Semerkant

Semerkant

ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1

Hakkında

318 sayfa ·
saat
Tahmini okuma süresi: 9 sa. 1 dk.
Adı
Semerkant
Orijinal adı
Samarcande
Çevirmen
Tasarımcı
Basım
Türkçe · Türkiye · Yapı Kredi Yayınları · Ekim 2020 (İlk yayınlanma: 2004) · Karton kapak · 9789750810031
Diğer baskılar
Semerkant
Semerkant
Səmərqənd
"Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!" Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi...
Fiyatlar
mutsuz
fiyat bulunamadı

Okurlar

kadin
Kadın
% 69.6
erkek
Erkek
% 30.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş

Benzer Kitaplar

Notre Dame'ın Kamburu
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
İvan İlyiç'in Ölümü
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Kumarbaz
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Ve Dağlar Yankılandı
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Vadideki Zambak
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Oblomov (Ciltli)
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
8.3
10 üzerinden
12,3bin Puan · 1807 İnceleme
318 syf.
·
4 günde
·
5/10 puan
Unutmayın ki gerçekler her zaman önemlidir.
Merhaba, bugün bu kitabı biraz eleştireceğim. Katılan olur olmaz, bu yazıcaklarım bir ‘tarihçi’ olarak benim düşüncelerim. Semerkant romanı malum çok popüler bir kitap. Ben popüler olan kitapları pek okumayı sevmiyorum, ama bu kitabı İlber Hoca tavsiye ettiği için okuma gereği duydum. Eleştirime geçmeden önce kısaca kitaptan bahsedeyim. ~ Kitap, dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm ağırlıklı olarak Karahanlı dönemi, ikinci bölüm Selçuklu dönemi, üçüncü ve dördüncü bölümler ise yakın tarihin olaylarını ele alıyor. Tabi isminden de anlaşılacağı üzere İran coğrafyasının tarihi anlatılıyor. Kitapta, ilk iki bölüm itibariyle Ömer Hayyam ve onun yaşadığı dönem hikayeleştiriliyor. Üç ve dördüncü bölüm ise Ömer adını alan bir Amerikalı’nın Ömer Hayyam’ın eseri olan Rubailer’i bulma arayışını hikayeleştirilerek, İran’ın yakın tarihini aktarıyor. ~~ * Birinci eleştirim, yazarımız sanırım Lübnan’lı ve Fransa’da yaşamını sürdürüyor… yani yazarımız bir Arap :) İnsanların milli kimlikleriyle ilgili benim bir sorunum yok, ama bir çok Arabın Türklerle sorunu var! Yazarda da bunu gözlemledim bu kitapta. İlk bölüm ve İkinci bölüm itibariyle Selçukluları ve Selçuklu Hükümdarlarını çok küçük gösteren cümleler sarfediliyor. Alparslan ve özellikle Melikşah’ı tanımasak, vasıfsız kişiler olarak yutturacak bize Amin Maalouf! Özellikle Melikşah dedim çünkü Melikşah’tan söz edildiği yerleri dikkatlice okuduğunuzda yazarın Melikşah’ı ciddi anlamda gömdüğünü görebilirsiniz. Selçuklu Tarihinin en geniş sınırlarına ulaşan, koca Melikşah’ı, haremin oyuncağı haline getirmiş. Tamam tarihi roman yazmışsın, iyi hoş, çok güzel, ama yapma; tarihi bilmeyen insanlar bu romanı okuyunca koca Melihşah’ı senin anlattığın gibi pısırık,vasıfsız olarak tanıyacaklar. Hele o Alparslan ve halifenin kızıyla evlenme mevzusu neydi ya… “Git onlara de ki, bu imparatorluğu nasıl aldıysam, Bağdat’ı nasıl aldıysam, o kızı da alacağım!” s. 54 Bu konu hakkında fazla bir şey demeyeceğim çünkü çok komik… “Şu Türk’e de bak sen! Daha çadırından yeni çıktı! Düne kadar babası atası kim bilir hangi putun önünde secdeye varıp sancaklarına da hangi domuz suratlarını çiziyorlardı!” s.51 Şimdi… İslam öncesi Türklerde, domuz uğursuz,pis bir hayvan olarak görülürdü… domuzun yakınından geçicek bir Türk göremezsiniz. Öncelikle bunu söyleyeyim :) Putlara tapma olayına gelirsek, diğer milletlerin aksine İslam öncesi Türklerde böyle bir olay yoktur. Türkler bir çok farklı boya, kola ayrılıyor; bir çalışmam vardı Türk tipiyle alakalı, misal veriyorum sarışın, yeşil gözlü bir Türk tipi de mevcuttur, bizim bildiğimiz işte biraz daha çekik, buğday ten vs de… bazı boylarında belki bu görülmüş olabilir. Sonuçta İslamiyeti benimseyen Türkler olduğu kadar hristiyanlığı, yahudiliği vs benimseyen boylarda mevcut. En azından bunu Selçukluları oluşturan zümre için diyebilirim. Put mut bırak bu işleri sevgili Maalouf; Türkleri bütün bir kitap boyunca gömmüşsün, yalan yanlış bilgilerle! Bu tip cümleler çok mevcut. Bazılarını alıntı olarak profilimde paylaştım. Açıkcası alıntıları böyle tek tek ele alıp cümlelerdeki yanlış bilgi aktarımını, tek tek gerçekleriyle çürütebilirim, ama çok fazla var! Okumayı düşünüyorsanız eğer okuduğunuzda ciddi ciddi bir Türk düşmanlığı sezeceksiniz kitapta. Ben şahsen rahatsız olmadım ama çok gülünç buldum belki siz rahatsız olabilirsiniz ya da hiç anlamayabilirsinizde… ** İkinci eleştirim, yakın tarihi anlatırken biraz Amerikancı davranmış yazarımız. Ruslar,İngilizler vs kötü Amerika çok iyi! İran’ın yakın tarihine çok vakıf olmadığım için pek detaya girerek yorum yapamıyorum çünkü yanlış söylemlerde bulunabilirim. Yazarın aksine ben yanlış bilgi sunmaktan çekiniyorum :) Üçüncü ve dördüncü bölümle ilgili tek bildiğim yazarın Amerika’yı alttan alttan övdüğü. Bakın bunlar önemsiz detaylar gibi görünebilir, özellikle Amerika’yı övme mevzusu ama kitabı okuyanların bilinçaltına işlemiş oluyor anlattıklarını. Günümüzde zaten yapılan film ve dizilerde gençleri; Amerika’yı girdiği topraklara özgürlük kutsayan bir devlet,millet olarak kabul ettiriyorlar yeterince… Siz farkında olmasanızda bu kitabı okuduğunuzda, şayet bilmiyorsanız Selçuklular’ı, Alparslan’ı, Melikşah’ı ; Amin Maalouf’un tarif ettiği haliye tanıyacaksınız. Bu da bazılarına önemsiz gelebilir; anlıyorum, fakat unutmayın ki gerçekler her zaman önemlidir. Bu kitap her ne kadar roman olsada sonuçta Tarihi Roman. Tarihi romanlar, benim bildiğim, gerçek olan, olay veya şahsiyetlerin hikayeleştirilmesi, araya biraz hayal gücü katarak, okuyuca daha okunur bir hale getirerek tarihi sunmak. Ki şöyle kitapla ilgili yazılan bir iki incelemeye baktığımda yukarda bahsettiğim; yanlış bir kaç bilginin, bir çok okuyucu tarafından doğru olarak kabul gördüğünü gözlemledim. Yani bu kitabı okuyan çoğu okurumuz Amin Maalouf, nasıl tasvir ettiyse o şekilde biliyor; Selçuklu Tarihini,Alparslan’ı,Melikşah’ı … inanılmaz! Bizim milletimiz araştırmayı sevmez, internette bile yazılıp,çizilen her olaya,habere inanır. ~~~ Ömer Hayyam-Nizamülmülk-Hasan Sabbah üçlüsünün arkadaşlığı üzerine de bir iki eleştiride bulunabilirdim de kitabın büyük bir bölümünün temasını oluşturan bu üçlünün arkadaşlığının, bir rivayet hatta yalan olduğunu söyleyeyip; insanların hevesini kırmayalım :) Sadece bu konu üzerine de mantıklı bir açıklama yaparak, insanları aydınlatmakta fayda var sanırım. Nizam, Ömer’den 30 yaş daha büyük ve Hasan eğitimini Rey’de yapmıştır. Nişabur’da mektebe, medreseye gitmemiştir. Yazar. bu üçlünün arkadaşlık rivayetini, hikayeleştirerek romanı okunur kılmak için elbette kullanabilir; burdaki eleştirimde romanı okuyup, yazılan her şeye inanan okuyucuya. Velhasıl kelam bu kitap benim için sınıfta kaldı. Aslında daha düşük bir puan vermeyi düşünüyordum, ama yazarın hakkını vermem gereken bir nokta var; kitap çok akıcı. Boş vaktim olsaydı şayet bir kaç saat içinde bitirirdim heralde… Yazımı okuyan arkadaşlara, bu kadar uzun bir yazıyı okuduğunuz için, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Sağlıcakla,kitapla kalın.
Semerkant
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3/10 · 46,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.