Semerkant

8,6/10  (1.178 Oy) · 
3.698 okunma  · 
1.049 beğeni  · 
14.591 gösterim
Ömer Hayyam, Vezir Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah'ın yaşadığı; Büyük Selçuklu Devleti ile Karahanlı Devleti mücadelelerin ve mezhep kavgalarının olduğu 11. yüzyılda başlıyor. Baş karakter Ömer Hayyam'ın Semerkant'tan, Selçuklu başkenti İsfahan'a olan hikayesi ve Selçuklu politikalarındaki etkisi anlatılıyor. Bu öykü, Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının Hasan Sabbah'ın ajanlarının eliyle Alamut Kalesine taşınmasıyla bitiyor. İkinci uzun bölüm ise Fransız asıllı Amerikalı gazeteci Benjamin O. Lesage'in 20. yüzyıl'ın başında İran'a Şahlık rejimi dönemindeki ziyaretlerini ve bu sıradaki İran üstündeki emperyal politikaları anlatıyor. Kitap, Rubayiat'ın Titanik'te taşınırken batıp, kaybolmasıyla bitiyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2016
  • Sayfa Sayısı:
    318
  • ISBN:
    9789750810039
  • Çeviri:
    Esin Talu Çelikkan
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Osman Yüksel 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı. Az önce şimdiye kadar niçin bu kitabı okumadım diye kendimle küçük bir iç hesaplaşma yaşadım ve bundan sonra yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verip olayı tatlıya bağladım :) Öncelikle yazar tarihi gerçekleri müthiş bir kurgu içerisinde okura aktarıyor. Ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Melik Şah gibi tarihi karakterleri o kadar güzel ve etkileyici bir şekilde tasvir etmiş ki ; kendimi bu karakterler ile birlikte Semerkant sokaklarında buldum. Onlarla yedim içtim, onlarla gezdim, onlarla sevip onlarla üzüldüm. Özetle roman çok iyiydi tavsiye ederim. :)

Onur Erol 
 17 Mar 18:01 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

- Spoiler İçerebilir. –
Bu kitap hakkında yazılabilecek cidden çok fazla şey var. Neden derseniz içindeki tarihi kişiliklerin yaşadığı trajik olayları öğrenmeniz sizi oldukça etkileyeceğini düşünüyorum. Bu kitabın içinde kocaman bir tarih yatıyor. Ana konu Ömer Hayyam ve anlatıcımız Benjamin Omar'ın yaşadıklarını konu alıyor. Zaten kitabı okuduğunuzda fark edeceğiniz üzere kitap dört ayrı ana bölüme ayrılmış. Aslında bir kitabın içinde dört kitap var.

Hikâyemiz Semerkant'a yerleşen Ömer Hayyam ile başlıyor. Kitabın baştan sona gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış olması ayrı bir konu. Ömer Hayyam hakkında oldukça doyurucu bilgilerin olması yazara hayranlık duyanlar için biçilmiş kaftan. Ömer Hayyam kendisini bir olayın içinde buluyor ve bu olay kendisini şehrin kadısına götürüyor. Kadı onu tanıyor ve koruyor. Daha sonra Semerkant’a gelen Melikşah’ın veziri Nizamülmülk ile tanışıyor. Ve Nizam onu önümüzdeki sene Isfahan’da görmek istediğini söylüyor. Hayyam bir yıl sonra Isfahan’a giderken yolda Kum şehrinden geçerken bilim adamı olan Hasan Sabbah’la tanışıyor. Sabbah Hayyam’a Nizam’ın yanında bir görevde yer almayı ümit ettiğini anlatıyor ve beraberce Isfahan’a gidiyorlar. Hayyam sarayda Nizam ile buluşuyor ve Nizam ona “Sahib-i Haber” (Casusların Başı) görevini teklif ediyor. Ama Hayyam bu görevi kabul etmeyip bu iş için Sabbah’ı tavsiye ediyor. Sabbah bu verilen görevi kötüye kullanıyor ve bir takım kötü olaylar işliyor. (Buradaki olaylar oldukça önemlidir) Çok fazla spoiler olmasın diye yazdıklarımı sonradan çıkardım.

3ncü ve 4ncü Kitap Benyamin Omar’ın yaşadıklarını konu alıyor. Benjamin Hayyam’ın kayıp kitabı olan “Rubaiyat”ın peşine düşüyor. Önce İstanbul’a oradan İran’a gidiyor. İran’da Şah’ın torunu olan Şirin’le tanışıyor ve ona âşık oluyor. Aralarındaki aşk çok fazla alevleniyor ve bir tutku haline dönüşüyor. Daha sonra kitabı Şirin buldurtuyor ve beraberce İran’dan ayrılıp evlenerek Amerika’ya yerleşiyorlar. Amerika’daki balayında Titanic’e binip yolculuk yaparlarken bilindiği üzere Titanic’in buz dağına çarpmasından dolayı kaptan gemiyi güvenlik nedeniyle tahliye ettiriyor. İkisi de filikaya binip gemiden yarım mil uzaklaşıyorlar. Kitabın sonundaki olayı yazmıştım ama sonradan çıkardım. Sonuç olarak Semerkant inanılmaz sürükleyici gerçek olaylara dayanan bir şaheserdir. Daha yazamadığım çok fazla karakter ve olayın da olması bu kitabı çok çekici kılıyor.

Azra Tuba Demir 
08 Haz 08:19 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Şu ana kadar tarih okumaya başlamak için en etkili kitabı arıyordum ve buldum. Sanki kitabın içinde yaşadım tüm olanlar benim başıma gelmiş gibi hissediyorum, kitabı bitirdiğiniz zaman bu duyguyu hissetmek büyük mutluluk. Bunu hissettirmekte büyük yetenek ister. Amin Maalouf'un sürükleyici ve mükemmel dili diğer kitaplarınıda bir çırpıda bitirmemi sağlayacak. Öncelikle konusu tarihin önemli kişiliklerini kendi ağızlarından da savunmalarıyla anlatmak. Anlatımlar ve hikayeler müthişti. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, Çağrı ve Tuğrul Beyler, Alparslan, Melikşah ve zevcesi Terken Hatun'a kadar önemli bi çok şahıs hakkında bu kadar bilgi bu kadar muazzam bi eserde bir araya gelerek eseri daha cazip kılmış. Benjamin Omar adlı anlatıcımızın ağzındanda Hayyam'ın Rubaiyat'ının uzun yolculuğu anlatılmış. Titanikte batan ve Atlas Okyanusu'nun dibindeki kitabın hikayesi böylece son buluyor. Bu kitaptan sonrada tarih okuyacağım kesin amma velakin hiç bir kitap bu kitabın yerini doldurmayacak. Şiddetle öneriyorum. Sevgiler.

fatma 
06 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir kitap ne kadar mühim olabilirdi ki?Peki onu bu kadar mühim kılan neydi?Ömer Hayyam,Nizamülmük ve Hasan Sabbah.Neydi bu üç adamın ortak noktası?Rubailer,bir devler yönetimi ve Haşhaşiler...Tüm bunların birleşimi ile oluşturulmuş Semerkant'ta başlayıp Titanik'te son bulan sürükleyici bir öykü.Okudukça büyüsüne kapılmamak neredeyse imkansız.

Hacı Seydaoğlu 
 04 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tarihi, akıcı ve doğuyu anlatan güzel bir roman: Semerkant. Azimli bir insan bu kitabı okuduktan sonra Ömer Hayyam’ı, İran’ı, Hasan Sabbah’ı, Alamut Kalesi’ni ve Nizamülmülk’ü araştırmadan duramayacaktır.

Çokça bilgiyi, böyle kurgu bir romana iliştirip hiç karşılaşmamış ve farklı zamanlarda yaşamış üç tarihi karakteri bir araya getirmek herhalde Amin Maalaof'un usta kalemine dair iyi bir ipucu.

Kendi adıma kitabın son bölümünü ayrıca dikkatle okudum. İran’ın 20.yy. başlarındaki demokrasi serüveni ülkemizinkine neredeyse paralel. İran’ın uzun bir süre laik bir hukuk devleti olması sonradan devrim adı altında laikliğin kaldırılması çok umut kırıcı. Mehmet Metiner’in “anayasayı paramparça edeceğiz”i, ülkemizin rejiminin şu anda fiili olarak değişmesi, dini cemaat liderlerinin “laikliğe lanet olsun” tarzı demeçleri, dünyanın en masum varlığı, çocukların dini bir cemaatte belirli periyotlarla tecavüze uğradıktan ve bunun açığa çıkmasından sonra bunun alalelacele kapatılması olayı, şu anda bir laiklik referandumu yapılsa en azından yüzde 50 kesimin kaldırılsın diyecek olması ve benzeri bir sürü gösterge aslında Türkiye Cumhuriyeti demokrasisinin çok büyük tehlikede olduğunu gösteriyor. Bana göre en üzüntü veren de laikliğe inanıp da “aman hayatta kaldıramazlar” diyen insanlar. Bu ‘Türk demokrasisi’ne olan sınırsız güvenin hiçbir kaynağı yok. Eskiden laik olup da şimdi olmayan Pakistan’dan bir üstünlüğümüzün olmadığını kabul etmeden bu değerleri gerçek anlamda korumaya başlayamayacağımızı düşünüyorum.

Sözün özü kitabın bende düşündürdükleri bunlar. Biraz bilinçlenmek ve tabiki geniş bir araştırmaya kapı açacak olması bakımından öneririm. Ayrıca bu tarz benzer kitap tavsiyelerine de açığım. İyi okumalar dilerim.

raskolnikovv 
10 Nis 08:15 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bu kitap tam bir Oscar töreni, yıldızlar geçidi. Bu kadar çok ve bu kadar kaliteli tarihi karakterlerin bir araya geldiği ender eserlerden. Yazar da bu sorumluluğun altından fazlasıyla kalkmış. Ömer Hayyamın kitabının Titanik le battığını duymuştum. Bunun yanında Ömer Hayym, Nizamülmülk, Hassan Sabbah üçlüsünü duyunca ilk işim okumak oldu. Kitabın en önemli özelliği, bazı kesimlerin yerden yere vurduğu bu karakterlerin kendi ağzından savunmaları, davalarını anlatmaları. Hassan Sabbah ın dört nesil boyunca yaşayan Alamut kalesi ve ahalisi.Bilim adamı, şair ve büyük aşık Hayyam. Hassan Sabbah ın gençliği ve nasıl o hale geldiği. Türk tarihinin en büyük veziri Nizamülmülk. O güzelim Semerkant ve Türk şehirleri. Kitapta ayrıca 1900 lerin başındaki Osmablı dan da az çok bahsediyor ve o dönemde İran halkının demokratikleşme ve emparyalizm den kurtulma çabalarını anlatıyor. Selçuklu zamanında başlıyor, Titanic e kadar geliyorsunuz. Kitabın ordan oraya yolculuğu `Babil de ölüm, İstanbul da ask` ı hatırlattı. En kısa zamanda okumanız dileğiyle..

Yasemin Yılmaz 
 07 Kas 12:39 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

GECİKMİŞ İNCELEME
Okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı ve daha önce başlayıp yarım bıraktığıma pişman olduğum kitaptır.
Genel olarak konusu ise Ömer Hayyam, Vezir'i Nizamül Mülk ve Hasan Sabbah'ın yaşadığı dönem olan 11. Yy'da  Büyük Selçuklu devleti ve Karahanlıların mücadelesini ve mezhep savaşlarını çok güzel ve akıcı bir üslupla anlatmış. Öykü Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının Hasan Sabbah'ın ajanlarının ele geçirip Alamut Kalesine taşınması ile bitiyor. Son bölümde ise Fransız asıllı Amerikalı gazeteci Benjamin'in 20. Yy'ın başında İrana şahlık dönemindeki ziyaretlerini ve kitaba ulaşmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Kitap Rubaiyatın Titanik'te taşınırken batıp kaybolması ile bitiyor. Her ne kadar son bölümü okurken (Benjamin ile ilgili olan bölüm) biraz sıkılmış olsamda genel olarak etkileyici bir anlatımı olması ile beraber hikayesi ile de büyüleyici bir kitaptı.
Ve son olarak okumak isteyenlere de tavsiye edebileceğim kitap listeme eklemiş oldum (:

Ceyda 
15 Eyl 04:36 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 9/10 puan

18 günde okumuşum ancak bu sizi yanıltmasın. Fazlasıyla meşgul olduğum bir dönemde her ara bulduğumda bu kitabı elime aldım. Yeri geldi bana arkadaş oldu yeri geldi hüznümü paylaştı. Bana çok değerli 18 gün kattı Semerkant. Ömer Hayyam'ı tekrar tekrar sevmeme, Alamut kalesini kısada olsa ziyaret etmeme, Nizamülmülk'ü tarih dersleri hariç tanımama sebep oldu. Semerkant benim için artık sadece bir kitap değil, aynı zamanda bir dost :) Ve eklemeden geçemeyeceğim ilk defa bir kitabın arasına bu kadar şey sıkıştırdım, ilk defa bir kitapla bu kadar şehir gezdim, ilk defa bir kitabı bu kadar çok kirlettim. Okuyun, ortak bir dostumuz olsun.

DERYA... 
03 Tem 21:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Gözlerim uzaklara dalıyor...Aklımda Semerkant...Güneşe gülümseyen,İran'ın incisi Semerkant...Kulaklarımda Ömer Hayyam'ın rubaileri,hümanistliği,insan sevgisi,bir canı bin savaşa değişmeyen barışçılığı,mutluluğu küçücük şeylerle bulan alçakgönüllülüğü ve her şeyden çok sevdiği İran'ı...
Nizamülmülkü düşünüyorum...İran'a adalet dağıtan,bir sözüyle dağları yerinden oynatan vezirlerin veziri Nizamülmülk...
Aklıma Hasan Sabbah geliyor...İçimi bir hüzün,bir sıkıntı kaplıyor...Değer miydi diyorum bunca aldığın cana,akıttığın gözyaşına,İran'a saldığın acıya,kana,ateşe...
Ah Semerkant...Uğruna rubailer yazılan,canlar verilip,canlar alınan,baş tacı yapılıp,yere göğe sığdırılamayan,doğunun hem ağlayıp hem gülen yaralı kuşu...
Sen tarihe adını yazdıran,sen gönül insanı Hayyam'ı,sen adalet temsilcisi Nizamülmülkü,sen ateşler salan Hasan Sabbah'ı barındıran,yaşatan şehir...

Ismail Salma 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Amin maalouf bu kitabında Ömer hayyam, Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah'ın yaşadıgı dönemi anlatıyor. Alamut kalesini de en iyi şekilde anlatıyor. Gayet güzel beğendiğim bir kitap oldu.

Kitaptan 590 Alıntı

Sadettin TANIK 
29 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Denize düşüp kaybolan su damlası, toprağa karışan toz zerresi. Nedir bu dünyaya gelip gidişimizin manası? Fena bir böcek işte, bugün var yarın yok.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Selin 
 28 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır. ''

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
19 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bende içgüdüsel olarak devrimci bir ruh var ve her özgürlük savaşçısı beni kendine çeker.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
19 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Zamanın iki yüzü var. İki boyutu...
Uzunluğunu güneşin seyri belirliyor.
Derinliğini ise tutkular...

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
29 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitaplarda yer almış bir öyküdür. Üç arkadaştan söz eder. Derler ki: Binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır: Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyaya hükmetmiş olan Nizamülmülk ve dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
29 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan şarap içmek isteyince; sakisini ve keyif arkadaşını dikkatli seçer...

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Onur Erol 
15 Mar 20:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz.
Kuklacı Felek Usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.

Ömer Hayyam

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Derya Yalınkılıç 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okumak
Her şeyi okumak asla olası değildir. Her gün öğrenilecek nice yeni şeyler vardır.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Selin 
 26 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"... öyle bir an gelir ki tüm kararlar kötüdür; sorun, sonradan en az pişman olacağın kararı bulup seçmektir!"

Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 276)Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 276)
59 /