Oblomov

9,0/10  (297 Oy) · 
675 okunma  · 
280 beğeni  · 
6.259 gösterim
İvan Aleksandroviç Gonçarov, Oblomov'u otuz iki-otuz üç yaşlarında, orta boylu, hoş görünümlü, koyu gri gözlü ama yüz hatlarında herhangi bir fikir, herhangi bir yoğunluk görünmeyen, odacığında oturan silik bir kahraman olarak yarattığında, aslında roman tarihinin en ünlü kişilerinden birine can veriyordu. 19. yüzyıl başlarında, çalışkan modern insan idealinden önce, Rusya'nın köle sahibi kırsal soylu sınıfı tarafından aylaklık hâlâ makul ve değerli bir amaç olarak görülürken Oblomov vardı. Miskin, dikkatsiz, meraksız, düş kurma ve oyalanmaya düşkün Oblomov... Yine de ona hayran olmamak imkânsız. Hayatın hep dışında ve uzağında kalan Oblomov, okurların gözünden asla kaçmayacak, gitgide insana dair belli bir durumu tanımlamanın adı haline gelecek, hatta Lenin, Bolşevik devriminden sonra "hâlâ içimizde yaşayan Oblomovlar"dan yakınacaktı...

Oblomov sadece sosyal satir değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Rus toplumunun keskin bir eleştirisidir. Klasik olmayı fazlasıyla hak etmiş, dünyanın pek çok diline yeni bir kavram kazandırmış İvan Gonçarov'un bu başyapıtını Ergin Altay'ın özgün çevirisiyle sunuyoruz.

Gonçarov'un Oblomov'u "lüzumsuz adam"ın en dehşetli örneklerinden biridir.
-Murat Belge-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    585
  • ISBN:
    9789750509827
  • Orijinal Adı:
    Обломов
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Ayşe Y. 
22 Haz 06:10 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

İvan Gonçarov’un Oblomov adlı hacimli romanını henüz bitirdim. Dünya edebiyat literatürüne “Oblomovluk” kavramını hediye eden bu roman, mutlaka okuma listemizde yer almalı. Son zamanlarda hep postmodern romanlar okuduktan sonra Oblomov’u okuyunca, yazarın hemen her şeyi okuyucunun gözüne sokarcasına detaylıca tasvir etmesi benim açımdan rahatsız edici olsa da Oblomov; akıcı, sürükleyici hatta eğlenceli bir roman. Oblomov karakteri, onca tembelliğine ve sinir bozuculuğuna rağmen aslında hepimizin içinde taşıdığı o tembel ve üşengeç yanımıza göndermede bulunduğu için de bir o kadar sevimli. Gonçarov, bu romanı çok kısa bir sürede yazmış belli ki Oblomovluk etmemiş:) Kitapla ilgili yapılan yorumlara bakıldığında, Oblomov’un Rus toplumunu hatta doğu toplumlarını, Oblomov’un arkadaşı Ştoltz’un ise Avrupa’yı temsil ettiği yolunda çıkarımlar yapıldığını görmekteyiz. Ben tüm bu yorumları bir kenara bırakarak Oblomov’un bende uyandırdıklarını paylaşmak istiyorum:
DİKKAT! SPOİLER İÇEREBİLİR!

Öncelikle Oblomov çok iyi yürekli bir kahraman ve Gonçarov kahramanını çok seviyor, bunu romanın her satırında hissediyorsunuz. Oblomov çok iyi bir dost, vefalı bir aşık, kendisine kötülük edenlere dahi insanca davranma erdemliliğinde olan bir insan, herkesin hayatın koşuşturmacası içinde fark edemediği gerçekleri yattığı yerden fark eden bir filozof:)Fakat bir kusuru var ki bu kusur onun hayatının heba olup gitmesine neden oluyor. Oblomov, her şeyi erteleme hastalığından muzdarip. Devamlı planlar yapıp bu planların hiçbirini uygulamaması, daha dolayı iradesizlikten dolayı uygulayamaması sonucunda yaşadığı hayat onu hızla tüketiyor. Daha doğrusu yazar bizim buna inanmamızı istiyor. Yazara göre Oblomov böyle bir hayatı seçmekle yanlış yapıyor, zira yazarın idealindeki kahramanı Stoltz. Peki gerçekten yaşadığımız hayat içinde yaptığımız tercihler yüzünden yargılanmalı mıyız? Eğer sonuçlarına katlanmayı göze almışsak cevabım “hayır” olacak. Yazar ise kahramanını sürekli yargılıyor. Stoltz, sürekli hareket halinde, her şeyin en idealini o hak ediyor, hatta Oblomov’un aşık olduğu, fakat feragat ettiği kadınla evlenip çok mutlu oluyor vs vs. İyi de Oblomov böylesi bir yaşamı tercih ediyor ve bence bu iradesizlikten çok bilinçli bir tercih gibi görünüyor. En azından Oblomov’un yüksek farkındalığı bana öyle hissettirdi. Romandan aldığım şu cümleler bu farkındalığı gösteriyor:
"Ölü değil mi bu adamlar? Oturdukları yerde uyumuyorlar mı? Ben yatakta yatıyorum, kafamı valeler ve aslarla doldurmuyorum diye kabahatli mi oluyorum?"(184)
Anna ile aşk yaşadığı dönemde aktif bir adam olmayı başaran Oblomov, Anna’nın kendisini şekillendirmeye çalışmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor ve zaten bu müdahaleci aşka daha fazla dayanamayan Oblomov, sonunda vazgeçiyor. Ne uğruna vazgeçiyor? Şahsiyetini korumak adına. Onun her koşul altında şahsiyetine düşkün bir insan olduğunu romandan alıntıladığım şu cümleler de gösteriyor:
"İşini ve dışarı hayatını bırakınca Oblomov hayatın anlamını başka yerde aramaya başladı. Ömrünü nasıl harcayacağını uzun uzun düşündü; sonunda kendi kendine yaşamanın hayatına çizeceği en iyi yön olduğu kanısına vardı."(68)
Sonrasında ev sahibesi kadının “koşulsuz sevgisi” ona çok iyi geliyor ve yola onunla devam ediyor. Bu durumda biz Oblomov’a iradesiz diyebilir miyiz? Bence Oblomov -Gonçarov her ne kadar bizi aksine iknaya çalışsa da- gayet de farkındalığı yüksek bir karakter. Öyle olmasa çok sevdiği Anna’dan vazgeçmezdi. Öyle olmasa canı gibi sevdiği dostu Ştoltz’un yönlendirmelerine göre bir hayat yaşardı. O ise tamamen şahsiyetine uygun bir yaşamı tercih ediyor. Bir koyun değil Oblomov, tam tersi –yazarın onun tembelliğini, lakaytlığını gözümüze sokmasına rağmen- aslında şahsiyetli bir kahraman. En azından ben okurken böyle hissettim ve onun bu doğal, yapmacıksız halini çok sevdim. Oblomov’un kafasındaki yaşam anlayışı aslında şu satırlarda net bir şekilde ortaya çıkıyor:
"(Ştoltz)-Peki sence güzel hayat nedir?
(Oblomov)-Neden 'oblomovluk' olmasın! Sanki herkes bu benim hayalimdeki gibi bir hayat için uğraşmıyor mu? Sizin bütün kosturmalarınız, tutkularınız, ticaretleriniz, siyasetleriniz hep sonunda rahat etmek için, kaybolmuş bir cenneti bulmak için değil mi?(192)
Ben bu romanda bütün canlılığına, çalışkanlığına ve iş bitiriciliğine ve idealize edilmesine rağmen Oblomov’u Ştoltz’a tercih ettim. Tabii bu benim görüşüm.
Oblomov’u Dino Buzzati’nin Tatar Çölü romanının hemen ardından okuyunca iki romanın mesajının benzerliği de dikkatimi çekti. Bu konuyla ilgili de romanda geçen şu cümleleri paylaşmak istiyorum:
"Başka bir hayatı ne isteyebilir, ne de sevebilirlerdi. Hayatlarını herhangi bir rastlantı değiştirecek olsa keyifleri kaçardı. Yarın bugüne, öbür gün de yarına benzemezse kahırlarından yatağa düşüp hasta olurlardı."(139)
"İnsan ne için yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor. Günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün aynı hayat."(247)
"Akşam olunca, hemen yatacak, günün bu kadar rahat geçmiş olmasına şükredip ertesi gün uyandığımız zaman, dünkü gibi bir gün geçirmeyi dileyecektik. Geleceğimiz bu olacaktı değil mi? Sen buna hayat mı diyorsun? Ben kahrolurdum, ölürdüm."(394)
Temelde iki romanın mesajı da aynı noktada birleşiyor: “Hayat, yaşanılan güzel anların bir bütünüdür bu sebeple hiçbir şeyi erteleme, hemen yap. Yoksa sıradanlaşan bir hayatın içinde kaybolup gidersin” Romandan alıntıladığım şu satırlar da bu mesajı doğrular nitelikte:
“-Yarın mı olacak bütün bunlar?(...)
-Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma.”(197)
Tabii bu, yazarın bize vermek istediği mesaj. Bense Oblomov’un keyfince bir hayat yaşadığını düşünüyorum. Zaman zaman iradesine hakim olamadığı zamanlar olsa da, o kimsenin boyunduruğu altına girmeden, kendi bildiği şekilde yaşıyor hayatını, eğer tersi olsaydı Anna ile evlenip aktif, hareketli fakat mutsuz bir adam olmayı göze alırdı, ya da çok sevdiği dostu Ştoltz’un çiftliğine yerleşip onun kendisini şekillendirmesine müsaade ederdi. Bütün bunları reddettiğine ve her şeye rağmen kendi bildiği şekilde yaşamayı seçtiğine göre ona saygı duymamız gerektiğini düşünüyorum. Tabii bunlar tamamen kişisel düşüncelerim ve her okuyucu romandan kendine göre bir çıkarım yapabilir. Zaten klasikleri klasik yapan da onların her okumada ve her okuyanda yeni fikirler ve heyecanlar uyandırmalarıdır. Herkese iyi okumalar diliyorum.

Kitabın konusu tanıtım bülteninde yazıyor haliyle okumak için insanı belli bi beklentiye itiyor ben de tam aksine hiç beklemediğim derecede bir etki bıraktı vayy bee dedirtti yazar yer yer Oblomovluk kavramının renk tonlarını gösterdi kah insana Oblomovun hareketleri yok artık dedirtti kah Oblomov olma şüphesi yedirtti. Bu kadar dolgunluk olmuşluk beklemiyordum öyle ki dikkatli okumam kat ve kat arttıı sanırım 40 50 sayfasını tekrar tekrar okumak ve arkadaşlarıma yollamak için resimledim neyse diyorum keyifli okumalar..

Esra 
21 Nis 2016 · Kitabı okudu · 12 günde

Oblomov=Tembellik düşüncesiyle okumaya başladım. Ama okudukça Oblomov'un iç dünyasına, ruhunu ortaya koyduğu saf hislerine, hayata bakışına hayran kaldım.
Oblomov; sürekli uyuyan, tembel, miskin olarak etiketlenebilir ama birçoğumuzdan daha uyanık, her şeyin farkında aslında. Sorun şu ki birçok plan yapmasına rağmen bir türlü harekete geçemiyor, sürekli erteliyor. Bu da onu pasif kılıyor haliyle.

Oblomov'lar her an her yerde karşımıza çıkabilir. Ama bu kadar uç boyutlarda mıdır tartışılır; şöyle ki toplumdaki sorunlara karşı tepkisini yatakta yatış pozisyonunu değiştirerek veriyor. Bu kadar da olmaz dedirtiyor zaman zaman insana. Oblomovluk işte...

Gonçarov, aynı zamanda Oblomov ve dostu Ştolts arasında zekice bir zıtlık yaratmış; Oblomov Eski Rusya'yı, Ştolts ise Avrupa etkisini temsil ediyor. Bu da yazıldığı döneme güzel bir eleştiri niteliğinde.

Kitabı okumadan önce Oblomov'un sürekli tembellik yapıp kendi içindeki hesaplaşmalarını okuyacağımı ve durağan ilerleyeceğini düşünüyordum ama kitaptaki diğer karakterler ve beklenmedik olaylarla birlikte oldukça sürükleyici idi.

İnsanlığa Oblomovluk halini kazandıran, gülümseten, şaşırtan ve bolca düşündüren bu klasiği okumanızı tavsiye ederim. Çevrenizdeki ve hatta içinizdeki Oblomov'un farkına varacaksınız belki de.
İyi Okumalar...

Ayşe* 
28 May 19:35 · Kitabı okudu · 34 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oblomov.. kitabı biraz oblomovluk yaparak okudum ama pişman değilim zira bitmesini hiç istemedim. Oblomov aileden biri gibi olmuştu, dostum olmuştu.

Her birimizin içinde toplumun dışarı çıkmasına izin vermediği oblomovlar var ve topluluklar gibi yaşamaya zorlayan ştolts'lar, alışkanlıklarından vazgeçemeyen zahar'lar ve ruhun yaşadığı binbir türlü nevrotik ruh haline bürünen olga'lar. Gonçarov ruhumu kısa bir zaman yolculuğuna çıkardı minnettarım. Kim ne düşünürse düşünsün , ben Oblomov'u çok sevdim. Bu yolculuktan ruhunuzu mahrum bırakmayın.. iyi okumalar.

rukiye altop 
01 Şub 22:10 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 10/10 puan

Keşke hiç bitmeseydi...Kitabın bittiğine çok üzüldüm hatta ağladım, hiç beklemediğim bir son oldu benim için.Oblomov, Oblomovluk bunların artık benim için ayrı yeri ve anlamı var.Okuduğum en iyi kitaplardan birisi.Şu anda da derin bir keder içerisindeyim kitap bittiği için.Ama her güzel şeyin bir sonu vardır...

Oblomov, genellikle vaktini evde geçiren, odasından hiç çıkmayan, kitap okumaya bile üşenen birisidir.Arkadaşı, dostu Stolz onu bu durumdan çıkarmak için elinden geleni yapar ve onu Olga ile tanıştırir. Oblomovun hayatı renklenir ve tekrar yaşama döner(dışarı çıkmak, yürümek, kitap okumak gibi). Ama çok sevdiği Olga bile onu bulunduğu durumdan yani OBLOMOVLUKTAN kurtaramaz...

DUA 
 06 Tem 20:55 · Kitabı okudu

Spoiler var.

Oblomov ailesinden kalan mirasla geçinen, kendisine faydası olmayan genç bir adamdır. Devlet memuriyetine girmiş ancak zevk almadığı için bırakmıştır. Hayatını boş boş yaşamaktadır.
Hayatına yeniden giren çocukluk arkadaşı sayesinde olga ile tanışıp bir aşka yelken açar. Ancak sevgilisi tembelliğinden bunalıp oblomovu terkedip onların tanışmalarına vesile olan çocukluk arkadaşıyla evlenir.
Girdiği bunalım sonucu dahada tembelleşen oblomov hareketsiz hayat neticesinde felç geçirip ölür.
Sosyolojik yönü ağır basan hoş bir roman.

Hüseyin DEMİR 
15 Oca 19:18 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Hayatın ideali bir yerde oturmaksa ne diye insanlar her tarafta demiryolları yapıyor, gemiler işletiyorlar? Bu adamlara teklif edelim, İlya, dursunlar: Bizim bir yere gitmeye niyetimiz yok diyelim...
Gerçekten herkes kendi içindeki OBLOMOVLUĞU görecek...
Bende baya vardı. Bakalım kim ne kadar OBLOMOV.....
Çok farklı bir kitap şu kadarını söyleyebilirim: " Oblomav kitabın ilk 200 sayfası yataktan bile çıkmıyor."

Özge Uzun 
16 May 13:31 · Kitabı okudu · 29 günde · 9/10 puan

Oblomov hakkında yazmak benim için çok zor. Hakkında insanlar muhteşem olduğunu söylüyorlar genelde ve ben de hem katılıyorum hem katılmıyorum. Bir Rus klasiğini dil yönünden edebiyat yönünden ve en önemlisi derinlik yönünden eleştirmenin mümkün olduğunu sanmıyorum. Ama kitabı asıl sevdiren şeyler bunlar değil karakterler ve olaylardır. En azından benim için böyle. Ayrıca ne yalan söyleyeyim kitabın daldan dala atlaması, bir onun bir bunun hayatına geçmesi, bir geçmişe dönmesi biraz rahatsız ediciydi. Oblomov sevilmesi zor bir karakter. Üstelik sevmemek de imkansız.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...c-goncarov.html#more

Büşra Özbek 
19 Tem 01:55 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 9/10 puan

İçime doğdu sanki bu kadar güzel bir şeyle karşılaşacağım. ‘Budala’yı okurken aldığım zevki aldım okurken Oblomov’u. Oblomovluk, Oblomovluğu bilmeyen birine tam olarak böyle açıklanabilirdi. O kadar akıp gitti ki ‘dur’ diyemedim  oblomov ile Ştoltz öyle güzel karşılaştırılmıştı. Öyle zıtlardı. Oblomovlu cümlelerde zaman kağnı gibi ilerlerken Ştoltzlu cümleler dörtnala koşuyordu sanki. Oblomov tembellikte, üşengeçlikte çığır açmışken Ştoltz kabına sığamıyordu. Oblomov ve ailesi o kadar gelenekçiyken Ştoltz modern fikir ve düşünceler peşindeydi. Oblomov zamanı döngüsel akıtıyorken Ştoltz doğrusal çizgisindeydi zamanın. Kitap da karakteri Oblomov’a ayak uydurmuş yavaş yavaş hızlanarak doruğa çıkıp aynı hızla tekrar düştü. 4 bölümlük bütünlükte, 1.ve 4.kısımlar yavaş, 2.ve 3.kısımlar hızlı olunca simetrik oldu; müthiş oldu.
Gonçarov, Oblomov karakteriyle Rus toplumuna bir göz gezdirtiyor. Alman arkadaşı Ştoltz’dan da örnekler vererek bunu kolaylaştırıyor. Dönemin yapısındaki kölelik-efendilik sistemine, yan gelip yatarak para kazanma anlayışına dil uzatıyor. Oblomovluk, günümüzün tükenmişlik sendromunu karşılıyor gibi. Bir amaçsızlık, umutsuzluk, hayattan zevk almayış, üşengeçlik, tembellik, bezginlik hali almış başını yürümüş Oblomov’da. O kadar Oblomov’a özgü ki ancak Oblomovluk kelimesiyle açıklanabilirdi bu durum. Olga’nın hayatında yer etmesiyle Oblomov’un değişen hareketleri ve düşünceleri Olga’ya rağmen son buluyor. Oblomov ve Ştoltz’un konuşmalarında Oblomov’a katıldığım yerler oldukça çoktu. Onu tam anlamıyla anladığımı düşünüyorum ama yine de bu üşengeçliğe şaşırmadan edemedim.
Oblomov okunup anlaşılınca daha güzel  Okuyun.

BİROL COŞKUN 
28 Eki 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabın kahramanı Oblomov belki de sizsiniz, oğlunuz ya da kızınız da olabilir. Tembel, uyuşuk, bananeci, sananeci, hem zaten, sonra yapma imkanı olan bir şeyi neden şimdi yapıyoruz ki... Peki ya AŞK...

Kitaptan 524 Alıntı

Ferah 
15 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: ”Onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek..”

Oblomov, İvan GonçarovOblomov, İvan Gonçarov

Gençlik döneminde insan her gördüğünü dost sanır, her rastladığı kadına aşık olur, hemen evlenmeye kalkar, bazen de evlenip ömrü boyunca pişmanlık çeker.

Oblomov, İvan GonçarovOblomov, İvan Gonçarov

-neler gördünüz yüzümde?
-tutulmuş gözyaşları. Ne fena bu erkeklerin duygularından utanmaları. Sahte bir gurur. Akıllarından utansalar daha iyi ederler

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 223)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 223)

Gidenlerin yerine yenileri gelir, çocuklar büyür, nişanlanır, evlenir, kendilerine benzeyen çocukları olur, böylece hayat hep aynı biçimde sürer gider.

Oblomov, İvan GonçarovOblomov, İvan Gonçarov
Hatice Gümüş 
02 Nis 22:44 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Halbuki sevgide de rahat yok. O da değişiyor, durmadan değişiyor... Bütün hayat gibi.

Oblomov, İvan GonçarovOblomov, İvan Gonçarov
Ahmet Samsa 
13 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Oblomov içini çekti:
-Ah! Bu hayat, dedi.
-Nesi varmış bu hayatın?
-İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor. Ne olur, şöyle bir yatıp uyuyabilsem... Hiç kalkmadan...

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 493 - İş Bankası Kültür Yayınları)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 493 - İş Bankası Kültür Yayınları)

Düşünmek için, kalpsiz mi olmak gerekir sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen insana el uzatın, mahvolan bir insanla alay etmeyin, onun haline ağlayın. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 31)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 31)
rukiye altop 
01 Şub 19:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bana geçmişten söz etme. Çünkü asla geri getiremezsin.

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 606)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 606)

-Köyde bir okul açsana sen.
-böyle şeylerin zamanı mı şimdi? Köylülere okuyup yazmayı öğretmek tehlikeli. Toprağı işlemez olurlar.
-okuyup yazmayı öğrenince, toprağı daha iyi işlerler. Ne garip düşüncelerin var senin.

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 185)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 185)
53 /