Adı:
Babalar ve Oğullar
Baskı tarihi:
Şubat 2021
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944885454
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ottsı i Deti
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Babalar ve Oğullar, ortaya koyduğu sorunu, Rusya'nın düşünsel gelişimi içindeki kuşaklar çatışmasına ad olarak taşıyan eser, iki üniversiteli gençle (Arkadi ile Bazarov) aileleri arasında geçen günlük ilişkilerden oluşur. Önce Arkadi'nin evine konuk gelen gençler (baba Nikolay Kirsanov, metresi Feniçka, amca Pavel Kirsanov) Bazarov'un tümüyle inançsız inkârcı ve kuşkucu tutumuyla (nihilist) belirli bir tedirginlik yaratırlar. Komşu kenti ziyaretlerinde başlayan Bazarov-Anna aşkı kısa sürede körelir.
264 syf.
·31 günde·8/10 puan
Ivan Sergeyeviç Turgenyev evet bu yazar diğer Rus yazarlarının yanında sönük kalsa da dünya edebiyatına katkısı yadsınamaz bir gerçek.

Kitaptaki Arkadi ve Bazarov karakterleri ile bizdeki olduğu gibi gençlik ve aileleri arasındaki kuşak çatışması işlenmiş. Bu yönüyle evrensel meseleler taşıyor. Belki de herkes kendinden birşeyler bulduğu için popülerlik başlıyor. Bazarov bir nihilisttir. 19.yüzyilda Rusya'da özellikle gençler arasındaki entelektüel bir akımdır Nihilizm. Kitabı bu çerçevede okursanız daha keyif alırsınız. Sayfa sayısı orta denecek bu eser fazla yormadan sizi sona götürüyor.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
271 syf.
·2 günde·9/10 puan
Babalar ve Oğullar kitabını YouTube kanalımın kitap okuma grubunda onlarca kişiyle birlikte okuyup tartıştık: https://youtu.be/Fqbb6LqTkFI

Madem 23 temmuz doğum günümdü, kendi hediyemi ailem hakkında hislerimi anlatan bir kitap incelemesi yazarak vermek istedim.

Nedir ki doğum günü dediğin? 365 gün boyunca 365 defa büyüyüp her gün doğarken bu gelişiminin tek günle sınırlandırılması değil mi? Peki, nedir ki hayat dediğin? Seçiminin dışında bir coğrafyada, bir bedende, bir cinsiyette, bir yılda doğup da sürekli seçimler yapmak zorunda bırakılmak değil mi?

Bu incelemenin yorumlar kısmında aileleriniz hakkındaki düşüncelerinizi de duymak isterdim. Çünkü farkında mısınız bilmiyorum, aileleriniz hakkında hiç konuşamadık bugüne kadar. Fakat sizin düşüncelerinize değer veriyorum ve bizi büyüten ailelerimiz hakkında sizin neler düşündüğünüzü, evinizde neler yaşadığınızı merak ediyorum. Bu incelemenin sadece kitap özeti gibi yazılmış olmak için değil, sizlerin her birinin varoluşlarının ve doğumlarının değerli olduğunun farkına varılarak bir iç döküş şeklinde her zaman var olmaya devam etmesini istiyorum. Esas benim değil, sizin doğum gününüz kutlu olsun. Çünkü bu yazıyı kendi şimdiki zamanlarında okuyan sizler olmasaydınız, karşılıklı içselleştirmelerimizin de bir değeri olmazdı.

Dedim ya, bugüne kadar hep birey olarak tanıdım sizleri. Oysaki bizim varlıklarımızın atmosferi olan ve bizi bugünlere kadar getiren anneler ve babalar varken, biz de onların en değerli varlıklarıyız en nihayetinde. O zaman nedir düşünceleriniz aileleriniz hakkında? Seviyor musunuz onları yoksa çok mu ayrı düşüyorsunuz kuşaklarınızın çatışması yüzünden?

Mesela bu kitaptaki Bazarov adlı baş karakter Batıcı, nihilist ve ilerleme yanlısı olduğu için Rus milliyetçiliğine ters bir tutum sergilerken, Bazarov'un arkadaşının ailesi ise bunun tam tersi. Yani milliyetçi ve Batı karşıtı bir tutum sergileyip Puşkin'in kitaplarından örnek veren bir aile. İşte tam da bu kuşak çatışması yüzünden bugün bu kitaba inceleme yazmak istedim.

Kendi ailemi anlatayım biraz size. Gün içinde pek çok konuda zıtlığa düşeriz onlarla. En basit örnek olarak onlar vakitlerini genelde televizyon izlemekle geçirirken ben kitaplarla geçiririm. Babam siyaset ve tartışma programlarını severken, ben hiçbir sonucu olmayan muhabbetleri sevmediğim için onları izlemek istemem. Hatta sırf öyle yapmadığım için bazen azar da yerim. Annem ise pek çok Türk dizisi izlerken, onların bana hiçbir katkı sunmadığını düşündüğüm için izlemem. Evde gözlerinin önünde büyüyen ve içinde yüzlerce kitap olan bir kitaplık olmasına rağmen bir insan nasıl olur da bu kitaplığın içindeki kitaplardan bir tanesini bile merak etmez? Siz de ailenizle böyle bir zıtlık yaşıyor musunuz arkadaşlar?

Ama işte hayat da böyledir ya, insan gerek ailesiyle gerekse de kendi benliğiyle yaşadığı çelişkilerle, zıtlıklarla birlikte doğmaya devam eder her gün. Belki benim de her 365 gün yeni bir benlik kazandığımı düşünmem bundan dolayıdır. Belki ben de bu yüzden sürüleşen ve samimiyetlerinden uzaklaşan, kendisi olmaktan ödün verip de herkese kalıp misali davranışlar içerisinde bulunan, yapay davranışlardan tiksinen ve her şeye eleştirel yaklaşmaya çalışan bir insan olmuşumdur Bazarov gibi.

Bazen ben de Bazarov gibi çelişkilere düşüyorum ama kendimle, aşkın saçma bir şey olduğunu söyleyip yeni aşklarda buluyorum kendimi. İspanyol yazar Miguel Unamuno da "Yaşam bir çelişkidir" demiş mesela. Onun da evet ile hayır diyen kalbinin bir çelişkisi varmış, sürekli inanmak ile inanmamak sorunu arasında kalmış, ruhun varlığı yokluğu ve ölümden sonraki bilincin varlığı yokluğu arasında kaldığı çelişkiler yaşamış hayatı boyunca. Bizim de bilincimiz ailelerimizin bilinciyle hiç çelişmiyor mu arkadaşlar?

Ne olursa olsun hem anneler hem babalar hem kızlar hem de oğullar iyi ki varlar. Hem yanlış ve suçlu olanın anneler ya da babalar olmadığını düşünürüm ben. Bazarov da böyle düşünür. Yanlış olan şey, bizim seçimlerimiz ve tutkularımızdır. Dünyayı olduğu gibi kabul etmek gerekir işte bu yüzden. Doğru olan şeyler kadar yanlış olan seçimlerimiz de bizi yeniden doğurur çünkü. Verimli zaman geçirmek için zamanı boşa harcama bilincinin gerekliliği gibi insanın iyi ki doğduğu bilincine ulaşması da onun kötü ve gereksiz insanlarla muhatap olduğu bilincine bağlıdır bence.

Film yönetmeni Frank Capra'nın Şahane Hayat filmindeki George da bütün yaşadığı sorunlardan sonra yaşadığı hayattan pişmanlık duyup "Keşke hiç doğmasaydım!" demişti. Peki keşke hiç doğmasa mıydık gerçekten de? Hiç doğmasaydık kim okuyacaktı bu değerli yazarların kitaplarını? Hiç doğmasaydık kim verecekti hak ettikleri değerleri bu yazarlara? Hiç doğmamış olsaydık ailelerimizle yaşadığımız kuşak çatışmalarından sonra nasıl kendi varoluşlarımızı ve zevklerimizi bulacaktık? İyi ki doğmuşuz, birimiz değil, hepimiz!

Umutsuzluğu bırakıp "İyi ki doğdum" farkındalığını sağlayacak insanlarla, amaçlarla ve hayallerle birlikte olabilmemiz gerekiyor. Kendimiz ve bireysel başkaldırımıza yardım edecek bir umut kaynağı bulmamız gerekiyor. Bu herhangi bir kitap da olabilir, bir köy okuluna kitaplar yollamak da olabilir. Sonuçta Wilhelm Reich'in de dediği gibi "Hayatımıza sevgi, çalışma ve bilgi egemen olmalıdır, çünkü bunlar yaşamımızın tükenmez kaynaklarıdır." Hayatımda kullandığım ilk tükenmez kalem bile tükendiğinde anneme sorduğum "Anne, bu kalemin adı niye tükenmez kalem?" sorusuna "Lafın gelişi o oğlum." cevabını almam da belki hayatımı sadece lafın gelişi olarak yaşamamam konusunda bir uyarıydı, kim bilir?

İyi ki doğmuş işte Bazarov da, Turgenyev onu tasarlamasaydı ve ben de bu kitabı kendi kitap okuma grubumla birlikte okumasaydım kendimi bu kadar yakın hissedeceğim kimse olmayabilirdi belki de bugün. Ben ise her geçen gün yeniden doğuyorum. Gündüzlerime gece, duygularıma ise düşünce katmayı öğreniyorum. Bir dört duvar içerisinde kuşakları çatıştırıyorum. Var oldum ve her gün var olmaya devam diyorum. Doğdum ve her gün doğmaya da devam ediyorum.
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (7,1bin Oy)7,1bin beğeni26,1bin okunma27,6bin alıntı188,9bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (4.194 Oy)4.420 beğeni16,8bin okunma26,7bin alıntı90,7bin gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (4.723 Oy)5,4bin beğeni17,3bin okunma34,5bin alıntı138,8bin gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.2/10 (8,8bin Oy)8bin beğeni32,4bin okunma45,8bin alıntı188,1bin gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.2/10 (5,4bin Oy)6,1bin beğeni16,6bin okunma74,3bin alıntı254,6bin gösterim
  • Martin Eden
    9.2/10 (12,4bin Oy)17,8bin beğeni31,6bin okunma79,2bin alıntı398,1bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (7,2bin Oy)6,7bin beğeni30,6bin okunma17,7bin alıntı164,8bin gösterim
  • Sokrates'in Savunması
    8.6/10 (6,4bin Oy)6,4bin beğeni26bin okunma24,9bin alıntı429,4bin gösterim
  • Denemeler
    8.7/10 (7,1bin Oy)7,6bin beğeni29,4bin okunma90,3bin alıntı134,7bin gösterim
  • Beyaz Diş
    8.6/10 (9,4bin Oy)9,1bin beğeni38,1bin okunma16bin alıntı286,7bin gösterim
279 syf.
·8/10 puan
Yıl 1861. Puşkin ve Gogol'un yoğun etkisinde olan bir Rus edebiyatının olduğu,İslavcılar ile Liberallerin çarpıştığı yıllar. Dostoyevski'yi bile Dostoyevski yapan Suç ve Ceza'nın yayınlanmasına daha beş yıl var. Nietsche 17 yaşında. Yalnız etnik olarak Rus hissiyat olarak Alman bir Turgenyev var. Ki bu adam daha Avrupa da bile o kadar etkin olmayan Nihilizmin üzerine, hem de Rus topraklarında bir roman yazar. Babalar ve Oğulları.

------Metnin devamı, eserin kurgusuna yönelik önemli ipuçları içermektedir-----

Rus edebiyatı ile ilgili olanlar Turgenyev'in görüşlerini, hayatını genel olarak biliyorlar. Bu romanda da hayatından kesitler var. Batıcılığı, Nihilizmi, Alman hayranlığı, kadınlarla olan ilişkileri, Tolstoy ile düellosu Vs. Roman yazıldığı dönemde büyük ses getirmiştir. Romandan sonra gençler arasında Nihilizm hızla yayılmıştır. Bu hızlı yayılışı etkisini yaklaşık 10 yıl sonra yazılacak Dostoyevski'nin Ecinnilerinde net olarak görülecektir. Tabi bu etkilerin yanında çokca da eleştiriler gelmiştir. Eleştirilerin en önemlisi ise Turgenyev'in romana bir son bulamadığı, bu yuzden baş karakteri öldürerek bitirdiğidir. Kanaatimce Turgenyev kesip atmaktan ziyade hiçliği savunan ve bir hiç olan bazarov'u, hiçlikle sonuçlandırmıştır.

Her ne kadar yıkıcı düşüncesini benimsemesem, romanın karakterini Nihilizmi kural olarak yaşayan biri olarak görsem de; bir uç nokta olarak kendi düşüncelerini savunan ve bunu korkusuzca dile getiren Turgenyev'i gönülden kutluyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
312 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Selamlar ola sizlere köy yerinde su kuyruğuna girmiş Düriyeler ve kahvehane müdavimi çiki çiki Memişler .. Nassınız iyisiniz işşşallah ! Ben çok iyiyim ..Sizler de iyi olasınız .. Kış geliyor .. Aman dikkat ! Gördüğünüz üzere sizlere bugün köy yerinden seslenmeyi uygun buldum .. Neden diyecek olursan okumaya devam et diyeceğim .. Pek tabii her incelemede olduğu gibi bu incelememizi de sponsorlar vasıtasıyla yapmaktayız .. Nedir onlar diyecek olanlar vardır aranızda .. Olur olur .. İlk defa denk gelmiştir .. Efenim 5 kutu "KT" , yanında Peyman "KAVRULMUŞ TUZLU FISTIH" ve backgrounda çakılı loop a alınmış Davaro OST..
https://www.youtube.com/watch?v=IfYp1cPtukE (MÖHTEŞ!)

Hemen yasal uyarıyı yapayım da el ovuşturanları sevindirmeyelim .. Alkol içmeyin sevgili genç kardeşlerim .. Zaten kutusu 14 lira olmuş .. İsteseniz de içemezsiniz ya ..KOH KOH KOH !!! =)) AMAN diyeyim ben yine de ..

Efenim ben söylemekten bıktım sizler de duymaktan bıktınız .. Biliyorum ! Ne okursanız okuyun ama okuduğunuz kitabın içinde yer alan olayların geçtiği dönemi muhakkak ama muhakkak araştırın .. Pek tabii ben böyle diyorum ama siz yine de okumayacak ya da araştırmayacaksınız .. İşte sizler bu yolu seçeceğiniz için ben sizler yerine okudum ve araştırdım .. Sizler için kaleme alayım dedim .. Bu kitabı , "Leblebi koydum tasa , el vurdum basa basa" zihniyetiyle okursanız soğan - sarımsak olur sonunuz .. Herkes kemerini bağladı .. Startı veriyorum ..

Sevgili caniko .. Bu incelemeyi burlara kadar dayanıp okuduysan bil ki sen de bizdensin .. Sen de edebiyata gönül verenlerdensin .. Kendim yazmıyorum , edebiyattan da para kazanmıyorum ve edebiyattan anladığımı da iddaa etmiyorum ama okuduğum yazarlardan gözlemlediğime göre , edebiyat bir var olma biçimi .. Bir tutku ..Bugün yazarlık bir meslek ama her zaman böyle değildi .. Ne mi demek istiyorum ?

Tıpkı Aziz Nesin (BABALARIN BABASI!) gibi , tıpkı Jack London gibi , tıpkı faşizme dur çekmiş Remarque gibi , tıpkı adı ölüm listelerine iliştirilen Eduardo Galeano gibi , tıpkı hayatı ellerinden alınan Wolfgang Borchert ya da Sabahattin Ali gibi farklı yollardan geçenler de var .. Bunlardan biri de Turgenyev ..İşbu Turgenyev , Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndaki görevinden dönemin en etkili eleştirmenlerinden biri sayılan Belinski 'nin gazlaması sonucunda istifa edince, "karadul kılıklı" anası Varvara Petrovna 'nın hışmına uğruyor .. Petrovna alttan giriyor , üstten çıkıyor , baktı ki baş edemicek oğluyla ; bir mektup yazıyor katranlısından .. Ve soruyor : "Sen" diyor , "demek yazar olmak istiyorsun.Peki bu kibar erkeklere yakışan bir meslek mi sence?" Hızını alamıyor ve devam ediyor : "Bir centilmen , kağıt karalayacağına , devlete hizmet ederek isim yapmalı." Yani diyor ki : Ey sen gavurlar gavuru sefil Turgenyev .. Yemedim yedirdim , içmedim içirdim .. Saçımı süpürge ettim .. Sütümü helal etmem sana ..Gelgelelim bizimki idealist .. Koymuş kafasına bir kere .. Lakin Varvara' ya da hak vermek lazım el frenini çekmek suretiyle .. Çünküm o dönem batıda durum bu ! YAZARLIK MESLEKTEN SAYILMIYOR kardeşim .. Sayılmadığı gibi soylulara , asillere de yakıştırılmıyor .. Misal o dönemin mihenk taşı , sofralardaki arabaşı(YOZGAT!) Lord Byron dahi safi bu sebepten dolayı şiirlerinin yayın hakkını çevresine , eşe dosta bağışlayan isimlerden ...

Biz yine Turgenyev' e dönelim cicim .. Turgenyev'in kararından vazgeçmemesi ile Varvara Petrovna para musluklarını kapatıyor ve Turgenyev için "İÇ SOĞUK SULARI GÖR GÖTÜM YOLLARI" turnesi start alıyor .. Şaşırmayınız ! Vaziyetler nazik o dönem... Bu kapatılan para muslukları ile gurbet ellerde Turgenyev neler yaşıyor varın siz gelin düşünün ey kukumanjerolar .. Bununla beraber devlet görevinde yer almayıp sanata yönelen , başka bir deyişle sanatı gelir kapısına dönüştüren ilk "soylu" isim büyük Rus şairi PUŞKİN .. Bu da ek bilgi olsun =P Ben daha ne edem gardaş !?!?!?

Turgenyev'in anasından söz ederek devam edecek olursak , bu gaddar kadının normal yaşamdaki davranışlarının Turgenyev'in yaşamıyla beraber eserleri üzerinde de büyük etkisi oluyor .. Turgenyev'in şiddete dayalı eğitim ile çiftlikten firar etmesi ve annesinin , çiftlikte çalışan bir "ölü canın" köpeğinin çok havladığı sebebiyle ölüm emrinin işbu kadın tarafından verilmesi .. Köylüleri eserine hammadde yapan Turgenyev 'in satırlarındaki ilgiyi sadece annesine bağlamak da doğru olmaz pek tabii .. Daha öncesinden de köy hayatı ve köylülere ilgi duyan bir isim .. Öyle ki , yazdığı pek çok eser sonrasında trenle Orel'den Moskova' ya giderken yanına yaklaşan iki köylünün , " tüm köylüler adına" kendisine teşekkürlerini sunmalarını , "hayatının en onurlu anı" olarak değerlendiren isim de Turgenyev ...
Neyse efenim .. Tüm bu olanlara mukabil ,gelişen toplumsal muhalefet ile Rus yazımında ve güncel siyasette köylülere daha fazla önem verilen bir dönem de gelip çatıyor o dönemlerde ve 1874 yazında binlerce öğrenci üniversite hayatını bırakıp yabana yani kırsal kesimlerde yeni bir hayat kurmaya gidiyorlar ...Pekçoğu taşınmazlarını yani evlerini , bundan böyle ihtiyaçları olmayacağı gerekçesi ile elden çıkarıp köylüler gibi giyinip , köylüler gibi konuşmaya çalışıyor.. Onlara , yani bu öğrencilere göre köylüler, "doğal sosyalistler" o dönem .. Kendilerini de Narodnik yani POPÜLİST olarak tanımlıyorlar...

Tüm bunlar iyi güzel de .. O dönem şehir hayatını bırakıp gelen gençler, ne oradaki köy hayatına uyum sağlayabiliyorlar ne de oradaki köylüler onlara.. Yün yorganların yerini saman , sabah kahvaltısındaki 5 çeşitin yerini tatsız tutsuz çökelek alınca neşe kaçıyor haliyle ... Öğlen yemeklerinde tavuk suyuna şehriye çorbası içen bünyeler ,lahana çorbasıyla tanışınca "ulan acep yanlış mı ettik biz" kıvamında görünmez içi helyum dolu düşünce baloncukları yükselmeye başlıyor kafalardan.. Yine de umutlu öğrenciler yılmıyorlar köylüyü yani mujikleri aydınlatmaya çalışarak.. Ve sürekli şu cevabı da alarak : ÇAR OLMADAN NASIL YAŞARIZ BİZ ?

Bilmem tanıdık geldi mi ?!?!?( "OSMANLI EVLATLARI" ELİME MUM DİKSİN !! =))) )

Tüm bunlarla nereye varacaksın dersen şekerim cevabım şudur sana : Bükemler ve Pelinsular ile Übeydelerin - Abdullahların , YOZGAT İLE PARİS'in savaşıdır bu .. PARİS 'i YOZGAT' a GÖTÜREMEYİNCE , YOZGAT 'ı PARİS' e GÖTÜRMEYE KALKIŞAYAZMAKTIR .. Babalar ve Oğullar ,( ki bu da yanlış bir ceviridir .. Aslı BABALAR VE ÇOCUKLARDIR ) adı altında okuduğunuz bu roman işbu sözünü ettiğim iki kesimin kuşak farkından kaynaklanan savaşımının totalidir esasen ..Roman içerisinde biz bu çatışmanın bir cephesini ,nihilizm sosuna bandırılmış ve yeni nesli temsilen ringe çıkmış Bazarov' un gözünden izleriz .. İnceleme de sadece bu paragraftan ibarettir ..

Unutmuşum .. Genelde bu tarz incelemelerin altına akılda kalıcı olması adına bir de parça iliştirirdim .. Geç oldu ama sürekli eleştirdiği aristokrat çevreden bir "bağyana" sevdalanan ve çıkmazlara sürüklenen Bazarov için gelsin ..

"Küçüksün küçücüksün açmamış tomurcuksun
Sevda senin neyine daha sen bir çocuksun!"

https://www.youtube.com/watch?v=mWygh1vTzbw
288 syf.
·Puan vermedi
İki kuşak, iki farklı bakış açısı... Turgenyev; toplumun muhafazakar, değer yargıları olan, gelenekçi, romantik kesimiyle onların nihilist, daha bireyci, yeniliklere açık çocukları arasındaki kuşak çatışmasını çok güzel işlemiş. Bir benzerinin de ülkemizde gerçekleştiğini düşünüyorum. Hatta toplumdaki kutuplaşmanın siyasi partilerden ziyade nesiller arasındaki görüş farklılıklarından meydana geldiğini düşünüyorum.

Karakterlerden Bazarov güçlü kişiliği olan, sorgulayan, otorite kabul etmeyen birisi. Toplumsal değerlerden kendini soyutlamış, gururlu biri.. Yakın arkadaşı Arkadey ise biraz onun etkisinde kalsa da bu dönüşümü yaşamakta zorluk çeken bir karakter.

Rus toplumunu bir karakter üzerinden anlatan Oblomov'a benzeyen bu romandaki fark bunu 2 karakter üzerinden yapması. Nasıl ki insanlar zor değişir, alışkanlıklarından vazgeçemez, ağır bir dönüşüm yaşar, toplum da öyledir. İşte Arkadiy tam da onu temsil ediyor. Evet toplum değişiyor ama bu radikal olmuyor. Çünkü bunun için bedel ödenmeli. Bazarov, bu uğurda sevdiği kadından bile vazgeçen birisi. Kimse böyle bir bedel ödemeye yanaşmadığı için pek çok kişi bir şekilde sistemin içine tıpkı Arkadey gibi giriyor.

Biraz entelektüel faşizmi yansıtıyor Bazarov. Onun yanında kimse kolay kolay kendisi olamıyor. Hatta en yakın arkadaşı bile ona hayran olsa da ondan kopmak zorunda kalıyor. Arkadaşının kendi olabilmesi için romantizme karşı olan Bazarov'dan soyutlanıp bir aşk yaşaması gerekiyor. Bazarov toplumu değiştirmeye, eski Rus tutuculuğunu öldürmeye çalışıyor fakat sonunda kendisi ölüyor, onu hasta yatağında inanmadığı bilim de inanmadığı din de kurtaramıyor. Ölürken de nihilist olarak ölen ve haklı çıkan sıra dışı bir karakter Bazarov.

O ölünce toplum da rahatlıyor. Çünkü radikal fikirli olanlar sevilmez. Ötekidir, bozguncudur, serseridir, onlar yok olunca toplum düzelecek zannedilir ama toplum hep aynıdır. Nitekim Bazarov bunu belki de geç de olsa anladığı için bu kadar erken ölüyor. Zaten Bazarov öldükten sonra kitapta geçen ve diğer insanlar için kullanılan:'' Hepsi güzelleşmiş, olgunlaşmış gibiydiler, herkes biraz üzüntü duyuyordu ama aslında hepsi mutluydu'' ifadeleri toplumun vasatlığa aykırı kişilere karşı olan tutumunu göz önüne seriyor. Sahi, acaba hepimiz değişimden korktuğumuz için Pavel Petroviç gibileri uğruna Bazarovları mı harcıyoruz? Ve sıcak ama samimiyetsiz karakterler uğruna soğuk ama gerçekçi kişileri mi yok ediyoruz?
259 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bazen, bazı karakterlerden o kadar etkilenirsiniz ki oturup onlarla sohbet etmek istersiniz. Herşeye karşı çıkan, kendine zor ve çetin bir hayatı seçen -nihilist- “Bazarov” karakterinde ise bu duyguyu daha yoğun olarak yaşadım.

Turgenyev’i ilk kez okudum ve beklentimin çok üzerinde bir yazar olarak tanıdım.

Yazar; öyle süslü, derin analizli, müthiş tespitli sözlerini kitaba öyle doğru bir şekilde serpiştirmiş ki tam sıkılma hissi belirecekken sizi şaşırtan bir sözle başbaşa kalıyorsunuz ve bu da kitabı elinizden bırakmayıp sizi yazıların içinde sürüklemeye yetiyor.
259 syf.
·6/10 puan
İki oğul, iki baba ve hayatlar. Oğulların babaları. Arkadiy ılımlı bir genç, Bazarov nihilist ve sorgulayan bir oğul. Oğullarını çok seven, üstüne titreyen babalar. Ve birbiriyle aynı zaman çizgisinde birleşmiş hayatlar.

Turgenyev'in okuduğum ilk kitabı. Anlatımı oldukça anlaşılır, betimlemeleri güzel bir kitap. Klasikleri seviyorsanız sıkılmayacağınızı düşünüyorum :)
264 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
İki oğul, iki baba ve hayatlar. Arkadiy ılımlı bir genç, Bazarov nihilist ve sorgulayan bir oğul. Oğullarını çok seven, üstüne titreyen babalar. İki kuşak çatışmasını anlatan güzel bir eser.. Kitabın başı biraz sıkıcı gelse de okunmaya değer.
259 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Turgenyev...
Meğer okunacak ne de çok yazar ne de çok kitap varmış. Ben bir dünya klasiği daha ekledim okundu listeme.
Her kitabı bitirdiğimde böyle içimde bir hüzün oluyor nedense. Her bir karakteri içimde yaşıyorum sanki. Onlar üzülürse üzülüyorum onlar sevinirse beni de bir mutluluk sarıyor. Kimi zaman aşık oluyor kahraman ben seviyorum sanki onun sevdiğini. İçine çekiyor her kitap, özellikle dünya klasikleri. Evet başlarda biraz zor gibi geliyor okuması ama önemli olan devam edebilmek ki her biri şaheser bence.
Babalar ve Oğullar....
Başlarda kitaba biraz haksızlık yapmışım, gitmiyor diye bir ara kitabi yarım bile bırakmayı düşünmüştüm. Pek adetim değildir aslında öyle yarım bırakmak kitapları. Kitaba hakaret gibi geliyor bana yarım bırakınca. Sonra incelemeleri okuyunca dedim ki şu an bir yargıya varmak için çok erken. Oku dedim kendime. Ve iyi ki oku demişim. Eğer kitabı yarım bırakmayı düşünen varsa tavsiyem devam etsin.
İki arkadaş ve onların babaları...
Kitap nihilist gençleri anlatıyor. Her şeyi inkâr eden gençler acaba aşkı da inkar da devam edebilecekler mi?
Aşka inanmayaları sarınca aşk, onun varlığını inkar edemiyor hiç kimse.
Ve ölüm yaşlı genç dinlemeden birer birer götürürken herkesi, her birimiz kendi sıkıntılarımıza dalmışken, gelecekle ilgili bir sürü plan hazırlarken, neden bir sonraki ölen biz olmayalım?
Kitabı merak edenleri bu dünyaya davet ediyorum.
Okuyalım kitap dostları. Çokça okuyalım.
“Bir romantik olsaydım ‘yollarımızın ayrıldığını hissediyorum’ derdim ama değilim, o yüzden sana birbirimizden bıktığımızı söylüyorum.”
“Düşünen bir insan için ıssız yer diye bir şeyin olmadığı kanısındayım. En azından elimden geldiğince yosun tutmamaya, çağın gerisinde kalmamaya çabalıyorum.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babalar ve Oğullar
Baskı tarihi:
Şubat 2021
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944885454
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ottsı i Deti
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Babalar ve Oğullar, ortaya koyduğu sorunu, Rusya'nın düşünsel gelişimi içindeki kuşaklar çatışmasına ad olarak taşıyan eser, iki üniversiteli gençle (Arkadi ile Bazarov) aileleri arasında geçen günlük ilişkilerden oluşur. Önce Arkadi'nin evine konuk gelen gençler (baba Nikolay Kirsanov, metresi Feniçka, amca Pavel Kirsanov) Bazarov'un tümüyle inançsız inkârcı ve kuşkucu tutumuyla (nihilist) belirli bir tedirginlik yaratırlar. Komşu kenti ziyaretlerinde başlayan Bazarov-Anna aşkı kısa sürede körelir.

Kitabı okuyanlar 22,5bin okur

  • Yekta Eskin
  • Aşkın Serdar
  • Hakkı Önder
  • Ahmet Temel
  • ikram doğan
  • Hale Buluz
  • liva çakır
  • mrt adm
  • seksenaltıncısayfa
  • yosehype

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%14.1
13-17 Yaş
%10
18-24 Yaş
%24.2
25-34 Yaş
%26.3
35-44 Yaş
%16.4
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.6
Erkek
%42.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.3 (716)
9
%13.6 (787)
8
%19.2 (1.113)
7
%9.6 (559)
6
%3.3 (193)
5
%1.5 (89)
4
%0.5 (27)
3
%0.3 (20)
2
%0.2 (9)
1
%0.2 (12)

Kitabın sıralamaları