra bir daha okumak geldi aklıma. Yine ümitliydim. Dedim güzel bir şey yazmıştır. İsim yapmış sonuçta. Bu yüzden hemen okumaya başladım. İlerledim iyi hoş gidiyordu. Zaten 80-90 sayfalık bir kitap. Normal boyutta yazsaydı böyle olacaktı. Neyse okudum okudum ve bir son bekliyorum artık. Sayfalar tükenmiş. Okumaya devam ettim. Opps. Kitap bitti. Eee.... Sonda ne oldu şimdi? Döndüm sonu bir daha okudum. Sonda bir şey olmamış meğersem. İyi deyip başka kitaba başladım. Kısacaı livaneli hayallerim yıkıldı. Eğer her kitabı böyleyse diğer kitaplarını almayacağım. Bir yardım edin de çıkayım şu işinden. Yine de isme bakmadan okuyabileceğiniz bir kitap. Benim eleştirdiğim böyle nam salmış bir yazarın bu kadar acemice yazması. İyi okumalar...

Mehmet Y. 
 23 Oca 11:29 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Zülfü Livaneli romanlarının bendeki karşılığı çok farklı. Şöyle ki, okurken 'bunları ben de yazabilirim, basit bir roman' duygusu ile 'beğeniler'i iç içe geçiyor. Sanırım bu onun, nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama mesela bir Orhan Pamuk seviyesinde bir romancı olmadığını ama meselesini de çok iyi anlatabilecek kadar iyi bir romancı olduğunu gösteriyor.

Huzursuzluk'u da aynı hissiyatla okudum. Peki neydi Huzursuzluk?

Aslında ülkemizde ve dünyanın genelindeki huzursuzluk durumunu işliyor Livaneli. Suriye iç savaşı sonrasında ortaya çıkan feci tabloyu IŞİD vahşeti üzerinden Ezidi kurbanları konu ederek anlatıyor. Mardin'i merkezde tutan ve Hüseyin adlı bir karakter ile Ezidi bir genç kadın Meleknaz'a odaklanan bir roman. Anlatıcı ise modern çağda bir kimlik bunalımı da geçiren gazeteci İbrahim.

IŞİD'e başka bir isim takmak maalesef sorunu ortadan kaldırmıyor. Biz bunu kabul etmesek de o caniler bütün icraatlarını İslam adına yapıyorlar ve ilginçtir, bizi de Müslüman saymayacak kadar fanatikler.

Kitapta hakkında pek bir şey bilmediğimiz hatta keşke pek bir şey bilmesek de o yanlış şeyleri bilmeseydik dediğimiz Ezidilik hakkında malumatlar da var. Elbette ortak husus 'insan' olmak.

IŞİD kafasının Ezidilere yaptıklarını okurken isimleri değiştirelim. Mesela Ezidi yerine Boşnak diyelim, IŞİD yerine Çetnik diyelim, Abdullah yerine Slobodan, Haydar yerine Eldin, Nergis yerine Suada... Diğer bütün o sahneler, vahşet, tecavüzler, o tecavüzlerden doğan bebekler, sakat düşünceler, sapıklıklar, işkenceler... Hepsi Bosna katliamında Çetniklerin, Boşnaklara yaptıklarıyla aynı. Ya da Nazilerin Yahudilere yaptıklarıyla...

Nitekim Livaneli ABD'ye gönderdiği Hüseyin'in kaderini de bu ortak fanatizme bağlayarak konuyu evrenselleştiriyor.

O büyük acılara maruz kalan küçük Nergis de, Mardinli Müslüman Hüseyin de aynı şeyi söylüyorlar; ben insandım!

Evet, Livaneli ile aynı şeyleri düşünüyorum. İnsan, insandır. Dünya büyük bir huzursuzluk içinde, din adına ya da ideolojiler adına cinayetler işleniyor. Bu böyle olmamalı; zulüm bizdense ben bizden değilim diyebilmeli.

Kitaba adını veren huzursuzluk ise özellikle son bölümlerde kendini başarıyla hissettiriyor.

Kitapla ilgili küçük bir eleştirim ise şu olacak, sanki bir an önce bitmesi için biraz acele edilmiş gibiydi. Şöyle ki, gazeteci İbrahim cenaze töreninde arkadaşı Mehmet'le karşılaştığında Mehmet ona 'yıllardır kendisini merak ettiklerini' söylüyor. Ancak sonra konuştuğu babası bir başka tanıdığı ise İbrahim'den gayet haberdarlar. Hatta onu gazetelerde, televizyonlarda gördükçe mutlu olduklarını falan söylüyorlar. Demek ki haberdarlarmış...

Meyrem KARADENİZ 
08 Şub 23:00 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Leyla kitabının hemen sonrasında okuduğum için belki de, benzer insanlık dışı muameleler bende de tam anlamıyla huzursuzluğa yol açtı.
Malum yaşanan ve yaşanmaya devam eden Suriye ve Orta Doğu'nun kanayan yarasını, güncel olaylar ve bölge topraklarının geçmişten gelen mistik havası ile kaleme almış Livaneli.
Olumsuz yorumları da okuyorum. Serenad gibi bir eserden sonra elbetteki okurun beklentisi de yüksek olacaktı. Bana göre, her kitap ayrı olarak değerlendirilmeli. Daha kalın bir kitap olmasını, daha doyurucu olmasını yazarın anlatımından uzun süre istifade edebilmek için pek tabii ben de Livaneli'nin kalemine hayran bir okur olarak isterdim. Gelin görün ki daha uzun olması bu konu ve karakter sayısı, karakter özellikleri açısından kalabalık olmaktan öteye gitmezdi. Kafi derecede ve tam tadında noktalanmış.
Livaneli, entellektüel birikimini ağdalı bir dil kullanarak da ortaya koyabilecekken; olması gerektiği gibi yalın, anlaşılır ama damıtılmış bilgilerle kurgulayarak bize sunmuştur.
Ne yazsa okuyacağım bir yazar olması bir yana gündemi yakalayarak, farkındalık oluşturması ve bunu okurla paylaşması da farkını ortaya koymaktadır.
Kitaplarla kalınız dilerim...

Asiye-Melikşah 
27 Şub 20:52 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Çok akıcı bir kitaptı.İnsan bazı acıları uzaktan seyrederek tahayyül edemiyor.Savaş dediğimiz şey merhametten çok uzak.Yazar birkaç yıldır yaşanan acılara kısa bir kesit sunmuş.Ozellikle yöre olarak Mardin'in seçilmesi de manidar.Anlatilan Meleknaz gibi masum ve biçare binlerce genç kız olduğuna eminim.Kitabın sonuna geldiğinizde hikaye yarım kalmış gibi hissetsek de güzel kitaptı.

Özgür Beden 
28 May 19:39 · 8/10 puan

Livaneli yine döktürmüş, keşke 154 sayfa değilde 300 sayfa olsaydı denilecek bir kitap olmuş. Birçok Livaneli kitabı gibi bir solukta okunan, yaralara dokunan, eleştiren ve düşündüren bir kitap. Ama konu oldukça üzücü :( İçim acıyarak okudum.

BİROL COŞKUN 
22 Şub 14:57 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Huzursuzluk", huzursuzluğuma huzursuzluk kattı. Olayın büyük bir kısmı yaşanmış ve yaşanmakta olan hayatlardan kesitler içeriyor. Ve asla şaşırmıyorsunuz, zira gazete sayfalarında bu ve benzeri durumları fazlasıyla okuyoruz.
Ama neden böyle oluyor? Bu şavaşlar, ölümler, tecavüzler, zulümler neden?
Suriye neden bu halde?
Halkın her kesimi tarafından kabul edilen bir anayasa çok mu zor?
Farklı inanışlara saygı göstermek bu kadar mı kabul edilemez bir şey?
Beni huzursuz eden, insanların bu vahşetin içine düştükleri bölge, bizim çok uzaktan baktığımız bir "ayna". Ve biz bu aynaya her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz.

Kitap mı?
Okuduğum diğer Livaneli kitaplarında olduğu gibi kitaptan kopamıyorsunuz. Kullanılan dil ve konu sizi hızla finale sürüklüyor.
İyi okumalar...

Yeliznd 
17 Eyl 00:45 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

"HUZURSUZLUK"
Harese nedir? #12356345
Nergiz'in son sözleri "ben bir insandım" oldu. Evet, hepimiz bir insanız yada olmaya çalışıyoruz.
Ülkemiz de hep "huzursuzluk" var. Kitabıda okurken içimde bitmeyen bir "huzursuzluk"la okudum. Hüseyin ve Meleknaz baş karakterler denilebilir. Kitapta anlatılanlar yaşanmış hayatlardan kesitler bulunmakta. Livaneli'nin okuduğum ilk kitabı oldu. Beklentimin biraz altında bir kitap oldu. Ama bana kendini sevdirdi. Tavsiye edilebilecek kitaplardan. Okuyun ve okutturun.

Kitaptan 339 Alıntı

Onur Özkan 
 09 Oca 16:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Harese
Harese nedir, bilir misin oğlum?
Arapça eski bir kelimedir.
Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.
Harese şudur evladım:
Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan
üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür;
o kadar dayanıklıdır yani.
Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır.
Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar.

Keskin diken devenin ağzında yaralar açar,
o yaralardan kan akmaya başlar.
Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider.
Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına
doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve.
Bunun adı haresedir.
Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir.
Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, boyunca birbirini öldürür
ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.
Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Doğan Kitap)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Doğan Kitap)

Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 110)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 110)
Kübra BAYINDIR 
18 May 03:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul'da en iyi suşinin nerde yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum.

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 134)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 134)
Dr. Elmyra 
08 Şub 20:56 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Huzur
Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa.

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 99)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 99)
Meyrem KARADENİZ 
08 Şub 12:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Bu dünya bir penceredir.
Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 110 - Doğan Kitap)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 110 - Doğan Kitap)
Hilal 
31 Oca 12:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Asil insanların en neşeli zamanında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir.

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 27)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 27)
Onur Özkan 
23 Oca 18:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın anne!"

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 17 - Doğan Kitap)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 17 - Doğan Kitap)
Nurhan Işkın 
21 Mar 23:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Artık doğru düzgün düşünemiyorsun diyordum kendi kendime, sağlıklı düşünme yeteneğini kaybettin, kafanda masal ile gerçek birbirine karışıyor, durmadan tuhaf sorular soruyorsun.

Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 121)Huzursuzluk, Zülfü Livaneli (Sayfa 121)
34 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Zülfü Livaneli'nin Yeni Romanı "Huzursuzluk"tan Tadımlık Okuma Parçası...!!!
Zülfü Livaneli'nin Yeni Romanı "Huzursuzluk"tan Tadımlık Okuma Parçası...!!! Zülfü Livaneli’nin 15 Ocak 2017'de Doğan Kitap'tan çıkacak ve okurlarıyla buluşacak yeni kitabı ‘Huzursuzluk’tan tadımlık güzel bir okuma parçası...