8,5/10  (160 Oy) · 
367 okunma  · 
132 beğeni  · 
4.257 gösterim
Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, elden kayıp giden zamanın ve insanın temel yanılgılarının bir kez daha gözden geçirilmesidir bu roman. Zorba aracılığıyla Kazancakis özyaşamının yenilgiler ve soru işaretleriyle dolu bir bilançosunu çıkarır. Bu bağlamda ele alınınca, bu roman, Zorba ile yazarın yaşam öykülerinin çizili sınırları arasında sonsuz atkı ve çözgülerle sokunmuş büyülü bir kumaştır, denebilir; baştan sona sürekli bir arayışı, sonu gelmez çabaları yansıtan bir kanaviçedir; insanı arayışın serüvenidir...
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2015
  • Sayfa Sayısı:
    335
  • ISBN:
    9789755101613
  • Orijinal Adı:
    Vios kai politeia Alexi Zorba
  • Çeviri:
    Ahmet Angın
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
12 Mar 00:13 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle söylemek istediğim, Can Yayınları okuma zevkini katlayan bir yayınevi. Çevirileri çok kaliteli ve noktalamalar dahil kitapta hiçbir imla hatası yok.

Zorba, aslında hepimizin içinde taşıdığı vicdanımız, nefsimiz, ruhumuz. Siz nasıl adlandırmak istiyorsanız Zorba da o. Her daim savaş içinde olduğumuz her şeye siz Zorba diyebilirsiniz. Bunu neden mi diyorum? Çünkü :
- Zorba, karakterden daha ihtiyar, daha deneyimli, daha korkusuz, daha özgür. Vicdanımızın bize hep öğretmeye çalıştığı, denemekten korkmamamızı söylediği gibi.
- Zorba, bizden daha çok konuşuyor. Vicdanımız da böyle. Düşüncelerini korkusuzca dile getiriyor. Zorba'yı bazen arkamızda bıraktığımızda pişmanlık duyuyoruz. Bazen onun gidişini özlüyoruz, bazen onu arıyoruz, bazen onla beraber eğlenip kendimizi fark etmek istiyoruz.
- Zorba, her olayı bir ilkmiş gibi yaşıyor. Aynı ruhumuzun bize öğretmeye çalıştığı o canlı kalma dürtüsü gibi. Taş yuvarlamak, birilerinin ölmesi, birilerinin doğması... Aslında olayların derinine inince bu olayların olabilmesi için bir ilklerin olması gerektiğini anlıyoruz.
- Zorba, geldiği zaman vicdanı sorgulamaya yönelten bir olgu halini alıyor. Burada yazar bunu daha çok tanrıtanımazlığa yormayı tercih etmiş fakat ben genel olarak kendini ve hayatını sorgulama olarak söylemeyi daha mantıklı buluyorum.
- Zorba, geçmişi ya da geleceği düşünmüyor, anı yaşıyor.
- Zorba, kendi kaderini belirlemek için hiçbir şeyi denemekten korkmuyor, hep savaşıyor.
- Zorba, kendi tanımak için herkesin kullanması gereken bir yol aslında. Bunu fark edip onunla beraber herhangi bir şey yapmak istediğimiz zaman hayatımız iyi ya da kötü herhangi bir şekilde değişiyor.

Ayrıca roman, Yunanistan ve Türkiye kokan bir roman. Ülkelerin coğrafi yakınlığından dolayı kültürel olarak çok şey paylaşılmış romanda da. Bazen Selanik kokuyor roman, bazen de Kayseri.

Sonuç olarak savaşta olduğumuz ruhumuz, nefsimiz, vicdanımız, zaman, yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız, beynimiz, hayatımıza giren insanlar, siyasi görüşler, dini görüşler... Hepsi sizin birer Zorba'nız olabilir. Nasıl bir Zorba'ya sahip olmak isterseniz.

sezen 
07 Oca 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nikos Kazancakis’ten okuduğum ilk kitap “Zorba”. Severek takip ettiğim, yorum ve incelemelerini değerli bulduğum bazı okurların da etkisiyle kitaba başladım ve bu yüzden bu süreci hızlandıran arkadaşlara teşekkür ederim.

#Zorba adlı romanın baş kişileri yazarın kendisi ve Aleksi Zorbadır ve kendisi (bana göre) adlı edebiyat dünyasının en muzur karakterlerinden biridir. Yazar kendisiyle bir iç hesaplaşma yaşarken tanışır Zorba ile. Okuyan ve yazan mutsuz bir zeka, An’ı yaşayan, raks ederek hayata meydan okuyan, santur çalarak neşesini bulan, tüm kadınlara sevdalı, çapkın Zorba’yla bir araya gelirse ne olur? Belki Buda’dan öğrenemediğini bu ihtiyar delikanlıdan öğrenir

#Girit’e linyit yatakları aramak için giden yazar ya da tam kapitalist olamamış patron ve Zorba’nın bu adada yaşadıkları yer yer hüzünlü yer yer mizahi bir dille anlatılmış. Okuru sıkmayan akıcı cümleler, beklemediğiniz bir anda güldüren Zorba anekdotları var. Zorba, artık bir yaşam rehberi olur yazar için. Zorunlulukların ya da kendimize taktığmız zincirlerden kopmuş, özgür kişidir Zorba. O yüzden severiz onu, belki de okurken ona öykünürüz biraz. Zorba gibi olmaktansa, an’ı yaşamayı cesaret etmektense bunu bize gösteren birileri olsun isteriz. Zorba bizim de kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Ve kitap okuyan, acı çeken, dünya sorunlarını dert eden her mutsuz insan gibi yazarın kendisiyle aramızda bir bağ oluşuyor. Onun Zorba ile kurduğu dostluk da sanki bizim dostluğumuzmuş gibi mutlu oluyoruz.

#Onun Tanrı, vatan, savaş, insanlıkla olan hesaplaşmaları bize de yöneltilmiş sorular aslında. Ölümü yücelten dinler ve ideolojiler yerine; yaşamı yüceltir Zorba. Her gün güneşi, gökyüzünü, yıldızları, kelebekleri, kadınları ilk kez görüyormuş gibi şaşırır. İşte bu çocuksu hayret onu yine yeniden hayata bağlar. O bir vurdumduymaz değildir, o her şeyi duyumsayan ve acı çekendir. Buna karşı kendi geliştirmiş olduğu formülleri var sadece. Acaba hepimizin böyle bir formülü var mı?

#Dans etmeyi çok sevmeme rağmen uzun zamandır dans etmediğimi fark ettim ve Zorbayla birlikte başladım oynamaya…

#Hepinize keyifli okumalar dilerim. Bu arada santur sesinin ço güzel geldiği şu müziği sizlerle paylaşmak isterim Zorba’nın şerefine…

https://www.youtube.com/watch?v=aKJvbTEnp0I

KeMâL 
 05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yine bir roman gelir ve seni öyle bir etkiler ki; kitaba nasıl bir yorum yapsam diye debelenir durursun Kemal. Nereden giriş yapsam bilemiyorum. Öncelikle size müzik ile incelemeyi okumanızı istiyorum. Naçizane bu link kitap hakkında size bilgi de verecek. https://www.youtube.com/watch?v=l3iXQhmG19g
Zorba’yı okuma nedenimden başlayayım. Benim kendime göre bir listem var ve bu listedeki en hit kitapları okuyarak devam ediyorum. İnternette bir çok listede görebilirsiniz Zorba’yı. Kazancakis ile tanışma fırsatını da elde ettik bu kitapla. Kitap son derece akıcı, sürükleyici ve sade. Yazarın dili çok iyi. Betimlemeler, duygu aktarımları her şey çok güzel.

Hayatını madencilik yaparak geçiren Patron’un bir anda Zorba ile tanışmasını anlatıyor. Bol bol okuyan, belli kuralları olan ve atılım yapmaktan, riskten korkan bir patron ile tamamen rahat, kuralsız, kafasına göre yaşayan, özgür bir 60 Yaşındaki Zorba ile karşılaşması sonucu ne mi oluyor ?

Kitapta aldığım notlara göre konulardan bahsedeceğim. Kısa kısa geçeceğim konu çok fazla çünkü.
- Çalışmanın öneminden bahsediyor bu roman.
- Yaşlılığı bir engel olarak görmüyor aksine rahat yaşayın diyor.
- Kadınlar narindir diyor onlara çok dikkat edin kırmayın diyor. Bunu derken aynı zamanda kadınlar şeytandır diyor ve sizi tezatlığa itiyor; DÜŞÜNDÜRÜYOR.
- Azim ne demektir öğretiyor. Sonuna kadar gidin yarım bırakmayın diyor.
- Hayattan keyif alın dünü, yarını düşünmeyin ; anı yaşayın diyor.
- Müziği sevin diyor.
- Irkçılık yapmayın; insanları iyi ve kötü olarak ayırt edin diyor.
- Din konusunda katı olmayın derken; yine dinde baskıcılığı gösteriyor ve tezatlıkla yine bir düşünme alıyor.
- Buda, keşişlik nedir ?
- Ayrımcılığa karşı duruyor.
- Hayatın anlamını iş( çalışmak) , kadın, şarap olarak tanımlıyor.
- Okumakla öğrenilmez; gez, toz ve dene ancak bu şekilde öğrenebilirsin diyor.
- Santur nedir ? Öğretiyor. :=)
- Yaşlılık bir engel değil, ruhun genç olmasına bakıyor bu işler diyor.
- Dostluğu ders niteliğinde veriyor.
- Özgür yaşamanın ip ucunu veriyor.
- Özgürüm ben diyenler bu kitabı alıp baş ucu yapabilir diyor.
- Beklentisi olmadığı için kafada ne dert var ne tasa diyor.
- Sana seni sorgulatıyor.
- …..
Daha bir çok şey yazabilirim arkadaşlar. Hayata bakış açınıza yön verecek türden bir eser. Karakteri kesinlikle çok farklı. Zaten boşuna en iyi listelere girmemiş bu kitap. Kendini kanıtlamış bir eser. Hayatı nasıl yaşamayı öğütlerle anlatan, edebi dilde sizi tatmin edecek bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Sürçü lisan ettiysem affedin.
Hatırlatmak için birkaç alıntı paylaşıyorum. Lütfen okuyunuz….

Dipnot: Yukarda linki dinlediyseniz çalan enstürman SANTUR...


Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türk'tür, bu Bulgar'dır ve bu Yunanlı'dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış, ya da bilmem neymiş... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum. Hay kahrolasıca pis herif, hay yokolası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim : Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum.
(Sayfa 257) “ AYRIMCILIK YAPMAYIN “

Bak sana bir söz söyleyeceğim; küçük olduğun için anlamayacaksın; büyüyünce anlarsın. Dinle oğlum: Tanrı'yı yedi kat gökler ve yedi kat yer almaz; ama insanın kalbi alır. Onun için, aklını başına topla Aleksi, hayır duam seninle olsun, dikkat et, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama!
(Sayfa 313) “ KALP KIRMAYIN “

Hayatımdan dört gün geçti kitabı okurken, dört gün dolu dolu okuma zamanı... Zorba, insanlığın en ilkeli, aynı zamanda en gelişmişi... Okudukça neşelendim, duygulandım, kendime geldim. Kazancakis bir kitapla hayatın doluluk şeklini belirlemiş, yolculuğumuzun yönünü göstermiş. Yaşarken ne denli özgür olduğumuzu sorgulatacak bir kitap. Biz kimiz ve bu dünyaya gelme sebebimiz nedir sorularına yanıt veren bir başyapıt. Zorba kesinlikle insanlık tarihine damga vurmuş bir kahraman.
Kitap bitmeseydi de Zorba hep yanı başımda kalsaydı...

Sevgi ve saygı duyduğum bir dostumdan pdf formatını edinip okuduğum Zorba’ yı, kitap kapağı tasarımsal, baskı vb gibi teknik yönleri şu anda beni fazlaca ilgilendirmiyor açıkçası, umurumda değil. Amma elbette ki Zorba’ yı anlatmadan da olmaz. Zira kitaptır O!

Zorba, Aleksi Zorba. Kendine bunak süsü yüklemiş, yılların yükü sırtında, aslında derin bir derya olan ve içinde bir çok duygu barındıran, bunları bastırmak için kendisiyle mücadele etmeye çalışan, tabiri caizse feleğin çemberinden atlamış, kaşarlanmış bir karakterdir O.

Kimi zaman, bastırmayı beceremediği -ki çoğu zaman- aslında isyanlarıyla, çelişkileriyle dolu bir psikolojik haykırışlar silsilesi içeriyor. İsyanları var; kendine, hayata, doğaya, kadere, dostlarına ya da dost yüzlü gördüklerine, bildiklerine, denizde ki balığa belki, inceden inceye. Bu isyanlarının sonucu değil midir ki parmağından olması hani, öyle olmasını gözünün karalığı sandığımız.

Tüm bunların yanı sıra, bir boş vermişlik, umursamazlık havası sezinlersiniz, her şeyi kolay çözebileceği hissini veren Zorba’ da. Aynı zamanda, içindeki yaşamış olduğu karmaşık duyguların, korkularının eseridir, kendini güçlü gösterme çabası, meydan okuyuşları.

Ama nerede, ne yapması gerektiğini de iyi bilir, zira feleğin çemberinden atlamışlığı boşa değildir. Hayat onu tecrübeler ile boğmuş, esir etmiştir kendine. Esaretten kurtulmak istemesi kendiyle kavgalarını doğurmuştur, yanardağ misali; ara ara lav püskürten üzerimize. Kavgaları vardır, isyanları gibi, tıpkı -aslında yere göğe sığdıramadığı- aşkı gibi, bir türlü ulaşamadığı kendinden bile sakladığı, dışa vuramadığı, belkide kaçışlarıdır.

Siyah üzüm salkımı ile bile kavgası boşa değildir, kırmaktan kaçınmanın eseridir başkalarına haykırışları. O’ na dır tüm bunlar. Kart tavuğun suyunun lezzetli olması, neyi açıklar dersiniz, kinini mi yoksa melankolisini mi? Hangisini? Belki de yüzleşemedikleri olabilir mi, ne dersiniz?

Yaralıdır Zorba aslında, yaralıdır. Hem de büyük, hem de derin, hem de içten içe ve kanayan ve acıyan. Santur ile dostluğu ve dertleşmesidir bir yandan, kendine dert ortağı yapması bundan olmalı, çoğumuzun bir şeyleri ya da birilerini dost edinip, dert ortağı yaptığımız gibi. Baksanıza, ona nasılda narin davranıyor, bir kadına davranışın hassasiyetini gizleyemiyor. Çünkü dostudur o. Çünkü sır vermez o, dili notalar olsa da, konuşturmamak kendi elindedir. Kanayan, acı veren ama bunu kendinden bile saklayan yarasının ilacıdır kendince.

Yaralıdır Zorba, bundandır ruh halinde ki karmaşası; isyanları, kavgaları, endişe ve korkuları. İncedir, narindir, kırılgandır özde. İçi ile dışı arasında ki bir çelişkidir mütemadiyen. Çok görmeyin bunu Zorba’ ya, her yaralının ete kemiğe bürünmüş bir özetidir bu. Yaralı ve derin bir deryadır Zorba. Yaralı ve derin bir derya.

Çok etkilendiğim, alıntılarda da paylaşılan bölüm,

"« Komşumuz ihtiyar bir Türk olan Hüseyin Ağa çok yoksuldu, hanımı, çocukları da yoktu. Akşam eve geldi mi, avluda diğer ihtiyarlarla oturur, çorap örerdi. Ermiş bir adamdı Hüseyin Ağa. Bir gün beni dizlerine aldı; hayır duası eder gibi elini başıma koydu; 'Aleksi' dedi, 'Bak sana bir şey söyleyeceğim, küçük olduğun için anlamayacaksın, büyüyünce anlarsın. Dinle oğlum, Tanrı' yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama.' »

mustafa tamer akder 
06 Tem 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Genel olarak bakıldığında samimi bir dille yazılmış. Derin sorgulamaların olduğu ve edebi dilin birçok okuru tatmin edeceği. Kurgu kısımda bazı noktaları biraz bulanık bıraksa da(Bence) genel olarak tatmin edeceği. Erkek okurların kitabın içerisine daha kolay girebileceği ama kadın okurların bazı noktalarda ön yargı oluşturmazsa erkekler hakkında ilginç bir gözlemde bulabileceği okunması gereken kitaplardan biri. Özel olarak Zorba, kitaplardaki sevdiğim karakterler listesinde ilk ona girecek karakterlerden biridir artık kendisi(Kafamda belirli bir sıralama yok baştan söyleyeyim. :D). Sevincini, üzüntüsünü, coşkusunu, sevgisini, öfkesini, ve kısaca hayatını büyük içtenlikle yaşamış bir karakter zorba. Yaptığı her işi hakkıyla yapan genç ruhlu ihtiyar zamanını tanırsınız ilk başta kitapta ve ilerledikçe gençliğindeki pişmanlıklarını, ilginç prensiplerini, kadına verdiği değeri(Bazı kısımlar ters anlaşılabilir kadınlar için ama bence gerçekten değer veriyor Zorba.), santurunun neden bu kadar değerli olduğunu, raks oyunun Zorba için değerini konuları öğreneceksiniz. Hayatının zorlu yollarından geçerken edindiği deneyimi anlatacak sizi Zorba. Farklı bakış açılarını kazanacaksınız okuduğunuzda.
Kitaba puanlamada 8 vermemin nedenine gelince patronu bence yüzeysel bırakması ve bazı kısımlarda biraz üstün körü geçtiği hissi oluşturması.

mısra 
24 Mar 2016 · Kitabı okudu · 6 günde

Zorba’nın ifadesiyle kâğıt faresi olan, hep mantığının doğrultusunda hareket etmiş ‘Patron’la, hayattan edindiği deneyimler sonucunda 60’lı yaşlarını anlık yaşayan, kalıplara sığmayan, özgürlüğüne, doğaya, kadınlara, işine, santura düşkün Zorba’nın yolları kesişir. Patron onu Girit’teki linyit madeninde çalışması için işe alır. Arkadaşlıkları başlar.
Zorba Tanrı, yaşam, özgürlük, vatan, kadınlar hakkındaki görüşleriyle, yaşam biçimiyle, sorularıyla Patron’u etkiler. Sorularına ne yanıt vereceğini bilemez.
Kitap baştan başa yaşam öğretileriyle dolu, kendi bakış açınızı sorgulamaya itiyor. Yaşamı Zorba’nın gözünden tekrar sorguluyorsunuz, çıkan sonuç kâğıt faresi. Zorba gibi olmak çok zor.

Nina 
21 Kas 2015 · Kitabı okudu · 15 günde · Puan vermedi

Merhaba, Aleksi Zorba. Biliyor musun, seninle ilgili kitap yazılmış, işte orada seni tanıdım. Zaman zaman güldüm sana, zaman zaman seninle birlikte güldüm, bazen de çok kızdım, belki de nefret ettim senden, ama asla kayıtsız kalmadım ve yargılamadım seni. ... Hatasız kul olmazmış ... Patronunu pek sevemedim, ama seninle ilgili çok güzel şeyler söylemiş, en son söylediği şu idi: ''Bizim, fethetmek için yıllarca, büyük yorgunluklar harcadığımız manevî doruklara o, yaratıcı birkaç sözle ulaşıyordu ve biz diyorduk ki; Zorba büyük ruhtur.'' Hoşça kal Aleksi Zorba.

Bahar Erdal 
01 Şub 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

neden okuyoruz ki? Zorba'nın dediği doğru belki de.. "neden ölüyoruz?" sorusuna cevap veremeyen o külüstür kağıtlar ne işe yarıyor? bu kadar basitmiş gibi görünen bu soruya cevap veremiyorlar evet ama nasıl öldüğümüzü ya da nasıl ölündüğünü okuyoruz onlarda.

Burcu Sezgin 
26 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

kitabı okuduğum süre içinde en çok ne kadar özgürüz, ne için yaşıyoruz bunu düşündüm sanırım.. zorbanın da dediği gibi aslında özgür değiliz sadece bağlı bulunduğumuz iplerin uzunlukları birbirinden farklı.. etkileyici bir kitaptı

4 /

Kitaptan 289 Alıntı

Ferah 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu?”

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
BİROL COŞKUN 
24 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bazen içimden, küçük bir ânı alıp karşılığında bütün hayatımı veresim gelir.

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
Asiye Yıldız 
01 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türktür, bu Bulgardır, bu Yunanlıdır. Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgarmış, ya da bilmem neymiş... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum, hay kahrolasıca herif, hay yok olası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır bu kötü adamdır. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk. Hepsi bir benim için. Şimdi iyi mi kötü mü yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça buna da bakmamaya başladım. Ulan ister iyi ister kötü olsun be. Hepsine acıyorum işte... Boşversem bile bir insan gördüm mü içim cız ediyor. Nah diyorum bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor,(...) o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek... Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be... Hepimiz kurtların yiyeceği etiz....

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
BİROL COŞKUN 
25 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Özgür değilsin, senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden daha uzun, hepsi bu kadar.

Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 336)Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 336)
Esra Aksoy 
13 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Dünyadaki pek çok insanın esas sorunu, henüz kendisiyle tanışmamış olmasıdır."

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis

« Komşumuz ihtiyar bir Türk olan Hüseyin Ağa çok yoksuldu, hanımı, çocukları da yoktu. Akşam eve geldi mi, avluda diğer ihtiyarlarla oturur, çorap örerdi. Ermiş bir adamdı Hüseyin Ağa. Bir gün beni dizlerine aldı; hayır duası eder gibi elini başıma koydu; ‘Aleksi’ dedi, 'Bak sana bir şey söyleyeceğim, küçük olduğun için anlamayacaksın, büyüyünce anlarsın. Dinle oğlum, Tanrı'yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama. »

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
BİROL COŞKUN 
20 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kendini kurtarmanın tek yolu başkalarını kurtarmak için çabalamaktır.

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
KeMâL 
04 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hayır, özgür değilsin, dedi. Senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden biraz daha uzun; hepsi bu kadar!

Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 336 - Can Yayınları)Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 336 - Can Yayınları)
BİROL COŞKUN 
25 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her insanın kendi deliliği vardır, bana öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır.

Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 175)Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 175)

Kitapla ilgili 3 Haber

Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...!
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...! Can Yayınları Minikitap Serisi yeni eklenen kitaplarla büyümeye devam ediyor. Şeker Portakalı, Dava, Simyacı, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Zorba ve 1984 eserleriyle toplam 6 kitap ile başlangıç yapan seri yeni eklenen 5 Minikitap; Hayvan Çiftliği, Aldatmak, Genç Werther'in Acıları, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Lüsyen Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikâyesi ile birlikte 11 kitaba yükselmiş oluyor.
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap Yaratıcı baskı formatları açısından farklılıklara alışkın olmayan yayıncılık sektöründe, son yılların belki de en etkili tartışması “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” başlığını taşıyordu. Kitap kokusunu sevenlerle teknoloji çağına doğanları karşı karşıya getiren bu başlığa eklenebilecek üçüncü seçenek Can Yayınları’ndan geldi: Minikitap.