Semerkant

8,5/10  (676 Oy) · 
2.281 okunma  · 
533 beğeni  · 
9.231 gösterim
Ömer Hayyam, Vezir Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah'ın yaşadığı; Büyük Selçuklu Devleti ile Karahanlı Devleti mücadelelerin ve mezhep kavgalarının olduğu 11. yüzyılda başlıyor. Baş karakter Ömer Hayyam'ın Semerkant'tan, Selçuklu başkenti İsfahan'a olan hikayesi ve Selçuklu politikalarındaki etkisi anlatılıyor. Bu öykü, Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının Hasan Sabbah'ın ajanlarının eliyle Alamut Kalesine taşınmasıyla bitiyor. İkinci uzun bölüm ise Fransız asıllı Amerikalı gazeteci Benjamin O. Lesage'in 20. yüzyıl'ın başında İran'a Şahlık rejimi dönemindeki ziyaretlerini ve bu sıradaki İran üstündeki emperyal politikaları anlatıyor. Kitap, Rubayiat'ın Titanik'te taşınırken batıp, kaybolmasıyla bitiyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2016
  • Sayfa Sayısı:
    318
  • ISBN:
    9789750810039
  • Çeviri:
    Esin Talu Çelikkan
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Suat 
 20 Oca 17:24 · Kitabı okudu · 7 günde · 8/10 puan

Kitabı elinize alıyor, birkaç sayfa çevirdikten sonra Edgar Allen Poe ismini görüyorsunuz ve ''Ve şimdi gezdir gözlerini Semerkant’ın üzerinde! Değil mi ki o yeryüzünün ecesi? Alıp tüm diğer kentlerin yazgı iplerini ellerine, çıkmamış mı hepsinin üstüne o mağrur?'' dizeleri ile karşılaşıyor ve başlıyorsunuz okumaya. Gerçekten de öyle miydi peki? Poe'nun Semerkant'ı şehirlerin kraliçesi olarak tarif ettiği ve diğer şehirlerden mağrur olarak gördüğü, Maalouf'un şehri dünyanın güneşe dönük en güzel yeri ve Büyük İskender'in şehri almaya geldiği zaman hayal ettiğimden daha güzelmiş demesi neden peki? Bu vasıfları barındıracak nesi var şehrin diyebiliyor insan. İpek yolunun kalbi, belki de eski romaya gidecek kadar tarihi olması, yıllardır farklı imparatorlukların ordularına ev sahipliği yapması, yıpranması, dökülmesi ve küllerinden yeniden doğması.Sayısız alim ve bilim adamının kendisini ispat ettiği ve farklı ülkere yelken açtığı bir yerdir ayrıca. Mimarinin en güzel örneklerini barındıran ve kültür merkezi olarak yıllardır sanata,kültüre,bilime,dine ev sahipliği yapmış bu şehirden bahsetmemek olmazdı. En sıradan bile olsa isminde bir sır vardır kitapların mutlaka. Bazen aklınıza gelen iki üç satıra bile isim vermek istersiniz de zorlanırsınız. Kitaplara isim vermek,verebilmek muhteşem birşey ve yüzlerce sayfayı yazmaktan daha zordur.Öyle derler ve diyorlar. O yüzden kitapları okumaya başlamadan önce isminin neyi çağrıştırdığını, ne anlatmak istediğini az da olsa öğrenmeye çalışır ve aldığım ipuçlarını okurken güzel bir şekilde kullanırım. Böyle yapmasam belki de Semerkant'ı Özbekistan'da değil de Türkmenistan'da biliyor olacak ve okurken büyük bir yanlış içinde olacaktım.

Amin Maalouf ile tanışmam Afrikalı Leo ile olmuştu ama yarım bırakmak zorunda kalmıştım. Hikayeleştirme tarızını sevdim yazarın.Çok sık olmasa da araya girip olaydan farklı düşüncesini bırakıp kaçıyor yazar. Ben hala burdayım diyor. Bundan sonra kısmen de olsa spoiler olabilir. Semerkant dört bölümden oluşuyor. İlk iki bölümü yoğun sınav haftamda bile iki üç gün de okumuş olsam da son iki bölüm ciddi anlamda yordu beni ve artık bitirsem dediğim yer oldu üç ve dördüncü bölümler. Kitap Ömer Hayyam'ı merkeze aldığı ve onu etrafında gelişen olaylar olduğu için en fazla ondan bahsetmek gerek diye düşünüyorum. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat eserini yazma serüvenini başından geçen olaylar, tanık olduğu savaşlar,mücadeleler ve yaşadığı aşk tabii ki. Semerkant kadısının kendisine verdiği özel nüshaya rubailerini yazması ve o nüshanın sonraki macerası.Şiire karşı çok bir ilgim olmamasına rağmen rubaileri okurken çok beğendim ve bazılarını alıntı olarak paylaştım. Hatta ondan sonra şiire karşı olan tabularımı yıkmak için bazılarını okumaya karar verdim. Hayyam'ın o güzel rubaileri sayesinde şiire karşı önyargılarım az da olsa değişti diyebilirim. Kitapta zaten Hayyam'ın o dönemde rubaileri yazarken kendisine yöneltilen eleştiriler ve önyargılar sık bir şekilde var. Kendisine ait olmadığı halde onunmuş gibi belirtilen rubailere de eleştirler mevcut. Kendisi o zamanlar da en fazla eleştirilen insanlardan birisi malum. Şu anda bile onu eleştiren ve onu çakırkeyf olarak gören insanlar bir eserini veya rubaisini alıp okuduklarını zannetmiyorum. Ben bile bir rubasini okurken mana dolu olduğunu anlayabiliyorum. Zamanında Mevlana'ya yapılan eleştiriler, düşmanlıklar Ömer Hayyam'a da yapılmış onu gördüm okurken. Çok fazla bir bilgim olmamasına rağmen ve Ömer Hayyam bilgim sadece bu kitaptan ve birkaç yazıdan olmasına rağmen Doğu'nun yetiştirdiği en büyük şair, bilim adam veya alim varsa bunlardan biri şüphesiz Ömer Hayyam diyebilirim.

İlk iki bölümde ayrıca Selçuklu Devletinde yaşanan taht olaylarını, mücadelelerini, Tuğrul Bey, Alparslan ve Melikşah isimlerini de görüyorsunuz. Tuğrul Bey'in kısır olduğu ve Alparslan'ın lakabını karı kılıklı olduğu belirtiliyor ama şüpheyle yaklaşıyorum tabii. Oryantalist bakış açısı ile yazılmış bir eser olduğu için bazı kısımlara şüpheyle yaklaştım. Ama fazla bir bilgim olmadığı için en kısa zamanda araştıracağım ve öğreneceğim konulardan birisi olacak. İkinci bahsedeceğim isim Nizamülmülk. Siyasi dehanın denince akla ilk gelen isimlerden, Nizamiye medreselerinin kurucusu o büyük insan. Bölümümden dolayı Nizamülmülk ismine yabancı değilim, kitabı Siyasetnameyi önceki yıllarda derslerde tartıştığımız, incelemelerde bulunduğumuz , sınavlarda çoğun zaman karşımıza çıkan bir isim. Kitapta Maalouf güzel bir tespit yapıyor ve bende sonuna kadar katılıyorum Machiavelli'nin Prens'i ile Nizamülmülk'ün Siyasetnamesi'ni karşılaştırıyor. Prens siyasette hayal kırıklığına uğramış ve her türlü iktidardan yoksun bırakılmış biri tarafından, Siyasetname ise imparatorluk kurucusunun engin tecrübeleriyle yazılmış bir eser. Benim için anlamlı birkaç yerden birisi oldu. Ama katılmadığım nokta şura ki Maalouf Siyasetname'yi Doğu'ya hitaben ele alıyor. Ama en az okuyanlar yine Doğu tarafı. Siyasetname dünyaya mal olmuş bir eser.

Son isim ise Hasan Sabbah. Şer şebekesinin kurucusu. Kitapta kurduğu örgütü neden ve nasıl kurduğu, amacının ne olduğu belirtiliyor. Ama Hasan Sabbah ve haşşaşinler konusunda daha fazla bilgi ve o süreci daha iyi anlatan kitap /Vladimir Bartol 'un Fedailerin Kalesi Alamut 'nu tavisye edebilirim. Semerkant'ta sadece bu üç kişinin bir arada olduğu kısa bir zaman dilimi var. Haşşaşinlerin bilindiği üzere uyuşturucu alarak eylemlerini yapmadıklarını ve onlar için tek uyuşturucunun bağnaz bir iman olduğunu sürekli pekiştirilerek bu imanın daha kuvvetli olduğunu yine yazar bir yerde müdahale ediyor. Ve bu üç ismin Hayyam, Nizamülmülk ve Sabbah'ın Nişabur'da birlikte eğitim aldıklarını yanlış bir bilgi olarak belirten ve doğruluğu çok zor olan bir rivayet olarak görür. Aralarındaki yaş farklılıkları, doğdukları ve eğitim aldıkları şehirlerin farklı olması üçünün aynı yerde eğitim aldığı bilgisini çürütüyor.

Okurken keyif aldığım yerler dediğim gibi ilk iki bölüm oldu. Söylenecek hala çok var ama ben sadece bu üç isimden bahsetmek istedim. İnceleme yaparken üstün bir gayret göstermiyorum sadece bilgisayarı açıp aklıma ne geliyorsa yazıyorum ve sonra okuduğum zaman kitabı tekrar hatırlamak istiyorum. Üç ve dördüncü bölümde ise Hayyam'ın kayıp nüshasının peşine düşen Amerika vatandaşı Benjami'nin ve Şirin'in aşkı ve yoğun bir şekilde anlatılan İran tarihi okurken sıkılmama neden oldu açıkçası. Rubaiyat'ın Titanikteki macerasıyla ilgili de sadece çok ilginç demek istiyorum. Rubailer sayesinde şiire karşı bakış açım kısmen de olsa değişti diyebilirim ve ilerleyen zamanlarda şiire karşı yapacağım hamleleri de sabırsızlıkla bekliyorum. Keyifli okumalar.

Osman Yüksel 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı. Az önce şimdiye kadar niçin bu kitabı okumadım diye kendimle küçük bir iç hesaplaşma yaşadım ve bundan sonra yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verip olayı tatlıya bağladım :) Öncelikle yazar tarihi gerçekleri müthiş bir kurgu içerisinde okura aktarıyor. Ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Melik Şah gibi tarihi karakterleri o kadar güzel ve etkileyici bir şekilde tasvir etmiş ki ; kendimi bu karakterler ile birlikte Semerkant sokaklarında buldum. Onlarla yedim içtim, onlarla gezdim, onlarla sevip onlarla üzüldüm. Özetle roman çok iyiydi tavsiye ederim. :)

fatma 
06 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir kitap ne kadar mühim olabilirdi ki?Peki onu bu kadar mühim kılan neydi?Ömer Hayyam,Nizamülmük ve Hasan Sabbah.Neydi bu üç adamın ortak noktası?Rubailer,bir devler yönetimi ve Haşhaşiler...Tüm bunların birleşimi ile oluşturulmuş Semerkant'ta başlayıp Titanik'te son bulan sürükleyici bir öykü.Okudukça büyüsüne kapılmamak neredeyse imkansız.

Ismail Salma 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

Amin maalouf bu kitabında Ömer hayyam, Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah'ın yaşadıgı dönemi anlatıyor. Alamut kalesini de en iyi şekilde anlatıyor. Gayet güzel beğendiğim bir kitap oldu.

Firuze çicek 
25 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hayyam hakkında yapılan olumsuz eleştirilerden sonra bu kitabı okumak iyi geldi. Şarapla ilgili eleştiriler söylediği sözlerin yanlış yorumlanmasını kitaptadır açıklıyor. Sanki iki zıt fikirli insanı bir araya getirip, olacakları seyrediyormuş gibi geldi bana. Kötü olduğunu bilse bile o anda ihtiyacı olana yardım ediyor, sonra neler olacak seyrediyor. İtikat ve tevekkülde üst noktada yaşıyor. Bu da bize"görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler" sözünü getiriyor akla. Rubai'siyle biliniyor ama, bilim alanında yaptıkları geç farkedilmiş, bir alim. Allah'a olan itikatı yaşadıkları karşısında sağlam duruşu örnek bir kişiliği olduğunu gösteriyor.
Kitaba gelince anlatım güzel, akıcı,anlatılan yerleri geziyormuş gibi hissettiriyor. Üçüncü kitap bölümünden sonra biraz kopuyorsunuz kitaptan. Tarihi bilgilerde bir karmaşa var gibi geldi. Okunmalı.

Emine Acarer Sarı 
 28 Şub 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 9/10 puan

Amin Maalouf'un Afrikalı Leo'dan sonra okuduğum ikinci eseri... Afrikalı Leo'yu okurken çok beğenmiştim ama Semerkant daha da sürükleyiciydi. Tuğrul-Çağrı Beyler, Alparslan, Melikşah, Nizamülmülk, Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve kesişen yollar... Hepsinin dünyaya bakış açışları farklı ve kendinizi bu karakterlerin bakış açılarıyla Iran sokaklarında gezerken buluyorsunuz. Kitap iki ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Ömer Hayyam'ın yaşamı ve Rubaiyyat'ı yazma evresi (Ben bu bölümden çok keyif aldım), ikinci bölümde ise 19. yy'da Bir Amerikan vatandaşının Rubaiyyat'ın tek nüsha yazma eserini bulma maceraları ile kendini bir anda Iran siyaseti içinde bulması. Macera nerede mi sonlanıyor, Titanic'te. Kısacası bu kitapta her şey var. Kitap bitti ve şimdi bu kurgunun gerçekliğiyle ilgili araştırma yapma ihtiyacı hissediyorum. Tavsiye edilir.

Şeyma 
12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Okuduğum ve beğenmediğim Anayurt Oteli'nden sonra böyle kaliteli bir eserle buluşmak beni mutlu etti açıkçası. Şairler ve Aşıklar, Haşşaşiyûn Cenneti, Bin Yılın Sonu, Denizde Bir Şair olmak üzere dört ana bölümden oluşuyor kitap. Ilk iki kısım diğer kısımlara nazaran daha hoş bir etki bıraktı bende. Kitabın konusu Amerika vatandaşı Benjamin Omar Lesage'in efsane şair Ömer Hayyam'ın yazma eserine ulaşmak için verdiği mücadele etrafında şekilleniyor. Bu mücadele anlatılırken yazar okuyucuyu tarihin derinliklerine çekip; Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk ile tanıştırıyor. Efsane bu üç isim arasındaki alaka daha akıcı ve etkileyici anlatılamazdı. Yaşadığı anın tadını almaya çalışan ve bunun yanı sıra ilmi meselelerle alakadar olmaktan zevk alan Ömer Hayyam; din, tarih, felsefe ve gök bilimine dair her şeyi okuyup zihine nakşetmiş Hasan Sabbah; devlet yönetiminde söz sahibi olan, devrinin en maharetli devlet adamı Nizamülmülk. Tarihte farklı etkiler yapmış bu üç ismi Amin Maalouf'tan dinlemek apayrı bir tad bıraktı zihnimde. Olaylar aktarılırken aralara serpiştirilen Hayyam dizeleri okuyucuyu hem düşündürüyor hem de ruhunu besliyor. Insan bu dönemleri okurken gerçekte var olduğu zamandan kopuyor. Olayların yanı sıra şehirler o kadar güzel tasvir edilmiş ki bir ara Semerkand'a, bir ara Merv'e, daha sonra Alamut'a, Nişabur'a, Tebriz'e doğru kanatlanıyorsunuz. Son iki bölümde yazar İran'ın bağımsızlık adına verdiği mücadeleye, yakın tarihe taşıyor okuyucuyu. Ailesinin Ömer Hayyam'a duyduğu alakadan dolayi onun ismini de alan ve bütün bu olaylara aktif veya pasif bir şekilde dahil olan kahramanımızı sürpriz bir son bekliyor. Hiç bitmesin deriz ya bazı kitaplar için, işte Semerkant benim için o kitaplardan biriydi. Okuyun, okutturun derim. :)

Merve 
12 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, Nizamülmülk üçlüsünü anlatan okuduğum sırada araştırma yapma ihtiyacı hissettiğim bir kitap. Bana bir şeyler katıtğını düşünüyorum çünkü kitap sayesinde yaptığım araştırmalar sonucunda o dönem hakkında ve anlatılan karakterler hakkında bilgi sahibi oldum .Okuduğum kitapların beni öğrenmeye sevk etmesini seviyorum yani kupkuru kurgudan ibaret olan eserlere yeğ tutarım bunları. Kitabın içeriğine değinecek olursak : Özgün bir yapısı var Ömer Hayyam hakkında anlatılanların ne kadarı gerçek bilemiyorum ama İran' da yapılan savaş İran halkının çektiği zorluklar Nizamülmülk ve Hasan Sabbah arasındaki rekabet... Hepsi çok iyi idi. Okumayı düşünenlere keyifli boll araştırmalı ;) okumalar dilerim...

Muharrem Armağan 
25 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitap ne tamamen tarihi çarpıtmış diyebilirim ne de birebir tarihi anlatmış diyebilirim öncelikle kitabı okurken sık sık nettende tarihler ve olaylar hakkında araştırma yaptım bazı arkadaşlar gerçek tarihle hiç alakası yok yazmışlar ama özellikle Hasan El Sabbah, Nizamül-Mülk ve Ömer Hayyam'ın sınıf arkadaşı olduğu ve birbirlerine kim zengin ve şan şöhret sahibi olursa diğerlerine yardım edeceklerine dair yemin ettikleri gibi bi bilgi vardı ama kitapta da anlatıldığı gibi aralarındaki yaş farkı ve farklı yerlerde okumaları bu tezi çürütüyor Wikipedia'de tam olarak aynı medresede okuyup okumadıkları muamma olsada özellikle yaş aralıklarına baktığımız da Hasan El Sabbah'ın yaşı tam olarak bilinmese de Ömer Hayyam ve Nizamül-Mülk'ün aralarında 30 yaş vardır. Bunun dışında Ömer Hayyam ile ilgili daha önce fazla bi bilgim yoktu yani sadece şiir yazdığını ve şarhoşluğu övdüğünü biliyodum genel olarak ama şairliğinden önce matematikçi, filozof ve astronom olduğunu bu kitapla öğrendim bu yönden kitabın çok faydası oldu diyebilirim. Bundan sonra en merak ettiğim insanlardan olan Hasan El Sabbah'ın hayatıyla ilgili bikaç kitap okumayı da düşünüyorum. Yazarın anlatımına diyecek yok araştırmayı da seviyorsanız araştırarak okunması gereken çok güzel bir kitap günümüze geldiğiniz bölümlerde biraz sıkılsanızda genel olarak baktığımızda kesinlikle okumanızı tavsiye edeceğim kitaplardan.

Ahmed Yasir Orman 
09 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitap Ömer Hayyam'ın rubai kitabı üzerinden gidiyor. Ömer Hayyam'ın anlatıldığı bölümler güzel ve akıcıydı ama 19. yüzyılda geçen vakitlerde sıkıldım biraz zorla okur gibi oldum. Bu kitabı sakın tarihi bir şeyler öğrenmek için okumayın. Çünkü içindeki çoğu şey yalan. Tabi roman olduğu için de çok önemsememek gerek. Sonuçta yazar sürükleyiciliği artırmak için kurgu yapmak zorunda kalmış. Bunu dememin sebebi bazı yorumlarda bu bilgileri doğru zannedenler olmuş. Kanımca tarihi, romanlardan öğrenmemek gerek.
Kitabı ilk okumaya başladığımda tamam dedim bu yazar tam bana göre. Ama 2. bölümden sonraki sıkıcı yerlere geldikten sonra belli bir süre bu yazarı okumamaya karar verdim. Bu dediğime bakmayın gene de okuyun derim. Yazar kitapta o zamanların atmosferini iyi yansıtmış. Teknolojinin olmadığı yılları anlatan kitapları seven biri varsa alıp okusun.

Kitaptan 311 Alıntı

Sadettin TANIK 
29 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Denize düşüp kaybolan su damlası, toprağa karışan toz zerresi. Nedir bu dünyaya gelip gidişimizin manası? Fena bir böcek işte, bugün var yarın yok.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Selin 
 28 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

''Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır. ''

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
19 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bende içgüdüsel olarak devrimci bir ruh var ve her özgürlük savaşçısı beni kendine çeker.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
19 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Zamanın iki yüzü var. İki boyutu...
Uzunluğunu güneşin seyri belirliyor.
Derinliğini ise tutkular...

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Sadettin TANIK 
29 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan şarap içmek isteyince; sakisini ve keyif arkadaşını dikkatli seçer...

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Suat 
15 Oca 15:27 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Şu anda bu şehirde bizim gibi birbirine kavuşmuş, kucaklaşan kaç aşık vardır dersin."

Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 47 - Yapı Kredi Yayınları)Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 47 - Yapı Kredi Yayınları)
Sadettin TANIK 
29 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitaplarda yer almış bir öyküdür. Üç arkadaştan söz eder. Derler ki: Binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır: Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyaya hükmetmiş olan Nizamülmülk ve dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Derya Yalınkılıç 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okumak
Her şeyi okumak asla olası değildir. Her gün öğrenilecek nice yeni şeyler vardır.

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Selin 
 26 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"... öyle bir an gelir ki tüm kararlar kötüdür; sorun, sonradan en az pişman olacağın kararı bulup seçmektir!"

Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 276)Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 276)
32 /